Amerika
MAGA tabanında Trump’a yönelik suikastin düzmece olduğuna dair inanç büyüyor

Son haftalarda, Başkan Donald Trump’ın en sadık MAGA destekçilerinden bazıları, 2024 yılında kendisine yönelik suikast girişiminin düzmece olduğunu iddia ediyor.
13 Temmuz 2024’te düzenlenen bir seçim mitingi sırasında, yakınlardaki bir çatıda bulunan 20 yaşındaki bir gencin ateşlediği mermi Trump’ın kulağının üst kısmını sıyırınca, Trump suikast girişiminden kurtuldu.
Başkanın yanında oturan Trump destekçisi Corey Comperatore vurularak öldürüldü. Saldırgan daha sonra Gizli Servis ajanları tarafından öldürüldü.
Butler, Pennsylvania suikastı etrafındaki komplo teorileri hızla internete yayıldı ama birçok Trump destekçisi için, onun hayatta kalması, seçilmiş kişi olduğuna dair “Tanrıdan bir işaret” olarak görüldü.
Fakat WIRED’da yer alan habere göre Trump’ın MAGA üzerindeki etkisi azaldıkça, giderek artan sayıda destekçisi, tüm olayın düzmece olduğu yönündeki iddiayı öne sürmeye başladı.
Örneğin eskiden Trump’ın sadık bir destekçisi olan Tim Dillon, geçen hafta sonu programında suikast girişimi hakkında konuşarak şunları söyledi:
“Bence bu olay sahnelenmiş olabilir. Trump şimdi ortaya çıkıp şöyle demeli: ‘Bazıları buna kızacak ama Butler’daki suikast girişimini, bana oy vermenin ne kadar önemli olduğunu ve onlar için ne kadar ileri gidebileceğimi göstermek için biz sahneledik.’”
Bu iddiaların bazıları aylar önce başladı. Kasım ayında, eski Fox News yorumcusu Tucker Carlson, FBI’ın silahlı saldırıyı örtbas etmekte bir şekilde parmağı olduğu fikrini yaydı ve X’te, Brüo’nun saldırganın çevrimiçi izleri hakkında “yalan söylediğini” yazdı.
Bir gün sonra, muhafazakâr yorumcu Emerald Robinson daha da ileri giderek, X’teki bir paylaşımda bunu “FBI’ın yaptığını” iddia etti.
Aynı paylaşımda Robinson, kurumun 6 Ocak’taki Kongre Binası saldırısından “Jeffrey Epstein’ın şantaj kasetlerine” ve “Vali Whitmer’ın sahte kaçırılma komplosuna” kadar her şeyden sorumlu olduğunu iddia etti.
Fakat Trump’ın tüm olayı sahnelediği iddiaları, eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi direktörü Joe Kent’in İran savaşı nedeniyle görevinden istifa etmesinden bir gün sonra, Carlson’un podcast’ine konuk olmasıyla gerçekten ivme kazandı.
Röportaj sırasında, Carlson ve Kent, Trump yönetiminin Pennsylvania’daki saldırgan hakkında daha fazla ayrıntı vermemesini tartıştı. Kent, herhangi bir kanıt sunmadan, saldırıya ilişkin soruşturmaların tamamlanmadan kapatıldığını iddia etti.
Kent ayrıca, olayla ilgili bu bilgi boşluğunun daha fazla komplo teorisine yol açacağını iddia etti ve şöyle devam etti:
“Eğer bu soruyu ele almak istemiyorsanız, o zaman sessiz kalıp bu soruyu soramayacağınızı söylersiniz. Bu da, birdenbire ortaya çıkan ve kendi sonuçlarını çıkarmaya başlayan insanları yaratır.”
Teksaslı bir Cumhuriyetçi ulusal delege ve eski Trump destekçisi olan Trisha Hope, bu hafta Butler suikasti hakkında X’te bir paylaşım yaparak, “Bu olaya bakıp eleştirel düşünme becerilerinizi kullanamıyorsanız ve en azından birkaç sorunuz yoksa, sorun sizsiniz ve bu durumdan çıkmanız gerekiyor,” dedi.
Telegram’da ise, önde gelen QAnon destekçisi MJ Truth, 100.000 takipçisine şu soruyu sordu: “Trump’a yönelik Butler Suikast Girişimi hakkındaki anlatıya herkes ne diyor?”
Yüzlerce yanıtın ezici çoğunluğu, neredeyse tamamı Trump destekçisi olan kişilerden oluşuyordu ve olayın düzmece olduğuna ve gerçeğin asla ortaya çıkmayabileceğine inandıklarını söylediler.
Bir takipçi, “Gerçek, 60+ yıl sonra hepimiz öldüğümüzde ve artık kimsenin umursamadığı zaman ortaya çıkacak… tıpkı JFK gibi!!!!” diye yazdı.
Geçen hafta kanalında yayınlanan bir videoda Carlson, İsrail’in “hükümetimiz üzerinde neden bu kadar çok kontrolü” olduğunu sorguladı ve “ipuçlarından birinin Butler’a yapılan silahlı saldırı” olduğunu, Trump yönetiminin olayı soruşturmamasının ise İsrail’in kontrolünün boyutunu gösterdiğini iddia etti.
Bu iddia daha sonra, bir başka önde gelen MAGA figürü olan Candace Owens tarafından da yankı buldu.
Owens, yakın zamanda yayınlanan bir podcast’te, İsrailli-Amerikalı siyasi bağışçı Miriam Adelson’ın aslında suikast girişiminin arkasında olduğunu iddia etti.
Owens, Trump’ın ondan 100 milyon dolarlık bağış aldığını, fakat daha sonra İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmesini destekleyeceğine dair sözünü yerine getirmediğini ve suikast girişiminin sebebinin bu olduğunu iddia etti.
Owens ayrıca, Trump’ın başkan olduğunda suikastı hiçbir zaman düzgün bir şekilde soruşturmamasının da bu nedenle olduğunu öne sürdü.
2020 başkanlık seçimlerinin ardından “Stop the Steal” kampanyasını organize eden aşırı sağcı aktivist Ali Alexander, suikast konusunda biraz farklı bir görüşe sahip.
O, bunun Trump’ın “Deccal” olduğuna dair bir başka kanıt olduğunu iddia ediyor; bu, birçok MAGA figürünün de bu hafta üzerinde düşündüğü bir konu.
Alexander, salı akşamı Telegram kanalında paylaştığı beş sayfalık bir PDF’de, “Açıkça söylemek gerekirse: Eğer Donald Trump bir mucize yaşamadıysa, o zaman bu bir aldatmaca ya da karanlık bir işarettir. Vahiy 13:3’te, Deccal’in başına vurulduğuna dair bir kehanet var,” diye yazdı.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor










