Rusya
Kurçatov Enstitüsü Başkanı: Rusya’nın yeni bir stratejik projeye ihtiyacı var

Kurçatov Enstitüsü Başkanı Mihail Kovalçuk, Rusya’nın gelecek yüzyıllardaki egemenliğini güvence altına alacak yeni bir stratejik projeye ihtiyacı olduğunu söyledi. V. Genç Bilim İnsanları Kongresi’nde konuşan yetkililer, Sovyet atom programının başarısının devlet, bilim ve istihbarat arasındaki uyumlu işbirliği sayesinde mümkün olduğunu vurguladı.
Kurçatov Enstitüsü Başkanı Mihail Kovalçuk, Rusya’nın gelecek yüzyıllardaki egemenliğini güvence altına alacak yeni bir stratejik proje üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.
Vedomosti gazetesinin haberine göre Kovalçuk, nükleer sanayiin 80. yıl dönümüne adanan V. Genç Bilim İnsanları Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Eğer gelecek yüzyıllarda egemenliğimizi sağlayacak yeni bir stratejik proje hakkında düşünmezsek hayatta kalamayız” diye konuştu.
Başarının sırrı: Devlet, bilim ve istihbarat işbirliği
Sovyet nükleer projesine değinen Kovalçuk, böyle bir görevin yerine getirilmesinin devlet, bilim topluluğunun bir kısmı ve istihbarat arasındaki uyumlu çabalar sayesinde mümkün olduğunu belirtti.
Devletin konunun son derece önemli olduğunu anladığını ve standart dışı bir karar aldığını ifade eden Kovalçuk, bu meselenin çözümünün alışılmış devlet yönetiminin dışına çıkarıldığını kaydetti.
Kovalçuk, “Amerikalıların Hiroşima ve Nagazaki’yi barbarca bombalamasından sadece birkaç ay sonra, eğer devletimiz ve bilim topluluğumuzun bir kısmı savaşın en zorlu yıllarında bu kararı alıp çoğunluğun anlamadığı bir konuyla uğraşma gücünü bulmasaydı, Büyük Anayurt Savaşı’ndaki zaferimiz boşa çıkardı” dedi.
Kovalçuk’a göre, bugün nükleer silaha sahip olan tüm ülkeler, bu teknolojiyi aslında öncüler olan Sovyetler Birliği veya ABD’nin elinden aldı.
Bununla birlikte, nükleer silah üretmek için madencilik, zenginleştirme sanayisi ve makine mühendisliği gibi farklı devlet kapasitelerine sahip olmak gerektiğini de sözlerine ekledi.
ABD’li nükleer fizikçi uyardı: Denemeler en çok Rusya’ya yarar
İstihbarat, nükleer projenin maliyetini düşürdü
Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR) Direktör Yardımcısı Viktor Nemtsev ise Sovyet atom projesinden bahsederken istihbaratın rolünü anmadan geçmenin eksik kalacağını belirtti.
Nemtsev, “Enormoz” kod adıyla bilinen istihbarat operasyonu sırasında Sovyet ajanlarının Batılı ülkelerdeki nükleer silah geliştirme çalışmalarına dair gizli bilgilere ulaştığını hatırlattı.
Bu operasyon kapsamında ABD’nin en korunaklı askeri sırrı olan Manhattan Projesi’ne (ABD’nin nükleer silah geliştirme programının kod adı) erişim sağlandığını ifade etti.
Nemtsev, istihbarattan elde edilen materyallerin, çıkmaz sokak olduğu anlaşılan araştırma ve geliştirme çalışmalarından kaçınılmasını sağlayarak yerli nükleer projelerin finansal ve maddi maliyetlerini önemli ölçüde azalttığını açıkladı.
Nemtsev, “Bugün, dış politikadaki durumun gerginleştiği koşullarda, Rusya’nın güvenliğinin teminatı, yüksek teknolojili nükleer caydırıcılık araçlarının varlığıdır” dedi.
Nükleer sanayii ile SVR arasındaki uzun yıllara dayanan işbirliği tecrübesine dayanarak Rusya’nın askeri-teknik alandaki lider konumunu koruyacağından ve dış tehditlere etkili bir şekilde yanıt verebileceğinden emin olunabileceğini sözlerine ekledi.
Putin’in ilk günlerinden beri nükleer sanayi gündemde
Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihaçev de Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 26 Mart 2000’de ilk kez seçildiğini ve hemen ardından 29 Mart’ta Snezhinsk’e giderek nükleer enerji ve nükleer silah kompleksinin geliştirilmesi üzerine toplantılar yaptığını hatırlattı.
Lihaçev, 2000’li yılların ortasından itibaren sektörde istikrarlı bir büyüme başladığını belirtti. Barışçıl nükleer enerjinin sadece ulusal hedefler çerçevesinde kalabileceğini ancak yeni bir aşamaya taşındığını ifade etti.
Rosatom Başkanı, “Hangi bütçe kısıtlamalarıyla ilerlediğimizi ve özel operasyonun görevlerini çözmek için bugün tüm güçlerin ne kadar seferber edildiğini anlıyoruz. Buna rağmen Devlet Başkanı hem barışçıl atom hem de nükleer ‘kalkan’ ve ‘kılıcın’ güçlendirilmesi ve geliştirilmesi konularında düzenli olarak toplantılar yapıyor” diye konuştu.
Lihaçev ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne aday gösterilmesini de yorumladı.
Lihaçev’e göre bu adımda bir mantık var; zira UAEA, kendi gündeminde kalan ve tamamen siyasi bir söyleme geçmeyen neredeyse tek uluslararası kuruluş.
Dijitalleşme ve uzmanlaşma nükleer bilimin geleceği
Bauman Moskova Devlet Teknik Üniversitesi Enerji Mühendisliği Araştırma Enstitüsü Direktörü Maksim Frantsuzov, günümüzde nükleer bilimde dijital teknolojilerin rolünün önemli ölçüde arttığını kaydetti.
Frantsuzov, “Fiziksel testlerin sayısını azaltmak, deney ve tesis oluşturma maliyetlerini optimize etmek için aktif olarak çalışıyoruz” dedi.
Ayrıca Frantsuzov, en ileri dijital dünyada bile fiziksel testlerin ortadan kalkmayacağını, ancak gelişmiş matematiksel modeller, yüksek performanslı süper bilgisayar hesaplamaları ve yapay zeka algoritmaları sayesinde hacimlerinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirtti.
Moskova Enerji Mühendisliği Enstitüsü Nükleer Santraller Kürsüsü Başkanı Marina Hvostova ise nükleer endüstrisinin gelişmesiyle birlikte nükleer enerji alanındaki uygulamalı bilimsel bilgilerin giderek daha karmaşık hale geldiğini ifade etti.
Hvostova’ya göre, bilim insanı artık evrensel bir araştırmacı değil; belirli görevleri çözen dar alanlarda uzmanlaşmış kişiler ortaya çıkıyor.
Hvostova, “Çernobil kazası nükleer sanayii üzerinde iz bıraktı. Nükleer enerjiye olan güven sarsıldı ve bu durum, kazanın sonuçlarının ortadan kaldırılması, güvenlik sistemlerinin geliştirilmesi, olasılık analizi ve risk yönetimi konularında geniş bir çalışma ve araştırma alanı doğurdu” diye açıkladı.
Hvostova, günümüzde bilim insanının sadece bir “nükleer fizikçi” olmadığını, aynı zamanda enerji, tıp, malzeme bilimi ve uzay araştırmaları gibi alanlardaki küresel sorunların çözümünde kilit bir figür olduğunu sözlerine ekledi.
Rusya
Eski Aeroflot Genel Müdürü Poluboyarinov tutuklandı

Rus havayolu şirketi Aeroflot’un eski genel müdürü ve devlet kuruluşu Rosteh’in başkan danışmanı Mihail Poluboyarinov, görevini kötüye kullanma suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Moskova’daki Tverskoy Mahkemesi, Poluboyarinov’un gözaltına alınmasının ardından tutuklanmasına karar verdi.
Rusya’nın ulusal havayolu şirketi Aeroflot’un eski genel müdürü ve devlet kuruluşu Rosteh’in genel müdür danışmanı Mihail Poluboyarinov, hakkında açılan ceza davası kapsamında gözaltına alınmasının ardından tutuklandı.
Mediazona ve Vedomosti gazetelerinin kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, Moskova’daki Tverskoy Mahkemesi, 19 Haziran’da Poluboyarinov’un görevini kötüye kullanma suçlamasıyla tutuklu yargılanmasına karar verdi.
Vedomosti’nin kaynağı, tutuklama kararının Poluboyarinov’un VEB.RF bünyesinde çalıştığı döneme ve 2016 yılındaki banka kurtarma (sanasyon) süreçlerine ilişkin gelişmelerle bağlantılı olabileceğini belirtti.
Poluboyarinov, 2020 yılında devlet kuruluşu VEB.RF’nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu.
Aynı mahkeme, Nisan 2026’da VEB.RF’nin mevcut başkan yardımcısı Artem Dovlatov hakkında da ev hapsi kararı vermişti. Dovlatov’a da görevini kötüye kullanma suçlaması yöneltilmişti.
Kasım 2020’den Nisan 2022’ye kadar Aeroflot’u yöneten Poluboyarinov, Avrupa Birliği’nin kendisine yönelik kişisel yaptırımlar uygulamasının ardından görevinden ayrılmıştı.
Dönemin Ulaştırma Bakanı Vitaliy Saveliyev, söz konusu istifayı “stresli koşulların hızlı kararlar gerektirmesi ve herkesin bu koşullarda çalışmaya hazır olmaması” gerekçesiyle açıklamıştı.
Poluboyarinov, Ocak 2023’te devlet kuruluşu Rosteh’e geçerek Genel Müdür Sergey Çemezov’un danışmanı olmuş ve burada grubun finansal destek süreçlerinden sorumlu olarak görev yapmaya başlamıştı.
Rusya Anayasa Mahkemesi Başkanı: Yolsuzluk Nazizm ve terörden daha tehlikeli bir düşman
Rusya
Novak: Rusya akaryakıt piyasasında durum kontrol altında

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ülkedeki akaryakıt piyasasında durumun kolay olmasa da kontrol altında olduğunu, hükümetin Kırım, Sivastopol, Kaliningrad ve Uzak Doğu bölgelerine özel önem verdiğini açıkladı. Novak, dizel yakıt ihracatına tamamen yasak getirilmesi seçeneğinin değerlendirildiğini belirtti.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile salı günü gerçekleştirdiği toplantıda, ülkedeki akaryakıt piyasasında durumun kolay olmadığını ancak kontrol altında tutulduğunu söyledi.
Novak, yetkililerin Kırım, Sivastopol, Kaliningrad ve Uzak Doğu bölgelerine özel önem verdiğini belirtti.
Başbakan Yardımcısı Novak, hükümetin dizel yakıt ihracatının tamamen yasaklanması olasılığını da değerlendirdiğini kaydetti.
Rusya’nın merkez kesimindeki bazı büyük petrol rafinerilerinin bir dizi insansız hava aracı (İHA) saldırısı nedeniyle faaliyetlerini durdurması, haziran ayının ikinci on günlük döneminin sonuna doğru benzin üretiminin geçen yılın haziran ayına kıyasla yüzde 25 oranında düşmesine yol açarak açık yaşanması riskini doğurdu.
Rusya hükümeti, akaryakıt sıkıntısıyla mücadele kapsamında rafinerilerin iç piyasaya yönelik daha düşük kalite standartlarında benzin ve dizel üretmesine izin verdi. Ayrıca Rusya’nın bu ay içinde deniz yoluyla benzin ithal etmeyi planladığı bildirildi.
Gelişmeler, 2026 yılında Rusya iç piyasasındaki akaryakıt arzında yaşanan kesintiler bağlamında gerçekleşiyor.
Novak salı günü yaptığı açıklamada, lojistik sorunları çözdüklerini ve akaryakıt istasyonlarına yapılan tedariki kontrol ettiklerini, bölgelerin akaryakıt ihtiyacını karşılamak için gerekli tüm araçları operasyonel düzeyde devreye soktuklarını aktardı.
Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, 9-15 Haziran tarihleri arasında Rusya’da perakende benzin fiyatlarının artış hızı yüzde 1,0’e yükselirken, dizel fiyatları aynı dönemde yüzde 0,8 arttı.
Geçen yılın sonundan bu yana kaydedilen fiyat artışı ise benzinde yüzde 6,6, dizel yakıtta ise yüzde 5,7 olarak ölçüldü.
Tüm petrol rafinerilerinin işleme kapasitelerini artırdığını ve planlı bakım çalışmalarını ertelediğini belirten Novak, sürece ilişkin şu bilgileri verdi:
“Daha önce kullanılmayan rezervleri devreye alıyoruz, ayrıca iç piyasaya ek hacimlerde akaryakıt tedarik edilmesini teşvik ediyoruz. Bu doğrultuda hükümetle birlikte vergi mevzuatında yapılacak değişiklikler de hazırlandı.”
Novak, söz konusu yasal değişikliklerin yakın zamanda değerlendirilerek kabul edileceğini de sözlerine ekledi.
Salı günü Vedomosti gazetesinde yer alan haberde ise Rusya hükümetinin, bütçe ödemelerinin ithal petrol ürünlerini de kapsayacak şekilde sönümleyici (damping) mekanizmanın ayarlanması dahil olmak üzere akaryakıt piyasasını istikrara kavuşturacak bir plan hazırladığı yazıldı.
Rusya’da yakıt krizi derinleşiyor: Altı bölgede satış sınırlaması
Rusya
Rusya’nın petrol ihracatı yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Rusya’nın petrol ihracatı, kilit alıcı konumundaki Hindistan pazarında artan rekabete rağmen haziran ayında günlük 4,11 milyon varili aşarak yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bloomberg’in gemi takip verilerine dayandırdığı habere göre, denizdeki Rus petrolü miktarı da nisan ayındaki dip seviyesine kıyasla yüzde 26 artarak 125 milyon varile yükseldi.
Rusya’nın petrol ihracatı, kilit alıcısı olan Hindistan pazarındaki rekabetin kızışmasına rağmen yılın başından bu yana kaydedilen en yüksek hacme ulaştı.
Bloomberg’in gemi takip verileri ve liman acentesi raporlarına dayandırdığı haberine göre, ABD yaptırımlarının askıya alınmasının ardından İran’ın sevkiyatlarını artırmasıyla birlikte Hindistan pazarındaki rekabet güçlendi.
Haftalık verilere göre, 21 Haziran ile biten haftada Rusya’nın günlük ortalama petrol sevkiyatı 4,11 milyon varile yükselerek yılın zirvesine ulaştı.
Bir önceki hafta bu miktar günlük 3,9 milyon varil seviyesindeydi. Söz konusu haftada 38 tanker toplam 28,79 milyon varil Rus petrolü yüklerken, önceki haftalık dönemde 37 gemiyle 27,29 milyon varil petrol taşınmıştı.
Denizdeki Rus petrolü hacmi de nisan ayında kaydedilen yaklaşık 100 milyon varillik dip seviyenin yüzde 26 üzerine çıkarak 125 milyon varile ulaştı. Haberde, bu hacmin neredeyse tamamının transit halindeki gemilerde bulunduğu kaydedildi.
Küresel fiyatlardaki düşüş gelirleri etkiledi
Analistlerin değerlendirmelerine göre, Rusya’nın petrol ihracatının brüt değeri, Brent, WTI ve Dubai ham petrolü gibi küresel göstergelerdeki düşüşe paralel olarak Urals petrolü fiyatlarının gerilemesi nedeniyle azaldı.
21 Haziran ile biten dört haftalık süreçte haftalık ihracat geliri, 14 Haziran öncesindeki dönemde kaydedilen 2,02 milyar dolardan 1,72 milyar dolara geriledi.
Fiyatlardaki bu düşüşte ABD-İran görüşmelerindeki ilerlemenin etkili olduğu belirtildi.
Urals petrolünün varil fiyatı Baltık limanlarında 8,10 dolar düşüşle 69,98 dolara, Karadeniz’de ise 7,90 dolar kayıpla 69,37 dolara indi.
Rusya’nın ESPO türü petrolünün fiyatı 7,40 dolar azalarak 79,87 dolar olurken, Argus Media verilerine göre Hindistan teslimatlı petrol fiyatları üst üste dokuzuncu haftada da gerileyerek varil başına 8,80 dolar düşüşle 90,36 dolara indi.
Rusya’nın Asyalı müşterilerine yaptığı petrol sevkiyatı günlük 3,73 milyon varille 2022 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Bununla birlikte, varış noktası doğrudan Çin ve Hindistan olarak belirtilen tankerlerin hacminde düşüş görülürken, nihai varış noktası belirtilmeyen gemilerin taşıdığı petrol miktarı günlük yaklaşık 1,95 milyon varile yükseldi. Bu miktarın 1,56 milyon varillik kısmını Batı limanlarından kalkarak Port Said veya Süveyş Kanalı gibi ara noktalara giden gemiler ile net teslimat noktası bulunmayan Pasifik tankerleri oluşturdu.
Bloomberg, ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı’nın açılmasını öngören mutabakatın ardından Ortadoğu’dan yapılacak sevkiyatların artması durumunda, Rusya’nın küresel pazardaki petrol ihracatının azalabileceğine işaret etti.
Savaş öncesi dönemde dünyada tüketilen petrolün yaklaşık yüzde 20’si bu güzergahtan taşınıyordu.
Reuters’ın uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı haberinde ise haziran ayında Rusya’dan Hindistan’a yapılan petrol ve kömür sevkiyatının, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varil seviyesinden günlük 2,55 milyon varillik rekor seviyeye ulaşacağı belirtildi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelimi, İran’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji krizi ortamında ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Rus petrolü alımına yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasının ardından gerçekleşmişti. Trump, haziran ayında yaptığı açıklamada küresel petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Rus petrolüne yönelik yaptırım muafiyetlerinin yakında kaldırılabileceğini ifade etmişti.
Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD’nin yaptırımları gevşeterek satışına izin verme taahhüdünde bulunduğu İran petrolünün piyasaya dönüşünü hızlandırdı.
Bloomberg, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı açık petrol sevkiyatını savaşın başlangıcından bu yana en yüksek seviyeye çıkardığını bildirdi.
ABD ve İran, 18 Haziran gecesi çatışmaların durdurulmasını, 60 gün içinde nihai anlaşma müzakerelerinin yapılmasını, yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ve nükleer programın ele alınmasını öngören bir mutabakat zaptı imzaladı.
Anlaşmanın duyurulmasının ardından Brent petrolü üç ay sonra ilk kez varil başına 83 doların altına geriledi.
Ancak Tahran, iki gün sonra ABD’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını gerekçe göstererek boğazı yeniden kapattığını duyurdu.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












