Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Macron’un 3 günlük Çin ziyareti başladı

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ukrayna krizi ve ticari meseleler başta olmak üzere bir dizi gündemi görüşmek üzere yola çıktığı 3 günlük Çin ziyareti bugün başladı.

Macron, Çin’i en son 2019’da ziyaret etmişti ve bu ziyaret, von der Leyen’in ise o yıl Avrupa Komisyonu başkanı olmasından bu yana ilk ziyareti olacak.

Fransız yetkililerin geçen yılın sonlarında Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’u tek başına Çin’e gitmekle eleştirmesinin ardından Macron, Avrupa Birliği’ni yansıtmanın bir yolu olarak von der Leyen’i de geziye davet etti.

Macron’un ve von der Leyen’ın ziyaret için ana gündemi, Çin’i, Rusya üzerindeki etkisini kullanarak, “Moskova’ya Ukrayna’dan çekilmesi yönünde baskı yapmaya ikna etmek” olarak basına yansıdı.

Macron’un ofisinden bir yetkili, üç günlük gezi öncesinde gazetecilere verdiği demeçte, Macron’un mevkidaşı Xi Jinping ile yaptığı görüşmelerde Ukrayna konusunda kararlı durmaya çalışacağını ve Washington’dan sıklıkla duyulan doğrudan çatışmacı tondan “başka bir yol” sunacağını söyledi.

Fransız basını, Cumhurbaşkanının, Çin’i Rusya’nın Ukrayna müdahalesini desteklemekten caydırmayı ve aynı zamanda çok önemli ticaret ortağıyla daha yakın ilişkiler kurmayı umduğunu yazdı.

Fransız devlerinin CEO’ları Macron’a eşlik ediyor

Fransız liderin, ziyaretteki hedefleri arasında özellikle de Çin’in Avrupa ile ticari bağlarını koruma ve yeniden dengeleme planı olduğu kaydedildi.

Macron’a bu kapsamda, 60’a yakın iş insanından oluşan bir heyet de eşlik ediyor. Heyette, büyük bir uçak siparişi için pazarlık peşinde olan Airbus, enerji ve taşımacılık şirketi Alstom ve enerji devi EDF’nin CEO’ları da yer alıyor.

Konuyla ilgili Reuters’a konuşan Rhodium Group analisti Noah Barkin, “İş anlaşmalarını veya büyük yeni yatırımları açıklamanın zamanı değil” dedi.

Barkin’e göre bu anlaşmalar esasen, “Çin ekonomisine bir güvenoyu olacak ve Fransa’nın ABD’nin yaklaşımına katılmadığı mesajını verecek”

Çin-Fransa ticaret hacmi geçen yıl 74 milyar doların üzerine çıkmıştı.

‘Çin’den ayrılmamalıyız’

Pekin’e iner inmez oradaki Fransız yurttaşlarıyla buluşan Macron, burada yaptığı ilk konuşmada, “Ukrayna’da barışa giden yol bulunmasında Çin’in önemli bir rol oynayabileceğini”, “Fransa’nın barış ve istikrar için ortak sorumluluğa angaje olacağını” söyledi.

“Avrupa ekonomik olarak Çin’den ayrılmamalı” vurgusunu yapan Fransa lideri, “Kendimizi Çin’den koparmamalıyız, Çin’de ayırmamalıyız…Fransa, Çin’le ticari ilişkiye sahip olmaya devam etmeyi proaktif olarak taahhüt etmektedir” dedi.

‘Gezinin sembolik bir önemi var’

Cuma günü Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Macron’a, ilk Fransız gemisinin 17. yüzyılda Çin kıyılarına ulaştığı ve Fransa’nın ilk konsolosluğunu açtığı Guangzhou şehrine yaptığı gezide eşlik edecek.

Orada öğrencilerle buluştuktan sonra Macron, Çinli liderle özel bir akşam yemeğine ve çay törenine katılacak.

Macron, ayrıca Çin Başbakanı Li Qiang ve Ulusal Halk Kongresi Başkanı Zhao Leji ile de görüşecek.

Pekin merkezli bir düşünce kuruluşu olan Çin ve Küreselleşme Merkezi başkanı Henry Huiyao Wang, “Bu (gezinin) çok büyük sembolik öneme sahip olduğuna inanıyoruz ve (Fransa) Çin ile işbirliğini yeniden başlatmaya hazır olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

DİPLOMASİ

AB ve Ukrayna, Biden’ı 2022’de Kiev’in ‘zaferine’ engel olmakla suçluyor

Yayınlanma

Joe Biden’ın başkanlık süresi sona yaklaşırken, ABD’nin Rusya’ya karşı Ukrayna’ya 90 milyar doları aşan yardım sağlamasına rağmen, Avrupa Birliği (AB) ve Ukrayna, Amerikan başkanını kararsız davranmakla suçluyor.

Bazı Avrupalı liderlere göre bu kararsızlık, Ukrayna’nın 2022 sonbaharında Rusya ordusunu Harkov ve Herson’dan püskürtmesine rağmen savaşı kendi lehine çevirememesine neden oldu.

‘Çok az, çok geç’

Bloomberg‘in haberine göre, Biden yönetimi Ukrayna’ya yoğun bir şekilde askeri yardım sağlama konusunda çaba gösterdi ve hatta Batı menşeli uzun menzilli füzelerle Rusya topraklarına saldırılara izin verdi.

Fakat Ukraynalı yetkililer, savaş boyunca defalarca dile getirdikleri bir şikâyeti yineledi: “Çok az, çok geç.”

Bir yılı aşkın süredir devam eden savaş ve Donald Trump’ın başkanlık yarışında yükselişi, Ukrayna’yı işgal altındaki topraklardan vazgeçme veya NATO üyeliğinden yoksun bir barış anlaşmasını kabullenme gibi ihtimallerle karşı karşıya bıraktı.

Bloomberg’e konuşan Ukraynalı yetkililer, böyle bir sonucun büyük ölçüde Biden’ın aldığı ya da almadığı kararlardan kaynaklanacağını savundu.

Avrupa ne ediyor?

Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Brazhe, ABD’nin daha erken ve daha güçlü bir şekilde silah sağlaması durumunda bunun “geniş kapsamlı sonuçları” olabileceğini, ancak “olan oldu” diyerek konuyu değerlendirdi.

2022 sonbaharında Ukrayna ordusu, Harkov ve Herson’da hızlı bir taarruz gerçekleştirerek bazı bölgeleri geri aldı. Fakat Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy, bu zaferlerin sürdürülebilmesi için daha fazla silah talep etti. Biden ise bu konuda tereddütlü davrandı.

Biden’ın bu temkinli yaklaşımı, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından doğrulandı. Sullivan, ABD’nin nükleer bir tırmanış riskini dikkate aldığını belirtti.

Eski İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, Biden’ın Ukrayna’ya desteği konusunda genelde temkinli ve kararsız bir tutum sergilediğini, bu yüzden gerekli desteğin cephe dengelerini değiştirecek şekilde verilmediğini söyledi.

Diğer bazı Amerikalı yetkililer ise, Avrupa ülkelerinin Ukrayna’yı desteklemek ve yaptırım uygulamak konusunda yavaş davrandığını belirtti.

Örneğin, Almanya ve diğer AB ülkeleri, Ukrayna’nın NATO üyeliği konusundaki Amerikan tavrının yumuşamasına rağmen şiddetle karşı çıkmaya devam etti.

Biden’ın bir Soğuk Savaş gazisi olarak nükleer tırmanma tehdidine takıntılı hale geldiği belirtilirken, Avrupa’daki bazı liderler Biden’ın stratejisinin Ukrayna’nın yenilmesini önlemeye odaklandığını ancak zafer için gerekli yolu sunmadığını savundu.

Bu stratejinin, Ukrayna’yı uzun ve maliyetli bir çatışmanın içine çektiği iddia edildi.

Ukrayna’da kamuoyu yoklamaları: Halk, Rusya ile müzakereler hakkında ne düşünüyor?

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Trump’tan AB’ye gümrük tarifesi tehdidi

Yayınlanma

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, AB’yi “büyük ölçekli” miktarlarda ABD petrol ve doğalgazını satın almayı taahhüt etmemesi halinde gümrük vergileriyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı.

Trump cuma günü Truth Social platformunda yayınladığı mesajda, “Avrupa Birliği’ne, ABD ile aralarındaki muazzam açığı petrol ve doğalgazımızı büyük ölçekte satın alarak kapatmaları gerektiğini söyledim. Aksi takdirde, her şekilde TARİFELER!!!” diye yazdı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen kasım ayında yaptığı açıklamada AB’nin ABD’den daha fazla sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) almayı değerlendirebileceğini söylemişti.

Leyen gazetecilere verdiği demeçte, “Rusya’dan hâlâ çok miktarda LNG alıyoruz ve neden bunu bizim için daha ucuz olan ve enerji fiyatlarımızı düşüren Amerikan LNG’si ile değiştirmeyelim?” diye sormuştu.

Financial Times’a (FT) konuşan bir AB yetkilisi, “Leyen’in tam da bunu yapma olasılığını ima ettiği göz önüne alındığında, bu bir ‘tehdit’ olarak tuhaf görünüyor,” dedi.

ABD halihazırda Avrupa’nın en büyük LNG tedarikçisi konumunda, fakat Rusya’dan yapılan ithalat ikinci sıradaki yerini koruyor.

Trump, Çin menşeli olmayan tüm ithalata yüzde 20’ye varan genel bir gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunuyor.

Geçtiğimiz ay Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Avrupa’nın siyasi liderlerini gümrük vergileri konusunda Trump ile işbirliği yapmaya ve ABD’de üretilen daha fazla ürünü satın almaya çağırmıştı.

Trump’ın ilk başkanlığı sırasında, dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, ticaret savaşı tehditlerini engellemek için daha fazla ABD gazı satın almayı teklif etmişti.

Uluslararası petrol göstergesi Brent ham petrol fiyatları cuma günü yüzde 0,4 düşüşle varil başına 72,61 dolar oldu. West Texas Intermediate vadeli işlemleri de yüzde 0,4 düşüşle varil başına 69,14 dolardan işlem gördü.

ABD dünyanın en büyük ham petrol üreticisi ve en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatçısı. Aralarında AB ve Vietnam’ın da bulunduğu LNG alıcıları, kısmen gümrük vergisi tehdidini caydırmak için ABD’den daha fazla yakıt satın almayı şimdiden konuşmaya başladılar.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

ABD’den Türkiye Gazprombank yaptırımlarında özel muafiyet

Yayınlanma

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD’nin Gazprombank yaptırımlarında Türkiye’ye muafiyet tanıdığını belirterek, doğalgaz ödemelerinin sorunsuz devam edeceğini duyurdu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD’nin Gazprombank’a uyguladığı yaptırımlar konusunda Türkiye’ye özel bir muafiyet tanıdığını duyurdu.

Bakan Bayraktar, bu sayede Türkiye’nin doğalgaz borcu ödemelerini Gazprombank üzerinden yapmaya devam edebileceğini belirtti.

Bloomberg’e yaptığı açıklamada Bayraktar, bu kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın ABD’li yetkililerle yürüttüğü yoğun görüşmelerin ardından alındığını ifade etti.

Türkiye’nin uzun süredir talep ettiği muafiyetin, Rusya ile doğal gaz ticaretinde önemli bir rol oynayacağını vurguladı.

Gazprombank’ın ABD tarafından yaptırım listesine alınması, Türkiye açısından ciddi endişelere yol açmıştı.

Bakan Bayraktar, yaptırımların Türkiye’yi de hedef alması durumunda bunun ekonomik ve stratejik sonuçlarının büyük olabileceğine dikkat çekmişti.

Türkiye’nin geçmişte İran yaptırımları sürecinde de benzer bir muafiyet elde ettiğini hatırlatan Bayraktar, bu kararın iki ülke arasındaki iş birliğini destekleyeceğini söyledi.

Muafiyetin sağlanmasına rağmen Türkiye, Rusya ile alternatif ödeme yöntemleri üzerinde de görüşmeler gerçekleştirdi.

Geçen ay Ankara’da yapılan toplantılarda, her iki tarafın bürokratları olası senaryoları masaya yatırdı. Ancak Bayraktar, alternatif çözümlerle ilgili detaylı bir değerlendirme yapmaktan kaçındı.

Türkiye, Gazprombank yaptırımında ABD’den muafiyet istiyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English