Bizi Takip Edin

Rusya

Putin: Kuzey Akım üzerinden gaz sevkiyatına yarın başlayabiliriz

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında dünya haber ajanslarının yöneticileriyle bir araya gelerek Ukrayna çatışmasından küresel enerji hatlarına ve ülke ekonomisinin durumuna kadar kritik açıklamalarda bulundu. Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesinin Kiev’in uzlaşmayı kabul etmesine bağlı olduğunu belirten Putin, Batı’nın Rus ekonomisine yönelik iddialarını yalanlayarak ülkesinin makroekonomik olarak büyümeye devam ettiğini vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında St. Petersburg yakınlarındaki Konstantin Sarayı’nda dünya genelindeki önde gelen haber ajanslarının üst düzey yöneticileriyle yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi.

Topluluk karşısında küresel gündemi sarsan açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’daki askeri faaliyetlerin sonlandırılması koşullarından Avrupa Birliği ile enerji diplomasisine, bölgesel ittifaklardan Rusya ekonomisinin mevcut mali direncine kadar çok sayıda stratejik başlığa açıklık getirdi.

“Savaşın bitmesi için Kiev uzlaşmayı kabul etmeli”

Ukrayna sahasındaki çatışmaların gidişatını değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin sahadaki gerçek askeri durumla, ABD’den gelen siyasi beyanlardan daha fazla ilgilendiğini dile getirdi.

Rusya’nın Donbass bölgesinde tam kontrolü sağlaması ile Ukrayna konusunda diplomatik bir anlaşmaya varılmasının birbiriyle çelişmediğini belirten Vladimir Putin, sahadaki askeri kayıplara ve Ukrayna ordusunun yaşadığı personel krizine değindi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin personel sayısının 100 bin kişi azaldığını ve aylık kayıplarının yaklaşık 40 bin seviyesinde olduğunu kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna ordusunun en büyük temel sorunu, çok ciddi bir askeri personel yetersizliği yaşamasıdır. Bu yetersizlik, doğrudan Ukrayna’nın yeni topraklar kaybetmesine yol açmaktadır. Elde ettiğimiz verilere göre, 2026 yılının başından bu yana Ukrayna ordusundan kaçan asker sayısı 60 bin sınırına ulaşmıştır. Her ay yaklaşık 20 bin asker birliklerini terk etmektedir ve Ukrayna genelinde asker kaçakçılığı suçlamasıyla açılan ceza davası sayısı 200 bini bulmuştur. Kiev yönetimi zorunlu seferberlik uygulamalarıyla ayda ancak 15 ila 16 bin kişiyi orduya katabilmektedir. Ukrayna sokaklarında insanlar adeta sahipsiz köpekler gibi avlanmakta ve zorla askeri araçlara konularak cepheye gönderilmektedir.”

Rus askeri kuvvetlerinin Lugansk Halk Cumhuriyeti topraklarının tamamını, Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarının ise yüzde 85’inden fazlasını kontrol altına aldığını duyuran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Zaporojye bölgesinin de yüzde 80’inin Rusya kontrolünde olduğunu açıkladı.

Rus ordusunun son bir ayda yaklaşık 2 bin 400 kilometrekarelik bir alanı daha denetimi altına aldığını bildiren Vladimir Putin, Ukrayna’nın hava savunma kapasitesine ilişkin olarak, “Ukrayna’nın elinde gerçek anlamda bütünleşik bir hava savunma sistemi bulunmamaktadır; yalnızca dağınık unsurlar mevcuttur. Aynı zamanda bizim sahip olduğumuz türden saldırı sistemleri, hipersonik ve seyir füzeleri de Ukrayna’nın envanterinde yer almamaktadır. Batılı destekçileri Ukrayna ordusuna çok sayıda insansız hava aracı tedarik ediyor ve maalesef bu araçların bir kısmı Rusya topraklarına sızmayı başarıyor” şeklinde konuştu.

Rusya’nın Ukrayna ile barışçıl yollarla anlaşmaya hazır olduğunu ve bunu samimi olarak istediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu uzlaşmanın zeminine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz, daha önce ABD’nin Anchorage kentinde Donald Trump ile üzerinde konuştuğumuz temel esaslar çerçevesinde Ukrayna ile barışçıl bir çözüme varmaya hazırız ve bunu istiyoruz. Rusya orada Ukrayna konusunda belirli tavizler vermeyi kabul etmişti ancak çatışmanın kalıcı olarak sona ermesi için bu tavizleri Kiev yönetiminin de kabul etmesi gerekmektedir. En son gerçekleştirdiğimiz Oreşnik füze sistemi denemesi, sonuçların en rahat gözlemlenebileceği hedef seçilerek yapılmıştır. Bu atış Ukrayna topraklarına yönelik tam askeri amaçlı bir kullanım değil, deneme niteliğindeydi. Beyaz Kilise bölgesine yapılan Oreşnik vuruşunun hemen ardından Rus insansız hava araçları bölgeye giderek füze bloklarının düşüş etkilerini incelemiştir. Bu operasyonel denemeler, füze kompleksinin gelecekteki tam kapsamlı kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır.”

Kiev’deki mevcut iktidar çevrelerinin çatışmaların fiilen sona ermesini istemediğini öne süren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ukrayna’da barış sağlandığı anda, Kiev’deki siyasi iktidar mücadelesi radikal biçimde kızışacaktır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ülkesini temsil etme yetkisinin hukuki bir tartışma konusu olduğunu belirten Vladimir Putin, “Eğer Ukrayna ile bir gün belge imzalayacak aşamaya gelirsek, bu belgelerin Kiev’in meşru temsilcileriyle imzalanması şarttır. Kiev ile imzalanacak böylesi bir uzlaşı tarihi önemde bir belge olacaktır. Barış belgesine imzayı attığım an içimden ‘Tanrıya şükür, her şey nihayet sona erdi’ derdim” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelere saldıracağı yönündeki iddiaları sert bir dille reddeden Vladimir Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldıracağı yönündeki söylemler bilinçli bir provokasyondan ibarettir. Avrupa kamuoyu biraz düşünsün; Moskova’nın böyle bir eyleme girişmek için nasıl bir amacı olabilir?” sorusunu yöneltti. Vladimir Putin ayrıca Batı dünyasının, Ukrayna’da geçmişte Yahudileri, Polonyalıları ve Rusları katleden aşırı milliyetçi figürlerin anısını yücelten faaliyetleri görmezden geldiğini ifade ederek, barış görüşmelerine başlamak için askeri operasyonları durdurma zorunluluğu bulunmadığını sözlerine ekledi.

“Gerekli olan tek şey Berlin’in kararıdır”

Avrupa Birliği ile ilişkilere ve kıtanın enerji güvenliğine dair değerlendirmelerde bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği’nin Ukrayna müzakerelerinde arabulucu rolü üstlenemeyeceğini çünkü arabuluculuk kurumunun mutlak bir tarafsızlık gerektirdiğini söyledi.

Eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder hakkında övgü dolu ifadeler kullanan Rusya Devlet Başkanı, “Gerhard Schröder, Almanya’nın yetiştirdiği en iyi devlet adamlarından biridir ve kendisine her konuda tamamen güvenilebilecek bir şahsiyettir” dedi.

Rusya’nın Avrupa ile diplomatik temaslardan hiçbir zaman kaçınmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:

“Biz Avrupa Birliği ile temas kurmaktan kesinlikle kaçınmıyoruz. Bizimle görüşmek isteyenlerin tek yapması gereken telefonu kaldırıp bizi aramaktır. Ancak diğer taraftan, Rusya’ya sahada stratejik bir yenilgi yaşatılması gerektiğini açıkça savunan aktörlere de güvenmemiz mümkün değildir. Rusya, Avrupa’ya enerji kaynakları göndermeyi hiçbir zaman durdurmamıştır; bu kaynakları almayı reddeden taraf bizzat Avrupa’nın kendisi olmuştur. Avrupa adına bizimle kimin müzakere yürüteceği konusu dışişleri bakanlıkları veya istihbarat servisleri düzeyinde ele alınabilir. Bu kanallardaki temaslarımız kesintisiz şekilde devam etmektedir. Avrupa’da, Rusya’nın kendi müzakereci adaylarını dikte ettiğine dair koparılan gürültüyü duyuyorum; ancak bizim kimseye bir şey dayattığımız yok. Almanya’da Moskova ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesini arzulayan tüm siyasi güçlerin yaklaşımını memnuniyetle karşılıyoruz.”

Avrupa Birliği’nin Ukrayna krizinin çözümüne katkı sunabileceğini ancak bunun ancak Anchorage mutabakatları çerçevesinde mümkün olabileceğini belirten Vladimir Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalamasına karşı olmadığını fakat birliğin askeri bir bloka dönüşmesine kesin olarak karşı çıktığını bildirdi.

Avrupa’da körüklenen Rusya tehdidi söylemlerine tepki gösteren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Avrupa’daki Rus tehdidi iddiaları, tamamen kendi halklarını korkutup manipüle etmek ve savunma bütçeleri için para koparmak amacıyla kurgulanmış bir provokasyondur. Avrupalı liderlerin artık bu sömürgeci yaklaşımı bir kenara bırakıp Rusya ile eşit şartlarda konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajlara değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hatların fiziki durumuna ve sevkiyat potansiyeline ilişkin şu bilgileri verdi:

“Kuzey Akım boru hatları havaya uçuruldu ancak hatlardan biri hala sağlam durumda ve bu hat üzerinden Almanya’ya doğal gaz sevkiyatını hemen yarın başlatabiliriz. Gazprom ile Alman ortakları arasında yürürlükte olan bir sözleşme zaten mevcuttur. Kuzey Akım-2 hattının çalışır durumdaki bu kolundan gaz akışını yeniden başlatmak için gerekli olan tek şey Berlin’in vereceği siyasi bir karardır. Ancak boru hattının geriye kalan bu kısmı da ABD yaptırımlarının hedefindedir; dolayısıyla sevkiyatın başlaması için Federal Almanya Cumhuriyeti yetkililerinin Washington’a başvurması gerekecektir. Biz Almanya’dan bu konuda net ve kesin bir yanıt bekliyoruz. Aksi takdirde bu gaz hacimlerini hızla diğer ülkelere yönlendireceğiz. Kuzey Akım-2 üzerinden Almanya’ya yılda 28 milyar metreküp gaz sağlama kapasitemiz bulunmaktadır.”

“Erivan’ın en kısa sürede referandum yapmasını talep ediyoruz”

Güney Kafkasya’daki gelişmelere ve Ermenistan ile ilişkilere değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’ın kendi dış politika ortaklarını seçme konusunda tam yetkiye sahip olduğunu ifade etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan hükümetinin dış politikada Avrupa standartlarını referans almasını egemen bir devletin doğal hakkı olarak gördüklerini belirten Vladimir Putin, buna karşın yaşanan bazı gelişmelerden duydukları rahatsızlığı da gizlemedi.

Ermenistan parlamentosunda Avrupa Birliği’ne katılım sürecini başlatacak yasa tasarılarının gündeme gelmesinin Rusya tarafında ciddi bir endişe yarattığını kaydeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şöyle konuştu:

“Rusya olarak Ermenistan yönetiminden, gelecekte hangi yöne doğru ilerlemek istediğini bir an önce netleştirmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda Erivan’ın en kısa sürede halkın iradesine başvurarak Avrupa Birliği mi yoksa Avrasya Ekonomik Birliği bünyesinde mi kalacağına dair bir referandum yapmasını talep ediyoruz. Ermenistan şu an Avrasya Ekonomik Birliği üyesidir ve bu birliğin ticaret ile ekonomi alanındaki yasal mevzuatı, Avrupa Birliği’nin kuralları ile uyuşmamaktadır. Elbette tarihsel süreç içerisinde Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği standartlarının birbiriyle uyumlu hale gelmesini çok isterim. Ancak Ermenistan hangi entegrasyon yolunu seçerse seçsin, Rusya kendisiyle olan ikili ilişkilerini her koşulda koruyacaktır.”

“Kazakistan ile ortak uranyum üretimine devam edeceğiz”

Rusya ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin son derece başarılı ve istikrarlı bir yükseliş grafiği sergilediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki müzakerelerde her zaman en çetin konuların bile açık yüreklilikle tartışıldığını vurguladı.

Rusya ile Kazakistan’ın ortak çıkarlar doğrultusunda uzlaşı noktaları bulma konusunda güçlü bir iradeye sahip olduğunu belirten Vladimir Putin, “İki ülkenin de temel amacı vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmektir. Bu doğrultuda Rusya ve Kazakistan, stratejik öneme sahip uranyum madenlerinin ortaklaşa çıkarılması ve işlenmesi faaliyetlerine kesintisiz olarak devam edecektir” dedi.

“Asya yönelimimiz güncel konjonktürden bağımsızdır”

Rusya ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ticaret hacminin göz kamaştırıcı bir boyuta ulaşarak 250 milyar dolar sınırına yaklaştığını belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekti.

Rusya’nın dış politikada Asya kıtasına yönelmesini geçici bir tercih olarak görmediğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rusya, Asya’ya yönelik adımlarını konjonktürel bir zorunlulukla atmamıştır; biz zaten Çin’in hem komşusu hem de doğal bir müttefikiyiz. Rusya ile Çin arasındaki dostane ilişkiler, üçüncü bir tarafa karşı cephe almak amacıyla değil, tamamen iki ülkenin karşılıklı çıkarları ve halklarının faydası doğrultusunda inşa edilmiştir. İki ülke arasındaki askeri işbirliği de köklü geleneklerimize dayanmaktadır ve dünyada yaşanan güncel siyasi krizlerden tamamen bağımsızdır. Çok yakında Rusya ve Çin, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası kamuoyunu yakından ilgilendirecek yeni büyük enerji anlaşmalarını hayata geçirerek dünyayı memnun edecektir.”

“Modi üzerinde baskı kurmaya çalışmak sonuçsuz bir çabadır”

Rusya ile Hindistan arasındaki ilişkileri “özel nitelikli ve ayrıcalıklı bir stratejik ortaklık” olarak tanımlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülkenin nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında çok sayıda yeni ortak projeyi hayata geçirmeye hazırlandığını bildirdi.

Rusya ile Hindistan arasındaki ikili ticaret hacminin önümüzdeki birkaç yıl içinde 100 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngören Vladimir Putin, tarafların çok daha iddialı hedeflere ulaşmak için gerekli tüm potansiyel ve kararlılığa sahip olduğunu aktardı.

Hindistan ile ABD arasındaki diplomatik ve ekonomik yakınlaşmanın Moskova-Yeni Delhi hattındaki ilişkilere herhangi bir gölge düşürmediğini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şunları kaydetti:

“Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Rusya ile yürüttüğü işbirliği de dahil olmak üzere pek çok konuda Hindistan üzerinde sistematik bir baskı kurmaya çalışmaktadır. Ancak Hindistan Başbakanı Narendra Modi üzerinde bu tür yöntemlerle baskı kurmaya çalışmak tamamen sonuçsuz bir çabadır; kendisi ülkesinin ulusal çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan güçlü bir liderdir. Rusya olarak biz hem Hindistan ile hem de ABD ile kendi çıkarlarımız doğrultusunda uzlaşma zeminleri bulabilecek diplomatik olgunluğa sahibiz. Hindistan ile savunma sanayisi alanında, özellikle de modern silah sistemlerinin ortak tasarımı ve üretimi konusunda aktif ortaklığımız kararlılıkla sürmektedir.”

“Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması şarttır”

Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mısır’ın bölgedeki barış ve istikrarın tesisi yönünde harcadığı diplomatik çabaları takdirle karşıladıklarını söyledi.

Filistin halkının yaşadığı insani trajedinin küresel gündemin öncelikli maddesi olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Vladimir Putin, Mısır’ın adil bir çözüm için bölge diplomasisine sunduğu katkının önemine işaret etti.

Mısır’ın Rusya için Ortadoğu’daki en öncelikli ortak olduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iki ülke arasındaki stratejik projeleri değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Mısır’da Rusya’nın teknolojik desteğiyle inşa edilmekte olan nükleer güç santralinin ilk ünitesinin 2028 yılında fiilen işletmeye alınmasını ümit ediyoruz. Ortadoğu’daki kronik krizlerin ve çatışmaların kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması şarttır. Diğer taraftan, İran çevresinde yaşanan son askeri ve siyasi gelişmeler, bölgedeki büyük ulaşım koridoru projemiz olan Kuzey-Güney Nakliyat Koridoru’nun hayata geçirilme hızını ne yazık ki yavaşlatmıştır. Rusya, İran nükleer krizi ve ilgili sorunların çözümünde kendi arabuluculuk hizmetlerini taraflara zorla dayatma niyetinde değildir; bizim bu konudaki yapıcı çözüm önerilerimiz tüm taraflarca zaten bilinmektedir.”

Rusya’nın geçmişte varılan mutabakatlar çerçevesinde İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu kendi topraklarına nakletmeye ve burada muhafaza etmeye hazır olduğunu yineleyen Vladimir Putin, “Bu nakledilen uranyum, gelecekte İran’ın barışçıl nükleer programlarında hammadde olarak yeniden kullanılabilir. Rusya, bölgede gerginliği düşürecek ve İran krizini kalıcı olarak çözüme kavuşturacak her türlü diplomatik formülü desteklemeye hazırdır. Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle küresel petrol fiyatlarında yaşanan yükselişlerin Rus enerji şirketlerine geçici mali faydalar sağladığı doğrudur; ancak bu durum tamamen konjonktürel bir dalgalanmadır. Rusya’nın bölgedeki savaştan çıkar sağladığı yönündeki iddialar ise kötü niyetli birer spekülasyondan ibarettir” dedi.

“Ekonomimiz tüm Avrupa ülkelerini geride bıraktı”

Batı dünyasının uyguladığı kapsamlı yaptırımlara rağmen Rusya ekonomisinin gösterdiği direnci verilerle ortaya koyan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin finansal sağlığını korumak adına makroekonomik düzeyde çok ciddi kararlar aldıklarını açıkladı.

Hükümetin ve Rusya Merkez Bankası’nın enflasyonu dizginlemek adına uyguladığı sıkı para politikalarının olumlu sonuçlar verdiğini belirten Vladimir Putin, Rusya ekonomisinin büyüme trendini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti.

Rusya ekonomisinin çöküşüne dair yapılan analizlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu açıklamaları yaptı:

“Batı medyasında ve siyasi çevrelerinde Rusya ekonomisinin öldüğüne dair yayılan iddialar fazlasıyla abartılı ve gerçek dışıdır. Hükümetimiz tarafından makroekonomik dengeleri yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla bir dizi radikal ve kararlı önlem uygulamaya konulmuştur. Bu doğrultuda, ekonomide yapısal reformları gerçekleştirmek ve finansal sağlığımızı uzun vadeli güvence altına almak adına bilinçli olarak bir miktar ekonomik soğuma sürecini göze aldık. Aldığımız bu tedbirlerin meyvesini topluyoruz; halkımızın reel gelirlerinde düzenli bir artış yaşanmakta ve enflasyon oranlarımız hedeflediğimiz sağlıklı seviyelere doğru kademeli olarak gerilemektedir. Rusya ekonomisi, satın alma gücü paritesi bakımından tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi konumuna yükselmiştir.”

“Görev sürem hakkında konuşmak için henüz çok erken”

Gelecekteki siyasi planlarına ve Rusya’daki başkanlık seçimlerine değinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, görev süresiyle ilgili anayasal haklarına işaret etti.

Rusya Federasyonu Anayasası’nın kendisine 2030 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olma hakkını tanıdığını hatırlatan Vladimir Putin, ancak şu an için bu konuyu gündeme getirmenin öncelikli olmadığını belirtti.

Rusya’nın önünde çözülmesi gereken çok sayıda stratejik ve acil mesele bulunduğunun altını çizen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Benim 2030 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olup olmayacağım konusunu bugünden konuşmak için henüz çok erkendir. Rusya Federasyonu Anayasası bana bu hakkı açıkça tanımaktadır ancak şu an ülkemizin önünde duran çok büyük, hayati ve çözülmesi gereken akut sorunlar mevcuttur. Bir devlet adamı olarak benim ve ekibimin temel görevi, gelecekteki yeniden seçilme planlarını veya kişisel kariyer hesaplarını düşünerek hareket etmek değil; ülkemizin karşı karşıya olduğu bu devasa meseleleri kararlılıkla çözüme kavuşturmaktır.”

Rusya

Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk Karadağ’da gözaltına alındı

Yayınlanma

Rus Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk ve ekibi, Karadağ’da AB entegrasyonu belgeseli çekme şüphesiyle yürütülen polis operasyonunda gözaltına alındı. Operasyonun Risan kentinde düzenlendiği ve Zvinçuk’un eşi dahil beş kişinin alıkonulduğu aktarılırken, ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce proje yöneticileri hakkında 10 milyon dolarlık bilgi ödülü duyurmuştu.

Rusya merkezli “Rıbar” (Rybar) adlı Telegram kanalının kurucusu Mihail Zvinçuk ve beraberindeki çalışanlar Karadağ’da gözaltına alındı.

Karadağ’da yayımlanan Vijesti gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Zvinçuk, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu ile bu sürecin Karadağ turizmi ve ekonomisi üzerindeki etkilerine dair çekim yaptığı şüphesiyle alıkonuldu.

Haberde, Rıbar temsilcilerinin Karadağ’ın vize politikasını AB standartlarına uyarlama kararı üzerine bir belgesel çekmeyi planladığı kaydedildi.

Haberde ayrıca Karadağ istihbarat birimlerinin proje temsilcilerinin ülkeye gelişinden haberdar olduğu ve ekibi birkaç gün boyunca takip ettiği aktarıldı.

Operasyonun Karadağ polisi ile Ulusal Güvenlik Ajansı işbirliğinde yürütüldüğü bildirildi.

Zvinçuk ve beraberindekilerin 9 Ekim sabahı Karadağ’ın Risan kentinde gözaltına alındığı belirtildi.

Yakalananlar arasında Zvinçuk’un eşi ve projenin çalışanı Valeriya Zvinçuk ile üç kişinin daha yer aldığı kaydedildi.

Rıbar ekibi suçlamaları reddetti

Rıbar ekibi, kurucuları dahil Rus vatandaşlarının gözaltına alındığını doğrulayarak ülkede yasal gerekçelerle kaldıklarını ve yerel yasaları ihlal etmediklerini açıkladı.

Proje temsilcileri, Çetinye Manastırı’nda çekim yapmayı planladıklarını ve bunun için önceden resmi başvuruda bulunduklarını ifade etti. Ekip, Rusya Dışişleri Bakanlığı ile iletişim halinde olduklarını ve gözaltındakilerin serbest bırakılmasını beklediklerini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Karadağ’daki Rusya Büyükelçiliğinin olayın ayrıntılarını araştırdığını bildirdi.

Bünyesinde Telegram kanalı, Rutube kanalı ve VKontakte topluluğu barındıran Rıbar projesi, internet sitesinde hedefini “Basit ve etkili bir şekilde bilgi savaşı yürütmeyi ve Rusya’yı doğru taraftan göstermeyi biliyoruz” ifadeleriyle tanımlıyor.

Şirketleşme adımı Mart 2023’te atılan “Rıbar” limited şirketinin genel müdürü ve kurucu ortağı Mihail Zvinçuk olurken, eşi Valeriya Zvinçuk da üç kurucu ortaktan biri olarak kayıtlarda yer alıyor.

Şirketin ana faaliyet alanı reklam ajansı hizmetleri, gazete basımı ve diğer matbaacılık faaliyetleri olarak belirtiliyor.

ABD ve İngiltere’nin yaptırım listesindeydi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2024’te Rıbar ile bağlantılı kişilerin tespit edilmesini veya yerlerinin belirlenmesini sağlayacak bilgiler için 10 milyon dolara kadar ödül koymuştu.

Yayımlanan listede Mihail Zvinçuk’un yanı sıra kurumun “kreatif direktör” olarak tanımladığı Valeriya Zvinçuk da yer almıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, projenin “ABD seçimlerine müdahale faaliyetlerinde yer aldığını” kaydetmişti.

İngiltere yönetimi ise 9 Aralık 2025’te Zvinçuk ile Rıbar projesine yönelik yaptırım kararı almış, Temmuz 2026’da kısıtlamaları projenin 10 yönetici ve çalışanını kapsayacak şekilde genişletmişti. Yaptırımlar varlıkların dondurulmasını ve seyahat yasağını kapsıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Ryabkov: ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakere planı gündemde değil

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Ukrayna ile savaşı sonlandırmaya yönelik ABD arabuluculuğundaki üçlü müzakereleri yakın zamanda başlatma planlarının olmadığını duyurdu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çatışmanın stratejik çıkmaza girdiğini ve diplomatik çözüm ihtimalinin görünmediğini belirtti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile savaşı sonlandırmaya yönelik müzakereleri yakın zamanda yeniden başlatma planlarının olmadığını açıkladı.

RIA Novosti’nin aktardığına göre Ryabkov, “Bugün itibarıyla bu formatta temas kurmaya yönelik güncel bir plan yok. Bundan sonrasının nasıl gelişeceği bize bağlı değil” ifadelerini kullandı.

Üçlü çözüm görüşmelerinin durmasından Ukrayna’yı sorumlu tutan Ryabkov, Moskova’nın bu tür temaslara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Gelişmenin öncesinde perşembe günü açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın “stratejik çıkmaza” girdiğini ve krizin diplomatik yollarla çözülme ihtimalinin şu aşamada “görünmediğini” belirtti.

Mevcut durumun “çatışmanın tırmanması” riskini barındırdığına dikkati çeken Rubio, sürecin diğer ülkeleri de içine çekerek daha geniş çaplı bir gerilime dönüşebileceği uyarısını dile getirdi.

Rubio, buna karşın ABD’nin barış anlaşmasına varılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu aktardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 25 Eylül’de yaptığı açıklamada Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlamasına dair önerilerin masada olduğunu belirtmiş, ancak Devlet Duması seçimlerinin ana gününden önceki gece düzenlenen geniş çaplı insansız hava aracı saldırısı nedeniyle verilecek karşılığı değerlendirmesi gerekeceğini söylemişti.

Oylamanın ardından diyaloğa dönmeye hazır olduklarını öne süren Putin’in yanı sıra Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Moskova’nın ekim ayında ABD’nin katılımıyla üçlü bir toplantı yapılmasını beklediğini duyurmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov da aynı formatta görüşmelerin ekim ayında düzenleneceğini bildirmişti.

Yaptırımlar ve diplomasi trafiği temasları tıkadı

Söz konusu müzakere sürecinin seyri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya yönelik ağır yaptırım yasasını onaylamasıyla değişti.

Peskov, kararın çözüm arayışlarını zorlaştırdığını ve barış odaklı müzakere zeminine dönüş için koşulların ortadan kalktığını ifade etti.

Savaşın sona erdirilmesine yönelik üçlü temaslar 2026 yılının ocak ve şubat aylarında iki kez Abu Dabi’de, bir kez de Cenevre’de düzenlendi. Hem İsviçre hem de BAE, diplomatik görüşmeler için yeniden ev sahipliği yapabileceklerini duyurdu.

Görüşmeleri sonbaharda yeniden başlatmak isteyen ABD’de Başkan Trump, eylül ayı başında temsilcileri Steve Witkoff ile Jared Kushner’ı Moskova ve Kiev’e gönderdi.

Financial Times’ın haberine göre temaslarda belirgin bir ilerleme kaydedilemedi; Putin Ukrayna’dan Donbass’ı teslim etmesini istemeyi sürdürürken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy bu şartı reddetti.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar da Putin’in tutumunu yumuşatma eğilimi göstermediğini, aksine Ukrayna’yı teslim olmaya zorlamak amacıyla ülkenin enerji ve ısıtma altyapısına yönelik saldırıları artırma kararı aldığını öne sürdü.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus ekonomistler Merkez Bankasının faiz indirimi takviminde ayrıştı

Yayınlanma

Rusya’da ekonomistler, Merkez Bankasının politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tutarak indirim sürecine ara vermesinin ardından atılacak adımların zamanlaması konusunda görüş ayrılığı yaşadı. Uzmanlar mevcut kredi dinamiklerini, enflasyon beklentilerini ve aranın süresine bağlı olarak reel faizlerin yüzde 10 ila 11 düzeyine çıkma olasılığını tartıştı.

Rusya’da düzenlenen “Gerçek Gelecek” adlı yatırım forumunda bir araya gelen ekonomistler, Rusya Merkez Bankasının politika faizini indirme sürecine verdiği aranın ne kadar sürmesi gerektiği konusunda farklı görüşler dile getirdi.

Sberbank Başkan Yardımcısı Taras Skvortsov, Merkez Bankasının faiz indirimlerine uzun bir ara vermemesi gerektiğini belirtirken, İktisadi Bilimler Fakültesi Profesörü Oleg Vyugin bu aranın şubata kadar korunmasını önerdi.

Tretiy Rim Makroekonomik Araştırmalar Merkezi Başekonomisti Grigoriy Çepkov ise bekleme süresinin uzamasının ekonomik büyüme açısından riskler doğurabileceğine işaret etti.

Sberbank: Kredi artışı kalıcı değil, faiz indirimine ara verilmemeli

Mevcut kredi büyüme hızının kalıcı bir artış olarak görülmemesi gerektiğini savunan Skvortsov, temmuz ayında tüzel kişilere verilen kredilerdeki yaklaşık iki katlık artışın, büyük ölçüde tek bir banka içinde bankalar arası kredilerden şirket kredilerine aktarılan yaklaşık 1 trilyon rublelik borçtan kaynaklandığını ifade etti.

Skvortsov, konut kredilerinde ağustos ve eylül aylarında görülen büyümenin önemli bir bölümünün de “Aile İpoteği” programının koşullarında beklenen değişikliklerle ilişkili olduğunu bildirdi.

Merkez Bankasının bu ayrıntıları inceleme imkanı olduğunu kaydeden Skvortsov, mevcut politika faizinin genel olarak ekonomi için çok yüksek kaldığını ve uzun aralar verilmemesi gerektiğini söyledi.

Bütçe gerçekleşmeleri ve enflasyon baskısı farklı stratejiler doğuruyor

Bütçe planının nasıl uygulanacağını görmek amacıyla faiz indirimine verilen aranın şubata kadar sürdürülmesini öneren Vyugin, gelecek yılın ilk çeyreğinin durumu değerlendirmek için bir başlangıç noktası olacağını belirtti.

Vyugin, yüksek enflasyon beklentileri nedeniyle faizi indirmenin mümkün görünmediğini, aynı zamanda faiz artırımı için de yeterince güçlü gerekçeler bulunmadığını ifade ederek en iyi tercihin gelecek yılın ilk çeyreğindeki eğilimi görmek olduğunu kaydetti.

Merkez Bankasının verdiği arayı haklı gördüğünü ancak sürecin uzamasının orta vadede uzun vadeli ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini belirten Çepkov, genel enflasyonun yarısından fazlasının arz şoklarından kaynaklandığını ve ekonominin bu şoklarla başa çıktığını ifade etti.

Bu tür arz şoklarının ek bir parasal sıkılaşma gerektirmediğini dile getiren Çepkov, faizin yüzde 14 seviyesinde tutulması durumunda reel faizlerin mevcut yüzde 7,5 düzeyinden yüzde 10 ila 11 aralığına yükselebileceğini ve Merkez Bankasının gecikmemesi gerektiğini vurguladı.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 14 düzeyinde bırakmıştı. Bu adım, Nisan 2025’ten bu yana faizin sabit tutulduğu ilk karar oldu.

Banka, Haziran 2025 ile Temmuz 2026 döneminde art arda düzenlenen 10 toplantının tamamında faiz indirimine gitmişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında yönetim kurulunun indirim seçeneğini ele almadığını, yalnızca faizin sabit tutulmasını değerlendirdiğini belirtmişti.

Bankanın 2027-2029 dönemine ilişkin para politikası taslağındaki temel senaryoya göre, 2027 yılında ortalama politika faizinin yüzde 10,5 ila 12,5 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English