Bizi Takip Edin

Amerika

Larry Summers, Epstein darbesi sonrası görevlerinden çekildi

Yayınlanma

Eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers, kendisiyle cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasında geçen e-postaların yayınlanmasının yarattığı tartışmaların ardından tüm kamu görevlerinden çekildiğini açıkladı.

Summers yaptığı açıklamada, “Yaptıklarımdan derin utanç duyuyorum ve bunların neden olduğu acıyı anlıyorum. Bay Epstein ile iletişim kurmaya devam etme konusundaki yanlış kararımın tüm sorumluluğunu üstleniyorum,” dedi.

Summers, “öğretim görevlerini” yerine getirmeye devam ederken, “kamuya açık taahhütlerimden geri çekileceğini” duyurdu.

Summers, Harvard Üniversitesi’nin eski rektörü ve aynı üniversitede öğretim üyesi; OpenAI yönetim kurulu üyesi; ve ayrıca Bloomberg’de köşe yazarı.

Summers’ın açıklaması, Harvard’ın gazetesi Crimson’un, Epstein ile yaptığı e-posta yazışmalarını ayrıntılı olarak anlatan bir makale yayınlamasının ardından geldi.

Epstein’den “danışan öğrencisi hakkında tavsiye” istemişti

Bu yazışmalar, geçen hafta Temsilciler Meclisi Denetim ve Kamu Reformu Komitesinin Epstein’in el konulan belgelerinden elde ettiği 20.000’den fazla e-postanın yayınlamasıyla ortaya çıktı.

Crimson, Summers’ın “danışanı olarak tanımladığı bir kadınla romantik bir ilişki kurmaya çalışırken, uzun süredir tanıdığı bir arkadaşından yardım istediğini” belirtti.

Gazete, 2018 Kasım ile 2019 Temmuz tarihleri arasında iki adam arasında geçen e-postalar ve mesajlarda, evli olan Summers’ın “kadını elde etmek için Epstein’den tavsiye istediği” ortaya çıktığını bildirdi.

Demokrat senatör Elizabeth Warren’dan tam saha pres

Harvard Hukuk Fakültesi eski profesörü Demokrat Senatör Elizabeth Warren, CNN’e Harvard’ın Summers ile ilişkilerini kesmesi gerektiğini söyledi.

Warren, Summers’ın Epstein ile geçmişteki ilişkisi nedeniyle öğrencilere “güvenilemeyeceğini” söyledi.

Senatör, “Larry Summers, onlarca yıldır zengin ve nüfuzlu kişilere hizmet etme eğilimini göstermiştir, fakat hüküm giymiş bir cinsel suçluya yakınlık gösterme isteği, son derece kötü bir karar verme yeteneğini ortaya koymaktadır,” dedi.

Summer, Harvard Kennedy School’da Mossavar-Rahmani İşletme ve Devlet Merkezi’nin direktörü ve bu dönem Harvard’da beş ders veriyor.

Trump yönetimi de Summers’ın Epstein ile olan ilişkisi hakkında yeni bilgiler ortaya çıkmasının ardından, şirket ve kuruluşlara Summers ile ilişkilerini kesmeleri çağrısında bulundu.

POLITICO’ya konuşan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, kurumların, Bill Clinton başkanlığı döneminde Hazine Bakanı olarak görev yapan Summers ile ilişkilerini sonlandırmaları gerektiğini söyledi.

Kısa Summers portresi: Neoliberalizmin ‘çalışkan’ hocası

Summers herhangi biri değil. Özellikle ABD ve dünyanın 40 yılına damgasını vuran “neoliberalizmin” en akıllı ve çalışkan isimlerinden biri.

Matt Stoller’ın derlediğine göre, 1950’lerde iki iktisatçının çocuğu olarak dünyaya gelen Summers’ın her iki amcası da ekonomi dalında Nobel ödülü kazanmıştı. Summers, ailesinin izinden giderek MIT ve Harvard’a gitti ve burada gelecekteki AIG yönetim kurulu üyesi ve Reagan danışmanı Marty Feldstein’ın “mentorluğunu” aldı.

Summers, burada Paul Krugman, Jeff Sachs ve Oliver Blanchard gibi bir grup genç iktisatçıyla dostluk kurdu ve bunlar, son kırk beş yılda ABD ve Avrupa’da iktisat biliminin en önemli ve bilinen isimleri haline geldiler.

1980’lerin başında Summers, Reagan yönetiminde görev yaptı ve MIT’de iktisat profesörü oldu. Ardından, 1988’de Michael Dukakis’in seçim kampanyasında Demokratlara danışmanlık yapmaya başladı. Dünya Bankası’nda baş ekonomist olarak görev yapan Summers, Clinton yönetiminin Hazine Bakanlığına katıldı.

Clinton döneminde Summers, Alan Greenspan ve Robert Rubin ile yakın ilişkiler kurdu. Bu üç adam, Meksika ve Doğu Asya finans krizlerinde ABD bankalarını kurtarma becerileri nedeniyle Time dergisi tarafından “Dünyayı Kurtarma Komitesi” olarak adlandırılmıştı.

Summers sonunda Hazine Bakanı oldu ve burada türev ürünlerin deregülasyonunu ve Glass-Steagall yasasının kaldırılmasını organize etti.

Sovyetler Birliği’nin oligarkların hakim olduğu bir Rusya devletine dönüşümüne aracılık eden Summers, NAFTA ve Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne girişinde önemli bir Beyaz Saray lobicisi olarak görev yapmıştı.

Clinton yönetiminin ardından Summers, ABD sivil toplumunda belki de en etkili rol olan Harvard Üniversitesi Rektörü oldu ve ardından birkaç yıl boyunca hedge fonu D.E. Shaw’un genel müdürü olarak görev yaptı.

Fed politikasına da yoğun bir şekilde dahil olan Summers, finansal düzenleyicileri finansal sistemdeki spekülasyon ve kırılganlığı görmezden gelmeye yönlendirdi. 

2005 yılında, Jackson Hole merkez bankacıları konferansında, ABD finansal sisteminin çöküşe doğru gittiği fikrini alaycı bir şekilde eleştirdi ve krizi öngören bir iktisatçıyı “Luddist” olarak nitelendirdi.

O, görev yaptığı her pozisyonda neoliberal bir dizi fikri savunageldi. Örneğin, Clinton döneminde Summers, 1990’larda hükümetin Microsoft aleyhindeki davasına şüpheyle yaklaşmıştı.

Bir başka örnek olarak, Stephen Breyer 2022’de Yüksek Mahkeme’den istifa ettiğinde, iktisatçı yazar, Breyer’in yargıçlık görevine başlamadan önceki “havayollarının kademeli deregülasyonu” politikasını övmüştü.

Günümüzün büyük teknoloji devlerinin destekçisi olan Summers, 2002 yılında, “bilgi toplumunda tekellerin kaçınılmaz olduğunu” ve tekel kârlarının “geçmişteki yenilikleri ödüllendirecek kadar büyük” olması gerektiğini savunan bir makale yazdı.

Ayrıca, fiyat ayrımcılığının “ilerici” olduğunu ve “bir firmanın, varlıklı ana pazarında yüksek fiyatlar uygulayarak kâr elde etmesini ve yoksullara düşük fiyatlar uygulayarak bu kâra ekleme yapmasını ve aynı zamanda toplumsal faydayı artırmasını” sağlayabileceğini öne sürdü.

Matt Stoller, “‘Rekabet sadece bir tık uzağınızda’dan verimlilikle ilgili argümanlara kadar Google hakkında duyduğunuz hemen hemen tüm klişeler Summers’ın çalışmalarında yer almaktadır,” diye yazıyor.

Obama döneminde Ulusal Ekonomi Konseyi başkanlığı görevini yürüten Yellen, ABD’nin finansal krize verdiği yanıtın mimarı oldu. 2024 yılında Fed başkanlığına atanmak üzereyken Elizabeth Warren tarafından engellendi.

Summers, Biden dönemindeki Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) için önemli bir siyasi etki sağlayarak, yönetimde önemli bir rol üstlendi. POLITICO’nun ifadesiyle, “Beyaz Saray, sağlık, iklim ve vergi yasasının önemli vergi artırımı bölümlerini hazırlamak için yardım aradığında, telefon hattının ve e-posta zincirlerinin diğer ucunda genellikle bir kişi vardı: Larry Summers.”

O, iktisat politikasını nasıl anlamak gerektiği konusunda düzenli olarak Temsilciler Meclisi ve Senato Demokratlarına özel brifingler verdi ve hâlâ da veriyor.

Biden döneminde Summers, tekel karşıtlarına karşı mücadelede de öncü rol oynadı ve FTC lideri Lina Khan’ı özellikle tehlikeli bir isim olarak gösterdi.

2023 yılında Antitröst Bölümü ve FTC yeni birleşme kuralları yayınladığında, Summers Bloomberg’de bu değişikliklerin “iş dünyasına karşı bir savaş” olduğunu savundu.

Bugünlerde Summers, Bolluk (Abundance) hareketinin tanıtımına katılıyor ve haziran ayında New York Times, onun bir sonraki Demokrat başkanın gündemini belirleyecek olan “Project 2029” (“Proje 2029”) adlı bir projeye danışmanlık yaptığını yazdı.

Summers, Harvard Üniversitesi’nde profesör olmasının yanı sıra, son derece etkili Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nün başkan yardımcısı, Amerikan İlerleme Merkezi’nin seçkin üst düzey üyesi ve New York Times yazarı. Ayrıca OpenAI’ın yönetim kurulu üyesi ve finans ve kripto alanında köklü bir geçmişe sahip.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English