Diplomasi
Lula: Çin’le ilişkileri geliştirmemizi kimse yasaklayamaz

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, cuma günü Pekin’de, yeniden yakın ilişkiler kurmaya hazırlandığı Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile bir araya geldi.
Bugün Pekin’in Tiananmen Meydanı’nda Halk Kahramanları Anıtı’na çelen koyan Brezilya Devlet Başkanı, ardından Büyük Halk Salonu’nda Başbakan Li Qiang’la biraraya geldi ve Xi Jinping ile görüşmeye geçti.
Xi, görüşmenin başında, Lula’nın iyileştikten kısa bir süre sonra Çin’e yaptığı ziyaretin, Brezilya cumhurbaşkanının Çin-Brezilya ilişkilerine ne kadar değer verdiğini gösterdiğini söyledi.
Lula’ya “kadim dostumuz” diye hitap eden Çinli lider, iki ülke ilişkilerinin bugünkü düzeye çıkarılmasının Lula’nın desteğiyle olduğunu belirtti.
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying’in bildirdiğine göre, Xi Jinping görüşmenin başında, yeni dönemde Çin-Brezilya ilişkilerine yön vermek ve yeni bir gelecek yaratmak için Lula da Silva ile birlikte çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.
Xi ayrıca, “sağlam ve istikrarlı büyümeye devam eden bir Çin-Brezilya ilişkisinin bölgelerinde ve ötesinde barış, istikrar ve refah için önemli ve olumlu bir rol oynayacağına olan güvenini” vurguladı.
Huawei vurgusu
Lula da Silva ise Xi’ye, “Brezilya’nın Çin ile ilişkilerini geliştirmesini kimsenin yasaklamayacağını” söyledi.
Brezilyalı lider, “Dün, Çinlilerle ilişkilerimizde hiçbir önyargımız olmadığını dünyaya göstermek istediğimiz için Huawei’yi ziyaret ettik. Kimse Brezilya’nın Çin ile ilişkilerini geliştirmesini yasaklamayacak” ifadelerini kullandı.
Lula, iki ülke arasındaki ilişkilerin ticaretin yanı sıra, bilim ve teknoloji, iklim değişikliği ile mücadele stratejileri, temiz enerji ve elektrikli araba ve otobüs üretimi gibi alanlarda yoğunlaşmasına da değindi:
“Ticari çıkar çok önemli olsa da, sadece ticari çıkar ilişkisinden ibaret olmayan bir Brezilya-Çin ilişkisi yaratmak için çok çalışmalıyız.”
Farklı alanlarda 20 ikili anlaşma imzalandı
Latin Amerika basınının bildirdiğine göre, Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Çin ile yaklaşık 20 ikili anlaşma imzaladı. Anlaşmalar, Lula’nın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i ziyareti sırasında imzalandı.
Anlaşmaların, yenilenebilir enerjiler, otomotiv endüstrisi, tarım ticareti, yeşil kredi hatları, bilgi teknolojisi, sağlık ve altyapı gibi alanları kapsadığı kaydedildi. Ayrıca, anlaşmalar arasında, Brezilya ve Çin ortaklığındaki yedinci uydunun fırlatılması da yer alıyor.
İki devlet başkanının Çin’deki Brezilya Büyükelçiliği’nde basın açıklaması yapması bekleniyor.
Xi ile görüşme öncesinde, Büyük Halk Salonu’nda Çin Halk Meclisi başkanı Zhao Leji ile bir araya gelen Lula, “Dış ticaretin en önemli akışını Çin ile sürdürüyoruz. En büyük ticaret dengemizi Çin ile sağladık ve en önemli konuları tartışarak dünya jeopolitiğini Çin ile birlikte dengelemeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Brezilya geri döndü’
Çin ziyaretine “Brezilya geri döndü” mesajıyla başlayan Devlet Başkanı Lula, dün ‘BRICS Bankası’ etkinliğinde dolar hegemonyasına son verilmesi çağrısı yaparken, BRICS ülkeleri için para birimi önerisinde bulundu.
Çin ziyaretine Şanghay şehrinden başlayan Lula, kendisinin el vermesiyle 2011-16 arası Brezilya Devlet Başkanı olan Dilma Rousseff’in ‘BRICS bankası’ olarak da bilinen Yeni Kalkınma Bankası’nın (NDB) başına atanması münasebetiyle düzenlenen etkinlikte yarım saatlik bir konuşma yaptı. Gelişen ülkeler için ‘BRICS Bankasını’ IMF’ye alternatif olarak sunan Latin Amerikalı lider, gelişmekte olan ülkelere uluslararası ticarette doları terk ederek ulusal para birimlerine geçmeleri çağrısı yaptı.
Brezilya siyasetine geri dönüşünü, “Brezilya geri döndü. Brezilya’nın önemli dünya kararlarında yer almadığı zamanlar geçmişte kaldı. Açıklanamayan bir yokluğun ardından uluslararası sahneye geri döndük” diye ortaya koyan Lula, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS grubunun ticarette dolara alternatif para birimi araması çağrısında bulunarak şunları söyledi:
“Her gece kendime şu soruyu soruyorum: Neden tüm ülkeler ticaretlerini dolara dayandırmak zorunda? Neden kendi para birimimizle ticaret yapamıyoruz? Altın standardının ortadan kalkmasından sonra doların (rezerv) para birimi olduğuna kim karar verdi?”
BRICS’e ortak para birimi önerisi
“Herkes tek bir para birimine bağımlı” diye eleştiren Lula, ‘Brezilya ile Çin, Brezilya ve diğer ülkeler arasındaki ticari ilişkileri finanse edecek bir para birimi’ önerisini dile getirdi:
“BRICS bankası gibi bir banka neden Brezilya ile Çin, Brezilya ile diğer BRICS ülkeleri arasındaki ticareti finanse edecek bir para birimine sahip olamıyor?… Bugün ülkeler, kendi para birimleriyle ihracat yapabilecekken, ihracat yapmak için dolar peşinde koşmak zorunda kalıyor.”
‘BRICS bankası IMF’ye alternatif’
Latin Amerika lideri konuşmasına şöyle devam etti: “NDB, Küresel Güney’in büyük bankası olmak için tüm şartları yerine getiriyor. İlk kez, başlangıç aşamasında gelişmiş ülkelerin katılımı olmaksızın küresel ölçekte bir kalkınma bankası kuruldu. Bu nedenle, geleneksel kurumlar tarafından gelişmekte olan ekonomilere dayatılan koşullulukların prangalarından özgür. Ve dahası: Projeleri yerel para biriminde finanse etme imkanına sahip.”
IMF’nin ‘kurtarma kredileri’ karşılığında Brezilya’nın komşusu Arjantin gibi nakit sıkıntısı çeken ülkelere halkı vuran aşırı sert tasarruf tedbirleri dayattığını da hatırlatan Lula, şöyle konuştu:
“Hiçbir banka, IMF’nin şu anda Arjantin’de yaptığı veya uzun süre Brezilya’da ve her üçüncü dünya ülkesinde yaptığı gibi ülkelerin ekonomilerini boğmamalı. Hiçbir lider ülkesi borçlu diye boğazına bıçak dayalı halde çalışamaz.”
BRICS bankasının, IMF’ye alternatif oluşturabileceğini vurgulayan Brezilya Devlet Başkanı, “Yükselen ekonomilerimizi, bizi yönetmek isteyen geleneksel finans kurumlarına boyun eğmekten kurtarabilir” dedi.
Çin ziyaretinde Lula’ya eşlik eden 40 kişilik heyette yer alan Brezilya Maliye Bakanı Fernando Haddad da, Brezilya’nın, gelişmekte olan ülkelerin doların kullanımını devre dışı bırakmaları için ticaret mekanizmaları oluşturmayı amaçladığını belirtti. Haddad, “Bunun avantajı, ticari işlemlerin, illa ki işlemde yer almayan bir ülkenin para biriminde yapılmasının dayattığı deli gömleğinden kaçınmaktır” dedi.
İki ülke, geçen ay karşılıklı ticaretlerinde Amerikan doları yerine kendi yerel para birimlerini kullanmak üzere anlaşma imzalamıştı.
Ayrıca Çin medyası önceki gün, Çin Sanayi ve Ticaret Bankası (ICBC) Brezilya şubesinin, ilk sınır ötesi Yuan takas işlemini gerçekleştirdiğini duyurdu.
En büyük ticaret ortağı
Çin, üst üste 14 yıldır Brezilya’nın en büyük ticaret ortağı konumunda. Brezilya aynı zamanda Çin’in soya fasulyesi, tavuk ve şeker gibi birçok tarım ürününün en büyük kaynağı iken Çin, Brezilya’nın ana yabancı yatırım kaynağı.
Pekin, 23 Mart’ta, Lula’nın nisan ayında planlanan ziyaretinden sadece haftalar önce, hastalık nedeniyle Brezilya’dan sığır eti ithalatına getirilen yasağı kaldırdı. Ayrıca Çin hükümeti de Brezilya’da çeşitli yatırımlar için atmosfer arıyor.
Bolsonaro’nun başkanlığı sırasında birçok Çinli şirket, belirsiz politika ortamı ve Çin’e yönelik düşmanca politikalar nedeniyle Brezilya ile işbirliği planlarını askıya almıştı. Şu anda ise, birçok Çinli firma Brezilya’da iş yapmanın koşullarının oluştuğuna inanıyor.
Bununla birlikte, Brezilya’nın Çin’e ihracatının hâlâ ağırlıklı olarak soya fasulyesi, sığır eti, ham petrol, demir cevheri ve kağıt hamuru gibi birincil ürünlere odaklanıyor, Çin’in Brezilya’daki yatırımı ise imalat, enerji ve madencilik gibi konvansiyonel alanlara yönelik. Dolayısıyla Lula, bu ziyarette, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımdaki sürdürülebilir büyümenin yanı sıra, çeşitlilik ve dengeyi sağlamak için işbirliğini farklı alanlara da yaymayı umuyor.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









