Asya
Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi: Tarihi Zafer mi, Kırılgan İktidar mı?

Japonya’nın 104. başbakanı olarak seçilen Sanae Takaichi, ülkenin ilk kadın başbakanı olarak görevine resmen başladı. Birleşik Krallık’ın ilk kadın başbakanı ve “Demir Leydi” olarak bilinen Margaret Thatcher’a duyduğu hayranlıkla tanınan Takaichi, uzun yıllardır kadınların toplumsal ilerlemesini engellediği söylenen “cam tavanı” yıkarak tarihe geçti.
Takaichi’nin eşi, Liberal Demokrat Parti’nin eski milletvekili Taku Yamamoto, böylece Japonya’nın ilk “First Gentleman”ı unvanını aldı.
Bu gelişmeyle Japonya, Birleşik Krallık, Kanada, Almanya ve İtalya’nın ardından, hükümetin en üst düzey makamlarından birine bir kadının getirildiği beşinci G7 ülkesi oldu. Takaichi daha önce yaptığı bir açıklamada, “Önemli olan kadın olmak değil; fırsat eşitliği. Erkekler ve kadınlar güçlerini birleştirmeli.” ifadelerini kullandı.
Yine de gerçekte bakıldığında, hükümetin temeli sağlam denemez.
Öncelikle, Üst Meclis’te (Senato) yapılan başbakan seçimi oylamasında, Anayasal Demokrat Parti lideri Yoshihiko Noda ile yapılan ikinci tur oylamaya kalınması, bundan sonra Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) uzlaştığı politikaları yürütmenin zorluklarını işaret ediyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki başbakan seçimi oylamasında, Liberal Demokrat Parti (LDP) ile Japonya İnovasyon Partisi’nin (Ishin) sahip olduğu toplam 232 sandalyeyi (LDP üyeliğini geçici olarak dondurmuş olan Meclis Başkanı Fukushiro Nukaga da dahil) aşarak 237 oy aldı.
Oylamanın ikinci tura kalmadan sonuçlanmış olması, bundan sonraki hükümet yönetimi açısından olumlu bir işaret olarak değerlendirildi.
Temsilciler Meclisi’nde LDP’nin başkan yardımcısı Taro Aso başta olmak üzere parti yöneticilerinin ikna çabalarıyla, bağımsızlardan ve diğer gruplardan birebir ikna edilerek Takaichi lehine oy veren beş kişiyi nasıl elde tutacakları da belirsiz.
Seçim desteği veya komisyon üyelikleri dağıtmak gibi yollarla bu mümkün olabilir, ancak koalisyon anlaşmasına imza atmayan Ishin Partisi’nin kabine dışı iş birliği (閣外協力) ile yetinmesi bir risk unsuru olacaktır.
Ishin’in “Kabine Dışı İş Birliği”, Güvensizlik Kartını Açık Tutuyor
LDP’nin anlaşmaya sadık kalmadığına karar verirse, Ishin’in hükümete karşı güvensizlik önergesine destek verme seçeneğini elinde tuttuğu da söylenebilir. Bundan sonra LDP veya Ishin’e yeni katılımlar olmazsa, parlamento azınlık hükümeti durumunda kalmaya devam edecek.
İki parti arasındaki koalisyon anlaşmasına bakıldığında, mevcut olağanüstü meclis döneminde milletvekili sayısını %10 azaltmayı hedefleyen yasa tasarısını sunmak gibi aceleci ve sert ifadeler yer alıyor. Bu konuda yalnızca muhalefetten değil, LDP’nin içinden de şüphe sesleri yükseliyor. “Zaten azınlık hükümetiyiz, nasıl olsa reddedilir” diye küçümseyenler de var. Ancak Demokratik Parti lideri Yuichiro Tamaki’nin “biz destekleyeceğiz” açıklamasıyla birlikte, iktidar-muhalefet arasındaki siyasi pazarlık çoktan başlamış durumda.
Ishin’in önerdiği şirket bağışlarının kaldırılması veya gıda ürünlerinde tüketim vergisinin geçici olarak sıfırlanması gibi fikirlerin çoğu ertelendi ya da rafa kaldırıldı. Ishin’in halk desteği daha da düşerse, parti daha sert bir tutuma geçebilir. Koalisyon anlaşmasının bu nedenle bir “barut fıçısı” yönü de var.
“Yuto”dan (Yarı İktidar) Geri Dönüş mü, Yoksa Daha da Düşüş mü?
Ishin, geçen yılki genel seçimde 6 sandalye kaybederek 38 sandalyeye geriledi. Orantılı temsil sisteminde aldığı oy da 5,1 milyondu.
>Bu yılın Temmuz ayındaki Senato seçimlerinde 3 sandalye artırarak 7 sandalyeye ulaşsa da, oy sayısı 4,37 milyona düştü.
Bir zamanlar Temsilciler Meclisi’nde 54 sandalye ve 12,26 milyon orantılı oy (2012 genel seçimleri) ile ana muhalefet konumuna yaklaşan partinin gücü artık önceki halinden eser taşımıyor.
Bu düşüşün önemli nedenlerinden biri, partinin ne iktidar ne de muhalefet sayılan “Yuto”(やとう / yarı-iktidar partisi) konumuyla alay edilmesiydi. Bu nedenle, “kabine dışı iş birliği” şeklinde bile olsa bu tutumun bir sonraki genel seçimde olumsuz sonuçlar doğurma olasılığı yüksek.
Buna rağmen Ishin’in koalisyon hükümeti kurma adımını atması, büyük bir siyasi risk alarak yapılmış bir hamle.
Partinin uzun süredir hedeflediği “Osaka Metropol Projesi”ni yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan “İkincil Başkent Planı” kapsamında, bazı gözlemciler, Ishin lideri ve Osaka Valisi Hirofumi Yoshimura’nın, “ulusal düzeydeki Ishin Partisini kapatıp yerel siyasete odaklanmak” istediğini bile öne sürüyor.
Ishin’in kabine dışı iş birliğini seçmesinin nedeninin, bilerek daha kırılgan bir koalisyon yapısı oluşturmak ve bu yolla İkincil Başkent Planı gibi hedeflerin yerine getirilmesi için LDP’ye baskı kurmayı kolaylaştırmak olduğu da yorumlanıyor.
LDP İçinde Artan “Merkezkaç Güç” Endişesi
Sorun şu ki, Ishin ne kadar baskı kurarsa kursun, bu durum LDP içinde Ishin karşıtı (“anti-Ishin”) kanadın tepkisini artırabilir ve Takaichi yönetimine olan desteği zayıflatabilir.
Uzun yıllardır LDP ile ittifak içinde olan Komeito ve Soka Gakkai tarikatı cephesinde zaten rahatsızlık vardı; ancak bu 26 yıllık ittifak, Takaichi döneminin başlamasıyla birlikte dağıldı.
>Komeito ile ilişkilere önem veren LDP içindeki ılımlı, merkez-liberal milletvekiller arasında Takaichi’ye yönelik güvensizlik ve tepki büyüyor.
İdeolojik olarak LDP ortalamasının sağında bulunan Ishin’le yapılacak fazla tavizkâr uzlaşmalar, merkez-liberal milletvekillerin isyan etmesine neden olabilir.
>Tersine, Takaichi’nin göreve gelmeden önceki güçlü muhafazakâr çizgisini destekleyen sağ kanat milletvekilleri ise, onun denge arayışını hoş karşılamayacaktır. Özellikle, sosyal medyadaki tepkileri kamuoyu sanan siyasetçiler, Takaichi’nin kapsayıcı tutumunu “çizgi değiştirme” olarak algılayıp kararsızlığa düşebilirler.
Sanseito (Katılım Partisi) ile Temas, Takaichi’den Kopuşu Önleme Hamlesi
Takaichi, başbakan olarak seçilmeden önce, son Senato seçimlerinde yükseliş gösteren Sanseito (Katılım Partisi) lideri Munetaka Kamiya’yı ziyaret ederek iş birliği talebinde bulundu.
Ayrıca, Senato’daki “Halkı Koruma Partisi” üyesi Kenichiro Saito’yu LDP grubuna katılmaya davet etti. Bu hamleler, Takaichi ekibinin kamuoyunda sıkça tartışılan çevrelere yaklaşma eğilimi olarak görülüyor.
Bu girişimler, sadece Takaichi’nin başbakanlık seçimini garanti altına alma çabası değil; aynı zamanda, LDP ve Ishin’den daha sağda duran tabanı etkileme, sosyal medya iletişimi güçlü grupları kendine çekerek “Takaichi’den uzaklaşmayı” önleme stratejisi olarak değerlendiriliyor.
Hükümet temeli de parti içi desteği de zayıf olan Takaichi’nin, hem ılımlı denge politikası izleyip hem de sağcı tabanını memnun etmeye çalışması kolay olmayacak.
En Erken Seçim Zamanı: 2026 Bütçesinden Sonra (Mart Ayı ve Sonrası)
Bu gergin atmosferde, Takaichi ve çevresinin Temsilciler Meclisi’ni feshedip erken seçimle meşruiyetini güçlendirmeyi düşünmesi doğal.
Eğer kabine onay oranı yükselir veya istikrarlı şekilde yüksek kalırsa, en erken seçim tarihi 2026 mali yılı bütçesinin onaylanmasından sonra, yani gelecek yıl mart ayından itibaren olabilir.
Muhalefet cephesinde ise durum, eski Ishiba Kabinesi dönemindekinden oldukça farklı. Geçen genel seçimden bu yana, toplam sandalye sayısında çoğunluğu elinde bulunduran muhalefet partileri, kısa sürede üçüncü kez ulusal seçim yapılmasına hem mali hem de aday hazırlığı açısından sıcak bakmıyor.
Üstelik LDP ve Komeito’nun azınlık hükümeti olması, muhalefeti “talepleri kabul ettirme” konforuna alıştırmış durumda. Bu yüzden muhalefet partileri, Ishiba dönemindeki gibi hükümeti köşeye sıkıştırmakta tereddüt ediyor ve “ya yanlışlıkla fesih olursa” endişesiyle temkinli davranıyor.
Gücü azalan LDP ve Komeito içinde de, toparlanmanın zaman alacağı düşüncesi hâkim. Bu yüzden birçok milletvekili erken seçimden zarar göreceğini düşünüyor ve bu konuda iktidar ile muhalefetin çıkarları örtüşüyor.
Asya
“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.
Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.
Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.
Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.
Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya
Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.
CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.
E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.
Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.
Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.
E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.
Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.
CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.
Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.
Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.
Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.
Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.
Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.
BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.
Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.
Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.
Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.
Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.
Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.
Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.
Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.
“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.
CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:
“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”
Asya
Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.
Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.
Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.
DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.
Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.
Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.
Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.
The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.
Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.
Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.
The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.
Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor
Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.
İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.
Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.
ASML’ye yetişme arayışı
ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.
Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.
Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.
Asya
Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.
Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.
Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.
Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.
Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.
ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.
Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.
AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.
Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:
“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”
Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı
Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.
Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.
Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.
Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.
Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.
Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.
Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












