Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

NATO gündemi: Asya-Pasifik ve Ukrayna

Yayınlanma

Belçika’nın başkenti Brüksel’de toplanan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında gündem Ukrayna ve Asya – Pasifik’teki gelişmeler.

Brüksel’deki NATO Dışişleri Bakanları toplantısında gündemin omurgasını Asya-Pasifik’teki gelişmeler ve Ukrayna’da devam eden savaş oluşturdu. NATO Genel Sekreteri ve üye ülkelerin bakanları toplantı öncesinde açıklamalarda bulundu.

Rusya ve Çin iş birliği NATO gündeminde

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ikinci günü oturumundan önce konuşan Genel Sekreter Jens Stoltenberg, ““Devlet Başkanı Putin barışa değil, daha fazla savaşmaya hazırlanıyor” dedi.
“Ukrayna’ya savaşta ihtiyaç duyduğu her şeyi vermeliyiz” diyen Stoltenberg, Rusya ve Çin arasındaki artan iş birliğine dikkat çekti. NATO Genel Sekreteri, “Çin’in Rusya ile artan işbirliği gibi büyüyen stratejik rekabetle nasıl başa çıkacağımızı tartışacağız” ifadelerini kullandı.

Stoltenberg ayrıca NATO üyesi ülkelerin Gayri Safi Yurt İçi Hasılalarından (GSYİH) yüzde ikilik kısmı savunmaya ayırmalarını istedi.

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ikinci gününe, davetli ülke olarak İsveç de katıldı. Türkiye ile uzlaşıya vararak örgüte üye olan Finlandiya ise 31. Üye olarak NATO toplantısında yerini aldı.

Kremlin: Finlandiya’nın üyeliği Rusya için tehdit

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Finlandiya’nın NATO’ya girmesinin Rusya için tehdit oluşturduğunu belirtti. Peskov, “Güvenliğimizi sağlamak için gerekli olan her şey yapılacak” ifadelerini kullandı.

Moskova’da konuşan Peskov, “Elbette bu, Avrupa kıtasında istikrar, güvenlik ve öngörülebilirliğin güçlenmesine katkı sağlamayan bir olaydır. Bu, bizim için ek tehdit oluşturuyor ve bizi tüm güvenlik sistemini yeniden dengelemek için gerekli önlemleri almaya mecbur ediyor. Elbette bu biraz zaman alacak çünkü bir defa yapılan bir işlem değil. Bu, uzun bir süreç olacak ancak güvenliğimizi sağlamak için gerekli olan her şey yapılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanı Çin’e yüklendi

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Avrupa ülkelerine Çin’e olan “tek taraflı bağımlılıklarını azaltmaları” çağrısında bulundu.

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde Brüksel’de gazetecilere konuşan Baerbock, Hint-Pasifik bölgesindeki güvenliğin toplantıda görüşüleceğini ifade etti. Baerbock, “”Avrupalı ortaklar olarak Çin ile ilişkilerimizi riskten arındırmamız gerektiğini zaten açıkça ifade etmiştik. Bu Çin’den ayrılmak anlamına gelmiyor ancak güvenliğimizi göz önünde bulundurarak tek taraflı bağımlılıkları azaltmalı ve aynı zamanda dünya genelindeki ortaklarımızla ortak güvenlik endişelerimizi ele almalıyız” ifadelerini kullandı.

Çin’in Ukrayna politikasını eleştiren Alman Bakan, “Şimdi sözde bir tarafsızlığa çekilmek Çin’in rolüne uygun olmayacaktır” şeklinde konuştu.

Macaristan Ukrayna’nın katılımından rahatsız

Rusya ile daha dengeli ilişkiler kurulmasından yana olan Macaristan’ın Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto Facebook’ta 4 Nisan’da yaptığı açıklamada Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitry Kuleba’nın NATO toplantısına katılımından duyduğu rahatsızlığı dilem getirdi.

Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto, “Ukrayna Dışişleri Bakanına yapılan davet, NATO içindeki müttefiklerin birliği ilkesini ihlal ediyor. Ancak yapıcı olmak adına toplantıya katılacağız” diye yazdı.

NATO – Ukrayna komisyonu 3-4 Nisan tarihlerinde Brüksel’de toplanmıştı. Bu 2017 yılından bu yana komisyonun ilk toplantısı oldu. Macaristan 2017’den günümüze komisyonun toplanmasını bloke ediyordu. Ancak Macaristan bu sefer blokajı kaldırdı.

DİPLOMASİ

Bulgaristan Gazprom’dan 400 milyon avro talep ediyor

Yayınlanma

Bulgaristan devlet doğalgaz şirketi Bulgargas, Rus doğalgaz tekeli Gazprom Export-Import’tan Nisan 2022 sonunda doğalgaz tedarikinin durdurulması nedeniyle 400 milyon avrodan fazla tazminat talep ediyor.

Gazprom, Ukrayna’da savaşın başlamasının ardından ülkenin Rus gazı için ruble cinsinden ödeme yapmayı reddetmesinin ardından Bulgaristan’a tedariki durdurmuştu. Bulgaristan şimdi doğrudan Gazprom’dan tazminat talep ediyor.

“Rus şirketinin tazminat talebini gönüllü olarak çözmesi için bir aylık bir süresi olacak. Anlaşma sağlanamazsa Paris’te tahkim davası açılacak,” diyen Enerji Bakanı Vladimir Malinov, 400 milyon avroluk zararın uluslararası hukuk firmaları tarafından hazırlanan hukuki ve mali analizler sonucunda hesaplandığını kaydetti.

Bakan, önceki Bulgar hükümetlerinin Gazprom’a karşı talepte bulunma konusunda “kabul edilemez” iki yıllık bir gecikmeye izin verdiklerini de sözlerine ekledi.

Nisan 2022’de Gazprom, Polonya ile birlikte Bulgaristan’ın da Rusya gazının bedelini ruble olarak ödemeyi reddetmesi üzerine, o dönemde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gazın bedelinin ruble olarak ödenmesi gerektiği yönündeki kararını gerekçe göstererek Bulgaristan’a gaz sevkiyatını durdurmuştu. Sofya, sözleşmede ABD dolarına atıfta bulunulduğunu öne sürüyor.

Daha sonra Bulgaristan, Rusya doğalgazına karşı yeni adımlar atmaya karar verdi. Geçen ekim ayında ülke, Gazprom tarafından ödenmek üzere Bulgaristan’dan geçen Rus gazına ek bir enerji vergisi getirmeye karar verdi.

Macaristan ve Sırbistan, Bulgaristan üzerinden Orta Avrupa’ya giren Rus gazının fiyatında önemli bir artışa yol açacağı için buna şiddetle itiraz etti.

Aralık ayında, Bulgaristan’ın Schengen’e hava ve deniz yoluyla katılması için müzakereler devam ederken Bulgar hükümeti bu fikirden vazgeçti. Macaristan ise Bulgaristan’ın üyeliğini veto etmekle tehdit etti.

Mart 2024’te GERB lideri ve eski başbakan Boyko Borissov, gaz vergisinin getirilmesinin, Bulgaristan’ın Schengen bölgesine katılımı üzerindeki vetosunu kaldırması için Avusturya’ya baskı yapmak için bir araç olduğunu söyledi.

1 Ocak 2025’ten itibaren Gazprom’un Ukrayna ile olan sözleşmelerinin sona erecek olması nedeniyle Bulgaristan, Türk Akımı üzerinden Rus gazı ithalatı için tek güzergah olacak.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

UAD’de İsrail’e “yalancı” protestosu

Yayınlanma

İsrail’in avukatları, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) duruşmasında Gazze savaşının trajik olduğunu ancak soykırım yapılmadığını iddia ederken protesto edildi.

İsrail’in Refah’ta başlattığı saldırıların Gazzelilerin haklarını geri dönülmez şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, UAD’nin acil şekilde yeni tedbirlere hükmetmesine ilişkin talepleri Divan’da ele alındı.

Lahey merkezli UAD’de Güney Afrika’nın yeni ihtiyati tedbir talepleriyle ilgili ikinci ve son günü olan duruşmalarda İsrail tarafı savunmasını yaptı.

Duruşmada İsrail adına söz alan Uluslararası Hukuktan sorumlu Başsavcı Yardımcısı Gilad Noam, Divan’dan gelen duruşma kararını 13 Mayıs’ta öğrendiklerini ve kısa süre içerisinde kendilerinin ve avukatlarının yeterince hazırlanacak vakit bulamadıklarını ifade etti.

Noam, Güney Afrika’nın iddialarının yersiz olduğunu savunarak “Bir kez daha belirtmek zorundayım ki trajik bir savaş yaşanıyor ancak ortada bir soykırım yok” iddiasında bulundu.

Konuşmasını, Güney Afrika’nın iddiaları yanıtlamak yerine Hamas’ın saldırılarını anlatarak sürdüren Noam, Hamas’ın elindeki rehinelerin çok kötü şartlarda tutulduğunu öne sürdü.

İsrail’in rehineleri kurtarmak için harekete geçtiğini ileri süren Noam, “Her devlet böyle yapardı” iddiasında bulundu.

Noam, Gazze için İsrail’in farklı planları olduğunu belirterek, “Hamas’ın olmadığı, Filistin ve İsraillilerin barış içinde yaşadığı bir Gazze” istediklerini savundu.

UAD Refah için acil tedbirleri görüşecek

BM’yi yok saydı

Noam, Güney Afrika’nın iddialarını desteklemek için kullandığı BM kurum ve kuruluşlarının belge ve delillerinin “inandırıcı kanıtlar” olmadığı savunmasını yaptı.

Gazze’de öldürüldüğü iddia edilen sivillere ilişkin kimlik bilgilerinin sahte olduğunu ileri süren Noam, “Hiçbir devlet hatasız değildir. Her sivil kayıp bir trajedidir ancak bu tek başına hukuka aykırı hareket edildiğini kanıtlamaz” savunmasında bulundu.

Noam’ın ardından kürsüye çıkan İsrail Dışişleri Bakanlığı baş hukuk müşaviri yardımcısı Tamar Kaplan-Tourgeman, Kerem Şalom kapısının İsrail’in egemenliğindeki topraklarda yer aldığını savunarak, İsrail’in insani yardımların geçişinin artması ve sivillerin zarar görmemesi için gerekli tüm çabaları gösterdiğini iddia etti.

Tourgeman, hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin çektiği acılardan Hamas’ı sorumlu tutarak “Bu savaşın trajik olduğuna ve her iki tarafa da büyük acılara mal olduğuna şüphe yok, ancak bunu Hamas yaptı” dedi.

Hamas’ın hastaneleri kullandığını iddia eden Tourgeman, İsrail askerlerinin hastanelerdeki operasyonlarında hiçbir sağlık çalışanının etkilenmediğini veya zarar görmediğini ileri sürdü.

Tourgeman, Güney Afrika’ın ek tedbir taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu gerekçesiyle tamamının reddedilmesini istedi.

“Yalancılar!”

Tourgeman sözlerini sonlandırmak üzereyken Divan’da üst katta bulunan izleyicilerden birisi İsrail hukuk heyetine “Yalancılar, yalancılar!” diye bağırdı. Bunun üzerine mahkemenin canlı yayınına ara verildi. Protestocu Divan’dan çıkarıldıktan sonra yayın tekrar açıldı.

Duruşma sonlanmadan önce Divan’ın Alman Yargıcı Georg Nolte, İsrail tarafının özellikle Refah’ta sıkışan sivillere yönelik insani yardımı nasıl ulaştırdıklarını daha detaylı anlatmasını talep etti. Divan Başkanı Lübnanlı Yargıç Nawaf Salam, İsrail’in yarın akşam yerel saatle 18.00’e kadar Yargıç Nolte’nin sorusuna ilişkin beyanlarını yazılı olarak Divan’a sunmasını istedi.

Divan hakimleri tedbir talebine ilişkin müzakerelere başladı. Kararın birkaç hafta içerisinde açıklanması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Firari Rus sermayedar Hodorkovskiy: Batı savaşı kaybediyor

Yayınlanma

Rusya’da vergi kaçakçılığı ve dolandırıcılıktan hüküm giyen eski Yukos enerji şirketinin patronu Mihail Hodorkovskiy, X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda Batı’nın Ukrayna’daki savaşı kaybettiğini söyledi.

Katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmayı paylaşan Hodorkovskiy, “Mevcut çabalar Ukrayna’nın kilit bölgelerinin önümüzdeki 2 yıl içinde (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in eline geçmesini engellemeye yetmiyor. Putin, savaş için yılda yaklaşık 120 milyar dolar, Rusya’nın 2,2 trilyon dolarlık GSYİH’sinin yüzde 5,4’ünü harcıyor,” dedi.

Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’ya iki yıl boyunca yaptığı yardımın 88 milyar dolar tutarında, yani birliğin GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 0,25’i olduğunu kaydeden Hodorkovkiy, şöyle devam etti:

“Bu da, ABD’nin katkısını da dahil edersek, Putin’in Batı’yı en az 2,5’e 1 oranında geride bıraktığı anlamına geliyor. Bu yıl ABD desteği olmadan bu oran 4’e 1’e yükseliyor. Savaş başladığında Rusya’nın 142 milyonluk nüfusuna karşılık Ukrayna’nın 40 milyonluk nüfusu vardı, bu yaklaşık 3,5’a 1’lik bir oran. Şimdi, iki yıl sonra, bu oran 7’ye 1. Yine de Ukrayna’nın savaşmaya devam etmesini talep ediyoruz. Peki neyle savaşacaklar? Bu gidişle Harkov bu yıl içinde, Odessa ise gelecek yıl düşecek. Ukrayna 2026 yılına kadar sadece küçük çaplı bir partizan direnişini sürdürebilecek durumda olacak, ki bu en iyi senaryo.”

Polonya birliklerinin NATO’nun bir parçası olarak Ukrayna’ya girmesi halinde Lviv’in korunacağını, Ukrayna ordusunun tüm zorluklara rağmen savaşı sürdürmesinin daha iyimser bir senaryo olduğunu belirten Hodorkovskiy, şu ifadeleri kullandı:

“Müttefiklerinin desteği olmadan Ukrayna’nın işgali sonsuza kadar püskürtmesi beklenemez. Putin kesinlikle kendi müttefiklerinin desteğine sahip. Xi Jinping, Çin-Rus işbirliğinin sınırı olmadığını söyledi. Putin’in toprağa ihtiyacı olmadığını akılda tutmak önemli. Putin’in iç hedefleri için bir savaşa ihtiyacı var. Ve zayıf bir Batı onun için harika bir hedef.”

Ukrayna’da kamuoyu yoklaması: Rusya ile müzakereleri destekleyenlerin oranı yüzde 72’ye yükseldi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English