Amerika
Michigan Senato yarışında başabaş mücadele: Demokratlar belirsizlikte

Decision Desk HQ verilerine göre Michigan’daki Demokrat Parti Senato ön seçiminde Abdul El-Sayed, Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens karşısında yüzde 1’den az farkla liderliğini sürdürüyor. Salı günü gerçekleştirilen seçimler, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde partinin geleceğine yönelik iç çekişmeleri ve kilit eyaletlerdeki Temsilciler Meclisi ile valilik yarışlarını netleştirdi.
ABD’nin Michigan eyaletinde Demokrat Partinin Senato adayını belirleyecek ön seçim, oyların baş başa gitmesi nedeniyle sonuçlanamadı.
Seçim sonuçları, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Demokrat Parti içinde geleceğe dönük politik hat konusundaki rekabeti yeniden görünür kıldı.
Decision Desk HQ (DDHQ) verilerine göre, Doğu Yakası Saatiyle (EDT) 06.15 itibarıyla Abdul El-Sayed, Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens’ın (Demokrat) bir puandan az farkla önünde yer aldı.
Michigan’daki Senato yarışı, bu seçim döneminde Demokrat Parti içi yönelim mücadelesinin en belirgin sahnesi olarak değerlendiriliyor. Yılın ilk döneminde partinin sol kanadı bazı önemli ön seçimleri kazanmış ve uzun süredir görevde olan bazı milletvekillerini liste dışı bırakmıştı.
Partideki bazı kesimler, 2024 seçimlerinde yaşanan kayıpların ardından yeni liderlik için ilerici veya demokratik sosyalist figürlere yönelirken, merkez kanat temsilcileri El-Sayed gibi adayların kasım ayındaki ara seçimlerde genel seçmenden oy almasının zor olacağını savunuyor.
Salı günü yapılan ön seçimlerle birlikte Michigan, Virginia ve Washington eyaletlerinde Temsilciler Meclisi seçimleri için eşleşmeler kesinleşti. Görevdeki Demokrat valilerin görev sürelerinin dolduğu Kansas ve Michigan’da ise Donald Trump’ın desteklediği adaylar ön seçimleri kazandı.
Michigan’daki Senato yarışında baş başa mücadele
Michigan’da EDT 06.15 itibarıyla El-Sayed yüzde 49’a yakın oy oranıyla yarışı önde götürürken Stevens yüzde 47 seviyesinde kaldı. Düşük anket sonuçları nedeniyle temmuz ayı başında kampanyasını askıya alan Mallory McMorrow ise yüzde 4 oranında oy aldı.
Yarışın henüz sonuçlanmamasıyla birlikte McMorrow, çarşamba sabahı El-Sayed’e desteğini açıkladı.
McMorrow yaptığı yazılı açıklamada, “Kasım ayına birleşmiş bir parti olarak birlikte ilerlerken Abdul’e tam desteğimi sunmaktan gurur duyuyorum” ifadesini kullandı. Sert bir ön seçim süreci yaşandığını belirten McMorrow, adaylar arasındaki görüş ayrılıklarının kasım ayındaki genel seçimde ortaya çıkacak tabloyla kıyaslanamayacağını kaydetti.
Ön seçimi kazanacak aday, Cumhuriyetçi Parti cephesinde rakipsiz girdiği yarışı kazanan ve Trump tarafından desteklenen eski Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Rogers ile karşı karşıya gelecek.
Rogers, 2024 yılındaki Senato seçiminde Demokrat Senatör Elissa Slotkin’e az bir farkla kaybetmişti.
Stevens, taraftarlarına yaptığı konuşmada yarışın gidişatından memnun olduğunu belirterek oy sayımının çarşamba günü de sürebileceğini aktardı. Stevens, EDT 01.00 öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu yarışın baş başa geçeceğini biliyorduk. Tam olarak da böyle bir durumla karşı karşıyayız” dedi.
El-Sayed de Michigan’da oy sayım süreçlerinin zaman aldığını kabul etmekle birlikte genel seçim hedefine işaret etti. El-Sayed, “Bu gece ne olursa olsun, bir araya gelerek Mike Rogers’ın ABD Senatosuna girmesini engellemek gibi bir sorumluluğumuz var” değerlendirmesinde bulundu.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşaltacağı Michigan koltuğu, Senatoda çoğunluğu sağlamak isteyen her iki parti için de kritik önem taşıyor.
Cook Political Report bu yarışı şansı eşit görünen “baş başa” bir mücadele olarak sınıflandırıyor.
DDHQ tahminlerine göre yarış Demokratlara daha yakın duruyor; ancak Cumhuriyetçilerin bu koltuğu kazanması halinde Senatodaki çoğunluğu koruma olasılıklarının yüzde 86’ya yükseleceği öngörülüyor.
DDHQ baş seçim analisti Geoffrey Skelley, geçtiğimiz ay The Hill’e yaptığı değerlendirmede, “Demokratlar bir çoğunluk yolu bulacaksa Michigan’ı kaybetme lüksüne sahip değiller” demişti.
Demokrat Partideki iç tartışmalar belirginleşti
Salı gecesi sonuçlanan ön seçimler, son başkanlık seçiminde kayıplar yaşayan Demokrat Parti içindeki geleceğe dair tartışmaları gündeme getirdi.
Ara seçimlere 100 günden az bir süre kala, DDHQ tahminlerine göre Demokratların Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanma şansı yüksek görünürken, Senato mücadelesinde zayıf taraf konumunda bulundukları aktarılıyor.
Demokratların, iktidarda olmayan partinin ara seçimlerde mevzi kazandığı tarihsel eğilimden yararlanabileceği, Cumhuriyetçilerin ise ekonomi ve İran savaşı eksenindeki seçmen kaygılarıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Ancak Demokratlar, Washington’da yeniden denge kurmak için izlenecek yol haritası konusunda farklı görüşlere sahip. Demokratik sosyalist ve yerleşik düzene karşı çıkan adayların elde ettiği ön seçim galibiyetleri sol kanadı hareketlendirirken, merkez sol kanat bu adayların genel seçimde aşırı olarak algılanabileceği yönünde endişe taşıyor.
Eyaletteki bazı yarışlar, kararsız seçmenleri çekmeye çalışan merkez sol Demokratlar açısından tartışma yarattı. Çekişmeli geçen 7’nci Kongre Bölgesinde, Sunrise Movement’ın kurucu ortaklarından Will Lawrence’ın, iki ılımlı adayın oyları bölmesinin ardından Demokrat Parti ön seçimini kazanarak Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Tom Barrett’ın rakibi olması bekleniyor.
AIPAC’in harcamaları
Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), ön seçimlerde etkisini sürdürürken Michigan Senato yarışı da bu durumun örneklerinden biri oldu.
AIPAC’in süper PAC’i United Democracy Project, Gazze’de yaşananları soykırım olarak niteleyen ve ABD’nin İsrail’e yardımını eleştiren El-Sayed aleyhine ve bu nitelendirmeye karşı çıkarak İsrail’e desteğin sürmesini savunan Stevens lehine 30 milyon dolardan fazla harcama yaptı.
Öte yandan Missouri eyaletinde Temsilciler Meclisi Üyesi Wesley Bell (Demokrat), Kongredeki ilerici gruptan eski Temsilciler Meclisi Üyesi Cori Bush’un (Demokrat) koltuğunu geri alma girişimini sonuçsuz bıraktı. Senatör Bernie Sanders’ın desteklediği Bush, 1’inci Kongre Bölgesinde yarışıyordu.
Bell, 2024 ön seçiminde AIPAC ile bağlantılı bir grubun desteğiyle İsrail politikalarını sert şekilde eleştiren Bush’u liste dışı bırakmıştı. Bu seçim döneminde Bush, Gazze’deki savaş nedeniyle yönetime yönelik eleştirilerin arttığı bir ortamda Bell’in İsrail’e verdiği desteğe odaklandı ancak ön seçimi kazanamadı.
Cumhuriyetçilerin eyalet yönetimleri hedefi
Başkan Trump’ın desteklediği aday, Görevdeki Vali Gretchen Whitmer’ın (Demokrat) görev süresinin dolduğu Michigan’da Cumhuriyetçi Parti ön seçimini kazandı.
Temsilciler Meclisi Üyesi John James (Demokrat-Michigan), sonbahardaki seçimde Michigan Dışişleri Bakanı Jocelyn Benson (Demokrat) ile karşı karşıya gelecek. Benson’ın yarıştaki konumu, eski Detroit Belediye Başkanı Mike Duggan’ın ilkbaharda bağımsız adaylıktan çekilmesiyle güçlenmişti.
Trump, Kansas eyaletinde de desteklediği adayın galibiyetiyle sonuç elde etti. Trump’ın işaret ettiği eyalet Senatosu Başkanı Ty Masterson, diğer altı Cumhuriyetçi adayı geride bırakarak ön seçimi kazandı.
James ve Masterson’ın galibiyetleri, Iowa, Georgia ve Güney Karolina’da desteklediği valilik adayları ön seçimleri kaybeden Trump’ın onay karnesine katkı sağladı. Trump’ın Kongre adaylarına yönelik desteklerinin başarı oranı ise yüksek kalmayı sürdürdü.
Cumhuriyetçiler, iki kez eyalet genelinde seçim kazanan Demokrat Vali Laura Kelly’nin görev süresinin dolması nedeniyle Kansas valiliğini alma şanslarını yüksek görüyor.
Cook Political Report, Kelly’nin koltuğunu “Cumhuriyetçilere yakın” olarak değerlendiriyor.
Trump’ın 2016 ve 2024’te kazandığı Michigan’daki yarış yakından takip ediliyor. Trump, hem James’e valilik yarışında hem de Rogers’a Senato yarışında açık destek verdi.
Temsilciler Meclisi seçim bölgeleri netleşti
Salı günü yapılan ön seçimler, sonbaharda Temsilciler Meclisindeki dengeyi etkileyebilecek bölgelerdeki adayları belirledi.
Virginia Beach’te Demokrat Parti eski Temsilciler Meclisi Üyesi Elaine Luria, Cumhuriyetçi rakibiyle yeniden karşı karşıya gelecek.
Eski deniz kuvvetleri komutanı Luria’nın, 2022’de kendisini mağlup eden Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Jen Kiggans ile yarışmak üzere ön seçimi rahat kazanması bekleniyor.
Cook Political Report bu yarışı “baş başa” olarak nitelendiriyor. Trump, 2’nci Kongre Bölgesini 2024’te yüzde 1’den az farkla kazanmış, Virginia Valisi Abigail Spanberger (Demokrat) ise 2025’te burada 8 puan farkla öne geçmişti.
Virginia’nın 1’inci Kongre Bölgesinde ise yerel savcı Shannon Taylor’ın, Temsilciler Meclisi Üyesi Rob Wittman (Cumhuriyetçi-Virginia) ile kasım ayında karşılaşmak üzere Demokrat Parti adaylığını kazanması bekleniyor.
Trump, Wittman’ın bölgesini 2024’te yaklaşık 5 puan farkla kazanmıştı. Cook Political Report bu koltuğu “Cumhuriyetçilere yakın” olarak sınıflandırıyor.
Tom Barrett’ın temsil ettiği 7’nci Kongre Bölgesi, 2024’te bir puandan biraz fazla farkla Trump’a oy vermişti. Lawrence’ın ön seçim galibiyeti, onu genel seçimde daha zayıf bir aday olarak gören Cumhuriyetçiler açısından avantaj olarak değerlendiriliyor.
Punchbowl News’un aktardığına göre, Michigan Sunrise PAC adlı grup, Lawrence’ı desteklemek ve Maasdam’ı eleştirmek amacıyla Demokrat Parti ön seçimine mali kaynak aktardı.
Trump’ın desteklediği aday, 8’inci Kongre Bölgesinde kaybetti. Kampanyasını geçen ay askıya alan Thomas Smith, Cumhuriyetçi ön seçimde Amir Hassan’ı mağlup etti.
Smith, sonbaharda Demokrat Kristen McDonald Rivet ile yarışacak.
Bir diğer çekişmeli yarış ise Washington eyaletinde şekillendi. Görevdeki Temsilciler Meclisi Üyesi Marie Gluesenkamp Perez (Demokrat) ve eyalet Senatosu Azınlık Lideri John Braun (Cumhuriyetçi), tarafsız ve ilk iki adayın çıktığı ön seçimden üst sıradan ayrıldı. Gluesenkamp Perez, 2024 yılında bu bölgeyi 4 puan farkla kazanmıştı.
Amerika
Anthropic yapay zekada bilinç ihtimalini ilahiyatçılarla tartıştı

Yapay zeka şirketi Anthropic, geliştirdiği Claude modeline ahlaki standartlar kazandırmak ve bilinç tartışmalarını değerlendirmek üzere din alimleriyle gizli toplantılar yürüttü. Şirket yöneticileri modellerin korunması gerektiğini öne sürdü. Daha önce Papa 14. Leo yayımladığı genelgede makinelerin bilince sahip olamayacağını belirterek insan merkezli küresel denetim çağrısı yapmıştı.
Yapay zeka alanında faaliyet gösteren ABD merkezli Anthropic şirketi, geliştirdiği Claude adlı yapay zeka ailesine ahlaki bir çerçeve kazandırmak ve sistemlerin bilince sahip olma ihtimalini ele almak amacıyla dünya genelinden dini düşünürlerle kapsamlı ve gizli görüşmeler yürüttü.
New York Times gazetesinin haberine göre katılımcılara gizlilik sözleşmeleri imzalatılarak yürütülen toplantılarda, şirketin yöneticileri ile Hristiyan, Yahudi, Sih ve geleneksel Afrika inançlarına mensup ilahiyatçılar ve felsefeciler bir araya geldi.
Toplantılarda Anthropic’in kurucu ortaklarından Christopher Olah, yapay sinir ağlarının yalnızca birer yazılım olmadığını, insan davranışlarına ve duygularına benzer tepkiler sergileyebileceğini savundu.
Olah ve ekibi, Claude modellerinin insanlar gibi ahlaki bir statüye ve saygı görme hakkına sahip olabileceği fikrini tartışmaya açtı.
İsrail’den davet edilen Ortodoks ilahiyatçı ve eski bilgisayar mühendisi Haham Mois Navon, şirket yöneticilerinin modele bilinçli bir varlık muamelesi yaptığını gözlemlediğini aktardı. Şirket cephesinde ise modellerin acı çekme ihtimali karşısında zarar görmekten korunması gerektiği görüşü öne çıktı.
Yapay zekada “balon” anlatısını doğrulayan veriler: Yatırım yüksek, kârlılık düşük
Claude için 84 sayfalık ahlaki anayasa hazırlandı
Anthropic, modellerin etik gelişimini yönlendirmek amacıyla şirket bünyesinde “Ruh Belgesi” olarak adlandırılan 84 sayfalık bir kurallar metni oluşturdu.
Şirketin kurum içi felsefecisi Amanda Askell öncülüğünde hazırlanan metin, Claude için sabit komut listeleri vermek yerine erdem geliştirmeyi hedefleyen bir karakter çerçevesi çiziyor.
Olah, modellerin bir matematik bahçesi gibi büyüdüğünü, bu yapılara yön verilebilse de eylemlerinin tamamen kontrol edilemeyeceğini kaydetti.
Şirketin dini çevrelerle temasları, modellerin toplumsal tehlikeler yaratmadan insanlığa fayda sağlayacak şekilde eğitilmesi hedefiyle açıklandı.
Fakat bazı bilim insanları ve sektör temsilcileri, yapay zekaya bilinç atfetmenin hem kanıtlanamaz bir yaklaşım olduğunu hem de teknolojiyi üretenlerin sorumluluğunu perdeleyebileceğini dile getirdi.
Microsoft yetkilileri de modelleri bilinçli varlıklarmış gibi eğitmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısını yaptı.
Vatikan makinelerin bilinç sahibi olamayacağını açıkladı
Anthropic’in yürüttüğü ahlaki arayış, Katolik Kilisesi’nin yapay zeka konusundaki duruşuyla doğrudan karşı karşıya geldi. Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 14. Leo, yayımladığı “Magnifica Humanitas” (Görkemli İnsanlık) başlıklı genelgesinde, makinelerin bir bilince, bedene ya da ilişki kurma yeteneğine sahip olamayacağını vurguladı.
Papa, teknolojinin nihai ölçüt haline gelmesi durumunda insanın veri yığınına ya da bir meta haline indirgeneceğini belirterek yapay zekanın nükleer teknoloji gibi “silahsızlandırılması” gerektiğini kaydetti.
Genelgenin tanıtım toplantısında Papa ile aynı kürsüyü paylaşan Olah, modellerin insan sinirbilimini andıran içsel durumlar sergilediğini ve yapay zeka şirketlerinin kâr güdüsüyle hareket ettiğini kabul ederek kilise gibi kurumlardan denetim talep etti.
Görüşmeler sonrasında konuşan Katolik biyoetik uzmanı Charles Camosy ise ilk incelemelerin yarattığı şaşkınlığın ardından modellerin bir bilince sahip olmadığı sonucuna vardığını ifade etti.
Sektör genelinde yapay zekanın kontrol dışına çıkabileceğine ve zararlı biyolojik yapılar üretebileceğine dair endişeler sürerken, 2 trilyon dolarlık halka arza hazırlanan Anthropic’in dini ve sivil aktörlerle yürüttüğü etik danışma süreçlerinin devam ettiği biliniyor.
Papa XIV. Leo, yapay zekanın “Tanrıyı oynamasını” engellemek istiyor
Amerika
Gözaltı rekoru kıran ICE operasyonları ABD’de Cumhuriyetçileri zora sokuyor

ABD’de Kongre ara seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti, Donald Trump yönetiminin sertleşen sınır dışı operasyonları ile seçmen tepkileri arasında denge kurmaya çalışıyor. Göçmenlik Dairesi temmuz ve ağustosta 50 biner kişiyi gözaltına alarak rekor kırarken, Florida ve Teksas’ta Trump’a oy veren Hispanik seçmenlerin yaklaşık beşte biri desteğini çektiğini belirtiyor.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Kongre ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump yönetiminin sert göçmen politikaları nedeniyle zorlu bir denge arayışıyla karşı karşıya kaldı.
Sınır güvenliğini güçlendirme ve tarihin en büyük sınır dışı operasyonunu yürütme vaadiyle iki yıldır bu siyaseti savunan parti tabanında, seçmen tepkileri ve uygulama yöntemlerine dair anlaşmazlıklar öne çıkıyor.
Batı Virginia Senatörü Jim Justice’ın art arda yaptığı açıklamalar bu bölünmeyi yansıtıyor. Politico’ya salı günü demeç veren Justice, göçmenlik memurlarının “15 yıldır aynı sokakta yaşayan insanları sürükleyerek götürdüğünü” belirterek, “Bu tür adımlara ihtiyacımız olduğundan emin değilim. Daha iyiye gitmek için önce bir şeyleri yanlış yaptığınızı kabul etmelisiniz” dedi.
Ancak ertesi gün X hesabından geri adım atan Justice, “Açıkça belirteyim: Başkan Trump’ın göç stratejisini amasız fakatsız destekliyorum” mesajını paylaştı.
Trump da Beyaz Saray’da düzenlenen Hispanik Miras Ayı etkinliğinde konunun zorluğuna değinerek, “Açıkçası üstlendiğim en zor görev bu. Ya çok sert olduğunuzu söylerler ya da çok yumuşak. Sertleşirsiniz, yumuşarsınız. Ne yaparsanız yapın, işiniz her zaman zor” ifadelerini kullandı.
AP-NORC anketine göre Trump’ın göç politikalarına kamuoyu desteği yüzde 39 seviyesinde kaldı.
Politico araştırması ise kendisini MAGA (Make America Great Again) hareketine ait hissetmeyen Cumhuriyetçilerin yüzde 31’inin sınır dışı kampanyasını “fazla sert” bulduğunu gösterdi.
Hispanik seçmen desteğinde gerileme işaretleri
Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinde Trump’a ve partiye destek veren Hispanik seçmen bloğunda da güç kaybediyor.
Özellikle Teksas ve Florida’da Kasım ayında Kongre çoğunluğunu korumak isteyen partiye yönelik hoşnutsuzluk anketlere yansıdı.
UnidosUS kuruluşunun ilkbahar araştırmasında Florida’da 2024’te Trump’a oy veren Hispaniklerin yüzde 20’si tercihlerini tekrarlamayacaklarını kaydetti.
Cook Political Report ile TelevisaUnivision ortak anketine göreyse Teksas’ta Trump’a oy vermiş Latin kökenlilerin yüzde 18’i artık kendisini desteklemiyor.
Muhafazakar çevrelerden de uygulamalara dönük itirazlar yükseliyor. Kongre üyeliğine aday olan eski Maine Valisi Paul LePage, yasal statüyle ABD’de yaşayan oğlunun kayınpederinin sınır dışı edildiğini belirterek, “Washington’daki bazı kişilerin hoşlanmadığı bir ülkeden geldiği için sınır dışı ediliyor. Bu doğru değil” dedi.
LePage, konunun gündeme gelmesi üzerine daha sonra bunun “özel bir mesele” olduğunu söyleyerek ayrıntı vermeyi reddetti.
Florida Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Maria Elvira Salazar ise nüfusunun büyük bölümü yabancı doğumlulardan oluşan seçim bölgesinde Trump’ın adımlarını eleştiren bir reklam kampanyası yürüttü.
Beyaz Saray önünde Trump’a seslenen Salazar, “Sayın Başkan, göç denetimindeki bazı uygulamalarınız haddini aştı” ifadesini kullandı.
Bu çıkışın ardından Trump sosyal medyada Salazar’ı hedef alan çok sayıda paylaşım yaparken, Sınır Sorumlusu Tom Homan da “Nerede sınırı aştığımıza dair tek bir örnek verin” diyerek eleştiriyi reddetti.
Kansas Senatörü Roger Marshall da ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) eyalette yerel polise haber vermeden operasyon düzenlemesini eleştirdi ve uygulamanın işletmelerde aksamaya yol açtığını kaydetti.
Gözaltı sayıları rekor kırıyor
Tepkilerin ardından ICE, sosyal medyada önceden duyurulan baskınlar yerine sivil giyimli memurlar ve plakasız araçlarla yürütülen daha sessiz operasyonlara geçti. Bu da göçmenler arasında belirsizlik ve kaçışlara yol açarken tutuklamalar artmaya devam etti.
Sabıka kaydı olmayan ve göç başvuruları inceleme aşamasında yer alan kişiler de hedef alındı. Kurum, hem temmuz hem de ağustos aylarında 50 biner göçmeni gözaltına alarak rekor kaydetti.
Adalet Bakanlığına bağlı Göç İhtilafları Ofisinin dosya sayısı Trump’ın ikinci döneminin başlangıcından bu yana 7 bin 700 dolayından 9 bin 500’e yaklaştı.
Bu davaların önemli bir bölümünü, göçmen merkezlerinde tutulan yaklaşık 70 bin kişinin yaptığı yasa dışı tutukluluk (habeas corpus) başvuruları oluşturuyor.
Diğer Cumhuriyetçi senatörler ise operasyonların görünürlüğü azaldığı için şikayetlerin düştüğünü savunuyor. Senatör Shelley Moore Capito, şiddet suçlularının sınır dışı edilmesini halkın desteklediğini, ICE’ın eğitimlerini artırdığını söyledi.
Oklahoma Senatörü James Lankford da şikayetlerin azaldığını öne sürdü; buna rağmen Oklahoma, Kansas ve Teksas’taki hayvancılık birlikleri baskınların sektöre verdiği zararı ortak bir mektupla yetkililere iletti.
Demokratlar ise bu yılki ölümlü olayların ardından yönetimin göç politikalarının Cumhuriyetçilere sandıkta kaybettireceği görüşünde. Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, yönetimin artık en tehlikeli suçluları değil, doğrudan kendisinin aşırı sert yöntemleri benimsediğini savundu.
Göç Alt Komisyonu üyesi Pramila Jayapal da ICE’ın kota doldurma çabasının ters teptiğini vurgulayarak, “Bu stratejiyi gürültülü olduğunda tepki çektiği için sessizce sürdürüyorlar. Ancak kasım ayında sessiz yöntemlerin de kabul görmediğini anlayacaklar” değerlendirmesini yaptı.
Amerika
Yapay zekada “balon” anlatısını doğrulayan veriler: Yatırım yüksek, kârlılık düşük

ABD’de hız kazanan yapay zeka yatırımlarının karşılık bulabilmesi için sektörün 2032’de 3,5 trilyon dolar gelir elde etmesi gerektiği belirlendi. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre söz konusu tutar, ülke milli gelirinin yüzde 8,8’ini oluştururken işlem gücü fiyatlarındaki olası düşüşler kârlılık hedeflerini zorlaştırıyor.
ABD’de yapay zeka alanında süregelen yatırım dalgasının finansal açıdan karşılık bulabilmesi için işletmelerin ve tüketicilerin bu teknolojiye milli gelirin yaklaşık yüzde 9’u oranında harcama yapması gerektiği hesaplandı.
Bu oran, Amerikan halkının gıdaya ayırdığı bütçeye, tüm enerji harcamalarının iki katına veya telefon, internet ve dijital yayın servislerine ödenen toplam miktarın yaklaşık yedi katına denk geliyor.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Columbia Üniversitesi Finans Profesörü Stijn Van Nieuwerburgh tarafından hazırlanan ve Brookings Enstitüsünde sunulan çalışma, yapay zeka altyapı inşasının ABD tarihindeki en büyük yatırım hamlesi haline geldiğini ortaya koydu.
Mevcut veri merkezi inşaat planları, ortalama maliyetler, olası proje iptalleri ve yüzde 10’luk kaldıraçsız sermaye getirisi beklentisi üzerinden yapılan hesaplamaya göre, sektörün 2032 yılında 3,5 trilyon dolar gelir üretmesi şart görünüyor.
Bu tutar, yıllık yüzde 4 nominal büyüme varsayımı altında ABD gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 8,8’ine karşılık geliyor.
Kapasite artışı fiyatları düşürebilir
Gelir projeksiyonlarının temelinde, OpenAI ve Anthropic gibi yapay zeka şirketlerinin mevcut işlem gücü fiyatlarını gelecekte de koruyabileceği varsayımı yatıyor.
İşlem kapasitesindeki yetersizliğin şu an kâr marjlarını yüksek tuttuğunu belirten Van Nieuwerburgh, şirketlerin yoğun rekabet ortamında ve kapasitenin dört katına çıktığı 2032 senesinde de bugünkü kıtlık fiyatlandırmasını sürdüremeyeceğine dikkati çekti.
Geçmişteki teknoloji yatırımlarında görülen sert fiyat düşüşleri, benzer krizlerin yaşandığını gösteriyor.
Londra ile New York arasındaki fiber optik hatlarda bant genişliği fiyatları, yeni hatların döşenmesi ve kapasitenin artması neticesinde 1997-2001 döneminde yüzde 96 gerilemiş, bu süreç çok sayıda telekomünikasyon firmasının iflasına yol açmıştı.
Yarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Düşen fiyatlar talebi artırabilir mi?
Yapay zeka modellerinin işlem yeteneği her 4-5 ayda bir iki katına çıkarken Epoch AI verilerine göre belirli bir yetenek seviyesi için maliyet, 2023’ten bu yana çeyrek başına yüzde 47 azalıyor.
İktisat literatüründe “Jevons Paradoksu” olarak bilinen yaklaşıma dayanan iyimserler, kapasite artışı ve ucuzlamanın talebi katlayarak şirket gelirlerini büyüteceğini savunuyor.
Chicago Merkez Bankasından (Fed) Ezra Karger liderliğindeki uzman panelinin 2030 yılı için OpenAI ve Anthropic’e biçtiği 300 milyar dolarlık toplam yıllık gelir tahmini aşılmış durumda.
İki şirketin yıllıklandırılmış toplam gelir oranı halihazırda yaklaşık 180 milyar dolara ulaştı ve her çeyrekte çift haneli büyüme kaydediyor.
Teknolojiyi sermaye ve iş gücünün yanında üçüncü bir üretim faktörü olarak gören savunuculara karşılık, sistem yaygınlaştıkça büyüme hızının yavaşlayacağı ve azalan verimler yasasının devreye gireceği öngörülüyor.
Verimlilik artışı doğrudan gelire dönüşmüyor
Kişisel bilgisayar devriminde 1966’dan itibaren yaşanan fiyat düşüşleri ve verimlilik patlamasının ardından, işletmelerin bilgisayar harcamaları 1984 civarında GSYH’nin yüzde 0,8’i seviyesinde yatay seyre geçmişti.
Harvard Üniversitesi doktora öğrencileri Fiona Chen ve James Stratton tarafından Jellyfish platformundaki yazılım projeleri üzerinden yapılan güncel araştırma da benzer bir yapısal sınıra işaret etti.
Yapay zeka asistanlarının yazılan kod satırını yüzde 12, otonom yazılım ajanlarının ise yüzde 30 artırdığı belirlendi.
Buna karşın kullanıcıların kod inceleme, yorumlama ve değişiklik süreçlerine daha fazla zaman harcaması sebebiyle tamamlanan projelere sağlanan nihai katkının düşük kaldığı ve “istatistiki açıdan anlamsız” seviyede gerçekleştiği saptandı.
Uzmanlar, yapay zekanın verimliliği artırsa bile bu durumun yatırımcıların beklediği devasa kâr ve gelir büyüklüklerine doğrudan dönüşmeyebileceğini vurguluyor.
İktisatçı Pettifor: Tarihte görülmemiş borç seviyeleri nedeniyle sistem çökecek
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri












