Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump’ın Gazze planının ilk aşaması yürürlükte: Kısmi çekilme başladı

Yayınlanma

Trump’ın Gazze planının ilk aşaması, çatışmaların 24 saat içinde durması ve rehinelerin 72 saat içinde serbest bırakılmasını öngörüyor.

İsrail hükümeti, dün akşam Hamas ile varılan ateşkesi onaylayarak Gazze’deki çatışmaların 24 saat içinde durdurulmasının ve akabinde 72 saat içinde İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasının önünü açtı.

İsrail resmi yayın kurumu KAN, söz konusu anlaşmanın hem İsrail hem Hamas tarafından imzalandığını ve arabulucu ülkeler tarafından da onaylandığını duyurdu.

Ayrıntıları yayımlanan anlaşmaya göre, İsrail hükümetinin anlaşmayı onaylamasının ardından çatışmalar derhal sona erecek. Ateşkes, hava saldırıları, top atışları ve kara saldırıları da dahil olmak üzere tüm askeri faaliyetlerin tamamen durdurulmasını kapsıyor.

Gazze planının ilk aşaması yürürlüğe girmesiyle birlikte Gazze’de ateşkes hemen uygulanacak, İsrail ordusu 24 saat içinde “sarı hat” olarak tanımlanan sınıra çekilecek. Bu sürecin ardından, Hamas’ın 72 saat içinde tüm İsrailli esirleri serbest bırakması öngörülüyor.

İsrail hükümetinin onayından hemen sonra Gazze’ye tüm insani yardımların girişine ve yardımların serbestçe dağıtılmasına izin verilecek. Bu uygulama, 19 Ocak 2025 tarihli kararda belirlenen günde 600 yardım tırı standardına dayanacak.

İsrail-Filistin-Mısır-Katar-Türkiye ortak mekanizması

Hamas’ın, elindeki ölü İsrailli askerlerin bilgilerini, Katar, Mısır, Türkiye ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin katılımıyla oluşturulacak ortak bir mekanizmaya devretmesi kararlaştırıldı.

Anlaşma uyarınca İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamasından itibaren 24 saat içinde belirlenen “X” sınırlarına (kısmi çekilme) kadar geri çekilecek. Ordu, çekildiği bölgelere yeniden giremeyecek ve ateşkes kapsamı tam olarak uygulanacak.

Tam çekilmenin ardından, Gazze’deki tüm İsrailli esirlerin (hayatta olanlar ve ölenler) serbest bırakılması süreci başlayacak.

İsrail tarafı, Gazze’de 48 İsrailli esir bulunduğunu, bunlardan 20’sinin hayatta olduğunu, buna karşılık İsrail hapishanelerinde 11 binden fazla Filistinlinin tutulduğunu belirtiyor. Filistinli ve İsrailli insan hakları kaynaklarına göre, bu tutuklular işkence, aç bırakma ve tıbbi ihmal koşullarında tutuluyor.

Belgeye göre, ilk 72 saatlik süreçte İsrail ordusunun çekildiği bölgelerde hava gözetimi askıya alınacak. Ayrıca, esirlerin serbest bırakılmasının herhangi bir tören veya medya kapsamı olmadan yapılacağı, sürecin ABD, Katar, Mısır ve Türkiye’den oluşan bir ortak komite tarafından denetleneceği aktarıldı.

KAN’ın adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberde, bazı İsrailli askerlerin cesetlerinin yerinin hala tespit edilemediği, bu konuda İsrail-Filistin-Mısır-Katar-Türkiye ortak mekanizmasının oluşturulacağı ifade edildi.

‘Kısmi çekilme başladı’

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle İsrail güçlerinin sabah saatlerinde Gazze Şeridi’nden kademeli olarak çekilmeye başladığı bildirildi.

KAN’da yer alan haberlere göre, anlaşmanın kabul edilmesi sonrası İsrail askerleri Gazze’de işgal edilen bazı bölgelerden “konuşlanma hatlarına” çekiliyor.

İsrail Ordu Radyosu ise anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından bazı tugayların Gazze’den çekildiğini yazdı.

Hamas: Güvence aldık

Hamas’ın sürgündeki Gazze sorumlusu Halil el-Hayye, ABD ve diğer arabuluculardan savaşın bittiğine dair güvence aldığını söyledi.

Anlaşmanın sağlanmasında ortaya koyduğu önemli rolden dolayı arabulucu ülkeler Türkiye, Mısır ve Katar’a teşekkür eden Hayye, bu ülkelerin yanı sıra savaşta kendilerine iştirak eden Yemen, Lübnan, Irak ve İran’ı da takdir ettiklerini söyledi.

Savaşın bittiğine ilişkin alınan garantiye değinen Hayye, şunları söyledi: “Arabuluculardan ve ABD yönetiminden savaşın bittiğine dair garanti aldık ve kalan adımları tamamlamak için ulusal ve İslami güçlerle çalışmaya devam edeceğiz.”

Pürüzler sürüyor

Buna karşın birçok şey ters gidebilir. Anlaşma imzalandıktan sonra bile Filistinli bir kaynak, serbest bırakılacak yüzlerce Filistinlinin listesinin netleşmediğini söyledi. Hamas, İsrail cezaevlerinde tutulan önde gelen bazı Filistinli mahkûmların ve İsrail’in saldırıları sırasında alıkonulan yüzlerce kişinin salıverilmesini talep ediyor.

Trump’ın 20 maddelik planındaki sonraki adımlar ise henüz müzakere edilmedi. Bunlar arasında çatışmalar sona erdiğinde harap durumdaki Gazze Şeridi’nin nasıl yönetileceği ve İsrail’in silahsızlanma talebini reddeden Hamas’ın nihai akıbeti de var.

Netanyahu, koalisyonu içinde de kuşkuyla karşılanıyor; zira birçok isim uzun süredir Hamas’la herhangi bir anlaşmaya karşı. Nitekim anlaşmanın oylandığı kabine toplantısında Trump planının ilk aşaması için 24 lehte, 4 aleyhte oy kullanıldı. Aleyhte oy verenler Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Diaspora Bakanı Amichai Chikli ve Miras Bakanı Amihai Eliyahu oldu.

Trump bölgeye gidiyor

Trump, pazar günü bölgeye gideceğini ve Mısır’da olası bir imza törenine katılabileceğini söyledi. İsrail Meclisi (Knesset) Başkanı Amir Ohana da Trump’ı Meclis’e hitap etmeye davet etti. Bu, 2008’den bu yana bir ABD başkanının ilk kez Knesset’te konuşması olacak.

Öte yandan Associated Press’e konuşan ABD’li yetkililer, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) İsrail’de “sivil-askerî koordinasyon merkezi” kuracağını bildirdi. Yetkililer, ateşkesin uygulanmasını desteklemek ve izlemek için, ortak ülkeler ve STK’ların da yer alacağı bir yapı kapsamında yaklaşık 200 ABD askerinin İsrail’e konuşlandırılacağını, hiçbir ABD askerinin Gazze Şeridi’ne girmeyeceğini vurguladı.

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki militanların İsrail kasabaları ile bir müzik festivaline düzenlediği baskında 1.200 kişi öldürülmüş ve 251 kişi rehin alınmıştı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında bugüne kadar 67 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English