Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin, Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan’a yazdı

Yayınlanma

Editörün notu: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Vietnam’a geçti. Putin, Vietnam’ı bir önceki ziyaretini 2017 yılında gerçekleştirmişti.

Rus heyetinde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Başbakan Yardımcısı Dmitriy Çernişenko, Sanayi ve Ticaret Bakanı Anton Alihanov, Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin, Rosatom CEO’su Aleksay Lihaçov, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Direktörü Kirill Dmitriyev ve enerji devi Novatek’in CEO’su Leonid Mihelson yer aldı.

Putin halihazırda Vietnam Devlet Başkanı Tho Lam ile görüştü ve liderler, ‘Dostane İlişkilerin Temellerine Dair Rusya-Vietnam Anlaşmasının Uygulanmasının 30. Yıldönümü Bağlamında Kapsamlı Stratejik Ortaklığın Daha da Derinleştirilmesine İlişkin’ bir bildiri imzaladı. Rusya lideri, ziyaretin arifesinde Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan‘da, iki ülke arasındaki ilişkileri ele alan bir makale kaleme aldı. Makalenin tam metnine, Kremlin’in resmi internet sitesinde yer verildi.


Rusya ve Vietnam: Zamanla sınanmış dostluk

Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ne beşinci ziyaretimin arifesinde, Rus-Vietnam ortaklığının tarihsel, mevcut durumu ve geleceğine ilişkin görüşlerimi yetkili ve etkili bir yayın olan Nyan Zan‘ın sayfalarında paylaşmak istiyorum.

Vietnam’a yapacağımız ziyaretin, Rusya-Vietnam Dostluk İlişkilerinin Temelleri Anlaşmasının imzalanmasının 30. yıldönümünün kutlandığı günlerde gerçekleşecek olması manidardır. Bu stratejik belge, ikili ilişkilerin tüm yelpazesinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi konusuna geniş fırsatlar yaratmıştır. Bu, yeni bir tarihsel aşamada, ilişkilere güçlü bir ivme ve artan dinamikler kazandırmıştır.

Vietnam halkının büyük bir evladı ve ülkemizin büyük bir dostu olan Ho Chi Minh, ikili işbirliğimizin kökeninde yer almaktadır. Rusya, anayurdunun egemenliğini ve hürriyetini her zaman kararlı ve sarsılmaz bir şekilde savunan bu seçkin yurtsever, siyasetçi ve devlet adamının anısının önünde saygıyla eğilmektedir. Geçtiğimiz yıl, Vietnam’ın ilk devlet başkanının Rusya’nın Kuzey Başkentine yaptığı ziyaretin 100. yıldönümü onuruna St. Petersburg’da anıtının dikildiğini belirtmek isterim.

Ülkemiz, Vietnam halkının yabancı işgalcilere karşı verdiği kahramanca mücadeleye kayda değer yardımlarda bulunmuştur. Zaferden ve Vietnam topraklarının işgalcilerden tamamen kurtarılmasından sonra Sovyet inşaatçılar, mühendisler, doktorlar, pedagoglar, bilim insanları, Vietnam’ın ülkeyi yeniden inşa etmesine yardımcı olmuşlardı. Ülkenin ekonomik ve savunma potansiyelini geliştirmek, öncelikli sosyal sorunları çözmek adına çok şey yapmışlardı.

Dostluk ve karşılıklı yardımlaşmaya ilişkin bu tür zaman içinde sınanmış gelenekler, kapsamlı stratejik ortaklığa dayalı ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi için sağlam bir temel teşkil etmektedir.

Vietnam, çok kutuplu bir dünya mozaiğinde eski, canlı ve nev-i şahsına münhasır bir medeniyettir. Hanoi, uluslararası arenada bağımsız bir dış politika izlemektedir ve uluslararası hukuka, tüm devletlerin eşitliği ve içişlerine karışmama ilkelerine dayalı adil bir dünya düzeninin güçlü bir destekçisidir.

Ülkelerimizin uluslararası gündemdeki güncel konulara benzer ya da yakın yaklaşımlar sergilemesini son derece takdir ediyoruz. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere önemli çok taraflı forumlarda yakın işbirliği içerisindeyiz. Asya-Pasifik bölgesindeki duruma ilişkin benzer değerlendirmelerimiz var. Kapsayıcı ve ayrımcı olmayan bir temelde eşit ve bölünmez Avrasya güvenliğinin yeni mimarisinin şekillendirilmesinde Viet Nam’ı benzer düşünen bir ortak olarak görüyoruz.

Vietnamlı dostlarımıza Ukrayna krizi konusunda sergiledikleri dengeli tutum ve bu krizin barışçıl yollarla çözülmesi için gerçekçi yolların aranmasını teşvik etme çabaları için müteşekkiriz. Tüm bunlar ilişkilerimizin ruhu ve fıtratıyla tamamen uyumludur.

Her iki ülkenin de karşılıklı ticaretin derinleştirilmesine ve yatırımların teşvik edilmesine sürekli olarak ciddi önem vermesi önemlidir. Örneğin Rusya’nın istatistiklerine göre, ikili ticaret cirosu 2023 yılında yüzde sekiz ve bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre üçte birden fazla artmıştır. Vietnam’a gıda, mineral, makine ve ekipman ihraç ediliyor. Hazır giyim, meyve, sebze ve diğer tarım ürünleri de dahil olmak üzere birçok Vietnam malı Rusya pazarında tüketicisini bulmaktadır. Avrasya Ekonomi Birliği ile Vietnam arasında 2015 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması bu olumlu eğilimleri pekiştirmeye ve geliştirmeye yardımcı olmaktadır.

İki ülke işlemlerini kendi ulusal para birimleri olan Rus rublesi ve Vietnam dongu ile gerçekleştirebiliyor. Geçen yıl bu tür işlemlerin payı ikili ticaret hacminin yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyordu. Bu yılın ilk çeyreğinde ise bu oran neredeyse yüzde 60’a ulaştı. Bu durum, uluslararası ticaret ve yatırımlarda büyük ölçüde uzlaşılmış para birimlerinin kullanımından kademeli olarak vazgeçilmesi yönündeki küresel eğilimle uyumludur. 2006’da açılış törenine katıldığım Vietnam-Rusya Ortak Bankası, güvenilir mali anlaşmaların sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bankanın çalışmalarını sürdürmesini ve iki ülke arasındaki iktisadi işbirliğinin derinleştirilmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmasını bekliyoruz.

Enerji sektörü, ikili işbirliğinin stratejik açıdan önemli bir alanı olmaya devam etmektedir. Kırk yılı aşkın bir süredir Vietnam kıta sahanlığında sahalar geliştiren Vietsovpetro ortak girişimi yüksek verimlilik göstermektedir. Yıllar boyunca üretilen petrol hacmi 250 milyon tonu aşmıştır. 2008’de kurulan bir ortak girişim şirketi olan Rusvietpetro, Rusya’nın Nenets Özerk Okrugu’nda başarıyla faaliyet göstermektedir. Uzak Kuzey’in zorlu koşullarında 35 milyon tondan fazla petrol çıkarmıştır. Buna karşılık Gazprom, Vietnam’da doğalgaz üretiyor ve bir başka büyük Rus şirketi olan Novatek de Vietnam topraklarında LNG projeleri yürütmeyi planlıyor.

Rosatom’un desteğiyle Vietnam’da bir nükleer bilim ve teknoloji merkezi kurma girişimi değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Rus devlet şirketinin, insan kaynakları potansiyelinin güçlendirilmesi de dâhil olmak üzere, ulusal nükleer enerji endüstrisinin inşasında Vietnamlı ortaklarına yardımcı olmaya genel olarak hazır olduğunu belirtmek isterim.

Ülkemiz geleneksel olarak Vietnam’ın hidroelektrik potansiyelinin geliştirilmesine büyük katkı sağlamıştır. Örneğin Rusgidro, Vietnam nehirleri üzerindeki hidroelektrik tesislerinin yeniden inşası ve kapasite artırımına katılmakla ilgilenmektedir.

Da Nang’da, Rus GAZ marka motorlu araçların montajını yapan GAZ-Thanh Dat ortak girişimi faaliyetlerini geliştirmektedir.

Vietnamlı yatırımcıların da Rusya pazarında çalışmak için geniş fırsatları daha aktif bir şekilde kullanmasını bekliyoruz. Bunu, örneğin, Moskova ve Kaluga oblastları ile Primorskiy Krayı’nda süt işleme tesisleri inşa eden Vietnamlı şirket TH Group yapıyor.

Ve tabii ki eğitim alanında uzun yıllara dayanan ikili işbirliği geleneğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Geçtiğimiz on yıllar boyunca, çeşitli alanlarda on binlerce Vietnamlı uzman ülkemizde eğitim gördü ve niteliklerini artırdı ve birkaç bin kişi de akademik derece aldı. Bu alandaki ortaklığa daha fazla önem vermeye devam etme niyetindeyiz. Vietnam vatandaşlarını Rusya üniversitelerinde, masrafları federal bütçe tarafından karşılanmak üzere eğitmeye devam edeceğiz. Öğrenci değişimini teşvik etmek, ortak akademik projeler ve programlar başlatmak için elimizden geleni yapacağız. Ülkelerimiz arasındaki bu tür olumlu işbirliğinin canlı bir örneği, uzun yıllardır uygulamalı ve temel araştırmaların yürütüldüğü Rusya-Vietnam Tropikal Araştırma ve Teknoloji Merkezi’nin çalışmalarıdır.

Doğal olarak insani temaslarımızı daha da geliştireceğiz. Pek çok Vietnamlının Rus müziğini, edebiyatını ve sinemasını anladığını ve sevdiğini biliyorum. Ve Rusya’da orijinal Vietnam sanatına gerçek bir ilgi gösteriyorlar. Önümüzdeki ayın başlarında düzenlenmesi planlanan Rusya’da Vietnam Kültür Günleri, bu kültürü daha iyi tanımalarına yardımcı olacaktır.

Turizm şüphesiz halklarımız arasındaki karşılıklı anlayışın derinleşmesine katkıda bulunmaktadır. Vietnam, uzun zamandır Ruslar açısından popüler tatil destinasyonlarından biri haline gelmiştir ve Vietnam vatandaşları ülkemizin cazibesinden her zaman etkilenmişlerdir. Doğrudan uçuşların sayısının artması, karşılıklı turist akışının yoğunlaşmasına yardımcı olacaktır.

Vietnamlı dostlarımızla birlikte ikili bağlar kurmaya, halklarımızın yararına, bölgede ve bir bütün olarak dünyada istikrar ve refahın yararına işbirliğini geliştirmeye devam edeceğiz. Ülkelerimizin en iyi dostluk, karşılıklı güven ve karşılıklı yardım geleneklerine dayanarak, belirlenen tüm iddialı hedeflere ulaşacaklarından eminim.

Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti halkına barış, esenlik ve refah diliyorum.

Diplomasi

Alman Sanayi Federasyonu’nun ‘Çin Şoku 2.0’ uyarısına Çin’de yanıt: Kendi sorunlarınızı dışsallaştırmayın

Yayınlanma

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Çin’le ilişkilerde giderek büyüyen sorunların Alman sanayisini tüm sektörlerde ağır biçimde etkilediğini ve ülkenin bir “Çin Şoku 2.0” yaşadığını bildirildi. Çinli bir uzman ise Almanya’nın kendi sorunlarıyla yüzleşmesi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini belirterek, iç yapısal sorunları dışsallaştırmanın gerçek bir çözüm sağlamayacağını ve Çin ile Almanya arasında kazan-kazan esasına dayalı işbirliğini de geliştirmeyeceğini söyledi.

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi pazartesi günü yayımladığı haberde, BDI İcra Kurulu Başkanı Tanja Gönner’in Alman Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada, federasyonun rakip olarak Çin’le ilgili giderek artan sorunlar gördüğünü söylediğini aktardı.

Gönner, Çin’in “kritik ham maddelerde bağımlılık, önemli ölçüde düşük değerlenmiş para birimi ve devlet kaynaklı kapasite fazlası” gibi unsurlar üzerinden sanayi üzerinde büyük bir etki yarattığını ileri sürdü. Gönner’e göre bunlara, Çin’in kilit teknolojilerde küresel pazar lideri olma hedefi de ekleniyor.

Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz 20 yıl boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin otomotiv ve makine gibi sektörlerdeki şirketleri, Çin’in açık pazarından, eksiksiz tedarik zincirlerinden ve nispeten düşük maliyetlerinden yararlanarak kâr elde etti,” dedi.

Jian, Çin’in sanayisini geliştirmesi ve elektrikli araçlar ile fotovoltaik gibi alanlarda rekabet gücü kazanmasının ardından Almanya dahil Avrupa ülkelerinin normal piyasa rekabetini “şok” ve “tehdit” olarak tanımlamaya başladığını kaydetti.

Çin Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Akademisi araştırmacısı Zhou Mi ise pazartesi günü Global Times’a verdiği demeçte, “Çin, kritik ham maddeler alanında kesintisiz yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürdü. Çin’in teknolojik avantajları ve kurallara uygun ihracat kontrolleri birer engel teşkil etmiyor. Bu konuyu abartarak Çin’e kendi yönetim sistemlerinden vazgeçmesi için baskı yapmak makul değildir,” ifadelerini kullandı.

Zhou, döviz kurlarının esas olarak piyasa ve ekonomik temeller tarafından belirlendiğine işaret ederek, “para biriminin düşük değerlendiği” iddiasının daha da dayanaksız olduğunu savundu.

Zhou’ya göre Çin, “kapasite fazlası” meselesine ilişkin birçok kez açıklama yaptı ve konuyu sistematik biçimde izah eden bir beyaz kitap yayımladı: “Sözde kapasite fazlası hükümet tarafından yaratılmış değil. Belirli dönemlerde ve özel piyasa koşullarında arz ile talep arasında geçici bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ancak bu tür dengesizliklerle ticari engeller oluşturarak veya tehditlere başvurarak değil, bilgi paylaşımını güçlendirerek ve şeffaflığı artırarak birlikte mücadele edilmesi gerekiyor.”

BDI, 2019’un başında yayımladığı bir politika belgesinde Almanya’nın Çin politikasının yeniden yönlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Belgede, piyasa ekonomisinin “daha dayanıklı” hale getirilmesi gerektiği belirtilmişti. Çin bir ortak olarak tanımlanmakla birlikte, giderek daha fazla sistemik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştı. FAZ’ın aktardığına göre Alman hükümetinin 2023 tarihli Çin Stratejisi’nde Çin, ortak, rakip ve sistemik hasım olarak tanımlandı.

Jian, Almanya’nın önde gelen sektörlerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak uzmana göre Alman sanayisinin rekabet gücündeki göreli gerilemenin temel nedeni; yüksek enerji maliyetleri, aşırı düzenlemeler ve inovasyonu pratik sonuçlara dönüştürmedeki düşük verimlilik gibi iç yapısal sorunlarda yatıyor.

Jian, “Bu iç yapısal sorunları dışsallaştırmak, sorunların gerçek anlamda çözülmesine yardımcı olmaz,” dedi.

FAZ’ın haberinde Gönner, Avrupa’nın Çin karşısında daha iddialı olması gerektiğini, ancak kendisini Çin’den tamamen soyutlamaması gerektiğini söyledi.

Gönner, “Kendimizi nasıl savunabileceğimizi değerlendirirken aynı zamanda birçok alanda kurallara dayalı düzeni korumaya çalışmalıyız,” ifadelerini kullandı.

Bloomberg geçen hafta, Almanya’nın Çin’in tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit etmeye çalıştığını ve olası bir Almanya-Çin ticaret savaşında bu bilgileri baskı aracı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti.

Jian, Almanya’nın çok taraflılığı ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarını savunduğunu iddia ederken tek taraflı ticaret araçlarına başvurmaya çalıştığını söyledi. Uzman, bunun uzun vadede yalnızca Alman sanayisinin içinin boşalmasını hızlandıracağını belirtti. Çünkü gerçekten rekabetçi şirketler, kaynakların dünya genelinde en uygun şekilde dağıtılabileceği yerleri aramaya devam edecek.

Çin’deki Alman Ticaret Odasının inovasyon raporuna göre, otomotiv sektöründeki şirketlerin yüzde 81’i, araştırma-geliştirme çalışmalarını Çin’de yerelleştirmelerinin son iki yıldaki gelişim hızlarını artırdığını belirtti. Şirketlerin yüzde 79’u Çin’de yerelleştirilen araştırma-geliştirme faaliyetlerinin Almanya’ya kıyasla maliyetlerini azalttığını söylerken, yüzde 70’i Çin’deki inovasyon ortaklıklarının ek maliyet tasarrufu sağladığını ifade etti.

Jian, Çin-Almanya ilişkilerinin uzun süredir kapsamlı stratejik ortaklık çerçevesinde karşılıklı fayda ve kazan-kazan esasına dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu, iki ülke arasındaki rekabetin ise piyasa ekonomisinin olağan bir unsuru olduğunu belirtti.

Jian’a göre kilit nokta, ikili rekabeti bir tehdit olarak görmek ve sorunları daha da karmaşık hale getirecek tek taraflı, hedefe yönelik tedbirlere başvurmak yerine, rekabete akılcı ve nesnel bir tutumla yaklaşmak.

Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna, 2022’den bu yana en zorlu kışına hazırlanıyor

Yayınlanma

CNBC kanalına konuşan Ukraynalı yetkililer, hava savunma sistemlerindeki eksiklikler ve enerji altyapısına yönelik artan tehditler nedeniyle ülkenin 2022’den bu yana en zorlu kış sezonuna hazırlandığını bildirdi. Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında enerji tesislerine yönelik saldırılarını artırmasını beklerken füze mühimmatı temininde ve yerli savunma teknolojilerinde ciddi güçlüklerle karşılaşıyor.

Ukraynalı yetkililer, insansız hava aracı üreticileri ve güvenlik uzmanları, yaklaşan kış mevsiminin çatışmaların başladığı 2022 yılından bu yana ülke için en ağır dönem olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

CNBC’nin haberine göre Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırmasını bekliyor.

Ülkede hava savunma araçlarının, özellikle de ABD yapımı Patriot sistemleri için kullanılan önleme füzelerinin yetersizliği endişe yaratıyor.

Ukraynalı insansız hava aracı üreticisi Fire Point şirketinin başkanı Irina Tereh, CNBC’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’nın tehdidin boyutunu gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Tereh, Ukraynalı şirketlerin kendi füze savunma teknolojilerini geliştirmek için çalışmaları hızlandırdığını, ancak bu tür sistemlerin oluşturulmasının genellikle onlarca yıl aldığını ifade etti.

Tereh, bu nedenle söz konusu görevin ısıtma sezonu başlamadan tamamlanmasının imkansız olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ABD’ye karşı kullanılma endişesi gerekçesiyle Kiev’e Patriot lisansı verme fikrinden vazgeçtiğini bildirdi.

ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Mike Turner ise ABD ile Ukrayna’nın şu anda Kiev’e teknoloji transferi konusunda görüşmeler yürüttüğünü kaydetti.

CNBC’nin aktardığına göre Ukraynalı yetkililer bir yandan enerji tesislerinin korumasını artırırken, diğer yandan yakıt ile ekipman stoku oluşturuyor.

Kiev yönetimi aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) 90 milyar euroluk finansal destek programından aktarılacak kaynaklar da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklarından ek finansman temin etmeyi hesaplıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, temmuz ayı sonunda vatandaşlara “çok zorlu bir kışa” hazırlanma çağrısında bulunarak, sürecin sonucunun hem Kiev’in adımlarına hem de Batılı müttefiklerin desteğine bağlı olacağını vurguladı.

Zelenski, Serhiy Koretskiy’nin başbakan olarak atanmasını, yeni hükümet başkanının enerji konularına hakim olması ve ülkenin soğuk hava şartlarına hazırlanmasını sağlaması gerekliliğiyle açıkladı.

Gelecek kışın öncekilerden daha ağır geçebileceği yönündeki değerlendirmeler daha önce Başbakan Koretskiy, Enerji Bakanı Denıs Şmıhal ve Çernihiv Bölgesel Yönetimi Başkanı Vyaçeslav Çaus tarafından da dile getirildi.

Yetkililerin açıklamalarına göre Ukrayna’nın 10 gigavattan fazla üretim kapasitesini restore etmesi, yaklaşık 3 gigavatlık yeni merkezsiz üretim tesisi kurması, enerji altyapısının korunmasını güçlendirmesi ve yeraltı depolarındaki gaz stokunu yaklaşık 14,6 milyar metreküpe çıkarması gerekiyor.

Geçen kış Ukrayna’da elektrik ve ısıtma sunumunda kesintiler yaşandı. Bazı bölgelerde elektrik kesintileri günde 12 ila 16 saat sürerken, bazı yerleşim yerleri günlerce ısıtmasız kaldı.

Zelenski, ocak ayında yaptığı açıklamada Ukrayna enerji sisteminin ülkenin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 60 kadarlık bölümünü karşılayabildiğini, gerekli olan 18 gigavatlık üretim kapasitesine karşılık sistemin yaklaşık 11 gigavat üretebildiğini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Yayınlanma

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.

Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.

Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.

Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.

Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.

Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi

The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.

Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.

Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.

Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.

Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.

Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.

Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.

Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor

Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.

Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.

Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.

Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English