Amerika
Vance’in yakın dostu: Trump’ın Ukrayna müzakerelerindeki yeni adamı Daniel Driscoll kimdir?

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Daniel Driscoll, son günlerde Ukrayna krizinin çözümünde baş müzakereci pozisyonuna yükseldi.
Diplomasiyle doğrudan bir geçmişi bulunmayan Driscoll, Kiev ve Avrupa ile yürütülen temaslarda Keith Kellogg’un yerini alarak sürecin bir numaralı aktörü haline geldi.
Kuzey Carolina’da 1985 veya 1986 yıllarında doğan Daniel Driscoll, asker kökenli bir aileden geliyor. Babası Vietnam’da görev yapan, dedesi ise İkinci Dünya Savaşı’nda şifre çözücü olarak çalışan Driscoll, 2007 yılında Kuzey Carolina Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.
Üniversitenin hemen ardından orduya katılarak zırhlı birliklerde görev aldı. 2009-2010 yıllarında ABD’nin Irak operasyonuna katılan Driscoll, buradaki hizmetleri nedeniyle ordu övünç madalyası ve muharebe eylem rozeti ile ödüllendirildi.
Ordudan 2011 yılında kıdemli üsteğmen rütbesiyle ayrılan Driscoll, gazi haklarından yararlanarak Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi.
Burada, kendisi gibi Irak’ta görev yapmış olan ve üniversitenin gazi birliğini yöneten sınıf arkadaşı JD Vance ile yakın bir dostluk kurdu. Öğrencilik yıllarında Senato’daki Gaziler Komisyonunda staj yaptı.
Eğitimini 2014’te tamamlayan Driscoll, BlackArch Partners adlı yatırım bankasında çalışmaya başladı ve kariyerini risk sermayesi alanında sürdürdü.
Siyasete ilk adımını 2020 yılında atmaya çalıştı ancak Kuzey Carolina’daki Cumhuriyetçi ön seçimlerinde oyların yüzde 9’undan azını alarak başarısız oldu.
2024 yılına gelindiğinde cerrah eşi ve iki çocuğuyla birlikte Kaliforniya’ya taşınmıştı. Ailesiyle İsviçre’de tatil yaptığı sırada eski dostu JD Vance’ten gelen bir telefon kariyerinin seyrini değiştirdi.
Başkan yardımcısı adayı olduğunu bildiren Vance, Driscoll’e seçim kampanyasında kıdemli danışman olarak görev almasını teklif etti.
En genç Kara Kuvvetleri Komutanı
Donald Trump’ın seçim zaferinin ardından, aralık ayında Vance’in tavsiyesiyle ABD’nin 26. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak aday gösterildi.
Ertesi yılın şubat ayında Senato tarafından göreve kabul edilen Driscoll, 38 yaşında bu göreve gelen en genç isim oldu.
Adaylığı, oğlu Driscoll ile Yale’de sınıf arkadaşı olan Demokrat Senatör Richard Blumenthal tarafından da kamuoyu önünde desteklendi.
Senato oturumunda yaş konusuna değinen Driscoll, “Bu görevi üstlenenlerin çoğundan çok daha genç olduğumun farkındayım. Fakat bu, birlikte hizmet ettiğim pek çok kişinin hala silahlı kuvvetler bünyesinde olduğu anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Aynı yılın nisan ayında Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu’nun (ATF) başına da getirildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yapısı içinde yer alan Kara Kuvvetleri Komutanlığı; bütçe, personel politikası, lojistik ve modernizasyon süreçlerinden sorumlu sivil bir makam olarak işliyor.
Driscoll bu görevde, 1 milyondan fazla düzenli ordu, yedek ve Ulusal Muhafız personelinin yanı sıra 330 bini aşkın sivil çalışanı yönetiyor.
Time dergisine göre Driscoll, Trump’ın Ulusal Muhafızları Washington’a ve Demokratların kontrolündeki diğer büyük şehirlere konuşlandırma kararını aktif şekilde destekledi.
Trump’ın “dron adamı”
Donald Trump, Driscoll’ü “dron adamı” olarak nitelendiriyor. İnsansız hava araçlarının (İHA) 21. yüzyıl savaşlarında mutlak hakimiyet kuracağını savunan Driscoll, bu teknolojinin kara kuvvetlerinin tüm birimlerine entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Onun liderliğinde, askeriye ve özel şirketlerin dron üretimi konusunda ortaklık yapmasını öngören SkyFoundry programı başlatıldı.
Bu ayın başında Reuters’a konuşan Driscoll, ABD ordusunun önümüzdeki iki-üç yıl içinde en az 1 milyon İHA satın almayı planladığını açıkladı.
Ayrıca 16 Kasım’da yaptığı açıklamada, ordunun yaklaşan Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası öncesinde polisle iş birliği yaparak dron tehditlerine karşı önlem almakla görevlendirildiğini duyurdu.
Driscoll, 19 Kasım’da Kiev’e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Associated Press’e göre gezinin asıl amacı, Ukrayna ile dron teknolojileri ve otonom mühimmat üretimi konusunda bir takas anlaşması görüşmekti.
Fakat ziyaretten sadece bir hafta önce Trump’tan beklenmedik bir talimat aldı: Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için müzakereleri yeniden başlatmak ve fiilen başkanın özel temsilcisi olmak.
Resmi olarak bu görevi emekli General Keith Kellogg yürütmeye devam etse de Politico’nun aktardığına göre Kellogg, mart ayı itibarıyla barış sürecinden büyük ölçüde dışlanmış durumdaydı ve yeni çözüm planının hazırlanmasına katılmadı.
Kellogg, geçtiğimiz haftalarda Beyaz Saray’a 2026 yılının ocak ayında istifa edeceğini bildirmişti.
JD Vance ile yakın dost
The Guardian, Driscoll’ün yükselişini JD Vance ve çevresinin mevcut yönetimin dış politikası üzerindeki artan etkisine bağlıyor. Başkan Yardımcısı Vance, yeni çözüm planını aktif olarak destekliyor ve eleştirenlerin sahadaki gerçekliği anlamadığını savunuyor.
Vance, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Barış, başarısız diplomatlar veya hayal dünyasında yaşayan politikacılar tarafından değil, gerçek dünyada yaşayan pragmatistler tarafından sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Politico‘nun kaynakları, Driscoll’ün sadece Vance ile olan dostluğu sayesinde değil, kişisel yetenekleriyle de öne çıktığını belirtiyor.
Bir kaynak, “Aday gösterilmeden önce Başkan Yardımcısı dışında Trump’ın çevresiyle neredeyse hiç bağlantısı yoktu. Ancak geçen bir yıl içinde Beyaz Saray’ın Batı Kanadı’nda sağlam ilişkiler kurdu ve kıdemli çalışanların saygısını kazandı” değerlendirmesinde bulundu.
Cenevre ve Abu Dabi’de yoğun temaslar
Yeni yetkileriyle donatılan Driscoll, önce Avrupa’daki müttefikler için bir dizi brifing düzenledi, ardından Kiev’e giderek Ukrayna Devlet Başkanı’na ABD yönetiminin 28 maddelik yeni barış planını sundu.
Geçtiğimiz hafta sonu Cenevre’de Ukraynalı ve Avrupalı yetkililerle bir araya gelerek belgenin güncellenmiş versiyonu üzerinde uzlaşı sağladı.
Axios’un haberine göre, tartışılan taslağı hazırlayan ABD heyetinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve başkanın damadı Jared Kushner de yer aldı.
Cenevre görüşmelerinin ardından heyetin diğer üyeleri ABD’ye dönerken, Driscoll rotasını Abu Dabi’ye çevirdi. Burada iki gün boyunca Rusya ve Ukrayna temsilcileriyle istişarelerde bulundu.
Axios verilerine göre, Amerikalı bakanın gelişi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) başka bir gündemle bulunması gereken Ukrayna ve Rusya askeri istihbarat şeflerini hazırlıksız yakaladı.
Driscoll’ün basın sözcüsü Jeff Tolbert, bakanın bu görüşmelerde Beyaz Saray ile yakın koordinasyon içinde hareket ettiğini bildirdi.
CNN’e konuşan ve sürece aşina bir kaynak, Driscoll’ün her adımını Vance ve Witkoff ile uyumlu şekilde attığını belirterek, “Her şey baş döndürücü bir hızla gelişti ve sadece aralarındaki sınırsız güven hareket etmelerine olanak sağladı” dedi.
CBS News’e göre Ukrayna, Cenevre’deki görüşmeler sonucunda ortaya çıkan taslak anlaşmanın ana maddelerini kabul etti. Trump’ın da Driscoll’ün performansından memnun olduğu görülüyor.
Sosyal medya platformu Truth Social üzerinden açıklama yapan Trump, ekibinin çözüm konusunda “muazzam bir ilerleme kaydettiğini” duyurdu.
Trump ayrıca Driscoll’ün önümüzdeki günlerde Ukrayna tarafıyla yeniden görüşeceğini, Witkoff’un ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geleceğini belirtti.
Avrupalı diplomatlara toplantıda küfür etmiş
Financial Times, Driscoll’ün müzakere tarzını “sert” olarak nitelendiriyor. İddiaya göre Driscoll, Avrupalı diplomatlarla yaptığı bir toplantıda küfürlü ifadeler kullandı ve ABD yönetiminin barışın bir an önce sağlanmasını istediğini keskin bir dille vurguladı.
Toplantıda “Bu pisliği bitirmemiz lazım” dediği öne sürülen Driscoll’ün üslubu, ismini gizli tutan bir katılımcı tarafından “tiksinti verici” olarak tanımlandı.
Amerika
Telegram kısa linklerinin kesilme nedeni ABD yaptırımları

Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa link hizmetinde yaşanan erişim kesintisinin, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin yaptırım kuralları nedeniyle gerçekleştiği açıklandı. Karadağ merkezli “.me” alan adı yöneticisi, Telegram kurucusu Pavel Durov’un çağrısı üzerine yaptığı açıklamada, hizmetin yaptırım uyumu sebebiyle geçici olarak durdurulduğunu ve sorunun giderilerek erişimin yeniden sağlandığını bildirdi.
Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa linklerinin tarayıcılarda açılmamasıyla başlayan küresel erişim sorununun arkasından ABD yaptırımları çıktı.
Karadağ’ın ulusal internet alan adı olan “.me” uzantısının yöneticileri, Telegram kurucusu Pavel Durov’a verdikleri yanıtta kesintinin ABD Hazine Bakanlığı taleplerinden kaynaklandığını bildirdi.
Telegram kurucusu Pavel Durov, sosyal medya platformu X üzerinden Karadağ alan adı tescil kuruluşuna seslenerek, “t.me linki çalışmayı durdurdu. Buna bir bakabilir misiniz?” çağrısında bulundu.
Yetkili kurumun X hesabından Durov’a verilen yanıtta, “Sabrınız için teşekkür ederiz. t.me adresinin faaliyeti, OFAC kurallarına uyum çerçevesinde geçici olarak durduruldu ancak servis şu an yeniden erişime açıldı” ifadeleri kullanıldı.
OFAC, ABD Hazine Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve ABD’nin ulusal güvenliği ile dış politikasına tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancı ülkeler, rejimler, şirketler ve kişilere yönelik ekonomik yaptırımları yöneten Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi olarak biliniyor.
Erişim kesintisi öncesinde, tarayıcılar üzerinden Telegram kanallarına, paylaşımlara ve kullanıcı profillerine yönlendiren kısa linkler açılmıyordu.
Rus teknoloji portalı Kod Durova, sorunun alan adının DNS sisteminden çıkarılmasına yol açan “serverHold” statüsünden kaynaklandığını duyurdu.
Rus bilişim şirketi Timeweb’in Genel Müdürü Andrey Başirov da t.me alan adının Karadağ’ın ulusal internet bölgesinde yer aldığını, sorunun alan adı sahibi kuruluştan kaynaklanması nedeniyle adresin DNS sisteminin dışına çıkarıldığını teyit etti.
TechCrunch internet sitesinin siber güvenlik uzmanı John Aragon’un değerlendirmelerine dayandırdığı analizine göre, t.me adresinin durdurulması, ABD Hazine Bakanlığının fidye yazılımı saldırılarında kullanıldığı belirtilen bir VPN sağlayıcısını yaptırım listesine aldığı günle eş zamanlı gerçekleşti. ABD’nin yaptırım listesinde (SDN) ilgili servisin Telegram kanalının bağlantı adresi de yer alıyordu.
Alan adı kayıt otoritesinin, listedeki spesifik bağlantıyı engellemek yerine yaptırım kurallarına uyum sağlama gerekçesiyle Telegram’a ait tüm t.me alan adının faaliyetini askıya aldığı değerlendiriliyor.
Amerika
ABD bankacılık sektörü stabil kripto paralara karşı birleşti

ABD bankacılık sektörü, Senatoya gönderdikleri ortak mektupta dijital varlık piyasasını düzenleyen CLARITY Act yasa tasarısının sıkılaştırılmasını isteyerek stabil kripto paralara faiz ve getiri yasağı getirilmesini talep etti. Sektör temsilcileri, mevcut tasarıdaki boşlukların stabil kripto paraların mevduat alternatifi olarak kullanılmasına yol açabileceğini ve bankalardan fon çıkışını tetikleyebileceğini vurguladı.
ABD bankacılık sektörü temsilcileri, kripto para piyasasını düzenlemeyi hedefleyen Dijital Varlık Piyasasında Şeffaflık Yasası (CLARITY Act) tasarısındaki stabil kripto paralara ilişkin getiri hükümlerinin sıkılaştırılması için senatörlere çağrıda bulundu.
Beyaz Saray tarafından bir yılı aşkın süredir desteklenen ve kripto para şirketlerine geniş olanaklar tanıyan yasa tasarısı, geleneksel finans temsilcilerinin güçlü direnciyle karşılaşıyor.
Amerikan Bankacılar Birliği (ABA), Amerika Bağımsız Bölgesel Bankacılar Birliği (ICBA) ve 76 eyalet bankacılık derneği tarafından Senato liderliğine gönderilen ortak mektupta, stabil kripto paralara yönelik ödül ve getiri sağlayan mevcut ifadelerin çok belirsiz olduğu savunuldu.
Bankalar, stabil kripto paraların banka mevduatlarının yerine geçmesini önleyecek değişikliklerin tasarıya eklenmesini talep etti.
Açıklamada, “Tasarıdaki belirsizlik, kongrenin stabil kripto paraların bir değer saklama aracı değil, yalnızca bir ödeme aracı olarak hizmet etmesi gerektiği yönündeki uzun süredir devam eden net duruşuna rağmen, bu varlıkların fiilen mevduat alternatifi olarak kullanılmasına yol açabilir” ifadesine yer verildi.
Mektupta, mevduat çıkışlarının küçük ölçekli bankalarda konut kredileri, küçük işletmelerin ve tarım sektörünün finansmanını destekleyen kaynakları eriteceği, bunun da yerel toplulukların bağımlı olduğu kredi mekanizmalarına ciddi zarar vereceği kaydedildi.
Bankacılar, stabil kripto paralara faiz, getiri veya ödül verilmesinin kesin olarak yasaklanmasını ve bu yasağın başka hizmetler adı altında delinmesini engelleyecek net ifadelerin tasarıya eklenmesini istedi.
Ayrıca, stabil kripto paraların cüzdanlarda veya borsalarda tutulma süresine bağlı olarak ödül verilmesine imkan tanıyan hükümlerin de tasarıdan çıkarılması talep edildi.
Dernekler konuya ilişkin olarak, “Bu hükmün çıkarılması, ödeme amaçlı stabil kripto paraların kullanılmadan uzun süre tutulmasını teşvik etmeme yönündeki ortak hedefimizle örtüşmektedir. Bu bölümün korunması, ödüllerin doğrudan müşterilerin cüzdanlarında veya borsalarda ne kadar stabil kripto para tuttuklarına bağlı olacağı gerekçesiyle, mevduat çıkışını önlemeyi amaçlayan ilk yasağın hedeflerini boşa çıkaracaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Bankacıların mektubu, Temsilciler Meclisinde 17 Temmuz Çarşamba günü yapılması planlanan CLARITY Act oturumundan birkaç gün önce gönderildi.
Mayıs ayında Senato Bankacılık Komisyonu, aylarca süren tartışmaların ve ihraççıların aleyhine olan bazı değişikliklerin ardından belgeyi onaylamıştı ancak bu değişikliklerin geleneksel finans temsilcilerini de memnun etmediği görülüyor.
Yasa tasarısının bu yıl sonuna kadar kabul edilme olasılığına yönelik piyasa beklentileri de zayıflıyor.
Tahmin platformu Polymarket üzerindeki verilerde, tasarının 2026 yılına kadar yasalaşma ihtimali 13 Temmuz Pazartesi günü yüzde 24’e gerileyerek ocak ayından bu yana en düşük seviyeyi gördü. Katılımcılar 14 Salı günü bu beklentiyi yüzde 34’e yükseltti.
Haziran ayı başında ise Coinbase, Ripple, Kraken, Circle, a16z ve Binance US dahil 200’den fazla kripto para şirketi ve kuruluşu ortak bir bildiriyle Senatoyu CLARITY Act yasa tasarısını kabul etmeye çağırmıştı.
Buna karşın haziran ayı sonunda Bölge Savcıları Ulusal Derneği, ABD Savcı Yardımcıları Ulusal Derneği, Uluslararası Polis Şefleri Derneği ve Ulusal Şerifler Derneği yasa tasarısına mevcut haliyle karşı çıktı.
Kurumlar, yasanın açık kaynaklı kripto ürün geliştiricilerini koruyan maddesinin yasadışı faaliyetler üzerindeki denetimi zayıflatabileceğini bildirdi.
Geçen hafta ise Federal Kolluk Kuvvetleri Görevlileri Derneği (FLEOA), merkeziyetsiz finans sistemlerinin hesap verebilirliği konusunda tasarıya daha fazla açıklık getirilmesini talep ederek belgeye destek verdi.
Yaklaşık 34 bin aktif ve emekli federal kolluk görevlisini temsil eden FLEOA, kripto projelerini yönetenlerin “yapay merkeziyetsizlik” arkasına gizlenerek sorumluluktan kaçabileceği uyarısında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump da 13 Temmuz Pazartesi günü Truth Social platformundan yaptığı açıklamada, Senatoyu, tasarının en önemli destekçilerinden olan ve 11 Temmuz Perşembe günü 71 yaşında hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın anısına CLARITY Act yasa tasarısını kabul etmeye çağırdı.
Amerika
Elon Musk’ın DOGE’u tasarruf yerine maliyet getirdi

ABD’de Donald Trump ve Elon Musk öncülüğünde kurulan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak faaliyetlerine son verdi. Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu Başkanı Randy Erwin, hiçbir tasarruf sağlamayan yapının arkasında 317 bin işsiz federal çalışan bıraktığını açıkladı.
ABD’de Donald Trump yönetimi döneminde kurulan ve kamuoyunda tartışmalara neden olan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak kapatıldı.
Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu (NFFE) Başkanı Randy Erwin, sürecin sona ermesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek yapının geride hiçbir tasarruf bırakmadığını ve kamu hizmetlerine büyük zarar verdiğini ifade etti.
Erwin, Donald Trump ve Elon Musk’ın bütçe tasarrufu sağlama iddiasıyla kamu programlarında büyük kesintilere gittiğini ancak günün sonunda hiçbir tasarruf elde edilemediğini kaydetti.
NFFE Başkanı, bu süreçte en zengin kesimlere ise trilyonlarca dolarlık vergi ayrıcalıkları sağlandığını belirtti.
DOGE’nin kapatılmasının ardından nihai bir faaliyet raporu yayımlanmamasının başarısızlığın kabulü anlamına geldiğini vurgulayan Erwin, şu değerlendirmede bulundu:
“Son yüzyılın en büyük yıkıma yol açan hükümet reformu girişimi olan DOGE’nin sona ermesini memnuniyetle karşılıyoruz. DOGE, federal iş gücü üzerinde derin bir iz bıraktı. Kurumların görevlerini yerine getirmesi için gerekli yetenek ve tecrübeye sahip personeli istihdam etmek artık çok daha zor hale geldi. Amerikan halkı bu hataların ve tedbirsizliğin bedelini onlarca yıl boyunca ödemek zorunda kalacak.”
New York Times analizi iddiaları çürüttü
New York Times tarafından 2025 yılının sonlarında yayımlanan ve Trump’ın ikinci döneminin ilk dokuz ayındaki federal tedarik ile sözleşme kayıtlarını inceleyen analiz, DOGE’nin bütçe iddialarını çürüttü.
Analiz, Musk ve Trump’ın iddia ettiği bütçe kesintilerinin herhangi bir tasarruf sağlamadığını, aksine kamuya ek maliyetler getirmiş olabileceğini ortaya koydu.
DOGE bünyesinde görev yapan Musk ve Trump’ın Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought’un gerçekleştirdiği kesintiler sonucunda 317 bin federal çalışanın işine son verildi.
Tarım Bakanlığında benzer kesinti ve yapılandırma girişimlerinin sürdüğü, sendikaların ise bu sürece karşı direnmeye devam ettiği bildirildi.
Musk ve Trump, 2025 yılının başlarında bütçedeki usulsüzlük, israf ve suistimallerle mücadele ederek 2 trilyon dolar tasarruf sağlayacaklarını vadetmişti. Ancak süreç sonunda resmi olarak iddia edilen tasarruf miktarı, öngörülen hedefin yalnızca onda biri oranında, yani 215 milyar dolar seviyesinde kaldı.
Analistler, bu miktarın ne kadarının gerçek israf kalemlerinden kesildiğinin belirsiz olduğunu, kesintilerin büyük çoğunluğunun işten çıkarılan ve kritik kamu hizmetlerini yürüten personelin maaş bütçelerinden kaynaklandığını saptadı.
New York Times ekibi, DOGE’nin 2025 yılının ekim ayından önce federal harcamaları 1 trilyon dolar azaltma hedefine ulaşamadığını, bu süreçte federal harcamaların azalmak yerine artış gösterdiğini yazdı.
Analize göre DOGE tarafından iddia edilen en büyük 40 kesintiden, aralarında en yüksek bütçeli iki kalemin de yer aldığı 28 kesinti kararı tamamen yanlış çıktı.
Uçak bakımı ve bilgi teknolojileri alanlarındaki bu iki sözleşmenin toplam tutarının 7,9 milyar dolar olduğu ve sözleşmelerin yürürlükte kalmaya devam ettiği belirlendi.
Bu iki kalemin, DOGE’nin iddia ettiği diğer 29 bin kesintinin toplamından daha büyük bir bütçeyi kapsadığı kaydedildi.
İşten çıkarılan çalışanlar çadır kent kurdu
İşten çıkarmaların ardından mağdur olan federal çalışanlar, Washington’daki Union Station önünde bir çadır kent kurdu.
Federal Sendikacılar (FUN) Ağı adı verilen oluşum çatısı altında bir araya gelen eski kamu çalışanları, burada barınma, dayanışma ve yeni iş arama süreçleri için destek merkezi oluşturdu.
Oluşumun internet sitesinde yayımlanan açıklamada, “Federal iş gücünü birleştirmek, hayati öneme sahip hizmetleri korumak ve hizmet ettiğimiz halkı savunmak için buradayız” ifadesine yer verildi.
GAO zaten israfla mücadele ediyor
Randy Erwin, federal hükümet bünyesinde israf ve suistimallerle mücadele etmekle görevli resmi ve tarafsız bir kurum olan Hükümet Sorumluluk Ofisinin (GAO) zaten uzun yıllardır faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.
Bu nedenle DOGE gibi paralel bir yapıya hiçbir zaman ihtiyaç duyulmadığını vurguladı.
GAO’nun yayımladığı son raporlardan birine göre, 30 Eylül’de sona eren 2025 mali yılında federal bütçede “hatalı ödemeler”, usulsüzlükler ve israf kapsamında 186 milyar dolar boşluk çıktı.
Bu tutarın yüzde 73’ünden fazlası Medicare, Medicaid, SNAP (gıda yardımı), kazanılmış gelir vergisi indirimi ve salgın döneminden kalan küçük işletme destek programı olmak üzere beş temel alanda gerçekleşti.
GAO raporunda, donanmanın gemi inşa süreçlerinin etkinleştirilmesinden sosyal güvenlik sistemindeki mükerrer ödemelerin önlenmesine kadar 132 milyar ile 251 milyar dolar arasında ek tasarruf sağlanabileceği, ancak bunun için Kongre onayı gerektiği belirtildi.
DOGE’nin faaliyet gösterdiği süre boyunca binlerce federal çalışanı işten çıkardığı veya ücretli izne ayırdığı, ancak bu personelin yürüttüğü hizmetlerin kritik öneme sahip olması nedeniyle daha sonra tekrar işe alınmak zorunda kalındığı bildirildi.
Bu durumun, kamu bütçesinde tasarruf yerine büyük bir vergi israfına yol açtığı tespit edildi.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Görüş7 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika7 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti










