Asya
Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi: Tarihi Zafer mi, Kırılgan İktidar mı?

Japonya’nın 104. başbakanı olarak seçilen Sanae Takaichi, ülkenin ilk kadın başbakanı olarak görevine resmen başladı. Birleşik Krallık’ın ilk kadın başbakanı ve “Demir Leydi” olarak bilinen Margaret Thatcher’a duyduğu hayranlıkla tanınan Takaichi, uzun yıllardır kadınların toplumsal ilerlemesini engellediği söylenen “cam tavanı” yıkarak tarihe geçti.
Takaichi’nin eşi, Liberal Demokrat Parti’nin eski milletvekili Taku Yamamoto, böylece Japonya’nın ilk “First Gentleman”ı unvanını aldı.
Bu gelişmeyle Japonya, Birleşik Krallık, Kanada, Almanya ve İtalya’nın ardından, hükümetin en üst düzey makamlarından birine bir kadının getirildiği beşinci G7 ülkesi oldu. Takaichi daha önce yaptığı bir açıklamada, “Önemli olan kadın olmak değil; fırsat eşitliği. Erkekler ve kadınlar güçlerini birleştirmeli.” ifadelerini kullandı.
Yine de gerçekte bakıldığında, hükümetin temeli sağlam denemez.
Öncelikle, Üst Meclis’te (Senato) yapılan başbakan seçimi oylamasında, Anayasal Demokrat Parti lideri Yoshihiko Noda ile yapılan ikinci tur oylamaya kalınması, bundan sonra Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) uzlaştığı politikaları yürütmenin zorluklarını işaret ediyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki başbakan seçimi oylamasında, Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) sahip olduğu toplam 232 sandalyeyi (LDP üyeliğini geçici olarak dondurmuş olan Meclis Başkanı Fukushiro Nukaga da dahil) aşarak 237 oy aldı.
Oylamanın ikinci tura kalmadan sonuçlanmış olması, bundan sonraki hükümet yönetimi açısından olumlu bir işaret olarak değerlendirildi.
Temsilciler Meclisi’nde LDP’nin başkan yardımcısı Taro Aso başta olmak üzere parti yöneticilerinin ikna çabalarıyla, bağımsızlardan ve diğer gruplardan birebir ikna edilerek Takaichi lehine oy veren beş kişiyi nasıl elde tutacakları da belirsiz.
Seçim desteği veya komisyon üyelikleri dağıtmak gibi yollarla bu mümkün olabilir, ancak koalisyon anlaşmasına imza atmayan Ishin Partisi’nin kabine dışı iş birliği (閣外協力) ile yetinmesi bir risk unsuru olacaktır.
Ishin’in “Kabine Dışı İş Birliği”, Güvensizlik Kartını Açık Tutuyor
LDP’nin anlaşmaya sadık kalmadığına karar verirse, Ishin’in hükümete karşı güvensizlik önergesine destek verme seçeneğini elinde tuttuğu da söylenebilir. Bundan sonra LDP veya Ishin’e yeni katılımlar olmazsa, parlamento azınlık hükümeti durumunda kalmaya devam edecek.
İki parti arasındaki koalisyon anlaşmasına bakıldığında, mevcut olağanüstü meclis döneminde milletvekili sayısını %10 azaltmayı hedefleyen yasa tasarısını sunmak gibi aceleci ve sert ifadeler yer alıyor. Bu konuda yalnızca muhalefetten değil, LDP’nin içinden de şüphe sesleri yükseliyor. “Zaten azınlık hükümetiyiz, nasıl olsa reddedilir” diye küçümseyenler de var. Ancak Demokratik Parti lideri Yuichiro Tamaki’nin “biz destekleyeceğiz” açıklamasıyla birlikte, iktidar-muhalefet arasındaki siyasi pazarlık çoktan başlamış durumda.
Ishin’in önerdiği şirket bağışlarının kaldırılması veya gıda ürünlerinde tüketim vergisinin geçici olarak sıfırlanması gibi fikirlerin çoğu ertelendi ya da rafa kaldırıldı. Ishin’in halk desteği daha da düşerse, parti daha sert bir tutuma geçebilir. Koalisyon anlaşmasının bu nedenle bir “barut fıçısı” yönü de var.
“Yuto”dan (Yarı İktidar) Geri Dönüş mü, Yoksa Daha da Düşüş mü?
Ishin, geçen yılki genel seçimde 6 sandalye kaybederek 38 sandalyeye geriledi. Orantılı temsil sisteminde aldığı oy da 5,1 milyondu.
>Bu yılın Temmuz ayındaki Senato seçimlerinde 3 sandalye artırarak 7 sandalyeye ulaşsa da, oy sayısı 4,37 milyona düştü.
Bir zamanlar Temsilciler Meclisi’nde 54 sandalye ve 12,26 milyon orantılı oy (2012 genel seçimleri) ile ana muhalefet konumuna yaklaşan partinin gücü artık önceki halinden eser taşımıyor.
Bu düşüşün önemli nedenlerinden biri, partinin ne iktidar ne de muhalefet sayılan “Yuto”(やとう / yarı-iktidar partisi) konumuyla alay edilmesiydi. Bu nedenle, “kabine dışı iş birliği” şeklinde bile olsa bu tutumun bir sonraki genel seçimde olumsuz sonuçlar doğurma olasılığı yüksek.
Buna rağmen Ishin’in koalisyon hükümeti kurma adımını atması, büyük bir siyasi risk alarak yapılmış bir hamle.
Partinin uzun süredir hedeflediği “Osaka Metropol Projesi”ni yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan “İkincil Başkent Planı” kapsamında, bazı gözlemciler, Ishin lideri ve Osaka Valisi Hirofumi Yoshimura’nın, “ulusal düzeydeki Ishin Partisini kapatıp yerel siyasete odaklanmak” istediğini bile öne sürüyor.
Ishin’in kabine dışı iş birliğini seçmesinin nedeninin, bilerek daha kırılgan bir koalisyon yapısı oluşturmak ve bu yolla İkincil Başkent Planı gibi hedeflerin yerine getirilmesi için LDP’ye baskı kurmayı kolaylaştırmak olduğu da yorumlanıyor.
LDP İçinde Artan “Merkezkaç Güç” Endişesi
Sorun şu ki, Ishin ne kadar baskı kurarsa kursun, bu durum LDP içinde Ishin karşıtı (“anti-Ishin”) kanadın tepkisini artırabilir ve Takaichi yönetimine olan desteği zayıflatabilir.
Uzun yıllardır LDP ile ittifak içinde olan Komeito ve Soka Gakkai tarikatı cephesinde zaten rahatsızlık vardı; ancak bu 26 yıllık ittifak, Takaichi döneminin başlamasıyla birlikte dağıldı.
>Komeito ile ilişkilere önem veren LDP içindeki ılımlı, merkez-liberal milletvekiller arasında Takaichi’ye yönelik güvensizlik ve tepki büyüyor.
İdeolojik olarak LDP ortalamasının sağında bulunan Ishin’le yapılacak fazla tavizkâr uzlaşmalar, merkez-liberal milletvekillerin isyan etmesine neden olabilir.
>Tersine, Takaichi’nin göreve gelmeden önceki güçlü muhafazakâr çizgisini destekleyen sağ kanat milletvekilleri ise, onun denge arayışını hoş karşılamayacaktır. Özellikle, sosyal medyadaki tepkileri kamuoyu sanan siyasetçiler, Takaichi’nin kapsayıcı tutumunu “çizgi değiştirme” olarak algılayıp kararsızlığa düşebilirler.
Sanseito (Katılım Partisi) ile Temas, Takaichi’den Kopuşu Önleme Hamlesi
Takaichi, başbakan olarak seçilmeden önce, son Senato seçimlerinde yükseliş gösteren Sanseito (Katılım Partisi) lideri Munetaka Kamiya’yı ziyaret ederek iş birliği talebinde bulundu.
Ayrıca, Senato’daki “Halkı Koruma Partisi” üyesi Kenichiro Saito’yu LDP grubuna katılmaya davet etti. Bu hamleler, Takaichi ekibinin kamuoyunda sıkça tartışılan çevrelere yaklaşma eğilimi olarak görülüyor.
Bu girişimler, sadece Takaichi’nin başbakanlık seçimini garanti altına alma çabası değil; aynı zamanda, LDP ve Ishin’den daha sağda duran tabanı etkileme, sosyal medya iletişimi güçlü grupları kendine çekerek “Takaichi’den uzaklaşmayı” önleme stratejisi olarak değerlendiriliyor.
Hükümet temeli de parti içi desteği de zayıf olan Takaichi’nin, hem ılımlı denge politikası izleyip hem de sağcı tabanını memnun etmeye çalışması kolay olmayacak.
En Erken Seçim Zamanı: 2026 Bütçesinden Sonra (Mart Ayı ve Sonrası)
Bu gergin atmosferde, Takaichi ve çevresinin Temsilciler Meclisi’ni feshedip erken seçimle meşruiyetini güçlendirmeyi düşünmesi doğal.
Eğer kabine onay oranı yükselir veya istikrarlı şekilde yüksek kalırsa, en erken seçim tarihi 2026 mali yılı bütçesinin onaylanmasından sonra, yani gelecek yıl mart ayından itibaren olabilir.
Muhalefet cephesinde ise durum, eski Ishiba Kabinesi dönemindekinden oldukça farklı. Geçen genel seçimden bu yana, toplam sandalye sayısında çoğunluğu elinde bulunduran muhalefet partileri, kısa sürede üçüncü kez ulusal seçim yapılmasına hem mali hem de aday hazırlığı açısından sıcak bakmıyor.
Üstelik LDP ve Komeito’nun azınlık hükümeti olması, muhalefeti “talepleri kabul ettirme” konforuna alıştırmış durumda. Bu yüzden muhalefet partileri, Ishiba dönemindeki gibi hükümeti köşeye sıkıştırmakta tereddüt ediyor ve “ya yanlışlıkla fesih olursa” endişesiyle temkinli davranıyor.
Gücü azalan LDP ve Komeito içinde de, toparlanmanın zaman alacağı düşüncesi hâkim. Bu yüzden birçok milletvekili erken seçimden zarar göreceğini düşünüyor ve bu konuda iktidar ile muhalefetin çıkarları örtüşüyor.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya
Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.
Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.
Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.
Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.
Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.
Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.
Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.
Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.
Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.
Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.
Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.
Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.
İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.
Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.
Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.
Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.
Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.
Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.
Asya
Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.
Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.
Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.
İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.
Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.
Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.
Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.
Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.
CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.
Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.
Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.
The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.
Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak











