Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Netanyahu, İran savaşı anketlerde avantaj sağlamadığı için ani seçimden kaçınmaya çalışıyor

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, devlet bütçesini geçirmek ve muhtemelen kaybedeceği erken seçimleri önlemek için acele ediyor. İran’daki savaş, şu ana kadar anketlerde onun konumunu iyileştirmeye pek yardımcı olmadı.

Savaşın ilk günlerinde Netanyahu’nun kampı, onun siyasi stratejisine aşina bir kaynağa göre, Ayetullah Ali Hamaney’i öldüren açılış saldırısından yararlanarak erken seçim ilan edip sağ koalisyonunun avantaj elde etme şansı olduğunu ummuştu.

Ani seçimlere gitmenin bir yolu, parlamentonun bütçeyi 31 Mart’a kadar geçirememesine izin vermekti ki bu, İsrail yasalarına göre 90 gün içinde seçim çağrısında bulunulmasını tetikleyecekti. ABD-İsrail ortak saldırıları çok sayıda üst düzey İranlı figürü öldürürken, Netanyahu’nun bazı yakın çalışma arkadaşları haziran ayında bir seçim yapılması fikrini kamuoyuna açıkça dile getirdi.

Ancak Reuters’a konuşan hükümetten üç üyeye göre, şu ana kadar belirtilen hedefi olan İran rejimini devirmeyi başaramayan savaşın neredeyse dördüncü haftasında, İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı erken seçimlerden kaçınmaya çalışıyor.

Erken bir yarıştan kaçınma çabası, bütçe için parlamentoda çoğunluk oyu sağlamak amacıyla siyasi müttefiklere fon ayırmayı ve gelecek haftaki son tarihe yetiştirmek için bütçeyi meclisin Maliye Komisyonu’ndan hızla geçirmeyi içeriyor.

Netanyahu, 2023’ten bu yana yaptığı kamuya açık açıklamalarda, savaş zamanında seçimlerin öne çekilmesi çağrılarını sürekli olarak reddetti.

Netanyahu 12 Mart’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Umarım hükümet görev süresini tamamlar… yani Eylül veya Ekim’de seçimler olur” dedi ve savaş zamanında müttefiklerine sorumlu olmaları ve ağırlıklı olarak savunmaya yönelik 225 milyar dolarlık bütçeyi geçirmeleri yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi.

SAVAŞ UZADIKÇA ANKETLERDE KİLİTLENME

Netanyahu için savaş, dikkatini Gazze’den, ulusal mutabakatın en güçlü olduğu İran’a karşı ABD ile ortak yürüttüğü kampanyaya çevirmesine yardımcı oldu. Anketler, Netanyahu’nun varoluşsal bir tehdidi ortadan kaldırmayı amaçladığını söylediği savaşın İsrailliler arasında geniş destek gördüğünü gösteriyor.

Ancak oylara gelindiğinde, anketler 7 Ekim 2023’ten bu yana büyük ölçüde değişmeyen bir tablo gösteriyor.

Siyaset bilimci Gideon Rahat, anketlerin tutarlı bir şekilde seçmenlerin yaklaşık %40’ının Netanyahu’nun milliyetçi ve dini partilerden oluşan koalisyonuna sadık kaldığını, %40’ının muhalefet partilerini desteklediğini ve kararsız oyların şu ana kadar Netanyahu’ya yönelmediğini söyledi.

Rahat, İsrailliler savaşın hedeflerini desteklemek için bir araya gelse bile, Haziran ayındaki daha kısa süren çatışma turunun ardından, savaşın kesin bir sonuç veya diplomatik çözüm olmadan uzamasıyla birlikte yorgunluklarının arttığını belirtti.

Times of Israel’in 19 Mart’ta yayınladığı bir anket, Netenyahu’nun Likud partisinin mevcut 34 sandalyeden düşerek Knesset’teki 120 sandalyenin 28’ini kazanacağını gösterdi. Ankete göre Likud en büyük parti olsa da, koalisyonu çoğunluğu sağlayamayacak ve sadece 51 sandalye kazanacaktı.

İsrail Bilim Bakanı ve Likud üyesi Gila Gamliel, 3 Mart’ta yerel radyoya yaptığı açıklamada seçimlerin Haziran sonu veya Temmuz başında yapılacağını söyledi. Üst düzey parti üyeleri ve Netenyahu’nun yardımcıları İsrail medyasına benzer açıklamalarda bulundu.

Netenyahu, aradan geçen haftalarda İran halkının rejimi devireceğine dair bir kesinlik olmadığını kabul etti. Savaş beşinci haftasına yaklaşırken, yaz aylarında seçim ihtimali uzak görünüyor.

BÜTÇE SON TARİHİ YAKLAŞIRKEN
SAVAŞ MALİYETLERİ FIRLIYOR

Maliye Bakanlığı tahminlerine göre, okulların kapalı olduğu ve işyerlerinin sadece kısmen açık olduğu İran savaşı ekonomiye haftada beş milyar şekele (1,6 milyar dolar) mal oluyor.

Netanyahu’nun hükümeti ayrıca İran savaşı başladığından bu yana savunma maliyetleri için ek 32 milyar şekel onaylamak zorunda kaldı.

Savunma harcamaları keskin bir şekilde artarken, Netanyahu’nun parlamentoda desteğe ihtiyaç duyduğu kilit kesimlerin (2025’te hükümetinden ayrılan ultra-Ortodoks Yahudi partileri dahil) taleplerini karşılamak için kullanılabilecek daha az para var.

Bu partiler, eğer önce ultra-Ortodoksların İsrail ordusunda zorunlu hizmetten muaf tutulmasını düzenleyen yasa nihai hale getirilmezse bütçeye karşı oy kullanmakla tehdit etmişlerdi. Bu konu, 2023’ten bu yana Netanyahu’nun onlarla olan ittifakını sıkıntıya sokmuştu.

Parlamentonun Maliye Komisyonu’nda görev yapan muhalefet üyesi Vladimir Beliak, Netanyahu’nun hükümetinin bu fonları onaylayarak “kaynakların adil dağıtımı yerine koalisyonun hayatta kalmasını” tercih ettiğini söyledi.

Netanyahu’nun siyasi zorluklarına, reddettiği dolandırıcılık, rüşvet ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla ilgili uzun süredir devam eden yolsuzluk davası da ekleniyor.

Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğiyle İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a af için başvurdu. İsrail’in yargı sistemi buna karşı çıktı.

Ortadoğu

İsrail basını: Suudiler, Husilere karşı İsrail’den istihbarat istedi

Yayınlanma

Yemen’deki Suudi destekli birliklerin Babülmendep Boğazı çevresinde Ensarullah karşısında mevzi kaybetmesi üzerine Riyad’ın İsrail’den yardım istediği iddia edildi. İsrail basınına göre Veliaht Prens Muhammed bin Selman, boğazdaki seyrüsefer güvenliği için Tel Aviv’den istihbarat desteği talep etti.

Yemen’de Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet güçlerinin Ensarullah (Husiler) karşısında ağır kayıplar vermesi üzerine Riyad yönetiminin İsrail’den destek arayışına girdiği öne sürüldü.

İsrail merkezli Israel Hayom gazetesinin haberine göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ensarullah hareketine karşı bölge ülkelerine yardım çağrısı yaptı.

Girişim kapsamında Riyad yönetiminin diğer Körfez ülkeleri ile Mısır’a doğrudan temas kurduğu, İsrail’e ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) kanalıyla dolaylı yoldan ulaştığı aktarıldı.

Haberde, Suudi makamlarının İsrail’den özellikle Ensarullah güçlerinin Babülmendep Boğazı’nı denetim altına almasını önleyecek istihbarat paylaşımı ve muhtelif alanlarda destek talep ettiği kaydedildi.

Lübnan’da yayımlanan El-Ahbar gazetesi ise ABD’li diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Ensarullah’a karşı daha kapsamlı bölgesel askeri harekata dahil olma teklifi sunduğunu yazdı.

Netanyahu’nun Arap Yarımadası ülkelerine İsrail’in askeri kabiliyetlerini önerdiği, tasarlanan harekatın Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı rotalarını güvenceye almayı hedeflediği belirtildi.

El-Ahbar’ın haberinde bu önerinin münhasıran Suudi Arabistan’a iletildiğine dair kesin bir bilgi verilmedi. Ancak Israel Hayom, söz konusu haberden iki gün sonra yayımladığı ayrıntılarda, Riyad’ın CENTCOM üzerinden İsrail’den istihbarat ve operasyonel destek istediğini öne sürdü.

İsrail basınında yer alan bu iddialar, Ensarullah’ın Yemen’in batı sahil şeridinde hakimiyet kurduğu bir döneme denk geldi. Ensarullah güçleri stratejik Muha Limanı’nı kontrol altına aldı ve Babülmendep Boğazı’nda yer alan Perim (Mayyun) Adası’na ulaştı.

Gazete, Ensarullah’ın denizden düzenlediği intikalle Zukar Adası’nı da ele geçirdiğini, Suudi Arabistan destekli birliklerin ise birçok cephede kapsamlı geri çekilme süreci yürüttüğünü, kimi askerlerin esir düştüğünü aktardı.

Karadaki hareketlilik Suudi Arabistan topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla eş zamanlı ilerledi. Hamis Muşayt, Abha ve Cizan bölgelerindeki hava üsleri ile petrol altyapısı hedef olurken, Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri Yemen genelindeki hedeflere onlarca hava saldırısıyla karşılık verdi.

Israel Hayom’un aktardığına göre Muhammed bin Selman, Babülmendep Boğazı’nın kapanmasının sadece Suudi Arabistan’ı değil, bölge dengelerini ve küresel piyasaları da sarsacağını ifade etti.

Aden Körfezi’ni Kızıldeniz, Akabe Körfezi ve Süveyş Kanalı’na bağlayan boğaz; ticari kargo gemileri, petrol tankerleri ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığı için hayati güzergah niteliği taşıyor.

Körfez ham petrolünü Avrupa’ya taşıyan deniz trafiğinin yanı sıra Suudi Arabistan’ın Yanbu Limanı’ndan Uzak Doğu pazarlarına yönelen tankerleri de bu geçitten faydalanıyor.

Boğaz hattındaki askeri hareketlilik nedeniyle Suudi tankerleri son haftalarda rotalarını Afrika kıtasını dolaşan daha uzun hatta çevirdi. Riyad ayrıca Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelik saldırıların ardından bu şebekeden yapılan sevkiyatı geçici olarak durdurdu.

Mısır makamlarına da boğazın ticarete kapanmasının, temel döviz girdilerinden Süveyş Kanalı’ndaki gemi trafiğini doğrudan baltalayacağı iletildi.

Gazeteye bilgi veren Körfez kaynakları, Kahire’nin bu ekonomik tehdit sebebiyle Riyad’ın askeri taleplerine arka çıktığını ve Suudi Arabistan’ın yardım çağrısına destek amacıyla Washington nezdinde girişimde bulunduğunu ileri sürdü.

Israel Hayom, yaklaşık bir ay önce Suudi Arabistan ile stratejik ortak savunma anlaşması imzalayan Türkiye ve Pakistan’ın sahadaki çatışmalardan uzak durduğunu ve yalnızca Ensarullah ile “arabuluculuk temasları” yürütmekle yetindiğini aktardı.

Haberde bu çekingen tutum, Ankara ve İslamabad’ın İran ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçındığı ve anlaşmaya rağmen Muhammed bin Selman’ı askeri bakımdan yalnız bıraktığı şeklinde değerlendirildi.

Benzer bir savunma mekanizmasına dahil olmayı planlayan Mısır’ın ise Yemen’deki krizin ardından pozisyonunu yeniden gözden geçirdiği öne sürüldü.

Muhammed bin Selman, 14 Eylül’de Cidde’de CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper ile bir araya geldi.

Bu görüşme öncesinde Veliaht Prens’in ABD Başkanı Donald Trump ile iki kez telefon görüşmesi yaparak Ensarullah mevzilerine doğrudan hava saldırısı düzenlenmesini istediği, ancak Trump’ın bu talebi geri çevirdiği yönünde haberler yayımlanmıştı.

Amiral Cooper’ın, Suudi Arabistan destekli birliklerin Yemen’in batı kıyısında mevzi kaybettiği günlerde koordinasyon toplantıları yürütmek amacıyla Suudi Arabistan’a gittiği kaydedildi.

Habere göre Cooper, sahadaki askeri tabloyu yerinde incelemek ve Washington’ın lojistik desteğini artırmak maksadıyla görevlendirildi. Ülkede görev yapan onlarca ABD ordu mensubunun istihbarat paylaşımı ve operasyonel koordinasyon faaliyetlerine devam ettiği belirtildi.

Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmadığı, fakat Beyaz Saray’ın Babülmendep’e hakim tepelere mevzilenen Ensarullah mevzilerine yönelik hava harekatı seçeneğini masada tuttuğu aktarıldı.

Gazeteye konuşan bir yetkili, Ensarullah’ın bölgeye radar üniteleri veya füze bataryaları yerleştirmesi halinde ABD hava operasyonunun devreye girebileceğini söyledi.

İsrail televizyonu Kanal 12’ye konuşan İsrailli bir yetkili ise Ensarullah’ın Babülmendep Boğazı’nı kontrol etmesinin Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimden daha tehlikeli neticeler doğurabileceğini savundu.

Yetkili, boğazın dar yapısı dolayısıyla Ensarullah güçlerinin gelişmiş radar teknolojisine ihtiyaç duymadan ticari ve askeri gemileri çıplak gözle tespit edebileceğini ve tanksavar füzeleriyle vurabileceğini, bu kabiliyetin örgüte devasa bir operasyonel güç sağlayacağını ifade etti.

Israel Hayom, İsrail’in Ensarullah’a karşı yürütülecek çatışmalara doğrudan dahil olmakta aceleci davranmayabileceğini yazdı. Tel Aviv yönetiminin, Ensarullah’ın İsrail topraklarına yönelik füze ve İHA saldırılarını yeniden başlatmasından çekindiği aktarıldı.

Bununla birlikte haberde, muhtemel bir istihbarat desteğinin Suudi Arabistan ile diplomatik yakınlaşma sürecini hızlandırabileceği belirtildi.

İsrail’in bu hamleyle İran ve müttefiklerine karşı askeri kapasitesini Riyad’a kanıtlama imkanı bulacağı ve Muhammed bin Selman’a İsrail ile normalleşmeye karşı çıkan Suudi iç kamuoyuna sunabileceği meşru bir zemin yaratacağı savunuldu.

Haberde son olarak Riyad’ın bu arayışının, İsrail ile diplomatik bağ kurma şartını bağımsız Filistin devleti ve işgalin sona ermesine bağlayan resmi politikasında köklü bir esnemeye işaret ettiği yorumu yapıldı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Suriye’de akaryakıt zamları hükümetin kalesi olan kentlerde halkı sokağa döktü

Yayınlanma

Şam yönetiminin akaryakıt fiyatlarına yüzde 40’a varan oranlarda zam yapması Suriye genelinde kitlesel protestoları tetikledi. İdlib’den Rakka’ya kadar pek çok kentte halk ana yolları trafiğe kapatırken, hükümet artışa gerekçe olarak küresel piyasalardaki yükselişi ve rafineri yenileme çalışmalarını gösterdi.

Şam yönetiminin 13 Eylül’de motorin fiyatına yüzde 40’a, benzin fiyatına ise yüzde 28’e varan oranlarda zam yapması Suriye genelinde kitlesel protestoları tetikledi.

Nüfusun büyük bölümünün yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği ülkede halk, eski Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin 2024’te devrilmesinden bu yana hızla tırmanan enflasyon sebebiyle temel ihtiyaç maddelerine erişmekte güçlük çekiyor.

ABD’nin daha önce Esad yönetimini devirme hedefiyle yürürlüğe koyduğu ağır ekonomik yaptırımların kalkması da ekonomik toparlanma beklentilerini karşılamaya yetmedi.

İdlib, Halep, Hama, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde sokaklara dökülen halk zamları protesto etti. Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu bu vilayetler, geçmişte El Kaide saflarında komutanlık yapan Ahmed Şara (Colani) liderliğindeki yeni Şam yönetiminin en güçlü toplumsal tabanı olarak görülüyor.

Sosyal medyaya yansıyan video kayıtları, İdlib’in güneyindeki Maarat el-Numan yakınlarında Şam ile Halep’i bağlayan uluslararası kara yolunun yerel halk tarafından trafiğe kapatıldığını ortaya koydu.

Şam yönetimi, fiyat artışlarına gerekçe olarak küresel enerji piyasalarındaki maliyet baskısını ve Banyas Rafinerisi’nde süren yenileme faaliyetlerini gösteriyor. Rafinerideki kapasite artırma çalışmalarıyla günlük üretimin 80 bin varilden 130 bin varile çıkarılması hedefleniyor.

Küresel enerji piyasalarında yaşanan yükseliş ise iki ana gelişmeyle bağlantılı seyrediyor.

Ukrayna Rus petrol rafinerilerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlerken, ABD ile İsrail’in şubat ayında İran’a yönelik başlattığı askeri harekat neticesinde Hürmüz Boğazı deniz ticaretine kapandı.

Boğazın kapanmasıyla beraber bazı Körfez ülkeleri petrolü tankerlerle Suriye üzerinden Banyas Limanı’na sevk etmeye başladı. Ancak bu sevkiyat Suriye’nin iç tüketimini karşılamayı değil, Avrupa ülkeleri ile diğer dış pazarlara ihracatı amaçlıyor.

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin petrol ihtiyacının yalnızca üçte birini yerli kaynaklardan temin edebildiğini söyledi.

Beşir, günlük petrol üretiminin 102 bin varil civarında kaldığını, iç tüketim ihtiyacının ise günlük yaklaşık 325 bin varil seviyesinde seyrettiğini kaydetti. Bakanlık, aradaki açığı doğrudan ithalat yoluyla kapatıyor.

Devlet haber ajansı SANA’nın aktardığı bilgilere göre Enerji Bakanlığı, küresel piyasalardaki seyre paralel olarak fiyat ayarlamalarına devam edeceğini, orta ve uzun vadede ise petrol rafinerisi ile depolama kapasitelerini artıracağını duyurdu.

Öte yandan, ülkenin kuzeyinde yer alan Kobani’de geçen hafta patlak veren gösteriler yerel halk ile güvenlik güçleri arasında çatışmaya dönüştü. Çatışmalar esnasında bir cezaevinde çıkan yangında sekiz kişi yaşamını yitirdi, 17 kişi yaralandı.

Kobani’deki gerginlik, Suriye Savunma Bakanlığı personeli Sami Hasu’nun kuzeydoğudaki Haseke vilayetinde kaçırılarak öldürülmesine tepki olarak başladı.

Ailesi, Hasu’nun kaçırıldıktan sonra başı kesilerek katledildiğini açıkladı. Hasu’nun cenazesine ait görüntülerin internet ortamında yayılması, bölgedeki Kürt nüfusta infiale yol açtı.

Hasu, Şam yönetimi ile varılan uzlaşı neticesinde lağvedilerek Suriye’nin yeni güvenlik teşkilatına entegre edilen PYD öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları arasında yer alıyordu.

Söz konusu entegrasyon anlaşması; Suriye güçlerinin kuzey ve kuzeydoğuda SDG denetimindeki yerleşimlere yönelik saldırılarının akabinde, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında ocak ayında imzalanmıştı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran’ın Ankara Büyükelçiliği aylık “İranname” dergisini yayımladı

Yayınlanma

İran’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, iki ülke arasındaki ortak mirası ve güncel sanatsal üretimleri aktaran “İranname” dergisini yayımladı. İlk sayıda UNESCO listesine giren Alamut kalelerinden Türk edebiyatı uyarlamalarına kadar pek çok dosya yer alıyor.

İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, Türkiye ile İran arasındaki kültürel bağları güçlendirmek amacıyla “İranname” adlı aylık kültür sanat dergisini yayımlamaya başladı.

Ağustos 2026 tarihli ilk sayısıyla yayın hayatına giren dergi; edebiyat, sinema, bilim, tarih ve güncel diplomatik yayınları kapsayan geniş bir içerik sunuyor.

Kültür Müsteşarı Asger Farsi, derginin önsözünde kültürün milletler arasındaki en sahici bağ olduğuna dikkat çekerek iki ülkenin asırlar boyunca ortak bir medeniyet ufkunda yürüdüğünü ifade etti.

Farsi, yayının temel gayesini İran’ın düşünce ve sanat birikimini Türkiye’deki okurlara aktarmak ve gelişen ilişkilerin seyrini kayda geçirmek olarak açıkladı.

Dergide öne çıkan başlıklardan birini, Güney Kore’nin Busan kentinde toplanan 48. UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin kararı oluşturuyor.

Komite; Alamut, Lembeser, Nevzerşah, Şemskelaye, Kustinlar, Şirkûh ve İlan kalelerinden oluşan yedi tarihî tahkimatı “Alamut Kalesi ve Ona Bağlı Tahkimatlar” adıyla Dünya Mirası Listesi’ne kaydetti.

Kararda, kalelerin 11. yüzyıl sonlarından itibaren Nizârî İsmailîlerin yönetim, savunma ve bilim merkezi olmasının yanı sıra sarp coğrafyaya uyarlanan su depolama sistemleri gerekçe gösterildi.

Kültürel etkileşim alanında Türkiye ile ortak projelere yer verilen yayında, yönetmen Hasan Fethi’nin Mevlânâ ile Şems-i Tebrizî’nin hayatını anlatan ve Türkiye’de çekilen “Mest-i Aşk” filminin mini diziye dönüştürüleceği duyuruldu.

Yapımda Türk oyuncular Hande Erçel, İbrahim Çelikkol, Selma Ergeç, Bensu Soral ve Boran Kuzum rol alıyor. Ayrıca yönetmen Muhammed Hüseyin Mehdeviyan, Türk edebiyatçısı Ahmet Ümit’in “Sis ve Gece” romanını “Karga” adıyla İran televizyonuna uyarladı.

Yayıncılık bölümünde, sosyolog Hilmi Ziya Ülken’in “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” adlı 750 sayfalık klasik eserinin Mesut Sadrmohammadi çevirisiyle Şem’-i Suzan Yayınları tarafından Tahran’da Farsça basıldığı bilgisi veriliyor.

Tarih araştırmalarında ise Kaçar dönemi İran-Osmanlı sınır müzakerelerine ışık tutan ve Mirza Takî Han Ferahânî ekseninde hazırlanan Nasrullah Salihi imzalı “Sefâretnâme-i Erzurum” belgeseli öne çıkıyor.

Ayrıca eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve Sasan Kerimi’nin Tahran Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikasında Biliş ve Algı Sorunu” adlı incelemesi dergide tanıtılıyor.

Bilim ve teknoloji sayfalarında İran’ın, merkezi Şanghay’da yer alan Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü’nün 29 kurucu ülkesi arasına girdiği, Tahran ve Hemedan Teknoloji üniversitelerindeki araştırmacıların düşük enerji tüketen hızlı transistörler geliştirdiği aktarılıyor.

Royan Araştırma Enstitüsü bünyesindeki ilk Ulusal Primat Laboratuvarı projesinin ise tamamlanma aşamasına geldiği kaydediliyor.

Çocuklar için hazırlanan “Simurgname” müzikali ile geleneksel çalgı ustası Sohrab Pournazeri’nin Grammy Akademisi üyeliğine seçilmesi müzik sayfalarında yer bulurken, Viyana’da “Civilizational Iranian Studies” dergisinin yayına başladığı ve 31 Ocak 2027’de “İran Medeniyetinde Kadının Rolü” başlıklı uluslararası konferansın düzenleneceği duyuruluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English