Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın ön seçim hamlesi Kongre’de kısa vadeli kriz üretebilir

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’yi yeniden şekillendirmek ve kendi gündemine direnmeyecek müttefiklerle Kongre’yi doldurmak amacıyla başlattığı ön seçim kampanyası, kısa vadeli bir yasama krizini beraberinde getiriyor. Ön seçimlerde yenilgiye uğrayan veya emekliliğe hazırlanan muhalif Cumhuriyetçi vekillerin görev süreleri dolana kadar Kongre’de kalacak olması, dar bir çoğunluğa sahip parti yönetiminin kritik yasa tasarılarını geçirmesini zorlaştırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz birkaç ayı Cumhuriyetçi Parti’yi kendi öncelikleri doğrultusunda yeniden yapılandırmak, kendisine muhalefet eden Kongre üyelerine karşı alternatif adayları desteklemek ve yasama organını kendi gündemine asgari direnç gösterecek müttefiklerle doldurmak için harcadı.

Ancak Trump, Cumhuriyetçi Parti bünyesindeki ön seçimlerde aday gösterme ve destekleme gücünü yoğun bir şekilde hissettirse de bu çaba kısa vadeli bir karmaşayı beraberinde getirdi. Trump’ın hedef aldığı, ön seçimlerde yenilgiye uğramış ya da emeklilik kararı almış çok sayıda mevcut Kongre üyesi, görev sürelerinin sonuna kadar koltuklarını korumaya devam ediyor.

Seçmen karşısına yeniden çıkma zorunluluğu kalmayan ve parti çizgisine sadık kalmak için siyasi bir gerekçesi bulunmayan bu yasama üyeleri, tek taraflı yasa tasarılarına karşı daha cesur adımlar atarak Trump ve Cumhuriyetçi Parti liderliği için yasama süreçlerini zorlaştırabiliyor.

Cumhuriyetçilerin sınırda bir çoğunluğa sahip olduğu Kongre yapısında, parti içinden gelecek birkaç fire dahi kritik tasarıların bütünüyle başarısız olmasına yol açabiliyor.

Bu durum, Cumhuriyetçilerin önümüzdeki haftalarda yoğun bir yasama gündemiyle karşı karşıya olduğu bir döneme denk geldi. Parti, Demokratların desteği olmadan bir göçmenlik finansman paketini ve üçüncü bir uzlaşma tasarısını yasalaştırmaya çalışırken, aynı zamanda Yabancı İstihbarat Gözetim Kanunu’nun (FISA) mahkeme izni olmaksızın dinleme yapılmasına olanak tanıyan yetkilerinin süresini uzatmayı hedefliyor.

Cumhuriyetçiler, tüm bu süreçte ara seçim dönemi yaklaşırken seçmenlere hayat pahalılığı sorunlarıyla ilgilendiklerini ve somut sonuçlar elde ettiklerini göstermeyi amaçlıyor.

Louisiana eyaletinde cumartesi günü düzenlenen Senato ön seçimlerinde, Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow ve Louisiana Eyalet Saymanı John Fleming karşısında yenilgiye uğrayan Senatör Bill Cassidy, elde ettiği yeni siyasi hareket alanını kullanmakta gecikmedi.

2021 yılında Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanan Cassidy, bu kez Kongre onayı olmaksızın Trump’ın İran’a yönelik askeri hamlelerini kısıtlamayı öngören savaş yetkileri tasarısının önünü açmak üzere Demokratlara katılan dört Cumhuriyetçi senatörden biri oldu.

Cassidy daha önce bu yöndeki girişimlere destek vermemişti. Salı günü gerçekleştirilen oylama, savaşın başlangıcından bu yana Senato’da bu yönde yapılan sekizinci oylama olurken, ilgili tasarının ilerlemesini sağlayan ilk oylama niteliği taşıdı.

Cassidy ayrıca, Trump yönetiminin Joe Biden dönemindeki Adalet Bakanlığı tarafından hedef alındığını iddia eden kişilere tazminat ödemek amacıyla oluşturduğu 1,8 milyar dolarlık fonu “örtülü ödenek” olarak nitelendirdi.

Senatör, göçmenlik finansman paketinde yer alan ve yeni Beyaz Saray balo salonu ile Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik bütçesi ayrılmasını öngören maddeye de karşı çıktı.

Cassidy’nin bu yaklaşımı, geçtiğimiz yıl Trump’ın “büyük ve güzel yasa tasarısı” olarak adlandırdığı bütçe düzenlemesine karşı oy kullandığı için hedef alınan ve ardından emekliliğini açıklayarak yönetimin adımlarına yönelik açık bir muhalefet yürütmeye başlayan Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis’in çizgisini takip ettiğini gösterdi.

Salı gecesi yapılan ön seçimlerde Trump destekli aday Ed Gallrein karşısında mağlup olan Kentucky Temsilcisi Thomas Massie de Trump yönetimi için zor bir figür olmaya devam etti ve geri adım atacağına dair bir işaret vermedi.

Massie, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein ile ilgili dosyaların kamuoyuna açıklanması için yönetime baskı kuran ekibin başında yer almış, çok sayıda savaş yetkisi tasarısını desteklemiş ve geçtiğimiz yıl Trump’ın bütçe yasasına karşı oy kullanmıştı.

Yenilgi konuşmasında Trump’ın Beyaz Saray’a balo salonu inşa etme kararını eleştiren Massie, benzinin galonunun yaklaşık 5 dolar, motorinin ise 6 dolara dayandığı bir dönemde büyük bir balo salonu inşasının tartışılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Tüm bunlara rağmen Trump, siyasi rakiplerine yönelik tasfiye sürecini sürdürüyor. Texas’ta mevcut Senatör John Cornyn karşısında Texas Başsavcısı Ken Paxton’ı destekleyen Trump, Colorado Temsilcisi Lauren Boebert’in Massie lehine kampanya yürütmesinin ardından, bu eyalette aday başvuru süresi dolmuş olmasına rağmen Boebert’e karşı bir ön seçim adayı çıkarılması çağrısında bulundu.

Trump ayrıca, ılımlı çizgideki Pennsylvania Temsilcisi Brian Fitzpatrick’i de hedef alarak, kendisinin aleyhinde oy kullanmayı sevdiğini ve bu durumun iyi sonuçlanmayacağını söyledi.

Fitzpatrick geçen yıl bütçe tasarısına karşı oy kullanmış, süresi dolan Uygun Bakım Yasası sübvansiyonlarının geçici olarak uzatılmasını desteklemiş, kendi savaş yetkileri tasarısını sunmuş ve diğer birçok başlıkta Trump ile ayrı düşmüştü.

Görev süresinin ardından emekli olacağını açıklayan Nebraska Temsilcisi Don Bacon ise Cumhuriyetçilerin özgürce konuşabilmesi gerektiğini belirterek, başkanın kararları beğenmediğinde baskı kurmaktan vazgeçmesi gerektiğini ifade etti.

Bacon, ikna yönteminin yerini zorbalığın aldığını, Amerikan halkının buna olumlu yanıt vermediğini ve bağımsız duruşa yönelik saldırıları görmekten memnuniyet duymadığını kaydetti.

Bacon ayrıca, Trump’ın her zaman istediğini alamadığını, 2022 yılında kendisine ve görevdeki eyalet valisine karşı yürüttüğü kampanyaya rağmen seçimlerin kazanılabileceğini ekledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçiler ise Trump’ın ön seçim tehditlerinin parti içinde farklı seslere yer olmadığı yönünde bir mesaj taşıdığı endişelerini reddetti.

Bu isimler, başkanın seçim yarışlarına müdahil olma hakkı bulunduğunu ve Massie örneğinin istisnai bir durum olduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Ulusal Kongre Komitesi Başkanı Richard Hudson, tamamen özgür hissettiğini ve başkanla fikir ayrılığına düştüğünde bunu sosyal medya yerine doğrudan kendisiyle paylaştığını belirtti.

Hudson, Trump’ın karşı argümanlara ve üyelerin girdilerine açık olduğunu ifade ederek, meselenin parti çizgisine mutlak uyum olmadığını, Trump’ın Thomas Massie’nin birçok önemli konuda kendisine muhalefet etmesi nedeniyle bu sürece dahil olduğunu düşündüğünü aktardı.

Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu üyesi Ralph Norman ise Trump’ın rasyonel olmayan kararlar veren kişilerin üzerine gittiğini belirterek, Trump’ın politikalarıyla ülkeyi kurtardığını ve bu politikalara destek vermeyenlerin hedef alınmasının doğal olduğunu söyledi.

Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden bağımsız California Temsilcisi Kevin Kiley de Trump’ın seçim süreçlerine kendi tercihleri doğrultusunda dahil olma hakkına sahip olduğunu ifade etti.

Cumhuriyetçilerin önündeki tek seçeneğin başkanla tamamen aynı çizgide yürümek ya da yenilgiyle yüzleşmek olup olmadığı sorusuna yanıt veren Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, partinin önceliklerinin “Önce Amerika” gündemi etrafında şekillendiğini belirtti.

Johnson, kendi kulvarını yaratmaya çalışan ve ortak gündeme zarar veren adımların yapıcı olmadığını ifade etti.

Üyelerden temel ilkelerinden ödün vermelerini hiçbir zaman istemediğini kaydeden Johnson, ancak 434 meslektaşın bulunduğu istişari bir organda kişisel tercihlerin bazen arka plana atılması gerektiğini, mesajın bundan ibaret olduğunu sözlerine ekledi.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English