Avrupa
Shell: Avrupa birkaç gün içinde yakıt sıkıntısıyla karşı karşıya kalacak

Enerji devi Shell, İran savaşının etkilerinin derinleşmesiyle Avrupa’nın önümüzdeki ay bile yakıt sıkıntısı yaşama riski altında olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Şirketin CEO’su Wael Sawan, küresel petrol ve doğalgaz arzındaki daralmanın Asya’nın bazı bölgelerini şimdiden enerji tüketimini kısmaya zorladığını ve bu “dalga etkisinin” birkaç gün içinde batıya yayılma tehlikesi taşıdığını belirtti.
Sawan, bunun, Avrupa hükümetlerinin kıtlığı önlemek için 2022 enerji krizinden bu yana atılmamış bir adım olan enerji talebini kısıtlamaya ihtiyaç duyabileceği anlamına geldiği konusunda uyarıda bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasının ardından, dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık beşte biri Körfezde mahsur kaldı.
Askeri kaynaklar salı günü, İngiltere’nin bu hayati ticaret geçidini yeniden açma çabalarına öncülük ettiğini ve planlamacıların kiralanan sivil “ana gemilerden” mayın avcısı insansız hava araçları göndermeyi değerlendirdiğini belirtti.
Bu arada Donald Trump, İran kıyılarındaki kilit adalara olası bir kara harekâtı için paraşütçü birlikleri göndermeye hazırlanıyor.
Bununla birlikte ABD Başkanı salı günü Tahran ile barış görüşmelerinin sürdüğünü de vurguladı.
Kaynaklar The Telegraph’a, İran’ın Trump’ın Orta Doğu temsilcileriyle görüşmeyi reddetmesi nedeniyle, Başkan Yardımcısı JD Vance’in ilk kez müzakereci olarak görevlendirileceğini söyledi.
Körfez kaynakları, İranlıların Steve Witkoff ve Jared Kushner ile görüşmeyeceklerini belirterek, onları savaş başlamadan önceki nükleer müzakerelerde “arkadan bıçaklamakla” suçladı.
Çatışmanın dördüncü haftasına girmesiyle birlikte Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), uzaktan çalışmayı teşvik ederek, karayolu hız sınırlarını düşürerek ve toplu taşıma kullanımını artırarak ülkeleri petrol ve gaz tüketimini azaltmaya çağırdı.
Orta Doğu’dan gelen petrol ve doğalgaza büyük ölçüde bağımlı olan Asya’da, hükümetler şimdiden haftada dört günlük çalışma haftasını uygulamaya koydu, vatandaşları klimayı daha az kullanmaya çağırdı ve memurların yurt dışı seyahatlerini askıya aldı.
Teksas, Houston’da düzenlenen bir sektör konferansında konuşan Sawan, Avrupa hükümetlerinin de yakında benzer önlemler alması gerekebileceğini söyledi:
“Bu bir dalga etkisi. Önce Güney Asya’nın bu darbenin etkisini hissettiğini görüyoruz, ardından bu etki Güneydoğu Asya’ya, Kuzeydoğu Asya’ya ve nisan ayına girerken daha da fazla Avrupa’ya yayılıyor. Bu nedenle, hükümetlerle işbirliği yaparak, talep tarafındaki önlemler, depolama konusunda yapmaları gerekenler, stok satın alma konusunda yapmaları gerekenler vb. dahil olmak üzere, atmaları gereken adımlar konusunda onları uyarmaya çalışıyoruz.”
Bankacılar, uzun süreli bir enerji şokunun İngiltere’yi resesyona sürükleyebileceğini söylerken, RAC Vakfı ise artan benzin fiyatlarının sürücülere pompada şimdiden yüz milyonlarca sterlinlik ek maliyet getirdiğini belirtti.
Hükümet salı gecesi yaptığı açıklamada, yetkililerin durumu yakından takip ettiğini, fakat Birleşik Krallık’ın “çeşitli ve dayanıklı bir enerji tedarikine” sahip olduğunu belirtti.
Enerji sektöründen kaynaklar da, olası yakıt kıtlığının, ancak ABD ve İsrail’in İran’la arasındaki savaşın yaz aylarına kadar sürmesi halinde gerçekleşebilecek, olasılığı düşük bir “en kötü senaryo” olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Piyasalar, bu çatışma nedeniyle panik havasına girdi ve son dört hafta içinde petrol ve gaz fiyatları sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 60 arttı.
Asya’da bu durum, alternatif arayışını tetikledi ve Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri, dünyanın en büyük petrol ve LNG ihracatçısı olan Amerika’dan gelen sevkiyatlar için Avrupa ile rekabete soktu.
Panmure Liberum’da petrol ve gaz analisti olan Ashley Kelty, “Şu anda çok sayıda Amerikan kargosu, daha fazla ödeme yaptıkları için Asya’ya yönlendiriliyor,” dedi.
İngiltere enerji sektöründen üst düzey bir kaynak, Shell CEO’sunun tarif ettiği durumun “en kötü senaryolardan biri olduğunu, ama yine de kesinlikle mümkün olduğunu” kabul etti.
Kaynak şunları ekledi:
“Şu anda insanlar arzın fiziksel güvenliğinden çok fiyatlar konusunda endişeli. Unutmayın, son enerji krizinin doruk noktasında, Avrupa’dan gelen devasa gaz hacimlerini kaybettiğimizde bile, arz güvenliğini sağlamayı başardık. Açıkça bir nokta var –ve bunun tam olarak ne zaman olacağını bilmek zor, belki haziran ya da temmuz– fiyatlarda önemli artışlar yaşanacak ve soru, Avrupa’nın bunu elde etmek için gerçekten ödeme yapmaya istekli olup olmadığı olacak.”
O noktada, fiyatlar o kadar yüksek olabilir ki, hanehalkları ve işletmeler kendi kendilerine kısıtlamaya başlayabilir.
Bakanlar, Enerji Yasası uyarınca acil durumlarda benzin tedarikini kontrol altına alma yetkisine sahiptir. Bu yetkiler daha önce 2000 yılında grev yapan nakliyecilerin yakıt depolarını ablukaya alması durumunda kullanılmıştı.
Fakat danışmanlık şirketi Stonehaven’da çalışan eski bir hükümet enerji yetkilisi Adam Bell, İngiltere’nin henüz bu duruma yaklaştığını düşünmediğini söyledi.
Bunun yerine, bakanların daha sert önlemleri değerlendirmeye almadan önce, sürüş hız sınırlamaları veya evden çalışma kılavuzları gibi “daha yumuşak” talep kısıtlamalarına başvuracağını öngörüyor.
Bell, “Kısa vadede bir şey yapılacaksa, bu tür önlemler olacaktır,” diye ekledi.
Enerji sıkıntısıyla mücadele etmek için Avrupa Komisyonu, üye ülkeleri önümüzdeki kış için gaz depolama hedeflerini düşürmeye çağırdı.
Salı günü ayrı bir gelişmede, Wall Street bankacıları, enerji fiyatlarındaki şok devam ederse İngiltere’nin resesyona doğru gittiğini söyledi.
Morgan Stanley, enerji fiyatları düşmezse İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını artırabileceğini ve bunun 2026 sonuna kadar iktisadi bir gerilemeye yol açabileceğini belirtti.
Morgan Stanley’in İngiltere baş ekonomisti Bruna Skarica, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının son zamanlardaki yüksek seviyelerde kalması ve borçlanma maliyetlerinin artması halinde İngiltere’nin “yıl sonunda belirgin bir resesyonla” karşı karşıya kalacağını söyledi.
Panmure Liberum’un baş ekonomisti Simon French, yılın son altı ayında bir resesyonun artık “gerçek bir olasılık” olduğunu söyledi.
İngiltere Merkez Bankası baş ekonomisti Huw Pill de, hanehalklarını enerji fiyat şokundan korumak için “Para Politikası Komitesi’nin (MPC) yapabileceklerinin sınırları olduğunu” belirtti.
Gıda Dağıtım Enstitüsüne göre, petrol şoku devam ederse, Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle gıda enflasyonu Haziran 2026’ya kadar %8’e ulaşabilir. Bu, mevcut %3,6’lık oranın iki katından fazla.
Maliye Bakanı Rachel Reeves, enerji faturalarına ilişkin gelecekteki herhangi bir destekten orta sınıfları dışlayacağını da ima etti.
Maliye Bakanı salı günü Avam Kamarasında, Orta Doğu’daki çatışmanın devam etmesi nedeniyle maliyetleri düşük tutmak için acil durum planlamasının yapıldığını söyledi.
Fakat 2022’de başlayan Ukrayna savaşının ardından Muhafazakârlar tarafından uygulamaya konulan “kaynağı olmayan, hedefi belirsiz destek paketi”ne benzer bir paketi uygulamayacağını belirtti.
Moskova’nın Kiev ile savaşı nedeniyle petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan artışa rağmen, hanehalkı enerji faturaları 2.500 sterlin ile sınırlandırılmıştı.
Reeves şunları söyledi:
“Bu krize yanıt verirken, geçmişteki hatalardan ders almalıyız. Önceki hükümet, Liz Truss yönetiminde en zengin hanelere destek sağlayan, finansmanı olmayan ve hedefi belirsiz bir destek paketi ile borçlanmayı, faiz oranlarını, enflasyonu ve mortgage maliyetlerini artırdı.”
Reeves, enerji faturası desteğinin “buna en çok ihtiyaç duyanlar” için olacağını belirterek, “önümüzdeki ay içinde yakıt fiyatlarına ilişkin güncelleme yapacağını” ekledi.
Yetkililerin, tüm yoksul hanelere yönelik desteğin gelir durumuna göre değerlendirilmesini sağlayacak bir sistemi zamanında geliştirmekte zorlanacağı için, desteğin sosyal yardım alan kişilerle sınırlı olacağı bildirildi.
The Times’ın haberine göre, Reeves, düşük gelirli haneler için bir “gelir eşiği” belirleme olasılığını sordu, fakat böyle bir sistemin yeterince hızlı bir şekilde hazır olamayacağı söylendi.
İngiltere Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC) bireylerin gelirlerini kayıt altına alıyor, fakat enerji faturası desteği hane halklarına yönelik olacak.
Bu bilgileri birbirine bağlamak için bir proje ocak ayında başlatıldı, fakat projenin tamamlanması bir yıldan fazla sürecek.
Bakan bunun yerine, gelir testi uygulanan sosyal yardım alanlarla sınırlı olan “Sıcak Evler İndirimi” (Warm Homes Discount) için geçerli olan uygunluk kriterlerine dayanacak gibi görünüyor.
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti








