Diplomasi
Küba Başkonsolosu Cárdenas: ABD’nin yakıt kısıtlaması savaş koşullarında dahi kabul edilemez

ABD’nin 29 Ocak’ta imzaladığı kararnameyle Küba’ya yönelik petrol sevkiyatını kısıtlamasının ardından İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi. Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas süreci “soykırım politikası” olarak tanımlarken, Rusya’nın ülkeye petrol tedarik edeceğini açıkladı.
İstanbul Küba Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, José Marti Küba Dostluk Derneği ve Küba Cumhuriyeti Başkonsolosluğu tarafından Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, ABD yönetiminin 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesiyle Küba’ya yönelik ablukayı yeni bir boyuta taşıdığını belirtti.
ABD’nin Küba’ya yönelik son hamlelerinin insani boyutuna dikkat çeken Cárdenas, “29 Ocak tarihinde atılan adım, 1961 yılından beri uygulanan ablukanın yükseltilmiş halidir. 1961 yılında başlatılan ablukanın temel amacı, Küba ekonomisinde kıtlık yaratarak Küba Devrimi’nin yıkılmasını sağlamaktır” diye konuştu.
Küba ile ticaret yapacak şirket ve ülkelere yönelik yaptırımların Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ne aykırı olduğunu vurgulayan Başkonsolos, bu durumun başka ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamı taşıdığını belirtti.
Cárdenas, Küba’ya uygulanan ablukayı 1960’tan bu yana sistematik bir “soykırım politikası” olarak tanımladıklarını ifade etti.
Küba halkının kalkınmasını doğrudan hedef alan bu sürecin çok sayıda ölüme ve salgın hastalığa neden olduğunu kaydeden Başkonsolos, “Son adım, bu soykırım politikasının radikalleşmesidir. Bu uygulamanın uluslararası kurallara aykırı olduğu aşikâr. Mevcut kurallar, savaş koşullarında dahi bu tür yaptırımların uygulanmamasını öngörüyor” dedi.
Yakıt tedariki stratejik hedef haline geldi
Ülkenin yakıt tedarikinin engellenmesine yönelik adımların Küba’da sağlık, eğitim, elektrik ve gündelik yaşamı felce uğrattığını belirten Cárdenas, ABD’nin Küba’yı tehdit olarak gösterme çabalarını “asılsız” şeklinde nitelendirdi.
Küba’nın hiçbir baskıyı kabul etmeyeceğini söyleyen Başkonsolos, diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve çıkar temelinde iktisadi ve diplomatik ilişkileri sürdürme kararlılığında olduklarını paylaştı.
Cárdenas, uluslararası kamuoyuna seslenerek, bu adımları reddetme ve uluslararası ilişkilerde çok yanlılığı destekleme çağrısında bulundu.
İstanbul’daki dostluk derneklerine ve dayanışma hareketlerine teşekkür eden Başkonsolos, “Küba egemenliğini, haysiyetini ve barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek” mesajını verdi.
Rusya’dan Küba’ya petrol sevkiyatı desteği
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cárdenas, petrol tedarikindeki sıkıntıları aşmak için yürütülen diplomatik temaslara değindi.
Küba Dışişleri Bakanı’nın Rusya ziyaretine ilişkin bilgi veren Başkonsolos, “Görüşmede Rusya tarafı, Küba’ya petrol göndereceğini resmi olarak açıkladı. Bu açıklama, 29 Ocak kararnamesinin ardından yapılan ilk resmi petrol sevkiyatı duyurusudur. Umuyoruz ki Rusya’nın bu açık deklarasyonu bir yol açar ve diğer ülkeler de somut adımlar atar” dedi.

Meksika ile havacılık yakıtı işbirliği sürüyor
Meksika’nın ablukaya rağmen petrol gönderip göndermeyeceği yönündeki soru üzerine Cárdenas, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi derinliğine işaret etti.
Venezuela’ya yönelik saldırılardan önce Meksika’nın Küba’nın en büyük petrol tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Cárdenas, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Meksika son dönemde gıda ve ihtiyaç maddesi içeren gemi gönderdi ancak henüz doğrudan petrol girişi olmadı. Bununla birlikte Küba’ya uçan uçakların yakıt tedariki Meksika üzerinden sağlanıyor. Bu sayede Küba’ya yönelik uluslararası uçuşların devamlılığını koruyoruz. Meksika’nın elinden geleni yaptığına ve yapmaya devam edeceğine inancımız tam.”
İflas etmiş devlet söylemi gerçeği yansıtmıyor
Başkonsolos Cárdenas, Türkiye medyasında yer alan “Küba iflas etti” şeklindeki haberlere de tepki gösterdi. Bu tür ifadelerin dezenformasyon niteliği taşıdığını savunan Cárdenas, “Hiçbir iflas etmiş devlet, Küba’nın maruz kaldığı bu ağırlıktaki bir abluka karşısında ayakta kalamazdı. Eğer devlet gerçekten iflas etmiş olsaydı, son birkaç aydaki gelişmelerin ardından tablo çok farklı olurdu. Bugün Küba’da okullar ve hastaneler açık, insanlar işlerine gitmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kurumların işleyişini sürdürdüğünü belirten Başkonsolos, “Madem Küba devleti ve ekonomisi işlemiyordu; bıraksalardı da Küba kendi kendine çökseydi. Ablukanın bu denli sertleştirilmesinin nedeni, sistemin tüm zorluklara rağmen işlemeye devam etmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık ve eğitim sektöründe kısıtlamalar başladı
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada adadaki güncel yaşam koşullarına dair teknik detaylar paylaştı.
ABD’nin imzaladığı son kararname ile ablukanın tam bir kuşatmaya dönüştüğünü belirten Özkan, 29 Ocak’tan bu yana ticari gemilerin adaya petrol taşıyamadığını bildirdi. Küba’nın kendi öz kaynaklarının ihtiyacın yalnızca dörtte birini karşılayabildiğini kaydeden Özkan, birçok sektörün durma noktasına geldiğini ifade etti.
Özkan, özellikle sağlık sektöründeki kritik durumu şu sözlerle aktardı:
“Öncelikli hastalara yönelik kısıtlamalar ve düzenlemeler getirilmiş durumda. Kamu kurumları haftanın sadece belirli günleri hizmet verebiliyor. Ulaşım, doğalgaz ve elektrik kullanımında sert kısıtlamalar uygulanıyor. Gebe kadınlar, kanser hastaları ve yaşam destek cihazlarına bağlı olan hastalar, elektrik kesintileri nedeniyle ciddi risk altında.”
Küba hükümetinin zorlu şartlar altında halkın katılımıyla bir plan dahilinde hareket ettiğini belirten Nahide Özkan, José Marti Küba Dostluk Derneği olarak bir imza çalışması başlattıklarını duyurdu.
Bu faaliyetin temel amacının ABD’nin saldırılarına karşı kamuoyu baskısı oluşturmak olduğunu ifade eden Özkan, önümüzdeki günlerde maddi yardımı da içeren kapsamlı bir dayanışma paketini kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.

Okuyan: Küba’ya yönelik enformasyon saldırısı insanlık suçudur
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, toplantının son bölümünde yaptığı konuşmada Küba ile dayanışmanın partisi için taşıdığı özel anlama vurgu yaptı.
Küba’nın ileri insani değerleri savunan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından eşsiz bir direnç sergileyen bir ülke olduğunu belirten Okuyan, “Küba küçük bir ada ülkesi ancak ABD emperyalizminin dünyaya ayar verme girişimlerine kafa tutabilecek az sayıda özneden biri. Bu meydan okumanın en önemli ayağı uluslararası dayanışmadır” dedi.
ABD’nin Küba’ya yönelik saldırılarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda enformasyon düzeyinde de yürütüldüğünü kaydeden Okuyan, CIA odaklı propagandaya karşı Küba’nın sesinin daha fazla duyurulması gerektiğini belirtti.
Okuyan, “Küba hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Medya olanakları sınırlı olan bir ülkeye karşı yürütülen bu dezenformasyon sürecinde ABD’ye destek verilmesi bir insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.
Küba’nın yaşadığı enerji krizinin hafifletilmesi için uluslararası düzeyde bir çaba olduğunu ifade eden Okuyan, TKP’nin de bu süreçte aktif rol alacağını bildirdi.
Küba’nın güneş enerjisi kullanımını hızla artırmaya yönelik hamleler yaptığını kaydeden Okuyan, “Biz de derneğimizle birlikte başlatacağımız çalışmayla bu sürece destek olacağız. Küba’nın direncini artırmaya yönelik adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Sadece politik bir destekle yetinmeyip, enerji krizi gibi somut başlıklar üzerinde de neler yapabileceğimize bakıyoruz” şeklinde konuştu.
Mustafa Destici’nin “Kübalılaştırma” ifadesine yanıt
Kemal Okuyan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “Türkiye’nin Kübalılaştırılmasına izin vermeyeceğiz” yönündeki sözlerine de tepki gösterdi.
Bu tür açıklamaların iktidarın gayri resmi ortağı konumundaki bir parti tarafından yapılmasının diplomatik açıdan riskli olduğunu savunan Okuyan, “Kübalılaştırmadan ne anladıklarını açıklamaları gerekiyor. Eğer Küba’nın yaşattığı insani değerlerin Türkiye’de egemen olmasından bahsediyorlarsa, biz zaten bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi.
“Anti-emperyalist mücadele emek ekseninde birleşmeli”
Küresel siyasetteki gelişmeleri de değerlendiren Okuyan, ABD’nin hamlelerinin temelinde Çin’in yükselişini engelleme stratejisinin yattığını belirtti.
Trump yönetiminin “sınır tanımayan” yaklaşımının yeni tip mücadele yöntemlerini zorunlu kıldığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, şu değerlendirmede bulundu:
“NATO bitti gibi değerlendirmeler yapmak için henüz erken. Trump, küresel düzeyde yeni bir hegemonya kurmaya çalışıyor. Ancak bu değişikliklerin milyonlarca yoksul insan için ne anlama geldiği asıl meseledir. Uluslararası düzeydeki anti-emperyalist mücadele, emek mücadelesiyle doğrudan bağ kurulmadan başarıya ulaşamaz ve dünyadaki bu tehlikeli gidişat sona erdirilemez.”
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu







