Ortadoğu
Pentagon gizlese de uydu görüntüleri Bahreyn’deki ABD üssünün vurulduğunu kanıtladı

İran füzeleri ve insansız hava araçlarının Bahreyn’deki ABD deniz üssüne düzenlediği saldırıların, Pentagon tarafından kamuoyuna açıklanmayan büyük bir yıkıma yol açtığı Wall Street Journal gazetesinin incelediği uydu görüntüleriyle ortaya çıktı. Ortadoğu’daki tek Amerikan ana deniz üssünün ve bölgedeki en az 20 ABD tesisinin hedef alınması, Washington’ın askeri varlığını daha batıya taşıma dahil tüm bölgesel konuşlanmasını yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
İran’a ait füze ve insansız hava araçlarının, ABD’nin Ortadoğu’daki deniz operasyonlarının sinir merkezini hedef aldığı saldırılarda bazılarının hedefine ulaştığı belirlendi.
Bahreyn’deki ABD deniz üssü, şubat ayının sonu ile haziran ayı arasında defalarca hedef alındı. The Wall Street Journal gazetesinin uydu görüntüleri üzerinde yaptığı analiz, sosyal medya videoları ve görevdeki ile eski askeri personelle gerçekleştirilen mülakatlar, savunma sistemlerini aşan saldırıların Pentagon’un kamuoyuna açıklamadığı büyük bir hasara yol açtığını ortaya koydu.
Saldırılarda komuta karargahı ve en az 12 diğer bina ile iki uydu iletişim terminali ağır hasar aldı.
Askeri yetkililer, Naval Support Activity Bahrain (NSA Bahreyn) olarak bilinen üste ölen olmadığını ve saldırıların operasyonları ciddi ölçüde etkilemediğini belirtti. ABD, personelin büyük kısmını tahliye ederken üste yalnızca küçük bir kurucu kadro bıraktı.
ABD’nin Ortadoğu’daki kuvvetlerini yöneten ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, savaş süresince CENTCOM’un haklı olarak binalar yerine insanların korunmasına öncelik verdiğini ve insanları koruma stratejisinin başarılı olduğunu iddia etti.
Hawkins, İran’ın 8 binden fazla füze ve insansız hava aracı fırlattığını, ancak sadece iki isabetin ABD personelinde can kaybına yol açtığını kaydetti. ABD ordusunun İran’a aldığından çok daha fazla zarar verdiğini dile getiren Hawkins, ABD’nin 13 bin 500’den fazla hedefi vurduğunu ekledi.
Görüşmelere aşina olan ABD’li yetkililere göre, Amerika’nın Ortadoğu’daki tek deniz üssünde meydana gelen kapsamlı hasar ve bölgedeki askeri tesisler ile diplomatik misyonlar dahil en az 20 ABD noktasına yapılan isabetler, ABD’nin bölgedeki tüm varlığını yeniden değerlendirmesine yol açıyor.
ABD bölgedeki askeri yerleşim düzenini değiştirmeyi planlıyor
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi yetkililer, ordunun Bahreyn’deki üssü yenilemeyi, Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki ABD varlığını azaltmayı ve bazı üsleri ya da üs işlevlerini İran füze ve dronlarının menzilinden uzaklaştırmak için batıya taşımayı değerlendirdiğini aktardı.
Yetkililer, saldırıya uğrayan yapıların yeniden inşa edilmeyebileceğini, komuta ve kontrol merkezlerinin yer altına taşınabileceğini ve askeri imkanların bölge genelinde daha dağınık hale getirilebileceğini kaydetti.
Ancak yetkililer, bu konuda henüz nihai bir karar alınmadığı konusunda temkinli konuştu.
İki yetkiliye göre, üslenme için değerlendirilen yerlerden biri de İsrail. Ülke, savaş sırasında savaş uçakları ve tanker uçakları da dahil olmak üzere düzinelerce ABD uçağına ev sahipliği yapmıştı.
ABD hükümeti, nisan ayında ticari uydu görüntüsü sağlayıcılarına baskı yaparak Amerikan üslerindeki yıkımı ve daha geniş çatışma bölgesini gösteren görüntülere erişimi kısıtlamalarını istedi.
Bu durum hasarın tam boyutunun görülmesini zorlaştırdı. Yetkililer, bu adımın ABD kuvvetlerini korumak amacıyla atıldığını ifade etti.
Saldırılar ayrıca Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ed-Dafra Hava Üssü’nde de önemli yapısal hasara yol açtı. Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde ise Hava Kuvvetlerine ait E-3 Sentry erken ihbar uçakları imha edildi.
Mayıs ayındaki bir Kongre oturumunda maliyet tahmini konusunda sıkıştırılan Hegseth, “İran’ın nükleer silah elde etmesinin maliyeti nedir?” yanıtını verdi.
Pentagon Kontrolörü Jay Hurst, geçen ay Kongre’ye yaptığı açıklamada, bakanlığın o dönem 29 milyar dolar olarak tahmin ettiği savaş maliyetine ABD üslerine verilen hasarın dahil edilmediğini söyledi.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) salı günü yayımladığı raporda, savaşın toplam maliyetinin yaklaşık 40 milyar dolar olduğunu tahmin etti.
Bu tahmin, CSIS tarafından hasar gördüğü belirlenen yapılara dayanarak yapılan ve ABD üslerindeki hasarı 2,2 milyar ila 5,1 milyar dolar olarak hesaplayan verileri de içeriyor.
The Wall Street Journal, Bahreyn üssünde hangi binaların hasar gördüğünü belirlemek için uydu görüntülerini ve sosyal medya videolarını analiz etti. Bugün aynı tip binaların inşa edilmesinin ne kadara mal olacağını tahmin etmek için Savunma Bakanlığının kamuya açık maliyet modeli ve tedarik raporları incelendi.
Sadece inşaat maliyetlerini kapsayan bu tahminlere, binaların yeniden yapılması durumunda ortaya çıkacak enkaz kaldırma ve güçlendirme gibi diğer maliyetler dahil edilmedi.
NSA Bahreyn’deki tahmini inşaat maliyetleri toplamda yaklaşık 400 milyon doları buldu.
Bahreyn’deki deniz üssünde vurulan noktalar
İran’ın güney kıyısına 150 milden daha az bir mesafede bulunan NSA Bahreyn, otuz yılı aşkın bir süredir Ortadoğu’daki Amerikan deniz gücünün çıpasını oluşturuyor.
ABD filosundaki her türlü gemiyi ağırlayabilen üs, İran’ın silah kaçakçılığı, mayın dökme ve tanker saldırılarına karşı kritik bir rol oynadı.
Üs üç bölümden oluşuyor: Gemi operasyonlarına odaklanan rıhtım bölgesi, idari ve komuta binalarının bulunduğu ana üs ve ABD Donanması tarafından kiralanan depo ile ek bina kompleksi. İran her üç bölgeyi de vurdu.
- 5. Filo Karargahı: İran, Ortadoğu’yu kapsayan 5. Filo karargahının bir kısmına hasar verdi. Bir ABD’li yetkiliye göre bina artık kullanılamaz durumda. Tahmini inşaat maliyeti 200 milyon dolar olarak hesaplandı.
- Deniz Güvenlik Güçleri Eğitim Binası: Yaklaşık 300 fit kuzeybatıda yer alan Deniz Güvenlik Güçleri eğitim binası imha edildi. Bu birim üssün güvenliğini sağlıyor ve rutin olarak acil durum hazırlık tatbikatları düzenliyordu. Tahmini inşaat maliyeti 1 milyon dolar.
- Acil Durum Yönetimi Deposu: Yaklaşık çeyrek mil doğuda yer alan ve ambulansları barındıran acil durum yönetimi deposu hasar gördü. Tahmini inşaat maliyeti 14 milyon dolar.
- Su Tankı ve Depo: Rıhtım bölgesinde bir içme suyu tankı ve bitişiğindeki depo hasar gördü. Tahmini inşaat maliyeti 41 milyon dolar.
- Yemekhane ve Kışla: Yaklaşık 300 fit güneydoğuda yer alan ana yemek salonu ile yaklaşık 450 personele ev sahipliği yapabilen kışla hasar aldı. Tahmini inşaat maliyeti 24 milyon dolar.
- Banz Group Depo Kompleksi: Üssün diğer ucunda Bahreynli Banz Group tarafından işletilen ve Donanma tarafından kiralanan ek bina kompleksi yer alıyor. Bu alandaki bir depo grubunun üç bölümü en ağır hasarlardan bazılarını aldı. Donanmanın ilk insansız hava aracı ve yapay zeka birimi olan Görev Gücü 59, geçmişte insansız hava araçlarını bu kompleksin bir bölmesinde barındırıyordu. 2021’de kurulan Görev Gücü 59, Ortadoğu’daki kritik su yollarını izlemek için insansız hava araçları ve yapay zeka sistemlerini kullanmakla görevlendirilmişti. Tahmini inşaat maliyeti 34 milyon dolar.
- Üç Ek Depo: En az üç komşu depo da hasar gördü. Tahmini inşaat maliyeti 75 milyon dolar.


Emekli Deniz Piyade Albay ve CSIS kıdemli danışmanı Mark Cancian, içeride ne olduğuna bağlı olarak bina inşaatının toplam maliyetin küçük bir kısmı olabileceğini ifade etti.
İran’ın misilleme saldırılarının ilk saatlerinde iki adet AN/GSC-52B uydu iletişim terminali ile bir iletişim yönetim tesisi imha edildi.
CSIS’e göre, gerçek zamanlı askeri iletişimi sağlayan bu terminallerin her birinin maliyeti yaklaşık 20 milyon dolar seviyesinde.
Kongre tarafından kurulan partiler üstü bir heyet olan Donanmanın Geleceği Ulusal Komisyonu’nun eş başkanı Mackenzie Eaglen, üs genelindeki hasarın her alanda zayıflıkları ve savunmasızlıkları ortaya koyduğunu belirtti.
Üssün eski yapısı modern tehditlere karşı yetersiz kaldı
NSA Bahreyn, İran’ın bugün sahip olduğu hassas güdümlü füze ve insansız hava aracı cephaneliğine sahip olmasından çok önce inşa edilmişti ve bu savaş üssün açıklarını görünür kıldı.
Ortadoğu’daki ABD deniz kuvvetlerine komuta etmiş olan emekli Koramiral John “Fozzie” Miller, “50 yılı aşkın süredir oradayız ve üs kendi doğal sürecinde büyüdü. Sanırım şimdi olsa bazı şeyleri farklı yapardık” dedi.
Ortadoğu’da ailelerin yaşayabildiği tek ABD yerleşkesi olan üs; beyzbol sahası, restoranları, askeri mağazası ve okuluyla küçük bir Amerikan şehri gibi faaliyet gösteriyordu.
Haftalarca denizde kalan denizciler, dinlenmek için Bahreyn’e yanaşıp üsse gidiyordu.
Ortadoğu’daki ABD deniz kuvvetlerine komuta etmiş olan emekli Koramiral Kevin Donegan, ABD’nin güçlü bir müttefik olarak kabul edilen Bahreyn’deki varlığını sürdürmesini beklediğini ifade etti.
Donegan, “Orada bir 5. Filo karargahı tutuyoruz, soru bunun ortadan kalkıp kalkmayacağı değil, bu süreç bittiğinde nasıl görüneceğidir” dedi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bahreyn Kralı ve diğer Ortadoğu liderleriyle bir araya gelerek ABD’nin onların güvenliğine olan bağlılığını teyit etti.
Rubio, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Bölgesel istikrar, özgür ve açık bir Hürmüz Boğazı ve İran’ın nükleer silah edinmesinin önlenmesi konusunda birlik içindeyiz. İran’ın Bahreyn’e yönelik saldırıları kabul edilemezdi ve Birleşik Devletler, Bahreyn halkı ve hükümetinin yanındadır” ifadelerini kullandı.
Rubio ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’e de uğradı ancak savaş sırasında ABD üs ve hava sahası erişimini kısıtlayan Suudi Arabistan’ı ziyaret etmedi. Bu durum, Washington’ın buradaki konuşlanmasını yeniden değerlendirmesini hızlandıran görüş ayrılığını derinleştirdi.
Körfez ortakları ateşkesi memnuniyetle karşılasa da İran’ın uzun vadeli tehdidi ve Amerikan taahhütlerinin kalıcılığı konusunda endişeli olmaya devam ediyor.
Savaştan önce bazı askeri yetkililer Körfez’deki üslerin açık hedef olduğu konusunda uyarılarda bulunmuştu. Tesislerin daha batıya taşınması önerisi Donald Trump’ın ilk döneminde gündeme gelmiş ancak adım atılmamıştı.
Eski Hava Kuvvetleri Müsteşar Yardımcısı Dr. Ravi Chaudhary, “Tesislerimizi takdire şayan bir şekilde savunduk ancak savunmayı aşan mühimmatlar, operasyon yürütmemiz için gerekli olan altyapıyı vurdu. Bu durum, İran’ın vuruş teknolojilerini daha uzun menzil ve hassasiyet için adapte ettiği 10 yıllık sürecin bir sonucudur” dedi.
Ortadoğu
Ensarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’

Ensarullah lideri Abdülmelik Husi, Yemen güçlerinin Mekke şehrine SİHA saldırısı girişiminde bulunduğu yönündeki Suudi iddiasını kesin biçimde reddetti.
Husi, Riyad’ın Mekke’nin kutsallığını Yemen’e yönelik saldırı ve ablukayı meşrulaştırmak için istismar ettiğini söyledi.
Yemen’deki Ensarullah hareketinin lideri Abdülmelik Husi, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin Mekke’ye SİHA saldırısı girişiminde bulunduğu yönündeki Suudi Arabistan iddiasını “büyük, çirkin ve iğrenç bir yalan” olarak nitelendirerek reddetti.
Perşembe akşamı El-Mesire televizyonunda yayımlanan konuşmasında Husi, Riyad’ın bu suçlamayı Yemen’e yönelik saldırılarını ve ablukayı meşrulaştırmak amacıyla ortaya attığını söyledi.
“Halkımıza yönelik yalanlarla başkalarını kandırmak amacıyla Mekke’nin kutsallığını istismar ettiklerinde, onun kutsallığına saygı göstermemiş olurlar” diyen Husi, Müslümanların Mekke’nin kutsallığının bu şekilde kullanılmasını kınaması gerektiğini belirtti.
Husi, “Suudi Arabistan, Müslüman halkımıza yönelik saldırganlığını ve haksız ablukasını meşrulaştırmak için Mekke ile bağlantılı asılsız suçlamalara başvuruyor” dedi.
“Mekke uğruna her şeyimizi feda etmeye hazırız”
Yemen halkı ile silahlı kuvvetlerinin İslam’ın kutsal mekânlarına derin bir saygı beslediğini vurgulayan Husi, Suudi Arabistan’ın suçlamasının Yemen halkının İslami, insani ve ahlaki onuruna yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.
Husi şöyle devam etti:
“Kutsal mekânlara en derin saygıyı besleyen, Mekke’yi korumaya en bağlı ve kutsal mekânlar tehlikeyle karşılaştığında harekete geçmeye en hazır halklardan biriyiz. Canlarımız, ruhlarımız, mallarımız ve sahip olduğumuz her şey Mekke ve bütün İslami kutsal mekânlar uğruna feda edilmeye hazırdır.”
İslami kimliğine saygı duyan hiçbir Müslümanın, Hz. Muhammed’in “iman ve hikmet ehli” olarak nitelendirdiği Yemen halkına yöneltilen bu suçlamayı kabul edemeyeceğini söyleyen Husi, Yemenlilerin İslam’a, Kur’an’a ve kutsal mekânlara yönelik saldırılar karşısında daima ilk harekete geçen halklardan biri olduğunu hatırlattı.
Husi, “Bu asılsız suçlamayı kendine bayrak edinen Suudi rejimi, fitne ve yalanın kaynağıdır. Mekke’nin kutsallığına hakaret eden büyük yalanları ve uydurmaları istismar edecek kadar alçalmıştır”, ifadelerini kullandı.
Yemen halkına yöneltilen suçlamanın “asrın yalanı” olarak nitelenmeyi hak ettiğini belirten Husi, Suudi Arabistan’ın iddialarının doğrulanmadan kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Suudi Arabistan, insanların hemen inanması gereken bir kaynak değildir. Tüm İslam dünyasında ve küresel ölçekte yolsuzluk, adaletsizlik ve suçlulukla tanınmaktadır” diyen Husi, Riyad’ı Yemen halkına karşı suç işlemek, “eğlence adı altında yozlaşmayı yaymak” ve Siyonizmle ittifakı çerçevesinde İslam dünyasında bölünmeyi körüklemekle suçladı.
Doğrulamadan kınayanlara tepki
Ensarullah lideri, Suudi Arabistan’ın iddiasını araştırmadan kınama açıklaması yayımlayan hükümetler, devlet başkanları, din adamları ve siyasi şahsiyetlere de sert tepki gösterdi.
Husi, “Bu tür vahim suçlamalar karşısında takınılması gereken doğru tavır; doğrulamak, araştırmak ve gerçeği ortaya çıkarmaktır,” dedi.
Kur’an’ın güvenilir olmayan kaynaklardan gelen haberlerin araştırılmasını emrettiğini hatırlatan Husi, “Suudi Arabistan’ın iddialarını reddetmeli ya da en azından kabul etmeden önce doğrulamalıydılar. Suudi rejimi asılsız bir haber ve büyük bir iftira ortaya attı. Asgari yükümlülük, yalancıyla birlikte yalancı durumuna düşmemek için bu iddiayı doğrulamaktı,” ifadelerini kullandı.
Husi, suçlamayı araştırmadan tekrarlayanların “yalana ve ahlaki çöküşe ortak olduğunu” belirterek şunları söyledi:
“Halkımıza yönelik bu iftirayı benimseyenler, Allah katında Suudi Arabistan’la birlikte bütün sorumluluğu taşımaktadır. Halkımıza iftira atmak, İslam’daki en büyük suçlardan biridir. Bu suçlamayı dillendiren devlet başkanları, krallar, prensler, hükümetler, din adamları ve siyasi şahsiyetler rezilliği, utancı ve kınanmayı hak ediyor. Batıla kulak verip yalancı şahitlik yaptılar.”
“Petrodolar ve mali çıkarlar”
Bazı devletlerin Suudi Arabistan’la mali ilişkilerinin tepkilerinde belirleyici olduğunu savunan Husi, “Onlar için önemli olan petrodolarlar ve mali çıkarlardır,” dedi.
Bazı hükümetlerin İslam’ın kutsal mekânlarını ve ümmeti yüzüstü bırakmalarına rağmen kutsal mekânları savunduklarını ileri sürdüğünü söyleyen Husi, bu çevrelerin tepkilerini “gerçek ve açık düşmana” yöneltmesi gerektiğini belirtti.
Siyonist rejimin açıklama, yayın ve siyasi planlarında Mescid-i Aksa, Mekke ve Medine’ye yönelik tehditlerin açıkça yer aldığını kaydeden Husi, İslam dünyasına Suudi Arabistan’ın anlatılarına kapılmak yerine bu tehditle mücadele etme çağrısı yaptı.
Husi, Yemen halkı ile silahlı kuvvetlerinin kendilerine yöneltilen iftiraya ve süregelen haksızlıklara karşılık verme konusunda hukuki, ahlaki ve dini haklarını saklı tuttuğunu vurguladı.
Suudi Arabistan, Yemen’e yönelik askeri harekâtın başladığı 2015’ten bu yana Yemen Silahlı Kuvvetlerini çeşitli dönemlerde Mekke’ye ve diğer Suudi kentlerine balistik füze ve SİHA göndermekle suçladı.
Yemenli yetkililer ise askeri operasyonlarının savunma amaçlı olduğunu; Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonu saldırılarını durdurmaya, Yemen’in egemenliğine saygı göstermeye ve ülkeye uygulanan kara, deniz ve hava ablukasını kaldırmaya zorlamayı hedeflediğini belirtiyor.
Ortadoğu
ABD, Yemen ile görüştü iddiası

İddiaya göre ABD’li diplomatlar hafta sonu Umman’daki ABD büyükelçiliğinde Yemen direnişinin temsilcileriyle bir araya geldi.
Axios’a konuşan bölgeden bir kaynak, Umman hükümetinin yardımıyla düzenlenen Maskat’taki toplantının, ABD ile Ensarullah arasındaki ateşkesi sürdürmeye ve Bab el-Mendeb Boğazı’nın açık kalmasını sağlamaya odaklandığını belirtti.
ABD, Yemen direnişine karşı Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü savaşa çekilmeden hayati önem taşıyan bir deniz ticaret yolunu açık tutmak istediği için hassas bir konumda bulunuyor.
Washington, Suudi Arabistan’ın askeri müdahale taleplerini şu ana kadar reddetti.
Kaynak, toplantıda ABD’yi büyükelçilikten diplomatların temsil ettiğini fakat büyükelçinin toplantıya katılmadığını belirtti.
Söz konusu kişi, Yemenli temsilcilerin toplantı sırasında ABD ile Mayıs 2025’te imzalanan ateşkesin devam etmesini istediklerini açıkça ifade ettiklerini ekledi.
Suudi Arabistan, Yemen direnişine karşı İngiltere’den askeri yardım istedi
Kaynak ayrıca, Yemen temsilcilerinin, iki taraf arasında yeniden alevlenen çatışmalar kapsamında saldırılarının yalnızca Suudi gemilerini hedef aldığını vurguladıklarını belirtti.
Temsilciler, Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen diğer tüm gemilerin serbestçe seyrüsefer etmesine izin vereceklerini taahhüt ettiler.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, “ABD’nin Orta Doğu’daki temel çıkarları arasında Kızıldeniz ve bölgede seyir özgürlüğünün sağlanması ve terörizmin yayılmasının önlenmesi yer almaktadır. Trump Yönetimi, İran ve onun vekillerinden gelen saldırılara karşı bu çıkarları savunma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koymuştur,” dedi.
Açıklama şöyle devam etti:
“Söz konusu toplantı hakkında yorum yapmayacağı. Fakat Yemen konusunda bölgesel müttefiklerimiz ve ortaklarımızla düzenli iletişim halindeyiz ve bölgede kaos yaratan Husi milisleri ve diğer terörist gruplara karşı ortak terörle mücadele hedeflerimize odaklanıyoruz.”
Toplantıdan bir gün sonra, Başkan Yardımcısı JD Vance gazetecilere, ABD’nin Ensarullah ile müzakere halinde olduğunu söyledi.
Vance, “Husilerle de doğrudan görüşmeler yürütüyoruz; bu nedenle durumun kontrolümüz altında olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedr el-Busaydi ile bölgedeki gerginliği azaltmaya yönelik çabalar hakkında görüştü.
Bu görüşme, ABD ile Umman arasında haftalarca süren gerginliğin ardından gerçekleşti.
Başkan Trump, Umman’ın Hürmüz Boğazı konusunda İran ile yürüttüğü görüşmeler nedeniyle ülkeyi bombalamakla tehdit etmişti.
Son günlerde Yemen direnişi ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar şiddetleniyor. Yemenliler, Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki kıyı şeridini ve birkaç adayı hâlâ kontrol altında tutuyor.
Suudiler, Yemen’deki direniş güçlerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Ne var ki Yemen’de destekledikleri güçler, şu ana kadar etkili bir kara karşı saldırısı başlatamadı.
Ortadoğu
Körfez ülkelerinde ABD’nin güvenlik şemsiyesine dair şüpheler artıyor

İran savaşı, Körfez ülkelerinde ABD’nin sağladığı korumaya dönük güveni sarstı. Bölge yönetimleri, Washington’ın çatışma başlattığını ancak sonuçlarını yönetme iradesi gösteremediğini savunuyor. Time dergisinin haberine göre bölgedeki Arap monarşileri, Amerikan güvenlik şemsiyesine duyulan kuşkular nedeniyle Tahran ile doğrudan uzlaşı ve gerilimi azaltma yolları arıyor.
Ortadoğu’daki savaş, Körfez ülkelerinde ABD’nin sağladığı “güvenlik şemsiyesine” duyulan güveni sarstı.
Amerikan Time dergisi, bölge ülkelerinden yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran arasındaki çatışmaların başlaması üzerine Körfez yönetimlerinin Amerikan korumasını artık güvenilir görmediğini yazdı.
Derginin aktardığına göre bölgedeki savaş, Körfez başkentlerinin Washington’a bakışını değiştirdi.
Arap ülkelerinin itirazlarına rağmen Washington yönetiminin İsrail ile birlikte bölgesel bir savaşa girmeye hazır olduğu, ancak doğacak sonuçları yönetme kabiliyetine veya niyetine sahip olmadığı değerlendirmesi öne çıkıyor.
Körfez ülkeleri, ABD’nin İran politikasına yönelik tutarlı bir strateji geliştiremediği görüşünü uzun süredir koruyor.
Savaş sürecinde ABD hedeflerinin her hafta değiştiği belirtilen haberde, Hürmüz Boğazı kapalıyken dahi savaştan çekilmeye çalışan Donald Trump yönetiminin müttefiklerini uyarısız, istişaresiz ve korumasız bıraktığı hissini yarattığı kaydedildi.
ABD’ye duyulan şüpheler nedeniyle bölge yönetimlerinin büyük bölümü Tahran ile cepheleşmek yerine gerilimi azaltma ve caydırıcılık stratejilerine yöneldi.
Katar ve Umman, Washington yönetimini Tahran ile bir mutabakat imzalamaya teşvik ederken, Suudi Arabistan Pakistan’ın arabuluculuk girişimine destek verdi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn de barış odaklı diplomatik temaslara katıldı.
Bahreyn, Katar, Kuveyt, BAE, Umman ve Suudi Arabistan’ı kapsayan Körfez bloğu, on yılı aşkın süredir “güven vermeyen bir Washington ile tehdit oluşturan Tahran arasında” kalarak dış politikalarında çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.
ABD egemenliğinin azaldığı bölgede nasıl hareket edileceğine dair ortak bir uzlaşı oluşmasa da, Arap başkentlerinde yeni bir güvenlik mimarisinin inşası bekleniyor.
Ağustos ayı sonunda İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney, Körfez ülkelerine seslenerek “gerçek düşmanı” doğru tespit etme ve onun “sinsi planlarına” alet olmama çağrısı yaptı.
Hamaney açıklamasında, ABD ve İsrail yönetimlerini yalnızca Tahran’ın ve “İslami direniş cephesinin” değil, Batı Asya ve Kuzey Afrika halkları dahil bütün İslam toplumunun ortak düşmanı ilan etti.
The Washington Post gazetesi, ABD’nin müttefikleri konumundaki Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt ve Bahreyn cephesinde Trump’ın İran politikasına dönük hoşnutsuzluğun arttığını yazdı.
Gazetenin ulaştığı kaynaklar, kimi ülkelerin kendi topraklarındaki devasa ABD askeri üslerinin varlığını sorgulamaya başladığını dile getirdi. Haberde, tepkilere karşın Körfez ülkelerinin kısa vadede başka bir müttefik seçeneğine sahip olmadığı da vurgulandı.
Financial Times gazetesi ise, İran’ın Ortadoğu’daki ABD üslerine düzenlediği saldırıların Washington’ın bölgedeki askeri varlığının geleceğine gölge düşürdüğünü aktardı.
Politico dergisi ise Tahran’ın misillemelerinden etkilenen Körfez devletlerinin İran ile barış zemini arayışında ortaklaşmaya çalıştığını, fakat Arap monarşileri arasındaki geçmişe dayalı anlaşmazlıkların uzlaşı sürecini engellediğini belirtti.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya6 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Avrupa2 hafta önceAfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı











