Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukrayna, AB’ye Rusya ile müzakerelerde arabuluculuk teklif etti

Yayınlanma

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga, Avrupa’nın Rusya ile barış müzakerelerinin yeniden başlatılması çabalarında yeni bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Kiev’in bu girişimi ABD’nin yerine geçecek bir alternatif olarak değil, süreci destekleyecek tamamlayıcı bir mecra olarak kurguladığı bildirildi.

Ukrayna yönetimi, Rusya ile yürütülen barış müzakerelerinin yeniden başlatılması sürecinde Avrupa’nın arabulucu bir rol üstlenmesini beklediğini duyurdu.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga, Brüksel’de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları toplantısı marjında Politico’ya yaptığı açıklamada, “Muhtemelen barışın tesisine yönelik çabalarımızda Avrupa’nın yeni bir role ihtiyacı var” ifadesini kullandı.

Sibiga, Brüksel’deki temasları sırasında yaptığı değerlendirmede, tarafların “havalimanları üzerinden bir ateşkes” tesis etmeye çalışabileceğini belirtti.

Bakan Sibiga, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin bu fikri halihazırda bazı Avrupalı liderlerle müzakere ettiğini kaydetti.

Ukrayna’nın bu talebinin ABD’nin diplomatik ağırlığını ikame etme amacı taşımadığını vurgulayan Sibiga, Avrupa’nın katılımının bir alternatif değil, sürece dahil edilen “ek bir mecra” olması gerektiğini dile getirdi. Bakan, Avrupa ülkelerinin bu süreçte tek bir sesle konuşması gerektiğinin altını çizdi.

Rusya tarafında ise Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü görüşmelere ara verildiğini, yeni tur görüşmeler için henüz bir mutabakata varılmadığını paylaştı.

Diplomatik kanalların açılmasına yönelik Avrupa cephesinden de farklı açıklamalar gelmeye devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan temas kurma olasılığını dışlamazken, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Avrupa’nın müzakere masasında söz hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise Moskova ile diyaloğu reddetmenin “stratejik bir hata” olduğunu ifade etti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Ukrayna’daki çıkarların korunması adına Rusya ile doğrudan diyaloğa girilmesi çağrısında bulunurken, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, AB’nin Putin ile müzakere yürütecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.

Costa, müzakere detaylarını üye ülkelerle görüştüğünü aktardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Avrupa ile yaşanan krizin Rusya’nın kusuru olmadığını savunarak, ilişkilerin yeniden tesisine hiçbir zaman karşı çıkmadıklarını söyledi. Putin, çalışmaya hazır olduklarını ancak karşı taraftan iş birliği istediklerine dair sinyaller gelmesi gerektiğini belirtti.

Rus lider ayrıca, Avrupa’nın Rusya aleyhine sert ifadeler kullanmamış herhangi bir lideri temsilci olarak seçebileceğini, ancak kendisi için eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’in “tercih edilebilir” olduğunu kaydetti.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Schröder’in masanın her iki tarafında da oturuyor gibi görüneceği gerekçesiyle bu tercihin rasyonel olmayacağı değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa

AB’den Yunanistan ve İspanya’ya Ukrayna baskısı

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yetersiz askeri yardım sağladıkları gerekçesiyle Yunanistan ve İspanya’ya baskı yapmaya hazırlandığı bildirildi. Politico’ya konuşan bir Avrupalı diplomat, özellikle hava savunma füzesi tedarikine yeterli katkıyı sunmayan ülkelerin bu hafta İrlanda’daki toplantılarda baskıyla karşılaşacağını belirtti.

vrupa Birliği (AB), Ukrayna’ya sağlanan askeri yardımın yetersiz olduğu gerekçesiyle Yunanistan ve İspanya üzerindeki baskısını artırmaya hazırlanıyor.

Politico’nun bir Avrupalı diplomata dayandırdığı haberine göre, iki ülke bu hafta yapılacak temaslarda eleştiri ve baskıyla karşılaşacak.

Habere konuşan diplomat, “Ukrayna’ya önleme füzesi tedarikine kayda değer bir katkı sağlamayan Yunanistan ve İspanya gibi ülkeler, bu haftaki toplantılarda baskı görecek” ifadelerini kullandı.

Bu hafta İrlanda’da AB Savunma Konseyi toplantılarının yanı sıra üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılacağı gayriresmi bir toplantı düzenlenecek.

Politico’nun aktardığına göre toplantıların gündeminde hibrit tehditlerle mücadele, Ukrayna hava savunmasının güçlendirilmesi, Kiev için finansman mekanizmaları ve Avrupa Dış Eylem Servisi’nin reformu yer alıyor. Rusya ise Ukrayna’ya yönelik askeri yardımları kınamayı sürdürüyor.

Yunanistan’dan Patriot füzeleri talebi

Yunan gazetesi Kathimerini, Temmuz ayı ortasında yayımladığı haberde NATO ve AB ülkelerinin Ukrayna’ya Patriot hava savunma sistemi füzeleri verilmesi konusunda Atina’ya baskı uyguladığını yazmıştı.

Gazetenin aktardığı bilgilere göre Kiev, Yunanistan Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan Patriot sistemlerinden 200 adede kadar PAC-2 füzesi talep etti.

Ukrayna tarafı, 23 yıllık kullanımın ardından bu füzelerin bir bölümünün hizmet ömrünün sonuna yaklaştığını değerlendiriyor.

Kathimerini, Yunanistan’ın daha önce kullanım ömrünün sonuna yaklaşan Sea Sparrow ve Crotale füzelerini Kiev’e teslim ettiğini aktardı.

Buna karşılık Atina, diğer AB ülkelerinden gelen baskılara rağmen hava savunma sisteminde kullanılan S-300 füzelerini Ukrayna’ya göndermeyi reddetti.

İspanya ise Temmuz ayında El País gazetesinin hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre Ukrayna için Amerikan silahları alımına 50 milyon euro tahsis etme kararı aldı.

Bu tutarın geçen yıl kararlaştırılan 100 milyon euroya ek olduğu belirtildi.

Haberde paylaşılan verilere göre Madrid, Ukrayna’daki savaşın başlangıcından bu yana Kiev’e 3,795 milyar euroluk askeri yardım sağladı.

Bunun yanı sıra yaklaşık 9 bin Ukraynalı askere doğrudan İspanya’da eğitim verildi. Bu sayı, Avrupa ülkelerinde eğitilen toplam Ukrayna askeri personelinin yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor.

Öte yandan Avrupa Birliği, Nisan ayında Ukrayna için 90 milyar euroluk kredi paketini onaylamıştı.

Haziran ayında 3,2 milyar euroluk ilk dilim serbest bırakılırken, AB Konseyi Temmuz ayı sonunda Kiev’e yönelik destek kapsamında 8,3 milyar euroluk ilave kaynağı onayladı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Leyen: Çin ticaret konusundaki taahhütlerini yerine getirmeli

Yayınlanma

Ursula von der Leyen, Çin ile yürütülen görüşmelerin artan iktisadi dengesizlikleri gidermede başarısız olması halinde AB’nin ticaret savunma önlemlerini devreye sokmaya hazır olduğu uyarısında bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, Komisyon’un geçen yıl 30’dan fazla ticaret savunma soruşturması başlattığını ve bu rakamın tarihsel ortalamanın neredeyse üç katı olduğunu belirterek, halihazırda kabul edilen önlemlerin 600.000’den fazla Avrupalı istihdamını koruduğunu ve Brüksel’in “soruşturmaları önemli ölçüde artırdığını” ekledi.

Von der Leyen, Fransız İşverenler Federasyonu’nun (MEDEF) yıllık konferansı için bir araya gelen Fransız iş dünyası ve siyaset liderlerine hitaben, “Çin ile diyalog hâlâ gereklidir. Fakat bu diyalog sonuç vermeli ve diyalog yeterli olmadığında, elimizdeki araçları tam olarak kullanmaya hazır olmalıyız,” dedi.

Von der Leyen, Çin’in hâlâ “kilit bir iktisadi ortak” olduğunu belirterek ve AB’nin “bağları koparmadan riski azaltma” politikasını yineleyerek ölçülü bir üslup sergiledi.

Gelgelelim aynı zamanda, Pekin’in lehine giderek daha fazla kayan bir ticaret ilişkisinin çarpıcı bir tablosunu çizdi.

“Ortak olmak, kalıcı dengesizlikleri kabul etmek anlamına gelmez,” diyen Von der Leyen, AB’ye yapılan Çin ithalatının beş yıl içinde %45 arttığını, buna karşılık Avrupa’nın Çin’e ihracatının düştüğünü belirtti.

AB’nin Çin ile olan ticaret açığının günlük yaklaşık 1 milyar avroya ulaştığını ve bu yılın başında %10 daha arttığını belirtti.

İlk kez, 27 AB ülkesinin tamamı şu anda Çin ile ticaret açığı veriyor.

Bu açıklamalar, Brüksel ve Pekin’in geçtiğimiz yıl boyunca, özellikle Çin’in hızla artan ticaret fazlası ve üretimi Pekin’in hakim olduğu kritik malzemelere yönelik tedarik kısıtlamaları nedeniyle tırmanan ticaret gerilimlerini yatıştırmaya çalıştığı bir dönemde geldi.

Haziran ayında, AB Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič ile Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, ticaret ve yatırım istişareleri için yeni bir forumun da dahil edilmesiyle Ekim ayına kadar “somut sonuçlar” elde etmeyi amaçlayan görüşmeleri yoğunlaştırma konusunda anlaştı.

Avrupa hükümetleri, Pekin’e ne kadar agresif bir şekilde karşı çıkılacağı konusunda hâlâ bölünmüş durumda.

Fransa, “ticaret bazukası” olarak adlandırılan ve AB’nin en güçlü ticaret silahı olan zorlama karşıtı aracının kullanılması da dahil olmak üzere, daha sert ticaret koruma önlemleri alınması için baskı yapıyor.

Fakat Berlin gibi diğer başkentler, olası misilleme uyarısında bulunarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisiyle ekonomik bağları sürdürmenin önemini vurguladı.

Brüksel ayrıca şu anda AB şirketlerini tedarik zincirlerini Çin’den uzaklaştırarak çeşitlendirmeye zorlamayı amaçlayan “özel” bir araç geliştiriyor.

Bu adım, Pekin’in geçen yıl sözde nadir toprak elementlerine yönelik kapsamlı ihracat kontrolleri getirmesinin ardından geldi.

Bu durum AB yetkililerini endişelendirmiş ve birçok Batılı şirketi üretimi durdurmaya zorlamıştı.

Von der Leyen ayrıca, kritik hammaddeler konusunda Avrupa’nın Çin’e olan ağır bağımlılığına da dikkat çekerek, bloğun çeşitli kritik malzemelerin %80’inden fazlası ve bazı nadir toprak elementlerinin %90’ı için bu ülkeye güvendiğini belirtti.

Başkan, “Bu bağımlılığın bize karşı bir baskı aracı olarak kullanılabileceğini gördük,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Eski Altın Şafak liderlerinden Kasidiaris siyasete dönmeyi hedefliyor

Yayınlanma

Neo-Nazi Altın Şafak partisinin önde gelen isimlerinden İlias Kasidiaris’in yakında hapishaneden tahliye edilecek olması Atina’da baş ağrısına neden oluyor.

Kasidiaris, bir suç örgütü liderliği suçundan mahkum edildikten sonra yedi yıldır hapiste bulunuyor fakat siyasi faaliyetleri hiçbir zaman durmadı. 

Faşist lider hapishanede denetimli serbestlik süresince destekçileriyle bir araya geldi, mitingler düzenledi ve Telegram ile YouTube’da aktif olmaya devam etti.

Adı, yaz aylarında milyarder iş adamı Elon Musk’ın, Kasidiaris’in erken tahliye talebiyle ilgili olarak adalet sistemi tarafından haksız muamele gördüğünü gösteren bir paylaşımı kendi X hesabında yeniden paylaşması üzerine yeniden gündeme geldi.

Kasidiaris, önceki girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 2027’nin başlarında yapılması planlanan bir sonraki genel seçimlere katılmak için şu anda yasal bir yol arıyor.

İktidardaki Yeni Demokrasi (ND) tarafından getirilen mevzuata göre, üyeleri suç örgütü liderliği gibi ağır suçlardan hüküm giymiş partilerin seçimlere katılması yasaklanmıştı.

Ayrıca, bir partinin “gerçek” liderliğinin de incelenmesini gerektiren yasal kurallar mevcut; bu da, hüküm giymiş bir kişinin paravanı olarak işlev gören partilerin de engellenebileceği anlamına geliyor.

Kasidiaris, Eylül ortasında tahliye edilmesi beklenirken kısa süre önce, “Siyasete girişim, siyasi çevreler için bir sürpriz olacak. Hapishaneden çıktıktan hemen sonra bunu duyuracağım,” dedi.

Komşu Türkiye ile gerginliğin tırmanması ışığında, Kasidiaris’in olası dönüşünün öncelikle sağ partileri, özellikle de dış politikada sert bir tutum sergileyen partileri etkilemesi bekleniyor.

Yunan siyasetçiler Kasidiaris hakkında kamuoyu önünde konuşmaktan kaçınıyorlar fakat aşırı sağ görüşlere sahip seçmen kitlesinin hâlâ önemli bir büyüklükte olduğu konusunda uyarıyorlar.

Bununla birlikte, Kasidiaris’in siyasete geri dönmeyi başarabileceğinden şüphe duyuyorlar.

Bir Syriza milletvekili, isminin açıklanmaması koşuluyla, “Yürürlükte mahkeme kararları var ve Anayasa Mahkemesini atlatmak zor olacak,” dedi.

Altın Şafak, iktisadi krizin doruk noktasında olduğu 2012 yılında ilk kez Yunan Parlamentosuna girmişti.

2013 yılında Atina’da antifaşist müzisyen Pavlos Fissas’ın Altın Şafak üyesi Giorgos Roupakias tarafından öldürülmesi, parti hakkında adli soruşturma başlatılmasına yol açtı ve bu soruşturma sonunda parti, Ekim 2020’de suç örgütü olarak mahkum edildi.

Lideri Nikos Mihaloliakos ve Kasidiaris’in de aralarında bulunduğu yedi üst düzey Altın Şafak üyesi, örgütü yönetmekten suçlu bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English