Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın “inşaat patlaması”nda başı veri merkezleri çekiyor

Yayınlanma

ABD’de sektör verileri, inşaat istihdamında son dönemde görülen artışın büyük bir kısmının yeni fabrikalarla değil, veri merkezleri ve bunları destekleyen enerji altyapısıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, inşaat sektöründeki istihdamın artmasını, fabrikaları ABD’ye geri çekme çabalarının işe yaradığının ve iktisadi bir patlamanın (boom) ufukta olduğunun kanıtı olarak görüyor.

Ne var ki, POLITICO’nun haberine göre sektör verileri, inşaat sektöründeki son dönemdeki istihdam artışının büyük bir kısmının, Trump’ın sağladığı yeni yatırım taahhütleriyle desteklenen yeni fabrikalar dalgasıyla değil, veri merkezleri ve bunları destekleyen enerji altyapısıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Bu önemli bir nokta, çünkü fabrikalar veri merkezlerinden çok daha fazla insanı istihdam etme eğiliminde ve bu, toplulukların fabrikaların kendi kasabalarına yerleşmesine daha açık olmasının ana nedenlerinden biri.

Beyaz Saray ara seçimler öncesinde yönetimin iktisadi gündemini halka anlatmakta zorlanıyor.

Enflasyon yüksek seviyelerde seyrediyor ve konut inşaatı yavaşladı, fakat yönetim, Trump’ın ticaret ve sanayi politikalarının meyve verdiğinin en açık işaretlerinden biri olarak inşaat sektöründeki istihdam artışına işaret ediyor.

Gerçekte, Trump’ın sağlanmasına yardımcı olduğu birçok yeni imalat yatırımı henüz planlama aşamasında; bu da toplulukları yeniden şekillendirebilecek fabrika işlerinin muhtemelen yıllar alacağı anlamına geliyor.

2024 başkanlık seçimlerinde Trump’ı desteklemeyen ama Trump’ın zaferini kutlayan açıklamasında, sendika üyelerinin çoğunun Trump’ı desteklediğini kabul eden Kuzey Amerika İnşaat İşçileri Sendikası Başkanı Sean McGarvey şunları söyledi:

“Geçen yıl bu yönetim altında, ilk çalışma saatini sağladığımız tek bir proje bile başlamadı. Trump yönetimi sırasında yeni imalat projeleriyle ilgili çok sayıda duyuru yapıldı, fakat bunlar henüz başlamadı. Gerçek anlamda kazma kürek işleri henüz başlamadı.”

Gelgelelim bu, Trump’ın salı günkü Birliğin Durumu konuşmasında yaptığı gibi, iktisadi canlanmayı övmek için inşaat istihdamı rakamlarını tekrar tekrar kullanmasını engellemedi.

Trump, “Binlerce yeni işletme kurulurken, fabrikalar, tesisler ve laboratuvarlar inşa edilirken, çok kısa bir sürede 70.000 yeni inşaat işi ekledik. Giderek büyüyor ve güçleniyor. Kimse gördüklerine inanamıyor,” demişti.

Fakat veriler, hangi sektörlerin patlama yaşadığına dair daha nüanslı bir tablo çiziyor.

Ocak ayında inşaat sektöründe yaratılan 33.000 işin 25.000’den fazlası, veri merkezleri ve enerji altyapısıyla ilgili elektrik ve mekanik işleri içeren kategori olan konut dışı özel işlerdeydi.

Konut dışı bina inşaatı 3.600 iş ekledi. Hem fabrikalar hem de veri merkezleri, inşaat ve özel müteahhitlerin bir karışımına dayanırken, iktisatçılar, özel ticaret alanındaki son dönemdeki gücün, veri merkezleri ve güç altyapısı projelerinin sistem ağırlıklı doğasını yansıttığını söylüyor.

Birçok iktisatçı bu işlerin, hükümet istatistikçilerinin veri topladığı dönemde mevsim normallerinin üzerinde sıcak havanın etkisiyle, verilerde sadece geçici bir artış olduğunu düşünüyor.

Bu uyumsuzluk, Trump’ın desteğiyle fabrikaların geri dönüşünün işaretlerini arayan işçi sınıfından seçmenlere yönelik Cumhuriyetçilerin argümanını karmaşıklaştırabilir.

Veri merkezleri inşa eden inşaat ekipleri yatırımın işareti olabilir, fakat bu, fabrikaların yaptığı gibi toplulukları destekleyen ve yerel ekonomileri yeniden şekillendiren sağlam ücretlere dönüşmeyebilir.

Anketler, Amerikalıların veri merkezlerinin topluluklarına faydalı olup olmayacağından emin olmadıklarını gösteriyor.

Örneğin Amerikan İmalat Birliği Başkanı Scott Paul şunları söylüyor:

“Depolar, veri merkezleri, imalat tesisleri, Buc-ee’s veya başka herhangi bir şey olsun, nihayetinde topluma istikrarlı, yüksek ücretli işler getirecek olan nedir? Bu açıdan bakıldığında, imalat sektörü kazanan taraf. Bir veri merkezinde daha az iş var. Birkaç yüksek vasıflı iş olacak, ama çok fazla değil. Bence bu çok adil bir soru: İstihdam açısından, hangisi size daha fazla kazanç sağlayacak?”

Dahası, yeni veri merkezlerine olan kesintisiz talep, Amerika’nın kalbindeki diğer projeleri gölgede bırakıyor; bu da, bu imalat istihdamının meyve vermesi için daha da uzun süre gerekebileceği anlamına geliyor.

Elektrikçiler, HVAC (Isıtma, Havalandırma ve Klima) teknisyenleri ve diğer vasıflı işçiler ülke genelinde yetersiz. Sektör iktisatçıları, kredi piyasalarına derin erişimi olan teknoloji devlerinin desteklediği veri merkezi geliştiricilerinin, ekipleri güvence altına almak ve projeleri zamanında tamamlamak için prim ödemeye istekli olduklarını söylüyor.

Yoğun veri merkezi inşaatlarının yaşandığı bölgelerde, bu dinamik, aynı işgücü havuzunu paylaşan diğer endüstriyel projelerin maliyetini geciktirebilir veya artırabilir.

Barack Obama’nın eski ekonomi danışmanı ve şu anda Chicago Federal Rezerv Bankası Başkanı olan Austan Goolsbee pazartesi günü gazetecilere, Iowa’nın Cedar Rapids kentine yaptığı son gezisini anlatırken şunları söyledi:

“Kimse HVAC teknisyeni işe alamıyor çünkü veri merkezleri tüm insanları [ve] tarım arazilerini emiyor. AI veri merkezlerine olan büyük talep, diğer projeler için mevcut olan kıt kaynakları bir nevi aşırı ısıtıyor ve aşırı yüklüyor.”

Fakat Beyaz Saray danışmanları, veri merkezleri ve imalatın birbirini dışlamadığını savunuyor. Yeni inşa edilen imalat tesislerinin geçmiştekilerden daha yüksek teknolojiye sahip olduğunu ekliyorlar, bu da uzman ticaret işçilerinin sayısındaki artışın, aksi takdirde düşündüklerinden daha fazla imalat inşaatı büyümesini yansıttığı anlamına geliyor.

“Aynı anda birden fazla şey olabilir, buna veri merkezleri, fabrikalar ve benzeri şeyler de dahildir,” diyen bir Beyaz Saray yetkilisi, öncü göstergelerin çok sağlam olduğunu öne sürüyor.

Yine de, son birkaç yıldır yarı iletken ve elektrikli araç bataryalarının üretimi sırasında artış gösteren imalat inşaatı, veri merkezi projeleri hızlanmasına rağmen, zirveden düşüşe geçti.

Devam eden fabrika inşaatlarının çoğu, Trump göreve dönmeden önce yürürlüğe giren teşviklerle başlatılmışken, yönetimin yeni duyurduğu yatırımların çoğu henüz erken aşamalarda. Nüfus Sayımı Bürosu verilerine göre, imalat inşaat harcamaları 2024 ortasında rekor seviyeye ulaştı ve o zamandan bu yana yaklaşık yüzde 10 düştü.

Beyaz Saray danışmanları, yeni inşaat projelerinin bir kısmının Trump göreve geldiğinde zaten yapım aşamasında olduğunu kabul ediyor, fakat başkanın çok daha sektör dostu bir regülasyon ortamı yarattığını ve maliyet yükünü azalttığını, bu sayede projelerin ilerleyebildiğini söylüyor.

Ayrıca, imalat harcamalarındaki düşüşü, Cumhuriyetçilerin milyarlarca dolarlık Yeşil Yeni Anlaşma sübvansiyonlarını sonlandırma kararının sonucu olarak elektrikli araç fabrikalarının kapatılmasına bağlıyorlar.

Beyaz Saray yetkilisi, “Baktığımız şeyler, insanların her zaman satın aldığı ilaçlar, yarı iletkenler veya benzeri şeyler,” diye ekledi.

Bazı inşaat sektörü yetkilileri, başkanın imalat sektöründe yeniden canlanma çabalarının, değişen gümrük tarifesi politikaları ve agresif sınır dışı etme gündemi tarafından da baltalandığını savunuyor.

Müteahhitler, sahiplerinin ticaret kuralları ve finansman maliyetleri konusunda netlik bekledikleri için aylarca erteledikleri sözleşmeli projeler olduğunu bildiriyor.

ABC’nin yakın zamanda yaptığı bir ankete göre, müteahhitlerin 4’te 1’i politika belirsizliği nedeniyle gecikmeler veya duraklamalar olduğunu bildiriyor.

Fakat veri merkezi sektörü yetkilileri, sektördeki patlamanın imalat sektöründeki büyümeyi tamamlayıcı nitelikte olduğunu, onunla çelişmediğini savunuyor. Sektörlerin birbirini güçlendirdiğini, yapay zeka altyapısının yerli enerji, ekipman ve ileri imalat talebini artırdığını savunuyorlar.

Veri Merkezi Koalisyonu federal işler direktörü Cy McNeill, “Bir dereceye kadar işgücü için rekabet ediyoruz. Fakat hepimizin ortak hedefi, ABD işgücünün ABD imalat ve ABD veri merkezi inşaatındaki bu büyümeye hazır olmasını sağlamak olduğunu düşünüyorum,” diyor.

Bazı iktisatçılar, daha geniş çaplı inşaat patlamasının da göründüğünden daha kırılgan olabileceği konusunda uyarıyor. Konut inşaatı son aylarda zayıfladı ve konut projelerinin zayıf kalması bekleniyor ki bu da diğer alanlardaki kazançları dengeleyebilir.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English