Bizi Takip Edin

Amerika

“Trump, MAGA’cıları yatıştırmak için İhvan’a karşı harekete geçti”

Yayınlanma

Bazı müttefiklerine göre Başkan Donald Trump, Zohran Mamdani ile samimi Oval Ofis toplantısından sonra, öfkelenen MAGA tabanını yatıştırmak için Müslüman Kardeşler’e karşı harekete geçti.

POLITICO’ya göre önemli MAGA figürleri, bu hamleyi bir “barış teklifi” ve Trump’ın New York şehrinin ilk Müslüman belediye başkanı olmaya hazırlanan bir “demokratik sosyaliste” yakın görünmesi nedeniyle üzerine gelen baskıyı hafifletme çabası olarak görüyor.

Aşırı sağcı aktivist ve MAGA influencer’ı Laura Loomer, Trump’ın Müslüman Kardeşler’in bazı kollarını “terör örgütü” ilan etmeye hazırlandığı başkanlık emrini, başkanın kızgın destekçilerine “kemik atma” girişimi olarak nitelendirdi.

Loomer, Mamdani’nin ziyaretinden sonra başkanın yeni New York belediye başkanını savunarak onun “cihatçı” olduğunu söylemeyi reddettiği için bu başkanlık emrini “biraz garip” bulduğunu söyledi.

Yürütme emrinin yeterince ileri gitmediğini düşünen Trump müttefikleri, bu çabanın yine de Beyaz Saray’ın MAGA’nın tepkisine karşı duyarlılığını vurguladığını söylüyorlar.

Eski Beyaz Saray stratejisti Steve Bannon, “Başkan Trump ortamı okumakta en iyisidir, bu nedenle Beyaz Saray MAGA seslerine özellikle duyarlı. Cuma günü [Temsilci Elise] Stefanik’ten Ulusal Cumhuriyetçi Konvansiyona ve şeriat karşıtı kesime kadar birçok kişiyi sarsmıştı. Mesajcıları bunu anladı ve başka bir anlatıya yöneldi,” dedi.

Mamdani vakası – 1: ‘Sınıfsal’ laf kalabalığı

Loomer ve Bannon, Beyaz Saray dışında önde gelen müttefikler olsa da, iç düşünceler hakkında konuşmak için isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üst düzey bir yönetim yetkilisi, Müslüman Kardeşler ile ilgili başkanlık kararnamesinin zamanlamasının, belediye başkanı seçilen kişinin ziyareti ile hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.

Yetkili ayrıca, Oval Ofis’teki toplantının “Cumhuriyetçilerin ara seçimleri kaybedeceği anlamına gelmediğini” savundu.

Yetkili, “Sonuçta, [Mamdani] seçim kampanyasında savunduğu politikalarını sürdürür ve bunları hayata geçirirse, bu her şeyi açıklayacaktır. Cumhuriyetçiler de bunu kullanabilirler. Onun görevdeyken hayata geçirdiği politikaları kullanabilirler,” dedi.

Beyaz Saray basın sekreteri Karoline Leavitt bu hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, Oval Ofis’teki görüşmenin başkanın “tüm Amerikalılara” hizmet ettiğini ve New York için en iyisini istediğini gösterdiğini söyledi.

Leavitt, “O New York’u seviyor. O skyline’ın inşa edilmesine yardımcı oldu. Hayatının tamamını orada geçirdi. Bu yüzden New York’un başarılı olmasını gerçekten istiyor,” diye konuştu.

Ne Beyaz Saray’ın geri adım atması ne de başkanlık kararnamesi, başkana yönelik eleştirileri yatıştırmaya yetmedi.

Loomer ve diğer MAGA müttefikleri, Trump’ın hamlesinin Müslüman Kardeşler şubelerini yabancı terör örgütü olarak tam olarak tanımlamaktan uzak olduğunu, bunun yerine bunu yapmak için bir süreci başlattığını söylediler.

Trump, dışişleri ve hazine bakanlarını, başsavcı ve ulusal istihbarat direktörüyle istişare ederek, Lübnan, Ürdün ve Mısır’dakiler de dahil olmak üzere şubelerin bu şekilde tanımlanmasına ilişkin ortak bir rapor sunmaya çağırdı.

Loomer, “Gerçek bir tanımlama görmek istiyorum. Bu bir tanımlama değil. Metni okuyun. Bu, olası bir tanımlama süreci başlatmak için 75 günlük bir inceleme süresi,” dedi.

Mamdani vakası – 2: Partiler üstü Amerikan rüyası

Loomer ve diğer sağcı-muhafazakâr figürler, Trump yönetimi ile bağlarını güçlendiren iki ülke olan Katar ve Türkiye’deki şubelerin hariç tutulduğunu düşündükleri için de öfkeliler.

Müslüman Kardeşler’i “yabancı terör örgütü” ilan etme talepleri Trump’ın ilk döneminin başlarına kadar uzanıyor.

Trump’ın pazar günü duyurduğu başkanlık kararnamesi, Cumhuriyetçilerin gruba yönelik soruşturma yapılması yönündeki son çağrılarının hemen ardından geldi.

Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton ve Stefanik, Hazine Bakanlığını grubun finansman kaynaklarını araştırmaya zorladı. Trump yetkilileri, başkanlık kararnamesini, geniş siyasi hareketi hedef alan önemli bir adım olarak tanıttı.

Başkan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüşmesinin ardından ilk döneminde bu adımı atmayı düşünmüştü.

Başkan yardımcısı ve terörle mücadele kıdemli direktörü Sebastian Gorka, X’te yayınladığı bir gönderide, “Bu sadece başlangıç. Tüm cihatçılar hedef tahtasındadır. Aynı şekilde, cihatçılara yardım ve destek sağlayan herkes de,” diye yazdı.

Amerika

AIPAC, adaylara yönelik destek beyanlarını ve doğrudan bağışları durdurdu

Yayınlanma

İsrail yanlısı Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), artık adaylara destek açıklaması yapmayacağını veya adaylar için fon ayırmayacağını duyurdu.

Uzun süredir etkili bir lobi grubu olan AIPAC, doğrudan siyasi faaliyetlerine beş yıl önce başlamıştı.

O zamandan beri, özellikle de bu ara seçim döneminde, AIPAC giderek artan bir direnişle karşı karşıya kaldı.

Grup, Gazze ve İran’daki savaşlar da dahil olmak üzere çeşitli konulardaki tutumları nedeniyle eleştiriliyor.

AIPAC’ın desteklediği adaylar, ABD’nin İsrail ile ilişkilerine yönelik kamuoyu görüşünün değişmesiyle birlikte, örgütün desteğini ve mali katkılarını kabul ettikleri için hem sağdan hem de soldan sert muhalefetle karşı karşıya kaldı.

Eleştirileri yatıştırmak amacıyla, AIPAC’ın desteklediği bazı adaylar, örgütten herhangi bir para kabul etmeyeceklerini açıkladı.

AIPAC, değişiklikleri ilk olarak üyelere gönderdiği bir mektupta duyurdu ve “Karşı karşıya olduğumuz zorluklar önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek,” dedi.

Mektupta AIPAC, bireysel bağışçıları harekete geçirerek grubun misyonuyla uyumlu adaylara para aktarmaya devam edeceğini belirtti.

Mektupta, “Mevcut çabalarımızı genişleterek, Amerikalı bireylerin adaylara yaptığı doğrudan ve organize bağışları artırmaya ve ortaya çıkan siyasi bağış toplama araçlarını en üst düzeye çıkarmaya öncelik vereceğiz,” denildi.

Mektupta ayrıca, 2028 seçim döngüsünün “aktivistlerimizden İsrail yanlısı siyasete daha da güçlü bir bağlılık gerektireceği” belirtildi.

Sonuç olarak, grup, “Amerika’nın İsrail ile ittifakını güçlendiren ve İsrail karşıtı yasaya karşı duran Cumhuriyetçiler ve Demokratlara” desteğini artırmayı planlıyor.

NPR’ye yaptığı açıklamada, AIPAC sözcüsü Deryn Sousa, değişikliklere rağmen grubun misyonu ve stratejisinin aynı kaldığını belirtti:

“Amacımız, ABD-İsrail ilişkilerine destek sağlamak. AIPAC üyeleri bu seçim döneminde adaylara doğrudan 90 milyon dolardan fazla bağışta bulundu ve üyelerimizden gelen bu organize, doğrudan bağışlar devam edecek ve artacak.”

Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtlarına göre, AIPAC 2026 yılında 30 Eylül itibariyle adaylara ve siyasi komitelere yaklaşık 25 milyon dolar bağışladı.

AIPAC’a bağlı süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) olan United Democracy Project ise adaylara ve siyasi komitelere 13 milyon dolar bağışladı ve bağımsız harcamalar olarak ek 53,5 milyon dolar harcadı.

Son günlerde, süper PAC’ın bireysel bağımsız harcamalarının bir kısmı, Michigan’daki ABD Senatosu için Demokrat Parti adayı olan Abdul El-Sayed’e karşı kampanya yürütmek amacıyla kullanılıyor.

AIPAC, ön seçimlerde de El-Sayed’e karşı kampanya yürütmek için büyük harcamalar yapmış ve rakibi Temsilci Haley Stevens’ı desteklemişti.

Michigan Senato yarışı, AIPAC’ın İsrail yanlısı bir politikacıyı desteklemek ya da örgütün İsrail’e karşı daha olumsuz bir tutum sergilediğini düşündüğü birine karşı çıkmak amacıyla harcama yaptığı, dikkat çeken yarışlardan sadece biri.

AIPAC, NPR’ye yaptığı açıklamada, bağlı süper PAC’ı United Democracy Project’in faaliyetlerine devam edeceğini ve sınırsız miktarda para toplayabileceğini doğruladı.

Kuruluş, İsrail yanlısı adayları desteklemek ve İsrail’i eleştirenlere karşı çıkmak için büyük harcamalar yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Elon Musk, Tesla ile SpaceX’i birleştirmek istiyor

Yayınlanma

Elon Musk, SpaceX ve Tesla’yı roketler, uydular, internet hizmeti, sohbet robotları, sosyal medya, robotlar ve otomobilleri kapsayan tek bir şirket altında birleştirmeye hazırlanıyor.

Dünyanın en zengin insanı geçen salı günü yaptığı açıklamada, her iki şirketin de birleşmeyi incelemek üzere bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşan özel komiteler kurduğunu ve bunu “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi.

Her iki şirketin de ana hissedarı ve yöneticisi olan Musk, “çıkar çatışması yaşayan taraf” olarak “görüşmelere katılamayacağını” kabul etti ve iki şirketin bir anlaşmaya varacağına dair hiçbir garanti olmadığını belirtti.

Musk, şimdiye kadarki en cüretkar anlaşmasını gerçekleştirebilirse, birleşik grubun mevcut fiyatlarla değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşacak ve bu da onu Nvidia, Apple, Alphabet ve Microsoft ile birlikte dünyanın en değerli beş şirketi arasına sokacak.

Fakat herhangi bir birleşme, Musk’ın gücüne ilişkin hissedar endişelerinden, tüm zamanların en büyük birleşmesini mercek altına alacak olan ABD ve Çin’deki yetkililerin onayı sürecine kadar ciddi engellerle karşı karşıya kalacak.

Geçen çarşamba günü erken saatlerdeki işlemlerde SpaceX hisseleri yüzde 9 artış gösterirken, Tesla hisseleri yüzde 2,5 değer kazandı.

Musk’ın oluşturacağı holding, çok geniş bir iş kolları yelpazesine sahip olacak. SpaceX, dünyanın önde gelen roket işini ve Starlink uydu iletişim ağını bu yapıya katacak.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminlerine göre, birleşik şirket 155.000’den fazla kişiyi istihdam edecek ve bu yıl toplam 153 milyar dolarlık gelir elde edecek.

Fakat analistler, Musk’ın yapay zeka altyapısı, çip fabrikaları ve roketlere yönelik harcama planlarının her geçen gün artmasıyla birlikte, şirketin en az 54 milyar dolarlık negatif serbest nakit akışına sahip olacağını öngörüyor.

Anlaşma, Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü de güçlendirecek. Bir hisse bir oy hakkı taşıyan Tesla’da yaklaşık yüzde 20’lik oy hakkına sahip olan Musk, süper oy hakkına sahip hisseler sayesinde SpaceX’teki oyların yaklaşık yüzde 84’ünü kontrol ediyor.

Analistler, Tesla’nın bu yıl yarım milyondan fazla Model 3 sedan, 1 milyondan fazla Model Y ve 22.000 adet Cybertruck satmasını bekliyor.

Tesla’nın ayrıca büyümekte olan otonom sürüş iş kolu ve Musk’ın bir gün Tesla’nın değerini 25 trilyon dolara çıkarabileceğini öngördüğü Optimus robot serisi de bulunuyor.

Musk, yapay zekanın (AI) kendi önceliği olduğunu açıkça belirtirken, birleşmenin mantıklı olduğunu “neredeyse süper zeka tekilliği içinde olduğumuz” gerekçesiyle ifade etti.

“Süper zeka tekilliği”, yapay zekanın insan zekasını aştığı anı ifade ediyor.

Musk, SpaceX’in bu yılın sonuna kadar yaklaşık 3 GW, gelecek yılın sonuna kadar ise 13 GW çevrimiçi hesaplama gücüne sahip olacağını ve 20 GW’yi aşma ihtimalinin “sıfırdan farklı” olduğunu söyledi.

Bu, SpaceX’in Amazon Web Services, Microsoft ve Google dahil olmak üzere en büyük bulut hizmet sağlayıcılarıyla rekabet etmesini sağlayacak.

SpaceX’in uyguladığını belirttiği watt başına 50 dolardan biraz fazla bir ücretle, 20 GW’lık kapasitenin her bir watt’ı kiralanırsa yılda yaklaşık 1 trilyon dolar gelir elde edilecek.

Bu rakam, Musk’ın 2027 sonu için öngördüğü 500 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasındaki gelir aralığının en üst sınırına denk geliyor.

Uzun vadede Musk, Starlink’i uzaydan telefon hizmeti sunan büyük bir mobil operatöre dönüştürmek, yörüngeye veri merkezleri yerleştirmek ve Mars’ı kolonileştirmek istiyor.

Yatırımcılar, Musk’ın imparatorluğunun tamamına odaklanma kabiliyeti konusunda uzun süredir soru işaretleri taşıyor.

Önde gelen bir Tesla yatırımcısı, “Şu anda zamanının bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar, enerjisinin ya da parasının çoğunu nereye harcadığını bilemiyor,” dedi.

Trilyoner olma eşiğindeki Musk, haftanın dört gününü genellikle Tennessee’nin Memphis kentinde geçirdiğini ve yeni bilgi işlem kümelerini devreye aldığını belirterek, SpaceX’in roket mühendisleri ekibinin veri merkezlerini herkesten daha hızlı inşa edebileceğini savundu.

Öte yandan Musk’ın liderliğinde iki şirket şimdiden birleşme sürecine girmiş durumda.

Milyarder, “Süper zeki yazılım geliştirme, çip tasarımı, Terafab projesi, elbette robotik ve yörüngeye kütle taşıma alanlarında işbirliği yapmaktan elde edilecek çok şey var,” dedi.

Mart ayında Musk, Teksas’ta kurulacak ve nihai maliyeti 119 milyar dolara ulaşabilecek devasa bir yarı iletken üretim tesisi olan Terafab adında iki şirketin ortak girişimini duyurdu.

Bu tesis, Musk’ın otonom araçları, insansı robotları ve yörünge yapay zeka veri merkezleri için çip üretecek.

İki şirket ayrıca, geçen hafta tanıtılan Roadster adlı “uçan” spor otomobil üretmek için de işbirliği yaptı.

Araç, SpaceX tarafından geliştirilen soğuk gaz iticileri kullanarak bir dizi ters takla ve zıplama gerçekleştirdi.

Musk’ın yapay zeka modeli Grok da birçok Tesla aracında ücretsiz olarak sunuluyor.

Şirketler halihazırda birlikte iş yapıyorlar. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack bataryası ve Cybertruck satın aldı.

Bu tutarın içinde geçen yıl satışları düşük seyreden kamyonetlerden 131 milyon dolarlık bir pay da bulunuyor.

Buna karşılık Tesla, Musk’ın sahibi olduğu iki şirketin birleşmesinin ardından xAI’ye yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın SpaceX hisselerine dönüştürülmesiyle SpaceX hissedarı oldu.

Tesla’ya yakın bir kaynak, Roadster, Terafab ve malzemeler, yakıtlar ile üretim alanlarındaki ortak araştırmalara işaret ederek, “Ticari düzeydeki işbirliğine bir bakın,” dedi.

Bu kaynak, bir birleşmenin “bilgi işlem gücünü fiziksel yapay zeka dünyasına taşıyan dikey olarak entegre bir şirket” yaratacağını belirtti ve bunun halihazırda gerçekleştiğini vurguladı.

Musk, iki şirketin özel komitelerinin şartlar üzerinde anlaşmaya varmadığını ve “anlaşacaklarına dair bir garanti olmadığını” söyledi.

Tesla’nın ayrıca sadece oy kullanan hissedarların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteğine de ihtiyacı olacak. Musk bunu “oldukça yüksek bir engel” olarak nitelendirdi.

Fakat Musk, istediğini elde etme konusunda uzun bir geçmişe sahip. On yıl önce, o dönemde borsada işlem gören temiz enerji şirketi SolarCity’yi Tesla ile birleştirmişti.

Bu işlem, Musk’ın tamamen hisse senedi bazlı anlaşmayı, imparatorluğunun bir kolunun diğer bir bölümünü usulsüz bir şekilde kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiğine inanan elektrikli araç üreticisi Tesla’nın yatırımcıları tarafından açılan bir hissedar davasına yol açtı.

Davaya bakan yargıç, sonunda hissedarların iddialarını reddetti. Fakat bunu yapmadan önce Musk’ın Tesla’nın bağımsız yönetim kurulu üyeleriyle olan yakın bağlarını ve müzakerelere müdahil olmasını eleştirdi.

Önemli bir nokta olarak, Musk o zamandan beri hem Tesla’yı hem de SpaceX’i, milyarderin Tesla’nın kurumsal yönetim uygulamaları nedeniyle çok sayıda hissedar davasıyla karşı karşıya kaldığı küçük bir Orta Atlantik eyaleti olan Delaware’den Teksas’a taşıdı.

Uzmanlar Financial Times’a, Musk’ın şirketlerinden birinin diğerine göre kayırıldığına dair endişeleri gidermek amacıyla, hem Tesla’nın hem de SpaceX’in birleşme müzakereleri ve hissedar onayları sürecini nasıl şekillendirecekleri konusunda birçok önemli karar alması gerekeceğini belirtti.

Fakat Teksas şirketler hukuku, yönetim kurulu kararlarına çok daha fazla saygı gösterir ve hatta belirli türdeki hissedar davalarını yalnızca çok büyük hissedarlarla sınırlayabilir.

Musk’ın anlaşma sürecini uzun süredir takip eden Colorado Üniversitesi şirketler hukuku profesörü Ann Lipton şunları söyledi:

“Teksas yasalarına göre, hissedarlar, yöneticilerin ‘dolandırıcılık, kasıtlı suistimal, yetki aşımı veya bilerek kanun ihlali’ yaptığını kanıtladıkları takdirde, kurumsal yetkililere veya yönetim kurulu üyelerine karşı sadece güvene dayalı yükümlülüğün ihlali nedeniyle dava açabilirler. Bu, bir yönetim kurulu üyesinin bir işlemin her iki tarafında da yer aldığını göstermekten çok daha yüksek bir eşik.”

Dünyanın dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar da bu anlaşmayı yakından inceleyecek ve avukatlar, ABD dışında bu birleşmenin AB, Birleşik Krallık ve Çin gibi önemli yargı bölgelerinde de neredeyse kesin olarak onaylanması gerekeceğini belirttiler.

Bu birleşmenin en büyük endişeye yol açacağı yer, Tesla’nın geçen yıl toplam gelirinin yaklaşık yüzde 22’sini oluşturan 21 milyar dolarlık gelir elde ettiği ve Şanghay’da en büyük otomobil fabrikasını işlettiği Çin olabilir.

Pekin, ABD’li bir savunma müteahhidi olan SpaceX’e uzun süredir derin bir şüpheyle bakıyor.

SpaceX, yalnızca son çeyrekte 18 yeni ABD ulusal güvenlik fırlatma görevi için sözleşme imzaladı ve ABD hükümeti için Starshield askeri uyduları üretiyor.

Çinli askeri araştırmacılar, SpaceX’in Rusya’nın 2022’deki işgalinin ardından Ukrayna’ya terminaller tedarik etmesinden bu yana, şirketin Starlink hizmetini bir tehdit olarak nitelendiriyor.

JPMorgan’daki analistler, bu işbirliği hakkında hazırladıkları bir notta, “Olası ulusal güvenlik hassasiyetleri göz önüne alındığında, Çin’de onay alınması özel bir engel teşkil edebilir,” diye yazdı.

Analistler, Tesla’nın Çin’deki işlerini ayrı bir yapıya aktarmak ya da kontrolünü bir Çinli konsorsiyuma devretmek zorunda kalabileceğini öne sürdü.

Bu, TikTok’un ABD operasyonlarını Amerikalıların eline geçiren anlaşmanın “aynı kopyası” olur ve Tesla, markası ve otonom sürüş teknolojisi için lisans ücreti alacak.

ABD’de Tesla’ya yakın bir kaynak, Donald Trump’ın görevden ayrılmasından önce anlaşmanın sonuçlandırılmasının çok önemli olduğunu belirtti.

Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek. Fakat herkesin düşündüğü kadar çabuk olmayacak,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Kongresi’nden yapay zeka milyarderlerine: “Susun ve işinizi yapın”

Yayınlanma

Yapay zeka sektörü yöneticilerinin sürekli varoluşsal tehlike ve felaket senaryoları dile getirmesi, Beyaz Saray ve Kongre çevrelerinde rahatsızlık yarattı. Washington’daki siyasiler, şirketlerin halka teknolojinin yararını anlatmakta yetersiz kaldığını ve siyasi istikrarsızlığı körüklediğini savunuyor.

Yapay zeka sektörünün önde gelen şirket liderleri, Washington’da siyasetçiler ve düzenleyici kurumlar için giderek “siyasi bir yüke” dönüşüyor.

Axios’un Beyaz Saray ve Kongre’ye yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sektör liderlerinin kamuoyuna teknolojinin faydalarını anlatmak yerine sürekli felaket senaryoları çizmesi siyasi çevrelerde tepki çekiyor.

Kongre üyelerine göre yöneticiler, aynı konuşma içinde dahi yapay zekanın vadettiği refah ile varoluşsal tehlike uyarıları arasında gidip geliyor.

Yetkililer, kamuoyundaki hoşnutsuzluğun arttığı bir ortamda bu çelişkili anlatıların siyasi istikrarsızlığı beslediğini savunuyor.

Washington’daki siyasiler, yapay zeka geliştiricilerinin felaket tellallığını bırakıp diğer büyük şirket yöneticileri gibi sessizce işlerine odaklanmasını istiyor.

Utah Senatörü Cumhuriyetçi John Curtis, Axios’a yaptığı değerlendirmede, yöneticilerin teknolojinin değerini halka anlatırken kendi ayaklarına dolandıklarını belirtti.

Curtis, “Sıradan Amerikalıların hayatından yapay zeka endüstrisinden daha kopuk başka bir kesim hayal etmek güç” dedi.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Ro Khanna ise şirket yöneticilerinin toplumsal güvenliği tehlikeye attığı görüşünde.

OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman’ı örnek gösteren Khanna, “Altman gibi isimler, teknolojinin faydaları hatırına dünyanın bazı olumsuzluklara katlanması gerektiğini söylüyor. Güvenliğimizi ilgilendiren kararları milyarderlerin keyfine bırakamayız” ifadelerini kullandı.

Ohio Senatörü Cumhuriyetçi Bernie Moreno da Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei’ye hitaben kaleme aldığı mektupta benzer bir eleştiriyi dile getirdi.

Moreno, Amodei’nin açıklamalarını panik yaratıcı olarak niteleyerek, “Sizin refleksiniz, yapay zeka tartışmalarında kargaşa tohumları ekmek” dedi.

Connecticut Senatörü Demokrat Chris Murphy ise meselenin istihdam boyutuna işaret etti.

Murphy, yapay zekanın iş alanlarını tehdit ettiği bir dönemde Başkan Donald Trump’ın “teknoloji milyarderleriyle kurduğu sıcak temasın” seçmende tepki topladığını savundu.

Kongre çalışanlarıyla yapılan görüşmelere değinen bir kaynak, Washington’daki genel havayı “İnsanlar sabah kalkıp ‘Bu adamlardan artık gına geldi’ diyor” sözleriyle aktardı.

Başkentteki gerilimin merkezinde şirketlerin güvenlik karnesi ve düzenlemelere yönelik tutumu da yer alıyor.

Anthropic’e duyulan tepkide, Amodei’nin eylül sonunda Başkan Trump ile yaptığı görüşmede resmi internet sitelerini etkileyen model arızalarından bahsetmemesi etkili oldu.

Şirket söz konusu güvenlik açıklarını yetkililere ancak 8 Ekim’de bildirdi, ertesi gün de kurumsal blogunda paylaştı. OpenAI ise sektörün eyaletler düzeyinde yasal denetime tabi tutulmasını engellemeye çalışmakla suçlanıyor.

OpenAI cephesi suçlamalara karşı, ülke genelindeki yerel yöneticilerle temas halinde olduklarını ve halka yapay zekanın getireceği kazanımları anlattıklarını savunuyor.

Anthropic lideri Amodei, OpenAI ajanlarının karıştığı güvenlik açıklarının ardından geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş, Altman da bu öneriye destek vermişti.

Öte yandan Amodei, kamuoyundaki güven kaybının sektörün kendi hatası olduğunu kabul ediyor. İnsanların çoğunun yapay zekayı bir aldatmaca olarak gördüğünü kaydeden Amodei, “Kansere somut bir çare bulmak gibi çıktılar işe yarar. Başta Anthropic olmak üzere şirketlere yöneltilen en haklı eleştiri, dünyaya fayda sağlama sözümüzü henüz tutamamış olmamızdır” değerlendirmesini yaptı.

Başkan Donald Trump başlangıçta sektöre katı kurallar getirilmesine karşı çıkmıştı. Ancak Trump daha sonra yaptığı açıklamalarda, yapay zekanın “fazla süper” hale gelebileceğini belirterek gelişmelerin yakından izlenmesi çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English