Avrupa
Vilnius NATO Zirvesine doğru Ukrayna muamması

11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek kritik NATO Zirvesi öncesinde Ukrayna’nın ittifaka katılımına ve savaş sahasının geleceğine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Ukraynalı liderler, Vilnius’ta ülkenin NATO’ya katılımına ilişkin kesin bir karar alınmasını talep ediyorlar ve aksi durumda ‘boykot’ tehdidini öne sürüyorlar. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle Baltık ve Polonya, Kiev’in NATO üyeliğinin en büyük destekçilerinden. Birleşik Krallık da bu cephede yer alıyor.
Başını ABD ve Almanya’nın çektiği NATO ülkeleri ise, Ukrayna’ya batı ile İsrail arasındaki ilişki türü bir ‘güvenlik garantileri’ vermeyi hedefliyorlar.
Biden: Ukrayna üyeliğe hazır değil
Zirveden önce Avrupa turuna başlayan ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’nın NATO’ya katılmaya henüz hazır olmadığını söyledi ve Rusya ile yaşadığı savaş nedeniyle uluslararası ittifaka üyelik ihtimalini ‘erken’ olarak nitelendirdi.
Biden, CNN’den Fareed Zakaria ile Pazar günü yayınlanan röportajında, “[Ukrayna’nın] NATO üyeliği için hazır olduğunu düşünmüyorum. Şu anda, savaşın ortasında Ukrayna’yı NATO ailesine katıp katmama konusunda NATO’da oybirliği olduğunu sanmıyorum,” ifadelerini kullandı.
Biden, Ukrayna’nın üyelik için gerekli tüm nitelikleri yerine getirmek için ‘hâlâ yapması gereken işler’ olduğunu ekledi ve sürecin ‘biraz zaman alacağı’ konusunda uyardı. Bu arada Kiev’e güvenlik garantileri sağlama taahhüdünü yineleyen Biden, ülkesinin, Ukrayna’nın kendisini savunmak için ihtiyaç duyduğu silahlara sahip olmasını sağlayacağını vurguladı.
Kiev yönetimine misket bombası verme kararı hakkında da konuşan Biden, bunun kendisi açısından ‘çok zor bir karar’ olduğunu öne sürdü. ABD Başkanı, Kiev’in Moskova’ya karşı misket bombalarına ihtiyacı olduğunu savundu.
ABD ve Almanya, sonuç deklarasyonuna müdahale etti
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, Washington ve Berlin, Vilnius Zirvesinin sonuç bildirgesinden Kiev’in NATO üyelik yolunun açıldığına ilişkin yorumların çıkarılmasını istedi.
Pazar günü NATO büyükelçileri arasında yapılan görüşmelerde liderler bildirisi metni üzerinde uzlaşmaya varılamadığını belirten yetkililer, liderlerin bildiriye zirvede son şeklini vermelerinin muhtemel olduğunu ifade ettiler.
Habere göre Kiev’in üyeliği için net bir yol çizilmesini isteyenler, daha azının NATO’nun Ukrayna’nın ittifakın 5. Maddesindeki karşılıklı savunma hükmü uyarınca savaş sonrası korunma taleplerini görmezden geldiği anlamına geleceğini ve Rusya’nın hedeflerinden biri olan ülkenin ittifaka girişini engelleme amacına ulaşmasına yardımcı olacağını savunuyor.
Almanya ve ABD’nin başını çektiği ‘muhalifler’ ise, NATO’nun Ukrayna’nın yönetim, askeri standartlar ve silahlar konusunda katı standartları karşılamadan üyeliğe giden kaçınılmaz bir yolda olduğu izlenimi veren herhangi bir şeyi kabul edemeyeceğini ve ittifakın savaşın nasıl ya da ne zaman biteceğini bilmeden herhangi bir taahhütte bulunamayacağını ileri sürüyor.
Pazar günü gazetecilere bir açıklama yapan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “NATO bildirisi üzerinde, Ukrayna’nın NATO’ya üyelik isteğiyle ilgili dil üzerinde çalışılıyor. Vilnius’a doğru ilerlerken müttefiklerin bu konuda fikir birliğine vardığını göreceğimizi ve diğer hususların yanı sıra bu reformlar üzerinde çalışmaya devam etmek için bir süreçten bahsedileceğini düşünüyorum,” dedi.
Resmi yola karşı çıkan ülkeler, en acil meselenin Ukrayna’nın savaşı kaybetmemesini sağlamak olduğunu söylüyor. Taahhütlerinin kanıtı olarak da Kiev’e sağlanan eşi benzeri görülmemiş düzeydeki askeri ve mali desteğe işaret ediyorlar.
ABD ve Almanya’dan üyeliğe engel
Alman Şansölyesi Olaf Scholz da geçen ay yaptığı açıklamada Ukrayna’nın NATO’ya hızlı bir şekilde üye yapılmasına karşı çıktığını, şu anda yapılması gerekenin savaş kapasitesinin artırılması olduğunu söylemişti.
NATO’dan bir kaynak, Berlin’in bu hafta Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak yıllık NATO zirvesini, Ukrayna’nın üyeliğe kabul edilmemesi halinde kendisini savunmasına yardımcı olmak için diğer ülkeleri üyelik önerileri yerine güvenlik güvencelerine odaklanmaya teşvik etmek için kullanacağını söyledi.
The Telegraph‘a konuşan bir kaynak, “Berlin hemen üyelik teklifine soğuk bakıyor. Esasen üyeliği engelleyecek garantiler geliştirmek için bir süreç ve zaman istiyor. Berlin, Vladimir Putin’in 5. Maddeyi test etmesini istemiyor,” dedi.
Bild gazetesinin Pazartesi günü üst düzey bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, deABD ve Almanya Ukrayna’nın NATO’ya katılma talebini engelliyor.
Kaynağa göre iki ülke, Ukrayna’nın NATO’ya üye olmak için resmi bir talepte bulunmasını engellemek amacıyla ittifakın diğer üyelerine de kendilerine katılmaları için baskı yapıyor.
Ukrayna’ya ‘güvenlik garantileri’ ve özel ilişki önerisi
İttifak, Vilnius Zirvesi ile birlikte NATO-Ukrayna ilişkilerini bir konsey formatına yükseltecek ve Kiev’in kriz toplantıları düzenlemesine izin verecek. Diplomatlar bunun iki taraf arasındaki işbirliğinin kapsamını derinleştireceğini söylüyor. Konsey aynı zamanda katılım sürecini düzenli olarak izleyebilecek bir organ olarak da işlev görebilecek.
İttifakın 31 üyesi ayrıca Ukrayna’nın üyeliğine ilişkin siyasi bir karar alındıktan sonra resmi bir Üyelik Eylem Planı’na (MAP) duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmayı da geçici olarak kabul etti. MAP, eski Varşova Paktı üyelerinin katılıma hazır olmalarını sağlamak üzere tasarlanmış bürokratik bir süreçti.
FT’ye konuşan iki diplomat, bunun yerine Ukrayna’nın yolsuzlukla mücadele reformları, silahların birlikte çalışabilirliği ve istihbarat paylaşımının korunması gibi idari konularda standartları karşılamasını sağlamaya yönelik adımlar atılacağını söyledi.
İttifakın doğudaki sekiz üyesinin önerisi, NATO dışişleri bakanlarını Kasım ayında Ukrayna’daki ilerlemeyi yeniden değerlendirmekle yükümlü kılacak.
Öte yandan POLITICO’dan yer alan iddiaya bakılırsa, batılı müttefiklerden oluşan küçük bir grup, NATO Zirvesi öncesinde Ukrayna için bir güvenlik taahhüdü deklarasyonuna son şeklini vermek üzere ‘ileri düzeyde’ müzakereler yürütüyor.
ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya haftalardır Kiev’le bu konuyu görüşüyor ve NATO, AB ve G7’deki diğer müttefikleriyle de temasta. Amaç, ayrıntıları ülkeden ülkeye değişse de Ukrayna’ya süreklileşmiş askeri yardımda bulunmak isteyen tüm ülkeler için bir ‘şemsiye’ oluşturmak.
Planlar hakkında bilgi sahibi bir NATO diplomatına göre ABD Başkanı Joe Biden Pazartesi günü Londra’da Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak ile bir araya gelecek ve iki liderin kurmayları bu konu üzerindeki detaylara odaklanacak.
Girişimdeki amaç, özellikle Kiev’in bu haftaki zirvede NATO üyeliği konusunda istediği kesin taahhüdü alamayacağı düşünüldüğünde, Ukrayna için daha kalıcı bir birlik sinyali sunmak.
NATO’dan üst düzey bir diplomat, “Bu, Ukrayna’ya yönelik olarak, uzun bir süre boyunca silahlı kuvvetlerini donatacağımıza, finanse edeceğimize, onlara danışmanlık yapacağımıza ve gelecekteki herhangi bir saldırıya karşı caydırıcı bir güce sahip olmaları için onları eğiteceğimize dair bir garantidir,” dedi.
Fakat diplomata göre, taahhüdün ne olacağına Ukrayna ile iki taraflı müzakerelere girecek ülkelere bağlı olacak.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, NATO’nun zirvede Ukrayna’nın savunmasını modernize etmeye yardımcı olacak planlar üzerinde anlaşmaya varacağını söyledi. Stoltenberg planın ‘Ukrayna silahlı kuvvetleri ile NATO arasında tam bir birlikte çalışabilirlik sağlamak için çok yıllı bir yardım programı’ içereceğini de söyledi.
‘İsrail modeli’ önerisi
Bazı yetkililer, batılı ülkelerin Ukrayna’ya vermek istediği güvenlik taahhütlerini, Washington’un Tel Aviv’e sağladığı açık askeri desteğe benzer bir ‘İsrail modeli’ olarak sunuyor.
ABD İsrail’in Ortadoğu’da ‘niteliksel askeri üstünlüğe’ sahip olmasını sağlamayı taahhüt ediyor ve her 10 yılda bir mutabakat zaptı imzalıyor. Yetkililer Ukrayna’nın da benzer bir şey yapabileceğini ve ülkenin savunmasını uygun bir zemine oturtabileceğini düşünüyorlar. Öte yandan Ukrayna’nın bölgede niteliksel olarak Rusya’dan daha üstün bir askeri niteliğe sahip olabilmesi ise mümkün görünmüyor.
Zelenski’den çağrı: Ukrayna’yı şimdi NATO’ya davet edin
Öte yandan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise, Çarşamba akşamı CNN’de yayınlanan bir röportajında Biden’a Ukrayna’yı ‘şimdi’ örgüte davet etmesi çağrısında bulundu.
Zelenski daha önce, NATO’nun 2008 yılında yaptığı ve Ukrayna’nın ‘üye olacağını’ söylemekle yetindiği açıklamadan somut bir ilerleme kaydedilmemesi halinde zirveye katılmayacağı tehdidinde bulunmuştu.
Ukraynalı lider Pazar günü ABC’ye verdiği demeçte, “Tüm mesele uygun ifadeyi bulmak ve Ukrayna’yı davet etmek için siyasi irade,” dedi.
Öte yandan Ukrayna’nın, NATO üyeliği konusunda ‘karamsar’ olduğu belirtiliyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba Cumartesi günü yaptığı açıklamada, eksik olanın, ülkenin NATO üyeliğine giden yolu ‘Ukrayna’nın katılım daveti konusunda netlik’ ile daha da hızlandıracak bir karar olduğunu söyledi. Kuleba, Vilnius zirvesinin bunu sağlamak için ‘eşsiz bir an’ olacağını öne sürdü.
FT’ye konuşan Ukraynalı bir savunma bakanlığı danışmanı, “Üyelik masada değil ve gündemi değiştirmek için artık çok geç,” dedi. “Türkiye ve Macaristan İsveç’in ittifaka katılmasına bile karşı çıktı,” diyen danışman, bu durumda Ukrayna konusunda bir şey elde etmenin mümkün olmadığını düşünüyor.
Doğu Avrupalılar aceleci
Ukrayna’nın NATO üyeliğinin acilen yerine getirilmesini Ukrayna’dan daha fazla isteyenler, ittifakın doğu kanadı mensupları.
Örneğin Polonya gibi ‘Rusya şahinleri’, Ukrayna’nın NATO’ya üyelik önkoşullardan bazılarını zaten yerine getirdiğini söylüyor. Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, “Polonya olarak Ukrayna’nın NATO’ya kurumsal düzeyde yakınlaşmasını istediğimiz konusunda çok netiz. [Önkoşullar] yerine getirildiğinde, Ukrayna’yı NATO’ya nispeten hızlı bir şekilde dahil etmeyi düşünebiliriz,” dedi.
Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna ise, “Rusya’nın komşu ülkeleri için en tehlikeli yer NATO’nun bekleme odasında oturmaktır. Biz de 15 yıl önce Gürcistan ve Ukrayna ile tam olarak bunu yaptık,” ifadelerini kullandı. Tsahkna, Ukrayna’nın üyelik sürecini başlatmak gerektiğini de sözlerine ekledi.
Ukrayna, eski ABD’li yetkililerin Ruslarla görüşmesine kızgın
Ukrayna Cuma günü, bazı eski ABD hükümet yetkililerinin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve diğer Rus yöneticilerle görüşme istekliliğinden duyduğu endişeyi dile getirerek, bu tür görüşmelerin Washington’un Kiev’e verdiği desteği aşındırıp aşındırmadığını sorguladı.
NBC News Perşembe günü eski üst düzey ABD ulusal güvenlik yetkililerinin, aralarında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da bulunduğu önde gelen Ruslarla gizli görüşmeler yaptığını ileri sürdü. Haberde, Biden yönetiminin Ukrayna savaşını sona erdirmek için gelecekteki diplomasinin önünü açmayı amaçlayan görüşmelerden haberdar olduğu ancak yönlendirmediği iddia edildi.
Habere yanıt veren Ukraynalı bir yetkili, Kiev’in ‘gizli toplantıya ilişkin yayın ve yorumları yakından izlediğini’ ve ‘ABD ve Rus vatandaşları arasında dünyanın başka yerlerinde de benzer arka oda istişareleri yapıldığına’ dair haberleri takip ettiğini söyledi.
Ukrayna hükümeti adına bir açıklama yapan yetkili, “Bu malzemelerin Vilnius zirvesi arifesinde medyada yer almasının zamanlaması göz önüne alındığında, Washington’un Kiev’in NATO’ya davet edilmesine ilişkin sert tutumunun bu arka oda istişareleriyle bir şekilde bağlantılı olup olmadığı sorusu ortaya çıkıyor,” dedi.
Türkiye, Ukrayna’ya yardımı artırıyor mu?
Zelenski’nin Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi, savaş sahasında ve NATO zirvesi öncesinde önemli sonuçlara gebe olabilir.
Erdoğan, Zelenski ile yaptığı basın toplantısında Ukrayna’nın NATO üyeliğini ‘hak ettiğini’ söylerken, Türkiye’de bulunan neo-Nazi Azov Taburu liderlerinin Ukrayna’ya gönderilmesi Rusya tarafından tepkiyle karşılandı.
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Oleksiy Hromov da geçen hafta Ukrinform haber ajansına verdiği mülakatta, Ukrayna’nın Türk yapımı Fırtına obüslerini teslim almasını beklediğini söyledi. Hromov, “Fırtına gibi Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından henüz kullanılmayan yeni sistemlerin gelmesi bekleniyor,” dedi.
T-155 Fırtına, aslen Güney Kore tarafından geliştirilen K9 Thunder 155 mm kundağı motorlu obüsün Türk versiyonu. Kromov, beklenen obüslerin Fırtına veya Fırtına Next-G varyantı olup olmadığını söylemedi. T-155 Fırtına Next-G olarak adlandırılan bu yeni versiyon, bir önceki versiyona göre hareket kabiliyeti, ateş gücü ve daha yüksek koruma seviyesi sunuyor.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor









