Rusya
Rusya, göç yasası hükümlerini sertleştirdi: Sebepler, sonuçlar ve tartışmalar

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da Göç Politikaları Komisyonu’nun önerilerinin ardından hükümet, düzensiz durumdaki yabancıların bazı durumlarda mahkeme kararı olmaksızın sınır dışı edilmelerini kolaylaştıran ve haklarını kısıtlayan göç mevzuatında reform yapılmasını destekledi.
Değişiklikler, Moskova’daki Crocus City Hall konser salonunu hedef alan saldırı bağlamında gündeme geldi. Yabancıların terör eylemlerine karışması ve bazılarının siyasi faaliyetlerde bulunması, bu kategorideki şahısların Rusya’da ikamet koşullarının gözden geçirilmesini beraberinde getirdi.
İçişleri Bakanlığına göre, 2024 yılının ilk dört ayında sadece Moskova’dan 2 bin göçmen sınır dışı edildi. 8 binden fazlası ikamet rejiminin ihlali ve 2 binden fazlası yasa dışı çalışma faaliyeti olmak üzere 10 binden fazla yabancı vatandaş göç mevzuatının ihlali nedeniyle idari sorumluluğa tabi tutuldu.
Nisan ayında farklı partilerden milletvekilleri, göç yasasında, Rusya’daki yabancı uyruklu şahıslar üzerindeki kontrolleri sıkılaştırmayı amaçlayan değişiklikleri sundu.
Devlet Başkanı Vladimir Putin de bu ayın başında yaptığı açıklamada, ülkenin göç politikası çalışmalarına geri dönmesi gerektiğini, bu sorun yokmuş gibi davranmanın mümkün olmadığını söylemişti. Ülkenin sadece işçi göçmenlere değil, belirli niteliklere ve eğitime sahip insanlara da ihtiyacı olduğunu öne süren Putin, aynı zamanda Rusya’da göçmenlere de ihtiyaç olduğunu, zira neredeyse sıfır olan işsizlik oranına karşın işgücü eksikliğinin ekonomik büyüme üzerinde baskıya neden olduğunu sözlerine ekledi.
Ancak bu reformun amacı çok daha derin; hükümler arasında göçmenlerin Rusya’ya entegre olması ve dolayısıyla hükümetin ‘yasalarına ve değerlerine’ saygı gösteresi şartı yer alıyor.
Fontanka.ru‘da yer alan haberde, “Girişime göre, bir yabancının Rusya’ya girme ve ülkede kalma hakkını koruyabilmesi için yasalara uyması, geleneksel değerlere saygı göstermesi, Rusların hak ve özgürlüklerinin kullanılmasına müdahale etmemesi, ülkenin hükümet politikasına karışmaması, çevreye özen göstermesi, geleneksel olmayan cinsel ilişkilerin teşvik edilmesinin ve Sovyet halkının anayurdu savunmadaki başarıları ve faşizme karşı kazanılan zafere katkıları hakkındaki tarihi gerçeklerin çarpıtılmasının kabul edilemez olması şartlarına uyması gerekiyor,” ifadelerine yer verildi.
Bu hükümler Batı ülkelerinden gelen yabancıları özellikle siyasi-ideolojik boyut (hükümet karşıtı gösterilere destek, LGBT eylemleri, vs.) ve eski Sovyet coğrafyasından gelenleri çalışma mevzuatının ihlali, ikamet kuralları ya da Ruslara yönelik saldırıların artması gibi gerekçelerle alakalı olabilir.
Göç Politikaları Komisyonu tarafından sunulan ve hükümetin de desteklediği değişiklikler, 18 Haziran’da Duma’da ilk okumada kabul edildi. Metinde, başta yeni bir sınır dışı etme rejimi olmak üzere bir dizi değişiklik yer alıyor ve söz konusu değişiklik, aşağıdaki durumda mahkeme kararından vazgeçilmesini mümkün kılıyor:
“Bu program, Rusya Federasyonu’nda yasal olarak ikamet etme hakkına sahip olmayan yabancı vatandaşlar için oluşturulacaktır. Bu durum, Rusya Federasyonu’ndaki geçici ikamet süresinin veya göçmenlik belgelerinin sona ermesi, geçici ikamet izninin, daimî ikamet izninin iptali veya yasa dışı bir eylemin işlenmesi nedeniyle olabilir.”
Yasa dışı ikamet eden kişi daha sonra kontrole tabi kişiler dosyasına dahil edilecek. Bu güçlendirilmiş kontrolün bir parçası olarak kolluk kuvvetleri, ilgili şahsın evine ve gerçek ikamet yerine erişebilecek ve Rus ve yabancı idarelerden bu kontrolü gerçekleştirmek için gerekli tüm belge ve bilgileri, özellikle de ticari, bankacılık veya vergi sırrı teşkil edebilecek her şeyi talep edebilecek.
Kolluk kuvvetleri, ayrıca ilgili şahsı ve Rusya’ya girişini kolaylaştıran gerçek veya tüzel kişileri de telefon ve coğrafi konum, banka hesap hareketleri ve güvenlik kameralarının takibiyle gözetime tabi tutabilecek.
Kontrol rejimine tabi tutulan şahısların, taşınır mallara (ulaşım araçları) ve gayrimenkullere erişim, banka hesabı açma veya evlenme gibi hakları kısıtlanacak.
Hareket özgürlükleri kısıtlanacak ve özellikle kayıtlı oldukları bölgeyi terk edemeyecek. İhlal durumunda şahıslar derhal sınır dışı edilecek.
Bir başka yeni özellik de vizesiz ikamet etme hakkına sahip şahısların Rusya’da yasal olarak bulunma süresiyle alakalı. Şu anda bu süre 180 günlük bir süre içinde 90 ardışık gün. Bu süre yılda 90 güne indirilebilir.
Rusya’daki yabancıların kontrolü ve yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılması, yaşanmakta olan savaş bağlamında artık ‘ulusal güvenlik’ boyutunda tartışılıyor.
Federal Güvenlik Teşkilatına (FSB) göre göçmenler, Kiev ve NATO’daki destekçileri tarafından Rusya’da terör faaliyetleri tertip etmek üzere ‘devşiriliyor’:
“Son iki yıl içinde Merkez Federal Bölge’de uluslararası terör örgütlerinin göçmenlerden oluşan 32 hücresinin faaliyetleri engellendi; mensupları devlet kurumlarına, askeri tesislere, kalabalık yerlere ve dini kurumlara yönelik saldırılar planlıyordu.”
Rusya emniyeti, Crocus’taki terör saldırısının ardından yabancılara yönelik kontrolleri sıkılaştırdı
Soruşturma Komitesi Başkanı ile Duma arasında bir garip polemik
Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, önceki gün St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’nda düzenenen ‘Modern Rusya’da Göç Politikasının Hukuki Yönleri’ başlıklı panelde, göçmenlere dair yasal hükümlerin sıkılaştırılması gerektiğini savundu.
Bastrıkin’in Duma’dan söz ederken ‘Devlet Durası’ (budalası) sözü tartışmaya neden oldu:
“Burada hiç milletvekili yok mu? Siz milletvekilisiniz, değil mi? Lütfen söyleyin bana, Devlet Duması’nda neler oluyor, durumun gerginliğine uygun yeni yasaların kabul edilmesine hiç ilgi var mı? Devlet Duramızın ne zaman iyi yasalar çıkaracağını öğrenmeyi çok isterim.”
Soruşturma Komitesi Başkanı, göç mevzuatını ve yeni gelenler üzerindeki kontrolü sıkılaştırma yöynünde düzenli olarak girişimlerde bulunuyor. Nisan ayında Bastrıkin, göçmenler arasında ‘aşırılıkçı duyguların’ yayıldığını söylemiş işverenleri Rusları işe almaya motive etmek için göçmen işçi kullanımına ‘ağır vergiler’ getirilmesi çağrısında bulunmuştu.
Vatandaşlık alan 10 bin göçmen, Ukrayna’da geri hizmette görevlendirildi
Öte yandan Ülkenin kendi kaynaklarıyla yetinebileceğini kaydeden Bastrıkin, göçmenler arasında suç oranının arttığından bahsetti. Yetkili, yakın zamanda Rusya vatandaşlığı almış olan yabancıların ‘yakalandığını’ ve Ukrayna’ya gönderildiğini bildirdi.
Bastrıkin, vatandaşlık almış yaklaşık 10 bin göçmenin Ukrayna’daki ‘özel harekat bölgesine’ gönderildiğini duyurdu.
Göçmenlerin cephe gerisinde tahkimat inşa eden birliklerde görev almak üzere gönderildiğini kaydeden Bastrıkin, “Anayasa ve kanunlarımızda yer alan, vatandaşlık kazanmış kişilerin askerlik hizmeti için kayıt yaptırmaları ve gerekirse özel askeri harekata katılmaları gerektiği yönündeki hükümleri uygulamaya başladık,” ifadelerini kullandı.
Yetkili, müfettişlerin ‘vatandaşlık almış ancak askerlik kaydına katılmak istemeyen 30 binden fazla kişiyi yakaladıklarını ve kayıt altına aldıklarını’ da sözlerine ekledi.
Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin de Bastrıkin’in bu sözleriyle ‘halka hakaret ettiğini’ söyledi. Volodin, Duma’nın Telegram kanalında yaptığı açıklamada “Milletvekilleri Rusya Federasyonu’nun seçilmiş vatandaşlarıdır, [Bastrıkin] halka hakaret etmiştir,” değerlendirmesini yaptı.
Soruşturma Komitesi, Bastrıkin’in açıklamasını düzeltti
Soruşturma Komitesi Sözcüsü Svetlana Petrenko ise Bastrıkin’in milletvekillerine hakaret etmek istemediğini, Duma’nın dikkatini göç alanında yasal değişikliklere duyulan ihtiyaca çekmeye çalıştığını öne sürdü.
Vedomosti’ye konuşan Petrenko, “Bastrıkin hiçbir şekilde halkın seçilmiş temsilcilerini rencide etmeyi amaçlamadı, yalnızca Duma’nın dikkatini göç alanında yasal değişikliklere duyulan ihtiyaca çekmeye çalıştı,” ifadelerini kullandı.
Petrenko, “Göç sorununa, kontrolüne, düzenlenmesine, mevzuatın değiştirilmesi ihtiyacına dikkat çekmek yerine, sadece bir cümle tartışılıyor ve bu da bağlamından koparılıyor,” diye ekledi.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum










