Rusya
Putin: Kuzey Akım üzerinden gaz sevkiyatına yarın başlayabiliriz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında dünya haber ajanslarının yöneticileriyle bir araya gelerek Ukrayna çatışmasından küresel enerji hatlarına ve ülke ekonomisinin durumuna kadar kritik açıklamalarda bulundu. Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesinin Kiev’in uzlaşmayı kabul etmesine bağlı olduğunu belirten Putin, Batı’nın Rus ekonomisine yönelik iddialarını yalanlayarak ülkesinin makroekonomik olarak büyümeye devam ettiğini vurguladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında St. Petersburg yakınlarındaki Konstantin Sarayı’nda dünya genelindeki önde gelen haber ajanslarının üst düzey yöneticileriyle yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi.
Topluluk karşısında küresel gündemi sarsan açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’daki askeri faaliyetlerin sonlandırılması koşullarından Avrupa Birliği ile enerji diplomasisine, bölgesel ittifaklardan Rusya ekonomisinin mevcut mali direncine kadar çok sayıda stratejik başlığa açıklık getirdi.
“Savaşın bitmesi için Kiev uzlaşmayı kabul etmeli”
Ukrayna sahasındaki çatışmaların gidişatını değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin sahadaki gerçek askeri durumla, ABD’den gelen siyasi beyanlardan daha fazla ilgilendiğini dile getirdi.
Rusya’nın Donbass bölgesinde tam kontrolü sağlaması ile Ukrayna konusunda diplomatik bir anlaşmaya varılmasının birbiriyle çelişmediğini belirten Vladimir Putin, sahadaki askeri kayıplara ve Ukrayna ordusunun yaşadığı personel krizine değindi.
Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin personel sayısının 100 bin kişi azaldığını ve aylık kayıplarının yaklaşık 40 bin seviyesinde olduğunu kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:
“Ukrayna ordusunun en büyük temel sorunu, çok ciddi bir askeri personel yetersizliği yaşamasıdır. Bu yetersizlik, doğrudan Ukrayna’nın yeni topraklar kaybetmesine yol açmaktadır. Elde ettiğimiz verilere göre, 2026 yılının başından bu yana Ukrayna ordusundan kaçan asker sayısı 60 bin sınırına ulaşmıştır. Her ay yaklaşık 20 bin asker birliklerini terk etmektedir ve Ukrayna genelinde asker kaçakçılığı suçlamasıyla açılan ceza davası sayısı 200 bini bulmuştur. Kiev yönetimi zorunlu seferberlik uygulamalarıyla ayda ancak 15 ila 16 bin kişiyi orduya katabilmektedir. Ukrayna sokaklarında insanlar adeta sahipsiz köpekler gibi avlanmakta ve zorla askeri araçlara konularak cepheye gönderilmektedir.”
Rus askeri kuvvetlerinin Lugansk Halk Cumhuriyeti topraklarının tamamını, Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarının ise yüzde 85’inden fazlasını kontrol altına aldığını duyuran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Zaporojye bölgesinin de yüzde 80’inin Rusya kontrolünde olduğunu açıkladı.
Rus ordusunun son bir ayda yaklaşık 2 bin 400 kilometrekarelik bir alanı daha denetimi altına aldığını bildiren Vladimir Putin, Ukrayna’nın hava savunma kapasitesine ilişkin olarak, “Ukrayna’nın elinde gerçek anlamda bütünleşik bir hava savunma sistemi bulunmamaktadır; yalnızca dağınık unsurlar mevcuttur. Aynı zamanda bizim sahip olduğumuz türden saldırı sistemleri, hipersonik ve seyir füzeleri de Ukrayna’nın envanterinde yer almamaktadır. Batılı destekçileri Ukrayna ordusuna çok sayıda insansız hava aracı tedarik ediyor ve maalesef bu araçların bir kısmı Rusya topraklarına sızmayı başarıyor” şeklinde konuştu.
Rusya’nın Ukrayna ile barışçıl yollarla anlaşmaya hazır olduğunu ve bunu samimi olarak istediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu uzlaşmanın zeminine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Biz, daha önce ABD’nin Anchorage kentinde Donald Trump ile üzerinde konuştuğumuz temel esaslar çerçevesinde Ukrayna ile barışçıl bir çözüme varmaya hazırız ve bunu istiyoruz. Rusya orada Ukrayna konusunda belirli tavizler vermeyi kabul etmişti ancak çatışmanın kalıcı olarak sona ermesi için bu tavizleri Kiev yönetiminin de kabul etmesi gerekmektedir. En son gerçekleştirdiğimiz Oreşnik füze sistemi denemesi, sonuçların en rahat gözlemlenebileceği hedef seçilerek yapılmıştır. Bu atış Ukrayna topraklarına yönelik tam askeri amaçlı bir kullanım değil, deneme niteliğindeydi. Beyaz Kilise bölgesine yapılan Oreşnik vuruşunun hemen ardından Rus insansız hava araçları bölgeye giderek füze bloklarının düşüş etkilerini incelemiştir. Bu operasyonel denemeler, füze kompleksinin gelecekteki tam kapsamlı kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır.”
Kiev’deki mevcut iktidar çevrelerinin çatışmaların fiilen sona ermesini istemediğini öne süren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ukrayna’da barış sağlandığı anda, Kiev’deki siyasi iktidar mücadelesi radikal biçimde kızışacaktır” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ülkesini temsil etme yetkisinin hukuki bir tartışma konusu olduğunu belirten Vladimir Putin, “Eğer Ukrayna ile bir gün belge imzalayacak aşamaya gelirsek, bu belgelerin Kiev’in meşru temsilcileriyle imzalanması şarttır. Kiev ile imzalanacak böylesi bir uzlaşı tarihi önemde bir belge olacaktır. Barış belgesine imzayı attığım an içimden ‘Tanrıya şükür, her şey nihayet sona erdi’ derdim” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelere saldıracağı yönündeki iddiaları sert bir dille reddeden Vladimir Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldıracağı yönündeki söylemler bilinçli bir provokasyondan ibarettir. Avrupa kamuoyu biraz düşünsün; Moskova’nın böyle bir eyleme girişmek için nasıl bir amacı olabilir?” sorusunu yöneltti. Vladimir Putin ayrıca Batı dünyasının, Ukrayna’da geçmişte Yahudileri, Polonyalıları ve Rusları katleden aşırı milliyetçi figürlerin anısını yücelten faaliyetleri görmezden geldiğini ifade ederek, barış görüşmelerine başlamak için askeri operasyonları durdurma zorunluluğu bulunmadığını sözlerine ekledi.
“Gerekli olan tek şey Berlin’in kararıdır”
Avrupa Birliği ile ilişkilere ve kıtanın enerji güvenliğine dair değerlendirmelerde bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği’nin Ukrayna müzakerelerinde arabulucu rolü üstlenemeyeceğini çünkü arabuluculuk kurumunun mutlak bir tarafsızlık gerektirdiğini söyledi.
Eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder hakkında övgü dolu ifadeler kullanan Rusya Devlet Başkanı, “Gerhard Schröder, Almanya’nın yetiştirdiği en iyi devlet adamlarından biridir ve kendisine her konuda tamamen güvenilebilecek bir şahsiyettir” dedi.
Rusya’nın Avrupa ile diplomatik temaslardan hiçbir zaman kaçınmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:
“Biz Avrupa Birliği ile temas kurmaktan kesinlikle kaçınmıyoruz. Bizimle görüşmek isteyenlerin tek yapması gereken telefonu kaldırıp bizi aramaktır. Ancak diğer taraftan, Rusya’ya sahada stratejik bir yenilgi yaşatılması gerektiğini açıkça savunan aktörlere de güvenmemiz mümkün değildir. Rusya, Avrupa’ya enerji kaynakları göndermeyi hiçbir zaman durdurmamıştır; bu kaynakları almayı reddeden taraf bizzat Avrupa’nın kendisi olmuştur. Avrupa adına bizimle kimin müzakere yürüteceği konusu dışişleri bakanlıkları veya istihbarat servisleri düzeyinde ele alınabilir. Bu kanallardaki temaslarımız kesintisiz şekilde devam etmektedir. Avrupa’da, Rusya’nın kendi müzakereci adaylarını dikte ettiğine dair koparılan gürültüyü duyuyorum; ancak bizim kimseye bir şey dayattığımız yok. Almanya’da Moskova ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesini arzulayan tüm siyasi güçlerin yaklaşımını memnuniyetle karşılıyoruz.”
Avrupa Birliği’nin Ukrayna krizinin çözümüne katkı sunabileceğini ancak bunun ancak Anchorage mutabakatları çerçevesinde mümkün olabileceğini belirten Vladimir Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalamasına karşı olmadığını fakat birliğin askeri bir bloka dönüşmesine kesin olarak karşı çıktığını bildirdi.
Avrupa’da körüklenen Rusya tehdidi söylemlerine tepki gösteren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Avrupa’daki Rus tehdidi iddiaları, tamamen kendi halklarını korkutup manipüle etmek ve savunma bütçeleri için para koparmak amacıyla kurgulanmış bir provokasyondur. Avrupalı liderlerin artık bu sömürgeci yaklaşımı bir kenara bırakıp Rusya ile eşit şartlarda konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajlara değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hatların fiziki durumuna ve sevkiyat potansiyeline ilişkin şu bilgileri verdi:
“Kuzey Akım boru hatları havaya uçuruldu ancak hatlardan biri hala sağlam durumda ve bu hat üzerinden Almanya’ya doğal gaz sevkiyatını hemen yarın başlatabiliriz. Gazprom ile Alman ortakları arasında yürürlükte olan bir sözleşme zaten mevcuttur. Kuzey Akım-2 hattının çalışır durumdaki bu kolundan gaz akışını yeniden başlatmak için gerekli olan tek şey Berlin’in vereceği siyasi bir karardır. Ancak boru hattının geriye kalan bu kısmı da ABD yaptırımlarının hedefindedir; dolayısıyla sevkiyatın başlaması için Federal Almanya Cumhuriyeti yetkililerinin Washington’a başvurması gerekecektir. Biz Almanya’dan bu konuda net ve kesin bir yanıt bekliyoruz. Aksi takdirde bu gaz hacimlerini hızla diğer ülkelere yönlendireceğiz. Kuzey Akım-2 üzerinden Almanya’ya yılda 28 milyar metreküp gaz sağlama kapasitemiz bulunmaktadır.”
“Erivan’ın en kısa sürede referandum yapmasını talep ediyoruz”
Güney Kafkasya’daki gelişmelere ve Ermenistan ile ilişkilere değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’ın kendi dış politika ortaklarını seçme konusunda tam yetkiye sahip olduğunu ifade etti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan hükümetinin dış politikada Avrupa standartlarını referans almasını egemen bir devletin doğal hakkı olarak gördüklerini belirten Vladimir Putin, buna karşın yaşanan bazı gelişmelerden duydukları rahatsızlığı da gizlemedi.
Ermenistan parlamentosunda Avrupa Birliği’ne katılım sürecini başlatacak yasa tasarılarının gündeme gelmesinin Rusya tarafında ciddi bir endişe yarattığını kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şöyle konuştu:
“Rusya olarak Ermenistan yönetiminden, gelecekte hangi yöne doğru ilerlemek istediğini bir an önce netleştirmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda Erivan’ın en kısa sürede halkın iradesine başvurarak Avrupa Birliği mi yoksa Avrasya Ekonomik Birliği bünyesinde mi kalacağına dair bir referandum yapmasını talep ediyoruz. Ermenistan şu an Avrasya Ekonomik Birliği üyesidir ve bu birliğin ticaret ile ekonomi alanındaki yasal mevzuatı, Avrupa Birliği’nin kuralları ile uyuşmamaktadır. Elbette tarihsel süreç içerisinde Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği standartlarının birbiriyle uyumlu hale gelmesini çok isterim. Ancak Ermenistan hangi entegrasyon yolunu seçerse seçsin, Rusya kendisiyle olan ikili ilişkilerini her koşulda koruyacaktır.”
“Kazakistan ile ortak uranyum üretimine devam edeceğiz”
Rusya ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin son derece başarılı ve istikrarlı bir yükseliş grafiği sergilediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki müzakerelerde her zaman en çetin konuların bile açık yüreklilikle tartışıldığını vurguladı.
Rusya ile Kazakistan’ın ortak çıkarlar doğrultusunda uzlaşı noktaları bulma konusunda güçlü bir iradeye sahip olduğunu belirten Vladimir Putin, “İki ülkenin de temel amacı vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmektir. Bu doğrultuda Rusya ve Kazakistan, stratejik öneme sahip uranyum madenlerinin ortaklaşa çıkarılması ve işlenmesi faaliyetlerine kesintisiz olarak devam edecektir” dedi.
“Asya yönelimimiz güncel konjonktürden bağımsızdır”
Rusya ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ticaret hacminin göz kamaştırıcı bir boyuta ulaşarak 250 milyar dolar sınırına yaklaştığını belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekti.
Rusya’nın dış politikada Asya kıtasına yönelmesini geçici bir tercih olarak görmediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Rusya, Asya’ya yönelik adımlarını konjonktürel bir zorunlulukla atmamıştır; biz zaten Çin’in hem komşusu hem de doğal bir müttefikiyiz. Rusya ile Çin arasındaki dostane ilişkiler, üçüncü bir tarafa karşı cephe almak amacıyla değil, tamamen iki ülkenin karşılıklı çıkarları ve halklarının faydası doğrultusunda inşa edilmiştir. İki ülke arasındaki askeri işbirliği de köklü geleneklerimize dayanmaktadır ve dünyada yaşanan güncel siyasi krizlerden tamamen bağımsızdır. Çok yakında Rusya ve Çin, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası kamuoyunu yakından ilgilendirecek yeni büyük enerji anlaşmalarını hayata geçirerek dünyayı memnun edecektir.”
“Modi üzerinde baskı kurmaya çalışmak sonuçsuz bir çabadır”
Rusya ile Hindistan arasındaki ilişkileri “özel nitelikli ve ayrıcalıklı bir stratejik ortaklık” olarak tanımlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülkenin nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında çok sayıda yeni ortak projeyi hayata geçirmeye hazırlandığını bildirdi.
Rusya ile Hindistan arasındaki ikili ticaret hacminin önümüzdeki birkaç yıl içinde 100 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngören Vladimir Putin, tarafların çok daha iddialı hedeflere ulaşmak için gerekli tüm potansiyel ve kararlılığa sahip olduğunu aktardı.
Hindistan ile ABD arasındaki diplomatik ve ekonomik yakınlaşmanın Moskova-Yeni Delhi hattındaki ilişkilere herhangi bir gölge düşürmediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şunları kaydetti:
“Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Rusya ile yürüttüğü işbirliği de dahil olmak üzere pek çok konuda Hindistan üzerinde sistematik bir baskı kurmaya çalışmaktadır. Ancak Hindistan Başbakanı Narendra Modi üzerinde bu tür yöntemlerle baskı kurmaya çalışmak tamamen sonuçsuz bir çabadır; kendisi ülkesinin ulusal çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan güçlü bir liderdir. Rusya olarak biz hem Hindistan ile hem de ABD ile kendi çıkarlarımız doğrultusunda uzlaşma zeminleri bulabilecek diplomatik olgunluğa sahibiz. Hindistan ile savunma sanayisi alanında, özellikle de modern silah sistemlerinin ortak tasarımı ve üretimi konusunda aktif ortaklığımız kararlılıkla sürmektedir.”
“Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması şarttır”
Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mısır’ın bölgedeki barış ve istikrarın tesisi yönünde harcadığı diplomatik çabaları takdirle karşıladıklarını söyledi.
Filistin halkının yaşadığı insani trajedinin küresel gündemin öncelikli maddesi olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Vladimir Putin, Mısır’ın adil bir çözüm için bölge diplomasisine sunduğu katkının önemine işaret etti.
Mısır’ın Rusya için Ortadoğu’daki en öncelikli ortak olduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik projeleri değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:
“Mısır’da Rusya’nın teknolojik desteğiyle inşa edilmekte olan nükleer güç santralinin ilk ünitesinin 2028 yılında fiilen işletmeye alınmasını ümit ediyoruz. Ortadoğu’daki kronik krizlerin ve çatışmaların kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması şarttır. Diğer taraftan, İran çevresinde yaşanan son askeri ve siyasi gelişmeler, bölgedeki büyük ulaşım koridoru projemiz olan Kuzey-Güney Nakliyat Koridoru’nun hayata geçirilme hızını ne yazık ki yavaşlatmıştır. Rusya, İran nükleer krizi ve ilgili sorunların çözümünde kendi arabuluculuk hizmetlerini taraflara zorla dayatma niyetinde değildir; bizim bu konudaki yapıcı çözüm önerilerimiz tüm taraflarca zaten bilinmektedir.”
Rusya’nın geçmişte varılan mutabakatlar çerçevesinde İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu kendi topraklarına nakletmeye ve burada muhafaza etmeye hazır olduğunu yineleyen Vladimir Putin, “Bu nakledilen uranyum, gelecekte İran’ın barışçıl nükleer programlarında hammadde olarak yeniden kullanılabilir. Rusya, bölgede gerginliği düşürecek ve İran krizini kalıcı olarak çözüme kavuşturacak her türlü diplomatik formülü desteklemeye hazırdır. Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle küresel petrol fiyatlarında yaşanan yükselişlerin Rus enerji şirketlerine geçici mali faydalar sağladığı doğrudur; ancak bu durum tamamen konjonktürel bir dalgalanmadır. Rusya’nın bölgedeki savaştan çıkar sağladığı yönündeki iddialar ise kötü niyetli birer spekülasyondan ibarettir” dedi.
“Ekonomimiz tüm Avrupa ülkelerini geride bıraktı”
Batı dünyasının uyguladığı kapsamlı yaptırımlara rağmen Rusya ekonomisinin gösterdiği direnci verilerle ortaya koyan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin finansal sağlığını korumak adına makroekonomik düzeyde çok ciddi kararlar aldıklarını açıkladı.
Hükümetin ve Rusya Merkez Bankası’nın enflasyonu dizginlemek adına uyguladığı sıkı para politikalarının olumlu sonuçlar verdiğini belirten Vladimir Putin, Rusya ekonomisinin büyüme trendini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Rusya ekonomisinin çöküşüne dair yapılan analizlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu açıklamaları yaptı:
“Batı medyasında ve siyasi çevrelerinde Rusya ekonomisinin öldüğüne dair yayılan iddialar fazlasıyla abartılı ve gerçek dışıdır. Hükümetimiz tarafından makroekonomik dengeleri yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla bir dizi radikal ve kararlı önlem uygulamaya konulmuştur. Bu doğrultuda, ekonomide yapısal reformları gerçekleştirmek ve finansal sağlığımızı uzun vadeli güvence altına almak adına bilinçli olarak bir miktar ekonomik soğuma sürecini göze aldık. Aldığımız bu tedbirlerin meyvesini topluyoruz; halkımızın reel gelirlerinde düzenli bir artış yaşanmakta ve enflasyon oranlarımız hedeflediğimiz sağlıklı seviyelere doğru kademeli olarak gerilemektedir. Rusya ekonomisi, satın alma gücü paritesi bakımından tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi konumuna yükselmiştir.”
“Görev sürem hakkında konuşmak için henüz çok erken”
Gelecekteki siyasi planlarına ve Rusya’daki başkanlık seçimlerine değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, görev süresiyle ilgili anayasal haklarına işaret etti.
Rusya Federasyonu Anayasası’nın kendisine 2030 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olma hakkını tanıdığını hatırlatan Vladimir Putin, ancak şu an için bu konuyu gündeme getirmenin öncelikli olmadığını belirtti.
Rusya’nın önünde çözülmesi gereken çok sayıda stratejik ve acil mesele bulunduğunun altını çizen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Benim 2030 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olup olmayacağım konusunu bugünden konuşmak için henüz çok erkendir. Rusya Federasyonu Anayasası bana bu hakkı açıkça tanımaktadır ancak şu an ülkemizin önünde duran çok büyük, hayati ve çözülmesi gereken akut sorunlar mevcuttur. Bir devlet adamı olarak benim ve ekibimin temel görevi, gelecekteki yeniden seçilme planlarını veya kişisel kariyer hesaplarını düşünerek hareket etmek değil; ülkemizin karşı karşıya olduğu bu devasa meseleleri kararlılıkla çözüme kavuşturmaktır.”
Rusya
Rusya’da lojistik maliyetleri akaryakıt kriziyle arttı

Ukrayna’nın Rus petrol rafinelerine yönelik saldırılarının tetiklediği akaryakıt krizi, Rusya genelindeki karayolu yük taşımacılığı tarifelerinde sert yükselişe yol açtı. Sektör endekslerine yansıyan tarihi artışlar, başta gıda ve inşaat malzemeleri olmak üzere tüketim malları üzerinde yeni bir enflasyon baskısı oluşturuyor.
Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıların yol açtığı akaryakıt krizi, Rusya içindeki karayolu yük taşımacılığı fiyatlarında keskin bir artışa neden oldu.
Rus medya kuruluşu RBK’nın aktardığı verilere göre, mayıs ayının sonundan temmuz ayının ortasına kadar olan son 1,5 aylık dönemde, karayoluyla yük teslimatına yönelik ortalama tarifeler yüzde 17,5 oranında yükseldi. Söz konusu hesaplama, nakliye borsası ATI.SU tarafından derlenen FTL (tam kamyon yükü) endeksine dayanıyor.
Forbes dergisinin ATI.SU verilerine dayandırdığı haberinde ise tarifelerdeki yıllık artış oranının yüzde 28,8’i bulduğu belirtildi.
En popüler 100 güzergahtaki nakliye maliyetlerini yansıtan bu gösterge, temmuz ayında 2086 puana ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.
Vedomosti gazetesinin aktardığına göre ise Velikiy Novgorod – St. Petersburg, İrkutsk – Novosibirsk ve Yekaterinburg – Kazan gibi belirli rotalardaki nakliye ücretleri bir yıl içinde 1,5 kattan fazla artış gösterdi.
Yakıt sıkıntısı sefer sürelerini uzatıyor
Lojistik platformu Umnaya Logistika’nın Pazarlama Direktörü Aleksandr Pleşıvıh, maliyet artışlarının arkasındaki temel nedenin akaryakıt krizi olduğunu kaydetti.
Pleşıvıh, ana hat seferlerindeki maliyetlerin yaklaşık yüzde 30’unu yakıtın oluşturduğunu belirtti. Dizel yakıt sıkıntısının sefer sürelerini de uzattığını ifade eden Pleşıvıh, sürücülerin akaryakıt istasyonlarındaki kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ve bunun da zaman kaybına yol açtığını ekledi.
Pleşıvıh, en zorlu durumun şu sıralar hasat döneminin başladığı Rusya’nın güney kesimlerinde yaşandığını aktardı. Belirli bölgelerde dizel yakıtın litre fiyatının 90 ila 100 rubleye kadar ulaştığını belirten Pleşıvıh, Krasnodar – Moskova güzergahındaki nakliye ücretinin son bir ayda yüzde 21, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 18 arttığını söyledi.
Rostov-na-Donu – Moskova hattındaki yıllık ücret artışı ise yüzde 20 olarak kayıtlara geçti.
Ulaşım maliyetleri tüketici fiyatlarına yansıyacak
Freedom Global analisti Vladimir Çernov, mevcut durumun ekonomi için oldukça önemli bir sinyal olduğunu ifade etti. Çernov, nakliye giderlerinin neredeyse her ürünün nihai fiyatına dahil olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Taşımacı yakıt istasyonu ararken daha fazla zaman harcıyorsa, kuyrukta bekliyorsa, sefer sırasında zaman kaybediyor ve yakıtı daha yüksek fiyattan satın alıyorsa, bu maliyetler kademeli olarak teslimat ücretlerine yansır.”
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın güçlü bir pro-enflasyonist faktör olduğunu vurgulayan Çernov, taşımacılık giderlerindeki yükselişin gıda ürünleri, inşaat malzemeleri, ev aletleri ve diğer tüketim mallarının fiyatlarına aynı ölçüde yansıyacağını sözlerine ekledi.
Rusya
ABD iş dünyası yaptırımlar yüzünden milyarlar kaybetti

ABD iş dünyasının Rusya’ya yönelik yaptırımlar nedeniyle son dört yılda yaklaşık 200 milyar dolar kayba uğradığı açıklandı. Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası Başkanı Robert Agee, batılı firmaların istikrarlı Rus pazarından ayrılmak istemediğini ve aceleci kararlardan kaçınmaya çalıştığını belirtti.
Rusya’ya yönelik yaptırımlar nedeniyle ABD iş dünyasının son dört yılda yaklaşık 200 milyar dolar kayba uğradığı bildirildi.
Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Başkanı Robert Agee, Rus haber ajansı RIA Novosti’ye yaptığı açıklamada, Rusya karşıtı yaptırımların Amerikan iş dünyasına ciddi zarar verdiğini belirtti.
Agee, “Rusya karşıtı yaptırımlar nedeniyle Amerikan iş dünyası gerçekten büyük zarar görüyor, sadece son dört yılda yaklaşık 200 milyar dolar kaybetti” dedi.
Rusya’nın başlattığı özel askeri operasyonun hemen ardından Rusya’daki batılı şirketler arasında belirli bir kafa karışıklığı ve panik havasının hakim olduğunu aktaran Agee, şunları kaydetti:
“Bu heyecanlı süreçte belki bazıları duygusal tepkilerle ülkeden ayrılma kararı almış olabilir. Biz AmCham olarak panik yapmadık, aksine herkesi acele kararlar almamaya ve sağduyulu davranmaya ikna etmeye çalıştık.”
Batılı şirketlerin, kendileri için cazip, istikrarlı ve hızlı büyüyen bir pazar olan Rusya’dan ayrılmak istemediklerini vurgulayan Agee, ayrıca Rusya’nın, komşu Orta Asya ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi
Agee, “Amerikan şirketleri için Rusya’da üretimi yerelleştirmek, fabrikalar kurmak bu yüzden her zaman çok önemliydi. Örneğin üyemiz olan şirketlerden birinin bugün Rusya’nın farklı bölgelerine yayılmış 12 özgün tesisi var” diye ekledi.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın Yabancı Ülkelerle Yatırım ve Ekonomik İşbirliği Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev ise geçen yıl yaptığı açıklamada, Rusya pazarından çekilen Amerikan şirketlerinin uğradığı zararın 300 milyar doları bulduğunu tahmin ettiklerini açıklamıştı.
Dmitriyev, birçok ABD’li firmanın Rusya pazarına geri dönebilmek amacıyla markalarını yeniden tescil ettirdiğini dile getirmişti.
Moskova yönetimi, Batı’nın yıllar önce başlattığı ve artırarak sürdürdüğü yaptırım baskısıyla başa çıkabileceğini defalarca vurgulamıştı.
Rus yetkililer, Batılı ülkelerin yaptırımların başarısız olduğunu kabul edecek cesareti gösteremediğini ifade ederken, Batı ülkelerinde de Rusya karşıtı ekonomik tedbirlerin etkisiz kaldığına dair görüşler sıklıkla dile getiriliyor.
Rusya
Putin: Rusya Merkez Bankası faiz indirecek, bu doğal bir süreç

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, makroekonomik göstergeler ile ekonomik istikrara işaret ederek Merkez Bankasının politika faizini düşürmesinin doğal bir süreç olacağını ve bu indirimin gerçekleşmesi gerektiğini açıkladı. Yakutistan Başkanı Aysen Nikolayev ile görüşmesinde konuyu değerlendiren Putin, faiz oranlarında gerileme beklediğini teyit etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Merkez Bankasının politika faizindeki düşüşün, makroekonomik göstergeler doğrultusunda doğal şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
Putin, konuya ilişkin değerlendirmelerini Yakutistan Başkanı Aysen Nikolayev ile gerçekleştirdiği çalışma toplantısında paylaştı.
Görüşme sırasında Nikolayev, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina ile yaptığı görüşmenin ardından, politika faizinin istikrarlı şekilde düşmeye devam edebileceği izlenimi edindiğini aktardı. Putin, bu değerlendirmeye karşılık, “Bu olmalı. Makroekonomik göstergeler ile ekonominin istikrarından hareketle bu zaten doğal bir süreç olacak” ifadesini kullandı.
Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 19 Haziran günü yaptığı son toplantıda politika faizini yüzde 14,5 seviyesinden yüzde 14,25’e çekmişti. Bu adım, para politikasını gevşetme yönünde arka arkaya atılan dokuzuncu adım olarak kayıtlara geçmişti.
Nabiullina, toplantıda kurulun faizi yüzde 14,5’te sabit tutma, yüzde 14,25’e indirme veya yüzde 14’e çekme olmak üzere üç seçeneği tartıştığını, ancak nihayetinde üyelerin çoğunluğunun faiz indirim alanının daraldığı yönünde görüş bildirdiğini açıklamıştı.
Merkez Bankası, 1 Temmuz günü yayımladığı analiz belgesinde, politika faizinin orta vadeli patikasının nisan ayı öngörülerinde tahmin edilenden daha yüksek gerçekleşebileceği uyarısını yaptı.
Kurulun değerlendirme özetinde, motorlu taşıt yakıtı üretimindeki geçici düşüş ile buna bağlı olarak benzin ve dizel fiyatlarındaki artış en önemli enflasyonist riskler arasında gösterildi.
Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin ise 7 Temmuz günü yaptığı açıklamada, Merkez Bankasının 24 Temmuz toplantısında politika faizini mevcut seviyede koruma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti.
Şohin, yakıt piyasasındaki gelişmeler nedeniyle kurulun faiz artırımı seçeneğini de gündeme alabileceğini, fakat kendisinin böyle bir kararı doğru bulmadığını belirtti.
Vergi rejimlerinde yeni düzenlemelere gidiliyor
Kremlin, Putin’in St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) sonrasındaki talimat listesini yayımladı.
Belgeye göre Rusya hükümeti ve devlet kalkınma kurumu VEB.RF, ülkedeki vergi rejimlerinin geliştirilmesi yönünde ortak çalışma yürütecek.
Bakanlar Kabinesi ve devlet şirketine, girişimcilerin mevcut faaliyet yapılarından ve vergi rejimlerinden bir diğerine “engelsiz geçişini” sağlayacak bir mekanizma kurma talimatı verildi. Bu süreçte standart çözümler ile dijital platform teknolojilerinden yararlanılması hedefleniyor.
Talimatlar kapsamında, basitleştirilmiş vergi sistemi uygulayan işletmeler için katma değer vergisi (KDV) ödeme yükümlülüğünü başlatan 20 milyon rublelik gelir sınırının korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması öngörülüyor.
Ayrıca icra organları, öncelikli kalkınma bölgeleri için özel bir hukuki statü oluşturulması yönünde çalışacak. Bu bölgelerde yerel yönetim yapılanması, mimari-tasarım süreçleri ve inşaat faaliyetleri özel kurallara tabi olacak.
Hükümet aynı zamanda üretim sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeler için iş yapma kolaylığını artıracak önlemleri devreye sokacak.
Mevcut yasal çerçeve, basitleştirilmiş ve patent tabanlı vergi sistemine tabi mükelleflerin gelir sınırının kademeli olarak düşürülmesini ve bu sınır aşıldığında KDV mükellefiyeti doğmasını öngörüyor.
Planlamaya göre sınır değer 2026 yılında 20 milyon ruble, 2027 yılında 15 milyon ruble, 2028 yılından itibaren ise 10 milyon ruble seviyesine gerileyecek.
Putin, aralık ayı sonunda yaptığı açıklamada, yeni vergi sisteminin üretim sektöründeki işletmelere zarar vermemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti












