Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’nın enerji krizleri ve B Planı’na sahip olmanın önemi

Yayınlanma

Başbakan Takaichi, Japonya’nın 1970’lerdeki petrol bunalımı sırasında alınan zorlu siyasi kararlardan ders çıkarabilir.

Nikkei Asia, SHIGESABURO OKUMURA

Japonya, İran savaşı nedeniyle 1970’lerden bu yana en ağır enerji kriziyle karşı karşıyayken, son fırtınayı nasıl atlattığına geriye dönüp bakmak — kararlı bir başbakan ve maliye bakanının omuzlarında, elde sağlam bir B Planı’yla — bazı dersler sunabilir.

15 Kasım 1973’te dönemin Başbakanı Kakuei Tanaka, ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile Japon liderin resmî konutunda bir araya geldi. 1970’lerdeki enerji krizini tetikleyen Arap-İsrail çatışmasının başlamasının üzerinden henüz bir aydan biraz fazla zaman geçmişti.

İsrail’i güçlü biçimde destekleyen ABD Başkanı Richard Nixon yönetimi, Tanaka’nın petrol tedarikini güvence altına almaya yönelik giderek daha Arap yanlısı hâle gelen diplomasisinden kaygı duymaya başlamıştı.

O dönemde Tanaka’nın sekreteri olarak görev yapan 95 yaşındaki eski Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Keiichi Konaga, Nikkei’ye, başbakanın o gün Kissinger ile yaptığı görüşmenin içeriğini kendisine aktardığını söyledi. Görüşmenin şöyle geçtiği bildirildi.

Kissinger, Tanaka’yı ABD-Japonya ittifakını unutmaması konusunda uyardı. Tanaka ise böyle temel bir ittifakı unutmayacağını söyleyerek karşılık verdi: “Eğer Amerika bize şu anda petrol tedarik etseydi, kaynak yoksunu Japonya ne derseniz yapardı.”

Kissinger ne diyeceğini bilemedi. Tanaka devam etti: “Petrol kaynakları konusunda Japonya’nın Orta Doğu ile ilişkilerini sürdürmekten başka seçeneği yok. Lütfen bunu anlayın.”

Kissinger’ın resmî konuttan gergin bir ifadeyle ayrıldığı bildirildi.

1980’lerin ortasında görev yapan eski Başbakan Yasuhiro Nakasone, kitaplarından birinde Kissinger’ı büyük petrol şirketlerinin bir ajanı olarak tanımladı.

Konaga, Tanaka’nın Kissinger görüşmesindeki stratejisini hatırlayarak, “Tanaka önce Japonya’nın pozisyonunu ortaya koydu ve ABD’nin zorlukları kabul etmesini sağladı” dedi.

Görüşmeden on gün sonra Tanaka kabinesini değiştirdi. Özellikle dikkat çeken atama, Liberal Demokrat Parti içinde Tanaka’nın sert rakibi olan ve daha sonra 1976’dan 1978’e kadar başbakanlık yapan Takeo Fukuda’nın maliye bakanı olarak görevlendirilmesiydi.

Ekonomik Planlama Ajansı genel direktörlüğü döneminde Fukuda’nın sekreteri olarak görev yapan 88 yaşındaki devlet yetkilisi Yoseki Nagase’ye göre Fukuda, kabineye katılmak için Tanaka’ya bazı şartlar sundu. Bu şartlardan biri, ekonominin tamamının kendisine emanet edilmesiydi.

Tanaka bunu kabul etti, ekonomiye müdahale etmeyeceğine söz verdi ve Fukuda da maliye bakanlığı görevini kabul etti.

Konaga’ya göre Tanaka, tüm bu değişikliklerin ardından Japonya’nın bir kriz ortamında aynı politikalarla yoluna devam edemeyeceğine karar verdi; bu nedenle Fukuda’nın toplam talebi baskılama planı kabul edilebilirdi.

Muhtemelen işin içinde bir miktar siyasi hesap da vardı. Ekonomiyi tek başına maliye bakanına — yani siyasi rakibine — bırakarak, işler kötüye giderse Tanaka suçu ona yükleyebilirdi. Nagase, Fukuda’nın LDP fraksiyonu içinde “düşmana yardım eli uzatmak” konusunda uyarıda bulunan muhalif sesler olduğunu söyledi.

Fukuda’nın maliye bakanlığı döneminde politika yön değişimi çarpıcıydı.

1974 mali yılı için yıl sonu bütçe hazırlama sürecinde, kamu işleri yatırımlarına yönelik harcama artışı sıfırda tutuldu. Japonya’nın ana adası Honşu ile Şikoku adasını bağlayan köprü projesine ayrılan harcama yarıdan fazla azaltıldı; Tohoku ve Joetsu shinkansen hızlı tren hatlarının inşası ise önemli ölçüde geciktirildi.

O dönemde Japonya Merkez Bankası’nın hükümetten bağımsız bir politika yürütme yetkisi yoktu. Nagase, “Maliye Bakanlığı ve Japonya Merkez Bankası’ndaki çalışma düzeyi yetkilileri, resmî iskonto oranının 1 puan artırılması konusunda görünüşe göre uzlaşmıştı; ancak Fukuda bunun 2 puan artırılması gerektiğini güçlü biçimde belirtti” dedi. Japonya Merkez Bankası, 22 Aralık 1973’te alışılmadık bir şekilde 2 puanlık faiz artışını hayata geçirdi.

Tanaka, kaynak diplomasisinde de sonuç aldı. 25 Aralık’ta petrol üreticisi Arap ülkeleri Japonya’yı dost ülke olarak tanıdı ve petrol arzını, savaş başlamadan önceki eylül ayındaki seviyesine geri getirdi.

Yarım yüzyıl sonra Japonya bir başka petrol şokuyla karşı karşıya. Ancak bu kez ham petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon daha kademeli ilerliyor, petrol rezervleri ise bol. Yine de iki dönem aynı zorlukları paylaşıyor: ittifaka sadakat ile kaynaklara erişim arasında tercih yapmak, ekonomik faaliyet ile fiyat istikrarı arasında seçim yapmak gibi.

Geçmişte işe yarayan aynı çözümler bugün Japonya’ya aynen uygulanamaz. Ülke artık yavaş ekonomik büyüme, yüksek borç ve küçülen nüfusla boğuşuyor. Bununla birlikte, iki dikkat çekici devlet adamı Tanaka ve Fukuda’dan öğrenilecek pek çok ders olduğu kuşkusuz.

27 Nisan’da üst meclis bütçe komitesinde konuşan Başbakan Sanae Takaichi, halktan enerji tasarrufu yapmasını isteme çağrılarına olumsuz yaklaştığını ifade etti.

Takaichi, “Ekonomik ve sosyal faaliyetleri durdurmamalıyız” dedi. Başka bir deyişle, Takaichi’nin tutumuna göre hükümet, yükselen benzin, elektrik ve gaz fiyatları karşısında talebi desteklemek için sübvansiyonları genişletmeli.

Hane halkı üzerindeki maliyet yükünü hafifletme ihtiyacı göz önüne alındığında, bu yaklaşımın belli bir mantığı var. Ancak arz kısıtları döneminde fiyatlar doğru sinyalleri veremezse, talep uyum sağlayamayabilir ve bu da krizin uzamasına yol açabilir.

Buna karşılık Tanaka hükümeti, toplam talebi dizginlemeye ve politika faizini artırmaya odaklanmak için altyapı programlarında yön değiştirdi. O dönemde hükümet ayrıca işletmelere ve hane halklarına zorunlu ve acil olmayan enerji tüketiminden kaçınma çağrısında bulundu.

Nikkei’nin yakın zamanda yaklaşık 50 ekonomistle yaptığı ankette, katılımcıların yüzde 86’sı benzin sübvansiyonlarının azaltılması veya kaldırılması gerektiğini söyledi.

İlk petrol krizi sırasında görev yapan 95 yaşındaki eski Maliye Bakanlığı yetkilisi Toyoo Gyoten, “Fiyatlara müdahale etmekten kaçınıp piyasa ilkelerinin işlemesine izin verdiğimizde krizden toparlanma daha hızlı olur” dedi.

Financial Times gazetesi, Japonya’yı bir başlığında “Trump’a hayır diyemeyen ülke” olarak nitelendirdi. Öte yandan Konaga, “53 yıl önceki gibi bir paniğin yaşanmamasının nedeni, Japonya’nın Orta Doğu’daki petrol üreticisi ülkelerle yakın ilişkilerini sürdürmüş olmasıdır” dedi.

Ulusal strateji açısından, alternatifi olmayan bir şeye bağımlı olmaktan daha kırılgan bir durum yoktur. Yarım yüzyıl öncesinden çıkan ders açıktır: Bir krizi ancak elinde B Planı olan ülkeler atlatabilir.

Asya

Vietnam, ASEAN’daki ağırlığını artırırken Myanmar liderini ağırladı

Yayınlanma

Myanmar Cumhurbaşkanı Min Aung Hlaing’ın ziyareti Vietnam’ın ASEAN’daki diyalog temelli, stratejik yaklaşımını ortaya koydu. 

Vietnam, hafta sonu Myanmar Cumhurbaşkanı Min Aung Hlaing’i ağırladı. Ziyaret, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) içinde Myanmar’la nasıl ilişki kurulması gerektiği konusunda görüş ayrılıkları sürerken Hanoi’nin bu ülkeye yönelik giderek daha pragmatik hale gelen yaklaşımını ortaya koydu.

Cuma gününden pazar gününe kadar süren ziyarette Min Aung Hlaing, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanı To Lam dahil ülkenin üst düzey liderleri tarafından kabul edildi. İki taraf ticaret, yatırım, güvenlik, savunma ve dijital altyapı alanlarındaki işbirliğini genişletme konusunda anlaşmaya vardı. Vietnam Başbakanı Le Minh Hung, Hanoi’nin Myanmar’la teması sürdürmek ve yapıcı diyaloğu teşvik etmek amacıyla diğer ASEAN üyeleriyle birlikte çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Vietnam’ın yaklaşımı, Myanmar meselesinde tecrit yerine angajmanı tercih ettiğini gösteriyor. ASEAN’ın 2021 tarihli Beş Maddelik Mutabakatı, Myanmar krizinin ele alınmasına yönelik birliğin resmi çerçevesi olmayı sürdürürken Hanoi, sahadaki gelişmeleri değerlendirmek ve ilerlemeyi teşvik etmek için Myanmar hükümetiyle doğrudan diyaloğun gerekli olduğunu giderek daha fazla savunuyor.

Vietnam Dışişleri Bakanı Le Hoai Trung, temmuz ayında Bangkok’ta ASEAN mevkidaşlarıyla yaptığı toplantıda daha “somut ve pratik adımlar” atılması çağrısında bulundu ve Vietnam Komünist Partisinin yayın organı Nhan Dan’a göre Myanmar’la doğrudan ve düzenli temas kurulmasını savundu.

Bu tutum, Vietnam’ın temel ilkelere bağlılığı uygulamadaki esneklikle birleştiren ve “bambu diplomasisi” olarak adlandırılan dış politika anlayışıyla uyumlu. Hanoi, ASEAN öncülüğündeki girişimlere desteğini sürdürürken siyasi sistemlerinden bağımsız olarak bölgedeki hükümetlerle işleyen ilişkilerini korumaya çalışıyor.

Vietnam Haber Ajansına göre To Lam, Myanmar’ın istikrarı, uzlaşmayı ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmeye yönelik çabalarını överken Min Aung Hlaing de Vietnam’a ASEAN ve diğer uluslararası platformlarda verdiği destek için teşekkür etti.

Ekonomik faktörler de bu yaklaşımda rol oynuyor. Vietnam, 30’dan fazla aktif projede 2,5 milyar doları aşan kayıtlı yatırımıyla Myanmar’ın en büyük yatırımcılarından biri konumunda. Vietnam ordusuyla bağlantılı Viettel ile Myanmar’daki yerel ortakların ortak girişimi olan Mytel, geçen yıl yaklaşık yüzde 40’lık pazar payıyla Myanmar’ın en büyük telekomünikasyon operatörü oldu.

Min Aung Hlaing ayrıca Vietnam’ın dijital altyapı, siber güvenlik ve dijital dönüşüm alanlarında daha fazla rol üstlenmesini memnuniyetle karşıladı ve Vietnamlı şirketleri teknoloji üretimine yatırım yapmaya çağırdı. Min Aung Hlaing, Viettel’in genel merkezini ve Haiphong’daki VinFast elektrikli araç üretim tesisini de ziyaret etti.

İki ülke, sınır aşan suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti, siber suçlar ve çevrim içi dolandırıcılıkla mücadelede işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştı. Taraflar ayrıca ticaret, güvenlik ve savunma alanlarındaki işbirliği mekanizmalarının yanı sıra doğrudan uçuşları ve turizm girişimlerini yeniden başlatma taahhüdünde bulundu.

Bir hafta önce Vietnam ve Myanmar, Trung’un ülkeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ikili ticaret hacmini yıllık 1 milyar dolara çıkarma hedefi doğrultusunda çalışma konusunda anlaşmıştı. Bu, 2021’den bu yana bir Vietnam dışişleri bakanının Myanmar’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.

Vietnam’ın Myanmar’a yönelik açılımı, ASEAN içinde bu ülkeyle nasıl ilişki kurulması gerektiğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler Myanmar hükümetiyle daha fazla etkileşim kurulmasını savunurken diğer ASEAN üyeleri, ilişkiler normalleştirilmeden önce Beş Maddelik Mutabakat kapsamında ilerleme sağlanması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor.

Son ziyaret aynı zamanda Min Aung Hlaing’in daha geniş kapsamlı diplomatik açılımının bir parçası. Temmuz ayında Laos’u, ağustos ayında ise Tayland’ı ziyaret eden Min Aung Hlaing’in Kamboçya’ya da gitmesi bekleniyor.

Söz konusu diplomatik açılım, 2025 sonu ile 2026 başı arasında gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından geldi. Seçimler sonrasında parlamento, nisan ayında Min Aung Hlaing’i cumhurbaşkanı seçtmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin’den kamu bankaları ve sigorta şirketlerine 54 milyar dolarlık sermaye desteği

Yayınlanma

Çin Maliye Bakanlığı, ülkenin finans sistemindeki sermaye yapısını güçlendirmeye yönelik koordineli bir hamle kapsamında kamuya ait sigorta şirketleri ve bankalara toplam 54 milyar dolarlık sermaye aktarımına öncülük edecek. Şirketler pazar günü yaptıkları açıklamalarda planın ayrıntılarını duyurdu.

Ülkenin en büyük hayat sigortası şirketi China Life Insurance (Group) Co, 35 milyar yuan (5,2 milyar dolar), China Taiping Insurance Group ise 7 milyar yuan sermaye desteği alacak.

Ayrı bir açıklama yapan People’s Insurance Company (Group) of China (PICC), Maliye Bakanlığına tahsisli A tipi hisse ihracı yoluyla 15 milyar yuana kadar kaynak sağlamayı planladığını bildirdi. Elde edilecek gelirin şirketin sermayesini güçlendirmek için kullanılacağı belirtildi.

Bu girişim, orta ve uzun vadeli fonlarla borsayı desteklemeleri istenen kamu sigorta şirketlerinin mali yapısını güçlendirebilir. Aynı zamanda söz konusu şirketlerin, düzenleyici kurumların daha küçük ve yüksek risk taşıyan sigorta şirketlerini yönetmesine yardımcı olabilecek konuma gelmesini sağlayabilir.

Finans sektöründe istikrar

Çin’in sigorta sektörü, uzun süredir düşük seyreden faiz oranları nedeniyle azalan kârlılıkla mücadele ediyor. Çok sayıda küçük ve orta ölçekli sigorta şirketinin ödeme gücü oranlarında da bozulma yaşanıyor.

China Export and Credit Insurance Corp, Maliye Bakanlığının şirketin ana sermayesini güçlendirmek amacıyla 10 milyar yuan aktaracağını açıkladı. China Reinsurance (Group) ise 3 milyar yuan sermaye artırımı yapacağını duyurdu.

China Life açıklamasında, “Sermaye aktarımı, ülkenin finans sektörünün reel ekonomiye hizmet etme kapasitesini artırması ve finans ile sigorta sektörlerinin yüksek kaliteli gelişimini teşvik etmesi açısından önemli bir adımdır” ifadelerini kullandı. Şirket ayrıca sermaye desteğinin grubun risklere karşı dayanıklılığını artıracağını belirtti.

Taiping de sağlanacak fonların şirketin ödeme gücünü ve diğer temel göstergelerini güçlendireceğini açıkladı.

Bankalar yeniden sermayelendirme planından yararlanıyor

Ayrı olarak, üç kamu bankası da pazar günü toplam 290 milyar yuan tutarında sermaye desteği alacaklarını açıkladı.

Plan ilk kez bu yıl mart ayında düzenlenen yıllık parlamento toplantısında duyurulmuştu. Böylece geçen yıl bazı diğer büyük kamu bankalarının sermaye yapısını güçlendirmek için kullanılan finansman aracı genişletilmiş oldu.

Ülkenin en büyük kamu bankalarından Agricultural Bank of China ile Industrial and Commercial Bank of China (ICBC), Maliye Bakanlığı, China National Tobacco Corp ve bağlı kuruluşlarına tahsisli A tipi hisse ihracı yoluyla sırasıyla 160 milyar yuan ve 100 milyar yuana kadar kaynak sağlamayı planladıklarını açıkladı.

Her iki banka da elde edilecek gelirin tamamının çekirdek ana sermayeyi (Core Tier 1) güçlendirmek için kullanılacağını bildirdi. Pekin’in ekonomik büyümeyi desteklemek için kamu bankalarına giderek daha fazla başvurduğu bir dönemde bu adımın kredi genişlemesinin sürdürülmesine yardımcı olması bekleniyor.

Zayıf kredi talebi, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi üzerinde kalıcı bir baskı unsuru olmayı sürdürüyor. Bu durum aynı zamanda bankacılık sektörünün kârlılığını da aşındırıyor.

Ülkenin üç politika bankasından biri olan Export-Import Bank of China da Maliye Bakanlığının bankaya 30 milyar yuan sermaye aktaracağını ve böylece bankanın sermaye tabanının güçlendirileceğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan Rusya’dan beş filo daha S-400 almak için harekete geçti

Yayınlanma

Hindistan, Rusya’dan beş filo daha S-400 hava savunma sistemi satın almak üzere Moskova’dan ayrıntılı maliyet teklifi aldı. Hindustan Times gazetesinin haberine göre 2018 anlaşmasının son teslimatının kasım ayında Çin sınırına konuşlandırılması planlanırken nihai karar kabine komitesine bırakıldı.

Hindistan’ın Rusya’dan beş filo daha S-400 Triumf hava savunma sistemi satın alma girişimi, Moskova’nın inşaat ve malzeme maliyetlerini içeren ayrıntılı keşif bedeli teklifini Yeni Delhi’ye iletmesiyle hız kazandı.

Teklifin ulaşması, iki ülke arasında resmi fiyat müzakerelerinin başlamasını sağladı.

Narendra Modi hükümetinin 2018 yılında 5,43 milyar dolar karşılığında sipariş ettiği ilk beş sistemlik paketin sonuncusu, bu yılın kasım ayında Hindistan’a ulaşacak.

Hindustan Times gazetesine konuşan yetkili kaynaklar, bu beşinci S-400 sisteminin Çin sınırındaki doğu sektörüne konuşlandırılacağını aktarıyor. İlave beş filonun nihai onayını ise Moskova ile fiyat üzerinde uzlaşma sağlanması ve Hindistan Maliye Bakanlığından onay çıkmasının ardından Kabine Güvenlik Komitesi verecek.

Medyada çıkan bazı iddiaların aksine Hindistan, Rusya’dan iki filo beşinci nesil Su-57 savaş uçağı alma konusunda henüz bir karar vermedi.

Ancak Şi Cinping yönetiminin, Tibet’teki Hotan, Lhasa ve Nyingchi hava üslerine Çin ordusunun batı harekat komutanlığı bünyesinde beşinci nesil J-20 uçaklarını konuşlandırması sebebiyle Hindistan Hava Kuvvetleri Moskova’nın bu önerisiyle ilgileniyor.

Yeni alım adımı, Mayıs 2025’teki Sindoor Harekatı’nda S-400 bataryalarının gösterdiği performansın peşinden geldi. Harekat sırasında uzun menzilli bir S-400 füzesi, İndus Nehri’nin ötesinde ve Pakistan topraklarının 314 kilometre derinliğindeki bir Pakistan erken uyarı uçağını vurdu.

Pakistan tarafı Adampur ve Bhuj üslerindeki S-400 bataryalarına kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırsa da Rus yapımı hava savunma sistemi Pakistan savaş uçaklarının sınır hattına yaklaşmasını engelledi.

Pakistan Hava Kuvvetleri, Hindistan’ın BrahMos seyir füzeleriyle 11 üssünü vurması ve S-400 ile Akash Tir hava savunma sistemlerinin yedi Pakistan savaş uçağını düşürmesi üzerine 10 Mayıs’ta tüm hava unsurlarını Afganistan sınırındaki Durand Hattı yakınlarına tahliye etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 11-13 Eylül tarihlerinde BRICS zirvesi için Yeni Delhi’ye gelmesi planlanıyor. Ziyaret sırasında iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin hipersonik füze alanında daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English