Bizi Takip Edin

Rusya

Ukrayna’nın Kursk saldırısı ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Son haftalarda Kursk’ta topraklar işgal edilmiş ve Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşmanı idari sınırların dışına püskürtmek için kesin emirler vermişken, yeni Savunma Bakanı Andrey Belousov ordunun dijitalleştirilmesini zafere giden yolda atılacak ilk adım olarak ilan etti.

Ancak 12 Ağustos’ta Putin’in tonu —nihayet— değişti. Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, her zamanki stratejik yeniden toparlanma ve daha az stratejik olmayan geri çekilme stratejisinden uzaklaşmak zorunda kalacak.

Bu, özellikle, milyarder Oleg Deripaska’ya da bir cevap. Tokyo’daki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinde Rusya’yı resmi olarak temsil eden Deripaska, Nikkei Asia’ya verdiği mülakatta savaşın çılgınlık olduğunu, “iş dünyası için çok pahalıya mal olduğunu” ve yangının derhal ve koşulsuz olarak söndürülmesi gerektiğini ilan etti. Çıkarlarını savunduğu Batı’nın Kursk’taki saldırısının arifesinde yaptığı bu konuşmayı Kremlin ile ilişkileri hakkında şu şaşırtıcı açıklamayla bitirdi: “Ben onlara dokunmuyorum, onlar da bana dokunmuyor, siyaset yapmıyorum”.

Mantıken Putin’in yanıtı netti, “müzakere etmiyoruz”. Fakat Deripaska’ya sağlanan koruma, bu oligarkların pek çok ismini kıskançlıktan çatlatmış olsa gerek zira bu açıklamadan sonra bile Rusya’nın devlet medyası tarafından Sibirya’da okullar açtığı için övüldü.

Kısacası, Putin hedefi belirledi, ancak Rusya ordusunun yeniden yapılandırılması hala söz konusu değil, hatta tam aksi söz konusu. Dolayısıyla hedefe ulaşma meselesi son derece önemli hale geliyor. Beloussov, zafer için dört koşul öne sürdü, bunlardan sadece biri, sonuncusu, Genelkurmayın kalitesiyle alakalı. Yeni atanan bu bakanın bu savaşı “modern savaşlardan” biri olarak gördüğü gerçeğiyle başlamamız gerekiyor. Hayır, Suriye’den değil, orduların birbiriyle savaştığı Ukrayna’daki bu klasik savaştan bahsediyor. Ancak bu savaş, klasik savaşların geçmişte kaldığı yönündeki neoliberal öngörülerin başarısızlığının somut bir emsali.

İkinci koşul temel strateji sorununa değiniyor ama bu tuhaf bir şekilde insansız hava araçları ve robotların kullanımıyla sınırlı. Üçüncüsü daha da kötü: “Yapay zekâyı cephede kullanmak için etkili bir sistem kurmamız gerekiyor.”

Tam da orduları ve ülkeleri zayıflatmak ve Batılı kurumların gücüne boyun eğmelerini teminat altına almak için hazırlanan bu aldatmacayla “zafer” biraz uzak görünüyor.

Kısacası, 2008’deki Gürcistan savaşından bu yana Rusya ordusunu yavaş yavaş yok eden bu oldukça ilkel neoliberal vizyonda insan zekâsına yer yok. Mesele stratejik düşünce geliştirmek değil, bir yıllık zorunlu askerliğe geri dönmek bile değil.

Rusya toplumunun 30 yıllık neoliberal reformdan sonra hazır olmadığı yeni bir seferberlik hakkında mızmızlanan bireyci kaygısız modda endişelenmek yerine, askerlik hizmetini iki yıldan bir yıla indiren neoliberal zorunlu askerlik reformunu tersine çevirmek acil olacaktır. Ve gerçek bir askeri eğitimi yeniden tesis ederek —sadece insansız hava araçlarını ve robotları yönetmekten ya da programları, pardon “yapay zekâyı” kullanmaktan bahsetmiyorum— gerçek bir orduyu yeniden kurmak mümkün olacaktır.

Ancak bu verilmesi gereken ideolojik bir karar ve Belousov’un ortaya koyduğu neoliberal iktisadi çerçeveye hiç uymayan bir karar.


Sempozyum: Ukrayna’nın Rusya’ya girmesi esasen ne anlama geliyor?

On uzman, Kiev’in cüretkâr işgalinin savaş üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini değerlendirdi

Responsible Statecraft

15 Ağustos 2024

6 Ağustos’tan itibaren Ukrayna ordusu, doğudaki Kursk oblastında Rusya’ya karşı sürpriz bir sınır ötesi saldırı başlatarak savaşın mevcut gidişatını tersine çevirmiş gibi göründü.

Kiev, birliklerinin Rusya topraklarına 30 kilometreden fazla ilerleyerek 640 kilo2metrekarelik alanı kapsayan 74 yerleşim yeri ve kasabayı ele geçirdiğini ve 100’den fazla Rus savaş esirini aldığını iddia ediyor.

Moskova ise saldırıyı kabul etmekle birlikte çarşamba günü itibarıyla sınırın istikrara kavuştuğunu ve tartışmalı bölgelerde kontrolü ele geçirmek için aktif olarak savaştıklarını açıkladı. Bu arada savaşın üzerine sis perdesi çökmüş durumda ve Ukrayna’nın elde ettiği gerçek toprak kazanımları veya kayıplar hakkında resmi bir doğrulama yok.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyı “büyük çaplı bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ise bunun toprak tutmakla ilgili olmadığını, Kursk oblastından Ukrayna’ya dönük uzun menzilli füze saldırılarını durdurmak için orada bir “tampon bölge” oluşturarak Rusya’nın saldırılarını engellemeye çalıştıklarını belirtiyor.

Ukrayna’nın stratejisi, Rusya’nın reaksiyonu ve bunun savaşın geneli üzerindeki uzun vadeli etkileri —gelecekteki müzakere ihtimali, her iki tarafın moraline etkisi ve bu durumun ABD de dahil olmak üzere Ukrayna’nın destekçilerini cesaretlendirme potansiyeli— hakkında pek çok soru hâlâ belirsizliğini koruyor. Ayrıca bu hamle, Ukrayna tarafında zayıflayan savaş çabasını yeniden canlandırmaya yardımcı olabilir.

Bu nedenle, kapsamlı bir dış politika uzmanları grubuna şu soruyu yönelttik:

“Ukrayna’nın şu anda Rusya’nın Kursk oblastına gerçekleştirdiği saldırıların, savaşın geneli üzerindeki muhtemel etkisi nedir?”

Jasen J. Castillo, Monica Duffy Toft, Ivan Eland, Mark Episkopos, Lyle Goldstein, John Mearsheimer, Sumantra Maitra, Rajan Menon, Peter Rutland, Stephen Walt.

Jasen J. Castillo, Albritton Center for Grand Strategy Eş Direktörü, George H.W. Bush Yönetim Okulu, Texas A&M Üniversitesi

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bir kez daha Rusya’nın 2022’deki işgalinde göz ardı ettiği savaşma azmini ortaya koydu. Fakat bu saldırının askeri hedefi hâlâ muğlaklığını koruyor. Kısa vadede bu durum Ukrayna için bir PR başarısı ve Rusya için moral bozucu bir darbe. Kursk kumarı, Rusya’nın saldırıyı durdurmak için kuvvetlerini kaydırmasıyla Ukrayna savunması üzerindeki baskıyı da azaltabilir. Ancak uzun vadede, tehlikeli bir şekilde insan gücü ve teçhizat sıkıntısı çeken Ukrayna’nın, başka bölgelerde ihtiyaç duyabileceği seçkin birliklerini tüketmesinden endişe ediyorum. Yıpratma savaşında insan gücü ve teçhizat hayati önem taşır. Ukrayna’nın saldırısı, Batı’nın Almanya’nın 1944’te Müttefikleri şaşırtan, kazanımlar elde eden ve Bastogne Muharebesi’nde yenilgiyle sonuçlanarak aylar sonra Doğu Cephesinde ihtiyaç duyduğu insan gücü ve teçhizatı harcayan cüretkâr saldırısını hatırlatıyor.

Monica Duffy Toft, Uluslararası Politika Profesörü ve Fletcher Hukuk ve Diplomasi Okulu Stratejik Çalışmalar Merkezi Direktörü

Ukrayna’nın Rusya’ya gerçekleştirdiği saldırının muhtemel etkisi, iki eksende hissedilecek; biri maddi, diğeri psikolojik.

Maddi eksende, Ukrayna, Rusya’nın Ukrayna hedeflerine füze saldırıları düzenleme kabiliyetini geçici olarak zayıflatabilir; bunların en hassas olanları, Ukrayna’nın sivillerine kasıtlı ve sistematik olarak zarar vermeyi içeriyor. Fakat maddi anlamda kalıcı bir etki açısından çok fazla bir şey beklenemez. Ukrayna, Rusya’dan geri çekilmek zorunda kalacak ve hayatta kalan birlikleri ve teçhizatı, dinlenme ve yenileme sürecinin ardından, Ukrayna’nın Rusya ile olan cephesindeki diğer kritik bölgelere yeniden dağıtılacak.

En büyük etkinin psikolojik eksende olmasını bekleyebiliriz. Halihazırda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “büyük lider” olarak meşruiyeti, savaşın ilk haftalarında zarar görmüştü. Bu son saldırı daha da kötü, zira hiçbir lider, Rusya topraklarının kaybına, geçici bile olsa, liderlik edip itibarını koruyamaz.

Bununla beraber Putin, Rusların savaş hakkında ne öğrendiği konusunda benzeri görülmemiş bir kontrole sahip. Psikolojik etki en çok Ukrayna ve müttefikleri tarafından hissedilecek. Bu durum, küresel alanda dikkat yorgunluğunu hafifletecek. Aynı zamanda Batılı bağışçılara, Ukrayna’nın savaşabileceğini ve kazanabileceğini hatırlatarak silah ve mühimmat gönderme konusundaki fedakarlıklarının boşa gitmeyeceğini gösterecek.

Ivan Eland, Bağımsız Enstitü’nün Barış ve Özgürlük Merkezi Direktörü

Ukrayna, hedefinin Rusya’da ele geçirilen toprakları elinde tutmak olmadığını savunmasına rağmen, o zaman bu saldırının amacının ne olduğu sorulabilir. Bu saldırı, Rusya lideri Vladimir Putin’e Rusya’nın savunmasızlığını göstermek için tasarlanmış olabilir ama daha önceki baskınlar veya Rusya ve Kırım’a yönelik saldırılar zaten bunu ispat etmişti.

Taarruz harekatları yürütmek genelde savunmada olmaktan çok daha pahalıya mal olur; bu yüzden Ukrayna’nın, halihazırda zayıf olan savunma hatlarından kuvvetlerini çekerek belirsiz faydalar uğruna riskli bir saldırıya girişmesi mantıklı mı? Rusya’nın taarruzu zaten ilerleme kaydediyor ve Rusya, Ukrayna’dan sayıca ve silahça üstün olduğu için, ülke topraklarını savunmak için Ukrayna’daki taarruz güçlerini zayıflatmaya ihtiyaç duymayabilir. Ukrayna, herhangi bir ateşkes müzakeresinde Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarına karşılık olarak Rusya’da işgal ettiği toprakları takas etmeyi arzulayabilir ama Ukrayna, kendinden üstün kuvvetler tarafından kuşatılma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Mark Episkopos, Quincy Institute for Responsible Statecraft Avrasya Araştırma Görevlisi ve Marymount Üniversitesi Tarih Yardımcı Profesörü

Kursk taarruzu, Ukrayna’nın Rusya’nın zayıf sınır savunmalarından istifade ederek geniş toprakları —Kursk nükleer santrali de dahil olmak üzere— ilk 48 ila 72 saat içinde ele geçirebileceği varsayımına dayandırılmış gibi görünüyor. Bu da Moskova’yı bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakarak derhal bir ateşkese zorlayacak ve potansiyel olarak Ukrayna’nın şartlarıyla barış müzakerelerinin zeminini oluşturabilecek bir pazarlık kozu sunacaktı. Fakat Rusya, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin başlangıçtaki köprübaşını kayda değer ölçüde genişletme teşebbüslerini engellemiş gibi görünüyor ve Ukrayna, şu anda mücadele ettiği mütevazı toprakları bile uzun vadede elinde tutma kapasitesinden yoksun.

Kursk’taki cebi açık tutma çabalarının Ukrayna’ya stratejik herhangi bir fayda sağlaması muhtemel değil ve bu durum, Ukrayna savunmalarını zayıflatabilecek, Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki temas hatları boyunca Rusya kuvvetlerine fırsatlar yaratabilecek geniş ölçekli, sürekli bir asker ve teçhizat yatırımını gerektirecek.

Lyle Goldstein, Savunma Öncelikleri, Asya Gelişimi Direktörü ve Brown Üniversitesi Watson Kamu İşleri ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Misafir Profesörü

Kiev’in Rusya’nın Kursk oblastına yaptığı cüretkâr saldırı, Ukrayna’nın hâlâ önemli bir savaş kabiliyetine ve belli bir mücadele azmine sahip olduğunu gösteriyor. Şüphesiz ki bu harekât, Kremlin’i utandırmak ve savaş hakkındaki geleneksel anlatıyı dramatik bir şekilde değiştirmek gibi birincil amacına hizmet etti. Yine de bu yeni taarruzun ne kadar akıllıca olduğu konusunda meşru sorular sorulabilir. Saldıran tarafın kayıpları kaçınılmaz olarak yüksek, özellikle de Rusya’nın hâlâ ciddi bir ateş gücü üstünlüğüne sahip olduğu durumlarda. Bu da savaş hattının diğer bölgelerinde Rus kuvvetlerinin istismar edebileceği ciddi zayıflıklar yaratabilir. 2024’te konuya aşina çoğu Amerikalı stratejist, Ukrayna’ya güçlerini korumak için savunmada kalmasını ve dolayısıyla “uzun savaş” stratejisini benimsemesini tavsiye ediyordu. Ayrıca bu tür sembolik bir hamlenin barış müzakerelerini kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağı da net değil. Son olarak bu, genel tırmanış yönünde atılan bir başka yanlış adım.

John Mearsheimer, R. Wendell Harrison Seçkin Hizmet Profesörü, Chicago Üniversitesi ve Quincy Enstitüsü Misafir Araştırmacısı

Ukrayna’nın [Kursk’a] saldırısı, yenilgisini hızlandıracak büyük bir stratejik hataydı. Bir yıpratma savaşında başarının kilit belirleyicisi, Batılı yorumcuların takıntılı olduğu toprak ele geçirmek değil, kayıpları dengeleme oranıdır. Kursk saldırısındaki karşılıklı kayıpları oranı, iki nedenden ötürü kesin olarak Rusya’nın lehine. Birincisi, Ukrayna ordusu savunmasız toprakları etkin bir şekilde ele geçirdiği için Rusya’nın nispeten az sayıda kayıp yaşamasına neden oldu. İkincisi, saldırıdan haberdar olduktan sonra Moskova, açıkta olan ve vurulması kolay ilerleyen Ukrayna birliklerine karşı hızla büyük hava gücünü seferber etti. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, saldıran güçler pek çok asker ve teçhizatının büyük bir kısmını kaybetti.

Durumu daha da kötüleştiren bir unsur, Kiev’in doğu Ukrayna’daki cephe hatlarından, son derece ihtiyaç duyulan birinci sınıf muharip birlikleri çekerek bunları Kursk’taki taarruz gücünün bir parçası haline getirmesi. Bu hamle, halihazırda dengesiz olan karşılıklı kayıp oranını, kritik öneme sahip bu cephede daha da Rusya’nın lehine çeviriyor. Kursk baskınının ne kadar aptalca bir fikir olduğu göz önüne alındığında, Rusların şaşkına dönmesi şaşırtıcı değil.

Sumantra Maitra, American Ideas Institute Araştırma Direktörü, Sources of Russian Aggression kitabının yazarı

Eğer Ukrayna’nın savaşı Rusya’ya taşıması, ülkeyi zayıf bir pozisyondan müzakere etmeye zorlamak için yapıldıysa, bu başarısız olacaktır; zira Ukraynalılar bu hamleyi sürdürecek ve sonrasında işgal edecek insan gücüne sahip değil. Bu, Ukrayna’nın Batı’daki destekçileri açısından iyi bir PR zaferi ve Rusya’nın stratejik düşüncesinin ne kadar feci şekilde geri, beceriksiz ve Sovyet tarzında kaldığını gösteriyor ama Rusya’nın sayısal üstünlüğü devam edecektir.

Aynı zamanda bu hamle, Rusya’daki şahinleri cesaretlendirebilir, Rusya hükümetindeki radikalleri güçlendirebilir ve Putin’i, özellikle ABD’de yeni bir yönetim seçildikten sonra barış müzakerelerini zorlamaktan caydırabilir. Belki de bu, Ukrayna hükümetinin veya onlara tavsiyede bulunanların gerçek amacıydı. Ukrayna, bu sürecin altını oymakta başarılı oldu.

Rajan Menon, Defense Priorities Kıdemli Araştırmacısı ve New York City Üniversitesi/City College’da Powell Okulu’nda Anne ve Bernard Spitzer Uluslararası İlişkiler Fahri Başkanı

Ukrayna’nın Kursk hamlesi yaygın olarak —haklı bir şekilde— övüldü. Ancak kalıcı başarısı hâlâ belirsiz. General Aleksandr Sırskiy’in, Rusya topraklarını gelecekteki müzakerelerde takas etmek için elde tutmayı, Rusya kuvvetlerini Donetsk savaş alanlarından uzaklaştırmayı ya da Rusların 2022’den bu yana Ukraynalıların hissettiği acının bir kısmını hissetmelerini sağlamayı hedefleyip hedeflemediği belirsizliğini koruyor.

Rusya ısrarlı bir karşı taarruz başlattığında, Ukrayna, Kursk’taki askerlerini takviye etmek için gereken lojistik kapasiteleri, asker sayısını, ateş gücünü ve hava savunmasını toplayabilecek mi? Rusya, Donetsk’ten kuvvetlerini yeniden konuşlandırmak zorunda kalacak mı, şu ana kadar Harkov ve Kupyansk cephelerinden gelen hangi rezerv ve birlikleri kullandı? Yoksa Rusya, Ukrayna’nın Kursk taarruzunu boşa çıkararak mevcut coşkuyu, Ukrayna’nın başka yerlerde acilen ihtiyaç duyulan birlikleri Kursk’a gönderdiği için liderlerinin suçlandığı bir suçlama oyununa mı dönüştürecek? Bunu söylemek için henüz çok erken.

Peter Rutland, Wesleyan Üniversitesi Profesörü ve Colin and Nancy Campbell Kürsüsü Başkanı

Ukrayna’nın saldırısı, Putin’in Haziran 2023’teki Wagner kalkışmasından bu yana karşılaştığı en büyük meydan okuma. Bu, Yevgeniy Prigojin’in başat iddialarından birini —Rusya ordusunun komutanlarının yolsuzluğu ve beceriksizliği, saldırıyı öngörememeleri ve Ukraynalı işgalcileri defetmekte yavaş kalmaları— gözler önüne seriyor. Bu, Kremlin propagandasının bazı merkezi temalarını —Rusya’nın savaşı kazandığı ve Putin’in Rusları düşman bir dünyadan koruduğu iddiasını— da çürütüyor. Diğer yandan, çatışmaların Rusya topraklarına yayılması durumunda nükleer silah kullanma tehditlerinin de blöf olduğunu ortaya koyuyor. Baskının askeri maliyet ve faydalarından bağımsız olarak, bunun Kiev açısından siyasi bir zafer olduğu kesin.

Stephen Walt, Robert ve Renee Belfer Uluslararası İlişkiler Profesörü, Yale Üniversitesi

Ukrayna’nın Rusya’ya saldırısı, ülkenin moralini yükseltmek ve Batı’nın Kiev’e desteğini sürdürmesi için güven vermek amacıyla düzenlenen bir göz boyama eylemi ama savaşın sonucunu etkilemeyecek. Ukrayna kuvvetlerinin yaklaşık 1000 kilometrekarelik zayıf savunulan Rusya topraklarını ele geçirdiği bildiriliyor. Rusya’nın toplam kara kütlesi 17 milyon kilometrekareden fazla, bu da Ukrayna’nın şu anda Rusya’nın yüzde 0,00588’ini “kontrol ettiği” anlamına geliyor.

Mukayese edildiğinde, Rus birlikleri şu anda Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 20’sini işgal ediyor ve geçen yaz başarısız olan Ukrayna taarruzu, ülkenin bu bölgeleri geri almasının ne kadar zor olacağını gösteriyor. Bu saldırı, Putin açısından ufak bir utanç kaynağı olabilir [ve aynı zamanda Rusya’nın Avrupa’nın geri kalanını işgal etmek için fazlasıyla zayıf olduğuna dair ek bir kanıt], fakat Ukrayna’nın kaderi, bu operasyonla değil, Ukrayna’da olanlarla belirlenecek.

Ukrayna’nın Kursk’taki “yalnız kurt” karşı saldırısı

Rusya

Rusya Maden Rezervleri Komisyonu Başkanı rüşvetten mahkemeye çıkıyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı. Soruşturma Komitesinin yürüttüğü dosya kapsamında mahkeme Şpurov’un tutuklanma talebini görüşürken, ilgili maddeden 15 yıla kadar hapis cezası istenebiliyor.

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu (GKZ) Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı.

RBK medya kuruluşuna konuşan kolluk kuvvetlerindeki kaynaklar, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesinin 2 Ekim günü müfettişlerin Şpurov hakkında talep ettiği tutuklama başvurusunu değerlendireceğini aktardı.

Rusya Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca suçlanan GKZ başkanının karşı karşıya olduğu en yüksek ceza 15 yıl hapis olarak öngörülüyor.

Federal Maden Kullanım Ajansı (Rosnedra), Şpurov hakkında soruşturma işlemlerinin sürdüğünü doğruladı.

Kurumdan yapılan açıklamada, “Şu anda soruşturma işlemleri yürütülüyor. Rosnedra, kolluk kuvvetlerine gerekli yardımı sağlıyor” ifadelerine yer verildi.

Maden rezervlerinin onayından sorumlu tepe kurum

Rosnedra bünyesinde devlet ekspertiz organı olarak faaliyet gösteren GKZ, kullanıma sunulan maden sahalarının rezervleri ile jeolojik, ekonomik ve çevresel verilerinin resmi incelemesini yürütüyor.

Kurum aynı zamanda maden rezervlerini inceleyen ve onaylayan yetkili komisyonlara organizasyonel ve metodolojik destek veriyor.

1964 yılında Tümen’de doğan İgor Şpurov, 1987’de Tümen Endüstri Enstitüsünden maden mühendisi olarak mezun oldu.

1985 ile 1999 yılları arasında SibNİİNP bünyesinde Samotlor petrol sahasının geliştirilmesi projelerinde görev alan Şpurov, 1999 ve 2000 yıllarında aynı sahanın jeoloji ve geliştirme departmanı direktörlüğünü yürüttü. Şpurov, Aralık 2013’te GKZ genel müdürlüğü görevine atanmıştı.

Uzak Doğu’da da maden yetkilileri tutuklanmıştı

Rusya’da maden sahalarına ilişkin rüşvet soruşturmaları daha önce de üst düzey bürokratları hedef almıştı.

Şubat ayında Primorskiy Krayı’ndaki mahkeme, Uzak Doğu Federal Bölgesi Maden Kullanım Departmanı Başkanı Dmitriy Tsukanov ile yardımcısı Artem Neveselıy hakkında rüşvet suçlamasıyla tutuklama kararı vermişti.

Soruşturma makamlarına göre Tsukanov, değeri 17,5 milyon rubleyi aşan bir Lexus LX600 marka otomobili rüşvet olarak kabul etti. Tsukanov’un ticari bir şirketin temsilcisine kurumsal bilgileri aktardığı ve Magadan bölgesindeki maden arama ile işletme ruhsatının lehte koşullarla verilmesini sağladığı öne sürülüyor.

Yardımcısı Neveselıy ise jeolojik araştırma lisansının uzatılmasına aracılık etmek ve gizli bilgileri sızdırmak karşılığında aracılar üzerinden 350 bin ruble almakla suçlanıyor. Söz konusu davada rüşveti veren kişinin de tutuklandığı bildirildi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.

TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.

Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.

Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.

Dört rafineriye saldırı düzenlendi

Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.

Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.

Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.

Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.

Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.

Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Yayınlanma

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.

Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.

Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.

Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.

Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.

Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.

Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.

Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.

Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.

Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.

Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.

Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.

Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.

Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.

Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English