Bizi Takip Edin

Avrupa

Scholz: Almanya’yı Rusya ile çatışmadan uzak tutacağıma güvenin

Yayınlanma

Federal Şansölye Olaf Scholz, şubat ayındaki erken seçimlerde Sosyal Demokratların liste başı adayı olarak onaylanmasının ardından, seçmenlerin Almanya’yı Rusya ile doğrudan bir çatışmanın dışında tutma konusunda kendisine güvenmeleri gerektiğini söyledi.

Scholz kendisini ve partisini anketlerde önde giden muhafazakârlardan ayırmaya çalışarak, Almanya’nın Ukrayna’yı destekleme taahhüdüne sıkı sıkıya bağlı kalırken, çatışmanın Rusya ve NATO arasında bir savaşa dönüşmesini engellemenin de zorunlu olduğunu söyledi.

Scholz’un adaylığının Ppazartesi günü yapılacak SPD liderlik toplantısında, kişisel popülaritesinin düşük olmasına rağmen, onaylanması bekleniyor.

“Herkesin güvenebileceği net bir rota belirlememiz önemli”

Bloomberg’in aktardığına göre Scholz cuma günü Berlin’de SPD’nin bir etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Avrupa’da güvenlik ve barış konusunda endişeli olan, korkan pek çok insan var,” diyerek kendisini ‘ulusun kurnaz ve temkinli koruyucusu’ olarak tanıttı.

“Herkesin güvenebileceği net bir rota belirlememiz önemli,” diye ekleyen şansölye, “demokratik partilere oy vermeyi seven” vatandaşların “bu partilerden hangisinin sağduyulu olduğunu çok iyi bildiğinden emin” olduğunu söyledi.

Scholz, adaylıktan geri basmasından önce Savunma Bakanı Boris Pistorius için kenara çekilmesi yönünde artan bir baskıyla karşı karşıya kalmıştı.

64 yaşındaki Pistorius anketlerde Almanya’nın en popüler siyasetçisi gibi görünüyor ve Friedrich Merz yönetimindeki muhafazakâr CDU’ya karşı başarılı bir kampanya yürütme olasılığı daha yüksek olarak görülüyordu.

Pistorius’un onay oranı şansölyeyi üçe katladı

Merz’in CDU/CSU ittifakı Ukrayna’yı destekleme konusunda genellikle daha şahin bir tutum sergiliyor ve bu ittifakın milletvekilleri Scholz’u Kiev hükümetine uzun menzilli Taurus seyir füzeleri vermeyi reddettiği için eleştiriyor.

Scholz bu tutumunu, Almanya’yı doğrudan savaşın içine çekme riski taşıdığını söyleyerek gerekçelendiriyor.

Kamu yayıncısı ARD için perşembe günü yayınlanan bir ankette Pistorius %61’lik bir onay oranına ulaşarak %34 ile ikinci sırada yer alan Merz’in neredeyse iki katına ulaştı.

Yeşiller’in şansölye adayı ve mevcut şansölye yardımcısı Robert Habeck %29 ile üçüncü, Scholz ise %20 ile uzak ara altıncı sırada yer aldı.

Scholz’dan “borç frenini” gevşetme sözü

Almanya, Scholz’un 6 Kasım’da Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP) ile kurduğu trafik lambası koalisyonu bütçe politikası konusunda yaşanan uzun süreli bir anlaşmazlığın ardından dağıtmasının ardından, planlanan oylamadan yedi ay önce, 23 Şubat’ta federal seçime gidiyor.

Scholz, Rusya ile çatışmadan endişe duyan seçmenlere verdiği mesajın yanı sıra, Almanya’nın sosyal refah harcamalarından ödün vermeden savunma harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılanın %2’si oranında tutmaya devam edeceği sözünü de verdi.

Scholz bunu başarmak için Almanya’nın “borç freni” olarak bilinen katı borçlanma kurallarının gevşetilmesi gerekeceğini de sözlerine ekledi.

Anketlerde CDU açık ara önde

Bloomberg tarafından hesaplanan anket ortalamasına göre Merz’in CDU/CSU ittifakı oyların %32’sinden fazlasını alarak kazanacak.

AfD yaklaşık %18 ile ikinci, SPD yaklaşık %15 ile üçüncü ve Yeşiller yaklaşık %12 ile dördüncü sırada yer alacak.

Merz’in bloğu seçimi kazanırsa, Federal Meclis çoğunluğunu elde etmek için en az bir başka partiyle koalisyon kurması gerekecek.

FDP’nin parlamentoya girebilmek için gerekli olan %5’lik barajı geçememe tehlikesiyle karşı karşıya kalması nedeniyle en muhtemel ortakları SPD ve Yeşiller.

Avrupa

Lagarde: Avrupa, yapay zeka devrimini kaçırmayı göze alamaz

Yayınlanma

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, kıtanın büyüme modelinin giderek artan bir baskı altında olduğu bir ortamda, Avrupa’nın yapay zeka devrimini kaçırmayı göze alamayacağını belirtti.

ABD ve Çin, en gelişmiş büyük dil modellerini üreten ve hızla devasa yeni veri merkezleri kuran şirketleriyle yapay zeka yarışında öncü olarak görülüyor.

Cenevre’de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu etkinliğinde konuşan Lagarde şöyle devam etti:

“Avrupa, ilk dijital devrimi büyük ölçüde kaçırdı; çünkü bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasından elde edilen ticari kazançlar, orantısız bir şekilde başka yerlere aktı. İkinci dijital devrim olan yapay zeka konusunda aynı deneyimi tekrar yaşama lüksümüz yok.”

Avrupalı şirketler yapay zekaya yoğun yatırım yapsa da, Avro bölgesindeki engellerin faaliyetlerini genişletmelerini engellediğini belirtti.

Lagarde, Avrupa Birliği pazarlarının “parçalanmış” olmasının, şirketlerin Avro bölgesi genelinde yeterince rekabet edememelerine ve özellikle ABD’deki emsalleriyle karşılaştırıldığında fon bulmakta zorlanmalarına neden olduğunu söyledi.

ECB lideri, “Sonuç olarak, küresel ölçeğe ulaşan şirket sayısı azalıyor ve yeni teknolojilerin ekonomiye yayılması yavaşlıyor,” dedi.

Lagarde, Avrupa’nın savaş sonrası büyüme modelinin büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, yapay zeka ve diğer yeni teknolojiler alanında rekabet edebilmesi için ölçeğin özellikle önemli olduğunu da ekledi.

Avrupa’nın uzun süredir “üç temel unsurdan” faydalandığını belirtti: ABD’nin güvenlik garantileriyle desteklenen kurallara dayalı küresel düzen, ucuz enerji ve genişleyen küresel ticaret.

Lagarde şöyle devam etti:

“Uluslararası ortam değiştikçe bu üç unsur da zayıflıyor. Bu değişimler, Avrupa’nın savaş sonrası büyüme modelinin aşındığını gösteriyor. Ve bu modelin bir zamanlar bildiğimiz haline geri dönmesi pek olası değil.”

Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönüşü, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkileri sarsmıştı.

Trump, AB’den yapılan ithalata yüksek gümrük vergileri uygulamış ve kıtanın güvenliğine yönelik ABD’nin uzun süredir devam eden taahhütlerini sorguladı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Kuzey Akım sabotajı soruşturmasında Hırvatistan’da bir Ukraynalı yakalandı

Yayınlanma

Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik sabotaj soruşturması kapsamında Ukrayna vatandaşı bir şüphelinin Hırvatistan’da yakalandığını açıkladı. Profesyonel dalgıç olan zanlının, Eylül 2022’de boru hatlarına patlayıcı yerleştiren ekipte yer aldığı belirtildi.

Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına düzenlenen sabotajlara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şüphelinin daha yakalandığını duyurdu.

Kurumun basın açıklamasında, Ukrayna vatandaşı Vladimir Z.’nin çarşamba sabahı Hırvatistan’ın Pula kentinde Hırvat polisi tarafından gözaltına alındığı bildirildi.

Gözaltı işlemi, Almanya Federal Adalet Mahkemesi sorgu hakiminin çıkardığı Avrupa genelinde geçerli tutuklama emrine istinaden yapıldı.

Savcılığın paylaştığı bilgilere göre profesyonel dalgıç olan Vladimir Z., hakkında haziran ayında iddianame düzenlenen ve ayrı bir kovuşturma yürütülen Sergey K.’nin liderliğindeki grupta yer alıyordu.

Savcılık, bu grubun Eylül 2022’de Bornholm Adası açıklarında Kuzey Akım ve Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hatlarına patlayıcı düzenekler yerleştirdiğini ileri sürüyor.

Yakalanan şüphelinin dalış faaliyetlerine bizzat katıldığı aktarıldı.

Şüpheli ve suç ortaklarının, daha önce sahte belgeler kullanılarak aracılar vasıtasıyla bir Alman şirketinden kiralanan ve Rostock kentinden denize açılan bir yelkenli yatla hareket ettikleri tespit edildi.

Ukrayna vatandaşı; patlayıcı madde kullanarak patlama gerçekleştirmek (Almanya Ceza Kanunu Madde 308/1), sabotaj yapmak (Madde 88/1, Fıkra 3) ve bir yapıyı tahrip etmekle (Madde 305/1) suçlanıyor.

Der Spiegel dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde, haberinde Vladimir Ş. (Wolodymyr Sch.) olarak andığı şüphelinin daha önce de birkaç kez yakalanmaya çalışıldığını yazdı.

Zanlı, ilk olarak 2024 yazında Polonya’da yaşarken Alman kolluk kuvvetlerinden kaçmayı başardı. O dönemde Alman müfettişler yine bir Avrupa tutuklama emrine dayanarak şüphelinin Polonya polisi tarafından tutuklanmasını sağlamaya çalıştı; ancak Ş. Ukrayna’ya kaçtı.

Der Spiegel, zanlının sınırı Ukrayna’nın Varşova Askeri Ataşesi’nin makam aracıyla geçtiğini öne sürdü.

Daha sonra Polonya’ya dönen zanlı, Eylül 2025’te Varşova yakınlarındaki evinde polis tarafından gözaltına alındı. Ancak bir Polonya mahkemesinin boru hatlarının meşru bir askeri hedef olduğuna ve Ş.’nin bu sebeple serbest bırakılması gerektiğine hükmetmesi üzerine Almanya’ya iadesi gerçekleşmedi. Şüpheli, bu gelişmelerin ardından üçüncü denemede Hırvatistan’da yakalandı.

Geçen yılın ağustos ayında ise bir diğer Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov İtalya’da yakalanmıştı. 49 yaşındaki Kuznetsov, ailesiyle birlikte Adriyatik kıyısında tatil yaptığı sırada gözaltına alınmış ve sonbaharda Almanya’ya iade edilmişti.

Almanya Federal Savcılığı, Kuznetsov’u sabotaj grubunu yönetmekle ve boru hatlarına saldırının düzenlendiği “Andromeda” yatının kaptanlığını yapmakla suçladı. Soruşturma verilerine göre teknede heksojen ve oktogen karışımı patlayıcı maddelerin izleri bulundu.

Almanya Federal Adalet Mahkemesi, sabotajın kuvvetle muhtemel bir istihbarat operasyonu kapsamında “yabancı bir devlet adına” gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulundu.

Alman kamu televizyonu ZDF, iddianameye dayandırdığı haberinde “sabotaj eylemlerinin Ukrayna devlet organları adına ve onların talimatıyla gerçekleştirildiğine inanmak için yeterli gerekçelerin bulunduğunu” aktardı. Kanal, zanlının Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin eski bir subayı olduğunu kaydetti.

N-tv televizyonu ise Stern dergisinin ulaştığı iddianameye dayanarak, Kuznetsov’un dinlemeye takılan bir telefon görüşmesinde eşine, sabotaj sırasında Ukrayna ordusunda görev yaptığını ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) için çalıştığını söylediğini aktardı.

Kuzey Akım boru hatlarına yönelik patlamalar Eylül 2022’de meydana geldi. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), olayı uluslararası terör eylemi olarak nitelendirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Akım’ın devre dışı kalmasının “Anglosaksonların” işine yaradığını belirterek boru hatlarının havaya uçurulmasından onları sorumlu tuttu. Putin, saldırının arkasında Ukraynalı sabotajcıların bulunduğuna dair haberleri ise “tamamen saçmalık” olarak niteledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupalılar “yerli malı” istiyor

Yayınlanma

Çoğu AB üye ülkesindeki seçmenlerin verdiği mesaj, liderlerinin parayı yerel olarak üretilen ürünlere harcamaları gerektiği yönünde.

Public First tarafından yapılan yeni anket, Avrupa Komisyonu’nun bu yılın sonuna kadar kabul edilmesini istediği önerilen Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) kapsamında AB’de üretilen temiz teknolojilere ne kadar tercihli muamele gösterilmesi gerektiği konusunda Avrupalı politika yapıcıların tartıştığı bir dönemde ortaya çıktı.

AB’nin yürütme organı, birliğin iktisadi üretiminin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan kamu alımlarında Avrupa ürünlerine avantaj sağlayarak talebi şekillendirmeyi hedefliyor.

AB hükümetleri, Avrupa tercihini ülkelere değil ürünlere bağlayarak Komisyon’un önerisini yeniden düzenlemeyi çoktan teklif etti.

Öte yandan, Avrupa Parlamentosu henüz ortak bir tutum üzerinde anlaşmaya varmadı.

Anket sonuçlarına göre, Avrupa tercihi önerisi ve IAA kapsamında öngörülen yatırım kısıtlamaları, Çin’in ihracat hakimiyetine karşı Avrupa’nın sanayi savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor; fakat bunun getireceği potansiyel maliyetler seçmenler arasında hoşnutsuzluk yaratıyor.

Project Tempo düşünce kuruluşunun genel müdürü Luke Shore, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Public First tarafından ankete katılan 25 ülkeden 23’ünde, insanların Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretilen ürünlere kıyasla kendi ülkelerinde üretilen ürünlere avantaj sağlayan kamu ihale kurallarına daha fazla destek verdiklerini belirtti.

Yerli ürünlere yönelik tercihe verilen destek ortalama olarak yüzde 50’nin biraz üzerindeyken, Avrupa tercihine verilen destek ise yarıdan biraz azdı.

Almanlar, yerli tedarikçilere mi yoksa AB’nin diğer bölgelerinden gelen tedarikçilere mi öncelik verilmesi konusunda “benzer tutumlar” sergiliyor. Her iki önlemeye yönelik net destek yüzde 20’nin altında kalarak nispeten zayıftı.

Öte yandan, POLITICO için anket sonuçlarını analiz eden Shore, “Avrupa’nın büyük bir kısmında, ülkenin sanayi tabanının büyüklüğü ne olursa olsun, Avrupa’dan önce milliyetçi bir duygu hakim” dedi.

Portekiz ve İspanya, ulusal ve AB tercihlerine en fazla destek veren ülkeler; ulusal menşeye yönelik net destek yüzde 50’nin üzerindeyken, daha geniş bir Avrupa tanımına yönelik destek ise yüzde 50’nin biraz altında.

Letonya ve Estonya ise bu tür kurallara en düşük net desteği gösteren ülkeler: “Avrupalı Ürünleri Satın Al” için destek yüzde 10’un altında, “Yerli Ürünleri Satın Al” için ise yüzde 10’lu seviyelerde.

Bu bulgular, Project Tempo’nun Mayıs ve Haziran aylarında 24 AB ülkesi ile Birleşik Krallık’ta 26.283 yetişkine yönelik olarak gerçekleştirdiği EuroPulse anketinden elde edildi.

AB üyeleri Kıbrıs, Lüksemburg ve Malta’da anket yapılmadı.

Sorular, Orta Doğu savaşının enerji fiyatları, enerji güvenliği ve yaşam maliyeti üzerindeki etkisine odaklandı.

Fiyat tavanları ve kamu alım kuralları en çok tercih edilen politika seçenekleri arasında yer aldı.

Ankete katılanların yarısından fazlası, yeşil geçişi yavaşlatacak olsa bile Avrupa’nın kendi temiz teknolojisini üretmesini isterken, yüksek fiyatlara yol açabileceği söylendiğinde ticaret koruma önlemlerine verilen destek düşüyor.

Shore, enerji ve sanayi politikalarına verilen desteğin “maliyete bağlı” olduğunu söyledi:

“Yaşam maliyeti kriziyle karşı karşıya kalan seçmenler, korumacı politikaları destekliyor fakat bu politikalar fiyatları artırmadığı sürece.”

Çin teknolojisine yönelik gümrük vergileri sorulduğunda, bunun fiyat artışlarına yol açabileceği söylendiğinde ankete katılanların yalnızca yüzde 35’i bu fikri destekledi.

IAA’yı sonuçlandırmak için kendi belirlediği yıl sonu son tarih yaklaşırken ve Komisyon’un Eylül başında Kamu İhale Yasası’nı sunması beklenirken, anket sonuçları Brüksel’in “Avrupa’dan Satın Al” politikasını kabul ettirmek için iki siyasi engelle karşı karşıya olduğunu gösteriyor: fiyat artışlarıyla birlikte seçmenler arasındaki destek zayıflıyor ve seçmenlerin ulusal tercihleri daha güçlü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English