Rusya
Ukrayna’nın Kursk saldırısı ne anlama geliyor?

Son haftalarda Kursk’ta topraklar işgal edilmiş ve Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşmanı idari sınırların dışına püskürtmek için kesin emirler vermişken, yeni Savunma Bakanı Andrey Belousov ordunun dijitalleştirilmesini zafere giden yolda atılacak ilk adım olarak ilan etti.
Ancak 12 Ağustos’ta Putin’in tonu —nihayet— değişti. Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, her zamanki stratejik yeniden toparlanma ve daha az stratejik olmayan geri çekilme stratejisinden uzaklaşmak zorunda kalacak.
Bu, özellikle, milyarder Oleg Deripaska’ya da bir cevap. Tokyo’daki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinde Rusya’yı resmi olarak temsil eden Deripaska, Nikkei Asia’ya verdiği mülakatta savaşın çılgınlık olduğunu, “iş dünyası için çok pahalıya mal olduğunu” ve yangının derhal ve koşulsuz olarak söndürülmesi gerektiğini ilan etti. Çıkarlarını savunduğu Batı’nın Kursk’taki saldırısının arifesinde yaptığı bu konuşmayı Kremlin ile ilişkileri hakkında şu şaşırtıcı açıklamayla bitirdi: “Ben onlara dokunmuyorum, onlar da bana dokunmuyor, siyaset yapmıyorum”.
Mantıken Putin’in yanıtı netti, “müzakere etmiyoruz”. Fakat Deripaska’ya sağlanan koruma, bu oligarkların pek çok ismini kıskançlıktan çatlatmış olsa gerek zira bu açıklamadan sonra bile Rusya’nın devlet medyası tarafından Sibirya’da okullar açtığı için övüldü.
Kısacası, Putin hedefi belirledi, ancak Rusya ordusunun yeniden yapılandırılması hala söz konusu değil, hatta tam aksi söz konusu. Dolayısıyla hedefe ulaşma meselesi son derece önemli hale geliyor. Beloussov, zafer için dört koşul öne sürdü, bunlardan sadece biri, sonuncusu, Genelkurmayın kalitesiyle alakalı. Yeni atanan bu bakanın bu savaşı “modern savaşlardan” biri olarak gördüğü gerçeğiyle başlamamız gerekiyor. Hayır, Suriye’den değil, orduların birbiriyle savaştığı Ukrayna’daki bu klasik savaştan bahsediyor. Ancak bu savaş, klasik savaşların geçmişte kaldığı yönündeki neoliberal öngörülerin başarısızlığının somut bir emsali.
İkinci koşul temel strateji sorununa değiniyor ama bu tuhaf bir şekilde insansız hava araçları ve robotların kullanımıyla sınırlı. Üçüncüsü daha da kötü: “Yapay zekâyı cephede kullanmak için etkili bir sistem kurmamız gerekiyor.”
Tam da orduları ve ülkeleri zayıflatmak ve Batılı kurumların gücüne boyun eğmelerini teminat altına almak için hazırlanan bu aldatmacayla “zafer” biraz uzak görünüyor.
Kısacası, 2008’deki Gürcistan savaşından bu yana Rusya ordusunu yavaş yavaş yok eden bu oldukça ilkel neoliberal vizyonda insan zekâsına yer yok. Mesele stratejik düşünce geliştirmek değil, bir yıllık zorunlu askerliğe geri dönmek bile değil.
Rusya toplumunun 30 yıllık neoliberal reformdan sonra hazır olmadığı yeni bir seferberlik hakkında mızmızlanan bireyci kaygısız modda endişelenmek yerine, askerlik hizmetini iki yıldan bir yıla indiren neoliberal zorunlu askerlik reformunu tersine çevirmek acil olacaktır. Ve gerçek bir askeri eğitimi yeniden tesis ederek —sadece insansız hava araçlarını ve robotları yönetmekten ya da programları, pardon “yapay zekâyı” kullanmaktan bahsetmiyorum— gerçek bir orduyu yeniden kurmak mümkün olacaktır.
Ancak bu verilmesi gereken ideolojik bir karar ve Belousov’un ortaya koyduğu neoliberal iktisadi çerçeveye hiç uymayan bir karar.
Sempozyum: Ukrayna’nın Rusya’ya girmesi esasen ne anlama geliyor?
On uzman, Kiev’in cüretkâr işgalinin savaş üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini değerlendirdi
15 Ağustos 2024
6 Ağustos’tan itibaren Ukrayna ordusu, doğudaki Kursk oblastında Rusya’ya karşı sürpriz bir sınır ötesi saldırı başlatarak savaşın mevcut gidişatını tersine çevirmiş gibi göründü.
Kiev, birliklerinin Rusya topraklarına 30 kilometreden fazla ilerleyerek 640 kilo2metrekarelik alanı kapsayan 74 yerleşim yeri ve kasabayı ele geçirdiğini ve 100’den fazla Rus savaş esirini aldığını iddia ediyor.
Moskova ise saldırıyı kabul etmekle birlikte çarşamba günü itibarıyla sınırın istikrara kavuştuğunu ve tartışmalı bölgelerde kontrolü ele geçirmek için aktif olarak savaştıklarını açıkladı. Bu arada savaşın üzerine sis perdesi çökmüş durumda ve Ukrayna’nın elde ettiği gerçek toprak kazanımları veya kayıplar hakkında resmi bir doğrulama yok.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyı “büyük çaplı bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ise bunun toprak tutmakla ilgili olmadığını, Kursk oblastından Ukrayna’ya dönük uzun menzilli füze saldırılarını durdurmak için orada bir “tampon bölge” oluşturarak Rusya’nın saldırılarını engellemeye çalıştıklarını belirtiyor.
Ukrayna’nın stratejisi, Rusya’nın reaksiyonu ve bunun savaşın geneli üzerindeki uzun vadeli etkileri —gelecekteki müzakere ihtimali, her iki tarafın moraline etkisi ve bu durumun ABD de dahil olmak üzere Ukrayna’nın destekçilerini cesaretlendirme potansiyeli— hakkında pek çok soru hâlâ belirsizliğini koruyor. Ayrıca bu hamle, Ukrayna tarafında zayıflayan savaş çabasını yeniden canlandırmaya yardımcı olabilir.
Bu nedenle, kapsamlı bir dış politika uzmanları grubuna şu soruyu yönelttik:
“Ukrayna’nın şu anda Rusya’nın Kursk oblastına gerçekleştirdiği saldırıların, savaşın geneli üzerindeki muhtemel etkisi nedir?”
Jasen J. Castillo, Monica Duffy Toft, Ivan Eland, Mark Episkopos, Lyle Goldstein, John Mearsheimer, Sumantra Maitra, Rajan Menon, Peter Rutland, Stephen Walt.
Jasen J. Castillo, Albritton Center for Grand Strategy Eş Direktörü, George H.W. Bush Yönetim Okulu, Texas A&M Üniversitesi
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bir kez daha Rusya’nın 2022’deki işgalinde göz ardı ettiği savaşma azmini ortaya koydu. Fakat bu saldırının askeri hedefi hâlâ muğlaklığını koruyor. Kısa vadede bu durum Ukrayna için bir PR başarısı ve Rusya için moral bozucu bir darbe. Kursk kumarı, Rusya’nın saldırıyı durdurmak için kuvvetlerini kaydırmasıyla Ukrayna savunması üzerindeki baskıyı da azaltabilir. Ancak uzun vadede, tehlikeli bir şekilde insan gücü ve teçhizat sıkıntısı çeken Ukrayna’nın, başka bölgelerde ihtiyaç duyabileceği seçkin birliklerini tüketmesinden endişe ediyorum. Yıpratma savaşında insan gücü ve teçhizat hayati önem taşır. Ukrayna’nın saldırısı, Batı’nın Almanya’nın 1944’te Müttefikleri şaşırtan, kazanımlar elde eden ve Bastogne Muharebesi’nde yenilgiyle sonuçlanarak aylar sonra Doğu Cephesinde ihtiyaç duyduğu insan gücü ve teçhizatı harcayan cüretkâr saldırısını hatırlatıyor.
Monica Duffy Toft, Uluslararası Politika Profesörü ve Fletcher Hukuk ve Diplomasi Okulu Stratejik Çalışmalar Merkezi Direktörü
Ukrayna’nın Rusya’ya gerçekleştirdiği saldırının muhtemel etkisi, iki eksende hissedilecek; biri maddi, diğeri psikolojik.
Maddi eksende, Ukrayna, Rusya’nın Ukrayna hedeflerine füze saldırıları düzenleme kabiliyetini geçici olarak zayıflatabilir; bunların en hassas olanları, Ukrayna’nın sivillerine kasıtlı ve sistematik olarak zarar vermeyi içeriyor. Fakat maddi anlamda kalıcı bir etki açısından çok fazla bir şey beklenemez. Ukrayna, Rusya’dan geri çekilmek zorunda kalacak ve hayatta kalan birlikleri ve teçhizatı, dinlenme ve yenileme sürecinin ardından, Ukrayna’nın Rusya ile olan cephesindeki diğer kritik bölgelere yeniden dağıtılacak.
En büyük etkinin psikolojik eksende olmasını bekleyebiliriz. Halihazırda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “büyük lider” olarak meşruiyeti, savaşın ilk haftalarında zarar görmüştü. Bu son saldırı daha da kötü, zira hiçbir lider, Rusya topraklarının kaybına, geçici bile olsa, liderlik edip itibarını koruyamaz.
Bununla beraber Putin, Rusların savaş hakkında ne öğrendiği konusunda benzeri görülmemiş bir kontrole sahip. Psikolojik etki en çok Ukrayna ve müttefikleri tarafından hissedilecek. Bu durum, küresel alanda dikkat yorgunluğunu hafifletecek. Aynı zamanda Batılı bağışçılara, Ukrayna’nın savaşabileceğini ve kazanabileceğini hatırlatarak silah ve mühimmat gönderme konusundaki fedakarlıklarının boşa gitmeyeceğini gösterecek.
Ivan Eland, Bağımsız Enstitü’nün Barış ve Özgürlük Merkezi Direktörü
Ukrayna, hedefinin Rusya’da ele geçirilen toprakları elinde tutmak olmadığını savunmasına rağmen, o zaman bu saldırının amacının ne olduğu sorulabilir. Bu saldırı, Rusya lideri Vladimir Putin’e Rusya’nın savunmasızlığını göstermek için tasarlanmış olabilir ama daha önceki baskınlar veya Rusya ve Kırım’a yönelik saldırılar zaten bunu ispat etmişti.
Taarruz harekatları yürütmek genelde savunmada olmaktan çok daha pahalıya mal olur; bu yüzden Ukrayna’nın, halihazırda zayıf olan savunma hatlarından kuvvetlerini çekerek belirsiz faydalar uğruna riskli bir saldırıya girişmesi mantıklı mı? Rusya’nın taarruzu zaten ilerleme kaydediyor ve Rusya, Ukrayna’dan sayıca ve silahça üstün olduğu için, ülke topraklarını savunmak için Ukrayna’daki taarruz güçlerini zayıflatmaya ihtiyaç duymayabilir. Ukrayna, herhangi bir ateşkes müzakeresinde Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarına karşılık olarak Rusya’da işgal ettiği toprakları takas etmeyi arzulayabilir ama Ukrayna, kendinden üstün kuvvetler tarafından kuşatılma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Mark Episkopos, Quincy Institute for Responsible Statecraft Avrasya Araştırma Görevlisi ve Marymount Üniversitesi Tarih Yardımcı Profesörü
Kursk taarruzu, Ukrayna’nın Rusya’nın zayıf sınır savunmalarından istifade ederek geniş toprakları —Kursk nükleer santrali de dahil olmak üzere— ilk 48 ila 72 saat içinde ele geçirebileceği varsayımına dayandırılmış gibi görünüyor. Bu da Moskova’yı bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakarak derhal bir ateşkese zorlayacak ve potansiyel olarak Ukrayna’nın şartlarıyla barış müzakerelerinin zeminini oluşturabilecek bir pazarlık kozu sunacaktı. Fakat Rusya, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin başlangıçtaki köprübaşını kayda değer ölçüde genişletme teşebbüslerini engellemiş gibi görünüyor ve Ukrayna, şu anda mücadele ettiği mütevazı toprakları bile uzun vadede elinde tutma kapasitesinden yoksun.
Kursk’taki cebi açık tutma çabalarının Ukrayna’ya stratejik herhangi bir fayda sağlaması muhtemel değil ve bu durum, Ukrayna savunmalarını zayıflatabilecek, Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki temas hatları boyunca Rusya kuvvetlerine fırsatlar yaratabilecek geniş ölçekli, sürekli bir asker ve teçhizat yatırımını gerektirecek.
Lyle Goldstein, Savunma Öncelikleri, Asya Gelişimi Direktörü ve Brown Üniversitesi Watson Kamu İşleri ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Misafir Profesörü
Kiev’in Rusya’nın Kursk oblastına yaptığı cüretkâr saldırı, Ukrayna’nın hâlâ önemli bir savaş kabiliyetine ve belli bir mücadele azmine sahip olduğunu gösteriyor. Şüphesiz ki bu harekât, Kremlin’i utandırmak ve savaş hakkındaki geleneksel anlatıyı dramatik bir şekilde değiştirmek gibi birincil amacına hizmet etti. Yine de bu yeni taarruzun ne kadar akıllıca olduğu konusunda meşru sorular sorulabilir. Saldıran tarafın kayıpları kaçınılmaz olarak yüksek, özellikle de Rusya’nın hâlâ ciddi bir ateş gücü üstünlüğüne sahip olduğu durumlarda. Bu da savaş hattının diğer bölgelerinde Rus kuvvetlerinin istismar edebileceği ciddi zayıflıklar yaratabilir. 2024’te konuya aşina çoğu Amerikalı stratejist, Ukrayna’ya güçlerini korumak için savunmada kalmasını ve dolayısıyla “uzun savaş” stratejisini benimsemesini tavsiye ediyordu. Ayrıca bu tür sembolik bir hamlenin barış müzakerelerini kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağı da net değil. Son olarak bu, genel tırmanış yönünde atılan bir başka yanlış adım.
John Mearsheimer, R. Wendell Harrison Seçkin Hizmet Profesörü, Chicago Üniversitesi ve Quincy Enstitüsü Misafir Araştırmacısı
Ukrayna’nın [Kursk’a] saldırısı, yenilgisini hızlandıracak büyük bir stratejik hataydı. Bir yıpratma savaşında başarının kilit belirleyicisi, Batılı yorumcuların takıntılı olduğu toprak ele geçirmek değil, kayıpları dengeleme oranıdır. Kursk saldırısındaki karşılıklı kayıpları oranı, iki nedenden ötürü kesin olarak Rusya’nın lehine. Birincisi, Ukrayna ordusu savunmasız toprakları etkin bir şekilde ele geçirdiği için Rusya’nın nispeten az sayıda kayıp yaşamasına neden oldu. İkincisi, saldırıdan haberdar olduktan sonra Moskova, açıkta olan ve vurulması kolay ilerleyen Ukrayna birliklerine karşı hızla büyük hava gücünü seferber etti. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, saldıran güçler pek çok asker ve teçhizatının büyük bir kısmını kaybetti.
Durumu daha da kötüleştiren bir unsur, Kiev’in doğu Ukrayna’daki cephe hatlarından, son derece ihtiyaç duyulan birinci sınıf muharip birlikleri çekerek bunları Kursk’taki taarruz gücünün bir parçası haline getirmesi. Bu hamle, halihazırda dengesiz olan karşılıklı kayıp oranını, kritik öneme sahip bu cephede daha da Rusya’nın lehine çeviriyor. Kursk baskınının ne kadar aptalca bir fikir olduğu göz önüne alındığında, Rusların şaşkına dönmesi şaşırtıcı değil.
Sumantra Maitra, American Ideas Institute Araştırma Direktörü, Sources of Russian Aggression kitabının yazarı
Eğer Ukrayna’nın savaşı Rusya’ya taşıması, ülkeyi zayıf bir pozisyondan müzakere etmeye zorlamak için yapıldıysa, bu başarısız olacaktır; zira Ukraynalılar bu hamleyi sürdürecek ve sonrasında işgal edecek insan gücüne sahip değil. Bu, Ukrayna’nın Batı’daki destekçileri açısından iyi bir PR zaferi ve Rusya’nın stratejik düşüncesinin ne kadar feci şekilde geri, beceriksiz ve Sovyet tarzında kaldığını gösteriyor ama Rusya’nın sayısal üstünlüğü devam edecektir.
Aynı zamanda bu hamle, Rusya’daki şahinleri cesaretlendirebilir, Rusya hükümetindeki radikalleri güçlendirebilir ve Putin’i, özellikle ABD’de yeni bir yönetim seçildikten sonra barış müzakerelerini zorlamaktan caydırabilir. Belki de bu, Ukrayna hükümetinin veya onlara tavsiyede bulunanların gerçek amacıydı. Ukrayna, bu sürecin altını oymakta başarılı oldu.
Rajan Menon, Defense Priorities Kıdemli Araştırmacısı ve New York City Üniversitesi/City College’da Powell Okulu’nda Anne ve Bernard Spitzer Uluslararası İlişkiler Fahri Başkanı
Ukrayna’nın Kursk hamlesi yaygın olarak —haklı bir şekilde— övüldü. Ancak kalıcı başarısı hâlâ belirsiz. General Aleksandr Sırskiy’in, Rusya topraklarını gelecekteki müzakerelerde takas etmek için elde tutmayı, Rusya kuvvetlerini Donetsk savaş alanlarından uzaklaştırmayı ya da Rusların 2022’den bu yana Ukraynalıların hissettiği acının bir kısmını hissetmelerini sağlamayı hedefleyip hedeflemediği belirsizliğini koruyor.
Rusya ısrarlı bir karşı taarruz başlattığında, Ukrayna, Kursk’taki askerlerini takviye etmek için gereken lojistik kapasiteleri, asker sayısını, ateş gücünü ve hava savunmasını toplayabilecek mi? Rusya, Donetsk’ten kuvvetlerini yeniden konuşlandırmak zorunda kalacak mı, şu ana kadar Harkov ve Kupyansk cephelerinden gelen hangi rezerv ve birlikleri kullandı? Yoksa Rusya, Ukrayna’nın Kursk taarruzunu boşa çıkararak mevcut coşkuyu, Ukrayna’nın başka yerlerde acilen ihtiyaç duyulan birlikleri Kursk’a gönderdiği için liderlerinin suçlandığı bir suçlama oyununa mı dönüştürecek? Bunu söylemek için henüz çok erken.
Peter Rutland, Wesleyan Üniversitesi Profesörü ve Colin and Nancy Campbell Kürsüsü Başkanı
Ukrayna’nın saldırısı, Putin’in Haziran 2023’teki Wagner kalkışmasından bu yana karşılaştığı en büyük meydan okuma. Bu, Yevgeniy Prigojin’in başat iddialarından birini —Rusya ordusunun komutanlarının yolsuzluğu ve beceriksizliği, saldırıyı öngörememeleri ve Ukraynalı işgalcileri defetmekte yavaş kalmaları— gözler önüne seriyor. Bu, Kremlin propagandasının bazı merkezi temalarını —Rusya’nın savaşı kazandığı ve Putin’in Rusları düşman bir dünyadan koruduğu iddiasını— da çürütüyor. Diğer yandan, çatışmaların Rusya topraklarına yayılması durumunda nükleer silah kullanma tehditlerinin de blöf olduğunu ortaya koyuyor. Baskının askeri maliyet ve faydalarından bağımsız olarak, bunun Kiev açısından siyasi bir zafer olduğu kesin.
Stephen Walt, Robert ve Renee Belfer Uluslararası İlişkiler Profesörü, Yale Üniversitesi
Ukrayna’nın Rusya’ya saldırısı, ülkenin moralini yükseltmek ve Batı’nın Kiev’e desteğini sürdürmesi için güven vermek amacıyla düzenlenen bir göz boyama eylemi ama savaşın sonucunu etkilemeyecek. Ukrayna kuvvetlerinin yaklaşık 1000 kilometrekarelik zayıf savunulan Rusya topraklarını ele geçirdiği bildiriliyor. Rusya’nın toplam kara kütlesi 17 milyon kilometrekareden fazla, bu da Ukrayna’nın şu anda Rusya’nın yüzde 0,00588’ini “kontrol ettiği” anlamına geliyor.
Mukayese edildiğinde, Rus birlikleri şu anda Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 20’sini işgal ediyor ve geçen yaz başarısız olan Ukrayna taarruzu, ülkenin bu bölgeleri geri almasının ne kadar zor olacağını gösteriyor. Bu saldırı, Putin açısından ufak bir utanç kaynağı olabilir [ve aynı zamanda Rusya’nın Avrupa’nın geri kalanını işgal etmek için fazlasıyla zayıf olduğuna dair ek bir kanıt], fakat Ukrayna’nın kaderi, bu operasyonla değil, Ukrayna’da olanlarla belirlenecek.
Rusya
Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.
Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.
Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.
Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.
Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.
İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.
Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.
Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.
Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.
Rusya
Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.
Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.
İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.
Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.
“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.
Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.
Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.
Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.
Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.
Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.
Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.
Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.
Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.
Rusya
Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.
Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.
RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.
Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.
Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.
Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.
RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.
Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.
Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.
Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.
Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”
Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.
Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.
Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.
Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı











