Avrupa
Polonya savaşa hazırlık için yeni yasa hazırlıyor

Polonya Savunma Bakanlığı, olası çatışma öncesinde ordunun, altyapının ve ulaşım sisteminin hazırlanmasına imkan tanıyacak devletin savaşa tam hazır olma durumu adlı yeni yasal rejim üzerinde çalışıyor. Savunma Bakanı Danışmanı Maciej Samsonowicz, düzenlemenin barış dönemi ile savaş hali arasındaki yasal boşluğu dolduracağını ve müttefik kuvvetlerin kabulü ile sevkiyat prosedürlerini hızlandıracağını açıkladı.
Polonya Savunma Bakanlığı, olası bir çatışma öncesinde resmi olarak savaş hali ilan edilmeden önce ordunun, altyapının ve ulaşım sisteminin hazırlanmasına olanak sağlayacak “devletin savaşa tam hazır olma durumu” adlı yeni bir yasal rejim geliştiriyor.
Savunma Bakanı Danışmanı Maciej Samsonowicz, savunma sanayisi portalı Defence24.pl sitesine yaptığı açıklamada, yeni hukuki yapının devletin barış zamanındaki işleyişi ile savaş hali rejimi arasındaki mevcut boşluğu doldurmayı amaçladığını belirtti.
Samsonowicz, bu statünün öncelikle birliklerin kaydırılması, altyapının hazırlanması ve müttefik kuvvetlerin kabul edilmesiyle ilgili prosedürlerin önceden başlatılmasına imkan tanıyacağını kaydetti.
Taslağın kurum içi istişare aşamasında yer aldığını ifade eden Samsonowicz, “Biz de bu konu üzerinde çalışıyoruz. Ayrıntılara girmek istemiyorum. Projedeki adı devletin savaşa tam hazır olma durumu olarak geçiyor” dedi.
Savunma Bakanlığı, bu çalışmaya paralel olarak savunma kabiliyeti, askeri hareketlilik ve birliklerin nakliyesi açısından kritik önem taşıyan yatırımlara ilişkin bir yasa tasarısı daha hazırlıyor.
Samsonowicz, bu belgedeki çalışmaların önemli ölçüde ilerlediğini açıkladı. Bu doğrultuda temel hedeflerden biri, birliklerin yer değiştirmesine ilişkin yetkilerin netleştirilmesi olacak.
Tehdidin hızla artması durumunda silahlı kuvvetler, çatışmalar başlamadan önce askeri konvoyların hareketini yönetme ve taşımacılığı koordine etme konusunda ek yetkilere sahip olacak.
Bakan danışmanı, mevcut kuralların savaşın ülke sınırlarına yaklaştığı ancak olağanüstü önlemler rejiminin henüz yürürlüğe girmediği durumlara yanıt vermediğini belirtti. Yeni yasal statü; devlet makamlarının, ordunun ve stratejik altyapı tesislerinin tam hazır duruma daha hızlı geçmesini sağlayacak.
Yeni düzenlemeler, NATO kuvvetlerinin kabulü ve desteklenmesi için gerekli olan yollar, demiryolu hatları, limanlar, havalimanları, yakıt depoları, boru hatları ve lojistik terminallerin inşası gibi savunma altyapı projelerinin hayata geçirilmesini de etkileyecek.
Samsonowicz, “Herhangi bir şey inşa etmek için normal şartlarda iki veya üç yıl, standart rejimde ise bir buçuk yıl bekleyemeyiz” değerlendirmesini yaptı.
Samsonowicz, değişikliklerin, güvenlik açısından kritik öneme sahip projelerin uygulanmasını yıllarca geciktirebilen idari ve çevresel prosedürleri basitleştirmesi gerektiğini vurguladı.
Yasa tasarısının, askeri hareketliliğin geliştirilmesine yönelik Avrupa genelindeki “askeri Şengen” girişimiyle de ilişkilendirilmesi planlanıyor.
Polonya, müttefik kuvvetlerin kabulünü hızlandırmak; yakıt, ikmal, lojistik ve askeri teçhizat onarım imkanlarını sağlamak amacıyla çift amaçlı ulaşım altyapısının modernizasyonu için Avrupa fonlarından finansman çekmeyi bekliyor.
Taslak proje şu aşamada bakanlık içi değerlendirme sürecinde bulunurken, hükümete ve Polonya Parlamentosunun alt kanadı Sejm’e sunulacağı tarihe ilişkin henüz bir takvim belirlenmedi.
Avrupa
Le Pen, patronlara harcamaları kısma sözü verdi

Marine Le Pen, gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması halinde kamu harcamalarında kapsamlı kesintiler yapma sözü verdi.
Dün yapılan ilk cumhurbaşkanlığı münazarası sırasında yedi aday, Fransa’nın yüksek borç seviyesinin nasıl ele alınacağı ve emeklilik sisteminin nasıl finanse edileceği konusunda çatıştı.
Bu da yatırımcıları tedirgin eden iktisadi konulardaki keskin ayrılıkları ortaya çıkardı.
Fransa hükümeti, GSYİH’nin yüzde 5’inden fazlasını oluşturan ve Avro bölgesindeki en yüksek bütçe açıklarından biri olan ülkenin bütçe açığını azaltmak için çaba sarf ediyor.
Önümüzdeki ilkbaharda yapılacak seçimlerde dördüncü kez cumhurbaşkanlığı yarışına giren ve yarışın favorisi konumunda olan Le Pen, Financial Times’a göre partisinin politikalarına uzun süredir şüpheyle yaklaşan şirketleri kendi tarafına çekmeye çalışırken, partisi Ulusal Birlik’in (RN) “cömert harcama” imajını silmeye çalışıyor.
Fransız siyasetçi, Fransa’nın başlıca iş dünyası lobi grubu Medef tarafından düzenlenen forumda, “Borcumuzun gidişatı konusunda son derece endişeliyim” diyerek devletin harcamaları “radikal bir şekilde” kısması gerektiğini belirtti.
Le Pen, gelir ve harcamalar arasında yasal bir denge kuran dengeli bütçe kuralı fikrini ilk kez desteklediğini söyledi ama ayrıntılara girmedi.
RN’nin, Fransa’nın 2027 bütçesi hakkındaki parlamento tartışmaları öncesinde 125 milyar avroluk bir tasarruf planı sunacağını belirten Le Pen, bu planın göçmenlere yönelik sosyal yardım kesintilerinin yanı sıra AB’ye yapılan ödemelerde de azaltımlar içereceğini söyledi.
Bu, solcu LFI’nın cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon’un bu hafta yaptığı, Avrupa Merkez Bankası’nın, elinde tuttuğu Fransız borcunu iptal edip “ateşe atması” gerektiği yönündeki önerisiyle tezat oluşturuyor.
Mélenchon, tartışma sırasında bu fikrini daha da ileri götürdü ve bütçe açığını azaltmaya yönelik diğer radikal önlemler arasında şirketlere verilen tüm sübvansiyonların sonlandırılmasının da yer alabileceğini belirtti.
Le Pen ve Mélenchon’un önerileri, Édouard Philippe ve Gabriel Attal gibi rakip cumhurbaşkanlığı adayları tarafından “uygulanamaz” veya “tehlikeli” oldukları gerekçesiyle eleştirildi.
Sosyalist Parti adayı Raphaël Glucksmann, Le Pen’in mali planlarını kınayarak tüm göçün durdurulmasının ekonomiye zarar vereceğini söylediğinde, Medef üyeleri alkışladı.
Ne var ki kamuoyu yoklamaları, Le Pen’in iki turlu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalacağını sürekli olarak öngörüyor.
Son anketler, onun merkez sağ aday Philippe’i bile yenebileceğini gösteriyor.
Son günlerde yapılan anketler, Mélenchon’un da Le Pen’e karşı ikinci tura kalma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.
Fakat seçim gününe hâlâ sekiz ay var ve adaylar arasında yoğun bir rekabet bulunuyor.
Le Pen, iş dünyası liderleri nezdinde, şirketlerle görüşmeler yapan ve emeklilik yaşını yükseltme gibi RN’nin bazı kilit politikalarında daha esnek görülen RN Başkanı Jordan Bardella’ya kıyasla daha az kabul edilebilir bir isim olarak görülüyor.
Konuya yakın bir kaynağın verdiği bilgiye göre, RN’nin emeklilik konusundaki tutumunu yumuşatmak ve önde gelen şirketlerle görüşmeleri kolaylaştırmak için çalışan Bardella’nın danışmanı François Durvye, Le Pen’in seçim kampanyasından ayrıldı.
Le Pen Perşembe günü emeklilik reformu konusundaki tutumunda ısrar ederek, 20 yaşından önce çalışmaya başlamış kişiler için emeklilik yaşını 60’a indirmek, diğerleri için ise 62’de bırakmak istediğini söyledi.
Attal, tartışma sırasında, “Bazılarınız hayal kırıklığına uğrayacak, ancak [iktisat politikaları konusunda] Bardella’nın yarattığı sis perdesi kesinlikle dağıldı,” dedi.
Macron’un emeklilik yaşını 64’e çıkarma girişimi geçen yıl parlamento bütçe görüşmeleri sırasında askıya alınmıştı.
Avrupa
AB, çocuklara sosyal medya yasağında geri adım atıyor

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlamayı öngören yasa tasarısını esnetmeye hazırlanıyor. Dava risklerini önlemeyi ve üye ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları gidermeyi amaçlayan yeni taslakta, platformlara ebeveyn onayıyla erişim imkanı tanınması planlanıyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, reşit olmayanların sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasına yönelik yasa tasarısını yeniden ele alıyor.
Politico’nun kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olası hukuki ihtilafları ve ulusal hükümetlerin tepkilerini önlemek amacıyla plana kritik bir istisna eklenecek ve çocukların platformlara ebeveynlerinin onayıyla erişmesine izin verilecek.
Avrupa Birliği genelinde asgari yaş sınırına ilişkin yaklaşımlar farklılık gösteriyor. Üye ülkeler arasındaki yaş sınırı tercihleri Almanya’da 13 iken İspanya’da 16’ya kadar çıkıyor.
İlgili girişim üzerinde çalışan bir Avrupa Komisyonu yetkilisi, “Reşit olmayanların sosyal medyaya erişiminin ertelenmesi ve aksi yönde karar alan ebeveynlere esneklik tanınması hem faydalı olacak hem de temel haklarla uyum sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Brüksel yönetimi, yaş sınırının yanı sıra teknoloji şirketlerini çocuklarda bağımlılık yaratan uygulama tasarımlarını yeniden düzenlemeye zorlamayı amaçlıyor.
Yeni planın resmi olarak von der Leyen tarafından 16 Eylül’de Strazburg’da yapacağı konuşmada duyurulması bekleniyor.
Fransa Parlamentosu temmuz ayında, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medyada hesap açmasını 1 Eylül’den itibaren yasaklayan ve platformlara yaş doğrulama zorunluluğu getiren bir yasa tasarısını kabul etmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un güçlü destek verdiği düzenleme, ağustos ayında Fransa Anayasa Konseyi tarafından tamamen iptal edildi.
Konsey, söz konusu hükümlerin “ifade özgürlüğü ile iletişim özgürlüğüne orantısız zarar verdiği” ve “özel hayata saygı hakkını temin etmek için gereken hukuki güvenceleri sağlamadığı” gerekçesiyle yürürlüğe girmesini engelledi.
Euractiv daha önce Avrupa Komisyonunun eylül ayında çocuklar için sosyal medya kullanımına yönelik AB genelinde kısıtlamalar veya yasaklar getirme planını duyurabileceğini aktarmıştı.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen de kısa süre sonra AB’nin benzer kısıtlamalara hazırlandığını doğrulamıştı.
Von der Leyen, 13 yaşından küçük çocukların sosyal medyayı yalnızca belirli bir süreyle ve anne, baba, vasi ya da eğitimcilerin gözetiminde kullanmalarına izin verileceğini, gençler büyüdükçe bu kısıtlamaların kademeli olarak gevşetileceğini belirtmişti.
Öte yandan, Meta’nın çocuklarda sosyal medya bağımlılığı sebebiyle eyaletlerin açtığı davalar kapsamında 18 milyar dolara kadar ödeme yapabileceği bilgisi kamuoyuna yansımıştı.
Reuters’ın haberine göre AB’nin bu girişimi, çocukları internetteki tehlikelerden korumaya dönük en kapsamlı adım niteliğini taşıyor.
Benzer tedbirleri aralarında İngiltere, Çin, Hindistan ve ABD’nin de yer aldığı 20’den fazla ülke uygulamaya koydu.
Bu tür kuralları getiren ilk ülke olan Avustralya’da yasalar, büyük platformları kapsayacak şekilde sosyal medya şirketlerine 16 yaşından küçük kullanıcıları engelleme zorunluluğu getiriyor.
Avrupa
Merz ve müttefikleri iki trilyon avroluk AB bütçe planına karşı çıktı

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin’de bir araya geldiği beş AB ülkesinin hükümet başkanlarıyla birlikte Avrupa Komisyonunun yaklaşık iki trilyon avroluk yeni bütçe teklifine karşı çıktı. Bütçenin neredeyse yüzde 40’ını karşılayan altı net katkı sağlayıcı ülke, teklifin yüz milyarlarca avro budanmasını ve tasarruf odaklı reformlar yapılmasını istedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa Komisyonunun bir sonraki bütçe döneminde yüzde 60 oranında artış öngören taslağına karşı net katkı sağlayan müttefik ülkelerle Berlin’de bir araya geldi ve Brüksel’e yönelik sert bir mücadele başlattı.
Başbakanlık binasında perşembe günü düzenlenen basın toplantısında Avusturya, Danimarka ve Finlandiya hükümet başkanlarıyla kameraların karşısına geçen Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Başbakan Merz, özellikle bir hususun altını çizmek istediğini belirterek “Biz cimri değiliz” dedi.
Merz, Brüksel’den gelen yüksek finansman taleplerinin günümüz koşullarına kesinlikle uymadığını ifade etti.
Gelecek yedi yıllık AB bütçesi için müzakerelerin en kritik evresine girilirken yapılan bu çıkış, Avrupa’nın gelecekteki finansmanı ve siyasi yönelimi konusunda önümüzdeki aylarda yürütülecek yoğun pazarlıkların ilk adımı niteliğini taşıyor. Yalnızca ekim ve aralık ayları arasında liderler düzeyinde dört ayrı AB zirvesinin düzenlenmesi planlanıyor.
Merz, bu müzakere maratonuna hazırlık amacıyla üç ülkenin hükümet başkanını Berlin’e davet ederken Hollanda ve İsveç başbakanları da görüşmelere video konferans aracılığıyla bağlandı.
Berlin’de ortak hareket eden altı ülkenin ortak paydası, Brüksel’e en yüksek net mali katkıyı sağlayan aktörler olmaları oluşturuyor. Merz, bu durumu “Bizler bu bütçeye en büyük katkıyı sağlayanlar grubuyuz” sözleriyle tanımladı. Almanya Başbakanı, bu altı ülkenin 27 AB üyesinin toplam bütçesinin neredeyse yüzde 40’ını tek başına finanse ettiğini, aynı zamanda Ukrayna’ya sağlanan ikili yardımların da yaklaşık yüzde 70’ini karşıladığını dile getirdi.
Avusturya Halk Partisi (ÖVP) mensubu Avusturya Başbakanı Christian Stocker da Merz’in cimrilik eleştirilerini reddeden yaklaşımına katılarak, “Hiç kimse bizi katkı vermeye hazır olmamakla suçlayamaz” dedi; ancak daha fazla tasarruf ve kapsamlı reformlar yapılması gerektiği konusunda ısrarcı olduklarını kaydetti.
İki trilyon avroluk bütçe teklifine itiraz
Altı liderin verdiği ortak mesaj, Brüksel’in ve çok sayıda diğer AB üyesinin beklentileriyle doğrudan çatışıyor. Avrupa Birliğinin 2021-2027 yıllarını kapsayan mevcut yedi yıllık bütçesi 1,2 trilyon avro düzeyinde seyrederken Avrupa Komisyonu, 2028-2034 dönemi için enflasyonun etkisi dahil edildiğinde net yüzde 60 artış anlamına gelen yaklaşık 2 trilyon avroluk bir bütçe büyüklüğü teklif ediyor.
Tüm üye ülkelerin kendi kamu maliyelerinde bütçe konsolidasyonuna gittiği bir dönemde bu teklifin kesinlikle ödenemez olduğunu vurgulayan Merz, “Bu grupta hepimiz aynı görüşteyiz: Teklifler yüz milyarlarca avro tutarında budanmalıdır. Bu kesintiler istisnasız tüm alanları kapsamak zorundadır” değerlendirmesinde bulundu. Merz, gerçekçi ve reform odaklı bir bütçe talep ettiklerini belirterek, “20’nci yüzyılın bütçesiyle 21’inci yüzyılın sınamalarını karşılayamayız” diye konuştu.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de benzer bir tutum sergileyerek, “AB bütçesi bugünkünden daha büyük olabilir, fakat şu anda masada duran teklif kesinlikle çok yüksek tutulmuştur” dedi.
Altı hükümet başkanının kabul ettiği ortak bildiride somut bir mali gerekçeye daha yer verildi: Mevcut bütçe döneminde yaklaşık 300 milyar avro tutarında olağanüstü yüksek bir kaynağın üye ülkelerce hiç talep edilmediği ve kullanılmadığı vurgulandı. Liderler, bu verinin Brüksel’e gereğinden fazla para aktarıldığının açık bir kanıtı olduğunu savundu.
Birlik içindeki kamplaşma ve güvenlik öncelikleri
Berlin’deki zirve bir güç ve birlik mesajı vermeyi amaçlasa da Merz ve müttefikleri AB genelinde sayıca azınlıkta kalıyor. Baltık ülkelerinden başlayarak Polonya, Macaristan, İtalya ve Portekiz’e kadar uzanan geniş bir üye grubu, Komisyonun 2 trilyon avroluk taslağını açıkça destekliyor. Bütçeden ödediklerinden daha fazla kaynak alan bu net alıcı ülkeler, bütçenin geleneksel olarak en büyük kalemlerini oluşturan tarım ve bölgesel kalkınma fonlarına dokunulmamasını talep ediyor.
Buna karşılık Merz, tarım ve bölgesel fonlarda kesintiye gidilerek kaynakların Avrupa’nın küresel rekabet gücü ile savunma kabiliyetlerine aktarılmasını istiyor.
Savunma konusu Berlin’deki görüşmelerde ağırlıklı bir yer tuttu. Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, ülkesinin Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırına sahip olduğunu hatırlatarak, bu durumun doğu ve kuzey bölgelerinde güvenlik, altyapı ve ekonomik alanda çok somut sorunlar yarattığını vurguladı. Orpo, yeni AB bütçesinin doğu sınırında oluşan bu yeni gerçekliği mutlaka tanıması gerektiğini söyledi.
Buna karşın liderlerin yalnızca önceden hazırlanan metinleri okuduğu ve basın mensuplarından soru alınmayan toplantıda, davetliler arasında dikkat çekici bir görüş ayrılığı da su yüzüne çıktı. Avusturya Başbakanı Stocker, “Avusturya açısından bakıldığında tarım ve bölgesel kalkınma fonları asla unutulmamalıdır” diyerek Merz’in her alanda kesinti yapılması yönündeki çağrısına açıkça mesafe koydu.
Von der Leyen’den Paris’te zıt mesaj
Sonbaharda başlayacak müzakerelerin ne kadar çetin geçeceğini gösteren bir diğer açıklama, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den geldi. Berlin’deki toplantıyla neredeyse eş zamanlı olarak Paris’te Fransız İşverenler Sendikası (MEDEF) toplantısında konuşan von der Leyen, “Gelecek bütçe bağımsızlığımızın mali omurgası olacaktır” dedi.
Avrupa’nın Çin, Rusya ve ABD karşısındaki jeopolitik konumuna dikkat çeken von der Leyen, bütçenin mutlaka artırılması gerektiğini savundu. Komisyon Başkanı, “Avrupa, bunları finanse edecek kaynakları sağlamadan önüne yeni hedefler koyamaz” ifadelerini kullandı.
Müzakerelerin seyrinde kritik dönüm noktası, AB dönem başkanlığını yürüten İrlanda’nın ekim ayı başında sunması beklenen yeni uzlaşma teklifi olacak.
Merz ve müttefikleri, Dublin yönetiminin hazırlayacağı metinde 2 trilyon avroluk taslağa karşı yüz milyarlarca avroluk kesinti taleplerini mümkün olduğunca dikkate almasını umuyor.
Üye ülkelerin uzlaşmaya varmak için yıl sonuna veya en geç 2027 yılı başına kadar zamanı bulunuyor. Bu süre zarfında anlaşma sağlanamazsa, Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçim süreci nedeniyle görüşmelerin aylarca askıya alınması ve müzakerelerin kilitlenmesi tehlikesi doğacak.
Fransa’da sağ popülist aday Marine Le Pen, seçimi kazanması halinde Fransa’nın AB bütçesine yaptığı ödemeleri yarı yarıya azaltacağını şimdiden ilan etmiş durumda. Bu vaadin gerçekleşmesi halinde müzakerelerin tamamen çıkmaza gireceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Fransa konusu perşembe günü Berlin’de arka plandaki en hassas gündem maddelerinden biri oldu. Görev süresinin sonuna yaklaşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Merz ile kısa süre önce bütçe konusunda yakın eşgüdüm içinde olma kararı almasına rağmen Berlin’deki toplantıya katılmadı.
Macron, yeni bütçenin Amerikan teknoloji devlerine uygulanacak özel bir vergi gibi AB’ye ait yeni öz kaynaklarla finanse edilmesini savunuyor. Ancak bu öneri, ABD Başkanı Donald Trump ile yeni bir ticaret savaşı riskini beraberinde getiriyor. Merz ise Berlin’deki açıklamasında bu tartışmalı konuya hiç değinmemeyi tercih etti.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında











