Bizi Takip Edin

Rusya

Lavrov’dan 1990 vurgusu: ‘Biz başka bir Ukrayna’yı tanımıştık’

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Moskova’da düzenlenen büyükelçiler toplantısında Ukrayna ordusunun kayıplarının 1 milyonu aştığını ifade etti. Kiev yönetiminin anayasal engelleri gerekçe göstermesine karşılık Rusya’nın da kendi anayasası olduğunu hatırlatan Lavrov, Ukrayna’nın bağımsızlığını 1990 yılındaki tarafsızlık taahhüdü üzerinden tanıdıklarını vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, başkentte düzenlenen 10. Büyükelçiler Yuvarlak Masa Toplantısı’nda Ukrayna krizine ve çözüm perspektiflerine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Yabancı misyon şefleri ve uluslararası örgüt temsilcilerinden oluşan 100’ü aşkın katılımcıya hitap eden Lavrov, Batı’nın Kiev’e yönelik stratejilerini ve sahadaki son durumu ele aldı.

Toplantı, diplomatik çözüm arayışlarının ve karşılıklı suçlamaların gölgesinde gerçekleşti.

“Batı Zelenskiy’i yeni bir çatışmaya hazırlıyor”

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin mevcut stratejisinin Ukrayna’ya zaman kazandırmak üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Bakan, Brüksel’in Kiev’e “nefes aldırmayı” ve ardından Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’i Rusya ile yeni bir çatışmaya hazırlamayı amaçladığını dile getirdi.

Moskova ve Washington arasındaki temaslara da değinen Lavrov, iki heyet arasındaki görüşmelerin Ukrayna’daki çatışmanın esas nedenlerini ortadan kaldırmayı ve uzun vadeli bir çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

Diplomatik trafiğin arka planında, küresel dikkat dağıtma çabalarının yattığına işaret edildi.

Ukrayna’daki çatışmanın şiddeti nedeniyle uluslararası toplumun diğer sorunlardan uzaklaştırıldığını belirten Lavrov, Filistin meselesinin dünya için Ukrayna krizinden daha hayati olabileceğini vurguladı.

Lavrov ayrıca, Rusya’nın ABD Başkanı Donald Trump’ın bu alandaki çözüm çabalarını olumlu karşıladığını ifade etti.

“Ukrayna ordusunun kayıpları 1 milyonu aştı”

Sahadaki askeri duruma ilişkin veriler paylaşan Lavrov, Ukrayna ordusunun personel kaybının 1 milyon kişiyi geçtiğini ve bu sayının artmaya devam ettiğini iddia etti.

Batı ülkelerinin mali, lojistik ve askeri kaynaklarının tükenme noktasına geldiğini savunan bakan, buna rağmen söz konusu ülkelerin yönetim kademelerinin ekonomilerini askerileştirme yönünde hareket ettiğini dile getirdi.

Çatışmanın insani boyutuna dair İstanbul’daki görüşmelerin sonuçlarına da değinildi.

Lavrov, Moskova’nın Kiev’e 11 bin Ukrayna askerinin cenazesini teslim ettiğini, buna karşılık sadece 201 Rus askerinin cenazesini geri aldığını açıkladı.

Bu dengesiz tabloya ve Rusya’nın çözüm için üç ayrı çalışma grubu kurulması yönündeki tekliflerine rağmen, Ukrayna makamlarının müzakerelerde ilerleme olmadığını öne sürerek süreci askıya aldığı belirtildi.

“Diplomatik tanıma 1990 şartlarına bağlı”

Rusya’nın çözüm anlayışının temelinde Ukrayna’nın kuruluş ilkelerine dönüşün yattığı vurgulandı.

Lavrov, Ukrayna’nın bağlantısızlık, tarafsızlık ve nükleer silahsızlanma statüsüne geri dönmesi gerektiğini, bu prensiplerin 1990 tarihli Ukrayna Devlet Egemenliği Deklarasyonu’nda yer aldığını hatırlattı.

Rusya ve diğer devletlerin Ukrayna’nın bağımsızlığını bu belgeye dayanarak tanıdığını belirten Lavrov, Kiev yönetiminin anayasayı gerekçe göstererek toprak meselesinde adım atılamayacağı yönündeki açıklamalarına sert yanıt verdi.

Lavrov, “Rusya’nın da bir anayasası var ve buna göre Kırım, Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporojye oblastları Rusya Federasyonu’nun ayrılmaz ve eşit parçalarıdır” diye konuştu.

NATO’nun genişlemesi ve BM şartı tartışması

Uluslararası anlaşmaların AGİT bölgesinde hiçbir ülkenin veya örgütün tahakküm kurmamasını öngördüğünü hatırlatan Lavrov, NATO’nun Rusya’nın batısındaki ülkeleri “birer birer yutarak” bu kuralı ihlal ettiğini savundu.

Batı’nın bu endişelere, söz konusu eylemlerin sadece siyasi taahhütler olduğu yanıtını verdiğini aktardı.

“BM Şartı’nı Savunan Dostlar Grubu”nun faaliyetlerine de değinen Lavrov, bu grubun kendi felsefesini oluştururken belgedeki tüm ilkelere riayet etmesi gerektiğini belirtti.

Ukrayna’da Rusçanın yasaklandığına dikkat çeken Lavrov, insan haklarına saygının ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı gözetmeksizin uygulanması gerektiğini ifade etti.

Fransa ve İsviçre’nin son bir yılda grubun çalışmalarına dahil olmasını eleştiren Rus Bakan, bu ülkelerin Ukrayna’ya doğrudan destek vermeleri nedeniyle çözüm sürecine katkı sağlamadıklarını savundu.

“Moskova barış için siyasi iradeye sahip”

Ukrayna’nın Rusya’ya yönelttiği soykırım suçlamalarını “Rusofobik bir kampanya” olarak nitelendiren Lavrov, bu çabaların Küresel Güney ülkelerini provokasyonlara çekmeyi amaçladığını iddia etti.

Moskova’ya dost ülkelerin bu durumu anladığını ve provokasyonlara gelmeyeceğini belirtti.

Konuşmasının sonunda Rusya’nın çatışmayı sonlandırma niyetinde olduğunu vurgulayan Lavrov, Moskova’nın barış için gerekli siyasi iradeye sahip olduğunun altını çizdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in müzakerelere her zaman hazır olduğunu hatırlatan Lavrov, bu diyaloğun öncelikle Amerikan tarafıyla yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Rusya

Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi yüzde 25,6 arttı

Yayınlanma

Çin ile Rusya arasındaki ticaret hacmi, 2026 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,6 artarak 134,17 milyar dolara ulaştı. Çin Gümrük Genel İdaresinin 14 Temmuz tarihinde yayımladığı verilere göre, Çin’in Rusya’ya ihracatı yüzde 28,4 artışla 60,60 milyar dolar, Rusya’dan ithalatı ise yüzde 23,3 artışla 73,58 milyar dolar olarak kaydedildi.

Çin Gümrük Genel İdaresinin 14 Temmuz tarihinde açıkladığı verilere göre, Çin ile Rusya arasındaki ticaret hacmi 2026 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25,6 artış göstererek 134,17 milyar dolara ulaştı.

İki ülke arasındaki bu ticaret artışı, Çin ile ABD arasındaki ticari ilişkilere kıyasla belirgin şekilde daha hızlı gerçekleşti. Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan Çin ile ABD arasındaki ticaret hacmi, aynı dönemde 289,15 milyar dolar seviyesinde kaydedildi ve geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse değişim göstermedi.

Rusya ile Çin arasındaki ticaretin hızlanması, 2022 yılından sonra başlayan kalıcı yapısal değişimi yansıtıyor.

Çin’in Rusya’ya ihracatı ocak ile haziran ayları arasındaki dönemde yüzde 28,4 artarak 60,60 milyar dolara ulaştı. Rus alıcıların alternatif tedarik kanallarının sınırlı olması nedeniyle yüksek talep göstermeye devam ettiği sanayi ekipmanları, elektronik ürünler ve tüketim malları bu ihracatın ana yürütücü gücü oldu.

Çin’in Rusya’dan ithalatı ise yüzde 23,3 artışla 73,58 milyar dolara yükseldi. Çin bu süreçte Rusya’dan enerji kaynakları, metaller ve tarım sanayisi ürünleri alımını artırdı.

Haziran ayında iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 24,35 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde Çin’den yapılan sevkiyatlar 11,43 milyar dolar, Rusya’dan yapılan sevkiyatlar ise 12,92 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.

Böylece Rusya, hammadde ihracatına karşılık bitmiş ürün ithalatına dayalı ticaret yapısının bir gereği olarak aylık bazda dış ticaret fazlası vermeyi sürdürdü.

Çin’in Rusya’ya yönelik ihracatındaki hızlı artış, Çin genelindeki ithalat hareketliliğinin yaşandığı bir döneme denk geldi.

Reuters ajansının paylaştığı verilere göre, Çin’in genel ithalatı haziran ayında yıllık bazda yüzde 36 artarak son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Özellikle yarı iletkenlere yönelik yoğun talep dikkat çekti.

Yapay zeka altyapısına yönelik yatırımların artmasıyla birlikte Çin’in Güney Kore’den yaptığı alımlar yüzde 85, Tayvan’dan yaptığı alımlar ise yüzde 41,1 yükseldi.

Çin GSYH verileri Rusya’nın ihracat gelirlerini etkileyebilir

Küresel ekonomik çerçeveyi değerlendirmek açısından, Çin’in 15 Temmuz Çarşamba günü açıklanması planlanan 2026 yılı ikinci çeyrek gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri önem taşıyor.

Piyasa beklentileri Çin ekonomisinin yıllık bazda yüzde 5,1 büyüyeceği yönünde şekilleniyor.

Büyüme oranının yüzde 4,8 seviyesinin altında kalması durumunda, petrol ve metal fiyatlarının baskı altında kalabileceği, bu durumun da Rusya’nın ihracat gelirlerini etkileyebileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’nın Çin ile Sibirya’nın Gücü 2 müzakereleri çıkmazda

Yayınlanma

Rusya’nın Avrupa pazarının yerini almasını hedeflediği Sibirya’nın Gücü 2 doğalgaz boru hattı projesinde Çin ile yürütülen müzakereler durma noktasına geldi. Wall Street Journal gazetesine konuşan kaynaklara göre Pekin yönetimi, Moskova’dan doğalgaz fiyatını Rusya iç pazarı seviyesine çekmesini talep etti.

Rusya’nın Avrupa pazarının yerini doldurması için bel bağladığı ve Çin ile 10 yılı aşkın süredir devam eden yeni doğalgaz boru hattı projesi Sibirya’nın Gücü 2’ye ilişkin müzakereler çıkmaza girdi.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin’e gerçekleştirdiği son resmi ziyarette Çinli yetkililer, Rus delegasyonundan şartlar değişene kadar boru hattı konusunu bir daha gündeme getirmemelerini talep etti.

Pekin’in fiyat talebi Rusya iç pazarı seviyesinde

Söz konusu kaynaklar, Çin’in yeni boru hattı üzerinden gaz tedariki anlaşmasını imzalamak için fiyatta radikal bir indirim şart koştuğunu bildirdi.

Buna göre Pekin, bin metreküp doğalgaz için Rusya’nın iç pazar fiyatı olan yaklaşık 50 doları ödemek istiyor.

Çin halihazırda Gazprom’dan dünya piyasalarına kıyasla ciddi indirimlerle doğalgaz satın alıyor. Pekin bu yıl bin metreküp gaz için 258,8 dolar ödüyor.

Bu tutar, Rus şirketinin uzak dış ülkelerdeki diğer müşterilerine uyguladığı 420,2 dolarlık fiyattan yüzde 39 daha düşük bir seviyeye karşılık geliyor.

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı verilerine göre, gelecek yıl Çin Halk Cumhuriyeti için gaz fiyatının bin metreküp başına 223,9 dolara gerilemesi ve indirim oranının yüzde 34 olarak uygulanması öngörülüyor.

WSJ’ye konuşan kaynaklar, Mayıs ayındaki Pekin ziyaretine katılan Rus heyetinin adeta “duvara tosladığını” ifade etti.

Çin’in talebinin mevcut fiyatın beş kat, Gazprom’un diğer yabancı müşterilerine uyguladığı fiyatın ise sekiz kat altında bir ücrete denk geldiği, bunun da Moskova’nın Sibirya’nın Gücü 2 projesini fiilen sübvanse etmesi anlamına geldiği belirtildi.

Putin ve Gazprom’un açıklamaları karşılıksız kaldı

Rusya Devlet Başkanı Putin ve Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Eylül 2025’teki Çin ziyareti sonrasında, Batı Sibirya yataklarındaki gazı Çin’e taşıyacak boru hattı inşaatını başlatacak “hukuki olarak bağlayıcı bir mutabakat zaptı” imzalandığını duyurmuştu. Ukrayna savaşı öncesinde bu gaz Avrupa’ya ihraç ediliyordu.

Ancak savaşın ardından Gazprom’un eski ana pazarı konumundaki Avrupa’ya sevkiyatı, 1970’lerin başından bu yana en düşük seviyeye geriledi.

Rus tarafının açıklamalarına karşılık Çin kanadından herhangi bir teyit gelmedi. Putin’in Mayıs ayındaki Pekin ziyareti sonunda imzalanan 42 ikili belgenin hiçbirinde Sibirya’nın Gücü 2 projesine veya doğalgaz sevkiyatına yer verilmedi.

“Çin bu anlaşmayı hiçbir zaman imzalamayabilir”

Washington merkezli DGA Group ortaklarından Jörg Wuttke, Çin’in Gazprom ile hiçbir zaman bir sözleşme imzalamayabileceğini ifade etti.

Küresel piyasada yeterli miktarda gaz olduğunu ve Çin’in ithal gaz tüketiminin 2030’lu yılların ortalarında zirveye ulaşmasının beklendiğini kaydeden Wuttke, “İnşaatı altı yıl sürecek bir boru hattıyla kendilerini neden bağlasınlar ve başka ülkelerden gaz temin edebilecekken Rusya’ya olan bağımlılıklarını neden artırsınlar?” değerlendirmesinde bulundu.

Carnegie Rusya Avrasya Merkezi Direktörü Aleksandr Gabuyev ise Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, Putin’i her türlü şartı kabul edene kadar “bekletmeyi” tercih edeceğini öngörüyor.

Gabuyev, Çin’in müzakerelerdeki yaklaşımını, “Rusya’daki ekonomik durumun daha da kötüleşmesini ve ülkenin Çin için tamamen avantajlı şartları imzalamak zorunda kalacağı anı beklemek” olarak tanımlıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj

Yayınlanma

Rus turistler, Türkiye’de tatil sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında devreye giren Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları kart işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşılaşıyor. Rus basınına ve sosyal medyadaki paylaşımlara yansıyan şikayetlere göre, özellikle Sberbank üzerinden QR koduyla yapılmak istenen ödemeler güvenlik gerekçesiyle askıya alınıyor.

Türkiye’deki Rus turistler, yaz tatili sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında ülkede kullanıma sunulan Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları banka kartı işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşı karşıya kalıyor.

Rusya merkezli İzvestiya gazetesinin Rus tatilcilere dayandırdığı haberine göre, ödeme yaparken sorun yaşayan çok sayıda turist durumdan şikayet ediyor.

Yuri isimli bir Rus turist, İstanbul ve Antalya’daki mağaza ile kafelerde QR kodu kullanarak ödeme yapmaya çalıştığını ancak Sberbank’ın her işlemi askıya aldığını bildirdi.

Gazete muhabirinin de benzer bir sorunla karşılaştığı, ayrıca seyahat edenlerin Telegram gruplarında da SBP üzerinden ödeme engellemelerine yönelik şikayetlerin arttığı belirtildi.

Sosyal medyadaki paylaşımlara göre, Sberbank üzerinden ödeme yapmaya çalışan kullanıcılar başka bir bankanın sayfasına yönlendiriliyor ve onay işleminin ardından transfer 24 saatliğine askıya alınıyor.

Başka bir Rus bankasının tercih edildiği durumlarda ise kullanıcılara kısa mesaj veya anlık bildirim ulaşmıyor. Bazı durumlarda ise karttan para çekilmesine rağmen ödeme kasaya ulaşmıyor ve işlem başarısız oluyor.

Antalya’da otel zinciri sahibi olan Mahmut Dikbaş da Rus vatandaşlarının mal ve hizmet alımlarında yaşadığı ödeme sorunlarını doğruladı.

Dikbaş, Rus bankalarının sistemlerine bağlı olan bazı işletmelerde işlemlerin sorunsuz yapıldığını, diğerlerinde ise sürekli ret yanıtı alındığını ifade etti.

Sberbank yetkilileri, SBP üzerinden yapılan ödemelerin güvenlik gerekçesiyle askıya alınabileceğini açıkladı. Bankanın destek biriminden edinilen bilgilere göre, blokajlar artan dolandırıcılık vakaları nedeniyle devreye alınan ek koruma önlemlerinden kaynaklanıyor.

Banka, müşterilerine ödemeyi 24 saat sonra yeniden denemelerini veya alternatif olarak başka bir kişinin kartını kullanmalarını öneriyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayı sonunda bankalara şüpheli görünen müşteri transferlerini 6 saate kadar bloke etme yetkisi veren yasayı imzalamıştı.

Bu düzenleme hem banka kartı işlemlerini hem de SBP üzerinden yapılan transferleri kapsıyor.

Dijital ortamdaki hukuki riskler uzmanı Valeriya Smirnova, yurtdışında QR kodlarıyla yapılan ödeme girişimlerinin bankaların otomatik denetimine tabi tutulduğunu aktardı.

Smirnova, dolandırıcılık önleme sisteminin, kullanıcının alışılmadık bir IP adresinden işlem yapması, yeni bir ödeme yöntemi kullanması veya belirli bir alıcıya ilk kez para göndermesi durumunda devreye girdiğini kaydetti.

Smirnova duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bir restoran, mağaza ya da eczane, bankanın ödemeyi onaylaması için 24 saat beklemeyecektir. Sonuç olarak, bu ödeme aracı kağıt üzerinde varlığını koruyor ancak pratikte müşteri bundan faydalanamıyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English