Amerika
TV programları Trump yönetiminin hedefinde

Charlie Kirk’ün öldürülmesinin ardından başlayan kampanyalarla, Trump yönetimi TV programlarını hedef alıyor.
Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr, perşembe günü Disney’in sahip olduğu ABC’nin “The View” programının kurumun incelemesine tabi tutulması gerekip gerekmediğini sorguladı.
Böylece, gündüz kuşağında yayınlanan bu talk show programı, Carr’ın Başkan Donald Trump’a eleştirel yaklaşan televizyon programlarını inceleme çalışmalarının son hedefi haline geldi.
Muhafazakâr yorumcu Scott Jenning’in podcast’inde konuşan Carr, “The View” programının güncel olayları tartışan “gerçek” bir haber programı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğini merak ettiğini söyledi.
Carr, programın bu niteliklere sahip olmadığı takdirde, yayın istasyonlarının rakip siyasi adaylara eşit yayın süresi ve erişim hakkı tanımasını gerektiren FCC’nin eşit süre kuralına uymak zorunda kalacağını belirtti.
Carr, “FCC’nin ‘The View’ ve diğer bazı programların hâlâ gerçek haber programları olarak nitelendirilip nitelendirilmediğini ve bu nedenle Kongrenin uyguladığı eşit fırsat rejiminden muaf olup olmadıklarını incelemesinin faydalı olacağını düşünüyorum,” dedi.
Kirk suikasti Beyaz Saray’a aradığı fırsatı verdi
FCC başkanı uzun süredir ABC’nin gündüz programını hedef alıyor. Fakat Carr’ın çarşamba günü ABC ve yerel bağlı kuruluşlarına, Charlie Kirk’ün ölümüyle ilgili yorumlarının ardından Jimmy Kimmel’in gece programına karşı harekete geçecekleri yönünde tehditlerde bulunmasının ardından, eleştirileri ve kurumun programa karşı harekete geçebileceğine dair imaları yeni bir anlam kazandı.
ABC, Kimmel’ın programını birkaç saat sonra yayından kaldırdı.
Geçen yıl da Carr, NBC’nin “Saturday Night Live” programını, 2024 seçimlerinden birkaç gün önce Kamala Harris’i bir bölümde göstererek FCC’nin eşit süre politikasını ihlal ettiği için eleştirmişti.
O zamanlar X’te yazdığı mesajda, “Bu, FCC’nin Eşit Süre kuralını açıkça ve alenen ihlal etme çabasıdır,” dedi. NBC, bu görünüm nedeniyle Trump kampanyasının eşit süre talebini sonunda kabul etmişti.
Röportajda Carr, “Saturday Night Live” hariç olmak üzere, gece geç saatlerde yayınlanan talk showların gerçek haber programları olarak nitelendirilebileceğini ve bu kurala tabi olmadıklarını söyledi.
Carr, “Potansiyel olarak, ‘The View’un gerçek bir haber programı olduğu argümanını ileri sürebilirsiniz, fakat ben bundan o kadar emin değilim,” dedi.
Trump’tan “lisans iptali” çağrısı
Başkan Trump da dün, ABD hükümetinin kendisine karşı aşırı derecede eleştirel olan televizyon kanallarının lisanslarını iptal etmesi gerektiğini savundu.
Bu öneri, ABC’nin FCC baskısı üzerine Jimmy Kimmel’ın gece programı süresiz olarak yayından kaldırılmasından bir gün sonra geldi. Trump, programın düşük reytingler ve Kimmel’ın Charlie Kirk hakkında “korkunç bir şey” söylediği için yayından kaldırıldığını iddia etti.
Trump perşembe günü Air Force One uçağında gazetecilere verdiği demeçte, “Bir televizyon kanalı var ve akşam programları var, ama tek yaptıkları Trump’ı eleştirmek. Bence belki de lisansları iptal edilmeli,” dedi.
TV tekelleri FCC ile iyi geçinmek istiyor
Öte yandan sektör analistleri, FCC’nin sektördeki birleşmeleri onaylamadaki rolünün, TV devlerinin kararlarında etkili olmuş olabileceğine dikkat çekiyor.
Nexstar, yayıncı Tegna ile 6,2 milyar dolarlık birleşme planını onaylatmak için FCC’nin yeşil ışık yakmasına ihtiyaç duyacak. ABC’nin ana şirketi Disney de, iştiraki ESPN’in NFL Network’ü satın alması için FCC’nin onayını bekliyor.
Demokrat Parti Kongre üyeleri Carr’ı yetkiyi kötüye kullanmakla suçladı ve istifasını istedi. Demokrat Parti’nin tek FCC komisyon üyesi Anna Gomez, kurumun “lisans verme yetkisini silah olarak kullandığını” söyledi.
Carr, Kimmel’in yanlış bilgi yaydığını iddia ederek, yayıncıların kamu yararına çalışması gerektiğini söyledi.
FCC’nin ABC’ye baskı yapması, daha önce ifade özgürlüğü konusunda Demokratları eleştiren iki kuruluş olan Bireysel Haklar ve İfade Özgürlüğü Vakfı ve Free Press yayın kurulu tarafından kınandı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












