Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan güvenlik garantileri mesajı

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna krizinin çözümü, Batı dünyasının rolü ve müttefik Belarus’un güvenliği konularında açıklamalarda bulundu. Kiev yönetiminin müzakere şartlarını saygısızca olarak nitelendiren Lavrov, Moskova’nın tüm askeri operasyon hedeflerine ulaşacağını belirtti. Lavrov ayrıca, Avrupa’nın saldırgan bir intikam arayışında olduğunu ifade etti.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Diplomatik Akademi bünyesinde düzenlenen 12. Büyükelçilik Yuvarlak Masa Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, Ukrayna krizinin çözüm süreci, Batı dünyasının üstlendiği rol ve Birlik Devleti sınırları içindeki güvenlik garantilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, diplomatlar ve yabancı misyon temsilcilerinin katıldığı oturumda konuşan Lavrov, Kiev yönetiminin yaklaşımlarını sert bir dille eleştirirken, Moskova’nın müttefiklerine yönelik taahhütlerine sadık kalacağını ilan etti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin hem Moskova’ya hem de Avrupalı destekçilerine yönelik gerçek dışı talepler öne sürdüğünü belirten Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kiev’in bu tutumunu saygısızca olarak nitelendirdi.

Ukrayna liderinin son dönemdeki beyanatlarına değinen Lavrov, “Sayın Zelenskiy, kesinlikle gerçekçi olmayan ve hatta sadece Moskova’ya değil, kendi Avrupalı küratörlerine karşı da saygısızca koşullar öne sürerek müzakerelerde ısrar ediyor. Kendisi geçenlerde açıkça şunu söyledi: Avrupa bir müzakere formatı düşünmeli ve birkaç seçenek sunmalı, ancak Avrupa adına kimin müzakereci olacağını Kiev bizzat belirleyecek. Bu duruma yorum yapmak bile gereksiz” ifadelerini kullandı.

avrov, tüm bu olumsuz yaklaşımlara rağmen Rusya Federasyonu’nun Ukrayna ile yürütülen müzakere sürecini daha önce kesintiye uğradığı, askıya alındığı noktadan itibaren yeniden başlatmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

“İntikam istiyorlar, Rusya’nın teslim olmasını hedefliyorlar”

Avrupa’nın mevcut siyasi yönelimini değerlendiren Lavrov, kıta ülkelerinin izlediği politikaların küresel güvenlik için ciddi bir tehdit unsuru haline geldiğini kaydetti.

Avrupa başkentlerinin, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Hitler Almanyası’nın sergilediği tutuma benzer şekilde hareket ettiğini ifade eden Lavrov, kıtanın neo-nazi ve Rusya karşıtı söylemler altında birleştirilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Avrupa elitlerinin saldırgan bir intikam arzusu içinde olduğunu belirten Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Brüksel’in müzakerelerde eşitlik ilkesini tamamen göz ardı ettiğini kaydetti.

Konuşmasında Batılı güçlerin nihai amacına işaret eden Lavrov, “Bir kez daha vurgulamak isterim: Onlar intikam istiyorlar, Rusya’nın teslim olmasını istiyorlar” şeklinde konuştu.

Avrupalı liderlerin ateşkes yönündeki çağrılarının samimi olmadığını dile getiren Lavrov, bu girişimlerin arkasında Kiev rejimine askeri tahkimat sağlamak ve yeni bir askeri koalisyon kurmak için zaman kazanma stratejisinin yattığını ifade etti.

Moskova’nın geçmişte yaşanan Minsk ve İstanbul anlaşmalarının başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle Batı’nın niyetleri konusunda herhangi bir yanılsama içinde olmadığını vurgulayan Lavrov, buna karşın Paris yönetiminin Brüksel’den gizli şekilde Moskova ile doğrudan ve kesintili temaslar kurma arayışında olduğunu aktardı.

ABD’nin süreçteki rolüne de değinen Lavrov, Washington yönetiminin tarafsız bir ara bulucu rolünden tamamen uzaklaştığını ve yaptırım baskısını sürekli artırdığını kaydetti.

Lavrov, “Alaska’nın Kiev’i silahlandırmak üzere zaman kazanmak amacıyla tasarlandığını düşünmek bile istemiyorum ancak gerçekte her şey tam olarak böyle gelişti” değerlendirmesinde bulundu.

“Gerektiğinde müttefikimizin güvenliği için tüm önlemleri almaya hazırız”

Ukrayna yönetiminin Belarus’a yönelik tehditlerini de ele alan Lavrov, bu hamlelerin Minsk yönetimini doğrudan çatışmanın içine çekme ve askeri operasyonların coğrafi sınırlarını genişletme amacı taşıdığını belirtti.

Rusya Federasyonu’nun, müttefiki Belarus ile imzaladığı ve Mart 2025 dönemi itibarıyla yürürlüğe giren Birlik Devleti güvenlik garantileri anlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye kararlı olduğunu hatırlatan Lavrov, savunma taahhütlerinin arkasında duracaklarını açıkladı.

Olası bir tehdit karşısında ortak askeri mekanizmaların devreye sokulacağını bildiren Dışişleri Bakanı, “Gerektiğinde müttefikimizin güvenliğini ve elbette Birlik Devleti’nin güvenliğini sağlamak için anlaşmada öngörülen tüm önlemleri almaya hazırız” dedi.

“Müzakereleri kesintiye uğradığı noktadan yeniden başlatmaya hazırız”

Rusya Federasyonu’nun Ukrayna sahasında yürüttüğü özel askeri operasyonun gidişatına dair de açıklamalarda bulunan Lavrov, operasyon kapsamında belirlenen tüm hedef ve görevlerin eksiksiz bir şekilde tamamlanacağını yineledi.

Krizin kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, Ukrayna’nın fiili olarak tarafsız, herhangi bir askeri bloka dahil olmayan ve nükleer silahtan arındırılmış bir statüye kavuşmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Bu statünün Ukrayna’nın kuruluş belgelerinde yer aldığını hatırlatan Lavrov, “İşte bu statü, Ukrayna’nın bağımsızlık deklarasyonunda kayıt altına alınmıştır ve Rusya ile diğer tüm devletler Ukrayna devletini tam olarak bu statüyle tanımıştır” ifadelerini kullandı.

Kalıcı bir uzlaşma için Ukrayna’daki yasal çerçevenin de değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Lavrov, Rusçaya ve ülkede faaliyet gösteren kanonik Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne yönelik ayrımcılık içeren tüm yasaların yürürlükten kaldırılması gerektiğini belirtti.

Lavrov, nihai çözümün sağlanabilmesi için Kırım, Donbass ve Novorossiya bölgelerinde halkın ortaya koyduğu irade neticesinde şekillenen yeni jeopolitik gerçekliklerin tüm taraflarca resmen kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English