Avrupa
Manfred Weber: ABD’nin bizi itip kakmasına izin veremeyiz

Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) en büyük grup olan Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) başkanı Alman muhafazakâr Manfred Weber, ABD ile anlaşmak istediklerini ama Trump yönetiminin kendilerini itip kakmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Euractiv’e bir mülakat veren Weber, son NATO zirvesi, Avrupa’nın kendi savunmasını geliştirmesi, ABD ile ilişkiler ve AP’de EPP’nin kendi sağı ile yaptığı anlaşmalar hakkında konuştu.
“Bu haftanın sonunda ortaya çıkan mesaj, transatlantik işbirliğini sürdüreceğimiz ve NATO ailesinin bir arada kalacağı,” diyen Weber, buna alışkın olmadıklarını, ama ABD Başkanı Donald Trump’ın kendilerini buna ittiğini söyleyerek, Avrupa’nın NATO içinde kendi savunma temeline ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
Avrupa’nın silahlanma fonu SAFE ve üye ülkelerin borçlanma seçenekleri gibi bazı önlemlerin alınmış olmasını memnuniyetle karşıladığını vurgulayan EPP lideri, “Fakat mevcut ulusal ordularımız Avrupa’yı savunacak kapasitede değil. Avrupa’nın bir komuta zincirine ve füze savunması, uydu programı, siber tugay ve insansız hava aracı ordusu gibi ortak Avrupa projelerine ihtiyacımız var,” diye konuştu.
“Avrupa güvenlik mimarisini kurma” çağrısı yapan Weber, bu mimarinin bir Avrupa yapısı olarak “sabit ve geri alınamaz” olmasını ve ülkelerin bir sonraki AB bütçesi aracılığıyla pan-Avrupa programlarına katılmasını sağlayarak oluşturulmasını istedi.
Weber, “Çünkü yarın Fransa’da, teorik olarak, aşırı sağcı bir aday kazanırsa, o zaman bu mimari kilitlenir. Hiçbir ülkenin egoistçe davranamayacağı bir savunma altyapısı kurmalıyız. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Almanya’nın Avrupa’nın en büyük ordusuna sahip olduğunu söylüyor. Ve sonra %22’lik AfD oy oranını görüyorum ve bu kamuoyu yoklaması, gerçek bir Avrupalı siyasetçi olarak beni endişelendiriyor,” dedi.
AB’nin son haftalarda İsrail ve İran üzerinde etki sahibi olma konusunda çok yetersiz kaldığı hatırlatıldığında ise Weber, “Avrupa bir tür düşünce kuruluşuna dönüşüyor. Biz gözlemciyiz, ama Avrupa’nın gerçekten diplomatik bir güç haline gelmesini istiyorum,” yanıtını verdi.
Alman CSU kökenli Weber, bunun için AB içindeki karar alma süreçlerinin reforme edilmesi gerektiğini söyledi. Weber’e göre oybirliği masadaki en önemli konu ve bunu mevcut Lizbon Antlaşmasında değiştirmek mümkün değilse, daha ileri gitmek isteyen üye ülkeler –Fransa, Almanya, İtalya, İspanya gibi– bunu yapmalı.
AB’nin ticaret konusunda ABD ile bir anlaşma istediğini ve buna ihtiyacı olduğunu vurgulayan EPP lideri, “Fakat, evet, Avrupa küresel GSYİH’nin %22’sini, Amerika ise %25’ini oluşturuyor. Washington’un bizi itip kakmasına izin veremeyiz. Kendimize güveniyoruz ve bunu göstermeliyiz, araçlarımız var, Avrupa Komisyonu’nun araçları var,” diye konuştu.
Yeşil Mutabakat ile ilgili yasalar söz konusu olduğunda liberaller ve sosyalistler yerine sağcılarla işbirliği yapmasına yönelik eleştirileri de yanıtlayan Weber, “Avrupa’daki siyasi gerçekliğe bakın: Polonya, Romanya, hatta Portekiz’de Chega sosyalistlerin önünde ikinci oldu. Bu yüzden sosyalistlere, Renew’a soruyorum, lütfen Brüksel balonunun dışında neler olup bittiğini tekrar düşünün,” dedi.
Avrupa’daki “otoriter dalgayı” durdurmak gerektiğini söyleyen Weber, bunu yapabilecek en önemli partinin de EPP olduğunu savundu.
Medyada reklam vermek için önceden onay almak gerektiğini belirten bir düzenlemeyi asla desteklemeyeceklerini kaydeden EPP lideri, bürokrasinin azaltılmasından bahsedip mevzuatın içeriğinde BMW veya Renault’nun CO2 emisyonlarını azalttığına dair yeşil iddialarda bulunmak için devlet yetkililerinden önceden onay alması gerektiğini belirtmenin “çılgınlık” olduğunu savundu.
Weber’e göre “Avrupa yanlısı, Ukrayna yanlısı ve hukukun üstünlüğü yanlısı olmak” EPP’nin üç temel kriteri. Yeşil Mutabakat ve doğa restorasyonu yasası konusunda, gerçekten yanlış olduğuna inandığı bazı yasaları durdurduğu için ağır saldırılara uğradığını ama şimdi bunun işe yaramadığını gördüklerini savunan Weber, “Çizgimizi korumamız, ancak iddialı olmamız gerektiğini söylüyorum. Bu yüzden yapmaya çalıştığım şey, kamuoyunun dalgasını sürmek değil, sorumlu davranmak ve iyi bir orta yol bulmaya çalışmak. Popülistlere karşı en iyi yöntem budur,” dedi.
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti









