Bizi Takip Edin

Amerika

Larry Summers, Epstein darbesi sonrası görevlerinden çekildi

Yayınlanma

Eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers, kendisiyle cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasında geçen e-postaların yayınlanmasının yarattığı tartışmaların ardından tüm kamu görevlerinden çekildiğini açıkladı.

Summers yaptığı açıklamada, “Yaptıklarımdan derin utanç duyuyorum ve bunların neden olduğu acıyı anlıyorum. Bay Epstein ile iletişim kurmaya devam etme konusundaki yanlış kararımın tüm sorumluluğunu üstleniyorum,” dedi.

Summers, “öğretim görevlerini” yerine getirmeye devam ederken, “kamuya açık taahhütlerimden geri çekileceğini” duyurdu.

Summers, Harvard Üniversitesi’nin eski rektörü ve aynı üniversitede öğretim üyesi; OpenAI yönetim kurulu üyesi; ve ayrıca Bloomberg’de köşe yazarı.

Summers’ın açıklaması, Harvard’ın gazetesi Crimson’un, Epstein ile yaptığı e-posta yazışmalarını ayrıntılı olarak anlatan bir makale yayınlamasının ardından geldi.

Epstein’den “danışan öğrencisi hakkında tavsiye” istemişti

Bu yazışmalar, geçen hafta Temsilciler Meclisi Denetim ve Kamu Reformu Komitesinin Epstein’in el konulan belgelerinden elde ettiği 20.000’den fazla e-postanın yayınlamasıyla ortaya çıktı.

Crimson, Summers’ın “danışanı olarak tanımladığı bir kadınla romantik bir ilişki kurmaya çalışırken, uzun süredir tanıdığı bir arkadaşından yardım istediğini” belirtti.

Gazete, 2018 Kasım ile 2019 Temmuz tarihleri arasında iki adam arasında geçen e-postalar ve mesajlarda, evli olan Summers’ın “kadını elde etmek için Epstein’den tavsiye istediği” ortaya çıktığını bildirdi.

Demokrat senatör Elizabeth Warren’dan tam saha pres

Harvard Hukuk Fakültesi eski profesörü Demokrat Senatör Elizabeth Warren, CNN’e Harvard’ın Summers ile ilişkilerini kesmesi gerektiğini söyledi.

Warren, Summers’ın Epstein ile geçmişteki ilişkisi nedeniyle öğrencilere “güvenilemeyeceğini” söyledi.

Senatör, “Larry Summers, onlarca yıldır zengin ve nüfuzlu kişilere hizmet etme eğilimini göstermiştir, fakat hüküm giymiş bir cinsel suçluya yakınlık gösterme isteği, son derece kötü bir karar verme yeteneğini ortaya koymaktadır,” dedi.

Summer, Harvard Kennedy School’da Mossavar-Rahmani İşletme ve Devlet Merkezi’nin direktörü ve bu dönem Harvard’da beş ders veriyor.

Trump yönetimi de Summers’ın Epstein ile olan ilişkisi hakkında yeni bilgiler ortaya çıkmasının ardından, şirket ve kuruluşlara Summers ile ilişkilerini kesmeleri çağrısında bulundu.

POLITICO’ya konuşan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, kurumların, Bill Clinton başkanlığı döneminde Hazine Bakanı olarak görev yapan Summers ile ilişkilerini sonlandırmaları gerektiğini söyledi.

Kısa Summers portresi: Neoliberalizmin ‘çalışkan’ hocası

Summers herhangi biri değil. Özellikle ABD ve dünyanın 40 yılına damgasını vuran “neoliberalizmin” en akıllı ve çalışkan isimlerinden biri.

Matt Stoller’ın derlediğine göre, 1950’lerde iki iktisatçının çocuğu olarak dünyaya gelen Summers’ın her iki amcası da ekonomi dalında Nobel ödülü kazanmıştı. Summers, ailesinin izinden giderek MIT ve Harvard’a gitti ve burada gelecekteki AIG yönetim kurulu üyesi ve Reagan danışmanı Marty Feldstein’ın “mentorluğunu” aldı.

Summers, burada Paul Krugman, Jeff Sachs ve Oliver Blanchard gibi bir grup genç iktisatçıyla dostluk kurdu ve bunlar, son kırk beş yılda ABD ve Avrupa’da iktisat biliminin en önemli ve bilinen isimleri haline geldiler.

1980’lerin başında Summers, Reagan yönetiminde görev yaptı ve MIT’de iktisat profesörü oldu. Ardından, 1988’de Michael Dukakis’in seçim kampanyasında Demokratlara danışmanlık yapmaya başladı. Dünya Bankası’nda baş ekonomist olarak görev yapan Summers, Clinton yönetiminin Hazine Bakanlığına katıldı.

Clinton döneminde Summers, Alan Greenspan ve Robert Rubin ile yakın ilişkiler kurdu. Bu üç adam, Meksika ve Doğu Asya finans krizlerinde ABD bankalarını kurtarma becerileri nedeniyle Time dergisi tarafından “Dünyayı Kurtarma Komitesi” olarak adlandırılmıştı.

Summers sonunda Hazine Bakanı oldu ve burada türev ürünlerin deregülasyonunu ve Glass-Steagall yasasının kaldırılmasını organize etti.

Sovyetler Birliği’nin oligarkların hakim olduğu bir Rusya devletine dönüşümüne aracılık eden Summers, NAFTA ve Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne girişinde önemli bir Beyaz Saray lobicisi olarak görev yapmıştı.

Clinton yönetiminin ardından Summers, ABD sivil toplumunda belki de en etkili rol olan Harvard Üniversitesi Rektörü oldu ve ardından birkaç yıl boyunca hedge fonu D.E. Shaw’un genel müdürü olarak görev yaptı.

Fed politikasına da yoğun bir şekilde dahil olan Summers, finansal düzenleyicileri finansal sistemdeki spekülasyon ve kırılganlığı görmezden gelmeye yönlendirdi. 

2005 yılında, Jackson Hole merkez bankacıları konferansında, ABD finansal sisteminin çöküşe doğru gittiği fikrini alaycı bir şekilde eleştirdi ve krizi öngören bir iktisatçıyı “Luddist” olarak nitelendirdi.

O, görev yaptığı her pozisyonda neoliberal bir dizi fikri savunageldi. Örneğin, Clinton döneminde Summers, 1990’larda hükümetin Microsoft aleyhindeki davasına şüpheyle yaklaşmıştı.

Bir başka örnek olarak, Stephen Breyer 2022’de Yüksek Mahkeme’den istifa ettiğinde, iktisatçı yazar, Breyer’in yargıçlık görevine başlamadan önceki “havayollarının kademeli deregülasyonu” politikasını övmüştü.

Günümüzün büyük teknoloji devlerinin destekçisi olan Summers, 2002 yılında, “bilgi toplumunda tekellerin kaçınılmaz olduğunu” ve tekel kârlarının “geçmişteki yenilikleri ödüllendirecek kadar büyük” olması gerektiğini savunan bir makale yazdı.

Ayrıca, fiyat ayrımcılığının “ilerici” olduğunu ve “bir firmanın, varlıklı ana pazarında yüksek fiyatlar uygulayarak kâr elde etmesini ve yoksullara düşük fiyatlar uygulayarak bu kâra ekleme yapmasını ve aynı zamanda toplumsal faydayı artırmasını” sağlayabileceğini öne sürdü.

Matt Stoller, “‘Rekabet sadece bir tık uzağınızda’dan verimlilikle ilgili argümanlara kadar Google hakkında duyduğunuz hemen hemen tüm klişeler Summers’ın çalışmalarında yer almaktadır,” diye yazıyor.

Obama döneminde Ulusal Ekonomi Konseyi başkanlığı görevini yürüten Yellen, ABD’nin finansal krize verdiği yanıtın mimarı oldu. 2024 yılında Fed başkanlığına atanmak üzereyken Elizabeth Warren tarafından engellendi.

Summers, Biden dönemindeki Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) için önemli bir siyasi etki sağlayarak, yönetimde önemli bir rol üstlendi. POLITICO’nun ifadesiyle, “Beyaz Saray, sağlık, iklim ve vergi yasasının önemli vergi artırımı bölümlerini hazırlamak için yardım aradığında, telefon hattının ve e-posta zincirlerinin diğer ucunda genellikle bir kişi vardı: Larry Summers.”

O, iktisat politikasını nasıl anlamak gerektiği konusunda düzenli olarak Temsilciler Meclisi ve Senato Demokratlarına özel brifingler verdi ve hâlâ da veriyor.

Biden döneminde Summers, tekel karşıtlarına karşı mücadelede de öncü rol oynadı ve FTC lideri Lina Khan’ı özellikle tehlikeli bir isim olarak gösterdi.

2023 yılında Antitröst Bölümü ve FTC yeni birleşme kuralları yayınladığında, Summers Bloomberg’de bu değişikliklerin “iş dünyasına karşı bir savaş” olduğunu savundu.

Bugünlerde Summers, Bolluk (Abundance) hareketinin tanıtımına katılıyor ve haziran ayında New York Times, onun bir sonraki Demokrat başkanın gündemini belirleyecek olan “Project 2029” (“Proje 2029”) adlı bir projeye danışmanlık yaptığını yazdı.

Summers, Harvard Üniversitesi’nde profesör olmasının yanı sıra, son derece etkili Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nün başkan yardımcısı, Amerikan İlerleme Merkezi’nin seçkin üst düzey üyesi ve New York Times yazarı. Ayrıca OpenAI’ın yönetim kurulu üyesi ve finans ve kripto alanında köklü bir geçmişe sahip.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English