Rusya
Putin, Valday Kulübü genel oturumunda neler söyledi?

Rusya Devlet Başkanı Putin, çok kutuplu bir dünya düzenine geçiş sürecinin zorluklarını ve Batı’nın dayatmacı ideolojisini eleştirerek, önümüzdeki yıllarda karmaşık ve zorlu bir dönemin beklediğine işaret etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çok kutuplu bir yeni dünya düzeninin doğum sancıları nedeniyle önümüzdeki on yılların, 21. yüzyılın ilk çeyreğinden bile daha zor geçebileceğini belirtti.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nün 21’incisi düzenlenen yıllık genel oturumunda konuşan Putin, “Son 20 yıla baktığımızda ve değişimlerin boyutunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu değişimlerin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki yirmi yılın en az geçmiş kadar, hatta daha da zorlu olacağını öngörüyoruz” diyerek, “esaslı, temelde devrimci değişimlerin” ve günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu karmaşık süreçlerin altını çizdi.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübü, siyaset bilimi, ekonomi, tarih ve uluslararası ilişkiler alanlarında önde gelen yabancı ve Rus uzmanları bir araya getiren bir organizasyon. 2004 yılında kurulan kulüp, adını Valdai Gölü yakınlarındaki Velikiy Novgorod’da düzenlenen ilk konferansın yapıldığı yerden alıyor.
Putin, “Totaliter ideolojilerin dayatılması ve norm haline gelmesi bir tehdittir. Her türlü alternatife, egemen ve bağımsız düşünceye karşı aşırı hoşgörüsüzlük ve saldırganlıkla sonuçlanan ve neo-Nazizm, terör, ırkçılık ve hatta sivil halkın kitlesel imhasını meşrulaştıran günümüz Batı liberalizmi örneğiyle karşı karşıyayız,” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca Putin, günümüzde “demokrasinin bazı kesimlerce çoğunluğun değil, azınlığın iktidarı olarak yorumlandığını” belirterek, geleneksel demokrasi ve halk yönetiminin “demokratik usuller, çoğunluğun görüşü, ifade özgürlüğü ve medyada tarafsızlık” gibi temel değerlere dayandığını; ancak bugün soyut özgürlüklerle karşılaştırıldığını ifade etti.
Devlet Başkanı, “Bir ülkenin ya da insanlığın nispeten küçük bir kısmının yaşam modelinin evrensel bir norm gibi herkese dayatılması kabul edilemez,” diye ekledi.
‘Batılı ülkelerin ayrıcalıklı olduklarına duydukları bu körü körüne inanç, küresel bir trajediye dönüşebilir’
Diğer yandan Putin, ölümcül yeni silahların yarattığı tehlikelerden de bahsederek, “Uluslararası çatışmalar ve gerginlikler, karşılıklı güvenceli imha kapasitesiyle doludur. Ne de olsa buna imkân sağlayan silahlar mevcut ve teknoloji geliştikçe yeni formlar kazanarak sürekli geliştiriliyor. Bu tür silahlara sahip olanların sayısı da giderek artıyor. Tehditlerin çığ gibi büyümesi ve hukuki ile ahlaki normların tamamen yok olması halinde, bu silahların kullanılmayacağını kimse garanti edemez,” ifadelerini kullandı.
Batılı siyasetçilerin Rusya’yı stratejik olarak yenilgiye uğratma yönündeki çağrılarına dikkat çeken Putin, “En büyük nükleer silah cephaneliğine sahip Rusya’yı hedef almak, bazı Batılı siyasetçilerin son derece pervasız bir tutum sergilediğini gösteriyor. Kendi dokunulmazlıklarına ve ayrıcalıklı olduklarına duydukları bu körü körüne inanç, küresel bir trajediye dönüşebilir,” diye ekledi.
Putin, dünyada katı ideolojik dogmalar ve klişelerle ayakta kalan tek bir askeri blok kaldığını vurguladı: “Bugün dünyada katı ideolojik dogmalar ve klişeler tarafından bir arada tutulan tek bir askeri blok kaldı, o da Avrupa’nın doğusuna doğru genişlemesini durdurmaksızın, kendi yasal belgelerini ihlal ederek dünyanın diğer alanlarına da yaklaşmaya çalışan NATO’dur.”
Ayrıca Putin, NATO’nun doğuya genişlememe taahhüdünü yerine getirmediğini ve Rusya’nın çıkarlarını göz ardı ettiğini ifade etti.
Rusya lideri, “Tüm bu gelişmeler, abartmadan söylemek gerekirse, bir tür aşağılamayı ya da NATO için ülkenin içeriden veya dışarıdan yok edilmesini amaçlayan sürünerek ilerleyen bir müdahale gibi görünmeye başladı,” diye konuştu.
Yeni dünya düzeninin doğum sancıları
Putin’e göre, dünyada yeni bir dünya düzeni oluşturma çabaları sürecinde “ciddi ve uzlaşmaz bir mücadele” yaşanıyor. Putin bu çatışmayı, “sadece güç ya da jeopolitik nüfuz için değil, tarihin bir sonraki aşamasında ülkeler ve halklar arasındaki ilişkilerin temeline yerleşecek ilkelerle ilgili” olarak nitelendirdi.
Putin’e göre bu çatışmanın sonucu, tüm kültür ve medeniyetlere karşılıklı saygı temelinde, zorlamasız ve güç kullanmadan bir dünya inşa edip edemeyeceğimizi gösterecek.
Devlet Başkanı, “Bir anlamda, hakikat anı yaklaşıyor. Eski dünya düzeni ebediyen sona eriyor; hatta bu düzenin çoktan yok olduğunu bile söyleyebiliriz,” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Putin, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Batı’nın kurduğu tekeli tehdit altında görüyor:
“Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ortaya çıkan ve 20. yüzyılın sonunda elde edilen Batı’nın tekeli tehdit altında. Tarihten de bildiğimiz gibi her tekel er ya da geç sona erer. Tekellerin, tekelcilerin kendileri için bile her zaman zararlı olduğuna dair hiçbir yanılsama yok.”
Putin ayrıca, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından “dünyayı adil ilkeler üzerine yeniden inşa etme şansı” varken Batı’nın bunu kendi zaferi ve “Rusya’nın teslim olması” olarak gördüğünü belirtti ve Batı’nın bu durumu, kazananın haklarına dayanarak mutlak bir hakimiyet kurma fırsatı olarak yorumladığına işaret etti.
Putin, bazı çevrelerin hâlâ Rusya’nın yokluğunda dünyanın daha iyi olacağı düşüncesine kapıldıklarını, bu sebeple SSCB’nin çöküşünden kalan her şeyi yok etmeye çalıştıklarını söyledi:
“Yine, bazı insanlar dünyanın Rusya olmadan daha iyi olacağı fikrine kapıldılar ve onu bitirmeye, SSCB’nin çöküşünden sonra kalan her şeyi yok etmeye çalıştılar ve şimdi, öyle görünüyor ki, birileri bunun hayalini kuruyor, dünyanın daha itaatkâr olacağını, daha iyi yönetileceğini düşünüyor. Fakat Rusya, dünya hakimiyeti için çabalayanları birden fazla kez durdurdu. Rusya’nın olmadığı bir dünya daha iyi olmayacaktır ve bunu başarmaya çalışanlar nihayet bunu anlamaları gerekiyor.”
Rusya Devlet Başkanı, ortaya çıkmakta olan çok kutuplu dünya düzeninin, “hiçbir ülke ya da halkın kaybeden olarak hissetmediği” bir düzen olması gerektiğini belirtti. Bu şekilde, tüm ülkeler için adil ve güvenli bir kalkınma sağlanabileceğini vurguladı.
Putin, “Yeni uluslararası ortamda herhangi bir hegemonyadan söz edilemez. Washington ve diğer Batı başkentleri bu kaçınılmaz gerçeği kabul ettiklerinde, geleceğin zorluklarına cevap verecek bir dünya sistemi kurma süreci gerçek anlamda başlayacaktır,” dedi ve bu değişimin kısa sürede gerçekleşmesi temennisinde bulundu.
BRICS’in, bu yeni uluslararası ortamda gerçekten yapıcı bir işbirliği sunduğuna inandığını ifade eden Putin, “NATO üyeleri arasında bile BRICS ile yakın çalışmak isteyenler var,” diyerek uluslararası işbirliğine olan talebin arttığını belirtti.
Rusya lideri, “Bu arada, adil ve kalıcı bir barış yaratmakla ilgilenenler, düşmanlarımızın tekelleri uğruna giriştikleri yıkıcı eylemlerin üstesinden gelmek için çok fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar. Bunun böyle olduğu son derece bariz; bunu herkes görüyor, Batı’da, Doğu’da, Güney’de, hepsi görüyor,” yorumunu yaptı.
Putin, Rusya’nın Batı medeniyetini bir düşman olarak görmediğini, “biz ya da onlar” sorusunu ortaya atmadığını ve kendi iradesini kimseye dayatmaya çalışmadığını söyledi.
ABD ve müttefiklerinin son yıllardaki politikasının bu olduğunu ve bunun bir felaket formülü olduğunu kaydeden Putin, “Akut, temel, duygusal olarak yüklü çatışmalar elbette küresel kalkınmayı önemli ölçüde zorlaştırır, ancak kesintiye uğratmaz. Siyasi kararlar ve hatta askeri araçlarla yok edilen etkileşim zincirlerinin yerine başkaları ortaya çıkıyor. Evet, çok daha karmaşık, bazen kafa karıştırıcı ama iktisadi ve sosyal bağları koruyan çatışmalar. Bunu son yıllarda gördük,” diyerek Batı’nın kolektif olarak ‘Rusya’yı hem iktisadi hem de siyasi olarak dünya sisteminden dışlama’ konusundaki başarısızlığının altını çizdi.
Trump’ı seçim zaferi için tebrik etti
Bununla beraber Putin, Donald Trump’ı yeniden seçilmesinden dolayı tebrik etti. Putin, “Bu vesileyle kendisini [Trump’ı] Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçildiği için tebrik etmek istiyorum. Her şeyden önce, hayatına kastedilmesi sırasındaki davranışının beni etkilediğini söyleyebilirim. Cesur bir insan olduğu ortaya çıktı” dedi.
Devlet Başkanı, Trump’a övgüde bulunarak “Bir insan olağanüstü koşullarda kendini ispat eder. Bu, bir insanın kendini ispat ettiği bir örnektir ve bence o kendini çok doğru bir şekilde, cesurca, bir erkek gibi kanıtladı,” ifadesini kullandı.
Siyaset söz konusu olduğunda ise Putin, Trump’ın ilk döneminde ABD liderinin köşeye sıkıştığı izlenimini edindiğini söyledi: “Her taraftan sıkıştırılıyordu, hareket etmesine izin vermiyorlardı. Sola ya da sağa bir adım atmaktan korkuyordu. Şimdi ne olacağını bilmiyorum, hiçbir fikrim yok. Trump için bu görevdeki son dönemi olacak, dolayısıyla ne yapacağı onun için soru işareti.”
Moskova’nın Trump ile temaslarını sürdürmeye hazır olduğunu dile getiren Putin, “Amerikan halkının güven duyduğu her devlet başkanıyla çalışacağımızı daha önce de söylemiştim. Bu pratikte de böyle olacaktır,” diye konuştu.
Putin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Trump’ın Rusya ile ilişkileri düzeltme ve Ukrayna krizinin çözümüne yardımcı olma arzusuna ilişkin söyledikleri bana öyle geliyor ki en azından bizim ilgimizi hak ediyor. Onu aramamın benim için utanç verici olacağını düşünmüyorum. Bunu yapmadım, zira bir noktada Batılı liderler beni neredeyse her hafta arıyordu ve sonra aniden bıraktılar. Eğer istemiyorlarsa, gerek yok. Gördüğünüz üzere hayattayız ve iyiyiz, gelişiyoruz, ilerliyoruz. Eğer herhangi biri temaslara devam etmek isterse, her zaman söyledim ve tekrar söylemek istiyorum ki buna karşı değiliz, temaslara devam edeceğiz ve görüşmeleri yürüteceğiz.”
Rusya
Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.
Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.
The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.
Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.
Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.
“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”
Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.
Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”
Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.
Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.
Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.
“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”
Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.
Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”
Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.
“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.
“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”
Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.
Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:
“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”
Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.
Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.
“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”
Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.
Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:
“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”
Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.
Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.
“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”
Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.
İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.
İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.
Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:
“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”
Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.
“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”
Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:
“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”
Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.
Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.
Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:
“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”
Rusya
Şohin’den Rusya Merkez Bankasına faiz uyarısı

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, akaryakıt fiyatlarındaki artışın Rusya Merkez Bankasının 24 Temmuz’daki toplantısında politika faizini artırması için bir gerekçe oluşturmaması gerektiğini belirtti. Şohin, Merkez Bankasının bu duruma doğrudan faiz artışıyla yanıt vermemesini beklediklerini ifade etti.
Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Uzak Doğu Federal Bölgesi’ndeki Bölgesel İşveren Dernekleri Koordinasyon Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, yakıt piyasasındaki fiyat artışlarının Rusya Merkez Bankasının (CBR) 24 Temmuz’da yapacağı toplantıda politika faizini artırması için bir gerekçe teşkil etmemesi gerektiğini ifade etti.
Şohin, yakıt piyasasında gözlenen durumun iş dünyası için ek zorluklar yarattığını kabul etmekle birlikte, olası bir enflasyon ivmelenmesine karşı para politikasını sıkılaştırarak mücadele etmenin yanlış bir yaklaşım olacağını dile getirdi.
Konuya dair değerlendirmesinde Şohin, “Merkez Bankasından, diğer sektörlerde de fiyat artışlarını tetikleme potansiyeli taşıyan yakıt fiyatlarındaki yükselişe karşı politika faizini artırarak doğrudan ve sert bir tepki vermesini beklemek kuşkusuz doğru olmaz” dedi.
RSPP Başkanı, iş dünyasının, faiz kararı alınırken ekonomi yönetiminin “sağduyulu” hareket edeceğine güvendiğini sözlerine ekledi.
Merkez Bankası enflasyonist risklere dikkat çekmişti
Rusya Merkez Bankası, 19 Haziran’daki son toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürerek yıllık yüzde 14,25 seviyesine çekmişti.
Bununla birlikte kurum, enflasyonist risklerin ağırlığını koruduğu yönünde uyarı yapmıştı. Merkez Bankası yetkilileri, motorlu taşıt yakıtı üretiminde yaşanan geçici düşüşün risk unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, yakıt piyasasında haziran ayında ortaya çıkan tablonun mevcut fiyat artış hızını destekleyebileceğine ve daha önce öngörülenden daha yüksek bir faiz patikasına ihtiyaç duyulabileceğine işaret etmişti.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, haziran ayındaki toplantının ardından yaptığı açıklamada, yönetim kurulunun üç seçeneği değerlendirdiğini bildirmişti.
Bu seçeneklerin faizi yüzde 14,50 seviyesinde sabit tutmak, yüzde 14,25’e veya yüzde 14’e düşürmek olduğunu belirten Nabiullina, faiz indirimleri için hareket alanının daraldığını kaydetmişti.
Karar sürecinde beklentiler izlenecek
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Zabotkin ise 29 Haziran’da yaptığı açıklamada, 24 Temmuz’daki toplantı için güncellenecek makroekonomik öngörüler hazırlanırken yakıt piyasasındaki durumun dikkate alınacağını belirtmişti.
Zabotkin, kurum için sadece benzin ve dizel fiyatlarındaki değişimin değil, bu değişimin hanehalkı ile iş dünyasının enflasyon beklentilerine olan etkisinin de önem taşıyacağını ifade etmişti.
Merkez Bankası tarafından 1 Temmuz’da yayımlanan haziran ayı toplantı özetinde de enflasyonist risklerin belirginleşmesi sebebiyle, enflasyonu hedef seviyeye geri döndürmek amacıyla nisan öngörülerine kıyasla daha yüksek bir politika faizi patikasının gerekebileceği aktarılmıştı.
Daha sonra konuya değinen Nabiullina, faiz indirimi yönünde alanın halen var olduğunu, ancak gevşeme adımlarının zamanlaması ile hızının yakıt piyasasındaki gelişmelerin ikincil etkilerine bağlı şekilleneceğini açıklamıştı.
Rus milyarder Melniçenko: Küresel güvenlik için öngörülebilir bir Rusya gerekli
Rusya
AB’den Rusya krizi nedeniyle Venedik Bienali’ne ceza

Avrupa Komisyonu, Rusya pavyonunun yeniden açılmasına izin veren Venedik Bienali’ne yönelik 2 milyon avroluk hibe desteğini kesme kararı aldı. Karar, katılımcıların pavyonun açılışını savunmak amacıyla sundukları gerekçelerin incelenmesinin ardından verildi.
Avrupa Komisyonu, Avrupa Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansına (EACEA) bir tavsiyede bulunarak Venedik Bienali’ne sağlanan 2 milyon avro tutarındaki hibenin durdurulmasını talep etti.
Karar, Avrupa Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamayla duyuruldu.
Virkkunen yaptığı paylaşımda, “Bu karar, bienal katılımcılarının Rus pavyonunun yeniden açılmasını haklı göstermek amacıyla gönderdikleri yanıtların titizlikle değerlendirilmesinin ardından alındı. Avrupa’da vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen kültür, demokratik değerleri teşvik etmeli ve korumalıdır” ifadelerini kullandı.
Rusya’ya, serginin düzenlendiği Venedik’teki Giardini Bahçeleri’nde kendi pavyonunu açma izni 2022 yılından bu yana ilk kez verildi. Bu karar, hem İtalya Hükümeti hem de Avrupa Birliği kanadında ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.
Brüksel, nisan ayında bienale yönelik 2 milyon avroluk sübvansiyonu askıya alırken, İtalya makamları durumu incelemek üzere Venedik’e müfettişler gönderdi.
Financial Times gazetesinin haberine göre Avrupa Komisyonu, Rus pavyonunun bienale kabul edilmesinin AB yaptırımlarının ihlali anlamına geleceği konusunda İtalya Hükümetini önceden uyardı.
Tartışmaların odağındaki Venedik Bienali’nin Başkanı Pietrangelo Buttafuoco ise savunmasında, bienalin bir “mahkeme” değil, aksine bir “barış bahçesi” olduğunu dile getirdi.
Buttafuoco, Fransız Devrimi, Aydınlanma ve sekülerizmle şekillenen modern dünyanın, günümüzde adeta bir “hoşgörüsüzlük laboratuvarına” dönüştüğünü; sansür, kapatma ve dışlama taleplerinin merkez haline geldiğini ifade etti.
Öte yandan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kallas, Avrupa Komisyonunun uyguladığı baskılara rağmen, Rusya’nın spor müsabakaları ve Venedik Bienali gibi etkinliklere katılımı sayesinde Avrupa ülkelerindeki nüfuzunu giderek artırdığını kaydetti.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor











