Bizi Takip Edin

Rusya

İstanbul’da kurulan müzakere masasından beklentiler

Yayınlanma

Rusya ve Ukrayna heyetleri, Türkiye’nin arabuluculuğunda barış görüşmeleri için İstanbul’da bir araya gelmeye hazırlanırken, Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Vladimir Medinskiy, Rus heyetinin 16 Mayıs sabah saat 10.00’dan itibaren Ukrayna tarafını İstanbul’da bekleyeceğini duyurdu.

Medinskiy, Rusya’nın Ukrayna ile ön koşulsuz doğrudan müzakerelere hazır olduğunu vurguladı. Bu gelişme, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rus heyetiyle Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı görüşmenin ardından geldi.

Anadolu Ajansı‘nın Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, 16 Mayıs’ta Rusya, Ukrayna ve Türkiye arasında üçlü bir toplantı yapılması planlanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Vladimir Medinskiy, dün Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde düzenlediği basın toplantısında, Rus müzakere heyetinin İstanbul’daki görüşmeleri, 2022’de kesintiye uğrayan çözüm sürecinin devamı olarak gördüğünü belirtti.

Medinskiy, “Heyet, çözüm yolları ve ortak noktalar bulmaya odaklanmış durumda. Görev, çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırarak uzun vadeli barışın tesis edilmesidir,” dedi.

Medinskiy’e göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 14 Mayıs arifesinde Ukrayna ile yürütülen askeri müdahalenin tüm komutanlarıyla yaptığı toplantının ardından görevleri belirledi ve müzakere pozisyonunu tanımladı.

Rus heyetinin “Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlamasına hazır olduğu ve İstanbul’daki görüşmeler öncesinde çalışma havasını koruduğu” ifade edildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 15 Mayıs sabahı Ankara’ya geldi. Zelenskiy’nin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Başkanlığı Sarayı’ndaki görüşmesi, planlanandan biraz geç, Türkiye saatiyle 13.00’te başladı. Zelenskiy, görüşme öncesinde Rusya’nın İstanbul’daki heyetinin yapısını ve seviyesini “göstermelik” olarak nitelendirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Zelenskiy’i “acınası bir insan” olarak tanımlayarak İstanbul’daki müzakerelerin bir “muamma” olarak kaldığını ve bir şans verilmesi gerektiğini belirtti.

Lavrov, “Hiç kimse her şeyin sorunsuz olacağını garanti etmiyor. Aksine, üç yıl önce İstanbul’da olduğu gibi kesinlikle sorunlar olacaktır,” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy ile görüşmesinden önce yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna ihtilafına ilişkin temasların “yeni fırsatlar doğurduğunu” söyledi.

Anadolu Ajansı‘nın aktardığına göre Erdoğan, “şansın kaçırılmayacağına” dair güvencesini dile getirdi. Erdoğan’ın Zelenskiy ile görüşmesi yaklaşık üç saat sürdü.

Moskova Devlet Dil Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. İkbal Dürre’ye göre, Türkiye 2022’den bu yana Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk deneyimi biriktirdi.

İstanbul 2025’in, İstanbul 2022’den farkı ne?

‘Erdoğan, Zelenskiy’i ikna etmeye çalıştı’

Vedomosti gazetesine konuşan Dürre, Ankara’nın daha önce tahıl anlaşması ve esir takasında önemli rol oynadığını hatırlatarak, Erdoğan’ın Türkiye içindeki dikkati ekonomik durumdan ve muhalefetle mücadeleden diplomatik zaferlere kaydırmak için dış politikada başarıya ilgi duyduğunu belirtti.

Uzman, çatışmanın sona ermesinin Erdoğan için bir diğer nedeninin de Ukrayna’nın yeniden inşasından Türk şirketlerinin kâr elde etme beklentisi olduğunu ekledi: “Türkiye, AB ve ABD’nin ülke üzerindeki artan baskısı nedeniyle artık Rusya-Ukrayna çatışmasından ekonomik çıkar sağlayamıyor.”

Dürre, Ankara’nın Moskova üzerinde neredeyse hiç baskı aracı bulunmadığını, ancak Kiev üzerinde bulunduğunu kaydederek, “Erdoğan, Ankara’da Zelenskiy’i gerçekten müzakere masasına oturmaya ikna etmeye çalıştı,” dedi.

Zelenskiy, Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından Ukrayna Büyükelçiliği’nde basın toplantısı düzenledi. Burada yaptığı açıklamada, İstanbul’a Savunma Bakanı Rustem Umerov başkanlığında, Rusya’dan gelenlerden daha üst düzey bir heyet göndereceğini belirtti.

Zelenskiy, “Rusya’dan gelenler arasında karar alıcı kimseler görmüyoruz. Buna rağmen, ABD Başkanı Donald Trump’a, Türkiye’ye ve Erdoğan’a saygıdan dolayı, anlaşmayı denemek, gerilimi azaltmaya yönelik ilk adımları atmaya çalışmak istediğim için heyetimizi İstanbul’a göndermeye karar verdim,” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy’e göre, Ukrayna heyeti İstanbul’da Amerikalılarla görüşecek ve 16 Mayıs’ta da orada kalacak. Zelenskiy, sözlerinin sonunda ABD’nin Kiev’e Moskova’dan daha fazla baskı yaptığından yakındı.

Haber yayına hazırlandığı sırada Ukrayna tarafının Rusya’dan yetkililerle müzakereleri henüz başlamamıştı. Zelenskiy, görüşmelerin 15 Mayıs akşamı veya 16 Mayıs’ta olabileceğini belirtmişti.

TASS haber ajansı, 15 Mayıs akşamı kendi kaynaklarına dayandırarak, o gün Ukrayna ile “lojistik nedenlerle” görüşme olmayacağını bildirdi.

‘Heyet başkanı olarak Umerov’un atanması Kiev’in çatışmanın bitmesini istemediğini gösteriyor’

Öte yandan Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri Enstitüsü Ukrayna Sektörü Başkanı İvan Skorikov, gazeteye yaptığı açıklamada, Umerov’un heyet başkanı olarak atanması ve müzakerelerin ilan edilen hedefinin 30 günlük ateşkes olmasının, Kiev’in çatışmanın sona ermesiyle ilgilenmediğini, sadece bir mola istediğini gösterdiğini savundu.

Uzman, bunun krizin derin nedenlerini çözmediği için Rusya’nın çıkarlarına uygun olmadığını söyledi.

Türkiye’nin güneyindeki Antalya’da 15 Mayıs’ta NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının gayri resmi zirvesi gerçekleştirildi. Zirve öncesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi.

Zirve marjında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çatışmanın çözümü için bir fırsat penceresi açıldığını ve ittifak ülkelerinin sorunun çözümüne yönelik desteği görüşeceğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Rubio ise Antalya’daki zirvede Avrupa’nın Rusya-Ukrayna müzakerelerindeki kritik önemine değindi.

Fidan daha sonra ABD’den gözlemci bir heyetin İstanbul’a gönderileceğini teyit etti. Rubio ile birlikte Trump’ın özel elçisi Steve Witcoff’un da orada olması bekleniyor.

Skorikov’a göre, Zelenskiy İstanbul’daki müzakereleri, Moskova’yı anlaşmaya yanaşmamakla suçlamak ve Trump’ı kendi tarafına çekmeye çalışmak için bir enformasyon kampanyasında kullanmaya çalıştı.

Trump ise Katar’dan BAE’ye giderken yaptığı açıklamada, Putin’in Türkiye’ye gelmemesinden “hayal kırıklığına uğramadığını” söyledi.

Beyaz Saray’ın internet sitesinde yayınlanan ses kaydına göre Trump, “Neden hayal kırıklığına uğrayayım ki? Bu heyet hakkında hiçbir şey bilmiyorum, kontrol bile etmedim. Dinleyin, ben ve Putin görüşene kadar hiçbir şey yerinden oynamayacak. Belli ki o (Putin) gitmeyecekti. Hazırdı ama benim de gideceğimi düşündü. Bensiz gitmeyecekti,” ifadesini kullandı.

Trump başlangıçta Türkiye’ye gelme olasılığını dile getirmiş, ancak daha sonra Katar ziyareti nedeniyle meşgul olduğunu belirtmiş, ardından Reuters‘ın haberine göre fikrini değiştirmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, 15 Mayıs akşamı yaptığı açıklamada, ABD’nin olası bir Putin-Trump görüşmesine ilişkin kararını İstanbul’daki Ukrayna müzakerelerinin sonuçlarına göre vereceğini belirtti.

‘Mesaj basit: Moskova’nın pozisyonu değişmedi, zira kendi anlayışına göre çatışmanın temel nedenleri ortadan kaldırılmadı’

Rusya Bilimler Akademisi ABD ve Kanada Çalışmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Pavel Koşkin, Trump’ın uygun, hiçbir bağlayıcılığı olmayan bir pozisyon aldığını ve belki de demagojisinin ve Rusya’nın yanıtının dikkati ve müzakere yanılsamasını sürdürmek için bir test veya blöf olduğunu dile getirdi.

Geriye kalanın, acil canlandırma gerektiren durmuş bir süreç olduğunu kaydeden Koşkin, tarafların başladıkları noktaya geri döndüğünü ve daha önce Zelenskiy ile dayanışma gösteren Trump’ın yeniden söylem değiştirdiğini ifade etti.

Koşkin, “İstanbul formatına dönüş semboliktir ve 2022 başlarına bir gönderme olarak Rusya için daha avantajlıdır. Mesaj basit: Moskova’nın pozisyonu değişmedi, zira kendi anlayışına göre çatışmanın temel nedenleri ortadan kaldırılmadı,” diye konuştu.

Bununla birlikte Skorikov, İstanbul’daki müzakerelerin başarısız olması durumunda bile Beyaz Saray’ın arabuluculuk misyonundan vazgeçmeyeceği ve bazen Moskova’ya, bazen de Kiev’e baskı yapmaya devam edeceği görüşünde.

Putin’in çağrısıyla başlayan İstanbul süreci sarpa sardı: Taraflar ne diyor?

Rusya

Rusya Maden Rezervleri Komisyonu Başkanı rüşvetten mahkemeye çıkıyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı. Soruşturma Komitesinin yürüttüğü dosya kapsamında mahkeme Şpurov’un tutuklanma talebini görüşürken, ilgili maddeden 15 yıla kadar hapis cezası istenebiliyor.

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu (GKZ) Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı.

RBK medya kuruluşuna konuşan kolluk kuvvetlerindeki kaynaklar, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesinin 2 Ekim günü müfettişlerin Şpurov hakkında talep ettiği tutuklama başvurusunu değerlendireceğini aktardı.

Rusya Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca suçlanan GKZ başkanının karşı karşıya olduğu en yüksek ceza 15 yıl hapis olarak öngörülüyor.

Federal Maden Kullanım Ajansı (Rosnedra), Şpurov hakkında soruşturma işlemlerinin sürdüğünü doğruladı.

Kurumdan yapılan açıklamada, “Şu anda soruşturma işlemleri yürütülüyor. Rosnedra, kolluk kuvvetlerine gerekli yardımı sağlıyor” ifadelerine yer verildi.

Maden rezervlerinin onayından sorumlu tepe kurum

Rosnedra bünyesinde devlet ekspertiz organı olarak faaliyet gösteren GKZ, kullanıma sunulan maden sahalarının rezervleri ile jeolojik, ekonomik ve çevresel verilerinin resmi incelemesini yürütüyor.

Kurum aynı zamanda maden rezervlerini inceleyen ve onaylayan yetkili komisyonlara organizasyonel ve metodolojik destek veriyor.

1964 yılında Tümen’de doğan İgor Şpurov, 1987’de Tümen Endüstri Enstitüsünden maden mühendisi olarak mezun oldu.

1985 ile 1999 yılları arasında SibNİİNP bünyesinde Samotlor petrol sahasının geliştirilmesi projelerinde görev alan Şpurov, 1999 ve 2000 yıllarında aynı sahanın jeoloji ve geliştirme departmanı direktörlüğünü yürüttü. Şpurov, Aralık 2013’te GKZ genel müdürlüğü görevine atanmıştı.

Uzak Doğu’da da maden yetkilileri tutuklanmıştı

Rusya’da maden sahalarına ilişkin rüşvet soruşturmaları daha önce de üst düzey bürokratları hedef almıştı.

Şubat ayında Primorskiy Krayı’ndaki mahkeme, Uzak Doğu Federal Bölgesi Maden Kullanım Departmanı Başkanı Dmitriy Tsukanov ile yardımcısı Artem Neveselıy hakkında rüşvet suçlamasıyla tutuklama kararı vermişti.

Soruşturma makamlarına göre Tsukanov, değeri 17,5 milyon rubleyi aşan bir Lexus LX600 marka otomobili rüşvet olarak kabul etti. Tsukanov’un ticari bir şirketin temsilcisine kurumsal bilgileri aktardığı ve Magadan bölgesindeki maden arama ile işletme ruhsatının lehte koşullarla verilmesini sağladığı öne sürülüyor.

Yardımcısı Neveselıy ise jeolojik araştırma lisansının uzatılmasına aracılık etmek ve gizli bilgileri sızdırmak karşılığında aracılar üzerinden 350 bin ruble almakla suçlanıyor. Söz konusu davada rüşveti veren kişinin de tutuklandığı bildirildi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.

TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.

Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.

Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.

Dört rafineriye saldırı düzenlendi

Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.

Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.

Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.

Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.

Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.

Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Yayınlanma

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.

Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.

Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.

Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.

Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.

Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.

Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.

Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.

Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.

Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.

Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.

Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.

Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.

Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.

Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English