Bizi Takip Edin

Avrupa

İtalya, Filistin devleti kurulursa ‘barış gücü’ göndermeye hazır

Yayınlanma

Forza Italia lideri ve İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani salı günü yaptığı açıklamada, İtalya’nın Gazze’deki durumu yatıştırmaya yönelik stratejilerinin bir parçası olarak ve diğer ülkelerin de desteğiyle bir Filistin devletinin kurulması halinde ‘barışı koruma güçlerini’ konuşlandırmayı düşündüğünü söyledi.

Tajani’nin yorumları 17-19 Nisan tarihlerinde Capri’de yapılacak G7 dışişleri bakanları toplantısı öncesinde geldi.

Salı günü Ansa’da düzenlenen bir forumda konuşan Tajani, “Bizim görevimiz çatışmayı önlemek ve kamuoyumuza güven vermektir: İtalyan hükümeti barışa güçlü bir şekilde bağlıdır. İsrail’in dostuyuz, fakat diğer ülkelerin desteğiyle bir Filistin devletinin kurulması halinde olası asker konuşlandırılması da dahil olmak üzere barış için çalışmak istiyoruz,” dedi.

‘Bölgesel istikrar için tek geçerli seçenek’ olarak ‘iki devletli çözüm’ün önemini yineleyen Tajani, İtalya’nın bölgenin başlıca siyasi aktörleriyle diyalog kurma çabalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Dışişleri Bakanı ayrıca İtalya’nın Filistin Yönetimi ile güçlü bir diyalog sürdürdüğünü ve yeni Başbakan Muhammed Mustafa’yı ‘tek meşru Filistin otoritesiyle ilişki kurmak istediklerini’ göstermek üzere davet ettiğini kaydetti.

Tajani’ye göre Capri’deki G7 toplantısının temaları Gazze, İran-İsrail ve Kızıldeniz olacak.

İtalyan bakan, “Başbakanın da yapacağı gibi Capri’de bu yolda çalışacağız. İtalya, kökleri batıya dayanan geleneğiyle bir başrol oyuncusu olabilir. İtalya’nın G7’ye liderlik etmesi herkesin barışa ulaşması için bir fırsattır,” dedi.

Avrupa

Avrupa içindeki “E5” grubu konsolide oluyor

Yayınlanma

Bugün Berlin’de yapılacak “E5” toplantısı, AB içerisinde çok daha küçük bir çekirdeğin Kıta’daki karar alma mekanizmalarını üzerine alma konusunda bir test olacak.

Britanya, Fransa, İtalya ve Polonya’nın liderleri, bugün Berlin’de Friedrich Merz’in ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Euractiv’e göre E5 zirvesi, önümüzdeki ay Türkiye’de Donald Trump’ın da katılacağı NATO zirvesi öncesinde ve diplomatlar ile yetkililere göre Ukrayna ile Rusya arasındaki ateşkes görüşmelerinin birkaç hafta içinde başlayabileceği beklentileri karşısında kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Avrupalı müttefiklerden oluşan grup, Patriot PAC-2 önleme füzeleri dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendirmeye yönelik adımları ve Varşova ile Kiev arasındaki sürtüşmeleri gidermeye yönelik çabaları da duyuracak.

Geçen hafta Brüksel’de düzenlenen zirvede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan iyi haberler gelmişti.

Macron, AB liderlerine Ukrayna barış görüşmelerinde yeni bir ivme olduğunu ve Avrupa’nın müzakere masasında yer alacağını söylemişti.

Onun bu iyimserliği kısa sürede tartışmalara yol açtı. Fransa’da düzenlenen G7 zirvesinde Macron’un başkanlığında Donald Trump ile yapılan yoğun görüşmelerin ardından, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın Kremlin ile gizli bir iletişim kanalı açtığına dair haberler çıktı ve bu durum bazı AB liderlerinin eleştirilerine yol açtı.

Henüz bir müzakere masası kurulmamış olsa da, Euractiv’e göre Avrupa devlet ve hükümet başkanlarının ilgilendiği tek bir soru vardı: “Bu koltuğu E3 mü, E5 mi yoksa AB mi alacaktı?”

Diplomatların ve yetkililerin aktardıklarına göre Macron, öncelik sırasının, özellikle Fransa’nın Britanya ile birlikte liderlik ettiği “İstekli Koalisyon” aracılığıyla Ukrayna’ya yönelik askeri taahhütler de dahil olmak üzere, gelecekteki güvenlik garantilerinin sağlanmasında rol alan ülkelere ait olduğunu vurguladı.

Macron, İngilizlerin AB üyesi olmadığını ama bu ayın başlarında Başbakan Keir Starmer’ın başkanlığında Londra’da yapılan görüşmelerin zaten gösterdiği gibi masada bir koltukları olacağını belirtti.

Merz söz alarak, “E3” formatının –Britanya, Fransa ve Almanya– Ukrayna’nın tercih ettiği grup olduğunu ve ateşkes ile çözümün temelleri üzerinde müzakereler sürerken doğal olarak öncü bir rol oynayacağını belirtti.

Hem yakın tarihe hem de savaş dönemine duyarlı olan Merz, Doğu Avrupa ülkelerini –özellikle Polonya ve Baltık devletlerini– sürekli bilgilendireceğini vurguladı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, zirvedeki “oldukça uzun tartışmadan” pek etkilenmemiş görünüyordu.

Tusk şunları söyledi:

“E3 var ve yakında Polonya ile İtalya’nın Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’a katılmasıyla bir E5 oluşacak. Peki; bir araya gelip birlikte neler yapabileceğimizi tartışacağız. Polonya –bunu tekrar edeyim– kendi katılımı olmadan yapılan hiçbir düzenlemeye saygı göstermeyecektir. Meslektaşlarımın ifadeleri ve tepkilerinden, bazılarının belki de tam olarak memnun olmadığını görebildim, fakat herkes ne demek istediğimi anladı ve herhangi bir hoş olmayan sürpriz beklemiyorum.”

İtalya’dan Giorgia Meloni tarafından “kesin bir şekilde” desteklenen Tusk’un yorumları, gelecekteki tüm müzakerelerde Avrupa’nın pozisyonunu temsil etmesi için E5 formatının öne çıkmasını sağladı.

Bu gelişmelerin dışında kalmamak için Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de AB’nin sürece dahil edilmesi konusunda baskı yaptılar.

Bu durum, Brüksel’de her an su yüzüne çıkabilecek bürokratik yetki savaşlarını gözler önüne serdi.

Macron, bir noktada AB’nin temsil edilmesi gerekeceğini kabul etti; bu görev kapsamında Costa’ya, Rusya’ya yönelik yaptırımlar veya dondurulmuş Rus varlıklarına ilişkin kararlar gibi konuların verilmesi söz konusu olabilir.

Durumu daha da karmaşık hale getiren ise Tusk’un Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile olan ilişkileri.

Bu ilişkiler, Ukraynalı milliyetçiler tarafından II. Dünya Savaşı sırasında işlenen suçlara ilişkin anlaşmazlık nedeniyle en düşük seviyeye inmiş durumda.

Zelenskiy, Rusya ile yapılacak herhangi bir müzakerede Avrupa’nın rolü konusunda son sözün Ukrayna’ya ait olacağı konusunda ısrarcı.

Ukraynalı lider, “Avrupa, müzakere formatını değerlendirecek ve çeşitli seçenekler sunacak, fakat müzakerelerde Avrupa’yı kimin temsil edeceğine Ukrayna karar verecek. Bu adil bir yaklaşım,” dedi.

Üst düzey bir AB diplomatı, çoğu Avrupa ve AB müttefikinin de kabul ettiği gibi, E3’ün doğal lider grup olacağını belirtti.

“Temel güvenlik çıkarları söz konusu olduğunda, ilgili aktörler bu garantileri sağlayabilecek devletler. E3, diğerlerine göre daha fazla yeteneğe sahip,” diyen diplomat, İngiliz ve Fransız nükleer caydırıcılığı da dahil olmak üzere askeri yeteneklere atıfta bulundu:

“İstihbarat, uzun menzilli saldırı yetenekleri: bunları herkes sağlayamaz. İtalya ve Polonya, bunun kendi başlarının üstünde gerçekleşmemesi gerektiğini söylemekte haklılar. Dolayısıyla, daha geniş çaplı güvence ve güvenlik sağlamak için E5 formatı fikri ortaya çıktı.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Finlandiya savaşa karşı elitlerini askeri kampta eğitiyor

Yayınlanma

Finlandiya, aralarında üst düzey bürokratlar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcilerinin de bulunduğu sivil elitleri, Rusya ile olası bir çatışma senaryosuna karşı askeri kamplarda eğitiyor. Üç ila dört hafta süren eğitimler kapsamında katılımcılar, normal şartlarda halka kapalı tutulan stratejik tesisleri, hükümet binalarını ziyaret ediyor ve gizli brifinglere katılıyor.

Finlandiya, bürokratlar, akademisyenler, müze müdürleri ve askeri komutanlara yönelik ulusal savunma kurslarıyla sivil ve askeri kanat arasında güçlü bağlar kuruyor.

Bloomberg’in mercek altına aldığı program, 65 yıldır yürürlükte olmasına rağmen mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha güncel ve hayati kabul ediliyor.

Ajansa değerlendirmelerde bulunan emekli Finlandiyalı General Arto Raty, Ukrayna’daki çatışmaların bu tür eğitimlerin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Raty, bir ülkenin ısınma, elektrik, su ve lojistik altyapısını koruyamaması halinde cephe hattının da ayakta kalamayacağını vurgulayarak, “Sorumluluk tek bir sektörün üzerinde toplanamaz” ifadesini kullandı.

Üç ila dört hafta süren eğitimler kapsamında katılımcılar, normal şartlarda halka kapalı tutulan stratejik tesisleri, hükümet binalarını ziyaret ediyor ve gizli brifinglere katılıyor.

Eğitim süresince askeri üniforma giyen, kışlalarda uyuyan ve kumanyalarla beslenen sivil yetkililer, savaş uçaklarıyla uçuşlar da dahil olmak üzere doğrudan ordu tatbikatlarında görev alıyor.

Eğitimin detaylarını paylaşması yasak olan mezunlar, özel bir derneğe üye olarak gümüş bir rozet satın alabiliyor. Defne yaprağı ve iki kılıç tasviri içeren bu rozet, ülkede bir statü sembolü olarak kabul ediliyor ve katılımcıların birbirini tanımasını sağlıyor.

Adaylar çok aşamalı seçim sürecinden geçiyor

Yılda dört kez düzenlenen bu programa davetiyeler, ülkenin en nüfuzlu isimlerine gönderiliyor. Kurumlar tarafından önerilen adaylar, çok aşamalı bir elemeye tabi tutuluyor.

Bloomberg, son dönemde sosyal medya fenomenlerinin ve blog yazarlarının da bu eğitimlere davet edilmeye başlandığını aktardı.

Programın mezunları arasında Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo da yer alıyor. Kursu tamamladığını gösteren rozeti 2020 yılından bu yana vatanseverlik etkinliklerinde ve savunma toplantılarında takan Orpo, bu simgenin “dış politika ve güvenlik politikasındaki değişimlerin, karar alıcıları her gün nasıl sınadığını hatırlatan bir unsur” olduğunu ifade etti.

Sınır hattında artan askeri hareketlilik

Finlandiya, mayıs ayında Finlandiya Körfezi’nde “Narrow Waters 26-1” deniz tatbikatını ve ABD ile İngiltere kuvvetlerinin de katıldığı “Karelian Sword 26” (Karelian Kılıcı-26) kara tatbikatını düzenledi. Ülkede ayrıca “Northern Strike 26” adlı bir topçu tatbikatı da gerçekleştirildi.

Rusya Güvenlik Konseyi ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Finlandiya’nın NATO’ya üye olmasının ardından, özellikle Rusya sınırına yakın bölgelerde yürütülen askeri tatbikatların ölçeğinin ciddi biçimde genişlediğine dikkat çekmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman drone girişimi Stark, Thiel’in desteklediği şirketten yeni bir yatırım aldı

Yayınlanma

ABD’li milyarder Peter Thiel tarafından kurulan bir risk sermayesi şirketi, Alman drone girişimi Stark’ın kısa süre önce tamamlanan 500 milyon avroluk finansman turunda başlıca yatırımcılar arasında yer aldı.

Bu durum, şirketin söz konusu finansçı ile olan bağlantıları nedeniyle daha önce eleştirilere maruz kalmasına rağmen gerçekleşti.

Salı günü duyurulan yeni finansman turunun destekçilerinden biri de Thiel’in Founders Fund şirketiydi.

Anlaşmaya yakın kaynaklara göre, fon bu finansman turunda önemli bir rol oynarken, Kaliforniya merkezli Sequoia Capital de önemli bir yatırımcı oldu.

Yeni anlaşma ile şirketin değeri 3,5 milyar avro olarak belirlendi.

Hem Sequoia hem de Thiel’in kurucu ortağı olduğu Founders Fund, daha önce Stark’a yatırım yapmıştı.

Thiel, Alman savunma startup’ı Stark’a yaptığı yatırım nedeniyle gündemde

Stark, bu yıl Alman silahlı kuvvetlerine “kamikaze” saldırı drone’ları tedarik etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Stark, pazartesi günü FT’nin elde ettiği bir mektupta Alman Federal Meclisi (Bundestag) üyelerine, “Peter Thiel’in kendisinin” Stark hisselerinin “yüzde 10’undan önemli ölçüde daha azına” sahip olmaya devam ettiğini bildirdi.

Şirket, Thiel’in hisselerinin “bu tur sonucunda önemli ölçüde daha da azaldığını” belirterek, Thiel’in hiçbir özel hakka, denetim kurulu görevine, özel oy hakkına sahip olmadığını ve güvenlik açısından kritik teknik bilgilere ya da fikri mülkiyete erişimi bulunmadığını ekledi.

Stark, FT’ye yaptığı açıklamada, Thiel’in şirketteki toplam hisse oranının, tüm doğrudan ve dolaylı yatırımlar dahil, bu finansman turu sonucunda azalacağını belirtti.

Drone üreticisi yaptığı açıklamada, “Avrupa’da kurulmuş ve genel merkezi Avrupa’da bulunan, denetim kurulu tamamen Avrupalılardan oluşan bir Avrupa şirketi” olduğunu belirtti ve “Şirketin tüm liderlik, operasyon ve karar alma süreçleri Avrupa’da yürütülmektedir,” dedi.

Açıklamada ayrıca şunlar yer aldı:

“Peter Thiel, yatırımıyla tek haneli bir hisseye sahiptir. Kendisi denetim kurulu üyesi değildir ve hiçbir özel hakka sahip değildir. Hiçbir bireysel hissedarın hassas bilgilere erişimi yoktur . . . bu bilgiler, yürürlükteki yasal ve düzenleyici gerekliliklere sıkı sıkıya tabidir.”

Berlin merkezli Stark’ın, Thiel’in fonlarından birinden daha fazla fon alma kararı, bu yıl ABD Başkanı Donald Trump ile yakın bağları olan liberter milyarderin rolü konusunda bir siyasi tepkiyle karşı karşıya kalmasının ardından geldi.

Thiel destekli drone startup’ı Stark, testlerde başarısız oldu

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius daha önce Thiel’in katılımından endişe duyduğunu belirtmiş ve şubat ayında “Bay Thiel’in gerçekte ne kadar etkisi olduğunu netleştirmemiz gerekiyor,” demişti.

⁨Daha önce Thiel’in Stark ile olan bağlantılarını eleştiren Yeşiller milletvekili Sebastian Schäfer, Founders Fund’ın son yatırım turundaki rolünden endişe duyduğunu belirtmişti:

“Stark gibi şirketlerden duyduğum kadarıyla, Avrupa’da finansman bulmak hâlâ çok zor. Ama alternatifler var. Büyümek ve başarılı olmak için onun parasına ihtiyaç duymayan başka şirketler de görüyoruz.”

Stark, çarpma anında hedefi havaya uçurmak üzere tasarlanmış silahlı insansız hava araçları üretiyor ve şubat ayında, Almanya silahlı kuvvetlerine bu ölümcül silahları tedarik etmek üzere her biri yaklaşık 300 milyon avro değerinde bir anlaşma kazanan üç şirketten biri oldu.

Şirket, geçen yıl İngiltere’nin Swindon kasabasında bir fabrika açtı.

FT’nin yorum almak üzere kendileriyle iletişime geçmesinin ardından fon toplama turunu duyuran ve milletvekillerine bildirimde bulunan Stark, kıtadaki hükümetlerin ordularına yönelik harcamalarını artırdığı bir dönemde, Avrupa’nın savunma teknolojisi sektörünün en öne çıkan oyuncularından biri haline geldi.

Almanya’nın Helsing ve Quantum Systems gibi diğer tanınmış gruplar da, değerlemelerin artırılmasını da içeren büyük çaplı fon toplama girişimleri hakkında görüşüyor.

Bu anlaşmalar, halka açık savunma şirketlerinin hisse fiyatlarının düşüş eğiliminde olduğu bir ortamda müzakere ediliyor; zira risk sermayedarları, yeni nesil savunma teknolojisi şirketlerinin hızla büyüyeceği ve gelecekteki sözleşmeleri garantileyeceği yönünde bahis oynuyor.

ABD’li yatırımcılar, savunma teknolojisi şirketlerinin en hevesli destekçileri arasında yer alıyor. 

Founders Fund, 61 milyar dolar değerindeki savunma teknolojisi girişimi Anduril Industries’in de kilit yatırımcılarından biri.

Stark’ın son fon toplama turuna katılan diğer yatırımcılar arasında NATO İnovasyon Fonu, Project A ve Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner’in oğlu tarafından yönetilen risk sermayesi şirketi Döpfner Capital de yer aldı.

Stark’ın kurucusu ve CEO’su Uwe Horstmann, “Bu finansman, Avrupa’nın savunma sanayi tabanına yönelik 500 milyon avroluk bir taahhüttür — Avrupa’nın şu anda ihtiyaç duyduğu mühendislere, fabrikalara ve teknolojilere fon sağlıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English