Bizi Takip Edin

Amerika

Vance’in yakın dostu: Trump’ın Ukrayna müzakerelerindeki yeni adamı Daniel Driscoll kimdir?

Yayınlanma

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Daniel Driscoll, son günlerde Ukrayna krizinin çözümünde baş müzakereci pozisyonuna yükseldi.

Diplomasiyle doğrudan bir geçmişi bulunmayan Driscoll, Kiev ve Avrupa ile yürütülen temaslarda Keith Kellogg’un yerini alarak sürecin bir numaralı aktörü haline geldi.

Kuzey Carolina’da 1985 veya 1986 yıllarında doğan Daniel Driscoll, asker kökenli bir aileden geliyor. Babası Vietnam’da görev yapan, dedesi ise İkinci Dünya Savaşı’nda şifre çözücü olarak çalışan Driscoll, 2007 yılında Kuzey Carolina Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

Üniversitenin hemen ardından orduya katılarak zırhlı birliklerde görev aldı. 2009-2010 yıllarında ABD’nin Irak operasyonuna katılan Driscoll, buradaki hizmetleri nedeniyle ordu övünç madalyası ve muharebe eylem rozeti ile ödüllendirildi.

Ordudan 2011 yılında kıdemli üsteğmen rütbesiyle ayrılan Driscoll, gazi haklarından yararlanarak Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi.

Burada, kendisi gibi Irak’ta görev yapmış olan ve üniversitenin gazi birliğini yöneten sınıf arkadaşı JD Vance ile yakın bir dostluk kurdu. Öğrencilik yıllarında Senato’daki Gaziler Komisyonunda staj yaptı.

Eğitimini 2014’te tamamlayan Driscoll, BlackArch Partners adlı yatırım bankasında çalışmaya başladı ve kariyerini risk sermayesi alanında sürdürdü.

Siyasete ilk adımını 2020 yılında atmaya çalıştı ancak Kuzey Carolina’daki Cumhuriyetçi ön seçimlerinde oyların yüzde 9’undan azını alarak başarısız oldu.

2024 yılına gelindiğinde cerrah eşi ve iki çocuğuyla birlikte Kaliforniya’ya taşınmıştı. Ailesiyle İsviçre’de tatil yaptığı sırada eski dostu JD Vance’ten gelen bir telefon kariyerinin seyrini değiştirdi.

Başkan yardımcısı adayı olduğunu bildiren Vance, Driscoll’e seçim kampanyasında kıdemli danışman olarak görev almasını teklif etti.

En genç Kara Kuvvetleri Komutanı

Donald Trump’ın seçim zaferinin ardından, aralık ayında Vance’in tavsiyesiyle ABD’nin 26. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak aday gösterildi.

Ertesi yılın şubat ayında Senato tarafından göreve kabul edilen Driscoll, 38 yaşında bu göreve gelen en genç isim oldu.

Adaylığı, oğlu Driscoll ile Yale’de sınıf arkadaşı olan Demokrat Senatör Richard Blumenthal tarafından da kamuoyu önünde desteklendi.

Senato oturumunda yaş konusuna değinen Driscoll, “Bu görevi üstlenenlerin çoğundan çok daha genç olduğumun farkındayım. Fakat bu, birlikte hizmet ettiğim pek çok kişinin hala silahlı kuvvetler bünyesinde olduğu anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Aynı yılın nisan ayında Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu’nun (ATF) başına da getirildi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yapısı içinde yer alan Kara Kuvvetleri Komutanlığı; bütçe, personel politikası, lojistik ve modernizasyon süreçlerinden sorumlu sivil bir makam olarak işliyor.

Driscoll bu görevde, 1 milyondan fazla düzenli ordu, yedek ve Ulusal Muhafız personelinin yanı sıra 330 bini aşkın sivil çalışanı yönetiyor.

Time dergisine göre Driscoll, Trump’ın Ulusal Muhafızları Washington’a ve Demokratların kontrolündeki diğer büyük şehirlere konuşlandırma kararını aktif şekilde destekledi.

Trump’ın “dron adamı”

Donald Trump, Driscoll’ü “dron adamı” olarak nitelendiriyor. İnsansız hava araçlarının (İHA) 21. yüzyıl savaşlarında mutlak hakimiyet kuracağını savunan Driscoll, bu teknolojinin kara kuvvetlerinin tüm birimlerine entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Onun liderliğinde, askeriye ve özel şirketlerin dron üretimi konusunda ortaklık yapmasını öngören SkyFoundry programı başlatıldı.

Bu ayın başında Reuters’a konuşan Driscoll, ABD ordusunun önümüzdeki iki-üç yıl içinde en az 1 milyon İHA satın almayı planladığını açıkladı.

Ayrıca 16 Kasım’da yaptığı açıklamada, ordunun yaklaşan Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası öncesinde polisle iş birliği yaparak dron tehditlerine karşı önlem almakla görevlendirildiğini duyurdu.

Driscoll, 19 Kasım’da Kiev’e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Associated Press’e göre gezinin asıl amacı, Ukrayna ile dron teknolojileri ve otonom mühimmat üretimi konusunda bir takas anlaşması görüşmekti.

Fakat ziyaretten sadece bir hafta önce Trump’tan beklenmedik bir talimat aldı: Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için müzakereleri yeniden başlatmak ve fiilen başkanın özel temsilcisi olmak.

Resmi olarak bu görevi emekli General Keith Kellogg yürütmeye devam etse de Politico’nun aktardığına göre Kellogg, mart ayı itibarıyla barış sürecinden büyük ölçüde dışlanmış durumdaydı ve yeni çözüm planının hazırlanmasına katılmadı.

Kellogg, geçtiğimiz haftalarda Beyaz Saray’a 2026 yılının ocak ayında istifa edeceğini bildirmişti.

JD Vance ile yakın dost

The Guardian, Driscoll’ün yükselişini JD Vance ve çevresinin mevcut yönetimin dış politikası üzerindeki artan etkisine bağlıyor. Başkan Yardımcısı Vance, yeni çözüm planını aktif olarak destekliyor ve eleştirenlerin sahadaki gerçekliği anlamadığını savunuyor.

Vance, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Barış, başarısız diplomatlar veya hayal dünyasında yaşayan politikacılar tarafından değil, gerçek dünyada yaşayan pragmatistler tarafından sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte Politico‘nun kaynakları, Driscoll’ün sadece Vance ile olan dostluğu sayesinde değil, kişisel yetenekleriyle de öne çıktığını belirtiyor.

Bir kaynak, “Aday gösterilmeden önce Başkan Yardımcısı dışında Trump’ın çevresiyle neredeyse hiç bağlantısı yoktu. Ancak geçen bir yıl içinde Beyaz Saray’ın Batı Kanadı’nda sağlam ilişkiler kurdu ve kıdemli çalışanların saygısını kazandı” değerlendirmesinde bulundu.

Cenevre ve Abu Dabi’de yoğun temaslar

Yeni yetkileriyle donatılan Driscoll, önce Avrupa’daki müttefikler için bir dizi brifing düzenledi, ardından Kiev’e giderek Ukrayna Devlet Başkanı’na ABD yönetiminin 28 maddelik yeni barış planını sundu.

Geçtiğimiz hafta sonu Cenevre’de Ukraynalı ve Avrupalı yetkililerle bir araya gelerek belgenin güncellenmiş versiyonu üzerinde uzlaşı sağladı.

Axios’un haberine göre, tartışılan taslağı hazırlayan ABD heyetinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve başkanın damadı Jared Kushner de yer aldı.

Cenevre görüşmelerinin ardından heyetin diğer üyeleri ABD’ye dönerken, Driscoll rotasını Abu Dabi’ye çevirdi. Burada iki gün boyunca Rusya ve Ukrayna temsilcileriyle istişarelerde bulundu.

Axios verilerine göre, Amerikalı bakanın gelişi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) başka bir gündemle bulunması gereken Ukrayna ve Rusya askeri istihbarat şeflerini hazırlıksız yakaladı.

Driscoll’ün basın sözcüsü Jeff Tolbert, bakanın bu görüşmelerde Beyaz Saray ile yakın koordinasyon içinde hareket ettiğini bildirdi.

CNN’e konuşan ve sürece aşina bir kaynak, Driscoll’ün her adımını Vance ve Witkoff ile uyumlu şekilde attığını belirterek, “Her şey baş döndürücü bir hızla gelişti ve sadece aralarındaki sınırsız güven hareket etmelerine olanak sağladı” dedi.

CBS News’e göre Ukrayna, Cenevre’deki görüşmeler sonucunda ortaya çıkan taslak anlaşmanın ana maddelerini kabul etti. Trump’ın da Driscoll’ün performansından memnun olduğu görülüyor.

Sosyal medya platformu Truth Social üzerinden açıklama yapan Trump, ekibinin çözüm konusunda “muazzam bir ilerleme kaydettiğini” duyurdu.

Trump ayrıca Driscoll’ün önümüzdeki günlerde Ukrayna tarafıyla yeniden görüşeceğini, Witkoff’un ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geleceğini belirtti.

Avrupalı diplomatlara toplantıda küfür etmiş

Financial Times, Driscoll’ün müzakere tarzını “sert” olarak nitelendiriyor. İddiaya göre Driscoll, Avrupalı diplomatlarla yaptığı bir toplantıda küfürlü ifadeler kullandı ve ABD yönetiminin barışın bir an önce sağlanmasını istediğini keskin bir dille vurguladı.

Toplantıda “Bu pisliği bitirmemiz lazım” dediği öne sürülen Driscoll’ün üslubu, ismini gizli tutan bir katılımcı tarafından “tiksinti verici” olarak tanımlandı.

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.

Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.

Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.

Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.

Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.

Altın Kubbe nedir?

Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.

Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.

Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor

Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.

Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.

Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.

Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.

Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.

Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.

Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.

Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak

The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.

Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.

Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.

Rusya ve Çin’den tepki

Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.

Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English