Ortadoğu
Veliaht Prens sığınakta: Suudi ordusu hava savunma kriziyle karşı karşıya

Yemen’den gelen hava saldırıları karşısında önleyici füze stokları tükenen Suudi Arabistan, sarayları ve enerji tesislerini korumak için hava savunma bataryalarının yerini değiştiriyor. Wall Street Journal’ın haberine göre havalimanları ve boru hatları isabet alan Riyad yönetiminde Maliye Bakanlığı, savaş harcamaları nedeniyle ülke ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,6 daralacağını öngörüyor.
Suudi Arabistan yönetimi, Ensarullah öncülüğündeki Yemen Silahlı Kuvvetlerinin artan hava harekatları karşısında savunma kalkanını ayakta tutmakta zorlanıyor.
Suudi yetkililer, gelen füze ve insansız hava araçlarını engellemek için kullanılan önleyici hava savunma mühimmatı stoklarının tehlikeli biçimde tükendiğini bildirdi.
The Wall Street Journal gazetesinin yayımladığı habere göre, 41 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Selman, güvenlik riskleri nedeniyle sığınaklarla donatılmış ve yoğun koruma altındaki saraylar arasında yer değiştirerek temaslarını sürdürüyor.
Veliaht Prens’in güvenlik protokolleri hakkında bilgi veren yetkililer, Muhammed bin Selman’ın özel eğitimli bir muhafız ekibi tarafından korunduğunu aktardı.
Suudi Veliaht Prens, son olarak salı günü ulusal kan bağışı kampanyasına bizzat katılarak kan verdiği sırada kamuoyu önüne çıktı.
Riyad savunma bataryalarının yerini değiştiriyor
Suudi savunma planlamasını yakından izleyen kaynaklar, Riyad yönetiminin geniş coğrafi sınırlarının tamamına aynı anda hava koruması sağlayamadığını ifade etti.
Yetkililer, eldeki sınırlı sayıdaki hava savunma bataryasını kraliyet sarayları ile kritik enerji altyapı tesisleri arasında kaydırarak konuşlandırdıklarını kaydetti.
Yemen’de Ensarullah denetimindeki bölgelerden en az 500 mil (yaklaşık 800 kilometre) mesafede yer alan başkent Riyad’a yönelik saldırılar, kent merkezinin kimi bölgelerinde çatışma koşullarının yaşanmasına yol açtı.
Başkentin farklı mahallelerinde peş peşe yankılanan patlama sesleri üzerine kent sakinleri binaların sığınaklarına indi.
Hafta içinde havada önlenen balistik bir füzenin şarapnel ve enkaz parçaları, başkentteki bir anaokuluna ve sağlık kompleksine zarar verdi.
Gelişmelerin ardından finans merkezindeki şirket çalışanlarına, bölgedeki bazı uluslararası okullarda eğitim gören öğrencilere ve diplomatik misyon personeline tahliye veya güvenli alanlara sığınma çağrısı yapıldı.
Havalimanı saldırılarında en az 12 kişi öldü
Hafta sonu düzenlenen saldırılarda en az bir füze, başkentin ana giriş kapısı sayılan Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na isabet etti.
Doğrudan terminalleri hedef alan patlamalarda en az 12 kişi yaşamını yitirdi, çoğu ağır durumda olan yüzlerce kişi yaralandı.
Havalimanının iki terminalinde ciddi hasar meydana gelirken çatıların bir kısmı çöktü.
Yetkililer, pazar günü uçuşlara kapatılan havalimanına yönelik hava saldırılarının sürdüğünü, 4 numaralı terminale isabet eden bir mühimmatın yeni yaralanmalara ve yangına sebebiyet verdiğini bildirdi.
Ensarullah askeri sözcülüğü ise pazar günü yaptığı açıklamayı yineleyerek, Suudi Arabistan’daki tüm havalimanlarının kendileri açısından meşru hedef sahası içinde yer aldığını duyurdu.
“Asimetrik çatışma riski büyüyor”
Suudi yetkililer, geride kalan yaz aylarında uluslararası basına verdikleri mülakatlarda Yemen sınırındaki güvenlik durumunun bütünüyle kontrol altında olduğunu ileri sürüyordu.
Buna karşılık Suudi Arabistan’ın askeri adımlarına doğrudan karşılık verdiklerini duyuran Yemen Silahlı Kuvvetleri; sivil havalimanlarının yanı sıra Suudi Arabistan’ın ana Doğu-Batı petrol boru hattını ve dev rafineri tesislerini vurdu.
Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü Körfez araştırmacısı Kristian Coates Ulrichsen, Suudi liderliğinin elindeki seçeneklerin son derece daraldığını belirtti.
Ulrichsen, “Riyad’ın atacağı her türlü askeri misilleme adımı, Ensarullah’ın hem sembolik hem de fiziki ağır zararlar verme kapasitesine sahip olduğu asimetrik bir çatışma döngüsünün içine çekilme riskini artırıyor” değerlendirmesini yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump ise hafta sonunda yaptığı açıklamada Washington’ın Ensarullah ile temas kanallarını açık tuttuğunu söyledi.
Buna karşın ABD ordusunun Suudi Arabistan’ın yürüttüğü askeri operasyonlara dahil olabileceğini ima eden Trump, cumartesi gecesi yaptığı değerlendirmede Yemen merkezli saldırılar için “Yaptıkları çok kötüydü” ifadesini kullandı.
Bakanlık: “Ekonomi bu yıl yüzde 3,6 daralacak”
Devam eden askeri çatışmalar, Veliaht Prens’in petrole bağımlılığı azaltarak turizm ve seyahat sektörünü kalkınmanın merkezine yerleştirme hedeflerine darbe vuruyor.
Riyad’ın ev sahipliğinde bu ay sonunda toplanması öngörülen uluslararası yatırım zirvesinin düzenlenip düzenlenmeyeceği henüz kesinlik kazanmadı.
Yükselen askeri harcamalar bütçe dengesini sarsarken Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı, ülke ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,6 oranında küçülmesini bekliyor.
Capital Economics verileri de ekonominin petrol dışı üretici sektörlerinde ikinci çeyrekte ilk çeyreğe oranla daralma yaşandığını ortaya koydu.
Ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımlar yılın ilk iki çeyreğinde gerileyerek Veliaht Prens’in Vizyon 2030 hedeflerinde belirlenen düzeylerin hayli altına indi.
Artan savunma ve altyapı onarım maliyetleri, ekonomik çeşitlendirme hamlelerine tahsis edilen kamu kaynaklarını eritme tehlikesi yaratıyor.
Yapay zeka ve teknoloji merkezi kurma hedefleri açısından kritik rol oynayan veri merkezlerinin hava saldırılarında hedef haline gelmesi ise dijital yatırımlara yönelik risk primini yükseltiyor.
Ekonomik baskılar nedeniyle Suudi Arabistan, ocak ayında 2029 Asya Kış Oyunları’nın ev sahipliğinden çekilme kararı almıştı.
Krallık yönetimi, mevcut maliyet tablosu karşısında 2030 Dünya Expo fuarı ile 2034 FIFA Dünya Kupası projelerine finansman yaratma yollarını araştırıyor.
Pakistan ve dünya pazarında hava savunma arayışı
Muhammed bin Selman’ın ABD’ye yönelik 1 trilyon dolarlık dev yatırım taahhüdü ve Donald Trump yönetimiyle kurduğu yakın temaslar, arzu edilen askeri desteği getirmeye yetmedi.
Washington yönetimi, Ensarullah’ın operasyonel baskısını kıracak kapsamlı bir doğrudan askeri müdahaleden kaçınırken sahaya yalnızca askeri danışmanlar göndermekle yetindi.
Suudi askeri kaynaklar, savunma açığını kapatmak isteyen Riyad’ın yakın müttefiki Pakistan’dan acil destek talep ettiğini ve küresel pazarda acil teslimatlı hava savunma sistemleri aradığını dile getirdi.
Suudi yetkililerin ayrıca Yemen sahasında birlikte hareket ettikleri yerel unsurlara destek sağlamak amacıyla yabancı savaşçı temin etme girişiminde oldukları kaydedildi.
Riyad yönetimi bu askeri arayışların eş zamanlı olarak, kontrol edilmesi güçleşen çatışma ortamından çıkış için diplomatik çözüm kanallarını da yokluyor.
Ortadoğu
Trump’ın Barış Kurulu İsrail silah sanayisi ve yerleşimlere uzandı

Telegraph gazetesinin araştırması, Donald Trump’ın Gazze için görevlendirdiği Barış Kurulundaki beş ismin İsrail ordusuna silah üreten şirketler ve Batı Şeria’daki yerleşimlerle ticari bağı olduğunu ortaya koydu. Jared Kushner’ın Körfez sermayesiyle kurduğu şirketin, Gazze’de kullanılan yapay zekalı nişangahları üreten ve ABD’den 150 milyon dolarlık ihale alan Smart Shooter ile bağlantılı Phoenix grubunda hissesi var.
İngiliz The Telegraph gazetesinin yayımladığı araştırma, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki çatışmaları sonlandırmak ve bölgenin yeniden imarını koordine etmek amacıyla kurduğu Barış Kurulundaki çıkar çatışması iddialarını ortaya koydu.
Araştırmaya göre kurul bünyesindeki beş üye, Gazze operasyonlarında kullanılan silahları üreten ve yakın zamanda ABD ordusu ile 150 milyon dolara varan bir sözleşmeye imza atan İsrailli savunma şirketi Smart Shooter ile mali ve kurumsal bağlar taşıyor.
Kurulun önde gelen aktörlerinin yaptığı yatırımların bir ucu da işgal altındaki Batı Şeria bölgesinde yasa dışı yerleşimlerin inşasını finanse eden şirketlere ulaşıyor. Söz konusu mali yatırımların mühim bir bölümü, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait egemen varlık fonlarından aktarılan kaynaklarla gerçekleştirildi.
Gazetenin görüşlerine başvurduğu eleştirmenler, yapıyı “yolsuzlukla beslenen bir oligarşinin reçetesi” olarak tanımlıyor. Eleştirmenler, savaşları sonlandırma ve tahrip olan ülkeleri yeniden imar etme vazifesinin milyarder fon yöneticileri ile gayrimenkul patronları yerine meslekten gelen profesyonel diplomatlara verilmesi gerektiğini savunuyor.
Körfez fonları Jared Kushner’ın şirketine aktı
Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’a ait yatırım firması Affinity Partners, 2021 yılındaki kuruluşundan bu yana 3,5 milyar ila 5 milyar dolar aralığında sermaye taahhüdü sağladı. Sağlanan bu nakit akışının ezici çoğunluğu Körfez yönetimlerinden geliyor.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Barış Kurulunun ana idare organında yer alıyor. Bahse konu üç ülkenin egemen varlık fonları da Kushner’ın yönettiği Affinity Partners şirketine yüksek montanlı yatırım taahhütleri verdi.
Jared Kushner ise ABD’nin özel temsilcisi sıfatını taşıyan gayrimenkul yatırımcısı Steve Witkoff, milyarder finans yöneticisi Marc Rowan ve Kıbrıs kökenli İsrailli gayrimenkul patronu Yakir Gabay ile beraber kurulun iki icra organında da görev üstleniyor.
Kurul bünyesinde çalışan bir kaynak, Kushner’ın yapının merkezindeki yerini şu ifadelerle aktardı:
“Jared bu işin yüzü… En çok gördüğümüz kişi o ve çok yoğun çaba gösteriyor. Başarısız olmuş gibi görünemez.”
Gazze’deki silah sistemlerinden dolaylı kâr sağlandı
Affinity Partners, İsrail’in Tel Aviv kenti merkezli sigorta ve finans şirketi Phoenix Financial kuruluşunun yüzde 7,4 hissesini elinde tutuyor. Phoenix ise doğrudan İsrail ordusuna teknoloji ve teçhizat sağlayan firmalara finansman yönlendiriyor.
Bu kuruluşlardan Smart Shooter, İsrail silahlı kuvvetlerinin son üç senedir Gazze’de kullandığı Smash adlı yapay zekayla çalışan tüfek nişangah sistemini imal ediyor. Firmanın ürün yelpazesi arasında Smash Hopper isimli uzaktan idare edilen robotik makineli tüfek mekanizması ile hava ve kara hedeflerini vurmak amacıyla kullanılan, üzerinde silah monteli Smash Dragon insansız hava aracı yer alıyor.
Smart Shooter, geride kalan eylül ayında ABD ordusuyla 150 milyon dolara kadar çıkabilen bir tedarik anlaşması imzaladı. Resmi sözleşmenin ilan edilmesinin akabinde firmanın hisse değerleri takriben yüzde 20 oranında prim yaptı.
İsrailli şirketin bu yıl mart ayında Tel Aviv borsasında işlem görmeye başladığı dönemde Phoenix, yüzde 17’lik payı ile şirketin en büyük kurumsal hissedarı konumundaydı. Bu ortaklık payının o tarihteki piyasa ederi yaklaşık 64 milyon doları görüyordu. Phoenix şirketinin güncel hisse oranı ise kayıtlarda netlik taşımıyor.
Jared Kushner ile Körfez merkezli yatırım ortaklarının Smart Shooter şirketinde doğrudan bir hisse ortaklığı bulunmuyor. Buna karşın aktörler, Phoenix üzerinden sağlanan kârlılıktan dolaylı biçimde yararlanabilecek bir mali mekanizmanın içinde yer alıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria yerleşimlerine sermaye aktarımı
Phoenix şirketinin tartışmalı mali operasyonları yalnızca askeri sanayiyle sınırlı kalmıyor.
İşgal altındaki Filistin coğrafyasında sermaye akışlarını takip eden sivil toplum kuruluşu Who Profits Araştırma Merkezine göre Phoenix, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim yerlerini genişletmeye dönük projelerin başat finansman kaynakları arasında geliyor.
Merkez, Phoenix ve diğer büyük İsrailli sigorta kuruluşlarının, gerek doğrudan gerek diğer ticari iştirakleri kanalıyla yerleşim inşaatlarını, bu yerleşimlere dönük ulaşım projelerini, işgal altındaki doğal kaynakların sömürülmesini ve İsrail’in askeri-sanayi altyapısını fonladığını bildiriyor.
Who Profits kuruluşunun 18 Nisan 2026 tarihli güncel takip listesine göre Phoenix’in işgal altındaki bölgelerle ilişkili yatırımları aralığında, Birleşmiş Milletler izleme listesine girmiş 11 şirket yer alıyor. Listelenen firmalar arasında büyük İsrailli inşaat, mühendislik, lojistik, telekomünikasyon ve özel güvenlik şirketleri geçiyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin kıdemli politika analisti Hugh Lovatt, Phoenix şirketinin İngiltere hükümetinin yasa dışı yerleşimlerle bağı olan teşekküllere dönük uyguladığı yaptırımlar için “uygun bir aday” teşkil edeceğini dile getirdi.
Katar kaynakları Donald Trump’ın lüks projelerine girdi
Hazırlanan dosya, kurul üyeleri ile Körfez sermayesi arasında kurulan gayrimenkul ve turizm ilişkilerini de detaylandırıyor.
Katar Yatırım Otoritesine bağlı kamu şirketi Qatari Diar, başkent Doha yakınlarındaki Semeyseme mevkisinde inşa edilecek Trump International Golf Club yatırımını finanse ediyor. Lüks nitelikli golf sahası ile korunaklı konut sitesinin temel atma ve inşa faaliyetlerine gelecek senenin başında geçilmesi hedefleniyor. Konutların proje üzerinden satışa çıkarıldığı duyurusu ise İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı.
Telegraph haberinde; ABD Kongresi raporları, kamu denetim birimlerinin çalışmaları ve resmi mali beyanların, hassas diplomatik süreçlerin yürütüldüğü sırada yabancı hükümetlerin ya da devlet ortaklı kuruluşların Trump markalı işletmelerde yüksek harcamalar yaptığını ve lisans sözleşmelerine imza attığını gösteren çok sayıda örneği kayda geçirdiği hatırlatıldı.
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze planlarını yürütecek kurulun ocak ayında Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında kamuoyuna tanıtıldığı toplantıda bölgeye dair şunları söylemişti:
“Özünde bir gayrimenkul insanıyım ve her şey konumla ilgili. ‘Deniz kenarındaki şu konuma bakın. Şu güzel araziye bakın. Bu kadar çok insan için neler olabilir’ dedim.”
Jared Kushner ve kurulun diğer üyeleri, mevcut ticari yatırımlarının yürüttükleri kurul görevleriyle çıkar çatışması oluşturduğu iddialarını reddediyor.
Yeniden inşa hamlesi seçim takvimine bağlandı
Kurul içinden bilgi veren kaynaklar, Gazze Şeridi’nin idaresi ile fiziksel inşası yönünde son altı aylık zaman diliminde kapsamlı bir hazırlık yürütüldüğünü ifade ediyor.
İçeriden aktarılan bilgilere göre Gazze’nin sivil idaresini devralacak yeni ulusal komite sahada göreve başlama seviyesine geldi. Altı ülkenin askeri unsurlarından teşekkül edecek uluslararası istikrar gücünün intikal planlamaları biterken yeni kurulacak polis teşkilatı için ilk personel seçimi de yapıldı.
Buna karşın İsrail’deki genel seçimler ile ABD’deki Kongre ara seçimleri neticelenmeden projede sahaya dönük büyük bir adım atılması öngörülmüyor. Diplomatik kaynaklar, Washington yönetiminin kasım ayı sonrasında bu sürece tekrar ağırlık vereceğini düşünüyor.
Kurulun faaliyetlerini savunan çevreler, karşılıklı ticari çıkarların bölgesel aktörleri barış masasında tutacağını iddia ediyor. Üst düzey bir İsrailli bürokrat bu yaklaşımı, “Bir kez yatırım yaptığınızda artık işin içindesiniz” sözleriyle değerlendirdi.
Öte yandan Gazze’de resmi “ateşkes” ilan edilmesinden bu yana İsrail ordusunun müdahaleleriyle 1.400’ü aşkın Filistinli yaşamını yitirdi. Bölgedeki 2,1 milyonluk toplam sivil nüfusun üçte ikisi halen naylon çadırlarda ve derme çatma barınaklarda hayatta kalmaya çalışıyor.
Telegraph’ın kapsamlı araştırması, Gazze’nin geleceğine yön verecek kurul içindeki girift ticari ilişkileri sorgularken, Körfez liderlerinin yatırımlarının nereye yönlendirildiğinden tam olarak haberdar olup olmadığı ve bölge halklarının bu mali bağları öğrenmesi durumunda nasıl bir reaksiyon vereceği sorularını gündeme taşıyor.
Ortadoğu
Petrol şirketlerinin yöneticileri Riyad’a gidemedi

Riyad’da düzenlenen WPC Enerji Kongresi’nin programından birkaç üst düzey petrol şirketi yöneticisinin adı çıkarıldı.
Suudi yetkililer, başkentte Yemen direnişinin üstlendiği ölümcül saldırılara rağmen etkinliği gerçekleştirmeye devam ediyor.
ExxonMobil, TotalEnergies, Shell, Chevron ve BP’nin genel müdürlerinin hepsinin pazar günü başlayan etkinliğe katılması bekleniyordu.
Fakat konferans organizatörlerinin pazartesi sabahı erken saatlerde yayınladıkları konferans ajandasında isimleri artık yer almıyor.
Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, enerji politikası ve endüstrisi konulu toplantının pazartesi günkü oturumunu açarken şöyle konuştu:
“Riyad’a gelen herkese teşekkür ederim. Bu ülkenin güvenli olduğunu ve sizin güvenliğinizi tüm kalbimizle önemsediğimizi biliyorsunuz… Buradaki toplantımız, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez.”
Prens Abdulaziz, son haftalarda yaşanan olayların ciddi olduğunu ve krallığın tepkisinin de “aynı derecede ciddi” olması gerektiğini belirtti.
Saldırılar, Suudi Arabistan’ın ekonomiyi petrolden uzaklaştırarak çeşitlendirmeyi, toplumu modernize etmeyi ve krallığı bir yatırım ve turizm merkezi haline getirmeyi amaçlayan milyarlarca dolarlık “Vizyon 2030” programına büyük bir darbe vurdu.
Uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapmak, halihazırda gecikmeler ve yeniden düzenlemelerle karşı karşıya olan programın önceliklerinden biri.
Prens Abdulaziz, krallığın önümüzdeki on yıllara odaklanmaya devam etmesi gerektiğini ve Vizyon 2030’un sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
WPC Enerji Kongresi başlangıçta bu yılın Nisan ayında düzenlenecekti ama Şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından ertelendi.
Suudi Arabistan, Ekim 2022’de ev sahibi olarak seçildi. 1933’te ilk kez İngiltere’de düzenlenen bu etkinlik, krallıkta ilk kez gerçekleştiriliyor.
Büyük enerji şirketlerinin üst düzey yöneticileri, WPC Enerji etkinliklerinin vazgeçilmez katılımcıları ve bu hafta küresel petrol ve doğalgaz piyasaları, enerji güvenliği ve enerji dönüşümü konularında sahneye çıkarak konuşma yapmaları planlanmıştı.
Bir BP sözcüsü, şirketin konferansa “katılmak için her türlü çabayı gösterdiğini” belirtti ve “Maalesef, seyahat kısıtlamaları nedeniyle etkinliğe şahsen katılamıyoruz. Bölgedeki uzun soluklu ortaklıklarımıza büyük değer veriyoruz,” dedi.
Shell, TotalEnergies, ExxonMobil ve Chevron ise Reuters’ın yorum talebine yanıt vermedi.
WPC Enerji Kongresi, geçen hafta dört kez saldırıya uğrayan Riyad Uluslararası Havalimanı’ndan yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki bir konferans merkezinde bu hafta düzenleniyor.
Suudi yetkililerin bildirdiğine göre, pazar akşamı havalimanına düzenlenen yeni saldırıda bir kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık bir düzine kişi yaralandı.
Ortadoğu
Volkswagen, Çin’e karşı daha sıkı Alman-Fransız işbirliği istedi

Volkswagen CEO’su, Avrupa’nın rekabet gücünü güçlendirmek için Fransa ve Almanya arasında daha fazla işbirliği çağrısında bulundu.
Oliver Blume ayrıca “Çinli rakiplerin oluşturduğu tehdide” karşı harekete geçmek için henüz geç olmadığını savundu.
Élysée Sarayı ve Şansölyelik, Çinli otomobillerin akını karşısında içten yanmalı motorların kademeli olarak kullanımdan kaldırılmasına ve otomobil üreticilerinin AB içinde araç üretmesini teşvik etmeye yönelik AB önerileri konusunda aylardır müzakereler yürütüyor.
Fakat ilerleme yavaş ve iki ülke, “Made in Europe” ifadesinin gerçekte ne anlama gelmesi gerektiği konusunda hâlâ anlaşamıyor.
Katılımcı otomobil markalarının yaklaşık yüzde 40’ının Çin’den olduğu Paris Otomobil Fuarı öncesinde konuşan Volkswagen CEO’su Oliver Blume,“Önemli konularda birlikte çözümler bulduk. Buna yeniden ihtiyacımız var… Fransa ve Almanya arasında,” dedi.
“Geleceğimiz kesinleşmiş değil,” diyen Blume, Avrupa’nın “Made in Europe” önerileri, daha esnek iklim politikası ve daha düşük enerji maliyetleriyle hâlâ karşı koyabileceğini ekledi.
BYD ve diğer Çinli üreticiler, iç pazarlarındaki ciddi durgunluk döneminde ihracat yoluyla daha yüksek kâr elde etmek amacıyla Avrupa pazarlarına hızla giriş yaptı.
AB’nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara daha yüksek gümrük vergileri uygulamasının ardından, Çinli otomobil üreticileri şarj edilebilir hibrit araç satışlarını hızla artırdı.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre, 2026’nın ilk yarısında Çinli otomobil üreticileri, AB’nin güç aktarma organları pazarında yüzde 25’lik bir pay elde ederken, bu oran 2024’te sadece yüzde 2 idi.
Brüksel ve Pekin, o zamandan beri Çin’in önümüzdeki dört yıl boyunca AB’ye yönelik hibrit otomobil ihracatını, AB’nin şu anda öngördüğü seviyenin yarısına veya daha azına indireceği konusunda anlaşmaya vardı.
Blume, AB-Pekin ticaret görüşmelerindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını belirtti ama şunları ekledi:
“Avrupa, kendi pazarlarında eşit rekabet koşullarını sağlamaya devam etmelidir. Burada satış yapanlar, benzer koşullar altında rekabet etmeli ve Avrupa’da da istihdam ve değer yaratmalıdır.”
Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi, rekabet gücünü artırmayı amaçlayan tarihi bir yeniden yapılandırma sürecine başladı.
Şirket, VW grubu bünyesindeki markalar arasında daha fazla parça ve teknoloji paylaşımı sağlamayı hedefliyor ve 100.000’e varan sayıda işten çıkarma gerçekleştirecek.
Aynı etkinlikte konuşan Fransa Sanayi Bakanı Sébastien Martin, bloğun otomotiv endüstrisinin “Avrupa pazarını vuran Asya rekabeti”yle başa çıkmasına yardımcı olmak için “savunma duvarları” kurmaya yönelik ortak Avrupa çabalarını övdü.
Gelgelelim Martin, blok içindeki üretime fayda sağlayacak her türlü “Made in Europe” önerisinin, üreticilerin de fabrikaları bulunan ticaret müttefikleri veya İngiltere, Türkiye, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri kapsamak yerine, kesinlikle 27 üye devletle sınırlı olarak tanımlanması gerektiği yönündeki Fransa’nın tutumunu da yineledi.
Martin, “Eğer bu, 27 üyeli Avrupa ile dünyanın öbür ucundaki birkaç ülke arasında bir anlaşma olacaksa, Avrupalılar bunu anlamayacaktır,” dedi.
Fransa ve Almanya bu konu üzerinde pazarlıklarını sürdürüyor. Görüşmelere yakın kaynaklar, bir anlaşmaya varılabilmesi için Paris’in, alternatif yakıtlar veya şarj edilebilir hibrit araçlara öncelik vermek amacıyla 2030 ve 2035 yıllarında otomobillere yönelik emisyon kurallarını esnetmeyi kabul etmesinin bir karşılıklı taviz olabileceğini belirtti.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını4 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı









