Bizi Takip Edin

AVRUPA

Rheinmetall, Alman ordusundan 260 milyon avroluk ihale aldı

Yayınlanma

Alman silah şirketi Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, hem yurt içinde hem de yurt dışında askerlerin yeniden konuşlandırılması sırasında lojistik destek sağlamak üzere Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) ile bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Avrupa’nın en büyük mühimmat üreticisi, Alman ordusu ile 260 milyon avro (271 milyon dolar) değerindeki çerçeve anlaşmanın üç yıl geçerli olduğunu ve 2029 sonuna kadar uzatılabileceğini söyledi.

Sözleşme kapsamında Rheinmetall, ulusal savunma gereksinimleri ve karşılıklı savunma yükümlülükleri doğrultusunda belirtilen hizmetleri sağlayacak. Böylece şirket, kuvvetlerin yeniden konuşlandırılması için sunduğu lojistik destek hizmetlerini genişletmiş oluyor.

Sipariş, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı sektöre yatırımı artırmaya çağırması ve askeri harcamalarda artış beklentilerini artırmasının ardından Avrupalı savunma gruplarına olan ilginin arttığı bir dönemde geldi.

Ukrayna savaşından bu yana yaklaşık on kat yükselen Rheinmetall hisseleri dün de %0,7 artış gösterdi.

Rheinmetall, anlaşmanın Bundeswehr’e hizmet sağlamakla sınırlı olmadığını, NATO gibi müttefik silahlı kuvvetleri de kapsadığını söyledi.

Rheinmetall, “Avrupa’daki merkezi konumu nedeniyle Almanya hem bir geçiş ülkesi hem de kolektif savunma için lojistik bir merkezdir. Bu nedenle NATO ve AB içinde, kuvvetlerin yeniden konuşlandırılması konusunda kilit bir rol oynamaktadır,” dedi.

CEO Armin Papperger geçen hafta Reuters’e verdiği demeçte, Trump yönetiminin Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması ve kendi güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesi yönündeki çağrıları göz önüne alındığında şirketin daha önce düşünülenden daha hızlı büyümeye devam etmesini beklediğini söyledi.

Papperger, Almanya’nın savunma bütçesinin GSYİH’nin mevcut %2’sinden %2,5 ya da %3’üne çıkarılmasının yıllık 60 milyar avro ila 70 milyar avro savunma yatırımı anlamına geleceğini söyledi.

AVRUPA

Birleşik Krallık hükümetinden büyük kemer sıkma paketi

Yayınlanma

Birleşik Krallık Maliye Bakanı Rachel Reeves, çarşamba günü parlamentoya ülkenin bütçe güncellemesini sunarken hükümet harcamalarında kesintiler yapılacağını açıkladı.

“Artan küresel belirsizliğin iki sonucu oldu. Birincisi, kamu maliyemiz üzerinde. İkincisi ise ekonomi üzerinde,” diyen Reeves, 2025 yılı için öngörülen büyümenin sonbaharda açıklanan %2’den şimdi %1’e revize edildiğini kaydetti.

Reeves ayrıca önümüzdeki on yıl içinde daha önce düşünülenden daha fazla büyüme öngörüldüğünü bildirdi.

Bununla birlikte, daha önce %2,6 olan enflasyonun 2026’da %2,1’e düşmeden önce ortalama %3,2 olacağı ve 2027’den itibaren %2’de sabit kalacağı tahmin ediliyor.

Sosyal yardımlar konusunda, İngiltere’nin işsiz ya da düşük gelirli kişileri desteklemek için kullandığı ana yöntem olan genel kredi ödemelerinin sağlık unsuru, yeni hak sahipleri için yarıya indirilecek ve ardından dondurulacak.

İnsanların işe geri dönmelerine yardımcı olmak için 1 milyar sterlinlik bir bütçe ve iş merkezlerini desteklemek için 400 milyon sterlinlik bir bütçe de uygulamaya konulacak. Bu, iş göremezlik yardımlarına bel bağlayan insan sayısını azaltma girişimi olarak görülüyor.

Bütçe Sorumluluk Ofisi, sosyal yardım tasarruf paketinin 4,8 milyar sterlin tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor.

Reeves, partisinin Birleşik Krallık’ı, savunma harcamalarının iktisadi büyümenin merkezinde yer aldığı bir “savunma sanayi süper gücü” haline getirme arzusunu vurguladı.

Ayrıca “artan küresel belirsizlikle” başa çıkabilmek için önümüzdeki mali yılda Savunma Bakanlığına fazladan 2,2 milyar sterlin verilecek.

Hükümet, bakanlığın ekipman bütçesinin en az %10’unu yeni teknolojiye harcayarak Derby, Glasgow ve Newport gibi yerlerde üretimi artıracak.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

AB, Ukrayna için Starlink’e alternatif arıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Ukrayna’nın Starlink’e olan bağımlılığı ve olası hizmet kesintisi riskleri nedeniyle yerel alternatifler arıyor. Ancak uzmanlar, Elon Musk’ın şirketinin sağladığı geniş kapsamlı, düşük maliyetli ve istikrarlı hizmetin yerini doldurmanın teknik ve ekonomik zorluklarına dikkat çekiyor. AB, Eutelsat ve SES gibi yerli sağlayıcılarla çözümler geliştirmeyi hedefliyor.

Ukrayna ordusu için sahada elzem olan Starlink’in kaybedilme tehdidi, Avrupalı yetkilileri milyarder Elon Musk’ın uydu iletişim hizmetine alternatif aramaya yöneltti.

Ancak teknik ve ekonomik nedenlerden dolayı bunu yapmak son derece zor görünüyor.

Financial Times‘ın (FT) incelediği ve geçen hafta hazırlanan Avrupa Komisyonu iç belgesine göre Brüksel, Donald Trump yönetiminin tutumu nedeniyle şirketin iletişimi kesme ihtimaline ilişkin riskler karşısında Starlink’e Avrupa merkezli bir alternatifin geliştirilmesini finanse etmeyi öneriyor.

Belgede, Brüksel’in “Ukrayna ordusunun AB merkezli ticari sağlayıcılar tarafından sunulabilecek hizmetlere erişimini finanse etmesi gerektiği” ifade ediliyor.

Fakat uzmanlar, Ukrayna’da kullanılan 40 bin adet kompakt ve kullanışlı terminali değiştirmenin son derece zor olacağını kabul ediyor.

7 bin uydu tarafından desteklenen ve Ukrayna’ya düşük maliyetli, istikrarlı geniş bant iletişim sağlayan bu sistemi ikame etmek kolay değil.

FT, hiçbir Avrupalı uydu operatörünün Starlink’i tüm parametrelerde değiştiremeyeceğini; yerel seçeneğin farklı yörüngelerde, farklı özelliklere sahip uydulardan ve farklı ağlar için farklı kullanıcı terminallerinden oluşan “yamalı bir bohça” gibi olacağını yazıyor.

İspanyol Hispasat’ın CEO’su Miguel Ángel Panduro, gazeteye verdiği demeçte, “Bugün Starlink’in yerini alacak bir şey yok,” dedi.

Panduro, Avrupa Komisyonu’nun kendi şirketinin yanı sıra Fransız Eutelsat ve Lüksemburglu SES’ten Ukrayna’ya sunabilecekleri hizmetlerin bir “listesini” sunmalarını istediğini dile getirdi.

Panduro, “Fakat, tam bir ikame olmasa da bu yeteneklerin yokluğunu hafifletmeye yardımcı olabilecek alternatifler ortaya çıkabilir,” diye ekledi.

Başka bir uydu operatörünün üst düzey yöneticisi ise daha net konuştu: “Starlink son derece çığır açıcı, ucuz, her yerde bulunan ve mükemmel bir sistem.”

Avrupalı uydu operatörlerinin hisseleri, AB’nin Starlink ile rekabet etmelerine yardımcı olacağı beklentisiyle mart ayında yükselişe geçti.

Borç yükü altındaki Eutelsat’ın hisseleri, Donald Trump ile Vladimir Zelenskiy arasında Beyaz Saray’da yaşanan ve Washington’un Ukrayna’ya askeri yardımı ile istihbarat paylaşımını durdurmasına yol açan tartışmanın yaşandığı 28 Şubat Cuma günü kapanışta 1,2 avro değerindeydi.

Ancak Eutelsat hisseleri 3 Mart Pazartesi günü yükselişe geçerek 5 Mart’ta 7,85 avroya ulaştı. Bir düzeltmenin ardından hisseler şu anda 5,1 avro seviyesinde.

Eutelsat, uzaydan internet dağıtımı için uydu takımyıldızı kuran iletişim operatörü OneWeb’in de sahibi.

Starlink gibi OneWeb uyduları da alçak Dünya yörüngesinde bulunuyor, fakat Musk’ın şirketinin 550 km’deki uydularına kıyasla 1200 km yükseklikte yer alıyor; bu da Starlink uydularının sinyali Dünya’ya daha hızlı iletmesini sağlıyor.

Ayrıca, OneWeb’in sadece 630 uydusu bulunuyor, bu nedenle Starlink Dünya’yı daha iyi “kapsıyor”.

Kurumsal ve kamu müşterileri için tasarlanan OneWeb terminalleri daha büyük, yapılandırılması daha zor ve Starlink’in 2 bin dolarlık terminaline kıyasla 5 bin ila 10 bin dolar arasında maliyete sahip (Starlink ise tüketici pazarına odaklanarak terminallerini aktif olarak sübvanse etmiş ve 500 ila 600 dolara satmıştı).

SES CEO’su Adel al-Saleh, FT‘ye yaptığı açıklamada, “Starlink’i bir günde değiştirmek imkansız,” diye konuştu.

Şirketinin uyduları Dünya’nın 36 bin km üzerinde dönüyor. Al-Saleh, “Ancak uzun vadede Avrupa bunu yapabilir. Dirençlilik, yedeklilik ve trafiği taşıma kabiliyeti sağlamak için çok yörüngeli bir ağa ihtiyaç var,” diye ekledi.

Bernstein bankasından küçük ve orta ölçekli şirketler analiz direktörü Alexander Peters ise değişen jeopolitik durumun Eutelsat ve SES’i Avrupa için egemen savunma altyapısının kritik bileşenleri haline getirdiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Almanya’da koalisyon programı taslağı medyaya sızdırıldı

Yayınlanma

Geçtiğimiz pazar gününe kadar, federal erken seçimlerden birinci parti çıkan CDU/CSU ile üçüncü olan SPD 16 çalışma grubunda koalisyon anlaşmasını müzakere etti.

Öngörülen gizliliğe rağmen, nihai belgelerin çoğu medyaya sızdırıldı. Belgelerdeki çok sayıda değişiklik önerisi, tarafların pek çok noktada anlaşmaya varmaktan hâlâ çok uzak olduğunu gösteriyor.

Müzakere edilen politika gündemleri arasında göç; ısıtma, enerji ve iklim; zorunlu askerlik hizmeti ve askeri teçhizat; ulaşım, inşaat ve konut; vatandaşlık geliri; ve finans/maliye yer alıyor.

Göç

Göç konusu en hararetli tartışmaların yaşandığı konulardan biri. CDU lideri Friedrich Merz, göç politikasında bir dönüşümü ilan etse de SPD her yerde buna uymak istemiyor.

Almanya’nın sürekli kontrol altında tutulan sınırlarında polisin komşularıyla “koordinasyon halinde” sığınmacıları geri çevirebilmesi gerektiği konusunda bir mutabakat var ama henüz bunun ne anlama geldiği belirsiz.

Bunun yanı sıra Cezayir, Hindistan, Fas ve Tunus da hızlı bir şekilde güvenli menşe ülkeler kategorisine alınarak sığınma hakkı elde etmek daha zor hale getirilecek. Ağır suç işleyen göçmenler sınır dışı edilecek.

Bir başka net karar ise, hassas durumdaki yabancılar için yeni kabul programlarının açılmaması. Örneğin Afganlar için olduğu gibi halihazırda mevcut olanlar “mümkün olduğunca” sona erdirilecek. İkincil koruma hakkına sahip kişilerin ailelerini kendi ülkelerinden geri getirmelerine de izin verilmeyecek fakat bu durum geçici olarak tanınan mültecilerin sadece üçte birini etkileyecek.

Göç çalışma grubunun nihai raporuna göre, Suriye’deki yeni yöneticiler azınlıklara zulmediyor olsa da, “suçlular ve risk altındaki insanlardan başlayarak” Afganistan ve Suriye’ye sınır dışı edilmeleri planlanıyor.

Daha fazla insanı daha hızlı bir şekilde sınır dışı edebilmek için birkaç küçük önlem üzerinde anlaşmaya varıldı. Örneğin, sınır dışı edilmeden önce hukuki danışmanlık hizmeti kaldırılacak; oysa daha önce yasal olarak reddedilenler yasal olarak temsil edilmeye devam edebiliyordu.

Gelecekte Federal Polis de ülkeyi terk etmek zorunda kalanların kaçmasını önlemek için gözaltı talebinde bulunabilecek. Daha önce bunu sadece göçmenlik makamları yapabiliyordu.

Isıtma, enerji ve iklim

CDU/CSU, yeni hükümetin enerji politikasını “yeni bir başlangıç” olarak görmek istese de halihazırda üzerinde mutabık kalınan hususların çoğu, geçen sene çöken trafik lambası hükümetinin başlattıklarının bir devamı gibi görünüyor.

Muhtemel CDU-SPD hükümeti iklim ve enerji politikasının temel taşlarını, 2045’te iklim nötrlüğü taahhüdünü, 2038’de kömürün kullanımdan kaldırılmasını, emisyon ticaretini, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını ve hidrojen kullanımını değiştirmek istemiyor.

Koalisyon hükümeti tarafından planlanan çok sayıda yeni gaz yakıtlı elektrik santralinin inşası da devam edecek. Fakat, Yeşillerin bir zamanlar istediği 2030 yılına kadar kömür ile enerji üretiminin erken aşamalı olarak durdurulması iptal edilecek.

‘Siyah-Kırmızı’ hükümet şimdi elektrik vergisi ve şebeke ücretlerini düşürerek elektriği kilovat saat başına en az beş sent kalıcı olarak daha ucuz hale getirmek istiyor. Enerji yoğun sanayi şirketleri de sanayi elektriği fiyatı ile rahatlatılacak fakat bu, devlete milyarlarca dolara mal olacak.

Elektrik şebekelerinin genişletilmesi konusunda nasıl bir yol izleneceği belirsiz. CDU/CSU, yeraltı kablolarından daha ucuz ama daha açıktaki olan yüksek gerilim hatlarının inşasına öncelik vermek istiyor. SPD ise protestoları önlemek için yeraltı kablolarını tercih ediyor.

CDU/CSU “Almanya’daki konvansiyonel gaz üretim potansiyelinden faydalanmak” istiyor ve yeni nesil nükleer santrallerle bir atılım yapmayı umuyor.

Ayrıca, uzmanların bu konuda ciddi şüpheleri olmasına rağmen, yakın zamanda kapatılan nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilip geçirilemeyeceğinin hızlı bir şekilde gözden geçirilmesini istiyor. SPD bunların hiçbirini istemiyor.

Uzun süredir gündemde olan ısınma yasa tasarısı konusunda da liderleri zor saatler bekliyor gibi görünüyor. CDU/CSU yasanın açıklandığı şekliyle yürürlükten kaldırılmasını ama “ısınma sübvansiyonunun” devam etmesini istiyor. Sosyal Demokratlar ise sadece yasayı değiştirmek ve sübvansiyonu sosyal olarak kademeli hale getirmek istiyor.

İklim parası konusunda bir anlaşma olduğu açık fakat bu da muhtemelen teoride kalacak. CO₂ fiyatından elde edilen geliri vatandaşlara iade etmek istediklerini söylüyorlar fakat “bürokratik olmayan ve sosyal olarak kademelendirilmiş yardımlar ve konut ve hareketlilik için sübvansiyonlar” getirmek şartıyla. Milyarlarca yeni borca rağmen, toplu ödeme için para yok.

Zorunlu askerlik hizmeti ve Bundeswehr

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) geleceğine ilişkin tartışmalar da sürüyor. Dış İlişkiler ve Savunma Çalışma Grubu’nun çalışma belgesinde, Bundeswehr’in “kısa vadede, kesin ve sürdürülebilir bir şekilde” daha güçlü hale gelmesi konusunda bir mutabakat var.

Yatırımlar bir “Bundeswehr Altyapı Hızlandırma Yasası” ile hızlı bir şekilde başlatılabilecek fakat bu yasa 2022’den beri yürürlükte ve silah ve teçhizatın hızlı bir şekilde tedarik edilmesinin önündeki en büyük engel bürokrasi.

CDU/CSU bu nedenle Koblenz Tedarik Ofisi’nden bazı yetkileri almak ve bu amaçla bir ajans atamak istiyor. Ayrıca “çok yıllı bir yatırım planı” hedefliyorlar. Bunun nedeni ise, tek bir seçim döneminin silah geliştirme ve satın alma için çok kısa sayılması.

CDU/CSU ayrıca zorunlu askerlik hizmetini yeniden etkinleştirmek istiyor. SPD ise buna karşı çıkıyor ve herkes için gönüllü hizmet, ayrıca bunun başlatılması konusunda “toplum genelinde geniş bir tartışma” istiyor.

Ulaşım, inşaat ve konut

Ulaşım söz konusu olduğunda SPD ve CDU/CSU’nun anlaşamadığı tek bir nokta var: otoyollarda hız sınırı. SPD saatte 130 kilometre hız isterken, CDU/CSU herhangi bir sınırı reddediyor.

Öte yandan, Deutschlandticket’in (otobüsler ve trenler için alınan abonelik bileti) 2025’ten sonraki geleceği konusunda netlik var. CDU/CSU içinde önceden bir direnç vardı ama şimdi aboneliğin devamı konusunda anlaşma sağlandı. Fakat fiyat 2027’den itibaren “kademeli olarak ve sosyal sorumluluk bilinciyle” artacak.

Yeni koalisyon ortakları demiryolu ağını yenileme planları için özel altyapı fonundan tam olarak yararlanmayı planlıyor: SPD yatırımları artırmayı ve demiryolları için bağlayıcı, uzun vadeli bir finansman taahhüdü ile bir altyapı fonu oluşturmayı başardı.

Özel fondan gelen para aynı zamanda yoğun yüksek hızlı tren hatları için mevcut yenileme konseptine aktarılacak ve böylece ihmal edilen ikincil hatlar için bütçe fonları serbest bırakılacak.

Aynı zamanda, gelecekteki hükümet ortakları demiryolu için 5 milyar avroluk yeni bir finansman boşluğu açıyor. Şimdiye kadar karayolu ağı, kamyon geçiş ücretinden elde edilen gelirin yardımıyla demiryolu ağını çapraz finanse etmişti. Fakat gelecekte, bir ulaştırma sektöründeki finansman döngüleri kapalı kalacak ve kamyon geçiş ücreti Autobahn GmbH’ye akacak.

İklim politikası açısından hava taşımacılığı geriye gidiyor gibi görünüyor. Muhtemel yeni federal hükümet hava trafik vergisindeki artışı tersine çevirmek ve genellikle kârlı olmayan bölgesel havalimanlarını desteklemeye devam etmek istiyor.

Bununla birlikte, yerel toplu taşıma için en azından bir rahatlama var: SPD, federal hükümetin bölgeselleşme fonlarının öncelikle yerel ulaşıma akmasını sağlamayı başardı.

SPD konut konusunda da bir zafer kazandı. CDU/CSU tarafından pek sevilmeyen kira dondurma uygulaması iki yıl daha uzatılacak. 

Vatandaşlık geliri uygulaması

Koalisyon hükümeti tarafından uygulamaya konulan Vatandaşlık Gelirinin (Bürgergeld) “yeni temel gelir” olarak adlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı.

İş bulma merkezlerine yönetim için daha fazla para verilecek. Koşullar sıkılaştırılacak. Buna göre her işsizin “iş bulmak için aktif olarak çaba göstermesi” gerektiği belirtiliyor.

Yaptırımlar “daha hızlı, daha basit ve daha az bürokratik” bir şekilde uygulanacak. Çalışmayı ısrarla reddedenlerin yardımları Karlsruhe içtihadına uygun olarak tamamen kesilecek.

Ukraynalıların da aldığı ve devletin zaman zaman yaptırım uygulamadan verdiği vatandaşlık ödeneği, geçmişte adalet konusunda hararetli tartışmalara yol açmıştı.  

Kamu maliyesi

Müzakereciler mali detaylar konusunda neredeyse hiç anlaşamadılar. CDU/CSU ve SPD, federal bütçede savunma harcamaları için borç frenini gevşeterek biraz nefes alabildi. Bununla birlikte, ek mali hareket alanı sınırlı ve her iki tarafın da uygulamak istediği pahalı seçim vaatlerinin listesi uzun.

Sonuçta Federal Anayasa Mahkemesi çarşamba günü dayanışma sürşarjının (ek vergi) yasal olduğunu ilan etti. Bu da federal hükümetin yıllık 13 milyar avroluk geliri elinde tutacağı anlamına geliyor.

Asıl anlaşmazlık noktası vergiler açısından neyin mümkün olduğu. Örneğin gelir vergisinde geniş kapsamlı indirimler için yeterli para omadığı ileri sürülüyor. SPD yüksek gelirliler üzerindeki vergi yükünü artırmak istiyor. Bu federal gelirleri arttırabilir, fakat CDU/CSU’nun vergi artışlarını kabul edip etmeyeceği şüpheli.

CDU/CSU özellikle kurumlar vergisini mevcut yüzde 30 seviyesinden yüzde 25’e düşürmek istiyor. Fakat SPD bunu sadece 2029’dan itibaren yapmaya hazır ve sadece yüzde bir puan düşürmek istiyor.

Almanya’daki yatırımların daha cazip hale getirilmesi konusunda anlaşma var. Yatırım maliyetlerinin vergiden düşülebilmesi için amortisman kurallarının iyileştirilmesi planlanıyor. 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English