Ortadoğu
İran Dışişleri: Washington’dan taviz istemiyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Tahran’ın Washington’dan taviz talep etmediğini, önceliklerinin çatışmaların sona ermesi ve İran gemilerine yönelik “deniz korsanlığının” durdurulması olduğunu söyledi. Bekai, ABD’nin tek taraflı yaklaşımlarda ısrar ettiğini belirtirken, nükleer program ve uranyum zenginleştirme konularındaki kararların daha sonra değerlendirileceğini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Tahran yönetiminin Washington’dan taviz talep etmediğini, İran’ın taleplerinin “meşru” olduğunu söyledi.
Bekai, İran’ın önceliğinin çatışmaların sona erdirilmesi ve İran gemilerine yönelik “deniz korsanlığının” durdurulması olduğunu belirtti.
IRNA’nın aktardığına göre Bekai, düzenlediği basın toplantısında, “Amerika’dan hiçbir taviz talep etmedik; aksine savaşın sona erdirilmesi ve İran gemilerine karşı denizde yürütülen korsanlığın durdurulması çağrısında bulunduk” dedi.
Bekai, Amerikan tarafının “tek taraflı yaklaşımlarda ve temelsiz taleplerde” ısrar etmeyi sürdürdüğünü söyledi. İranlı sözcü, bu taleplerin büyük ölçüde İsrail yönetiminin oluşturduğu değerlendirmelere dayandığını ifade etti.
Bekai, “Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş talebimiz aşırı bir talep mi? Tüm bölgede, özellikle de Lübnan’da güvenlik ve barışın tesis edilmesi gibi önemli bir mesele sorumsuz bir talep mi?” diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Tahran’ın odağının “acil meseleler” üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Bekai, bu başlıkların savaşın tüm biçimleriyle sona erdirilmesini, Lübnan’daki çatışmaların durdurulmasını ve Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımının güvence altına alınmasını kapsadığını belirtti.
Bekai ayrıca, gündemde ABD’nin ticari gemilere yönelik “yasadışı faaliyetlerinin ve deniz korsanlığının” sona erdirilmesi meselesinin de bulunduğunu ifade etti.
İranlı sözcü, nükleer dosya ve uranyum zenginleştirme faaliyetleriyle ilgili kararların daha sonra ele alınacağını söyledi. Bekai, “Hangi kararların alınacağı ve hangi seçeneklerin değerlendirileceği zamanı geldiğinde tartışacağımız bir mesele” dedi.
İran, mayıs ayının başında ABD’ye 14 maddelik bir barış planı iletmişti. Tahran yönetimi, çatışmaların sona erdirilmesi, saldırmazlık garantileri verilmesi, deniz ablukasının kaldırılması, İran’a ait varlıkların üzerindeki blokajın kaldırılması ve Amerikan askerlerinin çevre bölgelerden çekilmesi taleplerini gündeme getirmişti.
Tasnim’in aktardığına göre İran tarafı, temel anlaşmazlık başlıklarının 30 gün içinde çözülmesini önermişti. Bu teklif, ABD tarafının dile getirdiği iki aylık ateşkes önerisinin yerine sunulmuştu. İran yönetimi ayrıca “ateşkesin uzatılması” yerine “savaşın sona erdirilmesi” vurgusu yapmıştı.
The Wall Street Journal gazetesi ise kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın girişiminde ilk aşamada çatışmaların durdurulmasını ve Hürmüz Boğazı üzerinden ticari deniz taşımacılığının kademeli biçimde yeniden başlatılmasını önerdiğini yazdı. Gazeteye göre aynı süreçte ABD’nin de İran limanları ve İran gemilerine yönelik kısıtlamaları kaldırması öngörülüyordu.
WSJ’nin haberine göre taraflar arasındaki temel anlaşmazlık nükleer program konusunda sürüyor. Washington yönetimi, İran’ın nükleer altyapısı ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili yükümlülüklerini önceden netleştirmesini talep ediyor. Tahran ise bu başlıkların ayrı bir müzakere sürecinde ve 30 günlük takvim içinde ele alınmasını öneriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın önerilerini kabul edilemez olarak nitelendirmişti. Tahran yönetimi ise “sözde ABD başkanının” İran’ın barış önerisine verdiği tepkinin kendileri açısından “hiçbir anlam taşımadığını” açıklamıştı.
WSJ’nin haberine göre İran ile ABD’nin bu hafta içinde İslamabad’da yeniden müzakerelere başlaması ihtimali bulunuyor. Axios ise tarafların anlaşmaya yakın olduğunu yazdı.
Trump da kısa süre önce ABD ile İran arasındaki görüşmeleri “çok iyi” olarak tanımlamıştı. Trump, Tahran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini söylemiş ve “Bir anlaşmaya varmamız tamamen mümkün” ifadesini kullanmıştı.
Taraflar arasında şu anda, nisan ayının başında imzalanan ve ABD Başkanı tarafından süresiz biçimde uzatılan ateşkes yürürlükte bulunuyor. Buna rağmen taraflar geçen hafta karşılıklı saldırılar düzenlemişti.
Ortadoğu
İran ile İsrail arasında karşılıklı füze saldırıları

İran ve İsrail, ateşkes ihlalleri ile askeri hareketliliğin ardından birbirlerinin askeri tesislerine ve stratejik noktalarına yönelik karşılıklı hava saldırıları düzenledi. ABD Başkanı Trump taraflara müzakere masasına dönme çağrısı yaparken, İsrail tarafı vatandaşlarının güvenliği için her türlü önlemi alma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı, İran Silahlı Kuvvetlerinin “meşru müdafaa hakkı kapsamında” İsrail’in kuzeyindeki birkaç askeri hedefi vurduğunu açıkladı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Tahran’ın adımlarının, mükerrer ateşkes ihlallerine ve İsrail’in Lübnan ile İran’a yönelik saldırganlığına bir yanıt olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, ülkenin güneyindeki İran gemilerine ve tesislerine düzenlenen saldırılarda İsrail’in “ABD ile işbirliği yaptığı” ifade edildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise saldırıların Ramat David Hava Üssü’ne yönelik balistik füzelerle gerçekleştirildiğini bildirdi.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’ın ülkenin kuzeyine birkaç dalga halinde yaklaşık 10 balistik füze fırlattığı belirtildi.
Açıklamada, füzelerin tamamının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği kaydedildi. Bu gelişmenin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, İran’ın batı ve merkez bölgelerindeki askeri tesislere misilleme saldırısı düzenledi.
İsrail ayrıca Huzistan vilayetine bağlı Mehşehr kentindeki bir petrokimya tesisini de hedef aldı. İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, saldırıda Karun adlı fabrika isabet aldı ve işletme çalışanları tahliye edildi.
Bu gelişmeler üzerine Devrim Muhafızları Ordusu, “Nasr” adlı askeri operasyonun başladığını duyurarak İsrail’in Tel Nof ve Nevatim hava üslerine füze fırlatıldığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a müzakerelere geri dönme çağrısında bulundu. Trump ayrıca, bölgedeki yeni gerilimin nedeni olarak gördüğü İsrail’in Beyrut’a yönelik saldırılarına tepki gösterdi.
Trump, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Her iki taraf da kendi payına düşeni yaptı. İsrail kendi darbesini vurdu, İran da kendi darbesini vurdu. Yeni bir darbeye ihtiyacımız yok” ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Ofis Danışmanı Dmitriy Gendelman ise İsrail’in, vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla gerekli her türlü önlemi alma konusunda “münhasır hakkını” saklı tuttuğunu dile getirdi.
ABD ve İsrail, 28 Şubat tarihinde İran’a karşı askeri operasyon başlatmıştı. Nisan ayının başında taraflar iki haftalık bir ateşkes üzerinde mutabakata varmış, bu süre daha sonra barış görüşmelerinin yürütülmesi amacıyla Trump tarafından belirsiz bir süreye kadar uzatılmıştı.
Mayıs ayının sonunda İsrail’in Hizbullah ile mücadele gerekçesiyle Lübnan’daki kara operasyonunu genişletmesi üzerine Tahran yönetimi müzakere sürecinden çekilme tehdidinde bulunmuştu.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Trump, Netanyahu’dan Beyrut’a yönelik askeri eylemleri durdurmasını talep etmişti. Beyaz Saray tarafından 3 Haziran’da yapılan açıklamada, İsrail ve Lübnan’ın ateşkes ilan etmeye hazır olduğu bildirilmişti.
Ancak 7 Haziran’da İsrail ordusu, Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’de bulunan bir Hizbullah tesisini vurmuş, saldırı sonucunda iki kişi hayatını kaybederken 11 kişi de yaralanmıştı.
Ortadoğu
ABD, dondurulan İran varlıklarını Körfez ülkelerine devredecek

Reuters’ın haberine ABD yönetimi, dondurulan İran varlıklarını, Tahran’ın bölgedeki misilleme saldırılarından doğan zararların tazmini ve gelecekteki hasarların onarımı amacıyla Körfez ülkelerine devretmeye hazırlanıyor.
ABD hükümeti, dondurulmuş haldeki İran varlıklarını, Tahran’ın Körfez’deki Washington müttefiklerine verdiği zararları tazmin etmek ve gelecekte oluşabilecek hasarları önlemek amacıyla Körfez ülkelerine yönlendirmeyi planlıyor.
Reuters haber ajansının konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı gelişmeye göre, ABD Hazine Bakanı Scott Besent, İran’ın Körfez’deki müttefiklere verdiği zararın değerlendirilmesi ve bu varlıkların yeniden inşa çalışmalarında kullanılması imkanlarının araştırılması talimatını verdi.
Hazine Bakanlığının üzerinde çalıştığı yeni önlemlerin kapsamı hakkında detay vermeyen kaynak, adımların sadece Tahran’ın dondurulan nakit fonlarıyla sınırlı kalmayacağını aktardı.
ABD’nin bu kararı, İran Dini Lideri’nin Danışmanı Muhsin Rızai’nin CNN’e yaptığı ve bir barış anlaşmasının imzalanmasının ABD tarafından bloke edilen 24 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasına bağlı olduğunu belirttiği açıklamanın ertesi günü geldi.
Söz konusu karar, ABC televizyonuna konuşan ve Bakan Besent’in planları hakkında bilgi sahibi olan bir başka kaynak tarafından da doğrulandı.
Televizyon kanalına açıklama yapan kaynak, “Hazine Bakanlığı, İran varlıklarını Körfez’deki müttefiklerimize sunmak, yeniden inşa faaliyetlerini desteklemek ve İran tarafından gelecekte verilebilecek her türlü zararı onarmak için elindeki tüm araçları kullanacaktır” ifadesini kullandı.
Aynı kaynak, bahse konu varlıkların dondurulan fonların yanı sıra ABD tarafından el konulan gemileri de kapsayabileceğini ekledi.
Aktarılan bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi Körfez’deki müttefikleriyle şimdiden temasa geçerek kendilerinden durum değerlendirmesi yapmalarını talep etti.
Reuters, İran varlıklarının Arap ülkelerine devredilmesinin, ABD ile İran arasında daha önce karşılıklı saldırılarla ihlal edilen kırılgan ateşkes sürecinde yeni bir gerilim kaynağı oluşturabileceğine dikkat çekti.
El-Cezire’nin aktardığı verilere göre, İran’ın yurt dışında dondurulan varlıklarının kesin miktarı tam olarak bilinmiyor ancak İranlı resmi kaynaklar ve uzmanlar bu tutarın 100 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor.
Küresel İlişkiler Ortadoğu Konseyi Kıdemli Uzmanı Frederik Schneider, söz konusu varlıkların İran’ın hidrokarbon satışından elde ettiği yıllık gelirin yaklaşık üç katına denk geldiğini ifade etti.
Gelişmeler öncesinde, haziran ayı başında Mehr ajansının aktardığı açıklamaya göre İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bir mutabakat zaptı imzalanmasının hemen ardından ABD’den varlıklarının en az yarısının derhal serbest bırakılmasını, geri kalan kısmının ise makul bir süre içinde çözüme kavuşturulmasını talep ettiklerini bildirmişti.
Ortadoğu
CNN: İsrail özel kuvvetleri Azerbaycan’da

CNN kanalı, İsrail’in İran ile gerçekleşen savaş döneminde Azerbaycan’a gizlice elit askeri ve istihbarat birimleri konuşlandırdığını bildirdi. Azerbaycan’ın Washington Büyükelçiliği, ülke topraklarının üçüncü ülkelere yönelik operasyonlarda kullanıldığı yönündeki iddiaları yalanladı.
CNN’in duruma aşina dört kaynağa dayandırdığı haberine göre İsrail, İran ile gerçekleşen savaş sırasında Azerbaycan’a gizlice elit askeri ve istihbarat birimleri yerleştirdi. Bakü yönetimi ise bu iddiaları yalanladı.
İsrail özel kuvvetlerinin Azerbaycan’ın güneyindeki birkaç farklı noktada faaliyet gösterdiği ileri sürüldü. Bu güçlerin sınıra en yakın noktada, savaş sırasında İsrail’in saldırılar düzenlediği İran’ın Tebriz şehrine 100 kilometre mesafede konuşlandığı aktarıldı.
İsrail komandolarından oluşan özel müfrezelerin, istihbarat toplama ve insansız hava araçlarını yönetme görevlerini yürüttüğü, bunun da İsrail’e İran’ın kuzey kesimini gözlemlemek için bir köprübaşı sağladığı kaydedildi.
Televizyon kanalının verilerine göre, Azerbaycan’daki operasyonda, aralarında İsrail özel operasyon kuvvetleri, elit muharebe ve kurtarma birimleri personelinin yanı sıra Mossad çalışanlarının da bulunduğu birkaç düzine askeri personel görev aldı.
Kaynaktan aktarılana göre, Azerbaycan’dan başlatılan kilit operasyonlardan biri, Devrim Muhafızları Ordusu’nun istihbarat birimi başkanı Rahman Mukaddem’in 4 Mart tarihinde öldürülmesi oldu. İsrail, Mukaddem’i 2024 yılında Donald Trump’a yönelik suikast girişiminin organizatörü olarak nitelendirmişti.
Azerbaycan’ın ABD Büyükelçiliği bu bilgileri yalanlayarak, “Azerbaycan topraklarının üçüncü ülkelere yönelik operasyonlar için kullanıldığı iddialarının” temelsiz olduğunu ifade etti.
CNN ayrıca yorum almak üzere İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail Savunma Kuvvetlerine başvurdu. Haberin yayınlandığı sırada bu taleplere herhangi bir yanıt verilmedi.
İran ve Azerbaycan ilişkileri, İsrail’in İran’a karşı savaş başlatmasının ardından karmaşık bir hal aldı. Mart 2026’da Azerbaycan makamları, 5 Mart’ta Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde meydana gelen insansız hava aracı patlamalarının ardından ülkenin İran’daki diplomatik personelini çekme kararı aldı.
İki insansız hava aracının havalimanı binasına ve bir okulun yakınindeki bölgeye isabet ettiği, olay sonucunda dört kişinin yaralandığı bildirildi. Azerbaycan yetkilileri, İran’ın bölgeye doğru toplam dört insansız hava aracı yönlendirdiğini ifade etti.
İran ise suçlamaları tamamen reddetti. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile yaptığı görüşmede, Tahran’ın saldırıyı organize etmediğini belirterek, saldırının arkasında iki ülke arasındaki ilişkileri baltalamayı amaçlayan İsrail’in bulunabileceğini ifade etti.
Görüş6 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi4 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor










