Rusya
Rusya’da İHA saldırıları akaryakıt krizine yol açtı

Rusya’da Ukrayna’nın İHA saldırıları nedeniyle Merkez Federal Bölgesi’ndeki büyük rafinerilerin durması, haziran ayının ikinci on gününün sonunda benzin üretimini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 düşürerek akaryakıt krizine yol açtı. Hükümetin standart dışı yakıt üretimine izin vermesine ve rafinerilerin sevkiyatları ertelemesine rağmen, pompa fiyatlarındaki rekor artış üzerine birçok bölge ve akaryakıt şirketi satışlara kota koymak zorunda kaldı.
Rusya’da insansız hava araçlarının (İHA) düzenlediği ardı arkası kesilmeyen saldırılar nedeniyle Merkez Rusya’daki bazı büyük petrol rafinerilerinin (NPO) faaliyetlerini durdurması, haziran ayının ikinci on gününün sonu itibarıyla otomobil benzini üretiminde geçen yılın haziran ayına kıyasla yüzde 25 oranında bir düşüşe yol açtı ve piyasada ciddi bir açık meydana getirdi. Hükümet, yaşanan akaryakıt sıkıntısıyla mücadele etmek amacıyla rafinerilere iç piyasa için daha düşük kalite standartlarına sahip benzin ve motorin üretme izni verdi. Bu açığa bağlı olarak birçok rafineri, bayilerin borsadan satın aldığı kaynakların sevkiyatını sınırlamak ve ertelemek zorunda kaldı; bunun sonucunda benzin ve motorinin piyasa değeri borsa fiyatının neredeyse iki katına ulaştı. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat), 16-22 Haziran tarihleri arasında akaryakıt istasyonlarında benzin fiyatlarındaki artışın yüzde 3,0 ile rekor seviyeye ulaştığını, motorin fiyatlarının ise yüzde 2,7 oranında yükseldiğini bildirdi.
Şirketler düzeyinde kısıtlamalar ve uygulamalar
Rosneft Genel Müdürü İgor Seçin, 19 Haziran’da RIA Novosti ajansının aktardığı açıklamasında, şirket istasyonlarında yakıt alımına yönelik neredeyse hiçbir kısıtlama bulunmadığını belirterek, “Kendi istasyonlarımızda yakıt ikmali konusunda pratik olarak hiçbir sınırlama yok. Belki bidon kullanımını pek desteklemiyoruz ancak depoları normal şekilde dolduruyoruz” ifadesini kullandı.
Tatneft şirketi ise 15 Haziran’dan itibaren Rusya genelindeki tüm istasyonlarında benzin ve motorin satışına geçici limit getirdi. Ancak şirket, Interfax ve TASS ajanslarının aktardığı bilgilere göre, 17 Haziran’da Ai-92 tipi benzin ve motorin satışındaki kısıtlamaları kaldırırken, Ai-95 tipi benzin için araç başına 30 litrelik limiti koruma kararı aldı.
Merkez Federal Bölgesi’nde tedarik önlemleri ve sınırlamalar
Moskova Belediyesi’nin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, 23 Haziran’dan itibaren tanker sürücülerinin kamyon geçiş izni almadan şehre 24 saat boyunca giriş yapmasına izin verildi. Moskova Petrol Rafinerisi’ne yönelik İHA saldırısının ardından, Moskova Kent Ekonomisi Birimi’nin resmi kanalından 18 Haziran’da yapılan açıklamada, şehre petrol ürünleri sevkiyatının ve tüm istasyonların faaliyetlerinin normal seyrinde devam ettiği bildirildi. Rusya Federal Rekabet Kurumu (FAS), 18 ve 19 Haziran tarihlerinde Moskova ve Moskova Oblastı’nda büyük istasyon ağlarına sahip Trassa ve NeftMagistral operatörlerine fiyatlandırma konusunda resmi yazılar gönderdi; bu girişimin ardından NeftMagistral fiyatlarında indirime gittiğini duyurdu.
Belgorod Oblastı Ekonomik Kalkınma ve Sanayi Bakanlığı, 23 Haziran’da yaptığı açıklamada Lukoil, Rosneft ve Gazpromneft istasyonlarının benzin ve motorin satışına kısıtlama getirdiğini bildirdi.
Bryansk Oblastı Vali Vekili Egor Kovalçuk, 23 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, araç depoları dışındaki kaplara ve bidonlara yakıt doldurulmasının yasaklandığını duyurdu.
Vladimir Oblastı’nda yerel basın, 21 Haziran’da lojistik kaynaklı geçici zorluklar nedeniyle istasyonlarda kuyruklar oluştuğunu ve çalışan pompalarda araç başına 30 ila 60 litre sınırlandırma uygulandığını aktardı. Vali Aleksandr Avdeev, bölge halkına araç yolculuklarını azaltma ve benzini sadece acil ihtiyaç miktarında satın alma çağrısında bulundu.
Voronej Oblastı hükümetine dayandırılan Kommersant gazetesinin 16 Haziran tarihli haberine göre, büyük federal akaryakıt zincirlerinin temsilcileri, büyük ölçekli kaplara yakıt satışını sınırlandırdı.
Kaluga Oblastı Rekabet Politikası Bakanlığı, 19 Haziran’da yaptığı açıklamada münferit istasyonlarda kuyruklar oluşabileceğini belirtti. Bakanlık, bölgede Ai-95 benzini için 2 haftalık, Ai-92 ve motorin için ise 3 haftalık yakıt rezervi oluşturulduğunu ve bu stokların sürekli yenilendiğini ekledi.
Kursk Oblastı Valisi Aleksandr Hinşteyn, 24 Haziran’dan itibaren istasyonlarda yakıt satışının sadece araç depolarına yapılacağını kendi Telegram kanalından duyurdu.
Lipetsk Oblastı Valisi İgor Artamonov, 24 Haziran ile 28 Haziran tarihleri arasında istasyonların bireysel müşterilere araç başına en fazla 30 litre Ai-92, Ai-95 ve Ai-100 tipi benzin satacağını, motorin için ise kısıtlama uygulanmayacağını açıkladı. Vali, daha önce 20 Haziran’da yaptığı açıklamada Yelets, Lipetsk ve bölgedeki diğer idari birimlerde bazı yakıt türlerinde kesintiler yaşandığını bildirmişti.
Orlov Oblastı’nda, Kommersant gazetesinin 24 Haziran’da Vali Andrey Klıçkov’a dayandırdığı habere göre, tek seferlik yakıt alım sınırı 30 litre, otoyol üzerindeki istasyonlarda ise en fazla 50 litre olarak belirlendi.
Ryazan Oblastı Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, halkın yakıt yetersizliği şikayetlerine yanıt olarak 21 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, bölgede bir açık bulunmadığını, ancak bağımsız ve zincir olmayan bazı istasyonlarda yerel düzeyde geçici benzin yokluğu görülebileceğini ifade etti.
Tambov Oblastı’nda ajiotajı ve aşırı yığılmayı önlemek amacıyla bidon ve benzeri kaplara yakıt satışına kısıtlamalar getirildiğ açıklandı.
Tver Oblastı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 20 Haziran’da Surgutneftegas ve Tatneft istasyonlarında bireysel müşteriler için geçici satış kısıtlamalarının devreye alındığını açıkladı.
Tula Oblastı Valisi Dmitriy Milyayev’e dayandırılan 19 Haziran tarihli Kommersant haberine göre, bazı ilçelerdeki özel istasyonlarda belirli yakıt türleri tükenirken, büyük zincirlerin tedarik süreçlerinde herhangi bir sorun yaşanmadı.
Rusya’da rekabet kurumu, akaryakıt piyasasında fiyat artışlarını incelemeye aldı
Kuzeybatı Federal Bölgesi’nde durum
Kommersant gazetesinin 23 Haziran tarihli haberine göre, St. Petersburg’daki Gazpromneft istasyonlarında ön ödemeli olmak kaydıyla araç başına en fazla 30 litrelik satış limiti getirilirken, benzer kısıtlamalar bazı Tatneft istasyonlarında da uygulanmaya başlandı. Daha önce, 16 Haziran’da Kommersant’ta yer alan haberde, St. Petersburg yetkililerinin kentteki petrol depolarındaki motorlu taşıt yakıtı durumunu “stabil” olarak nitelendirdiği ve araç başına uygulanan 100 litrelik sınırı “koruyucu bir önlem” olarak tanımladığı aktarılmıştı.
Leningrad Oblastı Valisi Aleksandr Drozdenko, 9 Haziran’da kendi Telegram kanalında büyük akaryakıt operatörlerinin normal işleyişine devam ettiğini yazdı.
Kaliningrad Oblastı Valisi Aleksey Besprozvannıh, 25 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, bölgede akaryakıt satışına kısıtlamalar getirildiğini; büyük operatörlerin istasyonlarında benzin satışının en fazla 30 litre, motorin satışının ise en fazla 60 litreyle sınırlandırıldığını duyurdu.
Güney Federal Bölgesi’nde askeri hareketlilik etkisi
Rusya Enerji Bakanlığı, 8 Haziran’da yaptığı açıklamada, enerji sektörü kuruluşlarının hedef alındığı hava saldırılarındaki artışın, bazı güney bölgelerinde yakıt tedarikinde geçici zorluklara neden olduğunu belirtti.
Kırım’daki akaryakıt istasyonları, 21 Haziran’dan itibaren bireysel ve kurumsal müşterilere yakıt satışını tamamen durdurarak yalnızca kamu hizmeti veren araçlara yakıt sağlamaya başladı. Bölgede daha önce, 31 Mayıs’tan itibaren kupon uygulaması ve satış sınırlamaları yürürlükteydi.
Sivastopol’de tedarik sorunları nedeniyle 31 Mayıs’tan bu yana uygulanan kısıtlamalar ve kupon sistemine ilişkin olarak Vali Mihail Razvojayev, 16 Haziran’da durumun genel olarak düzeldiğini açıklamıştı. Ancak Vali, 21 Haziran’da yaptığı yeni açıklamada yakıt ikmalinin yalnızca özel kamu hizmeti araçları için gerçekleştirileceğini duyurdu.
Adigey Cumhuriyeti lideri Murat Kumpilov, 24 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, binek araçlar için yakıt ikmali hacmine sınırlamalar getirildiğini, bununla birlikte tedarikçilerin elindeki benzin ve motorin stoklarının yasal standart seviyelerde bulunduğunu bildirdi.
Kommersant gazetesinin haberine göre Astrahan Oblastı’nda yerel makamlar, istasyonlar üzerindeki yerel yoğunluk artışını kabul etti.
Krasnodar Krayı Operasyonel Karargahı, 24 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada bölgede yakıt sıkıntısı bulunmadığını, olası kısıtlamaların doğrudan istasyonların kendileri tarafından uygulandığını duyurdu.
Rostov Oblastı’nda ise yerel basın, 17 Haziran’da bazı istasyonlarda benzin eksikliği yaşandığını bildirdi.
Volgograd Oblastı Sanayi, Ticaret ve Enerji Komitesi’ne dayandırılan 25 Haziran tarihli Kommersant haberine göre, Lukoil bölgedeki istasyonlarında benzin satış limitini 20 litreye düşürdü. Motorin için ise şehir içinde 60 litre, otoyollarda 200 litre olan eski limitler korunmaya devam etti.
Rusya’nın dörtte birinde akaryakıt satışına sınırlama getirildi
Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ndeki kısıtlamalar
Dağıstan Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı, 25 Haziran’da yaptığı açıklamada, araç başına benzin satışının en fazla 20 litre, motorin satışının ise en fazla 50 litre olacak şekilde sınırlandırıldığını duyurdu.
Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti lideri Raşid Temrezov, 25 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, petrol ürünlerine yönelik artan talebin bağımsız akaryakıt istasyonu ağlarında yerel kesintilere yol açtığını bildirdi.
Volga Federal Bölgesi’nde iki haftalık önlemler
Mordovya Cumhuriyeti lideri Artyom Zdunov, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, 23 Haziran’dan itibaren benzin satışına kısıtlamalar getirildiğini duyurdu.
Penza Oblastı Valisi Oleg Melniçenko, 23 Haziran’dan itibaren geçerli olmak üzere bireysel müşteriler için benzin satışının araç başına 100 litre, motorin satışının ise 200 litre ile sınırlandırıldığını Telegram üzerinden bildirdi.
Samara Oblastı Valisi Vyaçeslav Fedorişçev, 24 Haziran’da Telegram kanalında yaptığı açıklamada, binek araçlar için akaryakıt satış kısıtlamalarının iki hafta süreyle yürürlüğe girdiğini; sınırın benzin için en fazla 40 litre, motorin için en fazla 100 litre olduğunu ve bidonlara yakıt dolumunun durdurulduğunu açıkladı.
Saratov Oblastı Valisi Roman Busargin, 22 Haziran’da Telegram kanalında, bireysel müşteriler için benzin satışına araç başına en fazla 30 litre olmak üzere 30 Haziran’a kadar kısıtlama getirildiğini yazdı. Bölgesel medya, 18 Haziran’dan itibaren bazı istasyonlarda Ai-92 ve Ai-95 tipi benzinlerin bulunmadığını aktardı. Bölgede daha önce uygulanan motorin satış kısıtlamaları ise 15 Haziran itibarıyla kaldırılmıştı.
Tataristan’daki bazı istasyonlarda geçici limitlerin uygulandığı, resmi devlet sitesi Ofitsialniy Tatarstan üzerinden duyuruldu.
Udmurtya Cumhuriyeti’ndeki Tatneft istasyonlarında Ai-95 tipi benzin satışındaki araç başına 30 litrelik limitin korunduğu, ancak şirketin istasyonlarının normal seyrinde çalışmaya devam ettiği öğrenildi.
Ulyanovsk Oblastı valiliği ve hükümetinin internet sitesinde yer alan açıklamada, akaryakıt satış kısıtlamalarının 25 Haziran itibarıyla devreye alındığı duyuruldu.
Çuvaşistan Cumhuriyeti’nde, özellikle Ai-95 tipi benzinde kısa süreli tedarik kesintileri yaşandığı, yerel basının 23 Haziran’da cumhuriyet hükümetine dayandırdığı haberlerle bildirildi. Bu aksaklığın rafinerilerden yapılan sevkiyatlardaki gecikmelerden kaynaklandığı aktarıldı.
Ural Federal Bölgesi’nde otoyol ve şehir içi kotası
Kurgan Oblastı yetkilileri, 24 Haziran’da Telegram kanalından yaptıkları açıklamada, akaryakıt satış kısıtlamalarının yürürlüğe girdiğini bildirdi. Buna göre yerleşim yerlerinde araç başına en fazla 40 litre benzin ve 80 litre motorin verilirken, otoyol üzerindeki istasyonlarda bu sınırlar sırasıyla 40 litre ve 200 litre olarak belirlendi.
Tyumen Oblastı Valisi Aleksandr Moor, 23 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, bölgedeki Gazpromneft istasyonlarının satışları sınırlandırdığını duyurdu. Yerleşim birimlerinde araç başına 40 litre benzin ve 80 litre motorin kotası uygulanırken, otoyollarda bu sınırın sırasıyla 40 ve 200 litre olduğu ve bidonlara dolum yapılmasının tamamen yasaklandığı belirtildi.
Hantı-Mansi Özerk Okrugu (HMAO) lideri Ruslan Kuharuk, 23 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, bazı istasyonların satılan yakıt miktarına yönelik kısıtlamalar getirdiğini aktardı.
Yamalo-Nenets Özerk Okrugu (YNAO) Ekonomik Kalkınma Departmanı’na dayandırılan Kommersant gazetesinin 23 Haziran tarihli haberine göre, artan talep doğrultusunda bazı istasyonlarda yakıt satışına sınırlamalar getirildi.
Sibirya Federal Bölgesi’nde “manuel” yönetim
İrkutsk Oblastı Valisi İgor Kobzev, 22 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, bölgenin akaryakıt tedarikinde “manuel çalışma rejimine” geçmek zorunda kaldığını ve her bir alıcı için yakıt hacimlerini bireysel olarak belirlediklerini bildirdi. Daha önce, 16 Haziran’da İrkutsk Oblastı Tarım Bakanı Marina Kojarina, tarım üreticileri için yakıt tedarikinde zorlu bir süreçten geçildiğini ifade etmişti.
Kemerovo Oblastı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na dayandırılan Kommersant’ın 24 Haziran tarihli haberine göre, bölgedeki Gazpromneft istasyonları motorlu taşıt yakıtı satışına kısıtlamalar getirdi.
Novosibirsk Oblastı Valisi Andrey Travnikov, 23 Haziran’da yaptığı açıklamada, istasyonlarda yakıt satış kısıtlamalarının uygulanmaya başlandığını bildirdi.
Omsk Oblastı Valisi Vitaliy Hotseyko, 22 Haziran’da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, yakıtın yalnızca araç depolarına doldurulacağını belirtti. Vali, benzin limitinin 40 litre, motorin limitinin ise 80 litre olduğunu, otoyollarda ise bu limitlerin sırasıyla 40 litre ve 200 litre olarak uygulanacağını açıkladı.
Uzak Doğu Federal Bölgesi’nde uzak ilçelerde sıkıntı
Amurskaya Oblastı’nda bölgesel istasyonlarda yakıt satışına yönelik kısıtlamaların devrede olduğu bildirldi.
Sahalin Oblastı’na bağlı Severo-Kurilsk bölgesinde yerel makamlar, 25 Haziran’da yaptıkları açıklamada tek seferlik yakıt alımına 20 litrelik limit getirildiğini duyurdu.
Primorskiy Krayı’nın merkezi Vladivostok’ta NNK istasyonlarının bidonlara benzin satışını durdurduğu, diğer büyük şebekelerin ise en fazla 20 litreye kadar olan sınırlı miktarlarda satış yapmaya devam ettiği bildirildi.
Habarovsk Valisi Dmitriy Demeşin, 16 Haziran’da yaptığı açıklamada Sovetsko-Gavanskiy ve Vaninskiy ilçelerinde tedarik yetersizliği sebebiyle benzin satışına kısıtlamalar getirildiğini duyurdu.
Rusya
Putin’den ABD’ye Arktik teklifi: Yaptırıma karşı LNG teknolojisi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ile Arktik bölgesinde ortak çalışma olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı. Uzmanlara göre Moskova, LNG projelerine ve Baker Hughes türbinlerine uygulanan yaptırımların kaldırılması karşılığında ABD’nin Alaska’daki 25 milyar dolarlık Polar LNG projesine yüzer fabrika teknolojisi verebilir.
ABD ile yapılan dizel anlaşmasının ve Rus gübre sevkiyatını genişletme ihtimalinin ardından Moskova, Washington’a Kuzey Kutbu’nda ortak çalışma teklif ediyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’li ortaklarla Arktik bölgesinde birlikte çalışma olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı.
Putin, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) zirvesinde yaptığı konuşmada bölgedeki tabloyu şöyle anlattı:
“Bahsettiğim Arktik’te dünyanın pek çok ülkesiyle aktif biçimde çalışıyoruz ve ortak çalışmayla ilgileniyoruz. Çok yakın zamana kadar sahalarımızda Avrupalı ortaklarımız, Çinli ortaklarımız bizimle birlikte çalışıyordu. Şimdi ise Amerikalı ortaklarla ortak çalışma olasılığını değerlendiriyoruz.”
Peki iki ülkenin Kuzey Kutbu’ndaki ortaklığı hangi alanları kapsayabilir ve Moskova, Rus gazına yönelik yaptırımların kaldırılması karşılığında Washington’a ne sunabilir? Meselenin merkezinde sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) projeleri yer alıyor.
Avrupalı şirketler, 2022 sonrasında Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle Yamal LNG ve Arktik LNG-2 gibi Rus gaz projelerinden çekildi.
Vzglyad gazetesine konuşan Rusya Federasyonu Hükümetine bağlı Finans Üniversitesi ve Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov’a göre, Avrupalıların ayrılmasıyla birlikte Çinli şirketlerle işbirliği yeni bir boyuta taşındı.
Arktik LNG-2 projesinde CNPC ve CNOOC adlı iki Çinli hissedar yer alıyor. Bu iki şirket başlangıçta projeye yönelik Amerikan yaptırımlarından çekinerek katılımlarını dondurmuştu.
Yakıt ve Enerji Kompleksi Teknolojilerini Geliştirme Enstitüsü uzmanı Mihail Vakilyan, Vzglyad’a verdiği demeçte, Pekin’in kendi politikasını değiştirmediğini, yalnızca Çinli şirketler CNPC ve CNOOC’un dolara erişimlerini riske atmak istemediğini belirtiyor.
Ancak bir buçuk yıl sonra tablo tamamen değişti. Çin, 2025’in ikinci yarısında yaptırım altındaki Arktik LNG-2 tesisinden gaz satın almaya başladı ve bu proje için başlı başına bir terminal ayırdı.
Üstelik bu yıl yalnızca Rus LNG’sine hizmet veren ikinci bir terminal daha açtı.
Hatta daha önce sevkiyatı durdurmuş olmasına rağmen, Arktik LNG-2’nin üçüncü hattını tamamlamak için gereken modüllerin teslimatına da yeniden başladı.
Moskova pazar ve türbin arıyor, karşılığında Alaska’ya teknoloji öneriyor
Bütün bu gelişmelere rağmen Rusya’nın Kuzey Kutbu’nda ABD’den beklentisi çok net. Mihail Vakilyan bu ihtiyacı şu sözlerle özetliyor:
“Rusya’ya iki şey lazım: Birincisi pazar, ikincisi ise donanım. Arktik LNG-2 ve onun gaz tankerlerine yönelik yaptırımların kaldırılması; Japonya, Hindistan ve Güneydoğu Asya’daki alıcıları geri getirecek ve şu an tek müşteri olan Çin’in aldığı indirimi ortadan kaldıracaktır. Donanım kısmına gelince; Yamal LNG ve Arktik LNG-2’deki sıvılaştırma kompresörlerini çalıştıran türbinler bir Amerikan şirketi olan Baker Hughes üretimi. Bu makinelerin bakımı, yedek parçası ve modernizasyonu Amerikan ihracat yasaklarına takılıyor.”
İgor Yuşkov ise süreci siyasi ve ekonomik bir takas çerçevesinde değerlendiriyor:
“Burada da dizel anlaşmasındaki şemanın aynısı işliyor. Rusya karşıtı yaptırımların hafifletilmesi ve Ukrayna’ya baskı yapılması karşılığında ABD’ye karşılıklı fayda sağlayan projeler ve genel olarak ekonomide işbirliği öneriyoruz. Bu işbirliğinin dizel, gübre, LNG ve benzeri farklı alanlarda çok yönlü olabileceğini gösteriyoruz.”
Yaptırımların kaldırılması karşılığında Rusya’nın LNG alanında ABD’ye sunabileceği somut teklif ise Alaska’da kurulacak bir LNG tesisine teknolojik destek vermek. Burada kastedilen, 25 milyar dolar değerindeki Polar LNG projesi.
Yuşkov, Rus enerji şirketi Novatek’in elindeki kozu şöyle açıklıyor:
“Novatek, Arktik LNG-2’de uyguladığı ve Alaska’daki LNG projesine de uyacak teknolojik bir çözüme sahip. Bunlar, üzerine sıvılaştırma ekipmanlarının yerleştirildiği betonarme platformlar; yani özünde yüzer birer LNG fabrikası. Novatek ekipmanlarıyla birlikte bu tür iki platformu zaten inşa etti, Belokamenka’da ise büyük tonajlı deniz yapıları inşa merkezi kurdu. Sorun şu ki hem bu merkez hem de Arktik LNG-2 fabrikasının kendisi ABD yaptırımlarına girdi. Dolayısıyla en azından büyük tonajlı platform inşa merkezine yönelik yaptırımların kaldırılması karşılığında Alaska’da böyle bir tesis kurabiliriz.”
Uzmana göre Rusya, Belokamenka’daki bu merkezde betonarme platformu dökebilir, üzerine LNG fabrikasını kurabilir ve tesis tamamlandıktan sonra onu yüzdürerek Alaska’ya çekebilir.
Kuzey Kutbu’nun bizzat kendisinde sıfırdan inşaat yapmak hem pahalı olduğu hem de zaman ve ekipman nakliyesi açısından kısıtlamalar yarattığı için bu yöntem çok daha kolay bir çözüm sunuyor.
Yine de Yuşkov bu planın kesinleşmediği konusunda uyarıyor:
“Çok sayıda yaptırım sorunu ve projenin ekonomisine dair soru işaretleri yüzünden bu hikayenin hayata geçeceği kesin değil; ama yine de Amerikalılar Alaska için bizim teknolojilerimizle ilgileniyor, Rusya da bundan faydalanıp bunu yapabileceğini söylüyor.”
Öte yandan Yuşkov, Rusya’nın özellikle gaz alanında ABD’nin baş rakibi olduğunu ve Amerikan yönetiminin son yıllarda Rus gazını Avrupa pazarından sistemli biçimde dışladığını hatırlatıyor.
Uzmana göre, Rusya’nın kaybettiği pazar payını ABD LNG’sinin ele geçirmesine yardım etmek pek de parlak bir fikir değil.
Avrupa’nın 2027 yasağı, Çin’le fiyat pazarlığı ve nadir toprak metalleri
ABD ile olası bir işbirliğinden kazançlı çıkabilecek tek Rus projesi Arktik LNG-2 değil; ABD yaptırımlarından etkilenmeyen Yamal LNG için de yeni bir kapı aralanabilir.
Buradaki düğüm yaptırımlar değil, Avrupa Birliği’nin (AB) 1 Ocak 2027’den itibaren her türlü Rus LNG sevkiyatını yasaklayacak olması.
Vakilyan, yaklaşan tehlikeyi ve olası çözümü rakamlarla anlatıyor:
“İlk yarıyılda Avrupa, tesisin neredeyse tüm üretimini, yani 9,89 milyon tonu aldı. İki ay sonra bu hacimlerin yeni bir rotaya ve yeni bir alıcıya ihtiyacı olacak; Amerikalı bir ticaret şirketi de bu konum için gayet uygun görünüyor.”
Denklemin bir diğer kazananı ise Çin ile Baykal’ın Gücü (eski adıyla Sibirya’nın Gücü-2) boru hattı için müzakere yürüten Gazprom olabilir.
Vakilyan, “ABD ile işbirliği, fiyat pazarlığında Rusya’nın elindeki kozdur. Çin uzun zamandır Rus gazının gidecek başka yeri olmadığı hesabıyla Gazprom’la müzakere yürütüyor; Kuzey Kutbu’ndaki bir Amerikan şirketi bu hesabı bozar” diyor.
Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, Rusya ve ABD’nin petrol projeleri ve nadir toprak metalleri olmak üzere iki ayrı temas noktası daha var.
Rosneft’e yönelik yaptırımların kaldırılmasını bekleyen Vostok Oil projesi bunlardan ilki.
Vakilyan, diğer başlıkları ise şöyle sıralıyor:
“2014’ten beri bir türlü geliştirilemeyen Pobeda kıta sahanlığında Amerikalılar olmadan ilerlemek imkansız; zira orası için denizaltı üretim kompleksleri ve Amerikan şirketlerinin en güçlü olduğu buzlu denizlerde sondaj hizmetleri gerekiyor. İlk bakışta göze çarpmayan bir diğer konu ise nadir metaller. Trump yönetimi dünyanın dört bir yanında bunları arıyor ve en büyük nadir toprak metali yataklarından biri olan Tomtor, Yakutistan’ın Arktik bölgesinde yatıyor.”
Rusya
Putin açıkladı: Türk şirketleri Akkuyu’dan hisse almaya hazır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki şirketlerin 25 milyar dolarlık Akkuyu NGS projesinden hisse satın almaya hazır olduğunu ve Moskova’nın bu ortaklık talebini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki bazı şirketlerin Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinden hisse almaya hazırlandığını duyurdu.
Rusya-Afrika Zirvesi kapsamındaki sergiyi ziyareti sırasında konuşan Putin, projenin tamamının bugüne dek Rus finansmanıyla ilerlediğini hatırlatarak Türk yatırımcıların ortaklık talebine olumlu baktıklarını söyledi.
Akkuyu projesinin toplam 25 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve bu kaynağın yüzde 100 Rus yatırımı olduğunu belirten Putin, inşaatın kendine has koşullarına dikkat çekti.
Rus lider, santralin “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Türkiye’de işi bütünüyle tamamlıyoruz. Şimdi ülke içinden bazı şirketler bu sürecin parçası olmak istiyor ve hisselerin bir bölümünü satın almaya hazırlar. Biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız, buyursunlar” dedi.
Projede yabancı veya yerel ortaklara pay satışı konusu aslında ilk kez gündeme gelmiyor.
Akkuyu Nükleer AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, 2025 yılında yaptığı açıklamada Rosatom’un projede yüzde 49’a kadar hisse satışı için müzakereler yürüttüğünü duyurmuştu.
Rosatom yetkilileri de bu hisse devri ihtimalinin Türkiye ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşmada zaten yer aldığını hatırlatıyor.
Rus devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçyov ise 2026 ilkbaharında, bir dizi Türk şirketiyle sermaye ortaklığı üzerine görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti.
Lihaçyov, Rus Enerji Haftası 2026 (REN-2026) etkinliğinde kendisine yöneltilen soruya karşılık yatırımcı çekme sürecinde somut ilerleme kaydedildiğini aktarmıştı.
Mersin’de inşa edilen ve Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali unvanını taşıyan Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşuyor. Santralde Rus tasarımı 3+ nesil VVER-1200 reaktörleri kullanılıyor. Rusya’nın santrali hem inşa edip işleteceği hem de mülkiyetini elinde tutacağı bu dev projede, ilk güç ünitesinin 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanıyor.
İlk ünitede kritik dayanıklılık testi başarıyla tamamlandı
Hissedarlık trafiğinin yanı sıra sahada teknik aşamalar da ilerliyor. Akkuyu NGS’nin ilk güç ünitesinde, reaktör tesisinin sıcak testlerine hazırlık kapısını açan ikinci çevrim ekipmanlarının hidrolik testleri tamamlandı.
Yapılan basınç denetimi, monte edilen sistemlerin sağlamlığını ve işçilik kalitesini doğruladı.
Üç gün süren testler boyunca uzmanlar dört buhar jeneratörünü, buhar vana bloklarını ve besleme suyu boru hatlarını denetledi.
Ekipmanlar, tasarımda öngörülen çalışma değerinin yüzde 15 üzerine çıkarılarak 12,6 megapascal (MPa) basınca tabi tutuldu. Test öncesinde buhar jeneratörleri 126 santigrat dereceye kadar ısıtılırken, denetim sırasında suyun sıcaklığı 135 santigrat dereceye ulaştı.
Basınç kademeli olarak yükseltilerek ekipmanın durumu ve bağlantı noktalarının sızdırmazlığı anlık izlendi. Azami seviyede belirli bir süre bekletilen basınç, nihai görsel inceleme için 10,1 MPa seviyesine düşürüldü.
Çalışmalarda Akkuyu Nükleer, Atomtehenergo ve Rosatom Servis uzmanlarının yanı sıra Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) temsilcileri de yer aldı.
Akkuyu Nükleer Genel Müdürü Sergey Butskih, test sonuçlarının ekipmanların güvenilirliğini ve kaynak bağlantılarının kalitesini kesinleştirdiğini bildirdi.
Böylece sahada reaktör tesisinin işletme öncesi en önemli adımlarından biri sayılan sıcak test hazırlıklarına geçiş için teknik onay alınmış oldu.
Rusya
AB, Güney Kore’nin Rusya ile “yakınlaşmasından” endişeli

Financial Times’a konuşan Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya ile yakınlaşmasından ve Seul’ün ortak olarak güvenilirliğinden endişe duyuyor. Güney Kore gemisinin Kuzey Deniz Yolu’nu kullanması ve Rusya’ya 176 bin tondan fazla yakıt gönderilmesi kaygıları büyüttü.
Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya’ya yaklaşmasından endişe duyuyor ve Seul’ün güvenilir bir ortak olup olmadığını sorguluyor.
Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere ve analistlere dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde Seul’ün Moskova ile kurduğu temaslar yakından izleniyor.
Rahatsızlığın ilk somut işaretlerinden biri, Güney Kore bandıralı PanStar Acro konteyner gemisinin Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk sefer oldu.
Gazetenin aktardığına göre AB, bu seferi “Seul’ün Moskova’ya doğru diplomatik ve ticari yatışı” olarak değerlendiriyor.
Üstelik gemi ekim ayında Güney Kore’ye döndüğünde, mürettebatı bizzat Devlet Başkanı Lee Jae-myung karşıladı.
Arktik Okyanusu’ndan geçen Kuzey Deniz Yolu, Avrupa ile Asya-Pasifik bölgesini birbirine bağlayan en kısa deniz güzergahı. Bu rota, Süveyş Kanalı geçişine kıyasla Avrupa yolculuğunu yaklaşık on gün kısaltıyor. Ancak FT’nin işaret ettiği üzere, bu hattı kullanmak Moskova ile sıkı bir işbirliği gerektiriyor.
Avrupalı diplomatların kaygılarını artıran bir diğer gelişme de yakıt sevkiyatı haberleri oldu. Temmuz ve ağustos aylarında Güney Kore’den Rusya’ya çoğu dizel olmak üzere 176 bin tondan fazla yakıt gönderildiği bildirildi.
Seul’de görev yapan ve adı açıklanmayan bir Avrupalı diplomat, gazeteye yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki bakış farkını şu sözlerle özetledi:
“Güney Koreliler aslında bizimle tam anlamıyla aynı kafada değil. Ukrayna’daki çatışmanın sonsuza dek sürmeyeceği varsayımıyla hareket ediyorlar ve çatışma biter bitmez Rusya ile işbirliğine bir an önce dönmek istiyorlar.”
İstihbarat bağlantılı enstitüden Moskova açılımı
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Mason Richey’ye göre, Moskova ile Seul arasındaki ilişkiler geçen yılın sonbaharından beri “sessiz sedasız” iyileşiyor.
Ülkenin istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü (INSS), Kasım 2025’te Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi ile kapalı kapılar ardında bir konferans düzenledi. Haziran ayında ise INSS Başkanı Kim Sung-bae, Rus temsilcilerle stratejik diyalog yürütmek üzere Moskova’yı ziyaret etti.
Başkanlık sarayındaki kadro tercihleri de bu yönelimi destekliyor. Lee, ekim ayında iktidardaki Demokratik Parti’nin eski lideri Song Young-gil’i barış diplomasisi özel danışmanlığına atadı.
Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan Song’un bu göreve getirilmesini değerlendiren Richey, bu yaklaşımı benimseyenlerin devlet başkanı üzerindeki nüfuzunun arttığını, Batılı ortaklarla işbirliğine odaklanan bazı yetkililerin ise güç kaybettiğini belirtiyor.
Avrupa’da asıl hoşnutsuzluk yaratan başlıkların başında, Seul’ün bilgisayarlı sayısal kontrol (CNC) tezgahlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını “yeterince sıkı” uygulamaması geliyor.
Geçen yılın şubat ayında iki Güney Koreli girişimci, Rusya’ya 5,5 milyon dolar değerinde CNC tezgahını yasadışı yollarla ihraç etmekle suçlandı.
Yargılama sonucunda girişimcilere birer yıl ertelenmiş hapis cezası verilirken, şirkete yalnızca 30 bin dolar para cezası kesildi.
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı ise Moskova ile aşırı yakınlaşma iddialarını reddetti. Bakanlık, “Bazı çevrelerde dile getirilen, Güney Kore’nin Rusya tarafına fazlasıyla meylettiğine dair endişeler gerçeği yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.
Seul yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi ve barışın yeniden tesisi için yürütülen uluslararası çabaları desteklediklerini de vurguladı.
Esir asker krizi Seul ile Kiev’i kopma noktasına getirdi
Moskova ile temasların arttığı bu dönemde, Güney Kore ile Ukrayna arasındaki ilişkiler Kuzey Koreli savaş esirleri yüzünden bozuldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Seul’e teslim edildiğini duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise bu bilginin açıklanmasının esirlerin ailelerinin güvenliğini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını belirterek Kiev’i gizlilik mutabakatını ihlal etmekle suçladı.
Lee, 2 Ekim’de Ukrayna’yı uyardı ve Kiev’in mutabakat ihlalini kabul edip özür dilememesi halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı.
Seul daha sonra Ukrayna’dan özür mesajı ulaştığını doğruladı ama bunu yeterli görmedi.
Kiev yönetimi ise herhangi bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, anlaşmazlığın gizlilik şartlarının farklı yorumlanmasından kaynaklandığını söyledi.
Tıhıy’ın anlatımına göre, Kuzey Korelileri kendi anayasası uyarınca vatandaşı sayan Güney Kore, esirlerin kendilerine verilmesini bizzat talep etti; Ukrayna tarafı da iyi niyet göstergesi olarak bunu kabul etti.
Kriz kısa sürede diplomatik temsiliyetin daralmasına yol açtı. Güney Kore 8 Ekim’de Ukrayna’daki büyükelçisini geri çağırdı; ardından Kiev’in sorunu çözmek için olumlu adım atmadığını ve hava saldırısı tehdidini gerekçe göstererek diplomatik misyon personelini daha da azaltmaya karar verdi.
Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 27 Ekim’de Ukrayna’dan sekiz diplomatik personelin geri çekildiğini duyurdu. Büyükelçilik şu anda geçici maslahatgüzar yönetiminde çalışmalarını sürdürüyor.
Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Dışişleri Bakanı Cho Hyun, önceki gün yaptığı açıklamada anlaşmazlığın daha da tırmanması halinde Ukrayna ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini söyledi.
Meclis Dışişleri ve Birleşme Komisyonu toplantısında konuşan Bakan, “Gerilim tırmanmaya devam ederse, sanırım böyle bir ihtimal de var” dedi.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi4 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi6 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı











