Bizi Takip Edin

Rusya

Bir kriz başlığı olarak Rusya’nın göçmen sorunu

Yayınlanma

Rus basınında son dönemde göçmenlerin işlediği suçların sayısında artış yaşandığı ve yanı sıra beyaz yakalı yabancıların “verimliliğinin düştüğü” yönünde tartışmalar yer alıyor. Göç meselesi, halihazırda başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yaygın biçimde ele alınırken konunun Rusya’da da bir kriz başlığına evrilme potansiyeli mevcut.

Bunun yanında göçmen işçiler Rusya’da sürekli belge kontrolü ve gözaltılardan şikayetçi. Bazıları mahkeme tarafından sınır dışı edilme cezasına çarptırılıyor. Ancak, Rusya’daki bazı göçmen grupları çalışma izni almadan iş sözleşmesiyle çalışabilmeleri nedeniyle, sınır dışı lehine verilen mahkeme kararlarına itiraz edebiliyorlar. Ayrıca kayıt dışı çalışma oranları da kayda değer ölçüde yüksek.

Suç oranlarında artış

TASS’ın aktardığına göre Rusya İçişleri Bakanlığı, ülkede göçmenler tarafından işlenen suçların sayısının 2023’ün ilk yarısında arttığını bildirdi. Bakanlık, “Yabancı vatandaşlar Rusya Federasyonu topraklarında 22,4 bin suç işledi. Bu rakam Ocak-Temmuz 2022 arasındaki aynı döneme kıyasla yüzde 6,3 daha fazla,” açıklamasını yaptı.

Açıklamaya göre BDT ülkelerinden gelen göçmenlerce işlenen suçların sayısı 18,4 bin olarak gerçekleşti. Öte yandan göçmenlere yönelik toplam 6,9 bin suç işlendi; bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2 daha az.

Daha önce de Rusya Göçmenler Federasyonu Başkanı Vadim Kojenov, göçmenler arasında suçun artmasının nedeninin ülkede uyuşturucu ticaretinin yaygınlaşması olduğunu söyledi. Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin ise, göçmenlerin suça sürüklenmelerinin nedenini düşük eğitim seviyeleri ve kalıcı bir gelir kaynaklarının olmamasıyla açıkladı. Nitekim geçen yıl göçmenler tarafından işlenen özellikle ciddi suçların sayısı yüzde 37, örneğin cinayetlerin sayısı yüzde 18 oranında arttı.

Göç akışının azaltılması, başta Orta Asya ve Transkafkasya’dan gelenlerin Rus vatandaşlığı alma kotalarının ciddi şekilde düşürülmesi gerektiği konusunda yaygın tepkiler var.

Asyalı göçmen işçilerin yerini Afrikalılar alıyor

Nezavisimiya Gazeta’nın aktardığına göre Rusya Bilimler Akademisi Ulusal İktisadi Tahmin Enstitüsü araştırmacılarından Dmitriy Poletayev, Valday Kulübü’nde Rusya’nın Afrika’dan gelen göçmen sayısındaki artışa hazırlık olarak mevzuatını değiştirmesi gerektiğini savundu.

Poletayev’e göre, şu anda Rusya’daki Afrika diasporası nispeten ufak çaplı ve ülkede çoğu öğrenci olmak üzere yaklaşık 40 bin kişi yaşıyor. Fakat yakın vadede bu rakam, kıtada yaklaşan krizler ve çatışmalar nedeniyle artabilir. Poletayev, şunu söylüyor: “Güney yönündeki stratejimiz de geçici sığınma standartlarını değiştirerek bu tür mültecilere yardım sunmak olabilir. Siyasi açıdan bakıldığında Afrika ülkeleri Rusya’ya oldukça sıcak bakıyorlar.”

Uzman, Afrika’dan gelen göçmenleri Rus toplumuna adapte etmek için önceden bir mekanizma geliştirilmesi gerektiğini savunuyor: “Afrika genç bir kıta. Yaratmak istiyorlar ve biz de onlara eğitim sağlayabiliriz. Afrikalılar için özel eğitim programları ve festivaller düzenlemeli, diaspora ile işbirliği yapmalı, sığınma ve oturma izni almalarına yardımcı olmalıyız.”

Rusya İnsan Hakları Konseyi üyesi Aleksander Brod, Poletayev’in görüşünün “gerçekçi dayanakları olduğunu” ifade ediyor. Bugün “göç politikasının kaotik durumunun devam ettiğini” kaydeden Brod, şöyle devam ediyor: “İşgücü piyasasının ihtiyaçlarını dikkate almıyor. Göçe yönelik tutum hala pragmatik değil, olumsuz, duygusal. Bu profesyonel olmayan yaklaşım üst düzey yetkililerde de görülebiliyor.”

Afrikalı öğrencilerin Rus üniversitelerinde eğitim görme geleneği Sovyet dönemine kadar uzanıyor ve bu öğrencilerin bir kısmı Rusya’da kalıyor, Brod’a göre: “Rusya Batı ile ilişkilerinden uzaklaşıp Asya ve Afrika’ya yönelirken, bu kıtalardan bir göçmen akınının başlayabileceği çok açık. Bunun ne kadar büyük olacağını söylemek zor.” Brod, burada “insanları korkutmak için” bir duvar inşa etmenin mümkün olduğunu ama “çalışacak ve iyi şeyler yapacak insanlardan oluşan hedefli bir seçim yapmaya çalışmanın daha uygun olduğunu” sözlerine ekliyor.

Ayrıca tarihçi Anastasya Tsedenbal, göçmenlerin yaşam standartlarının çoğu Afrika ülkesinden daha yüksek olduğu Rusya’ya taşınmanın cazip görünebileceğini hatırlatmış: “Avrupa onlar için daha cazip olsa da, belki de Rusya onlar için sadece bir başlangıç pozisyonu olacaktır. Tropik bölgelere alışkın Afrikalılar için daha ılıman iklim daha yakın. Tabii ki bazıları Rusya’ya temelli yerleşebilir.”

Tsedenbal, bürokrasinin yeni göç akışlarını yetkin bir şekilde kontrol etme beceresine kuşkuyla bakıyor: “Devletin mevcut göçmen grupları için yıllardır kâğıt üzerinde geliştirdiği uyum programlarının şu ana dek pratikte hiçbir etkisi olmadı. Ve yerli nüfus ile yeni gelenler arasındaki çatışma potansiyeli giderek artıyor.”

Afrika üzerine çalışan tarihçi Aleksey Vladimirov, Afrika’dan “işgücü ithal etme fikrinin akıllıca olmadığını ve tehlikeli olabileceğini” düşünüyor. Ülkedeki sosyo-ekonomik durumun kötüleşmesi halinde, yabancılara yönelik saldırıların dolu olduğu yakın geçmişe dönüleceğini söyleyen Vladimirov, aynı zamanda, kurbanlar arasında en çok dikkat çekenlerin, yani koyu tenli insanlar giderek daha fazla yer aldığına dikkat çekti: “1990’ların ikinci yarısından, kolluk kuvvetlerinin nihayet akıllarının başlarına geldiği ve soruna daha fazla ilgi göstermeye başladıkları 2008-2009 yıllarına kadar, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın boyutunun resmi istatistiklere yansımadan arttığını hatırlatmak isterim. Kaide olarak her şeyi ‘holiganlık’ olarak yazdılar.” Vladimirov, o dönemde STK’ların her yıl yüzlerce darp ve onlarca cinayet rapor ettiğini hatırlatmış. 19 Haziran 2004’te Petersburglu etnograf ve Afrika uzmanı Profesör Nikolay Girenko’nun genç neo-Naziler tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Vladimirov, şunu dile getiriyor: “Afrikalı arkadaşlarımdan biri ‘ırksal hijyenin’ kuduz taraftarları tarafından dövüldükten sonra öldü, bir diğeri herhangi bir yerde değil ama toplanmayı sevdikleri eski Lenin Müzesi’nde saldırıya uğradı. İyi bir işi varmış gibi görünen ve Moskova metrosunda şoför olarak çalışan bir üçüncüsü, tüm bunlara bakarak Batı’ya göç etti.”

“Göç Bakanlığı kurulsun” önerisi

Bunun yanı sıra meselenin krize evrilmesini önlemek adına çeşitli öneriler var. Örneğin Duma milletvekili Dmitriy Gusev, göç konusunda olup bitenlerden tamamen sorumlu olacak ayrı bir bakanlık kurulmasını öneriyor. Gusev, Rusya’da yaklaşık 16 milyon göçmen bulunduğunu ve ülkenin onlara ihtiyacı olduğunu, zira “ekonomiyi başarılı bir şekilde geliştirmek için yeterli sayıda işçi bulunamayacağını” vurguladı. Göçmenler, başta inşaat ve hizmet sektöründe ciddi bir ucuz işgücü kaynağı. Gusev’e göre yeni hükümetin yapısının tayin edileceği 2024 yılında “Milliyetler ve Göç Bakanlığı” kurulabilir.

Ayrıca, en fazla sayıda yabancı işçinin bulunduğu Moskova’da göç konularıyla ilgili bir birimin mümkün olan en kısa sürede, tercihen bu sonbaharda kurulması çağrıları var. Kurgan Oblastı Valisi Vadim Şumkov, ülkenin yabancı düşmanlığına ve milliyetçiliğe yabancı olduğunu söylemiş. Sumkov, yine de “Bazı insanların sadece çocukları uyuşturucuya alıştırmak amacıyla buraya gelmesi, duyarlı insanları çıldırtıyor. Bu nedenle, hükümetin tüm kademelerinin ve kolluk kuvvetlerinin bu tür gösterilere karşı tepkisi mümkün olduğunca sert olmalıdır,” diyor.

Moskovskaya Gazeta’ya mülakat veren Asilbek Egemberdiyev de şu ifadeleri kullanmış: “Mevcut durum kolay kolay düzeltilemeyecektir. Burada ihtiyaç duyulan şey sağlam bir siyasi irade. Şu gerçek kabul edilmeli: Göç alanındaki mevcut liberal kurallar ve yabancılara yönelik sistematik devlet çalışmalarının eksikliği aynı anda var olamaz. Böyle bir durumda, Rusya’ya gelen göçmenlerin kaçınılmaz olarak suça sürüklenmesi başlar. Eğer yabancı işçiler dürüstçe çalışıyor, büyük şirketler tüm avantajlardan faydalanıyor ve devlet pasif bir gözlemci gibi davranıyorsa, ki bana öyle geliyor, iş dünyasındaki yolsuzlukla ve göçmen işçilerin haklarının ihlaliyle yeterince mücadele etmiyorsa, bu durum kesinlikle fazlaca dikkat gerektiriyor. Açıkçası, yasadışı göçmenlerin işverenlerinin para cezalarını ödemesi ve sorumluluk taşıması çok dikkat çekici değil ve ülkedeki yasadışı göçmenlerin sayısı maalesef azalmıyor. Pandemiden bu yana Rusya’da yabancı uyrukluların istihdamı dramatik bir şekilde değişti. Pek çok göçmen eski istihdam sektörlerini terk etti. Erişilebilir internetin ortaya çıkmasıyla birlikte, çevrimiçi hizmetler, Sber, Ozon, Wildberries, Yandex gibi büyük kuruluşlarda çalışma, yabancıların hızla ustalaştığı başka işler ortaya çıktı. Bu, kent hizmetleri alanında —lojistik, kuryeler, e-ticaret, ulaşım ve çok sayıda işçi gerektiren diğer endüstriler— bütün bir kompleks. Buna bağlı olarak yabancı işçilerin geçim kaynaklarında değişiklikler meydana geldi, daha özgür hale geldiler, daha fazla kazanmaya başladılar. Ancak bunun, yetkililerin çok fazla müdahalesi olmaksızın, esas olarak göçmenlerin kendilerinden kaynaklandığı vurgulanmalı. Kendi kendilerine öğreniyorlar ve yeni iş faaliyetlerine hızla adapte oluyorlar. Fakat devlet açısından radikal değişikliklerin zamanı geldi. İşgücü göçünün, ekonominin farklı sektörlerinin mevcut ihtiyaçları ve gerçekleri dikkate alınarak şekillendirilmesi gerekiyor. İşçilerin çoğunluğunun BDT ülkelerinden geldiği Rusya’da işgücü göçü siyasi açıdan değil, göç alan taraf olarak iktisadi ve sosyal açıdan da ele alınmalı. Rusya’ya en çok işçi göçü veren ülkeler, göç alan taraftaki tüm değişiklikleri açıkça anlamalı ve vatandaşlarının kapsamlı eğitimine doğrudan katılarak bu konuda sorumlu bir tutum sergilemeli. Bu, göç veren ülkelerde siyasi ve sosyo-ekonomik istikrarın sağlanması için doğru çözüm olacaktır. Bugün ülkedeki yabancıların durumuyla ilgili olarak Rusya yönetimine yönelik çok sayıda eleştiri var. Uzun bir süre boyunca eski Sovyet ülkelerinin vatandaşlarını kendimize yakın insanlar, yurttaşlarımız olarak algıladık. Bu yaklaşım terk edilmeli ve iktisadi çıkarlara dayalı yeni ilişkilere geçmeliyiz. Medeni bir çözüm için seçeneklerden biri çalışma vizeleri olabilir ve ben bu vizelerin uygulamaya konması gerektiği görüşündeyim. Ayrıca belirli görevlerde yabancı işçilerin organize bir şekilde işe alınması seçeneği de mevcut. Her halükârda, işgücü kaynaklarını çekmek için şeffaf ve açık kurallar getirmenin zamanı geldi. BDT ülkelerinin yetkilileri de bu alanda Rusya ile nasıl daha fazla ilişki kuracaklarına karar vermeli ve yeni kuralların geliştirilmesine katılmalı. Aynı zamanda, bugün konut ve kamu hizmetleri sektöründe, inşaatta, taşımacılıkta ve diğer alanlarda çalışan pek çok göçmenin gelecekteki kaderlerini Rusya’ya bağladıklarını unutmamalıyız.”

“Gettolaşma kültürel ve etnik dengeyi bozuyor”

Şu an ülkede göçmenlerin var olduğu mahalle ve gettoların oluşması da sorun başlıkları arasında yer alıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 12 Mayıs’ta, 2018’de geçen Göç Politikası Konseptinde değişiklik içeren kararnameyi imzalamıştı.

Kararname, mevzuata “etnik (çok etnikli) yerleşim bölgelerinin oluşumuna karşı koyma zarureti” konusunda bir madde ekledi. Bu ay içinde Federasyon Konseyi Başkan Yardımcısı Konstantin Kosaçev, göçmenlerin daha derin entegrasyon ve adaptasyona tabi tutulması gerektiğini öne sürmüştü: “Kendi kurallarıyla yaşayan ve bunları Rus toplumuna dikte etmeye çalışan göçmen yerleşim bölgelerinin oluşmasını ve büyümesini önlemek için etkili tedbirlere ihtiyaç var.”

Geçen hafta da Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkanı ve İnsan Hakları Konseyi üyesi Kirill Kabanov, Kommersant’a verdiği demeçte göçmen gettolarının ortaya çıkışına karşı öneriler hazırlandığını ve toplandığını duyurdu: “Bunlar kaçınılmaz olarak çatışmalara ve suç artışına yol açıyor. Bu dünyanın her yerinde görülen bir durumdur. Ulusal istikrarımız büyük emek ve kanla tesis edildi. Bu kültürel ve etnik denge bozulduğunda —ki zaten bozuldu— tehlikeli süreçler ortaya çıkar.”

“Göçmen ticareti yapan dolandırıcılar var”

İçişleri Bakanlığı ve Rusya Güvenlik Konseyi’ne bağlı göç konularıyla ilgili departmanlar arası grupla birlikte iki yılı aşkın bir süredir etnik ve çok etnikli yerleşim bölgeleri sorunu üzerinde çalıştıklarını kaydeden Kabanov, şunu ekliyor: “Birkaç yıldır, tüm büyük yapılar, çalışan olarak göçmen ile işveren yapı arasında doğrudan sözleşme yapmıyor. Kelimenin tam anlamıyla göçmen ticareti yapan dolandırıcılar var. Pek çok lobicilik hikayesine şahit oldum ama kontrolsüz göç konusunda bunun gibisini başka hiçbir yerde görmedim.”

Rusya Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi Göç ve Etnisite Araştırma Grubu Başkanı sosyolog Yevgeniy Varşaver de Kommersant’a yaptığı açıklamada gettolaşma sorununun abartıldığını belirtiyor: “Her şeyden önce, bu fenomenin yaygınlığı genellikle kat kat abartılıyor. Aslında, yaklaşık 150 milyonluk ülkenin tamamı için altı ya da yedi oblasttan bahsediyoruz. İkincisi, bu tür mahallelerde bile göçmenlerin oranı genellikle mahalle sakinlerinin yarısını geçmez. Üçüncüsü, görünüşte benzer olan Paris banliyölerinin aksine, Rus göçmen mahalleleri sosyal bir tehdit oluşturmuyor.”

Varşaver’e göre Rus göçmen mahalleleri dinamik, neredeyse orta sınıf iş merkezleri ve büyük pazarlara sahip ve buralarda kuşaklar arası yoksulluk gelişmiyor: “Dolayısıyla, burada yaşayan göçmenlerin çocukları muhtemelen üniversiteye gidecek ya da iş insanı olacak ve kamusal bir tehdit oluşturmayacak. Evet, bu tür yerlerin yanlış anlaşılmaların yaşandığı kültürel sınır bölgeleri olduğuna şüphe yok, ancak dünyada geleneksel olarak bu sorunlar belediye düzeyinde, yerli halk ve göçmenler arasında çeşitli organize işbirliği biçimleri, spor kulüpleri ve çocuklar için çevreler vb. aracılığıyla çözülür. ‘Enklav sorununu çözmek’ de işte budur, ek baskılar ya da yasalarla değil.”

Sağcı medyadan telkin: “Göçmenlik konusu özel bir mesele halini aldı”

Ateşli anti-komünist ve Çar sempatisiyle bilinen Tsargrad televizyonuna mülakat veren Andrey Perla, “Asyalı göçmen işçilerin varlığının artık ülkenin sosyal ve siyasi istikrarına tehdit oluşturacak kadar ciddi bir sorun haline geldiğini” savundu: “Eğer yakın gelecekte yetkililer vatandaşlara bu sorunu bir şekilde çözebileceklerini, göçmenleri nüfusun büyük kısmı için güvenli hale getirebileceklerini, bir şekilde onlara hadlerini bildirebileceklerini gösteremezlerse, vatandaşlar yetkililere büyük ölçüde güvenmemeye başlayacaktır. Ve bu şaka değil.”

Perla’ya göre yabancı beyaz yakalı işçilerin “verimliliğinde de düşüş” söz konusu: “Göç meselesi özel askeri harekatla epey yakından ilgili. Bir yandan, erkek nüfusun çoğu cepheye gittiği için özel harekât ülkede son derece düşük bir işsizlik oranı sağladı. Öte yandan, ulusal ekonominin bazı sektörlerinde işgücü açığı ortaya çıktı. Bu durum elbette iş sahiplerini endişelendiriyor, zira bu onların kârı. Fabrikaların, gazetelerin ve buharlı gemilerin sahipleri olan büyük kapitalistler açısından bu sorunu çözmenin en kolay yolu ‘yeri doldurulamaz yabancı uzmanları’ çekmek.”

Bunun yanı sıra Perla, “entegrasyon” projelerinin pratikte karşılığı olmayacağını savunuyor: “Sovyetler Birliği’nin eski cumhuriyetlerinden gelen insanlar için basitleştirilmiş vatandaşlık programları olduğunu biliyoruz. Ve gerçekten çok sayıda insan var. Bunlar çoğunlukla Özbekistan ya da Tacikistan vatandaşları. Yılda 100 binden fazla Tacik Rus vatandaşlığı alıyor. Fakat ne yazık ki birçoğu Rusça bilmiyor, entegre olmaya ve Rusya vatandaşlarıyla yaşamaya hazır değiller.”

“Şantiyelerdeki göçmen işçilerin sayısı azaltılsın” teklifi

Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, 19 Temmuz’da Başbakan Yardımcısı Marat Husnullin ile yaptığı toplantıda, “Bugün personel açığı büyük ölçüde göçmenler tarafından kapatılıyor ama uzun vadede, yabancı işgücüne bağımlılığı azaltmak ve ekonomimizde para bırakmak için kendi uzmanlarımızı yetiştirmeye odaklanmalıyız,” demişti.

Şu anda inşaat sektöründe yaklaşık 6,5 milyon kişi, konut ve kamu hizmetleri sektöründe ise yaklaşık 2,3 milyon kişi istihdam ediliyor. Bunların 900 binden fazlası yabancı uyruklu.

Rossiyskaya Gazeta’ya konuşan Rusya Ulusal İnşaatçılar Birliği (NOSTROY) Başkanı Anton Gluşkov, personel açığının ana nedenlerinin 1990’lardaki demografik düşüş, pandemi nedenli göçmen çıkışı ve iç göçün yanı sıra inşaat sektörünün yoğun gelişimi olduğunu dile getirdi: “Kendi personelini yetiştirmek ve eğitmek bir aydan fazla zaman alacak. Bu, yüksek perdeden dile getirilen sözlerden korkmuyorum, ülkenin personel güvenliği için gerekli ve tüm yollarla çözülmeli.”

Tsargrad’ın çağrısının aksine Gluşkov, göçmen almayı durdurmanın bir gecede mümkün olmadığını söyleyerek kısa vadede işçi açığı sorununun çözümünün dost ülkelerden nitelikli yabancı işçilerin çekilmesi olabileceğini ifade ediyor.

Yakın vadede inşaat işçisi sıkıntısı sorununun şiddetlenmesi güçlü bir olasılık. Rublenin zayıflaması nedeniyle dolar cinsinden maaşlar düştü. OPORA Rossii’nin Moskova şubesinde çalışma konularında uzman olan Yelena Limonova, şu yorumu yapıyor: “Göçmenlerin maaşı genellikle Rusların maaşından daha düşük. Şu anda işveren için önemli miktarda bütçe tasarrufu sağlayan gölge istihdam da mümkün.”

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English