Avrupa
Le Pen, Alman usulü “borç tavanı” ile yatırımcıları rahatlatacak

Marine Le Pen, Fransa’nın kamu maliyesini yeniden rayına oturtacağını söylediği bir bütçe kuralına ilişkin planlarını açıkladı.
Reuters’a göre Le Pen bu adımla, mali güvenilirliği konusundaki yatırımcı endişelerini hafifletmeyi amaçlıyor.
Ulusal Birlik’in (RN) tarihsel lideri, 18 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında yapılacak seçimin her iki turunda da anketlerde önde gidiyor.
Fakat yatırımcılar, gelecek yıl cumhurbaşkanlığını kazanan kişinin bütçe açığını kontrol altına alabileceğinden şüphe duydukları için Fransız varlıklarına yönelik pozisyonlarını azalttılar.
Yatırımcıların, Fransız 10 yıllık tahvillerini Alman muadillerine kıyasla elde tutmak için talep ettikleri prim, hükümetin 2027 yılı bütçe tasarısının pek bir rahatlama sağlamaması üzerine cuma günü 150 baz puanın üzerine çıkarak 2011 sonundan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Fransız L’Opinion gazetesinde bir yazı kaleme alan Le Pen, önerdiği “altın kural”ın referanduma sunulacağını ve bu kuralın, Almanya’daki borç freni mekanizmasına benzer şekilde, çok sınırlı istisnalar dışında milletvekillerini yıllık bütçe yasalarında bağlayıcı hale getireceğini belirtti.
Bu kural, bütçe açığının her yıl gayri safi yurtiçi hasılanın en az yarım puan oranında azalmasını gerektirecek.
Le Pen, bunun sayesinde bütçe açığının bu yılki %5,4 seviyesinden, bir sonraki cumhurbaşkanlığı döneminin sona ereceği 2032 yılında %2,9’a düşeceğini savundu.
Şu anda GSYİH’nin %119’u seviyesinde olan borç oranı %60’a ulaşana kadar bu oran düşmeye devam edecek ve denge seviyesine yakın kalacak.
Le Pen, referandumun ne zaman yapılabileceğine veya hükümetin bu düzeyde kesintileri nasıl gerçekleştireceğine dair ayrıntılara girmedi.
Fakat Fransız siyasetçi, özetlediği rakamları “asgari” olarak nitelendirdi ve salı günü (6 Ekim) açıklanacak mali programının harcamaları daha da hızlı bir şekilde azaltacağını belirtti.
Beş yıl içinde 125 milyar avro tutarında tasarruf gerçekleştirme taahhüdünü yineledi ve bunun vergi indirimlerinden arındırılmış bir rakam olacağını söyledi.
Le Pen, ne büyümenin ne de vergi artışlarının mali durumu düzeltebileceğini savundu.
Milletvekillerinin daha büyük bir bütçe açığına ancak beşte üç çoğunlukla izin verebileceğini belirten Le Pen, arka arkaya ikinci bir istisna için ise referandum gerekeceğini ekledi.
Yüksek Kamu Maliyesi Konseyi’nin yıllık bütçe açığı tavanının dayandığı varsayımları onaylayacağını ve Anayasa Konseyi’nin “samimiyetsiz” bütçeleri reddedeceğini de sözlerine ekledi.
Fransa’da hükümet, geçen perşembe günü 2027 bütçe tasarısını sundu.
Bu tasarı, bütçe açığını azaltabilecek ve gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde giderek tedirginleşen tahvil yatırımcılarını yatıştırabilecek ama halk arasında pek hoş karşılanmayan kemer sıkma önlemlerinin yürürlüğe girmesini amaçlıyor.
Bütçe sıkılaştırması, kamu sektörü maaşlarının ve en düşük emekli maaşları hariç tüm emekli maaşlarının dondurulması, yerel yönetim bütçelerine getirilen kısıtlamalar, sağlık harcamaları ve işverenlerin bordro katkı paylarına ilişkin vergi indirimlerinin azaltılması yoluyla gerçekleştirilecek.
Bu önlemler, hanehalkları ve işletmelere yönelik geniş kapsamlı bir vergi artışından kaçınırken, son iki yıldır Fransa’nın en büyük şirketlerine uygulanan olağanüstü ek vergi ise %30 oranında azaltılacak.
Maliye Bakanı Roland Lescure gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu bütçe, önemli bir çaba sayesinde mali konsolidasyon yoluna geri dönmemizi sağlıyor,” dedi ve tasarrufların toplam 54 milyar avro değerinde olduğunu, bunun 43 milyar avrosunun 2027 yılında yeni tasarruflar olacağını ekledi.
Fransa’nın referans niteliğindeki 10 yıllık borçlanma maliyetleri perşembe günü %4,96’ya yükseldi.
Bu, Temmuz 2002’den bu yana görülen en yüksek seviye olup %5’e yakın bir rakam.
Yatırımcılar, hükümetin bütçe açığını kontrol altına alma kabiliyetini sorgularken, seçimler öncesinde yaşanan siyasi belirsizlikten endişe duyuyorlar.
Avrupa
Britanya, Çinli elektrikli araçlara tarife uygulamayı düşünüyor

Pekin’in devlet sübvansiyonlu otomobillerle piyasayı doldurduğu yönündeki endişeler üzerine Britanya, Çin menşeli elektrikli araç ithalatına gümrük vergisi uygulamayı değerlendiriyor.
The Times’ta yer alan haberde, Çinli üreticilerin sübvansiyonlu araçları İngiltere’ye “damping” yoluyla sattığına dair endişelere atıfta bulunularak, Sanayi Bakanı Jonathan Reynolds’ın Çin menşeli araç ithalatına yönelik olası bir gümrük vergisi paketi hazırladığı belirtildi.
Konuyla ilgili yorum yapması istenen bir İngiliz hükümet sözcüsü, Reuters’a Çin menşeli elektrikli araçlara herhangi bir gümrük vergisi uygulanmadığını söyledi.
Sözcü, bir e-postada, “Yaklaşımımızın hem sektörün hem de Birleşik Krallık’ın ulusal çıkarlarını yansıtması için sektörle yakın işbirliği içinde olmaya devam ediyoruz,” dedi.
The Times gazetesi, İngiliz bakanların, AB’ye satış yapan İngiliz şirketlerini etkileyebilecek “Made in Europe” önerilerinin yol açacağı olumsuzlukları önlemek için, Avrupa Birliği’nin Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı %45’lik vergiyi eşleştirmeye hazır olduklarını yazdı.
AB’nin “Made in Europe” politikası, Avrupa’da üretilen ürünlere öncelik vererek Çin menşeli parçalara olan bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor.
Bu durum, Avrupa üretim zincirlerine parça tedarik eden ve blok genelinde araç satan İngiliz otomobil üreticileri arasında endişe yaratıyor.
Başbakan Andy Burnham geçen ay, önerilen AB kuralları kapsamında İngiltere’nin bir “güvenilir ortak” olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunacağını belirtti.
Başbakan, Birleşik Krallık’ın dışlanmasının ülkenin otomotiv sektörüne zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Financial Times gazetesi Eylül ayında Brüksel’in Andy Burnham’a, İngiltere’nin “Made in Europe” engellerinden kaçınmak istiyorsa AB ticaret politikasına daha yakından uyum sağlaması ve Çin menşeli otomobillere uygulanan gümrük vergilerini artırması yönünde çağrıda bulunduğunu bildirmişti.
The Times gazetesi, üst düzey hükümet kaynaklarına atıfta bulunarak, bakanların gümrük vergileriyle ilgili her türlü kararın, otomatik olarak AB’nin izinden gitmek yerine İngiltere’nin ulusal çıkarlarına dayandırılması gerektiğine inandıklarını aktardı.
Avrupa
Milyarderler Londra’yı terk ediyor: Vergi reformu göçü hızlandırdı

Bloomberg analizine göre İngiltere’den ayrılan veya ülkeyle bağını azaltan zenginlerin toplam serveti 160 milyar dolara ulaştı. Ayrılışların başlıca nedeni olarak “non-dom” vergi ayrıcalığının kaldırılması gösterilirken lüks konut ve hizmet sektörü kayıplar yaşıyor.
Vergi düzenlemelerindeki değişiklikler ve Londra’nın imajına ilişkin olumsuz algılar, varlıklı kesimin ülkeden ayrılmasına yol açarken kentin küresel finans merkezi konumunu da zayıflatıyor.
Bloomberg’ün Milyarderler Endeksi verilerine dayandırdığı analize göre, son iki yılda İngiltere’den ayrılan veya ülkeyle bağlarını azaltan zengin kişi ve ailelerin toplam serveti 160 milyar dolara ulaştı.
Ajans, bu tutarın endekste yer alıp ülkede yaşamayı sürdürenlerin toplam varlığından daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
İncelenen grubun yarısı, vergi reformunun yürürlüğe girdiği Nisan 2025 tarihinden önceki haftalarda taşınma sürecini tamamladı.
Ayrılanların yöneldiği ülkeler arasında Monako, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri ilk sıralarda yer aldı.
Vergi muafiyeti sona erdi
Söz konusu ayrılışların merkezinde, belirli şartlar altında yurt dışı gelirler üzerinden 15 yıla kadar İngiltere’de vergi ödememe imkanı sağlayan “non-dom” statüsünün kaldırılması yatıyor.
Hükümet ayrıca veraset vergisini ve özel piyasalardaki yatırım yöneticilerinin gelirlerine uygulanan vergileri artırdı.
Phones 4u adlı cep telefonu mağaza zincirinin kurucusu milyarder John Caudwell, gelişmeleri ajansa değerlendirirken “Şu an yaşananlar felaket. Yurt dışından milyonerleri, milyarderleri ve yatırımları çekmek yerine tam tersini yapıyoruz” dedi.
Ülkeden ayrılan varlıklı kişilerin büyük çoğunluğunu, İngiltere ile bağları görece yeni veya sınırlı yabancılar oluşturuyor. Buna karşın Yunanistan’a yerleşen koruma fonu yöneticisi Chris Rokos gibi isimler İngiltere doğumlu ve ülkenin en çok vergi ödeyen mükellefleri arasında yer alıyordu.
Ekim 2025’te ise Revolut’un kurucu ortağı ve CEO’su Nikolay Storonskiy’nin İngiltere’deki evini koruyarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne taşındığı belgelere yansıdı; Revolut söz konusu dönemde bu bilgiyi yorumlamadı.
Lüks tüketim ve konut piyasası etkileniyor
Londra’nın cazibe kaybında sosyal medyadaki olumsuz anlatılar da pay sahibi. ABD Başkanı Donald Trump, Londra’yı suç oranının yüksek olduğu ve girilmesi tehlikeli bölgelerin yer aldığı bir şehir olarak niteledi.
Ancak Bloomberg’in paylaştığı verilere göre, Londra’daki cinayet oranı 2025 yılında karşılaştırılabilir istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1997’den bu yana en düşük seviyeye indi ve birçok büyük ABD kentinin gerisinde kaldı.
Varlıklı nüfusun ayrılması, lüks konut satışlarını ve bu kesime hizmet sunan işletmeleri doğrudan etkiliyor. Sexy Fish restoranının sahibi Caprice Holdings, gelirlerindeki düşüşün nedenlerinden biri olarak yerel işletme vergilerindeki artışı gösterdi.
Emlak danışmanları da Londra’nın merkezinde lüks konut alanların, ülkedeki yatırım risklerini gerekçe göstererek indirim talep ettiğini aktarıyor.
Danışmanlık şirketi Henley & Partners, Haziran 2025’te yayımladığı öngörüde yıl boyunca 16,5 bin milyonerin 66 milyar sterlinlik (89,8 milyar dolar) varlıkla İngiltere’den ayrılacağını hesapladı.
Şirket verilerine göre 2024’te ülkeden ayrılan zengin sayısı 10,8 bindi. Henley & Partners CEO’su Juerg Steffen, bu hızlanmayı yatırımcı vizelerinin kaldırılmasına ve vergi politikalarındaki dönüşüme dayandırdı.
Avrupa
AP’de sağcılar Sol grubunu yasaklamak istiyor

Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) grubu, Avrupa Sol İttifakı’nın (ELA) soruşturulmasını istiyor.
POLITICO’nun eline geçen bir e-postaya göre ECR başkan yardımcısı, AB siyasi partiler denetim kurumundan ELA’nın “AB değerlerini ihlal ettiği” gerekçesiyle soruşturma açılmasını talep eden bir oylama yapılmasını sağlamak üzere imza toplamaya başladı.
Bu süreç, nihayetinde ELA’nın kayıt silinmesine ve AB fonlarını kaybetmesine (yani fiilen yasaklanmasına) yol açabilir.
ELA, İspanya’dan Podemos, Danimarka’dan Enhedslisten, İtalya’dan Sol ve Portekiz’den Bloco de Esquerda’yı bünyesinde barındırıyor.
Oylama, 19 Ekim’deki genel kurul oturumunda gerçekleştirilecek.
ECR Başkan Yardımcısı Charlie Weimers, AP’nin harekete geçmesi gerektiğini, çünkü Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu’nun ofisinin ELA’nın Fransız üyesi La France Insoumise’yi (Boyun Eğmeyen Fransa – LFI), bazıları şiddet olaylarına dönüşen okul protestolarını organize etmekle suçladığını belirtti.
Weimers’in 16 Ekim’e kadar en az üç siyasi gruptan 180 imza toplaması gerekiyor; bu eşiği, diğer sağcı milletvekillerinin desteğiyle aşabilir.
Öte yandan ELA buna karşılık verdi. ELA Eş Başkanı Catarina Martins şöyle dedi:
“Daha iyi eğitim talep eden gençlerin yanında durmak, AB değerlerine aykırı değil. Kendi üyeleri bu değerlere düzenli olarak saldıran ECR, aşırı sağ ve aşırı sağcıların AB değerlerini ihlal etmelerine yönelik soruşturmalardan dikkati başka yöne çekmek için bir AB prosedürünü suistimal ediyor.”
Fransa’da ise Les Républicains lideri ve cumhurbaşkanlığı adayı Bruno Retailleau perşembe günü BFM’ye yaptığı açıklamada, protestoların ardından “LFI’yi yasaklama meselesinin gündeme geldiğini” belirtti ve partiyi “şiddete hayran” olarak nitelendirdi.
Genel Kurul’da oylanacak olan ELA’ya yönelik süreci başlatma önergesinin kabul edilebilmesi için merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) desteğine ihtiyaç duyulacak. EPP Başkanı Manfred Weber’in ofisi ise yorum yapmaktan kaçındı.
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri










