Bizi Takip Edin

Rusya

Küba’da enerji krizi derinleşirken Rusya’dan 100 bin tonluk petrol sevkiyatı

Yayınlanma

Rusya’ya ait Anatoly Kolodkin adlı petrol tankeri, şiddetli enerji krizinin yaşandığı Küba’ya 100 bin tonluk insani yardım yüküyle ulaştı. Matanzas Limanı’nda tahliye edilmeyi bekleyen sevkiyat, ABD’nin baskıları sonucu kesilen enerji tedarikine karşı Moskova’nın Havana ile “sarsılmaz dayanışma” mesajını somutlaştırdı.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Rus petrol tankeri Anatoly Kolodkin’in Küba’ya ulaştığı ve halihazırda Matanzas Limanı’nda tahliye edilmek üzere beklediği bildirildi.

Gemi, Karayipler’deki ada ülkesini etkisi altına alan ağır enerji krizi koşullarında, insani yardım olarak sınıflandırılan yaklaşık 100 bin ton petrol taşıyor.

Paylaşılan bilgilere göre sevkiyat, Rus bayrağı altında ve askeri refakat olmaksızın gerçekleştirildi. Petrol tankerine Manş Denizi geçişi sırasında başlangıçta Rus Donanması’na ait bir savaş gemisinin eşlik ettiği, ancak geminin Atlantik’e girdikten sonra Küba’ya varana dek seyrini tek başına sürdürdüğü kaydedildi.

Enerji sevkiyatı üç aylık kesintinin ardından yeniden başladı

Söz konusu operasyon, son üç ay içinde adaya varan ilk petrol sevkiyatını teşkil ediyor. Söz konusu gelişme, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Küba’ya yönelik enerji tedarikini azaltmaları veya durdurmaları yönünde Venezuela ve Meksika üzerinde kurduğu baskının beraberinde yaşandı. Bu süreçte 9 Ocak tarihinden bu yana petrol sevkiyatı alamayan adada, temel hizmetlerin sürdürülmesi ve ekonominin işleyişi için elzem olan yakıta erişimin kısıtlanması, enerji sisteminde kalıcı bir gerilemeye ve halkın zorluklarla karşılaşmasına neden oldu.

Aynı kapsamda, Meksika’nın son sevkiyatı gerçekleştirdiği ancak sonrasında Washington’un baskısı nedeniyle tedariki kestiği hatırlatıldı. Bu kesintiler zinciriyle birlikte Küba, hem günlük tedariki hem de elektrik üretim kapasitesi ile üretim faaliyetlerini etkileyen daha ağır bir enerji kriziyle karşı karşıya kaldı.

Moskova’dan “sarsılmaz dayanışma” vurgusu

Rusya tarafında petrol tankeri hadisesi, Küba’ya yönelik siyasi destek ve işbirliği söylemiyle ilişkilendiriliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçen hafta yaptığı açıklamada, Moskova’nın ada çevresinde yükselen gerilimden endişe duyduğunu belirterek Küba hükümetiyle dayanışma içinde kalacaklarını teyit etti.

Ardından Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova’nın desteğini yineleyerek Rus makamlarının, zorlu olarak nitelendirilen bu durumda Küba’ya yardım mekanizmalarını değerlendirdiğini aktardı. Peskov, “Küba yönetimiyle sürekli diyalog halindeyiz ve elbette bu denli güç bir vaziyette adaya nasıl yardım edilebileceğini ele alıyoruz” ifadelerini kullanarak, alınacak önlemlerin Kübalı muhataplarla görüşüleceğinin altını çizdi.

Sözcü daha önceki beyanlarında da Rusya’nın “mümkün olan tüm yardımı” sağlamaya hazır olduğunu belirtmiş ve konuların Küba makamlarıyla yürütülen temaslar aracılığıyla kanalize edildiğine dikkat çekmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Küba’nın düştüğü durumdan duyduğu ciddi endişeyi dile getirerek; ticari, ekonomik, mali ve son olarak enerji alanındaki abluka ile ABD baskıları karşısında “kardeş halk” olarak nitelediği Küba halkına ve hükümetine olan desteğini yineledi. Bakanlık açıklamasında, ülkenin daha önce görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Bu doğrultuda Rusya, petrol tedariki ve lojistik işbirliğinin, dış kararlar ve uzun süreli kısıtlamalarla ağırlaşan mevcut tabloya bir yanıt teşkil ettiğini savunarak “sarsılmaz dayanışma” kavramını öne çıkardı.

Anatoly Kolodkin petrol tankeri Matanzas’ta tahliye edilmeyi beklerken, insani yardım yükünün Küba için acil bir rahatlama sağlaması öngörülüyor. Bununla birlikte, sevkiyatın gerçek etkisinin; ocak ayından bu yana biriken gerilimin yaşandığı bir sistemde yakıtın teslim alınma, işlenme ve dağıtım sürelerine bağlı olduğu belirtiliyor.

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English