Rusya
Medinskiy: Savaş ve müzakereler tarihte her zaman eş zamanlı yürür

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, savaş ve müzakerelerin tarihte her zaman eş zamanlı yürütüldüğünü belirtti. Medinskiy, İstanbul’da Ukrayna ile devam eden görüşmeler bağlamında, bu durumun tarihsel örneklerle sabit olduğunu ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve İstanbul’daki Ukrayna müzakerelerinde Rus heyetine başkanlık eden Vladimir Medinskiy, Rossiya-1 televizyonuna verdiği mülakatta, savaş ve müzakerelerin tarihte her zaman eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.
Medinskiy, Napolyon’un “Savaş ve müzakereler genellikle eş zamanlı yürütülür,” sözüne atıfta bulunarak bu durumu vurguladı.
Medinskiy, dünya tarihindeki çeşitli çatışmalardan örnekler vererek, askeri operasyonların müzakerelerle aynı anda yürütüldüğünü belirtti. Medinskiy, “Vietnam Savaşı’nda ABD ve Vietnam arasında askeri operasyonlar sırasında sürekli müzakereler yapıldı; Kore Savaşı’nda da askeri operasyonlar sırasında sürekli müzakereler oldu; 20. yüzyıldan örnek verecek olursak Sovyet-Finlandiya Savaşı. Aslında tarih şaşırtıcı bir şekilde tekerrür ediyor,” diye ekledi.
Medinskiy, “Askeri operasyonlar sırasında barış müzakereleri yapılır ve sonunda bu barış müzakerelerinde bir sonuca varılır, ardından barış anlaşması imzalanır ve askeri operasyonlar sona erer. Bunu şunun için söylüyorum, savaş ve müzakereler tarihte her zaman eş zamanlı yürür,” ifadelerini kullandı.
Devlet Başkanı Yardımcısı, Moskova’nın Kiev ile temasları İstanbul sürecinin devamı olarak gördüğünü bir kez daha vurguladı.
Daha önce, 14 Mayıs’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’yı İstanbul’daki müzakerelerde temsil edecek heyetin yapısını onaylamıştı.
Rus heyetine, üç yıl önceki gibi Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy başkanlık ediyor.
Heyet üyeleri arasında Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Harekat Dairesi Başkanı İgor Kostyukov ve Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin bulunuyor.
Medinskiy ve Fomin, 2022 yılında Ukrayna ile yapılan müzakere heyetinde de yer almıştı.
Ukrayna heyetine ise 2022’deki İstanbul müzakerelerine katılan Savunma Bakanı Rustem Umerov başkanlık etti. Heyette Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Kislitsa, Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkan Yardımcısı Aleksandr Poklad, Dış İstihbarat Teşkilatı Başkan Yardımcısı Oleg Lugovskiy ve diğer yetkililer yer alıyor.
Rusya ile Ukrayna arasında 2022’de başlayan çatışmadan bu yana taraflar birçok kez çözüm girişiminde bulundu.
İlk üç tur müzakere Belarus’ta yapıldı: 28 Şubat’ta Gomel’de, 3 ve 7 Mart’ta Brest’te; ancak kilit konularda anlaşmaya varılamadı.
10 Mart 2022’de Antalya Diplomasi Forumu marjında Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanları bir araya geldi, fakat bu toplantı da ilerleme sağlamadı.
Daha önemli bir gelişme, 29 Mart’ta İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan toplantıda yaşandı. Bu toplantıda Ukrayna heyeti, Rus tarafına olası bir anlaşma taslağı ve garantör ülkeler listesi sundu.
Fakat 17 Mayıs’ta Ukrayna müzakereleri resmi olarak askıya aldı ve 4 Ekim’de Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diyalog kurulmasının imkânsızlığına dair Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi kararını imzaladı.
Diplomatik çıkmaza rağmen, 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla Karadeniz Tahıl Girişimi üzerinde anlaşmaya varıldı.
18 Mart’ta ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında yapılan telefon görüşmesinin ardından Rus tarafı, enerji altyapısına yönelik saldırılardan karşılıklı vazgeçme fikrini destekledi. Ertesi gün Devlet Başkanı Zelenskiy de benzer önlemlere onay verdi.
11 Mayıs 2025 gecesi Devlet Başkanı Putin, Ukrayna ile İstanbul’da ön koşulsuz doğrudan müzakereler yapılması önerisinde bulundu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, görüşmeye ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
Trump, Rus mevkidaşının Ukrayna ile doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması önerisini desteklerken, Zelenskiy 15 Mayıs’ta İstanbul’da yapılması planlanan müzakerelere katılacaklarını teyit etti.
İstanbul barış müzakerelerinin ilk günü olan 15 Mayıs’ta Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında doğrudan görüşme gerçekleşmedi.
Rus heyeti başkanı Vladimir Medinskiy, İstanbul’daki Rusya Başkonsolosluğu binası önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Kiev ile doğrudan temasların görevinin, çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırarak uzun vadeli barışın tesis edilmesi olduğunu belirtti.
Medinskiy, Rus tarafının İstanbul’daki barış müzakerelerinde olası uzlaşmaları tartışmaya hazır olduğunu ve bu toplantıyı 2022’de yapılan barış müzakerelerinin devamı olarak gördüğünü kaydetti.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Ankara’da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saygısından dolayı Savunma Bakanı Rustem Umerov başkanlığındaki Ukrayna heyetini İstanbul’a gönderdiğini söyledi.
Akşam saatlerinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy başkanlığındaki Rus heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdi.
Rusya ve Ukrayna, ‘1000’e 1000′ esasına göre esir takası konusunda anlaştı
Rusya
Medvedev: Batılı elitler üstünlük fikrinden vazgeçmedi

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’nda yaptığı konuşmada uluslararası hukuk sisteminin derin bir kriz içinde olduğunu belirtti. Batılı ülkelerin neo-kolonyal politikalarını sert bir dille eleştiren Medvedev, Rusya’nın egemenlik ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.
St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu genel kurul toplantısında konuşan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, uluslararası hukuk sisteminin mevcut durumu, Batılı elitlerin politikaları, sömürgecilik mirası, Ukrayna’daki çatışmalar ve küresel askeri üslerin yarattığı güvenlik tehditlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Medvedev, uluslararası hukukun küresel bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, sömürgeciliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini ve Rusya’nın küresel düzeyde tam eşitliği sağlamak için mücadele etmeye hazır olduğunu ifade etti.
2026 yılının başından itibaren insanlığın uluslararası hukuk alanında son derece ciddi ve yapısal sınamalarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Medvedev, yaşanan bu tarihsel süreçlerin sadece hukuk sistemini değil, mesleki sorumluluklarına sadık kalan tüm hukukçuları da zorlu bir sınavdan geçirdiğini vurguladı.
Mevcut uluslararası hukuk kurumlarının derin bir işlevsizlik ve güven bunalımı yaşadığına dikkat çeken Medvedev, bu durumun temel nedeninin uluslararası hukuku sadece belirli ülkelerin çıkarlarına hizmet eden dar bir azınlığın ayrıcalığı haline getirme çabaları olduğunu belirtti.
“Batılı elitler ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini koruyor”
Batılı ülkelerin bu tek taraflı ve dayatmacı yaklaşımı onlarca yıldır sistematik olarak küresel siyasete yerleştirmeye çalıştığını ifade eden Medvedev, Batı dünyasının uluslararası hukukun temel ilkelerini aşındırmak ve bütünlüğünü ortadan kaldırmak için bilinçli adımlar attığını kaydetti.
Bu aşındırma sürecinin özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından büyük bir ivme kazandığını belirten Medvedev, küresel güvenlik mimarisinin tek taraflı çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmeye çalışılmasının tehlikelerine işaret etti.
Batılı yönetici elitlerin zihin dünyasında sömürgeci reflekslerin ve üstünlük iddialarının hala canlı olduğunu savunan Medvedev, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Birleşmiş Milletler Şartı’nın o büyük ve tarihi cümlelerini okurken hiçbirimiz hayallere kapılmamalıyız. Bu güzel yazılmış metinler, ne yazık ki onlarca yıl boyunca Batılı elitlerin zihninden ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini söküp atmaya yetmedi.”
Rusya’nın neo-kolonyal pratiklerin tamamen ortadan kaldırılması ve uluslararası alanda gerçek anlamda egemen eşitliğin tesis edilmesi için ödün vermez bir mücadeleye hazır olduğunu bildiren Medvedev, sömürgeciliğin uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş bağımsız bir suç kategorisi olarak tescil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu bağlamda Rusya’nın yakın gelecekte, kendi sınırları dışındaki soydaşlarının haklarını korumak amacıyla uluslararası adımları sıkılaştıracağını açıklayan Medvedev, Baltık ülkelerinde Rusça konuşan nüfusa yönelik sistematik ayrımcılık ve hak ihlalleri nedeniyle Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’na resmi başvuru yapmaya hazırlandıklarını ilan etti.
“Böyle bir Ukrayna artık kendi rızasıyla durmayacaktır”
Ukrayna’daki mevcut askeri ve siyasi duruma da değinen Medvedev, Batılı devletlerin bu çatışmayı mümkün olan en uzun süreye yaymak ve krizi derinleştirmek için ellerindeki tüm imkanları seferber ettiklerini savundu.
Kiev rejiminin çok büyük finansal kaynaklar karşılığında kendi ülke topraklarını yabancı güçlerin kullanımına açtığını ve burayı Rusya’ya karşı askeri bir köprübaşı haline getirdiğini ifade eden Medvedev, mevcut Ukrayna yönetimiyle doğrudan müzakere yürütmenin anlamsız olduğunu dile getirdi.
Medvedev, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir vasalla konuşmanın hiçbir anlamı yoktur, görüşmeler ancak onun süzereni ile yürütülmelidir” diyerek Kiev’in karar alma mekanizmalarındaki bağımsızlığını tamamen yitirdiğini ileri sürdü.
Rusya’nın, Kiev rejimi ve bu rejimi destekleyen dost olmayan ülkeler tarafından işlenen suçların dökümünü tutmak amacıyla kapsamlı bir kayıt mekanizması oluşturacağını açıklayan Medvedev, savaşın mevcut Kiev yönetimi için iktidarda kalmanın yegane yolu haline geldiğini ifade etti.
Medvedev, Ukrayna’daki siyasi yapının çatışmasız bir ortamda varlığını sürdüremeyeceğini belirterek, “Asıl sorun şu ki, kendi rızasıyla böyle bir Ukrayna artık durmayacaktır” şeklinde konuştu.
Görev süresi dolan Vladimir Zelenskiy’nin hukuki statüsüne ilişkin de sert eleştirilerde bulunan Medvedev, cumhurbaşkanlığı görev süresinin sona ermiş olmasının Zelenskiy’yi her türlü diplomatik ve hukuki dokunulmazlıktan mahrum bıraktığını savundu.
Ukrayna devlet mekanizmasının yasal zeminini kaybettiğini ileri süren Medvedev, “Cumhurbaşkanlığı koltuğu, yetki süresi çoktan sona ermiş olan bir figür tarafından gasp edilmiştir” diyerek Kiev’deki mevcut yönetimin meşruiyet krizini derinleştirdiğini iddia etti.
“Yabancı askeri üsler ev sahibi ülkeleri hedef haline getiriyor”
Dünya genelinde konuşlandırılan yabancı askeri üslerin küresel istikrarsızlığın en önemli kaynaklarından biri olduğunu savunan Medvedev, Batılı devletlerin askeri altyapılarını diğer ülkelerin egemenlik alanlarına yaymasının kolektif güvenlik sistemini çökerttiğini ifade etti.
Bu tür askeri yapılanmaların bulundukları bölgelerde güvenliği sağlamak bir yana, gerilimi tırmandırdığını kaydeden Medvedev, “Açıkça söylemek gerekirse, bu üsler uluslararası ve bölgesel gerilimleri doğrudan provoke etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan askeri hareketlilikleri ve çatışmaları bu duruma somut bir örnek olarak gösteren Medvedev, bölgedeki gelişmelerin askeri üs barındıran ülkeler için ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu belirtti.
Yabancı askeri varlığın koruma sağlamadığını, aksine tehdit oluşturduğunu vurgulayan Medvedev, “Tam aksine, bu üsler ev sahibi ülkeleri karşı askeri saldırıların doğrudan hedefi haline getirmektedir” diyerek yabancı askeri güçlerin konuşlandırılmasının egemen devletlerin güvenliğini nasıl sabote ettiğini ifade etti.
St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’ndaki konuşmasını tamamlayan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı, Rusya’nın çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin inşası için gelişmekte olan ülkelerle ittifaklarını güçlendireceğini ve Batı dışı dünyayla hukuki, ekonomik ve siyasi işbirliklerini derinleştireceğini belirterek sözlerine son verdi.
Rusya
Rusya’da rekabet kurumu, akaryakıt piyasasında fiyat artışlarını incelemeye aldı

Rusya Federal Rekabet Kurumu (FAS), 26 sektör birliği ve derneğine gönderdiği yazıyla benzin ve motorin fiyatlarında gerekçesiz artışlardan kaçınılması çağrısında bulundu. Kurum, bağımsız akaryakıt istasyonları ve tarım sektörüne yakıt satan küçük toptan satış segmentindeki önde gelen şirketlerin fiyatlandırmalarını analiz ettiğini açıkladı.
Rusya Federal Rekabet Kurumu (FAS), yakıt alanında faaliyet gösteren dernek ve birliklere akaryakıtta sorumlu fiyatlandırma ilkelerine uyma çağrısında bulundu.
Kurumun basın servisinin RBK medya kuruluşuna verdiği bilgiye göre FAS, 26 birlik ve derneğe gönderdiği yazıda perakende ve küçük toptan satış segmentlerinde benzin ve motorin fiyatlarının gerekçesiz şekilde artırılmaması gerektiğini hatırlattı.
FAS, bağımsız akaryakıt istasyonları ile tarım sektörüne yakıt satan küçük toptan satış segmentindeki önde gelen şirketlerin fiyatlandırma uygulamalarını analiz ettiğini de bildirdi.
Rusya’nın dörtte birinde akaryakıt satışına sınırlama getirildi
Yakıt piyasası ilkbahardan bu yana yetkililerin yakın takibinde bulunuyor. FAS, mayıs ayında petrol şirketlerinin yöneticilerine gönderdiği mektupta petrol ürünlerinde sorumlu fiyatlandırma ilkelerine uyulmasını tavsiye etmişti.
Öte yandan Rusya Enerji Bakanlığı, iç yakıt piyasasındaki durumun istikrarlı ve kontrol altında olduğunu açıkladı. Kremlin de bölgelerin yakıt tedarikinde herhangi bir risk görmediğini bildirdi.
24 Haziran’da Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkede yakıt fiyatlarında sıçrama yaşanmadığını söyledi.
Gazeteci Aleksandr Yunaşev’in, “Benzin fiyatlarındaki sıçramalar nedeniyle hükümetin bütçede ek harcamalar öngörmesi gerekip gerekmediği” yönündeki sorusuna yanıt veren Siluanov, genel olarak fiyat artışı olduğu görüşüne katılmadığını ifade etti.
Rusya
Rusya’da Avrupa Rulman Şirketi’nin varlıklarına mahkeme kararıyla haciz

Moskova’daki Lefortovo Bölge Mahkemesi, Başsavcılığın talebi üzerine Rusya’nın en büyük rulman üreticilerinden Avrupa Rulman Şirketi’nin (EPK) fabrikaları ve bağlı yapıları hakkında haciz kararı verdi. Davada eski Devlet Duması milletvekili Oleg Savçenko, oğlu Georgiy Savçenko ile iş insanları İgor Rudetskiy ve İgor Kostıçev davalı olarak yer alıyor.
Moskova’daki Lefortovo Bölge Mahkemesi, Rusya Başsavcılığının talebi üzerine Rusya’nın en büyük rulman üreticilerinden Avrupa Rulman Şirketi’nin (EPK) fabrikaları hakkında haciz kararı verdi.
RBK medya kuruluşunun, Federal İcra Memurları Servisi’nin (FSSP) veri tabanına dayandırdığı haberine göre haciz kararı, holdingin ana tüzel kişiliği olan EPK AŞ’nin yanı sıra Voljskiy, Saratov ve Samara’daki işletmeleri de kapsayan bağlantılı yapılara uygulandı.
Davada eski Devlet Duması milletvekili Oleg Savçenko, oğlu Georgiy Savçenko ile iş insanları İgor Rudetskiy ve İgor Kostıçev davalı olarak yer alıyor.
RBK’ya konuşan ve Başsavcılığın iddialarını bildiğini belirten bir kaynak, davanın temelinde Savçenko’nun 2009 yılındaki faaliyetlerinin bulunduğunu söyledi.
Kaynağa göre Savçenko, Devlet Duması’nda yabancı üreticilerin haksız rekabet uyguladığı yönünde açıklamalarda bulundu ve bunun sonucunda Çin menşeli ürünlere anti damping vergileri getirildi.
Aynı kaynağın aktardığına göre Başsavcılık, Savçenko’nun konuşmasında gerçeğe aykırı bilgiler bulunduğunu tespit etti. Ayrıca Savçenko’nun fabrikalarının kapanma tehlikesi altında olduğu izlenimini yaratmak amacıyla üretimi durdurduğu sonucuna ulaşıldığı belirtildi.
Kaynak, teknik olarak işletmelerin faaliyetlerinin bu şekilde durdurulmasının mümkün olmadığını, çünkü üretimin kapalı çevrim çalışan teknik bir hat üzerinde yürütüldüğünü ifade etti.
Çin menşeli rulmanlara yönelik anti damping vergisi 2011 yılında yürürlüğe girdi ve o tarihten bu yana birçok kez uzatıldı.
Avrasya Ekonomik Komisyonu verginin uygulanma süresini son olarak 31 Mart 2029’a kadar uzattı.
Vergi oranı “Usi Rulmanları” şirketi için gümrük değerinin yüzde 31,3’ü, diğer üreticiler için ise yüzde 41,5’i düzeyinde bulunuyor.
Savçenko tarafından 2001 yılında kurulan EPK bünyesinde Saratov, Voljskiy ve Samara’daki fabrikaların yanı sıra bir yönetim şirketi, ticaret birimi, tasarım hizmetleri, araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürüten yapılar bulunuyor.
Şirket yaklaşık 8 bin 500 kişiyi istihdam ediyor ve havacılık, demiryolu ve otomotiv sanayileri dahil makine mühendisliğinin tüm alanlarına yönelik 9 bin 800’den fazla rulman çeşidi üretiyor.
EPK, 2023 yılında savunma sanayii kuruluşlarına ürün tedarik ettiği gerekçesiyle ABD’nin tam bloke edici yaptırımlarına maruz kaldı.
Şirketin 2025 yılı gelirinin 1,9 milyar ruble, net karının da 1,9 milyar ruble olduğu belirtildi. Buna karşılık EPK Ticaret Evi’nin kamuya açık son mali raporu olan 2021 yılı verilerine göre şirketin geliri 19 milyar ruble, net karı ise 1,5 milyar ruble seviyesindeydi.
Bu, Başsavcılığın açtığı dava sonucunda rulman sektöründeki varlıklara yönelik ilk haciz işlemi olmadı.
Şubat 2026’da Moskova’daki Gagarin Bölge Mahkemesi, KİMP holdingine bağlı Moskova, Rostov ve Tver bölgelerindeki üç rulman fabrikasının yanı sıra Elma Grubu ve Pramo’nun devlet lehine müsaderesine karar verdi.
Başsavcılık ve Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) verilerine göre KİMP’in varlıklarının değeri 5,8 milyar rubleyi aşarken, Elma’nın gayrimenkul portföyünün değeri 120 milyar rublenin üzerinde bulunuyordu.
Denetim makamları, şirket hissedarlarının savunma sanayiinin zararına olacak şekilde ürün fiyatlarını gerekçesiz biçimde yükselttiğini bildirmişti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












