Bizi Takip Edin

Rusya

Bir kriz başlığı olarak Rusya’nın göçmen sorunu

Yayınlanma

Rus basınında son dönemde göçmenlerin işlediği suçların sayısında artış yaşandığı ve yanı sıra beyaz yakalı yabancıların “verimliliğinin düştüğü” yönünde tartışmalar yer alıyor. Göç meselesi, halihazırda başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yaygın biçimde ele alınırken konunun Rusya’da da bir kriz başlığına evrilme potansiyeli mevcut.

Bunun yanında göçmen işçiler Rusya’da sürekli belge kontrolü ve gözaltılardan şikayetçi. Bazıları mahkeme tarafından sınır dışı edilme cezasına çarptırılıyor. Ancak, Rusya’daki bazı göçmen grupları çalışma izni almadan iş sözleşmesiyle çalışabilmeleri nedeniyle, sınır dışı lehine verilen mahkeme kararlarına itiraz edebiliyorlar. Ayrıca kayıt dışı çalışma oranları da kayda değer ölçüde yüksek.

Suç oranlarında artış

TASS’ın aktardığına göre Rusya İçişleri Bakanlığı, ülkede göçmenler tarafından işlenen suçların sayısının 2023’ün ilk yarısında arttığını bildirdi. Bakanlık, “Yabancı vatandaşlar Rusya Federasyonu topraklarında 22,4 bin suç işledi. Bu rakam Ocak-Temmuz 2022 arasındaki aynı döneme kıyasla yüzde 6,3 daha fazla,” açıklamasını yaptı.

Açıklamaya göre BDT ülkelerinden gelen göçmenlerce işlenen suçların sayısı 18,4 bin olarak gerçekleşti. Öte yandan göçmenlere yönelik toplam 6,9 bin suç işlendi; bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2 daha az.

Daha önce de Rusya Göçmenler Federasyonu Başkanı Vadim Kojenov, göçmenler arasında suçun artmasının nedeninin ülkede uyuşturucu ticaretinin yaygınlaşması olduğunu söyledi. Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin ise, göçmenlerin suça sürüklenmelerinin nedenini düşük eğitim seviyeleri ve kalıcı bir gelir kaynaklarının olmamasıyla açıkladı. Nitekim geçen yıl göçmenler tarafından işlenen özellikle ciddi suçların sayısı yüzde 37, örneğin cinayetlerin sayısı yüzde 18 oranında arttı.

Göç akışının azaltılması, başta Orta Asya ve Transkafkasya’dan gelenlerin Rus vatandaşlığı alma kotalarının ciddi şekilde düşürülmesi gerektiği konusunda yaygın tepkiler var.

Asyalı göçmen işçilerin yerini Afrikalılar alıyor

Nezavisimiya Gazeta’nın aktardığına göre Rusya Bilimler Akademisi Ulusal İktisadi Tahmin Enstitüsü araştırmacılarından Dmitriy Poletayev, Valday Kulübü’nde Rusya’nın Afrika’dan gelen göçmen sayısındaki artışa hazırlık olarak mevzuatını değiştirmesi gerektiğini savundu.

Poletayev’e göre, şu anda Rusya’daki Afrika diasporası nispeten ufak çaplı ve ülkede çoğu öğrenci olmak üzere yaklaşık 40 bin kişi yaşıyor. Fakat yakın vadede bu rakam, kıtada yaklaşan krizler ve çatışmalar nedeniyle artabilir. Poletayev, şunu söylüyor: “Güney yönündeki stratejimiz de geçici sığınma standartlarını değiştirerek bu tür mültecilere yardım sunmak olabilir. Siyasi açıdan bakıldığında Afrika ülkeleri Rusya’ya oldukça sıcak bakıyorlar.”

Uzman, Afrika’dan gelen göçmenleri Rus toplumuna adapte etmek için önceden bir mekanizma geliştirilmesi gerektiğini savunuyor: “Afrika genç bir kıta. Yaratmak istiyorlar ve biz de onlara eğitim sağlayabiliriz. Afrikalılar için özel eğitim programları ve festivaller düzenlemeli, diaspora ile işbirliği yapmalı, sığınma ve oturma izni almalarına yardımcı olmalıyız.”

Rusya İnsan Hakları Konseyi üyesi Aleksander Brod, Poletayev’in görüşünün “gerçekçi dayanakları olduğunu” ifade ediyor. Bugün “göç politikasının kaotik durumunun devam ettiğini” kaydeden Brod, şöyle devam ediyor: “İşgücü piyasasının ihtiyaçlarını dikkate almıyor. Göçe yönelik tutum hala pragmatik değil, olumsuz, duygusal. Bu profesyonel olmayan yaklaşım üst düzey yetkililerde de görülebiliyor.”

Afrikalı öğrencilerin Rus üniversitelerinde eğitim görme geleneği Sovyet dönemine kadar uzanıyor ve bu öğrencilerin bir kısmı Rusya’da kalıyor, Brod’a göre: “Rusya Batı ile ilişkilerinden uzaklaşıp Asya ve Afrika’ya yönelirken, bu kıtalardan bir göçmen akınının başlayabileceği çok açık. Bunun ne kadar büyük olacağını söylemek zor.” Brod, burada “insanları korkutmak için” bir duvar inşa etmenin mümkün olduğunu ama “çalışacak ve iyi şeyler yapacak insanlardan oluşan hedefli bir seçim yapmaya çalışmanın daha uygun olduğunu” sözlerine ekliyor.

Ayrıca tarihçi Anastasya Tsedenbal, göçmenlerin yaşam standartlarının çoğu Afrika ülkesinden daha yüksek olduğu Rusya’ya taşınmanın cazip görünebileceğini hatırlatmış: “Avrupa onlar için daha cazip olsa da, belki de Rusya onlar için sadece bir başlangıç pozisyonu olacaktır. Tropik bölgelere alışkın Afrikalılar için daha ılıman iklim daha yakın. Tabii ki bazıları Rusya’ya temelli yerleşebilir.”

Tsedenbal, bürokrasinin yeni göç akışlarını yetkin bir şekilde kontrol etme beceresine kuşkuyla bakıyor: “Devletin mevcut göçmen grupları için yıllardır kâğıt üzerinde geliştirdiği uyum programlarının şu ana dek pratikte hiçbir etkisi olmadı. Ve yerli nüfus ile yeni gelenler arasındaki çatışma potansiyeli giderek artıyor.”

Afrika üzerine çalışan tarihçi Aleksey Vladimirov, Afrika’dan “işgücü ithal etme fikrinin akıllıca olmadığını ve tehlikeli olabileceğini” düşünüyor. Ülkedeki sosyo-ekonomik durumun kötüleşmesi halinde, yabancılara yönelik saldırıların dolu olduğu yakın geçmişe dönüleceğini söyleyen Vladimirov, aynı zamanda, kurbanlar arasında en çok dikkat çekenlerin, yani koyu tenli insanlar giderek daha fazla yer aldığına dikkat çekti: “1990’ların ikinci yarısından, kolluk kuvvetlerinin nihayet akıllarının başlarına geldiği ve soruna daha fazla ilgi göstermeye başladıkları 2008-2009 yıllarına kadar, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın boyutunun resmi istatistiklere yansımadan arttığını hatırlatmak isterim. Kaide olarak her şeyi ‘holiganlık’ olarak yazdılar.” Vladimirov, o dönemde STK’ların her yıl yüzlerce darp ve onlarca cinayet rapor ettiğini hatırlatmış. 19 Haziran 2004’te Petersburglu etnograf ve Afrika uzmanı Profesör Nikolay Girenko’nun genç neo-Naziler tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Vladimirov, şunu dile getiriyor: “Afrikalı arkadaşlarımdan biri ‘ırksal hijyenin’ kuduz taraftarları tarafından dövüldükten sonra öldü, bir diğeri herhangi bir yerde değil ama toplanmayı sevdikleri eski Lenin Müzesi’nde saldırıya uğradı. İyi bir işi varmış gibi görünen ve Moskova metrosunda şoför olarak çalışan bir üçüncüsü, tüm bunlara bakarak Batı’ya göç etti.”

“Göç Bakanlığı kurulsun” önerisi

Bunun yanı sıra meselenin krize evrilmesini önlemek adına çeşitli öneriler var. Örneğin Duma milletvekili Dmitriy Gusev, göç konusunda olup bitenlerden tamamen sorumlu olacak ayrı bir bakanlık kurulmasını öneriyor. Gusev, Rusya’da yaklaşık 16 milyon göçmen bulunduğunu ve ülkenin onlara ihtiyacı olduğunu, zira “ekonomiyi başarılı bir şekilde geliştirmek için yeterli sayıda işçi bulunamayacağını” vurguladı. Göçmenler, başta inşaat ve hizmet sektöründe ciddi bir ucuz işgücü kaynağı. Gusev’e göre yeni hükümetin yapısının tayin edileceği 2024 yılında “Milliyetler ve Göç Bakanlığı” kurulabilir.

Ayrıca, en fazla sayıda yabancı işçinin bulunduğu Moskova’da göç konularıyla ilgili bir birimin mümkün olan en kısa sürede, tercihen bu sonbaharda kurulması çağrıları var. Kurgan Oblastı Valisi Vadim Şumkov, ülkenin yabancı düşmanlığına ve milliyetçiliğe yabancı olduğunu söylemiş. Sumkov, yine de “Bazı insanların sadece çocukları uyuşturucuya alıştırmak amacıyla buraya gelmesi, duyarlı insanları çıldırtıyor. Bu nedenle, hükümetin tüm kademelerinin ve kolluk kuvvetlerinin bu tür gösterilere karşı tepkisi mümkün olduğunca sert olmalıdır,” diyor.

Moskovskaya Gazeta’ya mülakat veren Asilbek Egemberdiyev de şu ifadeleri kullanmış: “Mevcut durum kolay kolay düzeltilemeyecektir. Burada ihtiyaç duyulan şey sağlam bir siyasi irade. Şu gerçek kabul edilmeli: Göç alanındaki mevcut liberal kurallar ve yabancılara yönelik sistematik devlet çalışmalarının eksikliği aynı anda var olamaz. Böyle bir durumda, Rusya’ya gelen göçmenlerin kaçınılmaz olarak suça sürüklenmesi başlar. Eğer yabancı işçiler dürüstçe çalışıyor, büyük şirketler tüm avantajlardan faydalanıyor ve devlet pasif bir gözlemci gibi davranıyorsa, ki bana öyle geliyor, iş dünyasındaki yolsuzlukla ve göçmen işçilerin haklarının ihlaliyle yeterince mücadele etmiyorsa, bu durum kesinlikle fazlaca dikkat gerektiriyor. Açıkçası, yasadışı göçmenlerin işverenlerinin para cezalarını ödemesi ve sorumluluk taşıması çok dikkat çekici değil ve ülkedeki yasadışı göçmenlerin sayısı maalesef azalmıyor. Pandemiden bu yana Rusya’da yabancı uyrukluların istihdamı dramatik bir şekilde değişti. Pek çok göçmen eski istihdam sektörlerini terk etti. Erişilebilir internetin ortaya çıkmasıyla birlikte, çevrimiçi hizmetler, Sber, Ozon, Wildberries, Yandex gibi büyük kuruluşlarda çalışma, yabancıların hızla ustalaştığı başka işler ortaya çıktı. Bu, kent hizmetleri alanında —lojistik, kuryeler, e-ticaret, ulaşım ve çok sayıda işçi gerektiren diğer endüstriler— bütün bir kompleks. Buna bağlı olarak yabancı işçilerin geçim kaynaklarında değişiklikler meydana geldi, daha özgür hale geldiler, daha fazla kazanmaya başladılar. Ancak bunun, yetkililerin çok fazla müdahalesi olmaksızın, esas olarak göçmenlerin kendilerinden kaynaklandığı vurgulanmalı. Kendi kendilerine öğreniyorlar ve yeni iş faaliyetlerine hızla adapte oluyorlar. Fakat devlet açısından radikal değişikliklerin zamanı geldi. İşgücü göçünün, ekonominin farklı sektörlerinin mevcut ihtiyaçları ve gerçekleri dikkate alınarak şekillendirilmesi gerekiyor. İşçilerin çoğunluğunun BDT ülkelerinden geldiği Rusya’da işgücü göçü siyasi açıdan değil, göç alan taraf olarak iktisadi ve sosyal açıdan da ele alınmalı. Rusya’ya en çok işçi göçü veren ülkeler, göç alan taraftaki tüm değişiklikleri açıkça anlamalı ve vatandaşlarının kapsamlı eğitimine doğrudan katılarak bu konuda sorumlu bir tutum sergilemeli. Bu, göç veren ülkelerde siyasi ve sosyo-ekonomik istikrarın sağlanması için doğru çözüm olacaktır. Bugün ülkedeki yabancıların durumuyla ilgili olarak Rusya yönetimine yönelik çok sayıda eleştiri var. Uzun bir süre boyunca eski Sovyet ülkelerinin vatandaşlarını kendimize yakın insanlar, yurttaşlarımız olarak algıladık. Bu yaklaşım terk edilmeli ve iktisadi çıkarlara dayalı yeni ilişkilere geçmeliyiz. Medeni bir çözüm için seçeneklerden biri çalışma vizeleri olabilir ve ben bu vizelerin uygulamaya konması gerektiği görüşündeyim. Ayrıca belirli görevlerde yabancı işçilerin organize bir şekilde işe alınması seçeneği de mevcut. Her halükârda, işgücü kaynaklarını çekmek için şeffaf ve açık kurallar getirmenin zamanı geldi. BDT ülkelerinin yetkilileri de bu alanda Rusya ile nasıl daha fazla ilişki kuracaklarına karar vermeli ve yeni kuralların geliştirilmesine katılmalı. Aynı zamanda, bugün konut ve kamu hizmetleri sektöründe, inşaatta, taşımacılıkta ve diğer alanlarda çalışan pek çok göçmenin gelecekteki kaderlerini Rusya’ya bağladıklarını unutmamalıyız.”

“Gettolaşma kültürel ve etnik dengeyi bozuyor”

Şu an ülkede göçmenlerin var olduğu mahalle ve gettoların oluşması da sorun başlıkları arasında yer alıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 12 Mayıs’ta, 2018’de geçen Göç Politikası Konseptinde değişiklik içeren kararnameyi imzalamıştı.

Kararname, mevzuata “etnik (çok etnikli) yerleşim bölgelerinin oluşumuna karşı koyma zarureti” konusunda bir madde ekledi. Bu ay içinde Federasyon Konseyi Başkan Yardımcısı Konstantin Kosaçev, göçmenlerin daha derin entegrasyon ve adaptasyona tabi tutulması gerektiğini öne sürmüştü: “Kendi kurallarıyla yaşayan ve bunları Rus toplumuna dikte etmeye çalışan göçmen yerleşim bölgelerinin oluşmasını ve büyümesini önlemek için etkili tedbirlere ihtiyaç var.”

Geçen hafta da Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkanı ve İnsan Hakları Konseyi üyesi Kirill Kabanov, Kommersant’a verdiği demeçte göçmen gettolarının ortaya çıkışına karşı öneriler hazırlandığını ve toplandığını duyurdu: “Bunlar kaçınılmaz olarak çatışmalara ve suç artışına yol açıyor. Bu dünyanın her yerinde görülen bir durumdur. Ulusal istikrarımız büyük emek ve kanla tesis edildi. Bu kültürel ve etnik denge bozulduğunda —ki zaten bozuldu— tehlikeli süreçler ortaya çıkar.”

“Göçmen ticareti yapan dolandırıcılar var”

İçişleri Bakanlığı ve Rusya Güvenlik Konseyi’ne bağlı göç konularıyla ilgili departmanlar arası grupla birlikte iki yılı aşkın bir süredir etnik ve çok etnikli yerleşim bölgeleri sorunu üzerinde çalıştıklarını kaydeden Kabanov, şunu ekliyor: “Birkaç yıldır, tüm büyük yapılar, çalışan olarak göçmen ile işveren yapı arasında doğrudan sözleşme yapmıyor. Kelimenin tam anlamıyla göçmen ticareti yapan dolandırıcılar var. Pek çok lobicilik hikayesine şahit oldum ama kontrolsüz göç konusunda bunun gibisini başka hiçbir yerde görmedim.”

Rusya Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi Göç ve Etnisite Araştırma Grubu Başkanı sosyolog Yevgeniy Varşaver de Kommersant’a yaptığı açıklamada gettolaşma sorununun abartıldığını belirtiyor: “Her şeyden önce, bu fenomenin yaygınlığı genellikle kat kat abartılıyor. Aslında, yaklaşık 150 milyonluk ülkenin tamamı için altı ya da yedi oblasttan bahsediyoruz. İkincisi, bu tür mahallelerde bile göçmenlerin oranı genellikle mahalle sakinlerinin yarısını geçmez. Üçüncüsü, görünüşte benzer olan Paris banliyölerinin aksine, Rus göçmen mahalleleri sosyal bir tehdit oluşturmuyor.”

Varşaver’e göre Rus göçmen mahalleleri dinamik, neredeyse orta sınıf iş merkezleri ve büyük pazarlara sahip ve buralarda kuşaklar arası yoksulluk gelişmiyor: “Dolayısıyla, burada yaşayan göçmenlerin çocukları muhtemelen üniversiteye gidecek ya da iş insanı olacak ve kamusal bir tehdit oluşturmayacak. Evet, bu tür yerlerin yanlış anlaşılmaların yaşandığı kültürel sınır bölgeleri olduğuna şüphe yok, ancak dünyada geleneksel olarak bu sorunlar belediye düzeyinde, yerli halk ve göçmenler arasında çeşitli organize işbirliği biçimleri, spor kulüpleri ve çocuklar için çevreler vb. aracılığıyla çözülür. ‘Enklav sorununu çözmek’ de işte budur, ek baskılar ya da yasalarla değil.”

Sağcı medyadan telkin: “Göçmenlik konusu özel bir mesele halini aldı”

Ateşli anti-komünist ve Çar sempatisiyle bilinen Tsargrad televizyonuna mülakat veren Andrey Perla, “Asyalı göçmen işçilerin varlığının artık ülkenin sosyal ve siyasi istikrarına tehdit oluşturacak kadar ciddi bir sorun haline geldiğini” savundu: “Eğer yakın gelecekte yetkililer vatandaşlara bu sorunu bir şekilde çözebileceklerini, göçmenleri nüfusun büyük kısmı için güvenli hale getirebileceklerini, bir şekilde onlara hadlerini bildirebileceklerini gösteremezlerse, vatandaşlar yetkililere büyük ölçüde güvenmemeye başlayacaktır. Ve bu şaka değil.”

Perla’ya göre yabancı beyaz yakalı işçilerin “verimliliğinde de düşüş” söz konusu: “Göç meselesi özel askeri harekatla epey yakından ilgili. Bir yandan, erkek nüfusun çoğu cepheye gittiği için özel harekât ülkede son derece düşük bir işsizlik oranı sağladı. Öte yandan, ulusal ekonominin bazı sektörlerinde işgücü açığı ortaya çıktı. Bu durum elbette iş sahiplerini endişelendiriyor, zira bu onların kârı. Fabrikaların, gazetelerin ve buharlı gemilerin sahipleri olan büyük kapitalistler açısından bu sorunu çözmenin en kolay yolu ‘yeri doldurulamaz yabancı uzmanları’ çekmek.”

Bunun yanı sıra Perla, “entegrasyon” projelerinin pratikte karşılığı olmayacağını savunuyor: “Sovyetler Birliği’nin eski cumhuriyetlerinden gelen insanlar için basitleştirilmiş vatandaşlık programları olduğunu biliyoruz. Ve gerçekten çok sayıda insan var. Bunlar çoğunlukla Özbekistan ya da Tacikistan vatandaşları. Yılda 100 binden fazla Tacik Rus vatandaşlığı alıyor. Fakat ne yazık ki birçoğu Rusça bilmiyor, entegre olmaya ve Rusya vatandaşlarıyla yaşamaya hazır değiller.”

“Şantiyelerdeki göçmen işçilerin sayısı azaltılsın” teklifi

Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, 19 Temmuz’da Başbakan Yardımcısı Marat Husnullin ile yaptığı toplantıda, “Bugün personel açığı büyük ölçüde göçmenler tarafından kapatılıyor ama uzun vadede, yabancı işgücüne bağımlılığı azaltmak ve ekonomimizde para bırakmak için kendi uzmanlarımızı yetiştirmeye odaklanmalıyız,” demişti.

Şu anda inşaat sektöründe yaklaşık 6,5 milyon kişi, konut ve kamu hizmetleri sektöründe ise yaklaşık 2,3 milyon kişi istihdam ediliyor. Bunların 900 binden fazlası yabancı uyruklu.

Rossiyskaya Gazeta’ya konuşan Rusya Ulusal İnşaatçılar Birliği (NOSTROY) Başkanı Anton Gluşkov, personel açığının ana nedenlerinin 1990’lardaki demografik düşüş, pandemi nedenli göçmen çıkışı ve iç göçün yanı sıra inşaat sektörünün yoğun gelişimi olduğunu dile getirdi: “Kendi personelini yetiştirmek ve eğitmek bir aydan fazla zaman alacak. Bu, yüksek perdeden dile getirilen sözlerden korkmuyorum, ülkenin personel güvenliği için gerekli ve tüm yollarla çözülmeli.”

Tsargrad’ın çağrısının aksine Gluşkov, göçmen almayı durdurmanın bir gecede mümkün olmadığını söyleyerek kısa vadede işçi açığı sorununun çözümünün dost ülkelerden nitelikli yabancı işçilerin çekilmesi olabileceğini ifade ediyor.

Yakın vadede inşaat işçisi sıkıntısı sorununun şiddetlenmesi güçlü bir olasılık. Rublenin zayıflaması nedeniyle dolar cinsinden maaşlar düştü. OPORA Rossii’nin Moskova şubesinde çalışma konularında uzman olan Yelena Limonova, şu yorumu yapıyor: “Göçmenlerin maaşı genellikle Rusların maaşından daha düşük. Şu anda işveren için önemli miktarda bütçe tasarrufu sağlayan gölge istihdam da mümkün.”

Rusya

Rus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj

Yayınlanma

Rus turistler, Türkiye’de tatil sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında devreye giren Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları kart işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşılaşıyor. Rus basınına ve sosyal medyadaki paylaşımlara yansıyan şikayetlere göre, özellikle Sberbank üzerinden QR koduyla yapılmak istenen ödemeler güvenlik gerekçesiyle askıya alınıyor.

Türkiye’deki Rus turistler, yaz tatili sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında ülkede kullanıma sunulan Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları banka kartı işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşı karşıya kalıyor.

Rusya merkezli İzvestiya gazetesinin Rus tatilcilere dayandırdığı haberine göre, ödeme yaparken sorun yaşayan çok sayıda turist durumdan şikayet ediyor.

Yuri isimli bir Rus turist, İstanbul ve Antalya’daki mağaza ile kafelerde QR kodu kullanarak ödeme yapmaya çalıştığını ancak Sberbank’ın her işlemi askıya aldığını bildirdi.

Gazete muhabirinin de benzer bir sorunla karşılaştığı, ayrıca seyahat edenlerin Telegram gruplarında da SBP üzerinden ödeme engellemelerine yönelik şikayetlerin arttığı belirtildi.

Sosyal medyadaki paylaşımlara göre, Sberbank üzerinden ödeme yapmaya çalışan kullanıcılar başka bir bankanın sayfasına yönlendiriliyor ve onay işleminin ardından transfer 24 saatliğine askıya alınıyor.

Başka bir Rus bankasının tercih edildiği durumlarda ise kullanıcılara kısa mesaj veya anlık bildirim ulaşmıyor. Bazı durumlarda ise karttan para çekilmesine rağmen ödeme kasaya ulaşmıyor ve işlem başarısız oluyor.

Antalya’da otel zinciri sahibi olan Mahmut Dikbaş da Rus vatandaşlarının mal ve hizmet alımlarında yaşadığı ödeme sorunlarını doğruladı.

Dikbaş, Rus bankalarının sistemlerine bağlı olan bazı işletmelerde işlemlerin sorunsuz yapıldığını, diğerlerinde ise sürekli ret yanıtı alındığını ifade etti.

Sberbank yetkilileri, SBP üzerinden yapılan ödemelerin güvenlik gerekçesiyle askıya alınabileceğini açıkladı. Bankanın destek biriminden edinilen bilgilere göre, blokajlar artan dolandırıcılık vakaları nedeniyle devreye alınan ek koruma önlemlerinden kaynaklanıyor.

Banka, müşterilerine ödemeyi 24 saat sonra yeniden denemelerini veya alternatif olarak başka bir kişinin kartını kullanmalarını öneriyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayı sonunda bankalara şüpheli görünen müşteri transferlerini 6 saate kadar bloke etme yetkisi veren yasayı imzalamıştı.

Bu düzenleme hem banka kartı işlemlerini hem de SBP üzerinden yapılan transferleri kapsıyor.

Dijital ortamdaki hukuki riskler uzmanı Valeriya Smirnova, yurtdışında QR kodlarıyla yapılan ödeme girişimlerinin bankaların otomatik denetimine tabi tutulduğunu aktardı.

Smirnova, dolandırıcılık önleme sisteminin, kullanıcının alışılmadık bir IP adresinden işlem yapması, yeni bir ödeme yöntemi kullanması veya belirli bir alıcıya ilk kez para göndermesi durumunda devreye girdiğini kaydetti.

Smirnova duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bir restoran, mağaza ya da eczane, bankanın ödemeyi onaylaması için 24 saat beklemeyecektir. Sonuç olarak, bu ödeme aracı kağıt üzerinde varlığını koruyor ancak pratikte müşteri bundan faydalanamıyor.”

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’da akaryakıt krizi kamu hizmetlerini vurdu

Yayınlanma

Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi, hastaneler, itfaiye ve belediye hizmetleri için yapılan kamu ihalelerinin iptal edilmesine yol açıyor. İzvestiya gazetesinin araştırmasına göre, Mayıs ve Haziran aylarında iptal edilen veya yinelenen akaryakıt ihalelerinin sayısı geçen yıla göre üç kat arttı.

Rusya’da yaşanan akaryakıt sıkıntısı, kamu kurumlarının benzin ve motorin alımlarına yönelik ihalelerini doğrudan etkilemeye başladı. İzvestiya gazetesinin haberine göre, Mayıs ve Haziran aylarında sağlık kurumları, belediye hizmetleri ve acil durum ekipleri için düzenlenen akaryakıt ihalelerinde iptal edilen, gerçekleştirilemeyen veya yeniden ilan edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç katına çıktı.

Piyasa uzmanları, akaryakıt tedarikçilerinin sabit fiyatlı kamu sözleşmelerine katılmayı karlı bulmadığını ifade ediyor. İhale süreci devam ederken akaryakıtın piyasa fiyatı hızla yükseldiği için şirketler, kamu ihalelerine girmek yerine ellerindeki ürünü perakende ağlarında veya ticari müşterilere satmayı tercih ediyor.

İhalelere teklif veren çıkmıyor

Tedarik sorunları nedeniyle birçok bölgede kamu kurumları akaryakıt temin edemiyor. Samara Bölge Tıp Merkezi Dinastiya, 580 bin ruble değerindeki 8 bin 500 litrelik AI-92 tipi benzin ihalesine hiç başvuru alamadı. Leningrad Bölgesi’ndeki Darina rehabilitasyon merkezi için planlanan 28 bin litrelik AI-95 tipi benzin alımı da aynı nedenle gerçekleştirilemedi.

Tambov belediye yönetiminin araç filosu için açtığı 2 milyon ruble tutarındaki benzin ve motorin ihalesi de tedarikçi bulunamadığı için sonuçsuz kaldı. Vladimir Bölgesi’nde ise Gorelektroset şirketinin 2,2 milyon rublelik ihalesi iptal edilenler arasında yer alıyor.

Stavropol’deki yangın söndürme ve arama kurtarma hizmetleri, akaryakıt ihalesini defalarca yeniden ilan etmek zorunda kaldıktan sonra sözleşmeyi tek bir tedarikçiyle imzalayabildi. Krasnodar Bölgesi’ndeki Tuapse Sosyal Hizmet Merkezi de benzer bir yöntemle yakıt tedarik edebildi.

Hastaneler, itfaiye teşkilatları, toplu taşıma araçları ve belediye hizmetleri şu an için mevcut rezervler ve öncelikli sevkiyatlar sayesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, akaryakıt açığının sürmesi durumunda bütçe harcamalarının artacağı ve tekrarlanan ihale sayısının çoğalacağı yönünde uyarıda bulunuyor.

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

“Uzak bölgelerde kesintiler düzenli hale gelebilir”

Freedom Global analisti Vladimir Çernov, kamu kurumlarının yükselen piyasa fiyatlarını takip ederek ihale başlangıç bedellerini artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Çernov, özellikle uzak bölgelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini ve buralarda tedarik kesintilerinin kronikleşebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun belediye hizmetlerinde aksamalara, acil olmayan ulaşım seferlerinin iptaline ve toplu taşıma sıklığının azalmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Finam Grubu analisti Sergey Kaufman da akaryakıt fiyatlarındaki keskin artışa dikkat çekiyor. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, yıl başından bu yana benzin fiyatları yüzde 13,9, motorin fiyatları ise yüzde 14,7 oranında yükseldi. Bazı bölgelerde artış oranının çok daha yüksek olduğu ve AI-92 tipi benzinin litre fiyatının 80 rubleyi aştığı kaydediliyor. Kaufman, mevcut koşullarda tedarikçilerin kamu ihalelerine katılmak yerine endüstriyel müşterilere ve bağımsız akaryakıt istasyonlarına satış yapmayı daha avantajlı bulduğunu ifade ediyor.

Energy Intelligence analizlerine göre, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Rusya’nın rafinaj kapasitesinin yarısı devre dışı kalmış durumda.

Temmuz ayının ilk haftasında rafinerilerin günlük üretimi 3,53 milyon tona geriledi.

Reuters ajansının verilerine göre ise Temmuz ayının ikinci haftasında günlük benzin üretimi yüzde 35 azalarak 75 bin ila 80 bin ton seviyesine düştü. Rusya’da yaz dönemindeki günlük iç tüketimin 115 bin ila 120 bin ton arasında olduğu biliniyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

Yayınlanma

Rusya’da insansız hava aracı saldırıları sonucu büyük rafinerilerin devre dışı kalmasıyla başlayan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerini etkilemeye başladı. Moskova’nın iç piyasayı korumak amacıyla haziran ayında bölgeye yönelik benzin ve jet yakıtı sevkiyatını keskin şekilde düşürmesi, özellikle havacılık sektöründe ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bölge ülkeleri, Rusya’dan yapılan ithalatın azalması üzerine Çin, Belarus ve Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerle görüşmeler yürüterek krize karşı çözüm arıyor.

Rusya’nın büyük bölümünü etkisi altına alan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerine sirayet ediyor.

Bölge ülkelerinin yöneticileri ve piyasa temsilcileri, Rusya’nın iç piyasada oluşan açığı kapatmak amacıyla haziran ayında Orta Asya ve Afganistan yönündeki demiryolu benzin ve jet yakıtı ihracatını mayıs ayına kıyasla sert şekilde düşürdüğünü bildirdi. Rusya’daki iç piyasa açığının, insansız hava araçlarının düzenlediği saldırılar sonucu büyük petrol rafinerilerinin faaliyetlerinin durmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

Tarihsel olarak Rus yakıtına bağımlı olan Orta Asya ülkelerinin henüz bu tedarik için tam bir alternatif bulamadığı kaydedildi. Sektör temsilcileri, transit taşımacılık yapan şirketlerin yoğun talebi ve artan uçak seferleri nedeniyle bu durumdan en çok havacılık sektörünün olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.

Treyderler, Rusya’da benzin, jet yakıtı ve dizel ihracatına yönelik genel bir yasak uygulandığına dikkat çekiyor. Orta Asya ülkeleri, Moskova ile imzalanan hükümetlerarası anlaşmalar uyarınca bu ihracat ambargosundan muaf tutulsa da piyasada sevk edilecek serbest ürün hacminin kalmaması nedeniyle fiilen tedarik sıkıntısı yaşanıyor.

Bölge ülkeleri alternatif arıyor

Rusya’dan yapılan ithalatın düşmesi karşısında Orta Asya ülkeleri alternatif çözümler üretmeye çalışıyor. Kazakistan, benzin ve jet yakıtı üretimini rekor seviyelere çıkarırken Çin, Türkmenistan ve diğer ülkelerden yakıt alımı için görüşmeler yürütüyor.

Kırgızistan yönetimi, temmuz ayı başında istikrarlı benzin tedariki sağlamak amacıyla Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan yardım talep etti. Petrol ürünlerinde açık yaşayan Kırgızistan, Çin ve Belarus’tan da sevkiyat bekliyor.

Tacikistan Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Daler Cuma, geçen hafta yaptığı açıklamada, ülkede 60 günlük yakıt stoku kaldığını belirterek ithalat için Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Irak ve Belarus ile görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Sevkiyat verilerinde keskin düşüş

Treyderlerin verilerine göre, haziran ayında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine yapılan jet yakıtı ihracatı, mayıs ayına kıyasla 13 kat azalarak 3 bin 800 tona geriledi. Benzin sevkiyatı ise yüzde 34 düşüşle 99 bin 300 ton oldu.

Buna karşılık dizel yakıt sevkiyatı mayıs ayındaki 167 bin 500 ton seviyesinden haziran ayında 237 bin 700 tona yükseldi.

Haziran ayında Rus jet yakıtı yalnızca Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a düşük miktarlarda sevk edildi.

Rusya’nın haziran ayındaki benzin ihracatının yüzde 46’sı Moğolistan’a, yüzde 25’i Kırgızistan’a, yüzde 19’u Tacikistan’a ve yüzde 10’u Özbekistan’a yapıldı.

Dizel ihracatı ise yüzde 59 oranında Moğolistan’a, yüzde 28 Kırgızistan’a, yüzde 9 Tacikistan’a ve yüzde 4 Özbekistan’a yönlendirildi.

2026 yılının ilk yarısında Rus üreticilerin Orta Asya ve Afganistan’a yönelik motor yakıtı sevkiyatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artış göstererek 3,56 milyon tondan 3,82 million tona yükseldi.

Rusya, 2025 yılında ise Orta Asya ve Afganistan’a yönelik benzin, dizel ve jet yakıtı ihracatını 2024 yılındaki 6,3 milyon ton seviyesinden 7,5 milyon tona çıkarmıştı.

Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor

Belarus sevkiyatı da geriledi

Treyder verilerine göre, Belarus üretimi benzin ve jet yakıtının Orta Asya ve Afganistan’a sevkiyatı haziran ayında beş kat düşerek 27 bin tona geriledi. Belarus’un haziran ayında kendi petrol ürünlerini Rusya iç piyasasına yönlendirerek bu ülkeye rekor düzeyde sevkiyat yaptığı bildirildi.

Haziran ayında Belarus’tan Kazakistan’a yaklaşık 6 bin 600 ton jet yakıtı gönderilirken bölgeye yapılan benzin sevkiyatı mayıs ayındaki 132 bin 400 ton seviyesinden 20 bin 350 tona düştü.

Yerel üretim verilerine göre, 2026 yılının ilk beş ayında Kırgızistan’da 101 bin 218 ton benzin ve 102 bin 829 ton dizel üretildi.

Özbekistan’daki rafineriler ise aynı dönemde 502 bin 200 ton benzin ve 476 bin 400 ton dizel üretti. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Tacikistan’ın yılın ilk yarısındaki benzin üretimi 341 ton, dizel üretimi ise bin 301 ton seviyesinde kaldı.

Hükümetlerarası anlaşmalar kapsamında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine 2026 yılında gümrüksüz olarak sevk edilmesi öngörülen petrol ürünleri kotaları ton cinsinden şu şekildedir:

Kazakistan:

  • Benzin: 285.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 300.000
  • Mazot: 85.000
  • Bitüm: 100.000
  • Petrol Koku: 80.000
  • Toplam petrol ürünü: 1.600.000

Tacikistan:

  • Benzin: 420.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 40.000
  • Mazot: 30.000
  • Bitüm: 50.000
  • Likit Petrol Gazı (LPG): 50.000
  • Ham Petrol: 50.000
  • Toplam: 1.110.000

Kırgızistan:

  • Benzin: 650.000
  • Dizel: 650.000
  • Jet Yakıtı: 150.000
  • Bitüm: 40.000
  • Mazot: 50.000
  • Gudron: 280.000
  • Toplam: 1.820.000

Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English