Bizi Takip Edin

Rusya

Putin: Kuzey Akım üzerinden gaz sevkiyatına yarın başlayabiliriz

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında dünya haber ajanslarının yöneticileriyle bir araya gelerek Ukrayna çatışmasından küresel enerji hatlarına ve ülke ekonomisinin durumuna kadar kritik açıklamalarda bulundu. Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesinin Kiev’in uzlaşmayı kabul etmesine bağlı olduğunu belirten Putin, Batı’nın Rus ekonomisine yönelik iddialarını yalanlayarak ülkesinin makroekonomik olarak büyümeye devam ettiğini vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında St. Petersburg yakınlarındaki Konstantin Sarayı’nda dünya genelindeki önde gelen haber ajanslarının üst düzey yöneticileriyle yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi.

Topluluk karşısında küresel gündemi sarsan açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’daki askeri faaliyetlerin sonlandırılması koşullarından Avrupa Birliği ile enerji diplomasisine, bölgesel ittifaklardan Rusya ekonomisinin mevcut mali direncine kadar çok sayıda stratejik başlığa açıklık getirdi.

“Savaşın bitmesi için Kiev uzlaşmayı kabul etmeli”

Ukrayna sahasındaki çatışmaların gidişatını değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin sahadaki gerçek askeri durumla, ABD’den gelen siyasi beyanlardan daha fazla ilgilendiğini dile getirdi.

Rusya’nın Donbass bölgesinde tam kontrolü sağlaması ile Ukrayna konusunda diplomatik bir anlaşmaya varılmasının birbiriyle çelişmediğini belirten Vladimir Putin, sahadaki askeri kayıplara ve Ukrayna ordusunun yaşadığı personel krizine değindi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin personel sayısının 100 bin kişi azaldığını ve aylık kayıplarının yaklaşık 40 bin seviyesinde olduğunu kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna ordusunun en büyük temel sorunu, çok ciddi bir askeri personel yetersizliği yaşamasıdır. Bu yetersizlik, doğrudan Ukrayna’nın yeni topraklar kaybetmesine yol açmaktadır. Elde ettiğimiz verilere göre, 2026 yılının başından bu yana Ukrayna ordusundan kaçan asker sayısı 60 bin sınırına ulaşmıştır. Her ay yaklaşık 20 bin asker birliklerini terk etmektedir ve Ukrayna genelinde asker kaçakçılığı suçlamasıyla açılan ceza davası sayısı 200 bini bulmuştur. Kiev yönetimi zorunlu seferberlik uygulamalarıyla ayda ancak 15 ila 16 bin kişiyi orduya katabilmektedir. Ukrayna sokaklarında insanlar adeta sahipsiz köpekler gibi avlanmakta ve zorla askeri araçlara konularak cepheye gönderilmektedir.”

Rus askeri kuvvetlerinin Lugansk Halk Cumhuriyeti topraklarının tamamını, Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarının ise yüzde 85’inden fazlasını kontrol altına aldığını duyuran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Zaporojye bölgesinin de yüzde 80’inin Rusya kontrolünde olduğunu açıkladı.

Rus ordusunun son bir ayda yaklaşık 2 bin 400 kilometrekarelik bir alanı daha denetimi altına aldığını bildiren Vladimir Putin, Ukrayna’nın hava savunma kapasitesine ilişkin olarak, “Ukrayna’nın elinde gerçek anlamda bütünleşik bir hava savunma sistemi bulunmamaktadır; yalnızca dağınık unsurlar mevcuttur. Aynı zamanda bizim sahip olduğumuz türden saldırı sistemleri, hipersonik ve seyir füzeleri de Ukrayna’nın envanterinde yer almamaktadır. Batılı destekçileri Ukrayna ordusuna çok sayıda insansız hava aracı tedarik ediyor ve maalesef bu araçların bir kısmı Rusya topraklarına sızmayı başarıyor” şeklinde konuştu.

Rusya’nın Ukrayna ile barışçıl yollarla anlaşmaya hazır olduğunu ve bunu samimi olarak istediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu uzlaşmanın zeminine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz, daha önce ABD’nin Anchorage kentinde Donald Trump ile üzerinde konuştuğumuz temel esaslar çerçevesinde Ukrayna ile barışçıl bir çözüme varmaya hazırız ve bunu istiyoruz. Rusya orada Ukrayna konusunda belirli tavizler vermeyi kabul etmişti ancak çatışmanın kalıcı olarak sona ermesi için bu tavizleri Kiev yönetiminin de kabul etmesi gerekmektedir. En son gerçekleştirdiğimiz Oreşnik füze sistemi denemesi, sonuçların en rahat gözlemlenebileceği hedef seçilerek yapılmıştır. Bu atış Ukrayna topraklarına yönelik tam askeri amaçlı bir kullanım değil, deneme niteliğindeydi. Beyaz Kilise bölgesine yapılan Oreşnik vuruşunun hemen ardından Rus insansız hava araçları bölgeye giderek füze bloklarının düşüş etkilerini incelemiştir. Bu operasyonel denemeler, füze kompleksinin gelecekteki tam kapsamlı kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır.”

Kiev’deki mevcut iktidar çevrelerinin çatışmaların fiilen sona ermesini istemediğini öne süren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ukrayna’da barış sağlandığı anda, Kiev’deki siyasi iktidar mücadelesi radikal biçimde kızışacaktır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ülkesini temsil etme yetkisinin hukuki bir tartışma konusu olduğunu belirten Vladimir Putin, “Eğer Ukrayna ile bir gün belge imzalayacak aşamaya gelirsek, bu belgelerin Kiev’in meşru temsilcileriyle imzalanması şarttır. Kiev ile imzalanacak böylesi bir uzlaşı tarihi önemde bir belge olacaktır. Barış belgesine imzayı attığım an içimden ‘Tanrıya şükür, her şey nihayet sona erdi’ derdim” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelere saldıracağı yönündeki iddiaları sert bir dille reddeden Vladimir Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldıracağı yönündeki söylemler bilinçli bir provokasyondan ibarettir. Avrupa kamuoyu biraz düşünsün; Moskova’nın böyle bir eyleme girişmek için nasıl bir amacı olabilir?” sorusunu yöneltti. Vladimir Putin ayrıca Batı dünyasının, Ukrayna’da geçmişte Yahudileri, Polonyalıları ve Rusları katleden aşırı milliyetçi figürlerin anısını yücelten faaliyetleri görmezden geldiğini ifade ederek, barış görüşmelerine başlamak için askeri operasyonları durdurma zorunluluğu bulunmadığını sözlerine ekledi.

“Gerekli olan tek şey Berlin’in kararıdır”

Avrupa Birliği ile ilişkilere ve kıtanın enerji güvenliğine dair değerlendirmelerde bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği’nin Ukrayna müzakerelerinde arabulucu rolü üstlenemeyeceğini çünkü arabuluculuk kurumunun mutlak bir tarafsızlık gerektirdiğini söyledi.

Eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder hakkında övgü dolu ifadeler kullanan Rusya Devlet Başkanı, “Gerhard Schröder, Almanya’nın yetiştirdiği en iyi devlet adamlarından biridir ve kendisine her konuda tamamen güvenilebilecek bir şahsiyettir” dedi.

Rusya’nın Avrupa ile diplomatik temaslardan hiçbir zaman kaçınmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:

“Biz Avrupa Birliği ile temas kurmaktan kesinlikle kaçınmıyoruz. Bizimle görüşmek isteyenlerin tek yapması gereken telefonu kaldırıp bizi aramaktır. Ancak diğer taraftan, Rusya’ya sahada stratejik bir yenilgi yaşatılması gerektiğini açıkça savunan aktörlere de güvenmemiz mümkün değildir. Rusya, Avrupa’ya enerji kaynakları göndermeyi hiçbir zaman durdurmamıştır; bu kaynakları almayı reddeden taraf bizzat Avrupa’nın kendisi olmuştur. Avrupa adına bizimle kimin müzakere yürüteceği konusu dışişleri bakanlıkları veya istihbarat servisleri düzeyinde ele alınabilir. Bu kanallardaki temaslarımız kesintisiz şekilde devam etmektedir. Avrupa’da, Rusya’nın kendi müzakereci adaylarını dikte ettiğine dair koparılan gürültüyü duyuyorum; ancak bizim kimseye bir şey dayattığımız yok. Almanya’da Moskova ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesini arzulayan tüm siyasi güçlerin yaklaşımını memnuniyetle karşılıyoruz.”

Avrupa Birliği’nin Ukrayna krizinin çözümüne katkı sunabileceğini ancak bunun ancak Anchorage mutabakatları çerçevesinde mümkün olabileceğini belirten Vladimir Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalamasına karşı olmadığını fakat birliğin askeri bir bloka dönüşmesine kesin olarak karşı çıktığını bildirdi.

Avrupa’da körüklenen Rusya tehdidi söylemlerine tepki gösteren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Avrupa’daki Rus tehdidi iddiaları, tamamen kendi halklarını korkutup manipüle etmek ve savunma bütçeleri için para koparmak amacıyla kurgulanmış bir provokasyondur. Avrupalı liderlerin artık bu sömürgeci yaklaşımı bir kenara bırakıp Rusya ile eşit şartlarda konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajlara değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hatların fiziki durumuna ve sevkiyat potansiyeline ilişkin şu bilgileri verdi:

“Kuzey Akım boru hatları havaya uçuruldu ancak hatlardan biri hala sağlam durumda ve bu hat üzerinden Almanya’ya doğal gaz sevkiyatını hemen yarın başlatabiliriz. Gazprom ile Alman ortakları arasında yürürlükte olan bir sözleşme zaten mevcuttur. Kuzey Akım-2 hattının çalışır durumdaki bu kolundan gaz akışını yeniden başlatmak için gerekli olan tek şey Berlin’in vereceği siyasi bir karardır. Ancak boru hattının geriye kalan bu kısmı da ABD yaptırımlarının hedefindedir; dolayısıyla sevkiyatın başlaması için Federal Almanya Cumhuriyeti yetkililerinin Washington’a başvurması gerekecektir. Biz Almanya’dan bu konuda net ve kesin bir yanıt bekliyoruz. Aksi takdirde bu gaz hacimlerini hızla diğer ülkelere yönlendireceğiz. Kuzey Akım-2 üzerinden Almanya’ya yılda 28 milyar metreküp gaz sağlama kapasitemiz bulunmaktadır.”

“Erivan’ın en kısa sürede referandum yapmasını talep ediyoruz”

Güney Kafkasya’daki gelişmelere ve Ermenistan ile ilişkilere değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’ın kendi dış politika ortaklarını seçme konusunda tam yetkiye sahip olduğunu ifade etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan hükümetinin dış politikada Avrupa standartlarını referans almasını egemen bir devletin doğal hakkı olarak gördüklerini belirten Vladimir Putin, buna karşın yaşanan bazı gelişmelerden duydukları rahatsızlığı da gizlemedi.

Ermenistan parlamentosunda Avrupa Birliği’ne katılım sürecini başlatacak yasa tasarılarının gündeme gelmesinin Rusya tarafında ciddi bir endişe yarattığını kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şöyle konuştu:

“Rusya olarak Ermenistan yönetiminden, gelecekte hangi yöne doğru ilerlemek istediğini bir an önce netleştirmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda Erivan’ın en kısa sürede halkın iradesine başvurarak Avrupa Birliği mi yoksa Avrasya Ekonomik Birliği bünyesinde mi kalacağına dair bir referandum yapmasını talep ediyoruz. Ermenistan şu an Avrasya Ekonomik Birliği üyesidir ve bu birliğin ticaret ile ekonomi alanındaki yasal mevzuatı, Avrupa Birliği’nin kuralları ile uyuşmamaktadır. Elbette tarihsel süreç içerisinde Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği standartlarının birbiriyle uyumlu hale gelmesini çok isterim. Ancak Ermenistan hangi entegrasyon yolunu seçerse seçsin, Rusya kendisiyle olan ikili ilişkilerini her koşulda koruyacaktır.”

“Kazakistan ile ortak uranyum üretimine devam edeceğiz”

Rusya ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin son derece başarılı ve istikrarlı bir yükseliş grafiği sergilediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki müzakerelerde her zaman en çetin konuların bile açık yüreklilikle tartışıldığını vurguladı.

Rusya ile Kazakistan’ın ortak çıkarlar doğrultusunda uzlaşı noktaları bulma konusunda güçlü bir iradeye sahip olduğunu belirten Vladimir Putin, “İki ülkenin de temel amacı vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmektir. Bu doğrultuda Rusya ve Kazakistan, stratejik öneme sahip uranyum madenlerinin ortaklaşa çıkarılması ve işlenmesi faaliyetlerine kesintisiz olarak devam edecektir” dedi.

“Asya yönelimimiz güncel konjonktürden bağımsızdır”

Rusya ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ticaret hacminin göz kamaştırıcı bir boyuta ulaşarak 250 milyar dolar sınırına yaklaştığını belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekti.

Rusya’nın dış politikada Asya kıtasına yönelmesini geçici bir tercih olarak görmediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rusya, Asya’ya yönelik adımlarını konjonktürel bir zorunlulukla atmamıştır; biz zaten Çin’in hem komşusu hem de doğal bir müttefikiyiz. Rusya ile Çin arasındaki dostane ilişkiler, üçüncü bir tarafa karşı cephe almak amacıyla değil, tamamen iki ülkenin karşılıklı çıkarları ve halklarının faydası doğrultusunda inşa edilmiştir. İki ülke arasındaki askeri işbirliği de köklü geleneklerimize dayanmaktadır ve dünyada yaşanan güncel siyasi krizlerden tamamen bağımsızdır. Çok yakında Rusya ve Çin, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası kamuoyunu yakından ilgilendirecek yeni büyük enerji anlaşmalarını hayata geçirerek dünyayı memnun edecektir.”

“Modi üzerinde baskı kurmaya çalışmak sonuçsuz bir çabadır”

Rusya ile Hindistan arasındaki ilişkileri “özel nitelikli ve ayrıcalıklı bir stratejik ortaklık” olarak tanımlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülkenin nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında çok sayıda yeni ortak projeyi hayata geçirmeye hazırlandığını bildirdi.

Rusya ile Hindistan arasındaki ikili ticaret hacminin önümüzdeki birkaç yıl içinde 100 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngören Vladimir Putin, tarafların çok daha iddialı hedeflere ulaşmak için gerekli tüm potansiyel ve kararlılığa sahip olduğunu aktardı.

Hindistan ile ABD arasındaki diplomatik ve ekonomik yakınlaşmanın Moskova-Yeni Delhi hattındaki ilişkilere herhangi bir gölge düşürmediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şunları kaydetti:

“Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Rusya ile yürüttüğü işbirliği de dahil olmak üzere pek çok konuda Hindistan üzerinde sistematik bir baskı kurmaya çalışmaktadır. Ancak Hindistan Başbakanı Narendra Modi üzerinde bu tür yöntemlerle baskı kurmaya çalışmak tamamen sonuçsuz bir çabadır; kendisi ülkesinin ulusal çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan güçlü bir liderdir. Rusya olarak biz hem Hindistan ile hem de ABD ile kendi çıkarlarımız doğrultusunda uzlaşma zeminleri bulabilecek diplomatik olgunluğa sahibiz. Hindistan ile savunma sanayisi alanında, özellikle de modern silah sistemlerinin ortak tasarımı ve üretimi konusunda aktif ortaklığımız kararlılıkla sürmektedir.”

“Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması şarttır”

Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mısır’ın bölgedeki barış ve istikrarın tesisi yönünde harcadığı diplomatik çabaları takdirle karşıladıklarını söyledi.

Filistin halkının yaşadığı insani trajedinin küresel gündemin öncelikli maddesi olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Vladimir Putin, Mısır’ın adil bir çözüm için bölge diplomasisine sunduğu katkının önemine işaret etti.

Mısır’ın Rusya için Ortadoğu’daki en öncelikli ortak olduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik projeleri değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Mısır’da Rusya’nın teknolojik desteğiyle inşa edilmekte olan nükleer güç santralinin ilk ünitesinin 2028 yılında fiilen işletmeye alınmasını ümit ediyoruz. Ortadoğu’daki kronik krizlerin ve çatışmaların kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması şarttır. Diğer taraftan, İran çevresinde yaşanan son askeri ve siyasi gelişmeler, bölgedeki büyük ulaşım koridoru projemiz olan Kuzey-Güney Nakliyat Koridoru’nun hayata geçirilme hızını ne yazık ki yavaşlatmıştır. Rusya, İran nükleer krizi ve ilgili sorunların çözümünde kendi arabuluculuk hizmetlerini taraflara zorla dayatma niyetinde değildir; bizim bu konudaki yapıcı çözüm önerilerimiz tüm taraflarca zaten bilinmektedir.”

Rusya’nın geçmişte varılan mutabakatlar çerçevesinde İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu kendi topraklarına nakletmeye ve burada muhafaza etmeye hazır olduğunu yineleyen Vladimir Putin, “Bu nakledilen uranyum, gelecekte İran’ın barışçıl nükleer programlarında hammadde olarak yeniden kullanılabilir. Rusya, bölgede gerginliği düşürecek ve İran krizini kalıcı olarak çözüme kavuşturacak her türlü diplomatik formülü desteklemeye hazırdır. Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle küresel petrol fiyatlarında yaşanan yükselişlerin Rus enerji şirketlerine geçici mali faydalar sağladığı doğrudur; ancak bu durum tamamen konjonktürel bir dalgalanmadır. Rusya’nın bölgedeki savaştan çıkar sağladığı yönündeki iddialar ise kötü niyetli birer spekülasyondan ibarettir” dedi.

“Ekonomimiz tüm Avrupa ülkelerini geride bıraktı”

Batı dünyasının uyguladığı kapsamlı yaptırımlara rağmen Rusya ekonomisinin gösterdiği direnci verilerle ortaya koyan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin finansal sağlığını korumak adına makroekonomik düzeyde çok ciddi kararlar aldıklarını açıkladı.

Hükümetin ve Rusya Merkez Bankası’nın enflasyonu dizginlemek adına uyguladığı sıkı para politikalarının olumlu sonuçlar verdiğini belirten Vladimir Putin, Rusya ekonomisinin büyüme trendini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti.

Rusya ekonomisinin çöküşüne dair yapılan analizlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu açıklamaları yaptı:

“Batı medyasında ve siyasi çevrelerinde Rusya ekonomisinin öldüğüne dair yayılan iddialar fazlasıyla abartılı ve gerçek dışıdır. Hükümetimiz tarafından makroekonomik dengeleri yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla bir dizi radikal ve kararlı önlem uygulamaya konulmuştur. Bu doğrultuda, ekonomide yapısal reformları gerçekleştirmek ve finansal sağlığımızı uzun vadeli güvence altına almak adına bilinçli olarak bir miktar ekonomik soğuma sürecini göze aldık. Aldığımız bu tedbirlerin meyvesini topluyoruz; halkımızın reel gelirlerinde düzenli bir artış yaşanmakta ve enflasyon oranlarımız hedeflediğimiz sağlıklı seviyelere doğru kademeli olarak gerilemektedir. Rusya ekonomisi, satın alma gücü paritesi bakımından tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi konumuna yükselmiştir.”

“Görev sürem hakkında konuşmak için henüz çok erken”

Gelecekteki siyasi planlarına ve Rusya’daki başkanlık seçimlerine değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, görev süresiyle ilgili anayasal haklarına işaret etti.

Rusya Federasyonu Anayasası’nın kendisine 2030 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olma hakkını tanıdığını hatırlatan Vladimir Putin, ancak şu an için bu konuyu gündeme getirmenin öncelikli olmadığını belirtti.

Rusya’nın önünde çözülmesi gereken çok sayıda stratejik ve acil mesele bulunduğunun altını çizen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Benim 2030 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olup olmayacağım konusunu bugünden konuşmak için henüz çok erkendir. Rusya Federasyonu Anayasası bana bu hakkı açıkça tanımaktadır ancak şu an ülkemizin önünde duran çok büyük, hayati ve çözülmesi gereken akut sorunlar mevcuttur. Bir devlet adamı olarak benim ve ekibimin temel görevi, gelecekteki yeniden seçilme planlarını veya kişisel kariyer hesaplarını düşünerek hareket etmek değil; ülkemizin karşı karşıya olduğu bu devasa meseleleri kararlılıkla çözüme kavuşturmaktır.”

Rusya

Rusya Merkez Bankası’ndan faiz ve rezerv takviminde reform

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, para piyasasındaki faiz oynaklığını azaltmak amacıyla politika faizi kararlarının yürürlüğe giriş gününü pazartesiden çarşambaya almayı planlıyor. Banka, 2027 yılından itibaren zorunlu karşılık ortalama dönemleri ile faiz takvimini senkronize etmeyi hedefliyor.

Rusya Merkez Bankası, para piyasası faizlerindeki oynaklığı azaltmak amacıyla zorunlu karşılıkların ortalama dönemleri (PU) takvimini, yönetim kurulunun politika faizi toplantı takvimiyle yakınlaştırmayı planlıyor.

Düzenleyici kurumun 2027-2029 dönemine ilişkin tek devlet para politikası ana hedefleri taslağında söz konusu reformun detaylarına yer verildi.

Hazırlanan taslağa göre, yönetim kurulu politika faizi kararlarını yine cuma günleri almaya devam edecek. Ancak faiz oranının değişmesi durumunda yeni politika faizi, mevcut uygulamadaki gibi pazartesi günü değil, takip eden ilk çarşamba günü yürürlüğe girecek.

Çarşamba günleri hem Rusya Merkez Bankasının haftalık ihalelerine ilişkin takasların yapıldığı hem de yeni zorunlu karşılık ortalama döneminin başladığı gün olma özelliğini taşıyor.

Uygulama 2027 yılında başlayacak

Merkez Bankası, bu planları hayata geçirmek için tüm para politikası araçlarına uygulanan faiz oranlarını politika faizine endeksli marjlar (spread) üzerinden belirleme sistemine geçmek istiyor.

Hukuki ve teknik hazırlıkların tamamlanabilmesi için takvim senkronizasyonunun 2027 yılında yürürlüğe konması hedefleniyor.

Zorunlu karşılık dönemlerinin başlangıcı ile yeni politika faizinin yürürlük tarihlerinin eşitlenmesinin, bankaların rezerv ortalama stratejilerinin faiz marjı düzeyi ve oynaklığı üzerindeki etkisini azaltacağı belirtildi.

Yeni takvim düzenlemesinde, zorunlu karşılık ortalama dönemlerinin bitiş tarihlerinin ana vergi dönemlerine, bilanço bildirim tarihlerine ve diğer dönemsel faktörlere denk gelmemesi kuralı korunacak.

Faiz ve enflasyon tahminleri açıklandı

Rusya Merkez Bankası, yayımlanan belgede “dezenflasyonist” senaryoya dayalı faiz ve enflasyon öngörülerini de paylaştı. Buna göre politika faizinin 2026 yılında ortalama yüzde 14,5-14,6 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Göstergenin 2027 yılında yüzde 9-11, 2028 yılında yüzde 7-8 ve 2029 yılında ise yüzde 7,5-8,5 aralığında seyredeceği tahmin ediliyor.

Söz konusu dezenflasyonist senaryoda yıllık enflasyonun 2026 yılında yüzde 6-7, 2027 yılında yüzde 3-4, 2028 ve 2029 yıllarında ise yüzde 4 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.

Merkez Bankası, bu senaryoda verimlilik artışının baz senaryoya kıyasla hızlandığını ve ekonominin üretim kapasitesinin genişlediğini kaydetti.

Belgede, “Bu durum, enflasyon baskısını artırmadan daha yüksek bir ekonomik büyümenin sürdürülmesini mümkün kılmakta ve Rusya Merkez Bankasına para politikasını gevşetmek için daha geniş bir alan sağlamaktadır” değerlendirmesine yer verildi.

Merkez Bankası, 24 Temmuz’da piyasa genel beklentisi olan yüzde 14,25’lik seviyenin aksine politika faizini yüzde 14’e indirmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Lavrov’dan NATO’ya Kuzey Kutbu uyarısı: Çatışma riski artıyor

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, NATO’nun Kuzey Kutbu’ndaki yoğun askeri hazırlıklarının doğrudan güvenlik tehdidi yarattığını ve silahlı çatışma riskini tırmandırdığını açıkladı. Lavrov, Batı bloku dışındaki ülkelerin çoğunluğunun Moskova ile eşit şartlarda işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Arctic.ru platformunda “Arktik’te Uluslararası İşbirliği: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir makale kaleme aldı.

Lavrov, 19 Ağustos’ta Çin’den yola çıkan bir konteyner gemisinin Trans-Arktik Ulaştırma Koridoru’nun hayati bir parçası olan Kuzey Denizi Rotası üzerinden ilk kez Murmansk Limanı’na ulaştığını hatırlatarak makalesine başladı. Rusya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın en az yüzde 10’unu oluşturan ve 2,5 milyondan fazla Rusya vatandaşının yaşadığı bölgenin kalkınmasında yeni bir aşamaya geçildiğini belirten Lavrov, “Uluslararası ortaklarımızla yürütülen bu işbirliği, Rusya’nın Arktik bölgesinin gelişiminde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor” ifadelerini kullandı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından onaylanan 2035’e Kadar Rusya’nın Arktik’teki Devlet Politikasının Temelleri belgesine atıfta bulunan Lavrov, hedeflerinin bölge halkının yaşam kalitesini yükseltmek, ekonomik büyümeyi hızlandırmak, çevreyi korumak ve karşılıklı faydaya dayalı uluslararası ortaklıkları güçlendirmek olduğunu aktardı. Dışişleri Bakanlığının bu süreçteki koordinasyon rolüne ve Rusya Federasyonu Denizcilik Kurulunun faaliyetlerine işaret eden Lavrov, “31 Mart 2023 tarihli Dış Politika Konsepti uyarınca Rusya, Arktik’te barış ve istikrarı korumayı, ulusal güvenliğe yönelik tehdit seviyesini azaltmayı ve sosyoekonomik kalkınma için elverişli dış koşullar oluşturmayı amaçlamaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

“Çin ve Hindistan ile stratejik işbirliği derinleşiyor”

Kuzey Kutbu’nda yakın işbirliği yürüttükleri aktörlerin başında Çin ve Hindistan’ın geldiğini vurgulayan Lavrov, Pekin ile hükümet başkanları düzeyinde düzenli görüşmeler yapıldığını, Kuzey Denizi Rotası üzerine ikili alt komisyonun faaliyette olduğunu ve kutup araştırmalarında somut kazanımlar elde edildiğini belirtti. Lavrov, “Sonuçlar her şeyi ortaya koyuyor: Rusya’nın kuzey denizleri üzerinden düzenli konteyner sevkiyatları başladı ve bu seferlerin sıklığının artırılması planlanıyor” dedi.

Hindistan ile ağustos ayı sonunda gerçekleştirilen Hükümetlerarası Ticari, Ekonomik, Bilimsel, Teknik ve Kültürel İşbirliği Komisyonu toplantısına değinen Lavrov, “Hint şirketleri Rusya’nın Arktik bölgesinin kaynak potansiyelinin geliştirilmesinde yer alıyor. Uzmanlara göre Arktik, önümüzdeki 20 yıl boyunca Rusya ile Hindistan arasında ana işbirliği alanlarından biri haline gelebilir” ifadesine yer verdi.

Lavrov; Brezilya, Endonezya, İran ve diğer BRICS ülkeleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu ve Belarus’la da temasların sürdüğünü ifade etti. Güney Kore ve Singapur’un Batı’nın yaptırım kampanyasına katılmasına rağmen bazı projelerle ilgilendiğini aktaran Rus Bakan, 1 Eylül’de Vladivostok’ta başlayacak 11. Doğu Ekonomik Forumu ve mart ayında Murmansk’ta düzenlenecek “Arktik: Diyalog Bölgesi” forumuna yabancı heyetleri beklediklerini kaydetti.

“NATO bölgeyi askerileştiriyor ve çatışma riskini artırıyor”

Kuzey Kutbu’nda güvenlik ortamının bozulmasından Batılı aktörleri sorumlu tutan Lavrov, şu ifadeleri kullandı: “NATO ülkeleri ve bir bütün olarak İttifak, bölgeyi askerileşmeye sürüklemekte ve uluslararası gerilim odakları oluşturmaktadır.”

NATO’nun Şubat 2026’da başlattığı Kuzey Kutbu Nöbetçisi (Arctic Sentry) operasyonunu anımsatan Lavrov, “Kuzey sınırlarımızın hemen yakınında yoğun askeri hazırlıklar yürütülüyor. NATO, bölge dışı ülkelerin de katıldığı geniş çaplı tatbikatlar düzenliyor ve komuta-kontrol sistemine yeni unsurlar ekliyor. Uzak Kuzey’deki bu tür askeri faaliyetler Rusya’nın güvenliğine doğrudan tehdit oluşturuyor; ayrıca potansiyel olarak felaket getirebilecek bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek olay riskini artırıyor” uyarısında bulundu.

Lavrov, Batı’nın Arktik projelerine dahil olan Küresel Çoğunluk ülkelerinin tüzel ve gerçek kişilerine gayrimeşru yaptırımlar uyguladığını savunarak, “NATO üyeleri ve diğer Batılı ülkeler, Arktik’i Rusya’nın ve benzer düşünen ortaklarının gelişimine karşı koyacak yeni bir cepheye dönüştürme niyetlerini açıkça ortaya koyuyor” dedi.

“Arktik Konseyi kriz içinde”

19 Eylül 1996’da kurulan Arktik Konseyinin 30. yılına ağır bir kriz içinde yaklaştığını kaydeden Lavrov, Batılı üyelerin tutumu nedeniyle Mart 2022’den bu yana çalışmaların dondurulduğunu belirtti. Bakanlar düzeyindeki toplantıların ve Kıdemli Arktik Yetkilileri oturumlarının askıya alındığını bildiren Lavrov, “Rusya, tüm tarafların iyi niyetle hareket etmesi ve her katılımcının meşru çıkarlarını gözetmesi koşuluyla Arktik Konseyinin tam teşekküllü çalışmalarına yeniden başlamaya hazırdır” açıklamasını yaptı.

NATO ülkelerinin konseyi Rusya’sız işletme girişimlerine de değinen Lavrov, “Bu senaryo gerçekleşse bile Rusya; karşılıklı fayda sağlayan projeleri yürütmek ve hedeflerini güvenle hayata geçirmek için gereken topraklara, lojistiğe, teknolojiye ve güvenilir ortaklara sahiptir” ifadelerini kullandı.

“Rusya lider bir Arktik devleti olmayı sürdürecek”

İklim değişikliği ve eriyen buzullarla birlikte bölgenin küresel ticaret ve kaynak erişiminde stratejik öneminin artacağını vurgulayan Lavrov, “Dünya haritasına bir bakış, Rusya’nın lider bir Arktik devleti olduğunu, öyle kaldığını ve öyle kalacağını açıkça gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Lavrov, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerinin ve 2008 Ilulissat Bildirisi’nin geçerliliğini koruduğunu, bu aşamada yeni bir uluslararası hukuki araca ihtiyaç olmadığını kaydetti.

Batılı ülkelere uyarılarda bulunan Lavrov, “Mevcut muhataplarımız tarihin derslerinden ders çıkarmalı ve Rusya ile yaptırım ve tehdit diliyle konuşma çabalarının nafile olduğunu anlamalıdır. Dostane olmayan ve düşmanca eylemlere asimetrik önlemler de dahil olmak üzere gereken yanıt verilmiştir ve verilecektir. Rusya yapıcı diyalogdan yanadır; ancak gerektiğinde ulusal çıkarlarını elindeki tüm araçlarla savunacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Kanada, Anatoliy Çubays’a yönelik yaptırımları kaldırdı

Yayınlanma

Kanada hükümeti, eski Rusnano Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın eski özel temsilcisi Anatoliy Çubays’ı yaptırım uygulananlar listesinden çıkardı. Resmi bildirimde, Çubays’ın sunduğu gerekçelerin yeterli bulunduğu ve kısıtlamaların kaldırıldığı belirtildi.

Kanada, devlete ait inovasyon şirketi Rusnano’nun eski tepe yöneticisi ve Rusya Devlet Başkanı’nın eski özel temsilcisi Anatoliy Çubays’ı yaptırım listesinden çıkardı.

Kanada hükümetinin internet sitesinde 26 Ağustos’ta yayımlanan resmi bildirime göre, söz konusu karar 13 Ağustos’ta alındı.

Belgede yer alan bilgilere göre, Çubays’ın adı genel listede teknik olarak yer almaya devam etse de eski yöneticiye dair 1509 numaralı madde iptal edildiği için kısıtlamalar artık kendisine uygulanmıyor.

Çubays’a yönelik yaptırımlar, mal varlığının dondurulmasını ve Kanada’ya giriş yasağını kapsıyordu.

Kararın gerekçesinde, Kanada İçişleri Bakanlığına Çubays tarafından yaptırım listesinden çıkarılma talebi iletildiği ve başvuruda sunulan gerekçelerin talebin karşılanması için yeterince ikna edici bulunduğu kaydedildi.

Belgede Çubays’ın sunduğu somut gerekçelere yer verilmezken, Kanadalı yetkililer yaptırım rejiminin etkinliği açısından adil bir şekilde uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Savaş sonrası Rusya’yı terk etmişti

Çubays, Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik başlattığı askeri müdahalenin hemen ardından Rusya Devlet Başkanı’nın uluslararası örgütlerle ilişkilerden sorumlu özel temsilciliği görevinden ayrılarak ülkeyi terk etmişti.

Bu ayrılığın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çubays’ı “bir tür Moşe İsraileviç” olarak nitelendirmiş ve uzun yıllar yönettiği Rusnano şirketinde “muazzam bir mali açık” bıraktığını iddia etmişti.

Bu açıklamaların sonrasında Rusya’da Çubays’ın banka hesaplarına ve mal varlığına el konulmuştu.

Yaptırımlara karşı dava açmıştı

Çubays’ın Kanada Federal Mahkemesine yaptığı itiraz başvurusunda, “tarihsel olarak” Putin’e muhalif olduğunu, Ukrayna’daki savaşa karşı çıktığını ve 2022’den bu yana “sürgünde yaşadığını” savunduğu ortaya çıkmıştı.

Kanada’nın kısıtlama kararı, Aleksey Navalnıy’ın ölümünün ardından Yolsuzlukla Mücadele Fonunun (FBK) hazırladığı ve Putin’in yakın çevresindeki isimlerin yer aldığı “50’ler listesi”ne Çubays’ın dahil edilmesinin ardından Haziran 2025’te alınmıştı.

Eski Rusnano Başkanı dava dilekçesinde, Rusya’daki varlıklarına el konulduğunu, yalnızca risk altındaki yurtdışı gelirlerine bağımlı kaldığını ve yaptırımların kendisine ciddi zararlar verdiğini belirtmişti.

Çubays ayrıca, yaptırım listesine dahil edilmesinin, kendi ifadelerine göre eylemlerine karşı mücadele ettiği kişilerle aynı kefeye konulmasına yol açarak ağır bir itibar kaybı yarattığını kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English