Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrailli askerler Gazze’de sivilleri vurma emirlerini anlattı

Yayınlanma

İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan haberde konuşan İsrailli askerler, Gazze’de görev yapan birliklere yaşlı ya da silahsız ayrımı yapılmaksızın erkeklerin öldürülmesi yönünde emir verildiğini anlattı. Haberde, beyaz bayrak taşıyan kişilerin vurulduğuna ilişkin ifadeler ile kadın ve çocukların keskin nişancılar tarafından hedef alındığı yönündeki tanıklıklar da yer aldı.

İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan haberde konuşan İsrailli askerler ve keskin nişancılar, Gazze’de yürütülen askeri operasyonlar sırasında Filistinli sivillerin sistematik biçimde hedef alındığını anlattı. Haberde yer alan tanıklıklarda, askerlerin yaşlı ya da silahsız ayrımı yapılmaksızın erkekleri öldürme talimatı aldığı yönünde ifadeler kullanıldı.

Kimliği açıklanmayan bir İsrail askeri, komutanlarından aldığı talimatı şu sözlerle aktardı: “Bir erkekle karşılaştığında yaşı ne olursa olsun sakın oyun oynama; derhal öldür.”

Aynı asker, birliklere kadınlar ve çocuklarla ilgili de değerlendirme yapma yetkisi bırakıldığını belirterek, “Hatta bize, eğer kadın ya da çocuksa muhakemenizi kullanın, çünkü bazı şeyler yaşanabilir, dediler” diye konuştu.

Beyaz bayrak taşıyan rehinelerin vurulmasını anlattılar

Haberde aktarılan tanıklıklardan biri, Hamas tarafından 7 Ekim 2023’te rehin alınan İsrailli asker Yotam Haim’in annesi Iris Haim’e verilen bilgilerle ilgiliydi. Yotam Haim, Aralık 2023’te diğer iki rehineyle birlikte kaçmaya çalışırken İsrail mevzilerine yaklaşmış, İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti.

Üç İsrailli rehinenin üzerlerinde kıyafet bulunmadığı ve tehdit oluşturmadıklarını göstermek amacıyla beyaz bayrak taşıdığı bildirilmişti. Buna rağmen İsrail askerleri, karşılarındaki kişilerin Filistinli siviller olduğunu düşünerek ateş açmış ve üç rehineyi öldürmüştü.

Haberde bu olayın, Gazze’de görev yapan İsrail birliklerinin silahsız siviller dahil tüm Filistinli erkekleri potansiyel hedef olarak değerlendirdiğine ilişkin iddiaları yeniden gündeme taşıdığı belirtildi.

Kanal 13’e konuşan ve Yotam Haim ile diğer iki rehineyi vuran askerlerden biri olduğunu söyleyen bir asker, Gazze’deki ruh halini şu sözlerle anlattı: “Dakikada 500 mermi sıkıyorum, her yeri havaya uçuruyorum. Hiç umurumda değil, ben buraya terörist öldürmeye geldim. Karşımda üç terörist gördüm ve onları öldürecektim; sonra ikisinin öldüğünü, birinin kaçtığını fark ettim.”

Yotam Haim’in annesi Iris Haim de askerlerin kendilerine verilen emirleri anlattığını belirterek, birliklere “iki ayak üzerinde yürüyen her canlıyı öldürme” talimatı verildiğini ifade etti.

Oğlunu öldüren birliğin komutanı da anneye yaptığı açıklamada, “Eğer bir terörist bana doğru geliyorsa onu öldürmeye çalışırım, tutuklamaya değil. Tabii ki onu öldürmemiz gerekiyor; evet, tamamen silahsız olsa bile” dedi.

Askerler beyaz bayrak taşıyan kişilerin vurulduğunu anlattı

Kanal 13’e konuşan başka bir İsrail askeri ise birliklere her Filistinliyi tehdit olarak görme talimatı verildiğini söyledi.

Aynı asker, “Yaşlı bir adam bile üzerinde patlayıcı bir düzenekle kendini havaya uçurabilir. Protokol onları vurmaktı” ifadelerini kullandı.

Asker, beyaz bayrak taşıyarak dışarı çıkan kişilerin de vurulduğu olaylar yaşandığını dile getirerek, bu kişilerin yerinde ateş altına alındığını anlattı.

Haberde ayrıca Gazze’de görev yapan İsrailli keskin nişancıların düzenli ve kasıtlı biçimde kadınları ve çocukları hedef aldığı yönündeki tanıklıklara da yer verildi.

Batı basınında geniş yankı uyandıran ilk büyük vakalardan biri, 16 Aralık 2023’te Gazze Şehri’ndeki Kutsal Aile Kilisesi’nde yaşandı. Kiliseye sığınan Katolik anne ve kızı, İsrailli bir keskin nişancının açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Olay daha sonra Papa tarafından da kınandı.

Ocak 2024’te İngiliz yayın kuruluşu ITV, 51 yaşındaki Ramzi Abu Sahloul’un canlı yayında konuştuğu sırada vurulduğu anları yayımladı. Sahloul, İsrail ordusunun talimatları doğrultusunda Gazze’nin güneyindeki Refah’a gitmeye çalışan ve ellerinde beyaz bayrak taşıyan sivillerin bulunduğu grubun içindeydi. ITV görüntülerinde Sahloul’un konuşmasının ardından saniyeler içinde göğsünden vurulduğu görüldü.

Gazze’de görev yapan cerrah çocukların başlarından vurulduğunu anlattı

Gazze’de gönüllü olarak görev yapan İngiliz cerrah Nizam Mamode da İsrailli keskin nişancıların kadınları ve çocukları düzenli biçimde hedef aldığını söyledi.

Şubat 2025’te Londra’ya döndükten sonra The Guardian gazetesine konuşan Mamode, savaş sırasında tedavi ettiği çocuklara ilişkin gözlemlerini anlattı.

Mamode, “Geriye dönüp baktığımda, yaralı çocukların görüntüleri asla zihnimden çıkmayacak. Bir akşam, bombalamadan hemen sonra kaçanları toplamak için alçalan İHA’lar tarafından vurulan yedi yaşındaki Amer’i ameliyat ettim. Karaciğeri, dalağı ve bağırsakları hasar görmüştü; midesinin bir kısmı göğsünden dışarı fırlamıştı. Onun hayatta kaldığını gördüğüme çok sevindim ancak her gün onun gibi hastalar gördük ve çoğu bu kadar şanslı değildi” dedi.

Mamode, özellikle çocukların doğrudan başlarından vurularak öldürülmesinin “kasıtlı keskin nişancı ateşinin açık bir sonucu” olduğunu belirtti. İngiliz cerrah, gördüğü vakaların dehşet verici olduğunu ifade etti.

Gazze’deki can kaybı 72 bini aştı

Haberde yer alan bilgilere göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında şimdiye kadar çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 72 bin 700’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Binlerce kişinin halen kayıp olduğu ve enkaz altında bulunduğunun düşünüldüğü belirtildi.

Haberde ayrıca İsrail’in Gazze’deki tıbbi altyapıyı, su şebekelerini ve elektrik sistemlerini büyük ölçüde tahrip ettiği ifade edildi. Bu nedenle on binlerce Filistinlinin savaşın dolaylı sonuçları nedeniyle yaşamını yitirebileceği değerlendirmesine yer verildi.

Sivil yerleşim alanlarının geniş çaplı biçimde yıkılmasıyla birlikte bölgedeki insani krizin geri dönülmesi zor bir aşamaya ulaştığı kaydedildi.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English