Bizi Takip Edin

Avrupa

Shell: Avrupa birkaç gün içinde yakıt sıkıntısıyla karşı karşıya kalacak

Yayınlanma

Enerji devi Shell, İran savaşının etkilerinin derinleşmesiyle Avrupa’nın önümüzdeki ay bile yakıt sıkıntısı yaşama riski altında olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Şirketin CEO’su Wael Sawan, küresel petrol ve doğalgaz arzındaki daralmanın Asya’nın bazı bölgelerini şimdiden enerji tüketimini kısmaya zorladığını ve bu “dalga etkisinin” birkaç gün içinde batıya yayılma tehlikesi taşıdığını belirtti.

Sawan, bunun, Avrupa hükümetlerinin kıtlığı önlemek için 2022 enerji krizinden bu yana atılmamış bir adım olan enerji talebini kısıtlamaya ihtiyaç duyabileceği anlamına geldiği konusunda uyarıda bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasının ardından, dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık beşte biri Körfezde mahsur kaldı.

Askeri kaynaklar salı günü, İngiltere’nin bu hayati ticaret geçidini yeniden açma çabalarına öncülük ettiğini ve planlamacıların kiralanan sivil “ana gemilerden” mayın avcısı insansız hava araçları göndermeyi değerlendirdiğini belirtti.

Bu arada Donald Trump, İran kıyılarındaki kilit adalara olası bir kara harekâtı için paraşütçü birlikleri göndermeye hazırlanıyor.

Bununla birlikte ABD Başkanı salı günü Tahran ile barış görüşmelerinin sürdüğünü de vurguladı.

Kaynaklar The Telegraph’a, İran’ın Trump’ın Orta Doğu temsilcileriyle görüşmeyi reddetmesi nedeniyle, Başkan Yardımcısı JD Vance’in ilk kez müzakereci olarak görevlendirileceğini söyledi.

Körfez kaynakları, İranlıların Steve Witkoff ve Jared Kushner ile görüşmeyeceklerini belirterek, onları savaş başlamadan önceki nükleer müzakerelerde “arkadan bıçaklamakla” suçladı.

Çatışmanın dördüncü haftasına girmesiyle birlikte Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), uzaktan çalışmayı teşvik ederek, karayolu hız sınırlarını düşürerek ve toplu taşıma kullanımını artırarak ülkeleri petrol ve gaz tüketimini azaltmaya çağırdı.

Orta Doğu’dan gelen petrol ve doğalgaza büyük ölçüde bağımlı olan Asya’da, hükümetler şimdiden haftada dört günlük çalışma haftasını uygulamaya koydu, vatandaşları klimayı daha az kullanmaya çağırdı ve memurların yurt dışı seyahatlerini askıya aldı.

Teksas, Houston’da düzenlenen bir sektör konferansında konuşan Sawan, Avrupa hükümetlerinin de yakında benzer önlemler alması gerekebileceğini söyledi:

“Bu bir dalga etkisi. Önce Güney Asya’nın bu darbenin etkisini hissettiğini görüyoruz, ardından bu etki Güneydoğu Asya’ya, Kuzeydoğu Asya’ya ve nisan ayına girerken daha da fazla Avrupa’ya yayılıyor. Bu nedenle, hükümetlerle işbirliği yaparak, talep tarafındaki önlemler, depolama konusunda yapmaları gerekenler, stok satın alma konusunda yapmaları gerekenler vb. dahil olmak üzere, atmaları gereken adımlar konusunda onları uyarmaya çalışıyoruz.”

Bankacılar, uzun süreli bir enerji şokunun İngiltere’yi resesyona sürükleyebileceğini söylerken, RAC Vakfı ise artan benzin fiyatlarının sürücülere pompada şimdiden yüz milyonlarca sterlinlik ek maliyet getirdiğini belirtti.

Hükümet salı gecesi yaptığı açıklamada, yetkililerin durumu yakından takip ettiğini, fakat Birleşik Krallık’ın “çeşitli ve dayanıklı bir enerji tedarikine” sahip olduğunu belirtti.

Enerji sektöründen kaynaklar da, olası yakıt kıtlığının, ancak ABD ve İsrail’in İran’la arasındaki savaşın yaz aylarına kadar sürmesi halinde gerçekleşebilecek, olasılığı düşük bir “en kötü senaryo” olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Piyasalar, bu çatışma nedeniyle panik havasına girdi ve son dört hafta içinde petrol ve gaz fiyatları sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 60 arttı.

Asya’da bu durum, alternatif arayışını tetikledi ve Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri, dünyanın en büyük petrol ve LNG ihracatçısı olan Amerika’dan gelen sevkiyatlar için Avrupa ile rekabete soktu.

Panmure Liberum’da petrol ve gaz analisti olan Ashley Kelty, “Şu anda çok sayıda Amerikan kargosu, daha fazla ödeme yaptıkları için Asya’ya yönlendiriliyor,” dedi.

İngiltere enerji sektöründen üst düzey bir kaynak, Shell CEO’sunun tarif ettiği durumun “en kötü senaryolardan biri olduğunu, ama yine de kesinlikle mümkün olduğunu” kabul etti.

Kaynak şunları ekledi:

“Şu anda insanlar arzın fiziksel güvenliğinden çok fiyatlar konusunda endişeli. Unutmayın, son enerji krizinin doruk noktasında, Avrupa’dan gelen devasa gaz hacimlerini kaybettiğimizde bile, arz güvenliğini sağlamayı başardık. Açıkça bir nokta var –ve bunun tam olarak ne zaman olacağını bilmek zor, belki haziran ya da temmuz– fiyatlarda önemli artışlar yaşanacak ve soru, Avrupa’nın bunu elde etmek için gerçekten ödeme yapmaya istekli olup olmadığı olacak.”

O noktada, fiyatlar o kadar yüksek olabilir ki, hanehalkları ve işletmeler kendi kendilerine kısıtlamaya başlayabilir.

Bakanlar, Enerji Yasası uyarınca acil durumlarda benzin tedarikini kontrol altına alma yetkisine sahiptir. Bu yetkiler daha önce 2000 yılında grev yapan nakliyecilerin yakıt depolarını ablukaya alması durumunda kullanılmıştı.

Fakat danışmanlık şirketi Stonehaven’da çalışan eski bir hükümet enerji yetkilisi Adam Bell, İngiltere’nin henüz bu duruma yaklaştığını düşünmediğini söyledi.

Bunun yerine, bakanların daha sert önlemleri değerlendirmeye almadan önce, sürüş hız sınırlamaları veya evden çalışma kılavuzları gibi “daha yumuşak” talep kısıtlamalarına başvuracağını öngörüyor.

Bell, “Kısa vadede bir şey yapılacaksa, bu tür önlemler olacaktır,” diye ekledi.

Enerji sıkıntısıyla mücadele etmek için Avrupa Komisyonu, üye ülkeleri önümüzdeki kış için gaz depolama hedeflerini düşürmeye çağırdı.

Salı günü ayrı bir gelişmede, Wall Street bankacıları, enerji fiyatlarındaki şok devam ederse İngiltere’nin resesyona doğru gittiğini söyledi.

Morgan Stanley, enerji fiyatları düşmezse İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını artırabileceğini ve bunun 2026 sonuna kadar iktisadi bir gerilemeye yol açabileceğini belirtti.

Morgan Stanley’in İngiltere baş ekonomisti Bruna Skarica, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının son zamanlardaki yüksek seviyelerde kalması ve borçlanma maliyetlerinin artması halinde İngiltere’nin “yıl sonunda belirgin bir resesyonla” karşı karşıya kalacağını söyledi.

Panmure Liberum’un baş ekonomisti Simon French, yılın son altı ayında bir resesyonun artık “gerçek bir olasılık” olduğunu söyledi.

İngiltere Merkez Bankası baş ekonomisti Huw Pill de, hanehalklarını enerji fiyat şokundan korumak için “Para Politikası Komitesi’nin (MPC) yapabileceklerinin sınırları olduğunu” belirtti.

Gıda Dağıtım Enstitüsüne göre, petrol şoku devam ederse, Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle gıda enflasyonu Haziran 2026’ya kadar %8’e ulaşabilir. Bu, mevcut %3,6’lık oranın iki katından fazla.

Maliye Bakanı Rachel Reeves, enerji faturalarına ilişkin gelecekteki herhangi bir destekten orta sınıfları dışlayacağını da ima etti.

Maliye Bakanı salı günü Avam Kamarasında, Orta Doğu’daki çatışmanın devam etmesi nedeniyle maliyetleri düşük tutmak için acil durum planlamasının yapıldığını söyledi.

Fakat 2022’de başlayan Ukrayna savaşının ardından Muhafazakârlar tarafından uygulamaya konulan “kaynağı olmayan, hedefi belirsiz destek paketi”ne benzer bir paketi uygulamayacağını belirtti.

Moskova’nın Kiev ile savaşı nedeniyle petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan artışa rağmen, hanehalkı enerji faturaları 2.500 sterlin ile sınırlandırılmıştı.

Reeves şunları söyledi:

“Bu krize yanıt verirken, geçmişteki hatalardan ders almalıyız. Önceki hükümet, Liz Truss yönetiminde en zengin hanelere destek sağlayan, finansmanı olmayan ve hedefi belirsiz bir destek paketi ile borçlanmayı, faiz oranlarını, enflasyonu ve mortgage maliyetlerini artırdı.”

Reeves, enerji faturası desteğinin “buna en çok ihtiyaç duyanlar” için olacağını belirterek, “önümüzdeki ay içinde yakıt fiyatlarına ilişkin güncelleme yapacağını” ekledi.

Yetkililerin, tüm yoksul hanelere yönelik desteğin gelir durumuna göre değerlendirilmesini sağlayacak bir sistemi zamanında geliştirmekte zorlanacağı için, desteğin sosyal yardım alan kişilerle sınırlı olacağı bildirildi.

The Times’ın haberine göre, Reeves, düşük gelirli haneler için bir “gelir eşiği” belirleme olasılığını sordu, fakat böyle bir sistemin yeterince hızlı bir şekilde hazır olamayacağı söylendi.

İngiltere Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC) bireylerin gelirlerini kayıt altına alıyor, fakat enerji faturası desteği hane halklarına yönelik olacak.

Bu bilgileri birbirine bağlamak için bir proje ocak ayında başlatıldı, fakat projenin tamamlanması bir yıldan fazla sürecek.

Bakan bunun yerine, gelir testi uygulanan sosyal yardım alanlarla sınırlı olan “Sıcak Evler İndirimi” (Warm Homes Discount) için geçerli olan uygunluk kriterlerine dayanacak gibi görünüyor.

Avrupa

Palantir: Avrupalı rakiplerimizin savaş tecrübesi yok

Yayınlanma

İngiltere’deki Palantir yöneticisi, Avrupa’da bulunan savunma alanındaki rakiplerinin savaş tecrübesine sahip olmadığını söyledi.

Avrupalı savunma yazılım şirketlerinin henüz savaş alanında yeteneklerini kanıtlamadığını öne süren şirketin Birleşik Krallık ve Avrupa sorumlusu Louis Mosley, Palantir şirketinin teknolojisinin ise halihazırda Ukrayna’da ve İran’da Batılı ordular tarafından kullanıldığını söyledi.

Rapporteur’de yayınlanan mülakatında, “Sözde Avrupalı rakipler şu anda… şey, bunların işe yarayıp yaramadığını kimse tam olarak bilmiyor,” diyen Mosley, Palantir’in operasyonel deneyiminin Avrupalı alternatiflere karşı şirkete benzersiz bir avantaj sağladığını savundu.

Mosley, Avrupa hükümetlerinin teknolojik egemenliği sanayi politikasıyla karıştırma riski taşıdığını savunarak, asıl sorunun tedarikçinin merkezinin nerede olduğu değil, müşterilerin kullandıkları teknolojiyi kontrol edip edemediği olması gerektiğini söyledi:

“Egemenliği şirketin merkezinin bulunduğu yer açısından tanımlayacaksanız, o zaman egemenlik politikasını sanayi politikasıyla karıştırıyorsunuz demektir.”

Mosley, egemenliğin kontrol ile ilgili olduğunu ve “kontrol ile mülkiyetin iki farklı şey olduğunu” ekledi.

Palantir bağlantılı Mandelson ve Mosley BBC’de boy gösterdi

Palantir’in bir Amerikan şirketi olmasına rağmen Avrupa’nın teknolojik kontrol gerekliliklerini karşılayabileceğini savunan Mosley, bir Avrupa kurumunun hassas operasyonları bir ABD’li tedarikçiye emanet edebileceğinin kanıtı olarak, şirketin Fransa’nın iç istihbarat servisi DGSI ile uzun süredir devam eden ilişkisini gösterdi:

“Bu kuruluş, Fransa’daki en hassas ve egemenlik niteliğindeki verileri korumakla görevli ve on yılı aşkın bir süredir iç güvenlikleri için Palantir’e güveniyor.”

Mosley, Palantir’in şu anda hiçbir AB kurumu ile doğrudan çalışmadığını doğruladı.

Yine de şirket, Rapporteur’e verdiği bilgiye göre, Birleşik Krallık, İsveç, Hollanda ve Fransa dahil olmak üzere Avrupa genelinde hükümetlerle sözleşmeler imzalamış durumda. Ayrıca NATO ile de bir anlaşması bulunuyor.

Şirket, ulusal hükümetlerle olan bazı ilişkilerini gizli tutsa da diğer AB ülkelerinde de faaliyet gösteriyor.

Kritik teknolojinin nihai olarak kim tarafından kontrol edildiği sorusu, tartışmanın merkezinde yer almaya devam ediyor.

Mosley, askeri operasyonların özel sektör altyapısına bağlı olduğu durumlarda ortaya çıkabilecek belirsizliğin bir örneği olarak, Ukrayna’nın Elon Musk’ın SpaceX şirketiyle ilişkili uydu iletişim hizmeti Starlink ile ilgili deneyimini gösterdi.

Avrupa’nın Palantir bağımlılığı

“Ukraynalıların vurguladığı nokta, Starlink’i kontrol etmedikleri,” diyen Mosley, kontrolün nihai olarak Musk’ta mı, Pentagon’da mı yoksa her ikisinin birleşiminde mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.

Hizmetin uzaktan yavaşlatılıp yavaşlatılamayacağı sorulduğunda Mosley, Palantir’in sistemlerinin, yabancı bir gücün bir müşterinin yeteneklerini uzaktan devre dışı bırakmasını önleyecek teknik güvenlik önlemleriyle yapılandırılabileceğini söyledi.

Mosley, Palantir’in savunma alanında güçlü bir büyüme kaydettiğini belirtirken, yapay zeka (AI) benimseme konusunda Amerikan ve Avrupalı şirketler arasındaki uçurumun ciddi bir iktisadi soruna dönüşebileceği uyarısında bulundu.

“Gelirimiz, yapay zekanın uygulanmasından kaynaklanıyor,” diyen Mosley, Palantir’in iş modelini her sektördeki benimseme hızının potansiyel bir göstergesi olarak tanımladı.

Mosley, Amerikan şirketlerinin yapay zekayı “ışık hızında” benimsediğini savundu ve yapay zekayı başarıyla entegre eden Amerikan şirketlerinin, Avrupalı rakiplerine kıyasla önemli ölçüde daha üretken ve daha güçlü bir sermaye yapısına sahip hale gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.

NATO, Rusya ordusunu Palantir sistemiyle izleyecek

Yönetici, “Avrupalı rakipleri bu yapay zeka devriminden aynı hızla yararlanamazlarsa, dört ya da beş yıl içinde artık rekabet edemez hale gelecekler,” dedi.

NATO’nun Palantir’in Maven Akıllı Sistemi’ni yedi ayda tedarik edip benimsemesini örnek gösteren Mosley, “Yapay zekada her gün, her hafta ilerleme kaydedildiğini görüyoruz,” diye konuştu.

Yeni yetenekleri benimseme aciliyetinin özellikle belirgin olduğunu ve Rusya’ya yakınlığın güvenlik endişelerini artırdığı Doğu Avrupa’da şirket için bir dizi iş fırsatı yarattığını belirtti ve şöyle devam etti:

“En son teknolojinin öncüsü olmalısınız ve bu da yapay zeka. İnternet devrimini kaçırdık. Bunu da mı kaçıracağız?”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Nokia, Ukrayna’ya uydu desteği sağlayacak

Yayınlanma

Nokia ve ICEYE, kontrolü doğrudan Kiev yönetimine ait olacak bağımsız bir uydu haberleşme sistemi kurmak üzere Ukrayna Savunma Bakanlığı ile niyet mektubu imzaladı. Finlandiya Başbakanının Kiev ziyaretinde duyurulan adım, Amerikan Starshield terminallerine getirilen hız kısıtlamaları ve Avrupa’daki tepkilerin hemen ardından geldi.

Nokia ve uzay teknolojileri şirketi ICEYE, Ukrayna Savunma Bakanlığı ile Kiev yönetiminin kendi kontrolünde olacak bir uydu haberleşme ağı kurulması konusunda mutabakat zaptı imzaladı.

Nokia’dan yayımlanan basın bülteninde, tarafların Ukrayna denetimindeki haberleşme sisteminin hayata geçirilme olanaklarını ortaklaşa inceleyeceği kaydedildi.

Anlaşma, Finlandiya Başbakanının Ukrayna ziyareti sırasında 22 Ekim’de duyuruldu. İşbirliğinin temel hedefi, öncelikle ülkenin kendi bağımsız uydu iletişim kapasitesini güçlendirerek savunma kabiliyetlerine katkı sağlamak olarak açıklandı.

ICEYE ve Nokia, ekim ayı başında kamu kurumlarına yönelik alçak dünya yörüngesinde çalışacak güvenli geniş bant iletişim sistemlerini ortaklaşa geliştireceklerini açıklamıştı.

Savunma, sınır güvenliği, acil durum birimleri ve afet müdahale ekipleri için tasarlanan bu Avrupa menşeli teknolojilerin, devletlere kendi uydularına, yer altyapılarına ve terminallerine doğrudan sahip olma ve bunları bağımsız yönetme imkanı tanıdığı belirtiliyor.

ICEYE Üst Yöneticisi ve Kurucu Ortağı Rafal Modrzewski, konuya dair açıklamasında Ukrayna’nın kontrolü tamamen kendisinde olan güvenli, egemen ve yüksek kapasiteli uydu haberleşme sistemlerine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Nokia Jeopolitik ve Hükümet İlişkileri Direktörü ve Nokia Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Mikko Hautala ise uydu ağlarının karasal iletim altyapısı zarar gördüğünde bile iletişimin sürmesini sağladığına dikkat çekti.

Hautala, güvenilir ve egemen bir uydu haberleşmesinin Ukrayna’nın direncini nasıl artırabileceğini ve bağımlı olduğu iletişim üzerinde Kiev yönetimine nasıl kontrol sağlayabileceğini ICEYE ile birlikte araştıracaklarını söyledi.

Finlandiya merkezli bir uzay şirketi olan ICEYE, radar uyduları geliştirip üretiyor ve bu uydulardan elde edilen verileri kullanıma sunuyor.

Şirketin aktardığı bilgilere göre geliştirdiği teknolojiler savunma ve istihbaratın yanı sıra çevre izleme, sigortacılık ve acil durum müdahalelerinde de kullanılıyor.

Ukrayna ordusunun kullandığı Amerikan uydu bağlantısına kısıtlamalar getirildiğine yönelik haberler, bu anlaşmanın hemen öncesinde gündeme gelmişti.

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Danışmanı Serhiy Sternenko, 14 Ekim gecesi yaptığı paylaşımda terminallerin saatte 160 kilometre hızla hareket ederken bağlantıyı kaybettiğini, ilerleyen süreçte bu kesintilerin saatte 60 ila 70 kilometre hızlarda da yaşandığını aktarmıştı.

SpaceX yöneticisi Elon Musk, Starlink’in askeri versiyonu olan Starshield’ın mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu, bu sebeple kısıtlama kararlarının Amerikan makamlarınca alındığını savunmuştu.

Beyaz Saray ise kısıtlamalarla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı.

The Wall Street Journal gazetesinin 22 Ekim’de Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Musk’tan bizzat söz konusu sınırlamaları kaldırmasını istedi.

Amerikalı ve Ukraynalı yetkililer, yapılan görüşmenin ardından sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını ifade etti; kimi Ukraynalı temsilciler ise işlevlerin henüz bütünüyle eski haline dönmediğini dile getirdi. Trump, Ukrayna’nın Starshield erişiminin yeniden sağlandığını doğruladı.

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Söz konusu kısıtlamalar Avrupa tarafında tepkiyle karşılandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Musk’ı siyasi oyunlar oynamakla suçlayarak X platformunda “Biz senin Avrupalı müşterileriniz, seni izliyoruz” paylaşımını yaptı.

Polonya, 2022 yılından bu yana Ukrayna için yaklaşık 25 bin Starlink terminali satın aldı ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin uydu bağlantı masraflarını karşılamayı sürdürüyor.

Gelişmelerin ardından Avrupa Komisyonu da Ukrayna’nın Govsatcom programına dahil edilmesinin değerlendirildiğini açıkladı.

AB üyesi ülkelerin mevcut uydu kapasitelerini bir araya getiren güvenli iletişim programının, Brüksel tarafından 2027 yılının başında ticari hizmetlerle genişletilmesi planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

Yayınlanma

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.

Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.

Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.

Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.

Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.

İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.

Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.

Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler

Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.

Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English