Rusya
Putin, Valday Kulübü genel oturumunda neler söyledi?

Rusya Devlet Başkanı Putin, çok kutuplu bir dünya düzenine geçiş sürecinin zorluklarını ve Batı’nın dayatmacı ideolojisini eleştirerek, önümüzdeki yıllarda karmaşık ve zorlu bir dönemin beklediğine işaret etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çok kutuplu bir yeni dünya düzeninin doğum sancıları nedeniyle önümüzdeki on yılların, 21. yüzyılın ilk çeyreğinden bile daha zor geçebileceğini belirtti.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nün 21’incisi düzenlenen yıllık genel oturumunda konuşan Putin, “Son 20 yıla baktığımızda ve değişimlerin boyutunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu değişimlerin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki yirmi yılın en az geçmiş kadar, hatta daha da zorlu olacağını öngörüyoruz” diyerek, “esaslı, temelde devrimci değişimlerin” ve günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu karmaşık süreçlerin altını çizdi.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübü, siyaset bilimi, ekonomi, tarih ve uluslararası ilişkiler alanlarında önde gelen yabancı ve Rus uzmanları bir araya getiren bir organizasyon. 2004 yılında kurulan kulüp, adını Valdai Gölü yakınlarındaki Velikiy Novgorod’da düzenlenen ilk konferansın yapıldığı yerden alıyor.
Putin, “Totaliter ideolojilerin dayatılması ve norm haline gelmesi bir tehdittir. Her türlü alternatife, egemen ve bağımsız düşünceye karşı aşırı hoşgörüsüzlük ve saldırganlıkla sonuçlanan ve neo-Nazizm, terör, ırkçılık ve hatta sivil halkın kitlesel imhasını meşrulaştıran günümüz Batı liberalizmi örneğiyle karşı karşıyayız,” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca Putin, günümüzde “demokrasinin bazı kesimlerce çoğunluğun değil, azınlığın iktidarı olarak yorumlandığını” belirterek, geleneksel demokrasi ve halk yönetiminin “demokratik usuller, çoğunluğun görüşü, ifade özgürlüğü ve medyada tarafsızlık” gibi temel değerlere dayandığını; ancak bugün soyut özgürlüklerle karşılaştırıldığını ifade etti.
Devlet Başkanı, “Bir ülkenin ya da insanlığın nispeten küçük bir kısmının yaşam modelinin evrensel bir norm gibi herkese dayatılması kabul edilemez,” diye ekledi.
‘Batılı ülkelerin ayrıcalıklı olduklarına duydukları bu körü körüne inanç, küresel bir trajediye dönüşebilir’
Diğer yandan Putin, ölümcül yeni silahların yarattığı tehlikelerden de bahsederek, “Uluslararası çatışmalar ve gerginlikler, karşılıklı güvenceli imha kapasitesiyle doludur. Ne de olsa buna imkân sağlayan silahlar mevcut ve teknoloji geliştikçe yeni formlar kazanarak sürekli geliştiriliyor. Bu tür silahlara sahip olanların sayısı da giderek artıyor. Tehditlerin çığ gibi büyümesi ve hukuki ile ahlaki normların tamamen yok olması halinde, bu silahların kullanılmayacağını kimse garanti edemez,” ifadelerini kullandı.
Batılı siyasetçilerin Rusya’yı stratejik olarak yenilgiye uğratma yönündeki çağrılarına dikkat çeken Putin, “En büyük nükleer silah cephaneliğine sahip Rusya’yı hedef almak, bazı Batılı siyasetçilerin son derece pervasız bir tutum sergilediğini gösteriyor. Kendi dokunulmazlıklarına ve ayrıcalıklı olduklarına duydukları bu körü körüne inanç, küresel bir trajediye dönüşebilir,” diye ekledi.
Putin, dünyada katı ideolojik dogmalar ve klişelerle ayakta kalan tek bir askeri blok kaldığını vurguladı: “Bugün dünyada katı ideolojik dogmalar ve klişeler tarafından bir arada tutulan tek bir askeri blok kaldı, o da Avrupa’nın doğusuna doğru genişlemesini durdurmaksızın, kendi yasal belgelerini ihlal ederek dünyanın diğer alanlarına da yaklaşmaya çalışan NATO’dur.”
Ayrıca Putin, NATO’nun doğuya genişlememe taahhüdünü yerine getirmediğini ve Rusya’nın çıkarlarını göz ardı ettiğini ifade etti.
Rusya lideri, “Tüm bu gelişmeler, abartmadan söylemek gerekirse, bir tür aşağılamayı ya da NATO için ülkenin içeriden veya dışarıdan yok edilmesini amaçlayan sürünerek ilerleyen bir müdahale gibi görünmeye başladı,” diye konuştu.
Yeni dünya düzeninin doğum sancıları
Putin’e göre, dünyada yeni bir dünya düzeni oluşturma çabaları sürecinde “ciddi ve uzlaşmaz bir mücadele” yaşanıyor. Putin bu çatışmayı, “sadece güç ya da jeopolitik nüfuz için değil, tarihin bir sonraki aşamasında ülkeler ve halklar arasındaki ilişkilerin temeline yerleşecek ilkelerle ilgili” olarak nitelendirdi.
Putin’e göre bu çatışmanın sonucu, tüm kültür ve medeniyetlere karşılıklı saygı temelinde, zorlamasız ve güç kullanmadan bir dünya inşa edip edemeyeceğimizi gösterecek.
Devlet Başkanı, “Bir anlamda, hakikat anı yaklaşıyor. Eski dünya düzeni ebediyen sona eriyor; hatta bu düzenin çoktan yok olduğunu bile söyleyebiliriz,” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Putin, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Batı’nın kurduğu tekeli tehdit altında görüyor:
“Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ortaya çıkan ve 20. yüzyılın sonunda elde edilen Batı’nın tekeli tehdit altında. Tarihten de bildiğimiz gibi her tekel er ya da geç sona erer. Tekellerin, tekelcilerin kendileri için bile her zaman zararlı olduğuna dair hiçbir yanılsama yok.”
Putin ayrıca, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından “dünyayı adil ilkeler üzerine yeniden inşa etme şansı” varken Batı’nın bunu kendi zaferi ve “Rusya’nın teslim olması” olarak gördüğünü belirtti ve Batı’nın bu durumu, kazananın haklarına dayanarak mutlak bir hakimiyet kurma fırsatı olarak yorumladığına işaret etti.
Putin, bazı çevrelerin hâlâ Rusya’nın yokluğunda dünyanın daha iyi olacağı düşüncesine kapıldıklarını, bu sebeple SSCB’nin çöküşünden kalan her şeyi yok etmeye çalıştıklarını söyledi:
“Yine, bazı insanlar dünyanın Rusya olmadan daha iyi olacağı fikrine kapıldılar ve onu bitirmeye, SSCB’nin çöküşünden sonra kalan her şeyi yok etmeye çalıştılar ve şimdi, öyle görünüyor ki, birileri bunun hayalini kuruyor, dünyanın daha itaatkâr olacağını, daha iyi yönetileceğini düşünüyor. Fakat Rusya, dünya hakimiyeti için çabalayanları birden fazla kez durdurdu. Rusya’nın olmadığı bir dünya daha iyi olmayacaktır ve bunu başarmaya çalışanlar nihayet bunu anlamaları gerekiyor.”
Rusya Devlet Başkanı, ortaya çıkmakta olan çok kutuplu dünya düzeninin, “hiçbir ülke ya da halkın kaybeden olarak hissetmediği” bir düzen olması gerektiğini belirtti. Bu şekilde, tüm ülkeler için adil ve güvenli bir kalkınma sağlanabileceğini vurguladı.
Putin, “Yeni uluslararası ortamda herhangi bir hegemonyadan söz edilemez. Washington ve diğer Batı başkentleri bu kaçınılmaz gerçeği kabul ettiklerinde, geleceğin zorluklarına cevap verecek bir dünya sistemi kurma süreci gerçek anlamda başlayacaktır,” dedi ve bu değişimin kısa sürede gerçekleşmesi temennisinde bulundu.
BRICS’in, bu yeni uluslararası ortamda gerçekten yapıcı bir işbirliği sunduğuna inandığını ifade eden Putin, “NATO üyeleri arasında bile BRICS ile yakın çalışmak isteyenler var,” diyerek uluslararası işbirliğine olan talebin arttığını belirtti.
Rusya lideri, “Bu arada, adil ve kalıcı bir barış yaratmakla ilgilenenler, düşmanlarımızın tekelleri uğruna giriştikleri yıkıcı eylemlerin üstesinden gelmek için çok fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar. Bunun böyle olduğu son derece bariz; bunu herkes görüyor, Batı’da, Doğu’da, Güney’de, hepsi görüyor,” yorumunu yaptı.
Putin, Rusya’nın Batı medeniyetini bir düşman olarak görmediğini, “biz ya da onlar” sorusunu ortaya atmadığını ve kendi iradesini kimseye dayatmaya çalışmadığını söyledi.
ABD ve müttefiklerinin son yıllardaki politikasının bu olduğunu ve bunun bir felaket formülü olduğunu kaydeden Putin, “Akut, temel, duygusal olarak yüklü çatışmalar elbette küresel kalkınmayı önemli ölçüde zorlaştırır, ancak kesintiye uğratmaz. Siyasi kararlar ve hatta askeri araçlarla yok edilen etkileşim zincirlerinin yerine başkaları ortaya çıkıyor. Evet, çok daha karmaşık, bazen kafa karıştırıcı ama iktisadi ve sosyal bağları koruyan çatışmalar. Bunu son yıllarda gördük,” diyerek Batı’nın kolektif olarak ‘Rusya’yı hem iktisadi hem de siyasi olarak dünya sisteminden dışlama’ konusundaki başarısızlığının altını çizdi.
Trump’ı seçim zaferi için tebrik etti
Bununla beraber Putin, Donald Trump’ı yeniden seçilmesinden dolayı tebrik etti. Putin, “Bu vesileyle kendisini [Trump’ı] Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçildiği için tebrik etmek istiyorum. Her şeyden önce, hayatına kastedilmesi sırasındaki davranışının beni etkilediğini söyleyebilirim. Cesur bir insan olduğu ortaya çıktı” dedi.
Devlet Başkanı, Trump’a övgüde bulunarak “Bir insan olağanüstü koşullarda kendini ispat eder. Bu, bir insanın kendini ispat ettiği bir örnektir ve bence o kendini çok doğru bir şekilde, cesurca, bir erkek gibi kanıtladı,” ifadesini kullandı.
Siyaset söz konusu olduğunda ise Putin, Trump’ın ilk döneminde ABD liderinin köşeye sıkıştığı izlenimini edindiğini söyledi: “Her taraftan sıkıştırılıyordu, hareket etmesine izin vermiyorlardı. Sola ya da sağa bir adım atmaktan korkuyordu. Şimdi ne olacağını bilmiyorum, hiçbir fikrim yok. Trump için bu görevdeki son dönemi olacak, dolayısıyla ne yapacağı onun için soru işareti.”
Moskova’nın Trump ile temaslarını sürdürmeye hazır olduğunu dile getiren Putin, “Amerikan halkının güven duyduğu her devlet başkanıyla çalışacağımızı daha önce de söylemiştim. Bu pratikte de böyle olacaktır,” diye konuştu.
Putin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Trump’ın Rusya ile ilişkileri düzeltme ve Ukrayna krizinin çözümüne yardımcı olma arzusuna ilişkin söyledikleri bana öyle geliyor ki en azından bizim ilgimizi hak ediyor. Onu aramamın benim için utanç verici olacağını düşünmüyorum. Bunu yapmadım, zira bir noktada Batılı liderler beni neredeyse her hafta arıyordu ve sonra aniden bıraktılar. Eğer istemiyorlarsa, gerek yok. Gördüğünüz üzere hayattayız ve iyiyiz, gelişiyoruz, ilerliyoruz. Eğer herhangi biri temaslara devam etmek isterse, her zaman söyledim ve tekrar söylemek istiyorum ki buna karşı değiliz, temaslara devam edeceğiz ve görüşmeleri yürüteceğiz.”
Rusya
Rusya kripto işlemlerinde tam kimlik doğrulaması getirecek

Rusya, kripto para piyasasını düzenleyecek yasa paketini 1 Temmuz 2026’ya kadar kabul etmeyi hedeflerken, piyasadaki tüm katılımcılar için tam kimlik doğrulaması ve işlem denetimi zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor. Rosfinmonitoring’e göre dijital saklama kuruluşları yüksek riskli müşterilerin işlemlerini sınırlandırmakla yükümlü olacak.
Rusya’da kripto para piyasasında faaliyet gösteren tüm katılımcılar, müşteriler için tam kimlik doğrulaması yapmak, işlemleri ve transferleri denetlemekle yükümlü olacak.
Rosfinmonitoring Direktörü Danışmanı Vlada Korçagina, dijital saklama kuruluşlarının yüksek riskli müşterilere yönelik işlemleri sınırlandırmak zorunda kalacağını söyledi.
Rus yetkililer, FATF’nin talep ettiği takvim doğrultusunda kripto para piyasasının serbestleştirilmesini öngören yasa tasarısını 1 Temmuz 2026’ya kadar kabul etmeyi planlıyor.
Korçagina, salı günü Bankacılık İncelemesi dergisinin dijital varlıklar konferansında yaptığı konuşmada, “Kripto piyasasındaki yalnızca yasal katılımcıların değil, suçluların da yeni ödeme biçimlerine yönelmesi kaçınılmaz olarak dikkat çekiyor. Bu durum, diğer tüm finansal araçlarda olduğu gibi kaçınılmazdır” dedi.
Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik uluslararası standartları belirleyen FATF, kripto para dolaşımına ilişkin kurallar yayımlamıştı. Korçagina, kuruluşun kripto para transferlerinde bilgi eşlik mekanizmasının uygulanmasını zorunlu tuttuğunu belirtti.
Korçagina’ya göre Rusya’nın 2028 yılında yapılacak bir sonraki FATF değerlendirmesinden geçememesi halinde ülke, kuruluşun gri veya kara listelerine alınma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Korçagina, bunun Rusya’nın küresel finans sisteminden tamamen dışlanmasına yol açabileceğini, bu sürecin bir bölümünün Batı yaptırımları nedeniyle zaten yaşandığını ifade etti.
Rus yetkililerin amacının yalnızca uluslararası yükümlülükleri yerine getirmek değil, aynı zamanda ülkenin kripto piyasasını “suç unsurlarından arındırmak” olduğunu belirten Korçagina, bu kapsamda tüm piyasa katılımcıları için kara para aklamayla mücadele düzenlemelerinin getirileceğini söyledi.
Korçagina, “Kripto piyasası katılımcılarının kara para aklamayla mücadele yükümlülükleri kapsamında öncelikli konu müşteri kimlik doğrulaması, yani KYC olacaktır. Kripto piyasasına katılan tüm yeni müşteriler, kendileriyle birlikte temsilcileri, yararlanıcıları ve nihai faydalanıcıları da kapsayan tam kimlik doğrulamasından geçirilecektir” dedi.
Rusya, stabil kripto para düzenlemesinin detaylarını açıkladı
Rosfinmonitoring’in açıklamasına göre, brokerler ve portföy yöneticileri halen müşteriler için basitleştirilmiş kimlik doğrulaması uygulayabiliyor.
Ancak mevcut bir müşteri kripto piyasasına girmek isterse, ek bilgiler toplanarak kimlik doğrulama sürecinin tamamlanması gerekecek.
Dijital saklama kuruluşları ile kripto para borsalarına, müşteri kimlik doğrulama işlemlerini bankalara ve menkul kıymet piyasası katılımcılarına devretme imkanı tanınacak.
Yeni düzenleme kapsamında tüm piyasa oyuncuları için zorunlu işlem denetim sistemi de kurulacak.
Korçagina, “Dijital para ve dijital haklarla bağlantılı, zorunlu denetime tabi beş yeni işlem türü ortaya çıkacak. Bu işlemler hakkında Rosfinmonitoring’e bildirim yapılması gerekecek. Eşik değer 1 milyon rubleden başlayacak. Bu nedenle söz konusu uygulama tüm işlemlerin izlenmesi değil, en büyük işlemlerin denetlenmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Dijital saklama kuruluşları, bankalarda olduğu gibi, müşterinin kara para aklama veya terörizmin finansmanıyla bağlantılı olabileceğine dair şüphe bulunması halinde dijital hesap sözleşmesi yapmayı veya dijital tanımlayıcıya erişim sağlamayı reddedebilecek.
Korçagina, “Önemli unsurlardan biri de travel rule, yani transferlere ilişkin bilgilerin eşlik etmesi kuralıdır. Dijital saklama kuruluşları bu sisteme tam olarak entegre edilecek ve dijital para ile dijital hak transferlerinde hem gönderici hem de alıcıya ilişkin bilgileri iletmekle yükümlü olacaktır” dedi.
Ayrıca dijital saklama kuruluşlarının, Rusya Merkez Bankasının “Müşterini Tanı” platformuna entegre edilmesinin planlandığını belirten Korçagina, Merkez Bankasının bu kuruluşlara kurumsal müşterilerin risk değerlendirmelerine ilişkin bilgi sağlayacağını söyledi.
Korçagina, bu bilgileri kullanan dijital saklama kuruluşlarının yüksek riskli müşterilere karşı kısıtlayıcı tedbirler almak zorunda kalacağını ifade etti.
Korçagina, söz konusu yükümlülüklerin 1 Temmuz’a kadar kabul edilmesi planlanan temel yasa tasarısına eşlik eden düzenleme paketinde yer aldığını belirtti.
“Kara para aklamayla mücadele yükümlülükleri neredeyse hemen yürürlüğe girecek. Herhangi bir geçiş süresi öngörülmüyor. Bu nedenle şirketler hazırlıklara şimdiden kademeli olarak başlayabilir” diyen Korçagina, sektörün yeni kurallara erkenden uyum sağlamasının önem taşıdığını kaydetti.
Rusya’da kripto para yasasıyla kitlesel kapanma dalgası ufukta
Rusya
Rusya yaptırımların gölgesinde yüksek buz sınıfı tanker filosunu genişletiyor

Rusya, yaptırım altındaki Arktik LNG-2 projesi için kritik önem taşıyan yüksek buz sınıfı ikinci gaz taşıma gemisini tamamlayarak teslim aldı. Yıl sonuna kadar üçüncüsü vadedilen bu özel tankerler projede yıl boyu kesintisiz sevkiyatın önünü açarken, Çin de yaptırımlı Rus gazını doğrudan ithal edebilmek için ikinci alım terminalini devreye sokmaya hazırlanıyor.
Rusya, Uzak Doğu’daki Zvezda tersanesinde inşa edilen ve en yüksek buz sınıfı olan Arctic7 kategorisinde yer alan Konstantin Posyet adlı yeni gaz tankerini tamamlayarak deniz filosuna dahil etti. Bu gemi, ocak ayından bu yana yük taşımacılığı yapan Aleksey Kosıgin’in ardından aynı sınıfta inşa edilen ikinci tanker olma özelliği taşıyor.
Yıl sonuna kadar üçüncü tankerin de hizmete girmesi bekleniyor.
İnşa edilen bu özel tankerler, ABD yaptırımlarının hedefindeki Arktik LNG-2 projesi için büyük önem taşıyor. Bölgedeki çetin kış şartları nedeniyle standart gaz taşıma gemileri yılın yaklaşık sekiz ayı boyunca fabrikaya yanaşamıyor.
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, konuya ilişkin değerlendirmesinde yüksek teknolojili kargo tankerlerinin Arktik’in zorlu koşullarında çalışmak için en etkili araçlar olduğunu ifade etti.
Mişustin, yüksek manevra kabiliyeti ve yüksek buz sınıfı sayesinde bu gemilerin buz kırıcı desteği olmaksızın iki metrelik buz kütlelerini kendi başlarına aşabildiğini belirtti.
Üretim ve sevkiyat kapasitesi özel filonun yetersizliğine takılıyor
Arktik LNG-2 projesinde her biri 6,6 milyon ton kapasiteli ilk iki hat uzun süre önce tamamlanmış olmasına ve toplamda yıllık asgari 13,2 milyon ton üretim kapasitesine ulaşılmasına rağmen, fiili ihracat miktarı beklentilerin gerisinde kaldı.
Vzglyad gazetesine konuşan Finam Grubu analisti Sergey Kaufman, teknik olarak hazır olan bu iki hattın kapasitesine karşın geçen yıl projeden yalnızca yaklaşık 1,3 milyon ton ihracat yapılabildiğini kaydetti.
Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov, Arktik LNG-2 fabrikasındaki üretim hacimlerinin iki temel faktöre bağlı olduğunu belirtti.
Yuşkov, birinci ve şu anki en büyük kısıtlayıcı unsurun özel sevkiyat filosunun eksikliği olduğunu ifade etti. İkinci sorunun ise alıcı terminallerin kapasitesiyle ilgili olduğunu aktaran uzman, fabrikadan çıkan tüm ürünün şu anda yalnızca Çin’de yaptırım kapsamındaki Rus gazı için ayrılmış tek bir terminale gönderildiğini ve bu terminalin kapasitesinin Arktik LNG-2’nin iki hattının gücünden çok daha düşük olduğunu vurguladı.
Yüksek buz sınıfına sahip gemilerin kritik rolüne dikkat çeken Yuşkov, kasım ile haziran ayları arasındaki dönemi kapsayan yılın büyük bölümünde Yamal Nenets Özerk Bölgesi’ndeki Gıdan Yarımadası’nda bulunan Utrenniy Terminali’ne sadece Arctic7 sınıfı tankerlerin girebildiğini söyledi.
Diğer tankerlerin ise yalnızca buz yükünün en az olduğu sıcak dönemlerde ve Rosatom’un özel izniyle sefer yapabildiğini, daha düşük buz sınıfındaki gemilerin de ciddi operasyonel kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını ekledi.
Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor
Yaptırımlar tedarik zincirini ve ortaklıkları vurdu
Projenin orijinal planlamasında, yıllık 19,8 milyon ton kapasiteli üç üretim hattının inşası sürerken, Zvezda tersanesinde Güney Koreli ortaklarla birlikte 15 adet özel Arctic7 gaz tankerinin yapılması öngörülüyordu.
Ayrıca 6 adet benzer geminin de doğrudan Güney Kore’de üretilerek Rusya’ya teslim edilmesi planlanmıştı.
Ancak hem fabrikanın hem de tankerlerin yapım aşaması, ABD’nin batı teknolojileri ve ekipmanlarına erişimi engelleyen sert yaptırım dönemine denk geldi. Bu da Rusya’nın o ana kadar ülkeye getirmeyi başardığı ekipmanlarla yetinmesini zorunlu kıldı.
İlk hatların inşasının tamamlanmasıyla birlikte ABD doğrudan fabrikayı da yaptırım listesine aldı.
Rusya’nın daha önce bu tip teknolojik olarak ham petrol tankerlerinden çok daha karmaşık olan gaz gemilerini tek başına inşa etmediğini hatırlatan İgor Yuşkov, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu an teslim edilen Aleksey Kosıgin ve Konstantin Posyet tankerleri, yaptırımlar nedeniyle Güney Koreli ortağın ilişkileri kesmesinden önce Rusya’ya ulaştırılan hazır gemi kitlerinden monte edildi. Resmi olmayan verilere göre, Zvezda’da yapımı süren tankerlerden sadece üçü için Fransız şirketi tarafından üretilen özel sızdırmazlık membranları tedarik edilebildi. İki tanker hizmete girdi, üçüncüsünün ise yıl sonuna kadar teslim edilmesi bekleniyor. Asıl soru bundan sonra başlayacak. Rusya bu tankerlerin ekipmanlarını, özellikle de o özel membranları kendi imkanlarıyla üretmeyi başardı mı başaramadı mı? Kendi güçlerimizle seri üretime geçmek ne kadar gerçekçi? Bunlar henüz yanıtı olmayan sorular.”
Arktik LNG-2 projesinin filosu başlangıçta yalnızca Christophe de Margerie adlı tek bir Arctic7 tankerinden oluşurken, ocak ayında ve son olarak bu ay Zvezda’dan teslim alınan gemilerle sayı üçe yükseldi.
Yıl sonuna kadar teslim edilecek yeni tankerle birlikte toplam dört gemilik bir filo kurulmuş olacak.
Yuşkov’un hesaplamalarına göre, başlangıçta planlanan 19,8 milyon tonluk üretimin taşınması için 21 adet Arctic7 tankeri gerekirken, mevcut dört gemilik filo ile yıllık ihracat seviyesinin ancak 3 ila 4 milyon ton düzeyine çıkarılması mümkün görünüyor.
Diğer taraftan Çin, yaptırımlı Rus gazını alabilmek için terminal altyapısını genişletiyor. Reuters verilerine göre Pekin, Rusya’dan gelecek LNG için Longkou limanında yıllık 5 milyon ton kapasiteli ikinci bir ithalat terminalini ekim ayında devreye almayı planlıyor.
Bu terminal, Ağustos 2025’ten bu yana yaptırımlı Rus gazını kabul eden yıllık 6 mlyon ton kapasiteli Beihai terminaline destek sağlayacak.
Böylece Çin’in iki terminalle ulaşacağı toplam kabul kapasitesi yıllık 11 milyon tona yaklaşacak. Bu miktar, Arktik projesinin ilk iki hattının toplam kapasitesi olan 13,2 milyon tonun biraz altında kalıyor.
Yuşkov, projenin planlanan 19,8 milyon tonluk üçüncü hattının inşasının ise şu an için belirsiz olduğunu ifade etti.
Yeni hat için ekipman tedarikinin yasaklandığını ve Çin’in de Belokamenka’da kendi modüllerini monte etmeyi reddettiğini belirten uzman, mevcut şartlarda temel hedefin en azından ilk iki hattın toplamı olan 13,2 milyon tonluk kapasiteye ulaşmak olduğunu kaydetti.
Rusya’nın daha önce Arktik LNG-2’nin ardından Ob LNG, Murmansk LNG ve Arktik LNG-1 gibi çok sayıda yeni tesis kurmayı planladığını hatırlatan uzmanlar, bu projelerin de geleceğinin belirsizleştiğini belirtiyor.
Finansal olarak Novatek’in kaynak sağlayarak yabancı yatırımcıları projelere yüzde 49 ortak etme planının yaptırımlarla kesintiye uğradığını ifade eden Yuşkov, yabancı sermayenin gelmediğini ve Rusya’nın büyük tonajlı tesisler inşa etmek için henüz tüm ekipman yelpazesini yerlileştiremediğini ekledi.
Sergey Kaufman ise Rusya’daki Yamal LNG ve Sahalin-2 dışındaki tüm büyük projelerin ABD yaptırımı altında olmasının müşteri bulmayı zorlaştırdığını belirterek şu yorumu yaptı:
“Ortadoğu’daki çatışmalar geçici olarak durumu kolaylaştırmış olabilir ancak önümüzdeki bir ila üç yıllık vadede küresel LNG pazarının arz fazlası aşamasına girmesi yüksek ihtimal. Bu da satışı zorlaştıracaktır. ABD’nin dünyanın en büyük LNG ihracatçısı olması, yakın gelecekte yaptırımların yumuşatılması olasılığını düşürüyor.”
Kaufman, Ortadoğu’daki istikrarsızlığın Rus gazına olan talebi desteklemesiyle bu yıl Arktik LNG-2’den yapılacak ihracatın yaklaşık 3 milyon tona ulaşabileceğini öngörüyor.
İlk iki hattın tam kapasiteye ulaşmasının ise tanker eksikliği ve yaptırımlar nedeniyle 2 ila 3 yılı bulabileceğini tahmin eden Kaufman, Rus LNG’si için Çin dışındaki ana pazarlar olan AB ve Japonya ekseninde, AB’nin gelecek yıl uygulamaya koyacağı ithalat yasakları nedeniyle 2027’den itibaren Çin’e yapılacak sevkiyatların daha da önem kazanacağını ve ek terminallerin kritik hale geleceğini sözlerine ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası Başkanı Nabiullina sessizliğini bozdu

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, son dönemde önemli etkinliklere katılmamasını soğuk algınlığına bağlı ses kaybıyla açıkladı. Nabiullina’nın yokluğunda, görev süresinin biteceği 2027 yılı sonrasına ilişkin iddialar basına yansımıştı.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, geçirdiği hastalık nedeniyle aralarında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), Ulusal Borsa Katılımcıları Derneğinin (NAUFOR) yıllık konferansı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan hükümet toplantısının da bulunduğu bir dizi önemli kamu etkinliğini kaçırdı.
Nabiullina, konuya ilişkin açıklamayı Merkez Bankasının faiz kararı toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında yaptı.
Nabiullina, “Sadece gerçekten soğuk algınlığı geçirdiğimi ve bir süreliğine sesimi kaybettiğimi teyit edebilirim. Söyleyebileceğim tek şey, sağlığım konusunda içtenlikle endişe duyanlara teşekkür etmektir” ifadelerini kullandı.
Rusya Merkez Bankası Başkanı, haziran ayının başından bu yana kamuoyunun önüne çıkmamıştı. Vedomosti gazetesine Merkez Bankasından yapılan açıklamada, Nabiullina’nın SPIEF’e raporlu olduğu için katılamadığı belirtilmişti.
Financial Times (FT) gazetesi de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Nabiullina’nın ağır bir solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle bazı etkinlikleri kaçırmış olabileceğini yazmıştı.
Nabiullina’nın kamuoyunda uzun süre yer almamasının ardından basında, Rus liderliğinin gözünden düştüğüne dair tartışmalar başlamıştı.
FT’nin haberine göre hükümet içinde, Merkez Bankası Başkanının görev süresinin dolacağı Haziran 2027 sonrasına ilişkin senaryolar ele alındı.
Gazetenin kaynakları, Merkez Bankasının denetim yetkilerinin birden fazla kurum arasında bölüştürülmesi ve yüzde 4’lük enflasyon hedefine sıkı sıkıya bağlı kalma politikasından vazgeçilmesi gibi olası kurumsal değişikliklerin tartışıldığını aktardı.
Haziran 2013’ten bu yana Rusya Merkez Bankası Başkanlığı görevini yürüten Nabiullina’nın görev süresi son olarak 21 Nisan 2022’de uzatılmıştı.
Rusya yasalarına göre Merkez Bankası Başkanı, Devlet Başkanının takdimiyle Devlet Duması tarafından beş yıllık süre için seçiliyor. Adayın göreve atanması için milletvekillerinin salt çoğunluğunun oyu gerekiyor.
FT kaynakları, Nabiullina’nın yerine gelebilecek olası adaylar arasında Rusya Devlet Başkanlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ve Promsvyazbank Yönetim Kurulu Başkanı Petr Fradkov’un isimlerini sıraladı.
Diğer yandan, Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu 19 Haziran’daki toplantısında politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 14,25 seviyesine çekti. Bu karar, bankanın üst üste dokuzuncu faiz indirimi oldu.
Merkez Bankasından yapılan açıklamada, orta vadeli perspektifte enflasyonist risklerin halen dezenflasyonist risklere kıyasla ağırlığını koruduğu kaydedildi.
Merkez Bankasının bu kararı ekonomistlerin beklentileriyle uyuşmadı. Vedomosti gazetesinin anketine katılan 19 ekonomistten yalnızca ikisi bu yönde bir karar beklerken, 14 uzman faizin 50 baz puan düşürülerek yüzde 14’e çekileceğini tahmin etmişti.
Diğer analistlerden biri yüzde 14 ila yüzde 14,25 aralığını beklerken, bir diğeri yüzde 13,5 ila yüzde 14 seviyesine düşüş öngörmüş, bir uzman ise faizlerin sabit tutulacağını tahmin etmişti.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









