Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’nın petrol ve doğalgaz gelirleri bu yıl ilk kez düşmeye başladı

Yayınlanma

2024 yılında Rusya’nın petrol ve doğalgaz gelirleri ilk kez düşüş gösterdi; bunun nedeni, petrol fiyatlarının düşmesi ve ruble kurundaki dalgalanmalar oldu. Rusya’nın federal bütçesindeki petrol ve doğalgazın payının önümüzdeki yıl yüzde 27’ye kadar düşmesi bekleniyor.

Rusya’nın federal bütçesinin petrol ve doğalgaz gelirleri, 2024 yılında ilk kez bir önceki yılın aynı dönemine göre azalmaya başladı.

2023 ekim ayında 1,635 trilyon ruble olan petrol ve doğalgaz gelirleri, bu yıl ekim ayında 1,212 trilyon ruble seviyesinde gerçekleşti.

Gelir düşüşünün temel sebebi, petrol fiyatlarındaki düşüş olarak öne çıkıyor. 2023 yılı ekim ayında, vergi hesaplamaları bir varil Ural petrolü fiyatı olan 63,57 dolar üzerinden yapılırken, bir önceki yıl bu fiyat 83,18 dolar ile yaklaşık yüzde 30 daha yüksekti.

Bu durum, maden çıkarma vergisi gelirlerinde 200 milyar ruble, ek gelir vergisi gelirlerinde ise 100 milyar ruble düşüş yaşanmasına yol açtı.

Ayrıca, her iki vergi de o dönemde yüksek olan dolar kuruna bağlı olarak hesaplandığından, bu değişim gelirlere de yansıdı (Ekim ayı ortasında dolar kuru 100 ruble üzerinde iken, ay sonunda 93 rubleye kadar düştü).

Ekim 2023 aynı zamanda yakıt krizinin zirve yaptığı bir dönemdi. Bu süreçte borsa fiyatları yüzde 20’den fazla arttı ve bu durum, petrol şirketlerinin devletin sağladığı “sönümleyici ödemeleri” kaybetmelerine neden oldu.

Devlet, iç pazara yakıt tedarikini teşvik etmek amacıyla ihracat fiyatıyla iç pazar fiyatı arasındaki farkı kısmen telafi ediyordu. Bu dönemde önemli bir tasarruf sağlanmış oldu: 2023 eylül ayında amortisman ödemeleri toplam 299 milyar ruble iken, bu rakam ekim ayında 107 milyar ruble olarak gerçekleşti (Eylül ayında ise 146 milyar rubleydi).

Bu sayede 2023 ekim ayı, petrol ve gaz gelirleri açısından tarihsel olarak en yüksek dönemlerden biri oldu (Nisan 2022’de bu rakam 1,8 trilyon rubleye ulaşmıştı).

Diğer aylarda da geçen yıla göre yüksek gelir elde edilmiş olsa da eylül ayında fark sırasıyla 772 milyar ruble ve 740 milyar ruble ile görece azdı. 10 aylık dönemde petrol ve doğalgaz gelirleri toplam 9,5 trilyon rubleyi aşarken, 2022 yılının tamamında bu rakam 8,8 trilyon ruble olarak kaydedilmişti.

Petrol ve doğalgaz gelirlerinin federal bütçe içindeki payı, 2020 ve 2022 yıllarındaki istisnai dönemler hariç, son 10 yıldır azalıyor. 2020 yılında petrol fiyatlarının düşmesiyle (yüzde 28,6’ya), 2022 yılında ise tam tersine artışla (yüzde 41,6’ya) bu oran değişmişti.

Genel olarak, 2013-2014 yıllarında bütçenin yaklaşık yarısını oluşturan petrol ve doğalgaz gelirleri, 2023 sonunda bütçenin yüzde 34,2’sini oluşturarak üçte birin altına geriledi.

2023’ün dokuz ayı sonunda petrol ve doğalgaz gelirlerinin payı yüzde 32 civarında gerçekleşti; 2024 yılında ise bu oranın yüzde 27 seviyesine düşmesi bekleniyor.

Zarar eden Gazprom, 2025 yılından itibaren gaz için ek maden çıkarma vergisi ödemelerini durduracak (ayda 50 milyar ruble), ancak petrol ve doğalgaz dışı vergilerdeki artış -özellikle kişisel gelir ve şirket kârları vergilerindeki yükseliş- bütçeye 2,6 trilyon ruble ek katkı sağlayacak.

Bu vergilerden sağlanacak gelirler federal bütçeye aktarılacak.

Rusya

Rosatom, Kazakistan’da nükleer santral inşası için sözleşme imzaladı

Yayınlanma

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom ile Kazakistan Nükleer Enerji Santralleri şirketi, Balkaş Nükleer Güç Santrali’nin inşasını kapsayan EPC sözleşmesini imzaladı. Toplam 2 bin 400 megavat kapasiteli iki güç ünitesinden oluşacak santral, Kazakistan’ın Almatı bölgesindeki Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü yakınlarında kurulacak.

Doğu Ekonomi Forumu kapsamında, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom ile Kazakistan Nükleer Enerji Santralleri (KAES) şirketi arasında mühendislik, tedarik ve inşaat süreçlerini kapsayan EPC sözleşmesi imzalandı.

Anlaşma, Kazakistan’da kurulması planlanan Balkaş Nükleer Güç Santrali’nin inşasını düzenliyor.

RBK medya kuruluşunun haberine göre toplam 2 bin 400 megavat gücünde iki reaktör ünitesinden meydana gelecek santral, Almatı bölgesinin Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü civarında inşa edilecek.

İmzalanan sözleşme, projedeki tarafların sorumluluk alanlarını netleştiriyor. Uluslararası bir konsorsiyumun liderliğini yürütecek olan Rosatom; tasarımdan satın almaya, inşaattan devreye alma çalışmalarına ve tesisin siparişçiye teslimine kadar iş döngüsünün tamamını karşılayacak.

İmza töreninde sözleşmeye Rosatom Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Atomstroyexport Başkanı Andrey Petrov ile KAES Genel Müdürü Yernat Berdigulov imza koydu.

Tören, Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev ile Kazakistan Cumhuriyeti Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Almasadam Satkaliyev’in katılımıyla yapıldı.

Santralin altyapısını, her biri 1200 megavat kapasiteye sahip III+ nesil VVER-1200 tipi reaktörler oluşturacak. En katı uluslararası güvenlik standartlarıyla uyumlu olan bu teknolojinin, Rusya’nın yanı sıra Bangladeş, Belarus, Macaristan, Mısır, Çin ve Türkiye’deki faal ya da yapımı süren tesislerde güvenilirliğini kanıtladığı kaydedildi. Reaktörün işletme ömrü 60 yıl olarak öngörülürken, bu sürenin 20 yıl daha uzatılma imkanı bulunuyor.

Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev, imzalanan belgenin Kazakistan ile işbirliğinde yeni bir aşama başlattığına işaret etti.

Yakın dönemde tasarım faaliyetlerinin yürütüleceğini ve ekipman tedarikçilerinden oluşacak uluslararası konsorsiyumun kurulacağını aktaran Lihaçev, temel hedefin modern güvenlik ve verimlilik normlarına uygun güç ünitelerinin inşa edilerek işletmeye alınması olduğunu ifade etti.

Lihaçev, “Rus nükleer teknolojilerinin, Kazakistan’ın enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması için güvenilir bir temel teşkil edeceğine inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Santral sahasında Ağustos 2025’te başlatılan etüt çalışmaları devam ediyor. Uzmanlar şu ana kadar derinliği 120 metreye ulaşan 60’tan fazla kuyu açarak laboratuvar analizleri için örnekler topladı.

Araştırmaların 2027 yılına kadar tamamlanması, ardından reaktör ünitelerinin inşasına başlanabilmesi için gerekli ruhsat belgelerinin hazırlanması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Putin’nden Doğu Ekonomi Forumu’nda ekonomi ve savaşa dair mesajlar

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Doğu Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada yeni bir seferberliğe ihtiyaç olmadığını belirterek banka mevduatlarının dondurulacağı yönündeki iddiaları yalanladı. Ukrayna ile doğrudan müzakerelerin yürütülmesi gerektiğini ve barış şansının bulunduğunu kaydeden Putin, Kiev yönetiminin sivil hedeflere yönelik saldırılarını devlet terörizmi olarak nitelendirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Doğu Ekonomi Forumu’nun (VVEF-2026) genel oturumunda yaptığı konuşmada Ukrayna’daki çatışmalar, müzakere olasılıkları, seferberlik iddiaları, ekonomi politikaları ve enerji altyapısına yönelik saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Şans var ancak doğrudan taraflar anlaşmalı”

Ukrayna ile barışçıl çözüme ulaşma şansının halen bulunduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “İlk etapta çatışmanın doğrudan tarafları olan Rusya ve Ukrayna kendi arasında anlaşmalıdır” dedi.

Diğer ülkelerin sürece yalnızca destek ve yardım sunabileceğini ifade eden Putin, iki ülke arasındaki temasların özellikle istihbarat servisleri üzerinden devam ettiğini bildirdi.

Sivil gemilerin alıkonulması, ticari gemilere yönelik saldırılar ve sivil hava araçlarına dönük tehditlerin ikili müzakereleri zorlaştırdığını belirten Rus lider, bu eylemleri “devlet terörizminin tezahürleri” olarak tanımladı. Putin, duruma sessiz kalan ve bunu görmezden gelen batılı ülkelerin ise “uluslararası terörizmin suç ortakları” olduğunu belirtti.

ABD ile temasların sürdüğünü kaydeden Putin, Donald Trump’ın “pozitif ve yapıcı bir çalışmaya odaklandığını”, Rusya’nın tam kapsamlı ilişkileri yeniden tesis etmek istediğini ancak bunun Washington’a da bağlı olduğunu söyledi.

“Seferberlik gerektiren bir senaryo yok”

Kamuoyunda tartışılan yeni bir seferberlik dalgası ihtimalini geri çeviren Putin, “Şu anda seferberlik yapılmasını gerektiren bir senaryo bulunmuyor” açıklamasını yaptı.

Bu yöndeki söylentilerin Devlet Duması seçimleri öncesinde hasım unsurlarca yürütülen bir bilgi saldırısı olduğunu dile getiren Putin, Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin personel sıkıntısı çekmediğini, vatandaşların gönüllü olarak sözleşme imzaladığını ve Ukrayna ordusunun her ay 8 bin ile 12 bin arasında kayıp verdiğini kaydetti.

Lojistik merkezleri ve petrol rafinerilerine yönelik saldırılara değinen Putin, “Neden bu durumla karşılaştık? Çünkü bunların tamamen sivil hedefler olduğu ve silahlı çatışma koşullarında dahi herhangi bir saldırıya uğramayacağı varsayımıyla hareket ettik. Ancak bu anlamda yanıldık” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın bu eylemlere mütekabiliyet esasıyla yanıt vermek zorunda kaldığını belirten Putin, karşılıklarının “bu Pandora’nın kutusunu açanlar için genel olarak son derece kayda değer olduğunu” söyledi.

Hava savunma sistemlerinin güçlendirileceğini duyuran Putin, kritik altyapıyı kamulaştırma planları olmadığını, şirketlerin kendi tesislerini korumakla yükümlü bulunduğunu aktardı.

“Mevduatların dondurulacağı haberleri aptalca”

Bankalardaki mevduatların dondurulacağı iddialarını “aptalca manipülasyonlar” olarak nitelendiren Putin, askeri harekatın başlangıcında da vatandaşların mevduatlarını çektiğini ve kimsenin buna engel olmadığını hatırlattı.

Ülkedeki yıllık enflasyonun yüzde 6,3 seviyesinde bulunduğunu ifade eden Putin, Rusya Merkez Bankası’nın faiz artırma kararını “makroekonomik istikrarı korumak için bilinçli ve zorunlu bir adım” olarak değerlendirdi.

Hükümet ve Merkez Bankası’nın genel olarak “Skylla ile Kharybdis arasından geçmeyi başardığını” belirten Putin, ekonomiyi aşırı soğutmadan enflasyonu düşürmeyi hedeflediklerini söyledi.

Rusya’nın kamu borcunun dünyadaki en düşük seviyelerden biri olduğuna ve bütçe açığının kritik bir risk taşımadığına dikkat çeken Putin, iş dünyasının bütçeye sağladığı yüz milyarlarca rublelik katkının zorunlu bir vergi değil, eğitime ve sağlığa aktarılacak gönüllü bir destek olduğunu kaydetti.

“Her şeye hazırlıklı olmalıyız”

Yakıt piyasasındaki durumun kontrol altında tutulduğunu dile getiren Rus lider, yakıt açığına alışmak gerekip gerekmediği yönündeki soruya karşılık “Her şeye hazırlıklı olmalıyız” dedi.

Rafinerilerdeki onarımların hızla sürdüğünü ve kalan yüzde 10’luk kapasitenin yakında devreye gireceğini söyleyen Putin, petrol fiyatlarındaki artış sebebiyle ham petrol ihracatının iç piyasada işlemeye kıyasla daha karlı hale geldiğini belirtti. Putin, Rosneft bünyesindeki Vostok Oil projesinden ilk petrolün yakında tüketicilere sevk edileceğini aktardı.

Doğu ve Arktik bölgelerinin kalkınmasına ilişkin hedefler de açıklayan Putin, son 11 yılda Uzak Doğu’ya yaklaşık 25 trilyon rublelik sermaye yatırımı çekildiğini, bölgedeki işsizliğin yüzde 2,2’ye gerilediğini bildirdi.

1 Ocak 2027 itibarıyla bu bölgelerde işletmeler için tek bir imtiyazlı rejime geçileceğini duyuran Putin, demografik sorunlara da değindi.

Doğum oranlarının artırılmasının bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Putin, çatışmaların nüfus yapısına etkisine ilişkin olarak, “Askeri harekatın etkisi var ancak mesele bundan ibaret değil; Japonya veya Güney Kore’de harekat yok ama doğum oranları bizden daha düşük” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Novak: Rusya’da akaryakıt piyasasındaki durum iyileşti

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ülke genelinde akaryakıt piyasasındaki durumun bu hafta iyileşme gösterdiğini açıkladı. Doğu Ekonomi Forumu kapsamında TASS ajansına konuşan Novak, bu gelişmeyi rafinerilerden sağlanan ek sevkiyatlar ve ithalat adımlarıyla açıkladı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, iç piyasadaki akaryakıt durumunun bu hafta itibarıyla daha iyi bir noktaya geldiğini söyledi. Rus haber ajansı TASS’a Doğu Ekonomi Forumu sırasında açıklamalarda bulunan Novak, sahadaki dengeleri yakından izlediklerini bildirdi.

Piyasadaki toparlanmayı rafinerilerden sağlanan ek tedarike bağlayan Novak, bölgelerle yürütülen koordinasyona değinerek şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda bu hafta durum daha iyi. Bölgelerdeki durumu sürekli takip ediyoruz, yerel yönetimlerle birlikte kriz merkezleri üzerinden toplantılar düzenliyoruz.”

Novak, piyasa dengesini korumak amacıyla yalnızca iç üretim kapasitesini artırmakla kalmayacaklarını, dış kaynaklardan da akaryakıt almaya devam edeceklerini dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı, “İç piyasada üretimi artırmanın yanı sıra yurt dışı pazarlardan yapılacak ilave sevkiyatlarla piyasanın izlenmesini ve dengelenmesini sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Dost ülkelerden yakıt ithalatı

Hükümetin ihracat yasağını uzatma gerekçelerine ilişkin RBK’da yer alan ayrıntılara göre Novak, forum öncesinde yaptığı açıklamada Rusya’nın iç piyasayı doyurmak amacıyla benzin, dizel yakıt ve havacılık yakıtı ithalatını sürdürdüğünü duyurmuştu.

Novak, sevkiyat miktarlarına ve kaynak ülkelere dair kesin veri paylaşmaktan kaçınarak, “Hacimleri açıklamayacağım ancak genel olarak yurt dışından yapılan tedarik sayesinde piyasanın bir kısmını karşılıyoruz. Hangi ülkeler olduğunu belirtmeyeceğim, fakat bunlar dost ülkelerimiz” diye konuştu.

Akaryakıt tedariki konusunda ağustos ayı sonunda Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da açıklama yapmış, Belarus rafinerilerinden gerçekleştirilen kesintisiz akaryakıt sevkiyatı için Minsk yönetimine teşekkür etmişti.

Peskov konuya ilişkin olarak, “Yakıt sevkiyatı sürüyor. Sevkiyatlar zaten azami seviyede ilerliyor” değerlendirmesini paylaşmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise akaryakıt piyasasında yaşanan aksaklıklara işaret ederek, “Sorunların tamamı henüz çözülmedi ancak çözülme yolunda ilerliyor. Elbette vatandaşlar açısından belirli zorluklar mevcut fakat hükümetin bu durumu mutlak surette kontrol altında tutması gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English