Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Katar’dan uyarı: İran’la savaşın devamı, dünya ekonomilerini çökertebilir

Yayınlanma

Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi, bölgedeki çatışmaların devam etmesi halinde dünya ekonomisinde ciddi bir daralma yaşanabileceği uyarısında bulundu. Mücbir sebep ilan ederek sevkiyatları durduran Katar, lojistik operasyonların normalleşmesinin haftalar süreceğini öngörüyor.

Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi, Financial Times’a yaptığı açıklamada Batı Asya’daki çatışmaların dünya ekonomilerini ciddi bir riske sürükleyebileceğini belirtti.

Kaabi, bölgede tüm tarafların henüz mücbir sebep ilan etmediğini ancak QatarEnergy’nin bu adımı attığını ifade etti.

Körfez’deki diğer ihracatçıların da çatışmaların uzaması durumunda benzer bir karar alabileceğine dikkat çeken Kaabi, durumun birkaç gün daha devam etmesi halinde bölgedeki her ihracatçının mücbir sebep ilan etmesini beklediğini kaydetti.

Ras Laffan tesislerinde operasyonlar durduruldu

İran’ın Ras Laffan tesisine yönelik insansız hava aracı saldırısının ardından Katar’ın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) operasyonlarının merkezi olan tesiste faaliyetlerin aksadığını belirten Kaabi, çatışmalar hemen sona erse dahi Katar’ın normal sevkiyat döngüsüne dönmesinin haftalar hatta aylar süreceğini ifade etti.

Dünyanın en büyük ikinci LNG üreticisi olan Katar, saldırı sonrası bu hafta mücbir sebep ilan etmek durumunda kaldı.

QatarEnergy’nin CEO’su da olan Kaabi, şirketin bu kararı almaktan başka seçeneği olmadığını vurguladı.

Bakan, “Askeri birimlerden tesislere yönelik yakın bir tehdit olduğu bilgisi ulaştı. Operasyonları güvenli şekilde durdurduk ve 24 saat içinde yaklaşık 9 bin personeli tahliye ettik. Personelimiz tehlikedeyken ve askeri bir bölgede saldırı altındayken onları riske sokamayız. Bu nedenle mücbir sebep ilan ettik” açıklamasında bulundu.

Üretim için çatışmaların durması şart

Kaabi, üretimin yalnızca çatışmalar tamamen sona erdiğinde yeniden başlayabileceğini belirtti. Bakan, bu konuda ordudan çatışmaların tamamen durduğuna ve tesislerin saldırı riski taşımadığına dair teyit beklediklerini ifade etti.

Bu durum, Katar’ın 30 milyar dolar değerindeki Kuzey Sahası genişleme projesini de etkileyecek. Üretim kapasitesini 2027 yılına kadar yıllık 77 milyon tondan 126 milyon tona çıkarmayı hedefleyen ve üçüncü çeyrekte ilk üretimin başlaması planlanan projenin takviminde gecikme yaşanması öngörülüyor.

Petrol fiyatlarında 150 dolar beklentisi

Çatışmaların uzaması halinde enerji fiyatlarındaki yükselişin kaçınılmaz olduğunu belirten Kaabi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin sağlanamaması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara ulaşabileceği uyarısında bulundu.

Dünya petrol ve doğalgazının yüzde 20’sinin geçtiği boğazdaki gemi trafiği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından fiilen durdu. En az 10 geminin saldırıya uğradığı, sigorta maliyetlerinin arttığı ve gemi sahiplerinin personeli riske atmak istemediği bildirildi.

Kaabi, 24 mil genişliğindeki boğazın İran kıyılarına çok yakın olması nedeniyle güvenli geçişin sağlanamadığını belirtti. Bakan, “Mevcut saldırı şekline bakıldığında gemileri boğaza sokmak çok tehlikeli. İran askeri gemileri hedef alıyor ve gemi sahipleri kendilerini doğrudan hedef olarak görüyor” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD donanması refakati ve ek sigorta teklifinin, güvenli geçişi başlatmak için yeterli olmadığını ifade etti.

Küresel ekonomide zincirleme etki uyarısı

Enerji ihracatındaki kesintinin sadece enerji piyasalarını değil, küresel ekonomiyi de etkileyeceğini söyleyen Kaabi, “Çatışmalar birkaç hafta daha sürerse dünya genelinde ekonomik büyüme daralacak.

Enerji fiyatları yükselecek, bazı ürünlerde kıtlık yaşanacak ve tedarik sağlayamayan fabrikalar nedeniyle zincirleme bir reaksiyon oluşacak” uyarısında bulundu.

Enerjiye ek olarak Körfez ile dünya arasındaki ticaretin de durma noktasına gelebileceğini belirten Kaabi, bunun hem Körfez ekonomileri hem de bölgeyle ticaret yapan ülkeler üzerinde ciddi etkiler yaratacağını vurguladı. Bölge, dünya petrokimya üretimi ve gübre hammaddelerinin önemli bir kısmını sağlıyor.

Lojistik zorluklar devam edecek

Katar’ın deniz üzerindeki enerji tesislerinde bir hasar bulunmadığını ancak kara tesislerindeki durumun değerlendirildiğini söyleyen Kaabi, onarım sürecinin ne kadar süreceğinin henüz net olmadığını ifade etti.

Bakan, üretim yeniden başlasa bile lojistik açıdan zorlukların devam edeceğini belirtti. Katar’ın 128 tankerlik filosundan şu anda yalnızca altı ya da yedisinin hazır durumda olduğunu aktaran Kaabi, her geminin yüklenmesinin bir ya da iki gün sürdüğünü ve kapasitenin sınırlı olduğunu vurguladı.

Ortadoğu

ABD İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu için UAEK’yi devreye soktu

Yayınlanma

ABD, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun akıbetini belirlemek amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu’na karar taslağı sundu. Tahran yönetimi nükleer tesislere erişim taleplerini reddederken, kurumun hassas bilgileri İsrail’e sızdırdığını ve ABD’nin kurtarma operasyonu adı altında uranyum çalmaya çalıştığını belirtti.

Washington, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun akıbetini belirlemek amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEK) Yönetim Kurulu’na başvurdu.

ABD tarafından hazırlanan ve üye ülkelere sunulan karar taslağına ulaşan Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran’a nükleer madde muhasebesi ve denetim altındaki nükleer tesislere ilişkin ajansa kesin ve net bilgi sağlaması yönünde çağrıda bulunulduğu belirtildi.

ABD gecikmesiz erişim için baskı yapıyor

ABD’nin hazırladığı metinde, Tahran yönetiminden bu bilgilerin doğrulanması için gerekli olan tüm erişim izinlerini sağlaması talep ediliyor. Karar taslağında, İran’ın işbirliği yapmasının hayati ve acil bir zorunluluk olduğu vurgulanırken, sürecin hiçbir gecikme olmaksızın işletilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Mevcut metinde, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini ilan eden bir UAEK kararının ardından beklenebilecek olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sevk maddesi ise henüz yer almıyor. Söz konusu ihlal kararı, geçen yıl ABD ve İsrail’in İran’a karşı 12 gün süren savaştan bir gün önce, 12 Haziran 2025 tarihinde çıkarılmıştı. Reuters’a konuşan diplomatlar, konunun BMGK’ye taşınması seçeneğinin halen değerlendirme aşamasında olduğunu aktardı.

Al Mayadeen kanalı da karar taslağının kendi ulaştığı kopyasına dayanarak, Washington’ın UAEK Yönetim Kurulu’ndaki üye devletlere kendi tezlerini desteklemeleri yönünde yoğun lobi faaliyeti yürüttüğünü bildirdi.

Grossi taraflara yeniden temas çağrısında bulundu

Bu diplomatik hamleler, UAEK Başkanı Rafael Grossi’nin Tahran’a yönelik yeniden temas kurma çağrısıyla aynı döneme denk geldi. Grossi yaptığı açıklamada, “İran’daki güvence denetimlerinin tam ve etkili bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmak adına İran’ı kurumla yapıcı bir şekilde çalışmaya çağırıyorum. Yeniden temas sağlamamız son derece büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Reuters, haziran ayının başlarında yayınladığı haberde de ABD’nin yaklaşan UAEK toplantısında İran’ı kınayacak bir karar taslağı hazırlığı içinde olduğunu duyurmuştu.

Tahran kurumları casuslukla suçluyor

Tahran yönetimi ise UAEK’yi hassas ve gizli bilgileri sistematik olarak İsrail’e sızdırmakla suçlamaya devam ediyor. Geçen yıl yaşanan 12 günlük savaşın sonunda ABD, İran’ın kritik nükleer tesislerini hedef almış ve Tahran’ın nükleer programının tamamını yok ettiğini ileri sürmüştü. Ancak o dönemdeki istihbarat değerlendirmeleri, Washington’ın bu iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymuştu.

Söz konusu saldırılardan bu yana UAEK, vurulan nükleer tesislere denetim amacıyla erişim talep ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise geçen yıl yaptığı açıklamada, kurumun bu talebini kötü niyetli olarak nitelendirmişti.

Kurtarma operasyonunun arkasında uranyum hırsızlığı iddiası var

Nisan ayının başlarında Washington, İran hava sahasında düşen bir pilotu kurtarma operasyonu başlattığını açıklamıştı. Ancak operasyon sırasında ABD güçleri İran askerlerinin sert direnişiyle karşılaşmış ve basına yansıyan iddialara göre çok sayıda hava unsurunu kaybetmişti.

Gelişmelerin ardından İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin pilot kurtarma operasyonu adı altında yürüttüğü bu askeri hamlenin, asıl amacı zenginleştirilmiş uranyumu çalmak olan bir aldatmaca ve gizli operasyonun parçası olabileceği belirtildi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran ile İsrail arasında karşılıklı füze saldırıları

Yayınlanma

İran ve İsrail, ateşkes ihlalleri ile askeri hareketliliğin ardından birbirlerinin askeri tesislerine ve stratejik noktalarına yönelik karşılıklı hava saldırıları düzenledi. ABD Başkanı Trump taraflara müzakere masasına dönme çağrısı yaparken, İsrail tarafı vatandaşlarının güvenliği için her türlü önlemi alma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı, İran Silahlı Kuvvetlerinin “meşru müdafaa hakkı kapsamında” İsrail’in kuzeyindeki birkaç askeri hedefi vurduğunu açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Tahran’ın adımlarının, mükerrer ateşkes ihlallerine ve İsrail’in Lübnan ile İran’a yönelik saldırganlığına bir yanıt olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca, ülkenin güneyindeki İran gemilerine ve tesislerine düzenlenen saldırılarda İsrail’in “ABD ile işbirliği yaptığı” ifade edildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise saldırıların Ramat David Hava Üssü’ne yönelik balistik füzelerle gerçekleştirildiğini bildirdi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’ın ülkenin kuzeyine birkaç dalga halinde yaklaşık 10 balistik füze fırlattığı belirtildi.

Açıklamada, füzelerin tamamının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği kaydedildi. Bu gelişmenin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, İran’ın batı ve merkez bölgelerindeki askeri tesislere misilleme saldırısı düzenledi.

İsrail ayrıca Huzistan vilayetine bağlı Mehşehr kentindeki bir petrokimya tesisini de hedef aldı. İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, saldırıda Karun adlı fabrika isabet aldı ve işletme çalışanları tahliye edildi.

Bu gelişmeler üzerine Devrim Muhafızları Ordusu, “Nasr” adlı askeri operasyonun başladığını duyurarak İsrail’in Tel Nof ve Nevatim hava üslerine füze fırlatıldığını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a müzakerelere geri dönme çağrısında bulundu. Trump ayrıca, bölgedeki yeni gerilimin nedeni olarak gördüğü İsrail’in Beyrut’a yönelik saldırılarına tepki gösterdi.

Trump, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Her iki taraf da kendi payına düşeni yaptı. İsrail kendi darbesini vurdu, İran da kendi darbesini vurdu. Yeni bir darbeye ihtiyacımız yok” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Ofis Danışmanı Dmitriy Gendelman ise İsrail’in, vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla gerekli her türlü önlemi alma konusunda “münhasır hakkını” saklı tuttuğunu dile getirdi.

ABD ve İsrail, 28 Şubat tarihinde İran’a karşı askeri operasyon başlatmıştı. Nisan ayının başında taraflar iki haftalık bir ateşkes üzerinde mutabakata varmış, bu süre daha sonra barış görüşmelerinin yürütülmesi amacıyla Trump tarafından belirsiz bir süreye kadar uzatılmıştı.

Mayıs ayının sonunda İsrail’in Hizbullah ile mücadele gerekçesiyle Lübnan’daki kara operasyonunu genişletmesi üzerine Tahran yönetimi müzakere sürecinden çekilme tehdidinde bulunmuştu.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından Trump, Netanyahu’dan Beyrut’a yönelik askeri eylemleri durdurmasını talep etmişti. Beyaz Saray tarafından 3 Haziran’da yapılan açıklamada, İsrail ve Lübnan’ın ateşkes ilan etmeye hazır olduğu bildirilmişti.

Ancak 7 Haziran’da İsrail ordusu, Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’de bulunan bir Hizbullah tesisini vurmuş, saldırı sonucunda iki kişi hayatını kaybederken 11 kişi de yaralanmıştı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, dondurulan İran varlıklarını Körfez ülkelerine devredecek

Yayınlanma

Reuters’ın haberine ABD yönetimi, dondurulan İran varlıklarını, Tahran’ın bölgedeki misilleme saldırılarından doğan zararların tazmini ve gelecekteki hasarların onarımı amacıyla Körfez ülkelerine devretmeye hazırlanıyor.

ABD hükümeti, dondurulmuş haldeki İran varlıklarını, Tahran’ın Körfez’deki Washington müttefiklerine verdiği zararları tazmin etmek ve gelecekte oluşabilecek hasarları önlemek amacıyla Körfez ülkelerine yönlendirmeyi planlıyor.

Reuters haber ajansının konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı gelişmeye göre, ABD Hazine Bakanı Scott Besent, İran’ın Körfez’deki müttefiklere verdiği zararın değerlendirilmesi ve bu varlıkların yeniden inşa çalışmalarında kullanılması imkanlarının araştırılması talimatını verdi.

Hazine Bakanlığının üzerinde çalıştığı yeni önlemlerin kapsamı hakkında detay vermeyen kaynak, adımların sadece Tahran’ın dondurulan nakit fonlarıyla sınırlı kalmayacağını aktardı.

ABD’nin bu kararı, İran Dini Lideri’nin Danışmanı Muhsin Rızai’nin CNN’e yaptığı ve bir barış anlaşmasının imzalanmasının ABD tarafından bloke edilen 24 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasına bağlı olduğunu belirttiği açıklamanın ertesi günü geldi.

Söz konusu karar, ABC televizyonuna konuşan ve Bakan Besent’in planları hakkında bilgi sahibi olan bir başka kaynak tarafından da doğrulandı.

Televizyon kanalına açıklama yapan kaynak, “Hazine Bakanlığı, İran varlıklarını Körfez’deki müttefiklerimize sunmak, yeniden inşa faaliyetlerini desteklemek ve İran tarafından gelecekte verilebilecek her türlü zararı onarmak için elindeki tüm araçları kullanacaktır” ifadesini kullandı.

Aynı kaynak, bahse konu varlıkların dondurulan fonların yanı sıra ABD tarafından el konulan gemileri de kapsayabileceğini ekledi.

Aktarılan bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi Körfez’deki müttefikleriyle şimdiden temasa geçerek kendilerinden durum değerlendirmesi yapmalarını talep etti.

Reuters, İran varlıklarının Arap ülkelerine devredilmesinin, ABD ile İran arasında daha önce karşılıklı saldırılarla ihlal edilen kırılgan ateşkes sürecinde yeni bir gerilim kaynağı oluşturabileceğine dikkat çekti.

El-Cezire’nin aktardığı verilere göre, İran’ın yurt dışında dondurulan varlıklarının kesin miktarı tam olarak bilinmiyor ancak İranlı resmi kaynaklar ve uzmanlar bu tutarın 100 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor.

Küresel İlişkiler Ortadoğu Konseyi Kıdemli Uzmanı Frederik Schneider, söz konusu varlıkların İran’ın hidrokarbon satışından elde ettiği yıllık gelirin yaklaşık üç katına denk geldiğini ifade etti.

Gelişmeler öncesinde, haziran ayı başında Mehr ajansının aktardığı açıklamaya göre İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bir mutabakat zaptı imzalanmasının hemen ardından ABD’den varlıklarının en az yarısının derhal serbest bırakılmasını, geri kalan kısmının ise makul bir süre içinde çözüme kavuşturulmasını talep ettiklerini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English