Bizi Takip Edin

Amerika

Venezuela parlamentosu af yasasını onayladı

Yayınlanma

Venezuela Ulusal Meclisi, 19 Şubat Perşembe günü “Demokratik Bir Arada Yaşama Af Yasası”nı kabul etti.

Vekil Başkan Delcy Rodríguez liderliğindeki hükümet, yasayı derhal yürürlüğe koydu ve bunu “barış ve hoşgörü” yolunda atılmış bir adım olarak sundu.

Yasa, 1999 ile 2026 yılları arasında siyasi şiddet bağlamında işlenen suçlar veya kabahatler için genel af yoluyla siyasi uzlaşmayı teşvik etmeyi amaçlayan mekanizmalar oluşturuyor.

Nihai belge, 2002 yılında dönemin Başkan Hugo Chávez’e karşı düzenlenen darbe, 2014 ve 2017 yıllarında muhalefetin önderliğinde gerçekleştirilen şiddetli “guarimba” sokak protestoları ve Temmuz 2024 başkanlık seçimlerinin ardından yaşanan ayaklanmalar gibi yüksek profilli olayları açıkça listeliyor.

Yasanın 3. maddesinde, “Bu yasa, özgürlük, adalet, eşitlik, […] insan haklarının üstünlüğü ve siyasi çeşitlilik ilkeleri tarafından yönlendirilmektedir,” deniliyor.

Af tasarısının 9. maddesi, affın etik ve anayasal kapsamını tanımlıyor ve Venezuela Anayasasının 29. maddesi uyarınca, ciddi insan hakları ihlallerine, insanlığa karşı suçlara veya savaş suçlarına karışmış olanları açıkça hariç tutuyor.

Yasa, cinayet, yolsuzluk suçları ve uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle yargılanan veya hüküm giymiş olanları da hariç tutuyor. Venezuela halkına ve ülkenin egemenliğine karşı “yabancı eylemleri teşvik etmek, […] finanse etmek veya bunlara katılmak” suçlamasıyla yargılanan veya hüküm giyen kişiler de af kapsamı dışında.

Ulusal Meclis’te düzenlenen basın toplantısında, Meclis Başkanı Jorge Rodríguez, yeni yasanın “geçmişteki hataları önlemek için atılmış bir adım” olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

“Bu yasanın maddelerinde mağdurları tanıdığını ve geçmişteki hatalardan kaçınmak için atılmış bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Anayasasının belirlediği çerçeve içinde yaşayabileceğimiz, çalışabileceğimiz ve siyasi olarak gelişebileceğimiz konusunda güçlü bir mesaj veriyor.”

Perşembe günkü oturumda, Demokratik İttifak’tan muhalefet milletvekili Henry Falcón, affın, “devletin unutmak için sunduğu bir fırsat” olduğunu belirtti.

Vekil, “Daha yüksek bir çıkar karşısında, yani ülkenin kendisi karşısında, geçmişteki farklılıklara takılıp kalamayız,” dedi.

Yirmi gün süren istişareler ve tartışmaların ardından Jorge Rodríguez, 277 milletvekilinin oybirliğiyle onayladığı nihai metni sundu.

Başkan ayrıca, Jorge Arreaza (Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi, PSUV) ve Nora Bracho (Yeni Bir Çağ, UNT) başkanlığındaki Özel İzleme Komisyonu’nun kurulduğunu duyurdu.

Bu komisyon, yasanın uygulanmasını sağlamak ve tahliye taleplerini ele almakla sorumlu.

Perşembe akşamı Miraflores Sarayında düzenlenen özel törende, Başkan Vekili Delcy Rodríguez, yasama organının onayıyla “Demokratik Bir Arada Yaşama Af Yasası”nı resmen kabul etti ve ulusal uzlaşma çağrısında bulundu:

“Bu af yasası, Venezuela’nın yeniden bir araya gelmesi, demokratik ve barışçıl bir şekilde birlikte yaşamayı öğrenmesi ve nefret ve hoşgörüsüzlükten kurtulması için olağanüstü bir kapı açıyor.”

Dikkate alınan istisnalar ile ilgili olarak Rodríguez, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’nun başkanlık ettiği Yargı Devrimi Komisyonundan af kapsamına girmeyen davaları gözden geçirmesini ve ”yaraları sarmak” için önerilerde bulunmasını talep etti.

Yasama organının özel komisyonunun başkanı Jorge Arreaza, televizyonda yayınlanan bir röportajda, ilk 379 af başvurusunun, çoğunluğu Caracas’ta olmak üzere, işleme konulduğunu belirtti.

Arreaza, “Yargıtay ve Başsavcılık, 379 af başvurusu aldı. Bu kişiler önümüzdeki saatlerde serbest bırakılmalı. Bu süreç önümüzdeki günlerde devam edecek,” dedi.

Parlamento lideri Jorge Rodríguez Cumartesi günü, 1.500 davanın daha incelenmekte olduğunu söyledi.

Bu arada, Kültür Bakanı ve Barış ve Demokratik Bir Arada Yaşama Programı Koordinatörü Ernesto Villegas, Telegram kanalında, toprak, konut ve istihdamla ilgili sosyal mücadeleler nedeniyle yasal işlemlerle karşı karşıya kalan aktivistlerin davalarını görüşmek üzere köylü, kiracı ve işçi örgütleriyle bir toplantı yaptığını bildirdi. Bu gruplar, yasanın doğrudan yararlanıcıları arasında açıkça yer almıyordu.

Taban örgütleri, sosyal taleplerinin suç sayılmasını kınadılar ve Ulusal Meclis’in özel komisyonu ile koordineli olarak ilgili makamlara iletilecek somut bilgiler sağladılar.

Villegas’ın ev sahipliği yaptığı toplantıda, kamu sektöründe yolsuzluk suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan kişilerin yakınları da ceza sistemini eleştirdiler ve sevdiklerinin haklarını savundular.

Barış ve Demokratik Bir Arada Yaşama Programı, şikayetleri ilgili makamlara derhal ileteceğini ve düzeltici önlemler alınmasını teşvik edeceğini taahhüt etti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English