Asya
Japon hükümeti LGBTQ+ farkındalığını teşvik etmeye yönelik planı onayladı

Japon hükümeti, salı günü LGBTQ+ bireyler ve diğer cinsel azınlıklara yönelik anlayışı teşvik etmeyi amaçlayan yasa kapsamında bir temel plan kabul etti.
Kabine toplantısında onaylanan plan, farkındalık artırıcı eğitim programları ve danışma sistemlerinin iyileştirilmesi çağrısında bulunurken, “haksız ayrımcılığa müsamaha gösterilmemesi” gerektiğini belirtiyor.
Temel planın hazırlanması bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyor. Plan, merkezi ve yerel yönetimler, okullar ve işletmeler tarafından yürütülecek ilgili çalışmalar için kılavuz işlevi görecek.
Plan, cinsel azınlıklara yönelik tanınırlığın arttığını kaydederken, bazı kişilerin cinsel yönelimleriyle birlikte yaşam mücadelesi verdiğine ve kafa karışıklığı ile kaygı yaşadığına dikkat çekiyor.
Cinsel azınlıklara yönelik anlayışı teşvik edecek önlemler olarak akademik araştırmaların desteklenmesi, ilgili bilgilerin yaygınlaştırılması ve danışma sistemlerinin geliştirilmesi çağrısında bulunuyor.
Plan kapsamında merkezi hükümet, ülke içinde ve dışında bu alandaki tedbirler ve girişimlere ilişkin bilgi toplayacak, yerel yönetimlere dağıtılmak üzere broşürler ve eğitim videoları hazırlayacak ve çeşitli kurumlardaki danışmanlara eğitim verecek.
Gençler için plan, büyüme sürecinde cinsel yönelimin değişebileceği gerekçesiyle, onların zihinsel ve fiziksel gelişimlerine uygun yanıtların gerekli olduğunu hükme bağlıyor.
Plan, okul danışmanlarından yararlanılarak öğrenciler için danışma sistemlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.
Planın uygulama durumu yılda bir kez açıklanacak. Plan yaklaşık üç yılda bir gözden geçirilecek.
Cinsel azınlıklara yönelik anlayışı teşvik etmeye ilişkin yasa 2023 yılında yürürlüğe girdi. Ancak iktidardaki Liberal Demokrat Parti içinde destekçiler ile temkinli üyeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle son planın hazırlanması üç yıl sürdü.
Kabine Baş Sekreteri Minoru Kihara, salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Çeşitli görüşleri dinleyerek ve geniş kamuoyu desteği sağlayarak gerekli çabaları uygun şekilde teşvik edeceğiz” dedi.
Asya
ÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti

‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’, sıkı disiplini, merkezi liderliği ve yolsuzluğun ortadan kaldırılmasını vurguluyor.
Çin Komünist Partisi (ÇKP), Devlet Başkanı Xi Jinping’in siyasi düşüncesinin, partinin disiplin ve birleşik liderlikle yönetilmesini vurgulayan yeni bir kolunu duyurdu.
Devlet yayıncısı CCTV’nin haberine göre, pazartesi günü parti inşası üzerine düzenlenen ulusal bir konferansta “Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi” kavramı, “parti inşasına ilişkin Marksist teori tarihinde ve Çin Komünist Partisi’nin parti inşası tarihinde bir dönüm noktası” olarak övüldü.
Yeni ifade, partinin ideoloji şefi ve partinin en üst karar alma organı olan yedi üyeli Politbüro Daimi Komitesi’nin beşinci sıradaki üyesi Cai Qi’nin başkanlık ettiği bir toplantıda resmen ortaya kondu. Toplantıya disiplin, personel ve diğer kilit konulardan sorumlu yetkililer de katıldı.
CCTV’nin haberine göre Xi, bu kavramı 2012’deki 18. Ulusal Parti Kongresi’nden bu yana geliştirdi ve kavram, “uzun vadeli iktidara sahip Marksist bir partinin” nasıl inşa edileceği de dahil olmak üzere temel sorulara verilen bir yanıtı temsil ediyor. Haberde ayrıca kavramın, “yeni dönemde parti inşasını güçlendirmek için temel kılavuz” işlevi göreceği belirtildi.
Haberde, “Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi”nin “14 ısrar” ortaya koyduğu belirtildi. Bunlar arasında “Parti Merkez Komitesi’nin merkezi ve birleşik liderliğinde ısrar”, “partinin tam ve sıkı öz yönetiminde ısrar” ve farklı düzeyler arasında bütünlük sağlayan bir örgütsel sistemde ısrar yer aldı.
Yolsuzlukla mücadele de başlıca odak noktalarından biri. Doktrin, “yetkililerin yolsuzluk yapmaya cesaretinin, fırsatının ya da arzusunun olmamasını” sağlamak için eşgüdümlü çabalar gösterilmesini talep ediyor.
Partinin teorik kanonuna yapılan bu son ekleme, 2027 sonbaharında yapılması beklenen bir sonraki parti kongresinden yaklaşık bir yıl önce gündeme getirildi. Alışılmış yaş sınırları nedeniyle partinin Merkez Komitesi’nin üçte ikisinden fazlasının değişmesi bekleniyor. Politbüro ve Daimi Komitesi’nde de büyük değişiklikler öngörülüyor.
Resmi haber ajansı Xinhua pazartesi günü, yeni doktrinin “Çin Komünist Partisi’nin neden işlediğini, Marksizmin neden işlediğini ve Çin’e özgü sosyalizmin neden işlediğini” ortaya koyduğunu söyledi.
Xinhua, doktrinin partinin tüm yönlerinde koordinasyona, kurum ve mekanizmaların iyileştirilmesine ve yasa ile düzenlemelerin bilimsel bir şekilde kullanılmasına daha fazla vurgu yaptığını belirtti.
Tsinghua Üniversitesi Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Xie Maosong, Xi’nin parti inşası doktrininin “uzun vadeli”, “sıkı” ve “kural temelli” olduğunu söyledi.
“Partinin 105’inci kuruluş yıl dönümünün [1 Temmuz] hemen öncesinde başlatılan bu doktrin, teori, disiplin, örgütlenme, kadroların niteliği ve eğitimi dahil olmak üzere parti inşasının tüm temel yönlerini kapsayan kilit hedefleri ayrıntılandırarak, Çin’in iktidar partisinin önümüzdeki on yıllardaki yol gösterici ilkesi olmaya hazırlanıyor” dedi.
Xie, bunların birçoğunun son birkaç on yılda çıkarılan kritik dersler olduğunu da ekledi.
Pekin, Xi’nin partinin doktrinine ekonomi, ordu, diplomasi ve kültür dahil olmak üzere birçok alandaki katkılarını duyurdu. 2017’de Xi’nin ordu üzerine düşüncesi, 19. Ulusal Parti Kongresi raporuna yazıldı; bu düşünce, partinin silahlı kuvvetler üzerindeki mutlak liderliğinde ısrarın yanı sıra “savaşa hazırlığa, inovasyon odaklı gelişime ve askeri-sivil entegrasyona daha fazla vurgu” yapılmasını içeriyordu.
2018’de dış ilişkiler üzerine düzenlenen bir konferansta “Xi Jinping’in Diplomasi Üzerine Düşüncesi” yol gösterici doktrin olarak tesis edildi. Bu doktrin, dış ilişkiler üzerinde parti liderliğinin sürdürülmesini, “insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa edilmesinin” teşvik edilmesini ve karşılıklı saygı ile karşılıklı faydaya dayalı işbirliği temelinde barışçıl kalkınmanın izlenmesini vurguluyordu.
Asya
Japonya Merkez Bankası, faizleri 1995’ten bu yana ilk kez yüzde 1’e yükseltti

Japonya Merkez Bankası, gelecek yıldan itibaren aylık tahvil alımlarını azaltmayı durduracağını açıkladı.
Japonya Merkez Bankası (BoJ), kısa vadeli politika faizini “yaklaşık yüzde 1” seviyesine yükselterek, borçlanma maliyetini 31 yılın en yüksek düzeyine çıkardı. Ülke, kalıcı enflasyon ortamına uyum sağlamaya çalışıyor.
Piyasalarda büyük ölçüde beklenen 0,25 puanlık artış, Japonya’yı, analistlerin merkez bankasının yıllarca süren ultra düşük faizler ve deflasyon döneminin ardından para politikasını normalleştirme çabasında kritik bir eşik olarak gördüğü noktaya taşıdı.
BoJ’un politika faizi en son 1995’te yüzde 1 seviyesindeydi. O dönemde merkez bankası, 1980’lerin sonlarında Japon varlık balonunun patlamasının ardından borçlanma maliyetlerini düşürme sürecindeydi.
Karara eşlik eden açıklamada BoJ, ekonomik faaliyet, fiyatlar ve finansal koşullardaki gelişmelere bağlı olarak politika faizini ve parasal gevşemenin derecesini ayarlayarak normalleşme sürecini sürdürme niyetinde olduğunun sinyalini verdi.
BoJ ayrıca, Nisan 2027’den itibaren Japon devlet tahvillerine yönelik aylık alımlarındaki azaltımı durduracağını ve alım hızını ayda yaklaşık 2 trilyon yen seviyesinde sabitleyeceğini açıkladı. Bu adım da piyasa tarafından büyük ölçüde bekleniyordu.
Açıklamanın ardından yen, dolar karşısında yaklaşık 160,2 seviyesinde yatay seyretti.
BoJ, yüksek ham petrol fiyatlarının ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturduğunu belirtirken, “ekonomide belirgin bir yavaşlama riskinin bir süre öncesine kıyasla azalmış göründüğünü” ifade etti.
Merkez bankası ayrıca, yüksek yakıt fiyatlarının fiyatlara yansıtılmasının nispeten hızlı ilerlediğini ve bunun işletmeler arası işlemlerden tüketici fiyatlarına yayılarak, temel tüketici enflasyonunu yüzde 2’lik hedefin üzerine taşıyabileceğini kaydetti.
Japonya’yı 2024’te negatif faizlerden çıkaran BoJ, 2025’te faizleri iki kez artırmıştı. Bankanın yaklaşık altı ayda bir kademeli sıkılaştırma yönünde bir modele oturması bekleniyordu. Bazı ekonomistler, 0,25 puanlık yeni bir artışın ekim ayı kadar erken bir tarihte gelebileceğini düşünüyor.
Bu haftaki faiz artırımı kararı, bankanın Para Politikası Kurulu’nda 7’ye karşı 1 oyla alındı. Kurul, Başkan Kazuo Ueda’nın geçen hafta hastaneye kaldırılması nedeniyle sekiz üyeyle toplandı.
Karara muhalefet eden üye Toichiro Asada, Orta Doğu’daki durumun Japonya açısından fiyatlara yönelik yukarı yönlü risklerden daha çok, üretim ve istihdama yönelik aşağı yönlü riskler yarattığını savundu.
Moody’s Analytics Japonya Başkanı Stefan Angrick, “Oy dağılımı ilginç ve kurulun artık biraz daha dengeli hale geldiğini gösteriyor; daha önce kurul belirgin biçimde şahin bir eğilime sahipti,” dedi.
Financial Times’a konuşan Angrick sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçek şu ki BoJ’un önünde iyi seçenekler yok. Yen’i güçlendirerek enflasyonist baskıyı azaltmak için faiz artırabilirler; ancak bu da ekonomiye zarar verir.”
Ueda, karaciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyor ve toplantıya katılmadı, oy da kullanmadı. Temmuz ayındaki toplantıya dönmesi bekleniyor. Bu haftaki toplantıya BoJ Başkan Yardımcılarından Ryozo Himino başkanlık etti.
Öğleden sonraki basın toplantısına ise bankanın diğer başkan yardımcısı Shinichi Uchida liderlik edecek. Uchida’nın açıklamaları, BoJ’un İran savaşının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini nasıl değerlendirmeyi sürdüreceğine dair işaretler açısından yakından izlenecek.
Asya
Güney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe

Güney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe: “Ordunun siyasete müdahalesi bir daha mümkün olmayacak.”
Güney Kore’de 2024’ün Aralık ayında eski Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol önderliğinde düzenlenen darbe girişiminin yankıları sürüyor.
Yoon’un, ‘gerilimi tırmandırmak ve darbeye zemin hazırlamak’ için Kuzey Kore’ye İHA gönderme talimatı verdiği ortaya çıkmıştı. Bu kapsamda devam eden yargılamalar ise Yoon dahil dönemin üst düzey isimlerine verilen hapis cezalarıyla sona erdi.
Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Yoon’u ‘düşmana fayda sağlama’ eylemlerinden suçlu bularak 30 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ceza alan isimler arasında dönemin Savunma Bakanı Kim Yong-hyun da 30 yıla çarptırıldı.
Kore ordusunun en güçlü birimlerinden biri olan Karşı İstihbarat Komutanlığı’nın başındaki Yeo In-hyung ise 15 yılla cezalandırıldı.
En az cezayı, emir komuta zincirinde ‘emir kulluğuna’ en yakın isim olan, dönemin İHA Operasyonları Komutanı Kim Yong-dae aldı. Kendisine verilen 3 yıllık hapis cezası, 5 yıllığına ertelendi.
Verilen hapis cezaları, bir suç eyleminin yargılanmasından çok daha fazlası. Seul, darbe girişiminin püskürtülmesinden itibaren askeri ve sivil bürokraside ciddi bir dönüşüm içerisinde.
Bu dönüşümün en önemli adımlarından bir diğeri, iki gün önce atıldı.
Kore hükümeti, Savunma Bakanlığı’na bağlı bir istihbarat biriminin kapatıldığını duyurdu.
Kapatılan kurum, DCC kısaltmasıyla bilinen Savunma Karşı İstihbarat Komutanlığı.
Kapatma kararındaki ana gerekçe, komutanlığın ‘sıkıyönetim sürecinde oynadığı rol’ olarak ifade ediliyor. Ancak kurumun yeniden düzenlenmesi sürecindeki detaylar, askeri alanda hedeflenen dönüşüme dair de önemli ipuçları barındırıyor.
DCC ne yapıyordu?
DCC’nin 70 yılı aşan, uzun bir tarihi var. Kurulduğu 1950 yılından bu yana ‘Özel Hizmet Birliği’, ‘Güvenlik Komutanlığı’, ‘Askeri güvenlik komutanlığı’ gibi isimlerle de anıldı. Bugünkü yapısına ise, Ekim 1977’de Kara Kuvvetleri Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Güvenlik Birimi ve Hava Kuvvetleri Özel Soruşturma Ofisi’nin birleştirilmesiyle kavuştu.
Yalnızca DCC de değil, Kore’nin bütün istihbarat servisleri, yalnızca Yoon’un başarısız girişiminde değil, ülke tarihinin neredeyse bütün karanlık noktalarında merkez rol üstlenen yapılanmalar oldu.
Bunlardan en bilineni, Kore’de ‘10.26 Olayı’ olarak anılan, eski Devlet Başkanı Park Chung-hee’nin 1979’da bir suikast sonucu öldürülmesiydi.
Kore tarihinin uzun süreli diktatörlerinden Park, bizzat Kore Merkezi İstihbarat Teşkilatı (KCIA) başkanı Kim Jae-gyu tarafından düzenlenen suikastla öldürüldü.
Temelinde kurumlar arası rekabetin yattığı bu suikast, ülke tarihine başta istihbarat olmak üzere, devlet kurumlarının pozisyonlarını güçlendirebilmek adına neler yapabileceğini göstermesi bakımından da ibretliktir.
O dönemde DCC, (o dönemki adıyla Askerî Güvenlik Komutanlığı), askeri istihbaratın tek merkezde toplandığı, güçlü bir kuruluştu. DCC’nin gücünü artıran, siyasete kolayca müdahale edebilir hale getiren isim ise, suikasttan 6 ay önce teşkilatın başına atanan Chun Doo-hwan’ın ‘komploları’ oldu.
Chun, soruşturmayı eline alarak rakiplerini tasfiye etti ve 1979’da askeri darbeyle yönetimi ele geçirdi. Ardından gelen sıkıyönetim dalgası, 1980’de Gwangju’daki halk ayaklanmasının kanlı biçimde bastırılmasına kadar uzandı.
Gwangju ayaklanması, 18-20 Mayıs 1980’de, ilk kıvılcımını öğrencilerin attığı, daha sonra halk geneline yayılan ve askeri diktatörlüğe karşı direnişin ordu güçleriyle kanlı bir şekilde bastırıldığı, binlerce sivilin bizzat kendi orduları tarafından öldürüldüğü, Kore tarihinin en kanlı olaylarından.
Günümüzde her 18 Mayıs’ta anılan bu trajedide, örgütsel varlığını iki gün öncesine kadar sürdüren DCC’nin kilit, hatta merkezi bir rolü vardı. Bu dönemde teşkilat üyelerinin sivil kıyafetlerle göstericilerin arasına karıştığı, yalan haberler, söylentiler yaydığı ve çeşitli saldırı eylemleri üzerinden provokasyonlara giriştiği biliniyor.
90’lı yıllara gelindiğinde yine sahneye çıkan DCC, adını bu sefer yasa dışı gözetim skandalıyla duyurdu. Ortaya çıkan bilgilerle anlaşılacaktı ki, siviller, siyasetçiler fark etmeksizin DCC, ülke genelinde büyük bir yasa dışı gözetim ağı kurmuştu. 1991’de yapılan isim değişikliğinin arkasında da işte bu tür skandallar yatıyordu.
Daha sonra, yakın tarihte de adını yine duyuran bu kurumun, 2018’de yine siyasete müdahale ettiği ortaya çıktı. Yonhap haber ajansının o dönem yayınladığı raporlara göre DCC, iktidarı destekleyen ve muhalefeti hedef alan internet içeriklerinin yayılımasında rol alıyordu.
Kore’de yaşanan son darbe girişiminde de, DCC’nin parlamento gibi kritik resmi kurumları kuşatma planı yaptığı, muhaliflere yönelik gözaltı ekipleri kurduğu, tutuklama listeleri hazırladığı ortaya çıktı.
Yani özetle, Kore’de kamuoyunun önemli bir kesimine göre, neredeyse her kirli taşın altından çıkan bu siyasallaşmış Kontrgerilla-vari yapının şimdi değil, yıllar önce kapatılması gerekiyordu.
Kapatılma süreci
Kore siyasetinde ‘tarihi’ sayılabilecek bu gelişmeyi, Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında duyurdu. Bakana göre bu yeni düzenlemeyle birlikte, “Ordunun siyasete müdahalesi bir daha mümkün olmayacak”…
Kararın ‘yalnızca idari bir yeniden yapılanma olmadığını’ vurgulayan Bakan, Bu adım, askerî istihbarat kurumlarının bir daha asla siyasete müdahale edememesi için yapılarının ve görev anlayışlarının köklü biçimde yeniden şekillendirilmesidir” ifadelerini kullandı ve ‘halka ait bir ordu inşa etme yolunda tarihi bir dönüm noktası’ olacağını söyledi.
Neler değişiyor?
Yeni düzenlemeyle birlikte, DCC parçalara ayrılacak. Komutanlığın ‘karşı istihbarat ve savunma sanayii istihbaratı, güvenlik soruşturmaları ile güvenlik denetimlerinden’ oluşan yetkileri farklı kurumlara devredilecek.
Yerine kurulacak Savunma Karşı İstihbarat Merkezi, karşı istihbarat faaliyetleri, savunma sanayii istihbaratı, savunma sanayii güvenliği ve siber güvenlik alanlarından sorumlu olacak.
Güvenlik soruşturmaları ve sıkıyönetim dönemlerinde yürütülen ortak soruşturmalarla ilgili yetkiler Savunma Bakanlığı bünyesindeki mevcut Soruşturma Karargahı’na, kolordu seviyesindeki ve daha üst düzey birliklerde güvenlik denetimleri ile güvenlik ihlali soruşturmaları ise yeni oluşturulacak Savunma Güvenlik Destek Grubu’na devredilecek.
Bununla birlikte, komutanlığa ordu içerisindeki gücünü sağlayan bazı kritik yetkiler tamamen kaldırılıyor.
Artık Kore’de askeri istihbarat kurumu askerî personelin faaliyetlerini izleyemeyecek, personel hakkında istihbarat toplayamayacak, subay ve askerler hakkında itibar değerlendirmeleri hazırlayamayacak ve karşı istihbarat kapsamı dışında kalan yolsuzluk ve diğer usulsüzlüklere ilişkin bilgi toplayamayacak.
Sivil denetimin gücü artıyor
DCC dağıtılırken, yeni kurulan Karşı İstihbarat Merkezi üzerindeki sivil denetim de garanti altına alınıyor.
Bu yeni yapının müfettişi asker olmayan bir kıdemli denetçi olacak. Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulacak istihbarat ve karşı istihbarat denetim komitesi de, doğrudan savunma bakanına bağlı çalışacak ve tamamı sivillerden oluşacak.
Hükümet ayrıca, askeri karşı istihbarat personelinin görev sınırlarını ve yasa dışı faaliyetlere uygulanacak yaptırımları açık biçimde tanımlayacak yeni bir yasa üzerinde çalışıyor.
DCC’nin tarih olması, yalnızca yeniden örgütlenme hamlesi değil, Güney Kore’nin ‘darbelerle ve askeri vesayetle’ hesaplaşması olarak da okunabilir. Elbette, planların ve kararların ne kadarının hangi başarı düzeyiyle uygulanacağı, yine ordu ve siyaset içerisindeki dengeler tarafından belirlenecek.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Çin’in yükselişi küresel kapitalizmin tüm dengelerini sarsıyor
Asya2 hafta önceJaponya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?












