Rusya
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov: ABD ile uçurumun kenarından döndük

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Washington ile Moskova arasındaki ilişkilerin “uçurumun kenarından” döndürüldüğünü belirterek, Ukrayna krizinin çözümü konusunda “Anchorage mutabakatı” temelinde doğru yönde ilerlediklerini açıkladı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, İnterfaks haber ajansına verdiği mülakatta Moskova ile Washington arasındaki ilişkilerin mevcut durumunu, Ukrayna krizinin çözümüne dair beklentileri ve küresel güvenlik konularını değerlendirdi.
Moskova’nın, ABD Başkanı Donald Trump’ın barışçıl girişimlerini ilgiyle takip ettiğini belirten Ryabkov, ikili ilişkilerdeki pürüzlere dair diyaloğun zorlu geçtiğini ancak Washington’dan nükleer denemeler konusunda artık bir açıklama beklemediklerini ifade etti.
Trump’ın ikinci dönemine ilişkin “sürpriz” nitelemesini kullanmanın doğru olmayacağını vurgulayan Ryabkov, ilişkilerdeki dinamiklerin farklı değerlendirilebileceğini kaydetti.
Dışişleri Bakanlığı açısından Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve buna bağlı dış politika değişikliklerinin tek boyutlu olmadığını belirten Ryabkov, “Elbette temel odak noktası, ABD’nin Ukrayna’da ve çevresinde yaşananlara dair rolü üzerinedir. Bu ana eksende, iyiye doğru yaşanan değişim tartışılmazdır. Biden döneminde yaşananlar ile Beyaz Saray’ın şu anki konumu arasında radikal ve son derece önemli bir öncelik değişimi var; bu yapıcı evrim, esasen her şeyi anlatıyor” diye konuştu.
ABD yönetiminin diğer faaliyet alanlarında dünyayı kendi iradesine boyun eğdirme arzusunun sürdüğüne dikkat çeken Ryabkov, bu politika nedeniyle çatışma potansiyelinin azalmadığını, bilakis yeni sıcak noktaların ortaya çıktığını dile getirdi.
Trump yönetiminin bazı çatışmaların çözümünde ilerleme kaydettiğini kabul eden deneyimli diplomat, genel başarının henüz garanti edilmediğini vurguladı.
Özellikle Venezuela çevresinde tansiyonun bilinçli olarak yükseltilmesinin, önümüzdeki yılın geçen yıldan daha istikrarlı olacağına dair güveni zedelediğini belirten Ryabkov, Amerikalı muhataplarıyla Venezuela konusunda odaklanmış bir diyalogları olmasa da çalışma düzeyindeki temaslarda konunun gündeme geldiğini ve Moskova’nın endişelerini ilettiğini aktardı.
Nükleer denemeler ve “ayna etkisi” uyarısı
İkili ilişkilerdeki “rahatsızlık yaratan unsurlar” başlığı altında diplomatik misyonların faaliyetleri, vizeler ve insani durumların ele alındığını belirten Ryabkov, nükleer silahlar ve stratejik istikrar konularının bu istişarelerin dışında kaldığını ifade etti.
ABD ile stratejik istikrar konusunda sabit bir kanalları bulunmadığını hatırlatan Ryabkov, Trump’ın nükleer deneme niyetine ilişkin sözleri hakkında Washington’dan ek bir açıklama beklemediklerini söyledi.
Moskova’nın pozisyonunun net olduğunu vurgulayan Ryabkov, “Uzun süredir devam eden nükleer deneme moratoryumuna sadığız. Başkan’ın talimatları doğrultusunda durumu analiz ediyoruz. Siyasi tansiyonu yükseltecek acil bir durum yok, ancak her senaryoya hazırlıklıyız. Eğer Amerikalılar nükleer deneme yapma yoluna giderse, biz de buna aynen karşılık vereceğiz” dedi.
Ryabkov, ABD tarafında bu konuda eskiye nazaran daha fazla hareketlilik gözlemlediklerini, ancak henüz bir “başlama işareti” almadıklarını, Rusya’nın da hazırlıksız yakalanmamak adına kendi iç değerlendirmelerini yaptığını sözlerine ekledi.
“Anchorage mutabakatı temelinde ilerliyoruz”
Ukrayna krizinin çözümünde ABD’nin rolüne ve Trump yönetiminin etkisine değinen Ryabkov, mevcut yönetimin izlediği çizginin belirleyici olduğunu dile getirdi.
2026 eşiğinde, Rusya Devlet Başkanı tarafından kabul edilebilir bulunan ve “Anchorage’da bir anlayış olarak kayda geçirilen” çerçevenin oluşmasının mevcut yönetim sayesinde mümkün olduğunu belirtti.
Kavramsal yaklaşımlardan somut anlaşmalara giden yolun uzun ve zorlu olduğunu vurgulayan Ryabkov, süreci bir “engel parkuruna” benzetti.
Ryabkov, “Düşmanlarımız çok fazla, kinizmle hareket ediyorlar ve Rusya nefretiyle körleşmiş durumdalar. Trump yönetiminin bu düşman grubuna karşı nasıl bir çizgi izlediğini tam anlayamıyorlar. Brüksel, Londra ve Paris’teki Rusya karşıtı aktörlerin kaygısı artıyor. Şu an yaşanan tam anlamıyla bir halat çekme yarışı” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir ve uzun vadeli çözümlerin alternatifi olmadığını belirten Ryabkov, ABD yönetiminin de bu yaklaşımı benimsediğini, geçici yarım tedbirlerin çözüm sürecini tamamen baltalayabileceğini kaydetti.
Avrupa’daki siyasi elitin tutumunu eleştiren Ryabkov, “Bu kitlenin gündemi belirleyecek yeterli siyasi kaynağa sahip olmaması kritik önem taşıyor” dedi.
“Avrupa şu an umutsuz bir vaka”
ABD ile başlayan normalleşme sürecinin Avrupa ile ilişkilere yansıyıp yansımayacağı sorusuna Ryabkov net bir yanıt verdi.
Avrupa’nın mevcut durumunu “umutsuz” olarak nitelendiren Ryabkov, “Bana göre bu Avrupa değil, Avrupa’nın bir nevi kendi kendine parodisi. Kendi dayattıkları kurallara uymayanlara karşı en vahşi sömürgeci ve kinik yöntemleri uyguluyorlar” diye konuştu. ABD ile diyaloğun ayrı, Avrupa başkentlerindeki Rusofobik yönetimlerin ayrı bir gerçeklik olduğunu belirten Ryabkov, mantıklı düşünme emareleri görülene kadar Avrupa ile mesafeli kalacaklarını ifade etti.
Aralık 2021’de ABD ve NATO’ya iletilen güvenlik garantilerinin hâlâ geçerli olduğunu hatırlatan Ryabkov, o dönemde NATO’nun Rusya sınırlarına doğru “durmaksızın genişlemesinin” yarattığı tehdidi diplomatik yollarla çözmeye çalıştıklarını ancak bunun reddedildiğini söyledi.
Ryabkov, Ukrayna’daki askeri müdahalenin hedeflerine ya askeri yolla ya da tercihen siyasi-diplomatik yolla ulaşılacağını, siyasi yolun başarıya ulaşması halinde sonucun 2021’deki belgelerin ruhuyla örtüşeceğini belirtti.
“Diplomatik kopuş ihtimali azaldı”
Vize kısıtlamaları konusunda “aynen karşılık” ilkesinin her zaman Rusya’nın çıkarına olmadığını belirten Ryabkov, ABD vatandaşlarının Rusya’ya gelip gerçekleri kendi gözleriyle görmesini önemsediklerini, bu nedenle vize konusunda asimetrik yanıtlar üzerinde durduklarını söyledi.
Geçen yıl diplomatik ilişkilerin kopma noktasına geldiğini hatırlatan Ryabkov, “Biden yönetiminden Trump yönetimine geçiş sürecinde durum son derece patlamaya hazırdı. Ortak çabalarla ilişkileri uçurumun kenarından birkaç adım geri çekmeyi başardık. Ancak hiçbir şeyin garantisi yok” değerlendirmesinde bulundu.
Nobel Barış Ödülü ile ilgili bir soru üzerine Ryabkov, Trump yönetiminin uluslararası çatışmaların çözümüne “yapmacıksız ve derin bir ilgi” duyduğunu, bunun inkâr edilemez bir gerçek olduğunu belirtti.
Ukrayna konusunda Anchorage anlayışı temelinde doğru yönde ilerlediklerini yineleyen Ryabkov, başarının garanti olmadığını ancak Trump yönetiminin samimi bir çaba içinde olduğunu sözlerine ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor







