Bizi Takip Edin

Diplomasi

Politico: Belarus, Azerbaycan’a obüs ve elektronik harp ekipmanı tedarik etti

Yayınlanma

Politico‘nun gizli belgelerden elde ettiği bilgilere göre Bakü, Erivan’la savaşın tırmanmasından önce Minsk’ten yeni insansız hava araçları, obüsler ve elektronik harp ekipmanı aldı.

Politico, ondan fazla gizli mektup, diplomatik nota, senet ve ihracat pasaportuna dayanarak Belarus’un Azerbaycan’a gelişmiş silahlar tedarik ettiğini öne sürdü.

Minsk’in Azerbaycan ordusuna yardımının 2018-2020 yılları arasında yapıldığı belirtilen haberde, bu hizmetlerin eski obüs teçhizatının modernizasyonu ile elektronik harp cihazları ve insansız hava araçlarda kullanılan yeni teçhizatın tedarikini içerdiği kaydedildi.

İncelenen belgeler arasında Belarus Devlet Silah İhracat Teşkilatı ile ülkenin savunma fabrikaları arasındaki yazışmalar da yer alıyor.

Belgelerde, Azerbaycan’ın modern topçu teçhizatı siparişlerinden ve Groza-S füzesavar sistemlerinin satın alınması konusunda Minsk ile Bakü arasındaki yazışmalara yer veriliyor.

Politico‘nun ele geçirdiği belgelerden birinde, Belaruslu şirketlerin ‘Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının geri alınmasında ve Belarus mal ve hizmetlerinin bu ülkeye ihracatında’ aktif rol oynadığı ifade ediliyor.

Mayıs ayının ortalarında Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Azerbaycanlı mevkidaşı İlham Aliyev ile yaptığı görüşmede ‘kurtuluş savaşı’ olarak nitelendirdiği Dağlık Karabağ savaşı öncesinde aralarında geçen bir konuşmayı hatırlatmıştı. Lukaşenko, görüşme sonucunda Aliyev ile ‘savaşı kazanmanın mümkün olduğu’ kanaatine vardıklarını dile getirmişti.

Lukaşenko, “Ayrıca savaştan önce, sizin kurtuluş savaşınızdan önce, öğle yemeğinde ikimiz felsefe yaparken yaptığımız konuşmayı hatırladım. Savaşın kazanılabileceği sonucuna varmıştık. Bu çok önemli. Bu zafere tutunmak önemli,” demişti.

Belarus ve Ermenistan, Rusya, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan ile birlikte Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, daha önce ‘savaşın hazırlıklarına dahil olan en az iki KGAÖ ülkesi’ olduğunu söylemişti.

Paşinyan, geçen günlerde de “KGAÖ üyelerinden biri, (Karabağ’daki) 44 günlük savaşın hazırlıklarına katıldığını, Azerbaycan’ın zaferini teşvik ettiğini, inandığını ve dilediğini iddia ediyor. Peki bundan sonra Belarus Cumhurbaşkanı ile herhangi bir konuyu KGAÖ formatında mı görüşmeliyim?” açıklamasını yapıştı.

Bunun yanı sıra Paşinyan, KGAÖ’yü, üyeleri ‘Azerbaycan’la birlikte Ermenistan’a karşı savaş planlayan balon bir örgüt’ olarak nitelendirmişti.

Ermenistan Başbakanı, Lukaşenko’nun hüküm sürdüğü dönemde Belarus’u ziyaret etmeyi reddetti ve özür talep etti. Minsk, Ermenistan’daki büyükelçisini istişareler için geri çağırdı ve Erivan da aynısını yaptı.

Ermenistan, Belarus Büyükelçisini geri çağırdı

Diplomasi

NATO, Rusya’nın derinliklerini vurma planlarını yeniden ele alıyor

Yayınlanma

The Wall Street Journal gazetesi, NATO’nun kısıtlamaları kaldırarak Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenleme yaklaşımını yeniden değerlendirdiğini yazdı. Planda uzun menzilli hassas silahlarla cephe gerisindeki üslerin, depoların ve sanayi tesislerinin vurulması öngörülüyor.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre NATO, Rusya’ya karşı izlediği yaklaşımları yeniden değerlendiriyor. İttifakın gündemindeki seçenekler arasında kısıtlamaların kaldırılması ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırılar düzenlenmesi yer alıyor.

Gazete, yeni yaklaşımın yalnızca askeri birliklerin değil, cephe gerisindeki askeri üslerin, depoların ve sanayi tesislerinin de vurulmasını öngördüğünü yazdı. Gazeteye göre planın temel dayanağını hem yüksek maliyetli hem de daha uygun fiyatlı uzun menzilli yüksek hassasiyetli silah sistemleri oluşturuyor.

NATO ilk kez derinliklere yönelik saldırıları tartıştı

NATO temsilcileri, haziran ayında ittifak tarihinde ilk kez derinliklere yönelik saldırılara odaklanan bir sempozyum düzenledi.

ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich yönetiminde yapılan tartışmalar ve komuta kademesi tatbikatlarında, katılımcıların çok yakın zamana kadar açıkça dile getirmeye cesaret edemeyeceği bir başlık ele alındı.

NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Alexus Grynkewich, ekim ayında ittifakın “zafer teorisini” tanıttı.

Konsept, olası bir saldırı karşısında üç aşama öngörüyor: düşmanın ilk darbesinin caydırılması, saldırının devamının engellenmesi ve muharebe kapasitesinin düşürülmesi.

Avrupa’da askeri bir çatışmanın kaçınılmaz veya yakın olduğunu düşünmediğini vurgulayan Grynkewich, ittifakın “muhtemel olana değil, mümkün olana” hazırlanması gerektiğini belirtti.

General ayrıca NATO’nun düşmanı stratejik bir yenilgiye uğratmayı hedeflemediği, yalnızca ittifak topraklarının ele geçirilmesini önlemeyi amaçladığı güvencesini verdi.

Putin: “NATO ülkeleri doğrudan savaşa girmiş olur”

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önceki açıklamalarında uzun menzilli Batı silahlarının Rusya’yı vurmak için kullanılmasının “NATO ülkelerinin, ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaştığı anlamına geleceği” uyarısını yapmıştı.

Putin, “Mesele, NATO ülkelerinin askeri çatışmaya doğrudan katılıp katılmayacağına dair karar verilmesidir.” demişti.

Rusya’nın kimseyi tehdit etmediğini ve Moskova’nın Avrupa ile hiçbir savaş istemediğini dile getiren Putin, “Rusya da diğer tüm nükleer güçler gibi kendi nükleer ve stratejik potansiyelini geliştiriyor.” ifadelerini kullanmıştı. Putin, “Kimseyi tehdit etmiyoruz, kimseye saldırmaya niyetimiz yok; ne 29’da, ne 30’da, ne de 50’de.” diye konuşmuştu.

Bunun yanı sıra Putin, Moskova’nın NATO ülkeleriyle savaşmak için “hiçbir gerekçesi” olmadığını savunarak “Ne jeopolitik bir çıkar var, ne ekonomik, ne siyasi, ne de askeri.” değerlendirmesini yapmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Xi, Trump ve Putin için APEC’te üçlü zirve girişimi

Yayınlanma

ABD, Rusya ve Çin, 18-19 Kasım tarihlerindeki APEC Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında ilk kez üçlü bir liderler görüşmesi gerçekleştirmeyi müzakere ediyor. Washington ve Moskova temas konusunda ısrarcı davranırken, Ukrayna ve nükleer denetim başlıklarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Pekin henüz nihai kararını vermedi.

ABD, Rusya ve Çin’den üst düzey yetkililer, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında üçlü bir liderler zirvesi olasılığını ele alıyor.

Financial Times’a (FT) konuşan ve üç başkentteki temaslara vakıf kaynaklar, son iki haftadır devlet başkanları düzeyindeki ilk üçlü buluşmanın organizasyonuna dair ciddi görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.

APEC Zirvesi’ne katılması ve Çin Devlet Başkanı Xi ile bir araya gelmesi planlanan Trump, bir süre önce Putin’in de bu temasa dahil edilmesi fikrini gündeme getirmişti.

Ancak FT’nin kaynakları, ev sahibi Pekin’in zirvenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin henüz kesin bir karar vermediğini aktardı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de pazar günü yaptığı açıklamada, geçen haftaki görüşmelerinde olası üçlü zirveyi sorduğunda Xi’nin şaşkınlık yaşadığı izlenimi edindiğini bildirdi. Steinmeier, Çin liderinin bu söylentilerin nereden çıktığını sorduğunu aktardı.

Diplomatik temasların doğrudan üçlü formatta mı yürütüldüğü, yoksa ev sahibi Pekin’in Moskova ve Washington ile ayrı ayrı mı istişarelerde bulunduğu netlik kazanmadı.

Müzakerelerin seyrine yakın bir kaynak, ABD ve Rusya’nın Çin’in görüşmeyi kabul etmesi yönünde ısrarcı olduğunu ifade etti.

Zirvenin gerçekleşmesinin önündeki temel engellerden birini ortak bir gündem belirlenememesi oluşturuyor. Steinmeier’in aktardığına göre Şi, Ukrayna’daki savaşı ele almak üzere üçlü bir toplantı planı olmadığını belirtti.

Xi, söz konusu çatışmanın bir Avrupa meselesi niteliği taşıması nedeniyle Avrupalı tarafların müzakere masasında yer alması gerektiğini dile getirdi.

Moskova ise Avrupalı temsilcilerin bu tür görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, ekim ayı sonunda yaptığı açıklamada, kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Ukrayna konusunda yapılması planlanan müzakerelerde Avrupalıların yer almayacağını belirterek “Kimse onları müzakere masasına davet etme niyetinde değil.” demişti.

Moskova’nın tutumunu bilen bir kaynak ise FT’ye, Shenzhen’de bir araya gelinmesi durumunda dahi Rusya’nın Ukrayna başlığında somut bir ilerleme beklemediğini savundu. Kaynak, Rusya’nın Çin’i krizin çözümünde öncü rol üstlenmek istememekle, çözüme yaklaşıldığı anda ise barış yapıcısı rolünü sahiplenmeyi hedeflemekle değerlendirdiğini ileri sürdü.

Diğer taraftan Trump, Pekin’in nükleer cephaneliğini hızla büyüttüğü gerekçesiyle nükleer silahların denetimi konusunu ele almak istediğini aktardı.

ABD ile Rusya arasındaki nükleer silah sınırlandırma anlaşmalarının süreleri de dolmuş durumda.

George W. Bush yönetiminde Asya konularında başdanışmanlık yapan Dennis Wilder, Çin yönetiminin on yıllardır bu konuyu müzakere etmeyi reddettiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Xi, üçlü bir toplantının gerçekleşmesini uluslararası arenadaki liderlik rolünü gösteren şahsi bir başarı olarak değerlendirebilir. APEC Zirvesi’nin kendi hedefleri oldukça mütevazı ve zirveden büyük sonuçlar beklemek pek olası değil.”

Pekin’in Ortadoğu diplomasisi hız kazandı

FT, olası zirvede İran dosyasının gündeme gelip gelmeyeceğinin henüz netleşmediğini bildirdi.

The Washington Post’un aktardığına göre ise Pekin, Ortadoğu’daki gerilimin düşürülmesi için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı.

Pazartesi günü Xi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yürüten Umman Sultanı’nı ağırladı.

Temas, iki ülke arasındaki 48 yıllık diplomatik ilişkilerde bir Umman devlet başkanının Pekin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de İran ve Suudi Arabistan temsilcileriyle görüşmeler yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki yedi ülkeye üç üst düzey temsilcinin gönderileceği bir diplomatik hamle başlatıldığını duyurdu.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamalarda Pekin’in Ortadoğu’da acil bir gerilimi düşürme sürecini ve bölgesel güvenlikte daha etkin rol almayı hedeflediği vurgulandı.

Demokrasileri Savunma Vakfı’nın Çin programı direktörü Craig Singleton, Pekin’in zamanlamasına ilişkin olarak, “Trump yeniden İran’ı tehdit ediyor, Körfez ülkeleri yeni bir gerilimden endişe duyuyor ve Riyad, Tahran’ı frenlemesi için Çin’den ilişkilerini devreye sokmasını talep etti.” değerlendirmesini yaptı.

Üçlü zirve ihtimaline ilişkin Çin Dışişleri Bakanlığı, FT’ye yaptığı açıklamada Pekin’in “Çin ve Rusya devlet başkanları arasındaki görüşmeye dair ilgili taraflarla temas halinde olduğunu” bildirdi ancak Trump’a değinmedi. Beyaz Saray konuya dair henüz bir yorum yapmadı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise FT’ye yaptığı açıklamada, “Böyle bir görüşmenin organize edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’de gizli gözaltı merkezi: İşkence gören askerler hastaneye kaldırıldı

Yayınlanma

Kiev yakınlarında seferberlik personelinin alıkonulduğu ve işkenceye maruz kaldığı belirtilen bir binaya baskın düzenlendi. Olay yerinde dört yaralı asker hastaneye sevk edilirken, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanı Kirill Budanov benzer tesislerin varlığını teyit etti ve resmi soruşturma başlatıldı.

Ukrayna’nın başkenti Kiev yakınlarındaki Petropavlovskaya Borşçagovka banliyösünde, seferberlik kapsamında askere alınanlar ile firar şüphelilerinin tutulduğu iddia edilen bir binaya protestocular baskın girişiminde bulundu.

Askerlere işkence yapıldığı ve tıbbi yardımın engellendiği iddialarıyla başlayan olaylar arbedeye dönüştü.

Yaşanan gelişmeler üzerine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Ofis Başkanı Kirill Budanov dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olay yerine gitti.

Sosyal medyada yayılan ve Ukrayna basınında yer alan görüntülerde, göstericilerin müstakil bir evin kapılarını zorladığı, kimliği belirsiz kişilerle arbede yaşandığı ve sağlık görevlilerinin içeri girmesinin ardından yaralı askerlerin binadan çıkarıldığı görüldü.

Olaylar, binanın bodrum katında silahlı kişilerin yaklaşık 40 kişiyi alıkoyduğu, bu kişileri darbettiği ve yakınlarıyla iletişim kurmalarını engellediği yönündeki iddiaların yayılmasıyla başladı.

İlk haberlerde içeride en az bir kişinin öldüğü ileri sürülse de polis daha sonra can kaybı yaşandığını yalanladı.

Tutulan kişilerin yakınlarının da aralarında yer aldığı onlarca kişi bina önünde toplanarak görüş izni karşılığında rüşvet istendiğini öne sürdü.

Özel bir ambulansın tıbbi müdahale için adrese gelmesi ancak sağlık personeline başlangıçta izin verilmemesi gerginliği tırmandırdı; polis de personelin ilk anda içeri alınmadığını kabul etti.

Görgü tanıklarının aktardığına göre göstericilerin kapıları zorlaması üzerine içerideki kişiler kalabalığa gaz sıktı. Bir polis memuru eşliğinde içeri giren kadın sağlık görevlisi, binada 25 ila 30 kişinin bulunduğunu, durumu ağır dört askerin hastaneye kaldırılması gerektiğini açıkladı.

Vücutlarında darp ve yara izleri görülen bu dört kişi tedaviye götürüldü. Yaralılardan birinin omurgasında ciddi bir rahatsızlık olduğu bildirilirken, yaralanmaların nedeni ve boyutu netlik kazanmadı.

Olay yerindeki videolara göre binadan çıkarılanlar arasında 14 yaşında bir çocuğun da yer aldığı iddia edildi, ancak çocuğun durumu ve gözaltında olup olmadığı teyit edilemedi.

“Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz”

Kiev bölge polisi, yasa dışı gözaltı ve ölüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek kamuoyuna resmi açıklamaları takip etme çağrısında bulundu.

Olay yerine gelen Ukrayna Ulusal Muhafız Komutanı Aleksandr Pivnenko ise kalabalığa hitap ederek binanın eğitim merkezlerine sevk edilmeyi bekleyen seferberlik personeli için geçici bir barınma ve kabul noktası olduğunu savundu.

Pivnenko, UNIAN haber ajansına yaptığı açıklamada, “Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz.” dedi.

Pivnenko, hastaneye sevk edilen dört kişinin birliklerinden firar ettikten sonra yakalandığını kaydetti.

Ulusal Muhafızlar bünyesindeki neo-Nazi Azov Taburu tesisin kendi unsurlarından birine ait olduğunu doğruladı.

Dört askerin yaralandığını kabul eden Azov yetkilileri, sistematik kötü muamele iddialarını reddetti ve yasa dışı bir şiddetin tespiti halinde gereken adımların atılacağını duyurdu.

Benzer tesislerin varlığı kabul edildi

Zelenskiy’nin Ofis Başkanı ve eski Askeri İstihbarat Başkanı Kirill Budanov da bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.

Bazı hasta yakınlarının içeri girmesine ve içeridekilerle görüşmesine izin verildiğini belirten Budanov, müfettişlerin koşulları incelediğini bildirdi.

Budanov, Ukrayna’da “benzer birçok tesisin” yer aldığını kabul ederek bunların işleyişine ilişkin soruşturma başlatılacağını açıkladı.

Budanov’un müdahalesine rağmen gerginlik sona ermedi. Sivil giyimli kimliği belirsiz kişilerin göstericilere saldırmasıyla çatışmalar çıktı.

UNIAN muhabirinin karnına tekme atıldığı bildirilirken, başından yaralanan bir kişinin Budanov’a başvurduğu görüntülere yansıdı; Budanov yaralıya polise başvurmasını söyledi. Çatışmalar sırasında bina çevresinde silah sesleri duyulduğu öne sürüldü.

Hromadske muhabirleri ise askerleri tahliye etmek için getirilen bir otobüsün çevresinde kavgalar çıktığını aktardı.

Yetkililer kalan askerleri nakletmek isterken arbede yeniden şiddetlendi. Budanov, 14 askerin hastaneye sevk edilmesi gerektiğini belirterek göstericileri otobüsü engelleyip devirmeye çalışmakla suçladı.

Gösteriyi yasa dışı bir sokak eylemi olarak nitelendiren Budanov, kalabalığa dağılma çağrısında bulundu.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı olayla ilgili resmi soruşturma başlatıldığını, Devlet Soruşturma Bürosu ile Askeri Ombudsmanlığın sürece dahil olduğunu bildirdi.

Askeri Ombudsman Olga Reşetilova, Ulusal Muhafız Komutanlığı ile ortak inceleme yürüttüklerini ve askerlerin tıbbi yardım aldığını duyurdu.

Uluslararası insan hakları örgütleri, 2014 yılındaki Meydan olayları ve Donbass’taki çatışmaların başlangıcından bu yana Ukrayna’daki gizli gözaltı merkezlerini belgelemişti.

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2016 tarihli ortak raporunda, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile milliyetçi gönüllü birliklerin işlettiği gizli merkezlerde yargısız alıkoyma ve işkence vakalarına dikkat çekilmişti. Yetkililer ise izinsiz merkezlerin varlığını reddetmişti.

Son olaylar, zorunlu asker alım uygulamaları ve cepheden kaçış tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.

Ukraynalı milletvekili Aleksandr Fediyenko, ekim ayında yaptığı açıklamada birliklerini terk eden asker sayısının kesin olarak bilinmemekle birlikte 500 bine kadar ulaşabileceğini tahmin etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English