Amerika
Vance’in yakın dostu: Trump’ın Ukrayna müzakerelerindeki yeni adamı Daniel Driscoll kimdir?

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Daniel Driscoll, son günlerde Ukrayna krizinin çözümünde baş müzakereci pozisyonuna yükseldi.
Diplomasiyle doğrudan bir geçmişi bulunmayan Driscoll, Kiev ve Avrupa ile yürütülen temaslarda Keith Kellogg’un yerini alarak sürecin bir numaralı aktörü haline geldi.
Kuzey Carolina’da 1985 veya 1986 yıllarında doğan Daniel Driscoll, asker kökenli bir aileden geliyor. Babası Vietnam’da görev yapan, dedesi ise İkinci Dünya Savaşı’nda şifre çözücü olarak çalışan Driscoll, 2007 yılında Kuzey Carolina Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.
Üniversitenin hemen ardından orduya katılarak zırhlı birliklerde görev aldı. 2009-2010 yıllarında ABD’nin Irak operasyonuna katılan Driscoll, buradaki hizmetleri nedeniyle ordu övünç madalyası ve muharebe eylem rozeti ile ödüllendirildi.
Ordudan 2011 yılında kıdemli üsteğmen rütbesiyle ayrılan Driscoll, gazi haklarından yararlanarak Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi.
Burada, kendisi gibi Irak’ta görev yapmış olan ve üniversitenin gazi birliğini yöneten sınıf arkadaşı JD Vance ile yakın bir dostluk kurdu. Öğrencilik yıllarında Senato’daki Gaziler Komisyonunda staj yaptı.
Eğitimini 2014’te tamamlayan Driscoll, BlackArch Partners adlı yatırım bankasında çalışmaya başladı ve kariyerini risk sermayesi alanında sürdürdü.
Siyasete ilk adımını 2020 yılında atmaya çalıştı ancak Kuzey Carolina’daki Cumhuriyetçi ön seçimlerinde oyların yüzde 9’undan azını alarak başarısız oldu.
2024 yılına gelindiğinde cerrah eşi ve iki çocuğuyla birlikte Kaliforniya’ya taşınmıştı. Ailesiyle İsviçre’de tatil yaptığı sırada eski dostu JD Vance’ten gelen bir telefon kariyerinin seyrini değiştirdi.
Başkan yardımcısı adayı olduğunu bildiren Vance, Driscoll’e seçim kampanyasında kıdemli danışman olarak görev almasını teklif etti.
En genç Kara Kuvvetleri Komutanı
Donald Trump’ın seçim zaferinin ardından, aralık ayında Vance’in tavsiyesiyle ABD’nin 26. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak aday gösterildi.
Ertesi yılın şubat ayında Senato tarafından göreve kabul edilen Driscoll, 38 yaşında bu göreve gelen en genç isim oldu.
Adaylığı, oğlu Driscoll ile Yale’de sınıf arkadaşı olan Demokrat Senatör Richard Blumenthal tarafından da kamuoyu önünde desteklendi.
Senato oturumunda yaş konusuna değinen Driscoll, “Bu görevi üstlenenlerin çoğundan çok daha genç olduğumun farkındayım. Fakat bu, birlikte hizmet ettiğim pek çok kişinin hala silahlı kuvvetler bünyesinde olduğu anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Aynı yılın nisan ayında Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu’nun (ATF) başına da getirildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yapısı içinde yer alan Kara Kuvvetleri Komutanlığı; bütçe, personel politikası, lojistik ve modernizasyon süreçlerinden sorumlu sivil bir makam olarak işliyor.
Driscoll bu görevde, 1 milyondan fazla düzenli ordu, yedek ve Ulusal Muhafız personelinin yanı sıra 330 bini aşkın sivil çalışanı yönetiyor.
Time dergisine göre Driscoll, Trump’ın Ulusal Muhafızları Washington’a ve Demokratların kontrolündeki diğer büyük şehirlere konuşlandırma kararını aktif şekilde destekledi.
Trump’ın “dron adamı”
Donald Trump, Driscoll’ü “dron adamı” olarak nitelendiriyor. İnsansız hava araçlarının (İHA) 21. yüzyıl savaşlarında mutlak hakimiyet kuracağını savunan Driscoll, bu teknolojinin kara kuvvetlerinin tüm birimlerine entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Onun liderliğinde, askeriye ve özel şirketlerin dron üretimi konusunda ortaklık yapmasını öngören SkyFoundry programı başlatıldı.
Bu ayın başında Reuters’a konuşan Driscoll, ABD ordusunun önümüzdeki iki-üç yıl içinde en az 1 milyon İHA satın almayı planladığını açıkladı.
Ayrıca 16 Kasım’da yaptığı açıklamada, ordunun yaklaşan Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası öncesinde polisle iş birliği yaparak dron tehditlerine karşı önlem almakla görevlendirildiğini duyurdu.
Driscoll, 19 Kasım’da Kiev’e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Associated Press’e göre gezinin asıl amacı, Ukrayna ile dron teknolojileri ve otonom mühimmat üretimi konusunda bir takas anlaşması görüşmekti.
Fakat ziyaretten sadece bir hafta önce Trump’tan beklenmedik bir talimat aldı: Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için müzakereleri yeniden başlatmak ve fiilen başkanın özel temsilcisi olmak.
Resmi olarak bu görevi emekli General Keith Kellogg yürütmeye devam etse de Politico’nun aktardığına göre Kellogg, mart ayı itibarıyla barış sürecinden büyük ölçüde dışlanmış durumdaydı ve yeni çözüm planının hazırlanmasına katılmadı.
Kellogg, geçtiğimiz haftalarda Beyaz Saray’a 2026 yılının ocak ayında istifa edeceğini bildirmişti.
JD Vance ile yakın dost
The Guardian, Driscoll’ün yükselişini JD Vance ve çevresinin mevcut yönetimin dış politikası üzerindeki artan etkisine bağlıyor. Başkan Yardımcısı Vance, yeni çözüm planını aktif olarak destekliyor ve eleştirenlerin sahadaki gerçekliği anlamadığını savunuyor.
Vance, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Barış, başarısız diplomatlar veya hayal dünyasında yaşayan politikacılar tarafından değil, gerçek dünyada yaşayan pragmatistler tarafından sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Politico‘nun kaynakları, Driscoll’ün sadece Vance ile olan dostluğu sayesinde değil, kişisel yetenekleriyle de öne çıktığını belirtiyor.
Bir kaynak, “Aday gösterilmeden önce Başkan Yardımcısı dışında Trump’ın çevresiyle neredeyse hiç bağlantısı yoktu. Ancak geçen bir yıl içinde Beyaz Saray’ın Batı Kanadı’nda sağlam ilişkiler kurdu ve kıdemli çalışanların saygısını kazandı” değerlendirmesinde bulundu.
Cenevre ve Abu Dabi’de yoğun temaslar
Yeni yetkileriyle donatılan Driscoll, önce Avrupa’daki müttefikler için bir dizi brifing düzenledi, ardından Kiev’e giderek Ukrayna Devlet Başkanı’na ABD yönetiminin 28 maddelik yeni barış planını sundu.
Geçtiğimiz hafta sonu Cenevre’de Ukraynalı ve Avrupalı yetkililerle bir araya gelerek belgenin güncellenmiş versiyonu üzerinde uzlaşı sağladı.
Axios’un haberine göre, tartışılan taslağı hazırlayan ABD heyetinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve başkanın damadı Jared Kushner de yer aldı.
Cenevre görüşmelerinin ardından heyetin diğer üyeleri ABD’ye dönerken, Driscoll rotasını Abu Dabi’ye çevirdi. Burada iki gün boyunca Rusya ve Ukrayna temsilcileriyle istişarelerde bulundu.
Axios verilerine göre, Amerikalı bakanın gelişi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) başka bir gündemle bulunması gereken Ukrayna ve Rusya askeri istihbarat şeflerini hazırlıksız yakaladı.
Driscoll’ün basın sözcüsü Jeff Tolbert, bakanın bu görüşmelerde Beyaz Saray ile yakın koordinasyon içinde hareket ettiğini bildirdi.
CNN’e konuşan ve sürece aşina bir kaynak, Driscoll’ün her adımını Vance ve Witkoff ile uyumlu şekilde attığını belirterek, “Her şey baş döndürücü bir hızla gelişti ve sadece aralarındaki sınırsız güven hareket etmelerine olanak sağladı” dedi.
CBS News’e göre Ukrayna, Cenevre’deki görüşmeler sonucunda ortaya çıkan taslak anlaşmanın ana maddelerini kabul etti. Trump’ın da Driscoll’ün performansından memnun olduğu görülüyor.
Sosyal medya platformu Truth Social üzerinden açıklama yapan Trump, ekibinin çözüm konusunda “muazzam bir ilerleme kaydettiğini” duyurdu.
Trump ayrıca Driscoll’ün önümüzdeki günlerde Ukrayna tarafıyla yeniden görüşeceğini, Witkoff’un ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geleceğini belirtti.
Avrupalı diplomatlara toplantıda küfür etmiş
Financial Times, Driscoll’ün müzakere tarzını “sert” olarak nitelendiriyor. İddiaya göre Driscoll, Avrupalı diplomatlarla yaptığı bir toplantıda küfürlü ifadeler kullandı ve ABD yönetiminin barışın bir an önce sağlanmasını istediğini keskin bir dille vurguladı.
Toplantıda “Bu pisliği bitirmemiz lazım” dediği öne sürülen Driscoll’ün üslubu, ismini gizli tutan bir katılımcı tarafından “tiksinti verici” olarak tanımlandı.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi7 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Asya7 gün önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik











